[Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1003
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

[Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by GM - Naruto » February 16th, 2019, 1:38 am



Yağmur Ülkesi, Kaçak Sagi Riaru’ya Karşı Düzenlenen Sınır Ötesi Operasyonun 2. Günü

Yağmur Ülkesi’nde gökyüzünü kaplayan yoğun ve kara bulutların arasından süzülmeyi başarabilen güneş ışıkları size yeni bir günün başladığını işaret ederken, ufak ufak hazırlıklarınıza başlıyorsunuz. Operasyona başladığınız andan beri aralıksız yağan yağmur zemini tamamen balçığa çevirmiş durumda. İlk gün Riaru’nun öncü ekipleriyle girilen birkaç ufak çaplı çatışma ve stratejik noktalara yerleşme temeli üzerinden yürüdüğü için savaşın asıl yükünü henüz hissetmiş değilsiniz omuzlarınızda. Lakin aldığınız duyumlara göre ilerleyişinizi durdurmak için gönderilen büyükçe bir ordu sizi karşılamak üzere birkaç kilometre ilerinize konuşlandırılmış durumda. Bölük komutanları tarafından size çizilen rotada Riaru ve ordusu için kritik sayılabilecek noktaları ele geçirmek olduğundan sınırlardan içeri katetmeniz gerekmekte.

Yara almadınız. Özellikle ilk gün elde edilen başarılı sonuçlar dolayısıyla shinobilere sinmiş zafer duygusunu görebiliyorsunuz. Ancak fazlasıyla yorgunsunuz. Zira uykunuzu vardiyalara bölüyor, tüm enerjinizi Gyaku’yu takip etmek için harcıyorsunuz. Aisu ve Mitsuo'da saldırı ekiplerinin öncüsü olsa da, tüm emirler Gyaku'nun süzgecinden geçiyor. Bu sebeple Gyaku bir saat aralığında farklı bir bölükte emirler sıralarken, bir saat sonrasında tam tersi noktada bulunmak zorunda kalıyor. Yeri geliyor takip ediyor, yeri geliyor bilgi taşıyorsunuz. Gyaku yerinde durmadığı sürece dinlenmiyorsunuz, Gyaku da hiç duracakmış gibi durmuyor. Özellikle gece yaşanan birkaç baskın, uykunuzu hepten hiç ediyor.

Sabah vakitleri. Riaru’nun kuvvetlerinin hedefe ve yolunuzun üzerine konuşlandıkları bilgisi tam olarak teyit ediliyor. Gözcü shinobiler bu bilgi sonrasında nefes dahi almadan işlerine odaklanıyor. Hazırlanma emri gelmemesine rağmen herkesin tetikte, hazır bir şekilde beklediğini farkediyorsunuz. İnsanlar adeta dinlenmek istemiyor.

Riaru'nun kuvvetleri hakkında kulağınıza bilgiler ulaşırken, yerleştiğiniz bölgenin sağ taraflarında ardı ardına üç patlama sesi işitiyorsunuz. Ek bir emir almadığınız için tek bir kişi dahi kıpırdamıyor yerinden. Dakikalar sonra, Aisu'nun sorumlu olduğu bölüğe gerçekleşen intihar saldırısı haberini alıyorsunuz. Gyaku kağıt üzerinde son denetlemelerini yapıyor ve haberciler aracılığı ile herkese hazırlanmasını, tam olarak yarım saat sonra harekete geçeceğinizi belirtiyor.
Off Topic
GM'iniz bendeniz Zasetsu, her türlü soru ve sorununuzda ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler dilerim.

RP'lerinizde "Yılanbalığı" konusunun son GM mesajını irdelemeyi unutmayın.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Sayama Kumo
Posts: 26
Joined: January 13th, 2019, 9:48 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Sayama Kumo » February 16th, 2019, 7:06 pm

Hızlı atan bir kalp ve kısılmış ses telleri.. Ortamın kalabalığı ve bana gelen motivasyon ile birlikte ne yaptığımı bilmiyordum. Sanki burada olan ben değilmişim gibiydi. Herkesin fikirlerini söylemekten çekinmediği bu ortamda bende görüşümü ve içimdekilerimi böyle yansıtmıştım, ne var ki? Bu kadar milliyetçi miydim ben? Hayır bu milliyetçilik falan değildi. Bu bizi korumaya çalışan asil adamların fütursuzca katledilmesine karşılık oluşan mahçupluktu. Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Beni böyle birisinin görmesini istemezdim. Benim gibi öfkesini ve kinini dışarı vuran insanlar da vardı. Aksine olmayan da vardı ama mutluydum. Benimle aynı görüşte olan insanlar ile aynı ortamda olmak mutluluk veriyordu bana.

Gürültü azalmaya başladığında az önceki ortamın ne kadar gürültülü olduğunu farketmiştim. Kulaklarımın sızlamasıyla birlikte gözlerim Gyaku-san’ı izliyordu. Keskin bir işaretle durulmuştu herkes. Susumun’un yanına oturduğumda sessizlik çökmüştü mekana. Kendimi sakinleştirerek Gyaku-san’ı dinlemeye başladım. Doğru diyordu güzel diyordu fakat bu hırsımı gömme işini şimdi anlayabilirdim. Lakin savaş esnasında beni ele geçirirse? Zaten çelimsiz bir şeyiyim, umarım böyle bir şey yaşanmaz diye düşündüm içimden. Gyaku-san hakkında bir şeyler duymuştum ama bu kadar etkileyici konuşmasını beklemiyordum. İnsanın kanına giriyordu resmen! Söyledikleri mantıklı ve klasik denilecek bir plandı. Sonuçta savunmakta önemliydi. Fakat savunma yıkılıp iç hatlara girilirse ve eğer olurda ailem ölürse? Üzülür müydüm? Neler hissederdim bilmiyorum. Umarım hissetmek zorunda kalmam diye düşündüm. Gyaku-san haritada belirli yerlerde yuvarlaklar çizerek isimlerimizi sayıyordu. Bilmiyorum ama benimkini de saymasını çok istemiştim. Tanıdığım birçok yaşıtımın adı geçmişti. Giderek umutsuzluğa kapanıp yaşıtlarımın arasında tekrar dışlanmak istemiyordum. Daha da kötüye giden ümidim ismimin sayılmasıyla durdu. Ardından büyük bir hareketlenme başladı dışarıya doğru. Odada ismi sayılan bizler ve Gyaku-san kalmıştı. En azından tanıdık olmaları beni sevindirmişti. Acaba kaç tanesi beni tanıyordu? Bilmem, illa ki tanıyacaklar! Bu saldırı ister bahane olsun ister olmasın. Sokaklarda ismim söylenip yad edililecektim. Kusagakure’nin kahramanı..

Şükür ki sandalyesine oturduğunda içimde kuduran merakım durulma fırsatı bulmuştu. Acaba neden burda tutulduk? Diye düşünürken girdi söze Gyaku-san. Mantıken toplu bir muharebe çatışması beklemiyordum. Biz chuuninler olarak bölük bölük girmek en mantıklısı olacaktı. Anladığım şey biz hedef gibi görünmesede köyün hedefi olan şeyleri yapacaktık. Fakat bu durum içimde bir burkulma olmasına neden oldu. Sonuçta ölen shinobiler gibi diğer shinobiler tekrar ölebilirlerdi ve bu savaş alanında gayet mümkün bir şeydi. Ölmeleri bizim uğrumuza olacaktı. Bu demek oluyordu ki başaramama gibi bir şansımız yoktu!

Dürüst olmak gerekirse-bu benim en sevmediğim söz-Gyaku-san’ın beni yanına alacağını ve ilk sayılan isimlerin arasında benimkinin olacağını düşünmemiştim. Takım arkadaşlarımla tanışmamızdan bu yana kocamaaaaan bir süre geçmişti. Lakin az buçuk hatırlıyordum kim olduklarını. Onlara güvenebileceğimden şüpheli olsamda Gyaku-san’a güvenirdim. Fakat bu önemli bir mesele olduğundan onlara güvenmem şartdı.

Ölüme en yakın yer.. Böyle söylemişti Gyaku-san. Kusagakure için aman aman şeyler yapmamıştım. Acaba canımı ortaya koysam gerçekten de severler miydi beni? Tanınır mıydım her yerde? Bu durum kafamı karıştırıp içime azıcık da olsa korku salsada şuan asıl önemli olan şey kararlı ve istikrarlı olacak ruhumdu. Kendimi buna hazırlamalıydım. Kendimi toparlayıp, kafamı hafif öne eğerek onay verdim Gyaku-san’a. Birkaç kişinin daha görevleri okunup isimleri sayındıktan sonra karşımızda dikilmişti Gyaku-san. Tabii ki alacaktım intikamımızı! Ben sefil hayat yaşarken artık onların öyle bir hayatı bile yoktu. Kim bilir aileleri nasıl acılar çekiyordu. Napalım? Dayanamadım yine bağırdım. Kısılan sesim eminim bana çok darılmıştır! Ardından Sakuma-chan ve Teki-kun’a kafamı selam verircesine sallayıp hazırlanmaya koyuldum.

‘’Yaşam mı ölümün izdüşümü, ölüm mü yaşamın sorusunu binlerce kez sorgulatan ikilidir ve ayrılmaları ne yazık ki şu ana dek pek mümkün olmamıştır.
Ölüm o kadar yaşamın içindedir ki farkına bile varmayız yaklaştığının.. Ve yaşam o kadar ölümün içindedir ki geldiğinde anlaşılır değeri hayatın.’’Demişti okuduğum bir yazar. Ölüm kapıya dayanmış mıydı? Bazen de ölmek gerekir yaşamak için. Bakalım ben ne tür bir ölüme yakalanacağım,
diye düşündüm.


*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*



Doğanın bize yaptığı festival harikaydı! Yağan yağmurlar sayesinde stresli geçen saatlerimi daha stresli hale getirmişti. Gerçi böyle kararmış ve huzursuz mekanları severdim. Fakat olduğum durumda pek sevdiğm söylenemezdi. Karartı demişken kafamı yukarı çevirip bulutların karmaşık yapısına kapılmıştım. Aradan sızan Güneş ışıkları az olsada ümit aşılıyordu bana. Sanki bu durum hayatımın özeti gibiydi. Bulutlar karşıma çıkan zorluklar ise, arkada kapana kısılmış Güneş tam olarak bendim! Lakin operasyon esnasında 2. Güne gelip herhangi bir zorlukla karşılaşmamıştık. Birkaç adam pataklamış olsakta sadece elimi kunaimde tutup gardımı almıştım. Sanırım biraz korkmuştum, neyse! İçimdeki heyecanı ve korkuyu tam olarak atamamış olarak adımlarımı bataklık vari zeminde temkinli atıyordum. Bunları düşünürken vücudum ruhumla aynı düşüncede değildi. Bu kadar stresi ve eylemi kaldıramamış, yorgunluğa yenik düşmüştü.

Sanırım büyük bir çarpışmaya girecektik. Gyaku-san’ın deyimiyle, ölüme.. Lakin burda kritik hamleler yapıp önemli bir avantaj kazanmamız bize bağlıydı. Aslında böyle bir görevde çok önemli rol oynuyorduk. Gyaku-san’ın önderliğinde içim güvenle dolsada, diğer ihtimalleri düşündüğümde bir o kadar da içim ürperiyordu. Sonuçta şu Riaru denen herif epey güçlü olmalı ki S-Rank rütbesine kadar yükselmişti. Acaba Gyaku-san onunla kapışabilir miydi? Veya yenebilir miydik? Bunu unmaktan başka çarem yoktu. Benim bunların düşünmemin aksine diğer shinobiler bu durumdan keyifliydi. Çıktıkları muharebeden-ne kadar muharebe denilebilirse-zafer aldıkları için motivasyonları tamdı. Bu iyi bir şey tabii ki.

Sanırım çalışmak ben ve takım arkadaşlarıma farz olmuştu. Özellikle Gyaku-san’a. Yorgunluktan bir hal olmuş vücudum artık kendini yere bırakacaktı. Uyku desen yok, dinlenme desen yok. Fakat onları anlayabiliyordum. Böyle söylenmenin ne yeri ne zamanıydı. Bizler çalışmayacakta kimler çalışacak? Bir o yana bir bu yana koşmaktan mekan algımı kaybedicektim nerdeyse! Ama bir kahraman bunları da yapar değil mi? Zaten gece yaşanan baskın, havanın stresine ve ciddiyetine ek bir porsiyon olarak gelmişti. Tetikde durmak ve gözleri dört açmanın önemini hatırlatmıştı bana!

Uykusuz olmaya alışık olan bedenim bu uyksuzuluğa dayanabilirdi. Öyle ki gelmeden önce rahat bir uyku çekmiştim. Gergin olan bu ortamda aynı zamanda herkes bir şeylerin olacağından haber bir şekilde tetikte duruyordu. Yolumuzun üzerinde olan düşman kuvvetlerinin varlığından haberdar olan shinobiler ise artık göz kırpmıyorlardı. Bu gerginliği, heyecanı ve korkuyu içime atarak bizim grubun yanına gidip ve onlarında içinde oluşabilecek gerginliği azaltma umuduyla konuşmaya başladım. Otuziki diş gülümseyerek,’’Ben Kumo, biliyorsunuz zaten.’’ Sakuma-chan’a dönüp, ‘’İsimlerimiz ne kadar benziyor Saku—.‘’

Sözümü bölen şey 3 zamanlı gerçekleşmişti. İlk başta anlam veremesemde bunun bir patlama olduğunu diğer shinobilerin yüzünden anlamıştım. Gerginliği yatıştırmak isterken düştüğümüz hale bak. Bu da doğanın bir emri galiba bana. Emir gelmemesiyle birlikte çenemi kapayıp, yanlarına oturdum. Normalde olsa kendimi övüp övüp dururdum ama bulunduğum durum müsade etmiyordu. Ya da hayat bana yalnız kalmaya hükümlüsün mesajı falan vermeye çalışıyordu.

Az önceki olaydan sonra çırpınan kalbim daha fazla atmaya başlıyordu. Delinin biri kendini patlattığı haberini almıştık. Karşı tarafın ne kadar istekli olduğu buradan bile belliydi. Ardından beklediğim olay gerçekleşti. Sanırım Gyaku-san’ın sabrı buraya kadardı. Kalbim ağzımdan gelirken sessizliğimi koruyup hazırlanmaya başlayacaktım.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Sayama Kumo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 20.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Ele Güne Karşı Yapayalnız
Kumo dünyaya adaletli geldiğini düşünmüyordu. Herkes zenginlik içinde yaşayıp huzur içinde boğuluyorsa, o neden böyle sürünüyordu? Akademide tek yapabildiği şey insanlara espiri yapmak, kandırmak ve iyi geçinmeye çalışmak. Belki tanınırım diyerek yapıyordu bunu. Fakat artık buna gerek duymak istemiyordu. Tek istediği şey muhteşem bir shinobi olup namını herkes duyması. İşte o zaman belki o ablasının ve akademideki arkadaşlarının yüzünü kara çıkarırdı.
Kumo 2 şey istiyordu;
Şöhret ve para, bu ikisininde saygıdeğer bir shinobi olmaktan geçtiğini biliyordu.

Komplikasyon

Hayatın İntikamı
-Yalan söylemekten artık yalan, hayatının içinde olmuştu Kumo'nun. Bazı zamanlar genellikle stresliyken, gerginken veya sorgulanırken refleks olarak yalan söyleyebilir, ağzından çat diye
çıkıverir. Kontrol edemez.
-Kumo sarhoş olduğu bir ortamda yine refleks olarak söylediği bir yalanı itiraf edebilir.

Özellikler
-


Profil

Güç: 1
Çeviklik: 1
Kondisyon: 3
Potansiyel: 8
Varlık: 8
Zeka: 10

Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 3
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1

Ninjutsu

Shunshin-Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Otonaku Ashi no Jutsu-Ninpou
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, ayaklarının çıkardığı tüm sesi keser. Böylece, kullanıcının ayak sesleri yokolmuş olur. Bu, gizlice bir yerlere sızmada kullanıcıya yardım eder ve rakiplerine farkedilmeden yaklaşabilmelerini sağlar. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Dendou no Jutsu-Raiton
Kullanıcı aniden vücudunda bir elektrik akımı dolaştırır. Bu akım, ona dokunan herkesi çarpar, ancak hasar vermez. Genelde kişilerin kullanıcı üzerindeki fiziksel kontağını kesmek için kullanılır. El mührü gerektirmez ve anidir. Kullanıcı isterse tekrar tekrar tekniği aktif edebilir.

Ikazuchi no Kiba-Raiton
Kullanıcı bir elini göğe kaldırır ve bir noktayı hedef alır. Ardından, aniden elinden çıkan bir elektrik akımı gökyüzüne fırlar, ardından kullanıcının hedeflediği noktaya düşer. Eğer bir kişiye isabet ederse, isabet alan kişi hasar görür ve az da olsa uyuşur. Teknik hızlı gerçekleşir ve 15 metreye kadar etkilidir.

Taijutsu
-

Genjutsu

Kuroshiki
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından tekniği aktif eder ve bir hedef seçer. Eğer bu hedef, kullanıcıya 15 metre veya daha yakındaysa, tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altında kalan hedeflerin herhangi bir duyusunu kullanıcı isteği doğrultusunda bozabilir. Gözler bulanık görmeye başlar, eller uyuşur, tad alınamaz, duyma mesafesi kısalır veya koku alamaz hale gelir. Duyurlar tamamen kapatılmaz, sadece bozulur. Yani hedef tamamen kör edilemez/sağır yapılamaz. Bu etkilerden aynı anda sadece 1 tanesi aktif edilebilir, ancak teknik bozulmadan bu etkiler arasında geçiş yapmak mümkündür. Maksimum 1 hedef bu tekniğin altında olabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Rishuu
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, onu o anda görebilen herkesi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin etkisi altında olan kişiler, kullanıcının havada 5 tane 1 metre boyunda metalden kazıklar oluşturduğunu görür. Kullanıcı bu kazıkları tekniğin etkisi altında olan herhangi birisine isterse teker teker, isterse aynı anda yollayabilir. Kazıklar çok yüksek bir isabet oranına sahiptir ve havada manevra yapabilir. Kullanıcı kazıkları el hareketleri ile havada kontrol eder, eğer bu hareketleri yapmaz ise teknik bozulur. Kazıklar havada sabit tutulamaz. Kullanıcı bu süre boyunca hareket edebilir. Hedeflere isabet eden kazıklar şiddetli bir zihinsel acı yaratır. Hedefe saplandıktan 5 saniye sonra açtıkları yara ile beraber yokolurlar. Her bir kazık, bir öncekinin oluşturduğu zihinsel acıyı daha ileriye taşır ve hedefi aşırı derece yorar. Yeterince yorulan hedef bayılma tehlikesi geçirir. Kullanıcı kazıkları bitirdiği zaman yeni bir beşli oluşturabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Jubaku Satsu
Kullanıcı aşırı kısa bir el mührü dizisi uygular. Ardından, ellerini hedefine doğru uzatır. Eğer tam o sırada, hedef ile kullanıcı arasında 30 metreden daha kısa bir uzaklık var ise, hedef tekniğin etkisi altına girer. Kullanıcıyı görmesine gerek yoktur. Kullanıcının elleri, rakibi yakalayıp saracak bir objeye dönüşür. Bu obje sarmaşık, zincir veya ip tarzı şeyler olabilir, bunu kullanıcı kendi belirler. Kullanıcının dönüşen elleri rakibi yakalar ve sarar, hareket etmesini engeller. Kullanıcı bu noktadan sonra isterse aradaki mesafeyi hedefi kendine çekerek kısaltabilir veya hedefi saran şeyleri sıkarak şiddetli bir acı hissetmesini sağlayabilir. Hedef tamamen hareket kabiliyetinden yoksun olduğunu sanar, ancak yüksek iradeli kişiler bu etkinin altındayken bile minimal olsa da hareket edebilir. Teknik, kullanıcı odaklandığı sürece devam eder ve chakra yer.

Shibou no Jutsu
Kullanıcı Tatsu el mührünü yapar ve o anda baktığı kişiyi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin altına girmek için hedefin kullanıcıya bakmasına gerek yoktur. Tekniğin etkisi altında olan kişi her 5 saniyede bir, kullanıcı tarafından hunharca öldürüldüğünü görür. Bu görüntüler 2 saniye sürer ve aşırı derecede gerçekçidir. Kullanıcı eğer isterse görüntüleri istediği gibi ayarlayabilir. Hedef git gide konsantrasyonunu kaybeder ve kullanıcıdan korkmaya başlar. Kötü ve rahatsız edici hisleri kullanıcı ile bağdaştırır. Savaş alanında kişilere göz dağı vermek, konsantrasyonlarını bozmak ve gerçeklik ile illüzyon arasındaki bağı koparmak için kullanılır. Diğer şartlar altında, işkence yapmak için kullanıldığı bilinmektedir. Teknik 2-3 dakika kadar açık kalır, ardından tekrar uygulamak gerekir.

Magen: Bunshin
Kullanıcı normal bir el mührü dizisini tamamlar ve etrafındaki kişilere odaklanır. O anda herhangi bir şekilde kullanıcıyı görebilen herkes tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altındaki kişilere, kullanıcı kendisinin klonunu yoktan varedip gösterir. Kopyanın oluşma biçimini kullanıcı belirler, eğer isterse bir dumanın ardından oluşturabilir, yerden çıkartabilir veya kendini ikiye ayrılıyormuşçasına bir görüntü sergileyebilir, tamamen kişinin yaratıcılığına bağlıdır. Kullanıcı eğer isterse, klonlar oluşurken kendini gizleyebilir. Ayrıca kullanıcı klonun görüntüsünü değiştirmeyi deneyebilir. Bir başkasına benzetebilir veya tamamen hayali özellikler verebilir, tek sınırlayıcı kural, klonun insan formunu -bipedal humanoid- bozmamasıdır. Kullanıcı klonu istediği gibi kontrol edebilir, konuşturabilir, tepki verdirtebilir. Klon hasar alsa da yokolmaz, yaraları hemen kapanır, uzvu koparsa tekrar oluşur, parçalanırsa tekrar toplanır. Klon kullanıcının bildiği diğer Ninjutsu tekniklerini uygulayabilir, ancak bunlar illüzyondan ibarettir ve gerçek hasar vermezler, bu hasar zihinsel acıya dönüşür. Fiziksel saldırılar da zihinsel acı yaratır. Kullanıcı 1 illüzyon içerisinde maksimum 5 klon barındırabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Karakterin üzerinde bulunan eşyalar/ekipmanlar
-Özel üretim giysi: Çok fazla cebi olan ve sağ kısmının içinde gizli bir bölme bulunan palto
-Chakra hapı (normal)
-Kan hapı (normal)
User avatar
Kumo Sakuma
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 52
Joined: October 17th, 2018, 8:22 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Kumo Sakuma » February 18th, 2019, 11:46 pm

İsmini duyduğunda nasıl bir göreve atanmış olduğundan emin değildi, Gyaku isimleri okumaya başlamadan önce haritada sınırdışı bir bölgeyi işaretlemek haricinde açıklama olarak kabul edilebilecek herhangi bir şey yapmamıştı. Ana saldırı gücünün bir parçası mı olacağını yoksa geride kalan destekleyici güçlere mi dahil olacağından emin değildi Sakuma, ama umduğu şey bu salona çağırıldığı ilk andan beri belliydi. İsimler okunmaya devam ettikçe gücüne ve potansiyeline saygı duyduğu birkaç ismi daha yakaladığında saniyelerdir tuttuğu nefesini bir rahatlamayla birlikte bıraktı. İsmi okunmayanlar Aisu ve Mitsio ile toplantı odasından ayrıldığında, riskin büyük olduğu gruba dahil olduğunu çoktan fark etmişti bile. Gyaku'nun bunu teyit etmesine gerek yoktu. Mutluydu. Heyecanlıydı. Bir işe yarayacaktı. Eline büyük bir fırsat geçmişti gerçek bir etki yaratmak için, olanlara direkt olarak katkıda bulunabilmek için. Karın boşluğundan göğsüne doğru bir sıcaklık yayılıyordu gene. Gözlerini kapatarak bu hissin tadını çıkardı. Etraftakilerden birinin o an Sakuma'ya bakıyor olma ihtimali çok düşük olduğundan gülümsemesini bastırmaya çalışmadı. Bir kaç saniye durdu öylece.

Tekrar adını duyduğunda ise sırıtmamak için kendini zor tutuyordu. Teki'yle aynı takıma atanmıştı tabii ki - bunun olacağından şüphesi yoktu zaten. Teki ve Sakuma çok verimli bir şekilde birlikte çalışabilen bir ikiliydi. Birbirlerini çok küçük yaştan beri tanıyorlardı ve dövüş sırasında birbirleriyle iletişim kurmak için konuşmalarına bile gerek kalmıyordu. Hızlılardı ve fedakarlardı, köy de bunu çok iyi biliyordu. Ama Sakuma'yı bu kadar mutlu eden şey bu değildi. Gyaku'nun yanında olacaklardı. Bu harekatı pratikte yöneten, büyük kararları veren en önemli kişilerden biri olan, belki de kilit konumunda olan Gyaku'nun yanı başında, tehlikenin ve savaşın tam kalbinde olacaklardı. Ölüme en yakın yerde. O ana kadar Sakuma sirenler çalarak yaklaşan bir tehlikenin onu bu kadar çok heyecanlandırabileceğini aklından bile geçirmemişti. Riskli görevleri ve büyük tehlikeleri seviyordu ama ciddi anlamda hayatının tehlikede olabileceğini düşünmemişti hiç. Ölümden korkmuyordu. Ardında bırakacakları için endişelenmiyordu. Geride bırakmaktan çekineceği bir tek Teki vardı, onunla da omuz omuza savaşmaya gidiyordu zaten. Ailesi aklına bile gelmemişti, onları yalnızca sosyal hayatında var olan bir yük olarak görüyordu. Gyaku'nun yanında olmalarının başka bir iyi yönü daha vardı. Bilgi. Tüm harekat boyunca her cephede neler olup bittiğini ve yaklaşmakta olan tehlikeleri Gyaku mutlaka öğrenecek, gidişatı belirleyen tüm kararlar ya bizzat Gyaku'dan çıkacak, ya da Gyaku'ya haber verilecekti. Sakuma sağ elini göğüs kafesinin üzerine yerleştirerek gözlerini kapadı ve derin bir nefes aldı, Gyaku'yu onaylarcasına başını salladı. Dışarıdan görenler belki de korktuğunu veya gerildiğini düşünüyorlardı.

Tüm ekiplere görev dağılımı yapıldıktan ve ne yapacakları açıklandıktan sonra binadan, toplantı odasının kapılarının ardından büyük bir gürültü duymuşlardı. Binadaki tüm shinobiler heyecanla haykırıyorlardı, savaş çığlıkları atıyorlardı. Herkes çarpışmaya hazır gibi duruyordu. Hepsi belli ki uzun zamandır bunu bekliyordu. Kusagakure rahat duramamıştı, etrafta olan bitenlere dahil olamamak hepsini sabırsızlaştırmış ve bu ana hazırlamıştı. Bütün köy rüzgarın yönünü değiştirmenin hırsıyla yanıp tutuşuyordu. Sakuma köyüyle gurur duyuyordu.

Gyaku'nun Kâhin'den bahsetmesiyle göğsünden yükselen sıcaklığı tekrar hissetmişti Sakuma. Kadere inanmıştı hep bir yanı. Büyük şeyler başarmak için doğduğuna inanıyordu ve bu başarıların önceden belirlenmiş ve değiştirilemez olmalarına inanmak yalancı bir güven sağlıyordu. Bir yanı tabii ki bunun gerçek olmama ihtimalinin farkındaydı, ama inanmak boşluğa ve umutsuzluğa düştüğü zamanlarda kendine gaz vermesine yarıyordu hiç değilse. Eğer bir kehanet varsa ortada, gerçekleşmesine yardımcı olacaktı. Etrafındaki arkadaşlarına son bir kez baktı. Onları bir daha görememe ihtimali vardı, köyünü bir daha görememe ihtimali vardı. Bu risklerin hiç biri deli gibi atmakta olan kalbini yavaşlatmıyordu, heyecandan aldığı zevki bir nebze bile olsun azaltamıyordu.





Kapalı havanın moralini bozması pek mümkün değildi. Kusagakure'de genellikle açık bir hava olduğu için hava kötüye gittiğinde şikayet etmiyor, bu göreceli nadir durumun tadını çıkarıyordu. Serinliği, uyuşan parmak uçlarını, yağmurun görüş alanını kısıtlamasını aşılması gereken birer zorluk olarak kabul ediyor ve bunlarla uğraşmaktan minik bir haz alıyordu. Ne olursa olsun tepedeki bu yoğun bulutlar güneş ışıklarının aradaki boşluklardan kaçarak yeryüzüne sızmasını engelleyemiyorlardı hem.

İkinci gün başlamıştı. Henüz çok büyük bir zorlukla karşılaşmamışlardı, aşamayacakları bir düşmanla çarpışmamışlardı. İlk gün daha yeni bitmişti ama, hala çok başındalardı her şeyin. Özellikle yalnızca birkaç kilometre ilerilerinde onları durdurmak için toplanmış büyük bir ordunun bulunduğu duyumları, önceki gün yaşamış oldukları küçük çarpışmaları tadımlık porsiyonlar gibi geliyordu. Önceki gün oldukça başarılı geçmiş bir ilk gün olmasına rağmen, oldukça yorgun düşmüş hissediyordu ayrıca. Çarpışmalar da yormamıştı üstelik, asıl yorucu şey bütün gün ve gece Gyaku'nun yanında sürüklenmekti. Sakuma'nın tahmin ettiği ve umduğu gibi olan ve olacak her şey Gyaku'dan geçiyor, her şeyi oldukça yakından idare etmesi gerektiği için sürekli farklı cephelere ve noktalara gitmeleri gerekiyordu. Sakuma şikayet etmiyordu çünkü bu ona tam istediği gibi bilgiye yakın olma fırsatı veriyordu. Tatlı bir yorgunluk denebilirdi yani. Bilmek, anlamak ve tahmin edebilmek için seve seve ödediği bir bedel. Bilgi çok değerliydi.

Önceki gece Kusachou binasında gördüğü kararlılık, azim ve coşkuyu görebiliyordu hala cephede. 24 saatten fazla bir vakit geçmişti, normalde sönmesini beklerdiniz. İnsanlar savaşın gerçek yüzüyle karşılaştığında, uykularını alamayıp rahatsız yerlerde yatıp üstleri başları çamur içinde kaldığında, sinir bozucu yağmur zaten neredeyse yok kadar az olan iç huzurlarını da alıp götürdüğünde bu coşkunun azalacağını, insanların homurdanıp şikayet etmeye başlayacağını düşünürdünüz. Ama herkes harıl harıl çalışıyor, dinlenmek bilmiyordu. Gururu tekrar hissetmişti Sakuma, bu insanlar bir fark yaratacaktı. Sakuma zaten hazır bekliyordu, dövüşe hazırlanmak için ekstra yapabileceği pek bir şey yoktu, bu yüzden etrafta yardımının dokunabileceği bir şey görürse hemen koşuyordu.

Üç ayrı patlama sesi duyulmuştu Sakuma Gyaku'nun yanına yardım edebileceği bir şey olup olmadığını sormaya geldiğinde. Teki ve Kumo da Gyaku'nun yanındaydı, Kumo o sırada Sakuma ile isimlerinin benzerliği hakkında bir şeyler söylüyordu. Hatta ilk patlama duyulduğunda Sakuma gözlerini kısmış bir şekilde Kumo'ya bakıyor, isim benzerliği yetmiyormuş gibi bir de saçları ve göz renkleri yüzünden kardeş gibi göründüklerini düşünüyordu. Ne yazık ki lafı yarım kalmıştı. Etraftaki herkes dönüp sesin geldiği tarafa bakakalmıştı. Tüm konuşmalar kesilmiş, tüm gözler Gyaku'ya çevirmişti. Ağzından çıkacak tek bir sözle herkesin anında harekete geçeceğinden şüphe duymuyordu Sakuma. Ancak ellerinde harekete geçmeye yetecek bir bilgi olmadığından beklemek zorunda kalmışlardı. Bir dakika, iki dakika. Sakuma'nın bütün vücudu yavaşça kasılıyordu beklerken. Nihayet bir haber ulaştı ellerine. Pek iyi bir haber değildi. Aisu'nun bölüğüne yönelik bir intihar saldırısı. İçinden üç patlamanın da başarıya ulaşmamış olduğunu dilerken Teki'yle göz göze geldi. İlk önce endişeyle kaldırdığı kaşları kararlılıkla çatıldı birden.

Yarım saat sonra harekete geçiyorlardı. Sakuma sessizce yumruklarını sıktı. Hazırdı.
Image
Künye
İsim: Kumo Sakuma
Yaş: 18
Cinsiyet: Kadın
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 180.000
Prestij: 0
Ün: 17
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Kurallar & Güçlenmek: Yaşadığı kayıpları, değer sarsılmasını ve benlik problemlerini unutmak için kendini görevlere ve shinobilik felsefesine vermiştir ve bu sayede ailesinin empoze ettiği hırsı ve mükemmeliyetçiliği köyün yararına kullanabileceğini fark etmiştir. Shinobi dünyasındaki kurallar daha sağlamdır, daha gerçektir. Onu yüzüstü bırakacak yalanlar yoktur. Ayrıca takımında verdiği kayıpların ardından, karşısına çıkan tüm tehlikelerle başa çıkabilecek kadar güçlü olmaya yemin etmiştir. Hem kendini, hem de tek dostu Teki’yi korumalıdır. Eğer çok iyi bir shinobi olursa, daha zor ve kritik görevleri yerine getirmesi gerekir – bunu da seve seve yapacaktır.



Image



Özellikler

Profil
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 6
Potansiyel: 4
Varlık: 5
Zeka: 7

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 2
[Varlık] Aldatma: 3
[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 2
[Zeka] İzcilik: 1


Kontrat
Fuuma | B-Rank | Kaplan

Ninjutsu
-Shunshin | D Rank | Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

-Gouryuuka no Jutsu | B Rank | Katon
Ninja Tora mührünü yaparak aşırı derin bir nefes alır. Bu nefes alınırken kullanıcının göğsünde bir şişkinlik belirir. Kullanıcı ardından bir ejderhanın kafasına benzeyen bir alev topunu ortaya çıkarır. Bu alev topu sıradan alev toplarından kütle olarak hemen hemen aynı olsa da daha sıcaktır. Ejderha başı şeklindeki alev topu püskürtüldüğü düzlemde ilerler ve önüne çıkacak şeyleri eritebilecek bir sıcaklığa sahiptir. Bunun yanısıra alev topunu ejderha başına benzemesini sağlayan kısımları az da olsa sert ve dirençlidir. Bu sayede ejderha başı ince yapıları delebilir ve hedefine doğru ilerlemeye devam eder.

-Hibashiri | C Rank | Katon
Kullanıcı Tora mührünü yapar ve hedefine odaklanır, ardından ayağını yere vurur. Ayağını yere vurduğu noktadan itibaren, hedefine doğru yerden hızlıca ilerleyen çizgisel bir alev kütlesi yollar. Bu kütle hedefine ulaştığında onu yakmaya ve alevlerin içine almaya çalışır. Alevlerin ısısı yüksektir. Yerde ilerleyen alev kütlesi manevra yapabilir veya hedef değiştirebilir. Alevlerin hareketi süresince Tora mührü bozulmamalıdır.

Endan | C Rank | Katon
Kullanıcı kısa bir el mührü serisi ardından ağzında yağ biriktirmeye başlar. Yeterince biriktirdikten sonra bu yağı hedefine tükürür. Yağ ağızdan fırladığı gibi alev alır ve bir alev topuna dönüşür. Kullanıcı, daha fazla chakra harcayarak ağzında topladığı yağı arttırabilir, böylece oluşacak olan alev topu daha büyük olur. Kullanıcı yarım metre çapında bir küreden daha fazla yağ toplayamaz. Ağzında topladığı yağı 3 parçaya kadar bölüp ayrı ayrı fırlatabilir veya yağı tek seferde tükürmek yerine bir kaç saniye boyunca püskürtebilir. Alev kütlesi 15 metreye kadar dağılmadan ilerleyebilir. Hedef ile buluşup hasar verdikten sonra yağlar ve alevler yok olur.

Kuchiyose no Jutsu
Kullanıcı baş parmağını ısırır ve kanatır, ardından o elini yere sertçe vurur ve odaklanır. Bir kaç saniye sonra, yaratık o alanda aniden belirir. Eğer yaratık yeterince büyükse, kullanıcı onu sürer pozisyonda çağırabilir. Bu şekilde çağrılan yaratıklar "Kai" mührü ile anında geri gönderilebilir. Kullanıcı yara almışsa baş parmağını ısırmak yerine halihazırda akan kanını da eline sürerek kullanabilir.



Taijutsu
-Ayatsu Stili | B Rank
Kullanıcı tek bir hamlede iç organları iflas ettirebilecek hamleler yapmayı öğrenir. Göğse yapılacak sert ve yerinde bir hamle karşı tarafı nefessiz bırakabilir veya böbreklere yapılan bir hamle ile rakibin tüm vücuduna yayılacak bir acı dalgası oluşturulabilir ve dikkati dağıtılabilir. Hamlelerin mükemmel bir isabet oranı ile yapılması gereklidir.

Kaiganshou | B Rank
Kullanıcı dirseğini kullanarak kendini rakibe fırlatır ve rakibin göğsünü hedef alır. Eğer dirsek rakibin göğsüne isabet ederse, rakip geriye doğru fırlar ve nefessiz kalır. Kendini toparlamakta güçlük çeken rakip ardından gelecek saldırılara daha açık bir hale gelir. Saldırı çok büyük bir acı verdiği gibi eğer aşırı güçlü bir şekilde uygulanırsa kaburga kemiklerini bile kırabilir.


Genjutsu
-Kuroshiki | D Rank
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından tekniği aktif eder ve bir hedef seçer. Eğer bu hedef, kullanıcıya 15 metre veya daha yakındaysa, tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altında kalan hedeflerin herhangi bir duyusunu kullanıcı isteği doğrultusunda bozabilir. Gözler bulanık görmeye başlar, eller uyuşur, tad alınamaz, duyma mesafesi kısalır veya koku alamaz hale gelir. Duyurlar tamamen kapatılmaz, sadece bozulur. Yani hedef tamamen kör edilemez/sağır yapılamaz. Bu etkilerden aynı anda sadece 1 tanesi aktif edilebilir, ancak teknik bozulmadan bu etkiler arasında geçiş yapmak mümkündür. Maksimum 1 hedef bu tekniğin altında olabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

-Shibou no Jutsu | B Rank
Kullanıcı Tatsu el mührünü yapar ve o anda baktığı kişiyi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin altına girmek için hedefin kullanıcıya bakmasına gerek yoktur. Tekniğin etkisi altında olan kişi her 5 saniyede bir, kullanıcı tarafından hunharca öldürüldüğünü görür. Bu görüntüler 2 saniye sürer ve aşırı derecede gerçekçidir. Kullanıcı eğer isterse görüntüleri istediği gibi ayarlayabilir. Hedef git gide konsantrasyonunu kaybeder ve kullanıcıdan korkmaya başlar. Kötü ve rahatsız edici hisleri kullanıcı ile bağdaştırır. Savaş alanında kişilere göz dağı vermek, konsantrasyonlarını bozmak ve gerçeklik ile illüzyon arasındaki bağı koparmak için kullanılır. Diğer şartlar altında, işkence yapmak için kullanıldığı bilinmektedir. Teknik 2-3 dakika kadar açık kalır, ardından tekrar uygulamak gerekir.


Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 1 Kunai (Normal Kalite)
5 2 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
2 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 76
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Kasumikage Teki » February 19th, 2019, 1:30 am

"Sakuma, Teki ve Kumo. Ben ana saldırı ekibini yönetirken, benim yanımda olacaksınız. Ön saflarda olmayacağız. Saldırı gücünün arkasında da olmayacağız. Savaşın, düşmanların tam ortasında, ölüme en yakın yerde bulunacağız. Savunma hatlarını yaracak, ana saldırı ekibinin öncüsü olacağız."

Gyaku'nun ağzından dökülen bu sözler karşısında resmen donup kalmıştı Teki. Halen durumun gerçekliğini sorgularken kafası ile onay vermişti ancak kesinlikle ne yaptığını bilmiyordu. Beklemediği yerden vurulmuş, tam anlamı ile şoka girmişti. Ölüme en yakın yer. Kusagakure için gerekirse canını seve seve verecek olan Teki için büyük bir anlam ifade ediyordu bu tasvir. Kendine verilen görevin ciddiyetinin farkındaydı. Böylesi bir bölge için özellikle Gyaku tarafından kendi ekibine alınmış olması ise ona büyük bir gurur ve mutluluk vermişti. Ciddi bir toplantının ortasında olmasalar çığlık atarak, sevincini haykırabilirdi...

Savaş alanı 2. Gün.

Kusachou binasındaki toplantıda gerekli bilgileri almaları ve görev yerlerine dağılmalarından itibaren iki gün geçmişti. Teki halen gerçekleşen olayları algılamakta zorluklar çekiyor denebilirdi. Kafasını kurcalayan, kendisini yer yer korkutan, yer yer heyecanlan gülmesine ve yerinde duramamasına sebebiyet veren çok fazla sebep vardı. Öncelikle aşırı derecede saygı duyduğu birisi olan Gyaku'nun bizzat yanında bulunuyordu. Onun peşinde koşuyor ve onun takımında bulunuyordu. Aynı zamanda Sakuma ile beraber bu görevde aktif olarak bulunmaktaydı. Görevin tüm gerilimi ve belirsizliği bir yana en azından biricik dostu ile ayrı düşmemiş ve olası çarpışma durumlarında aklına Sakuma'nın takılması engellenmişti. Tekrar dostu ile sırt sırta çarpışabilecek, gereken durumlarda birbirlerine tamamen destek olabileceklerdi. Ayrıca yanlarında akademiden tanıdığı ancak henüz çok yakınlaşma fırsatı bulamadığı Sayama Kumo vardı. İsmen Sakuma'nın ismi ile benzerlikler taşımasının yanı sıra görünüş olarak da çok fazla benziyorlardı. İkisi de beyaz saçlıydı, beyaz tenliydi ve kırmızı gözlere sahipti. Sanki Sakuma, Henge kullanarak erkeğe dönüşmüş gibi duruyordu Kumo'nun tipi. Ya da tam tersi... Ara ara bu gerçeği hatırlayarak kendisine komik bir şekilde moral veriyordu Teki. En azından eğlenebileceği bir gerçekliğe sahipti. Özellikle böyle gergin bir görev ortamında sahiden buna ihtiyacı vardı. Memnundu bu sebeple...

İlk gün kolay geçmişti. Çevresindeki kimse yara almamıştı ve başarılı bir şekilde düşman ile çatışmışlardı. Her ne kadar herkes zafer duygusu ile kaplanmış olsa da, ya yorulmuşlar ve bunu belli ediyorlar, ya da yorulmuşlar ancak belli etmemek için kendilerini daha da yoruyorlardı. Gyaku ise bütün enerjisi ve kuvveti ile farklı bölüklere emirler yağdırıyordu. Kumo, Sakuma ve Teki ise peşinde, Gyaku nereye giderse onunla gidiyorlardı. Bazen bizzat Gyaku'dan aldıkları emirleri farklı bölüklere taşıyorlardı ve durup dinlenmeye vakitleri kalmıyordu. Gyaku'ya çok saygı duyuyordu Teki. Bir shinobi olarak gelişimi çok etkiliyordu onu. Hayatta en çok örnek aldığı kişi kesinlikle değildi fakat üst sıralardaydı ve yerini çok sağlama almıştı. Gyaku'yu her görüşünde shinobi olarak önündeki yolun daha ne kadar uzun olduğunu hatırlıyordu. Kendini geliştireceği çok fazla yönelim vardı Teki'nin. Henüz sadece standart Ninjutsu bilgisine sahip bir shinobiydi. Ek olarak ailesi sayesinde kendini geliştirme şansı bulduğu kenjutsu yetenekleri vardı. Bunları çıkarınca sokaktaki çocuktan pek farkı kalmadığını biliyordu. Ancak bunun canını sıkmasına izin vermiyordu. Hatta tam tersi olarak bundan keyif alıyordu. Kendini geliştireceği sonsuz yetenek yönelimlerini düşünerek heyecanlanıyordu hep. Tüm bu savaş durumu son bulduğundan kendini geliştirmek istediği ilk şeyi belirlemişti bile kafasında. Kusagakure sınırından çıkarlarken gözüne takılan Ok/Yay kullanıcısı bir kunoichi görmüştü. Kızın güzelliği bir yana yay kullanma fikri kafasına çok yatmıştı Teki'nin. Hem estetik, hem kullanışlı, hem de uzun menzilli bir silah olduğu için köye dönebilirse ilk işi yay kullanmayı öğrenmek olacaktı.

Sabah vakitlerinde halen kimsenin vücudu gerekli enerjiyi depolayamamışken, koşuşturmalar çoktan başlamıştı. Sanki insanlar dinlenemiyor değil de dinlenmeyi istemiyor gibilerdi. Bir önceki gün alınan duyumlar doğru çıkmıştı. Gyaku'nun bölüğünü durdurmak için gönderilen bir ordu vardı. Bir ordu... Bu zamana kadar bir çok görevde aktif rol almıştı Teki. Fakat hiç bir zaman kendisini ve çevresindekileri durdurmak için birkaç kilometre ötesinde ordu konumlanmamıştı. Savaşın içinde bulunuyor oluşunun gerçekliği bir kez daha beynine hücum etmişti. Kafasına gökyüzüne doğrultarak, kara bulutlar yüzünden göremediği maviliğe odaklanmaya çalışmıştı. Derin bir iç çektikten sonra kendi kendine "Sorun yok. Biz kazanacağız. Kusagakure kazanacak." demişti. Savaşı kazanacaklardı. Kendisinin zaferi görüp, köye döndükten sonra gerçekleşecek kutlamalara katılıp katılamayacağından emin değildi. Emin olduğu tek şey savaşı kazanacakları ve Riaru'nun hak ettiği sona kavuşacağıydı...

2 gündür aralıksız yağan yağmur yüzünden balçığa dönmüş zeminde yavaş adımlar atarak Kumo ve Sakuma'nın bulunduğu alana gitmişti. "Aşşşırı benziyorsunuz farkındasınız di mi?" diyerek bir giriş yaptıktan sonra Kumo'nun söylediklerine kulak kesilmişti ki, ani gelişen olaylar Kumo'nun konuşmasını yarıda kesmişti. Bulundukları yerleşkenin sağ taraflarından ardı ardına üç patlama sesi gelmişti ve her patlama ile beraber Teki'nin içine dolan duygular olmuştu. Korku, gerilim ve heyecan. Gyaku tarafından ek bir emir gelmediği için kimse yerinden oynamamıştı. Herkes gelecek bilgiler eşliğinde verilecek emirleri beklemekteydi. "Sanırsam başlıyoruz. Sakuma, Kumo-san. Birbirimizi üzmeyelim. Köye dönünce ilk içkiler benden. Şimdiden sözünü veriyorum."

Patlamadan dakikalar sonra gelişen olay hakkındaki ilk bilgiler gelmeye başlamıştı. Saldırı Aisu'nun sorumlu olduğu bölgede gerçekleşmişti. Garip olan kısım ise saldırıların intihar saldırısı olmasıydı. Bulundukları durumun tehlikesini bu bilgi bile kanıtlıyordu. Karşılarındaki kişiler belirli sınırları olan düşmanlar değillerdi. Riaru'nun adamları amaçları için hayatlarını düşünmeden kenara atabilecek kadar gözü dönmüş kişilerdi. Belki de genjutsu altına alınmış zavallı insanlardılar. Fakat bu kesinlikle önemsiz bir ayrıntıydı. Ne olursa olsun düşman düşmandır ve Riaru'nun adamı olan kimse karşılarında Kusagakure'yi bulacaktır.

Gyaku, son gelişen olayların ardından bir kağıt üzerinde son denetlemelerini yapmıştı ve haberciler aracılığı ile herkese hazırlanmalarını, tam yarım saat sonra harekete geçileceğini emretmişti. Yarım saat. Sadece yarım saat sonra hayatının ne derece değişebileceğini düşünmeye başlamıştı Teki. Shinobi çantasını düzenlemiş, yağan yağmur sayesinde kolayca silebildiği Kitsune ve Haruka'yı son bir kez kontrol ederek, Sakuma ve Kumo'ya dönmüştü bir kez daha. Suratına yerleşen anlamsız gülümseme ile ister istemez onlara detsek olmak isterken başlamıştı konuşmaya;

"Arkadaşlar..... Şu anda söyleyebileceğim moral verici hiç bir bok yok. Yolumuz açık olsun."
Image
ImageImageImageImageImageImageImageImage
Künye
İsim: Kasumikage Teki
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Suiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 40.000
Prestij: 7
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 15

Motivasyon
Bilinmek ve Saygı duyulmak; Teki her zaman saygı duyulan bir insan olmaktan keyif almıştır. Her zaman daha güçlü olmak, tebrik edilmek ister. Bu yüzden de shinobiliğe çok önem verir. Her zaman kendisinin seviye olarak üstünde birileri olacağının bilincindedir ve bu duygu onun çalışmalarına daha fazla enerji harcamasına sebep olur.

Özellikler

Profil
Güç: 4
Çeviklik: 5
Kondisyon: 4
Potansiyel: 6
Varlık: 6
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 3
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 4 (1. Favori)
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Suiton; Suiwa
Ninpou; Shunshin
Ninpou; Otonaku Ashi no Jutsu
Suiton; Mizurappa
Suiton; Bousen No Jutsu

Taijutsu
Shigure Stili (B-Rank)
Shigure Kenjutsu; Hadan

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Katana; Kitsune (İyi Kalite) (Aile Yadigarı)
Katana; Haruka (İyi Kalite) (Görev Ganimeti)
2 Kan Hapı (Normal)
1 Çakra Hapı (Normal)
1 Kondisyon Hapı (İyi)
1 İyileştici Hap (Normal)
1 Yemek Hapı (Normal)
3 2 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1003
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by GM - Naruto » February 19th, 2019, 10:12 pm

Dakikalar geçiyor. Haberciler gidip geliyor. İki shinobinin, sızan üç intihar girişimcisini durdururken öldüğünü öğreniyorsunuz. Gyaku da duyuyor bunu. Durdurdularsa üzülmeyin. Fısıltı şeklinde geçiştiriyor. İncelediği kağıtları, alanın haritasını bir kibrit ile ateşe boğuyor. İki kişi geliyor yanınıza. Gyaku'nun kulağına uzun uzun birşeyler anlatıyorlar, Gyaku başıyla onayladıkları anda biri sağ tarafınıza diğeri ise sol tarafınıza doğru ilerliyor, gözden kayboluyorlar.

Bulunduğunuz bölükte kaç kişi olduğuna dair bir bilginiz yok. Sağ kanadı alan Aisu ve sol kanattaki Mitsuo'nun bölükleri için de bu geçerli. Gördüğünüz bir yüzü tekrardan görmeyişiniz kalabalığın büyüklüğü hakkında bir fikir veriyor elbette. Fazlası yok. Eli silah tutan herkes buradalık bir durum yok. Ancak köyün askeri gücünün önemli bir kısmının burada olduğunu biliyorsunuz. Gyaku'nun sahaya inmesi, genellikle diplomatik şeylerle uğraşan Aisu'nun savaşa girmesi, şimdiye dek potansiyelini saklamış Mitsuo'nun tekrar harlanması özel birşeyler olduğunu açıklıyor. Gyaku, Kizashi ve Riaru. Bingo kitabınızdaki o sayfayı hatırlıyorsunuz. Riaru'ya karşı bu ikilinin verdiği savaşı yazan satırlar. Üzerinden geçen onca zaman sonra, güç dengelerinin nasıl değiştiğine dair bir fikriniz yok. Kendi aleyhinize gelişmiş olmasını umuyorsunuz sadece.

Hazırlananlar kurulan kampın orta kısmına yığılıyor. Hazırlanmayanlar çadırlarında son işlemlerini yapıyor hızla. Gyaku kalabalığa dönük, sizler de onun yanına diziliyorsunuz. Çoğunluk hazır olduğunda derin bir sessizlik oluşuyor. Patlama sesi. Bu sefer sol taraftan geliyor. Umursamıyor. "Başarımız, verilen her bir emrin harfiyen yerine getirilmesine bağlı. Her biriniz, bir yanınızdaki dostunuzun yaşamınızdan sorumlusunuz." İnsanlar birbirine bakıyor, Gyaku bu bilincin herkese yerleşmesini bekliyor. "Her bir ekibin kendi lideri sizlere bildirildi. Liderlik edecek kişiler, kendilerine birşeyler olması durumunda görevi kime devredeceğini belirlesin. Operasyon genelinde, tüm planlar Aisu-san ve Mitsuo-san'a da detaylı olarak aktarıldı. Bana birşey olması durumunda direktifleri onlardan alacaksınız." Sırtından çıkardığı mızrağı sertçe yere vuruyor, odağı tekrardan keskinleştiriyor. "Gidiyoruz."

Kusa shinobileri adeta tek vücutmuş gibi ilerlemeye başlıyor. Ufak adımlar hızlanıyor. Tempolu koşunuz depara dönüşüyor. En önde Gyaku, hemen arkasında siz, sizlerin arkasında ise Kusagakure'nin büyük bir gücü. Kel ağaçların arasından süzülüyorsunuz.

Ufukta bir tepe beliriyor. Yaklaşık 50 metre yükseklikte, çok dik sayılmaz. Tepenin üst kısmı, yer yer ahşap yer yer beton surlarla çevrili. Surların içinde büyük bir bina. Bunu çevreleyen irili ufaklı birçok bina daha. Surlarda insan silüetlerini görüyorsunuz. Sayıları sizi şaşırtacak derecede. Tepe, yaklaşık 300-400 metre ileride. Buraya kadar olan nokta ise dümdüz, ağaçsız, çamurla kaplı bir zemin.

Tepeden surlara ulaşmanız için katetmeniz gereken yol ise bir insan güruhu ile kaplı. Yüzlerle ifade edebiliyorsunuz. Düz zemini aşıyor, tepenin sura dönüştüğü noktaya dek sürüyorlar. Ardınıza bakıyorsunuz karşılaştırma yapabilmek için. Sizden çok daha fazlalar. Aisu ve Mitsuo'nun güçlerini de sizinle aynı sayıdan hesaplasanız... Yine de aradaki katları bulan farkı kapatamadığınızı farkediyorsunuz. İnsanların yüzündeki şaşkınlık, heyecanınıza eklenince dizlerinizdeki titremeye engel olamıyorsunuz. Savaşın yaşanacağı alana dönüyorsunuz. Surlar ile aranızdaki kuvvetin bir kısmı size doğru akın ediyor. Onların çeyreği bile değil belki ancak yine de sayının sizden fazla olduğunu görebiliyorsunuz. Gökyüzüne çeviriyorsunuz başınızı. Surların ardından fırlayan siyah noktalarla kaplı bir bulut üzerinize çökmek için ivmeleniyor. İçlerindeki metal şeylerin çıkardığı ıslık efekti kulaklarınızda canlanıyor.

Gyaku'ya bakıyorsunuz. Ne sayı üstünlüğünü umursuyor ne de hepinizi silip atabilecek atış bulutunu. Hızlanıyor, ara ara gereğinden daha uzun sıçrayışlar yapıyor. Bir mermi gibi rakibin üzerine hücum ediyor. Sol tarafınızdan bir patlama sesi. Mitsuo'nun bölüğü. Görmüyorsunuz. Ardınızda kopan bir bağrışma. Savaş naraları. Gyaku'nun cesareti, size tereddüt etme şansı bırakmıyor.

Çarpışmanıza, üzerinize uçan silahlar tarafından delik deşik edilmenize en fazla yarım dakika.
Off Topic
Pasiflik süresi kayıtsız şartsız 24 saattir. Bol şans.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Sayama Kumo
Posts: 26
Joined: January 13th, 2019, 9:48 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Sayama Kumo » February 20th, 2019, 5:23 pm

Katledilen 2 hayat daha.. Bedenim bu katliamı durdurmak istesede diğer yanım korkudan donup kalmıştı. Böyle bir şeye ilk defa maruz kalmış olsamda fazla celallenmemeliydim. ‘’Hırsını içine göm..’’ Benim aksime Gyaku-san çok iyi idare ediyordu. Hislerinden hiç taviz vermeyişi eminim düşüncelerini etkiliyordur diye düşündüm. Zaten öyle olmasa lider olarak karşımızda olmazdı. Ya da.. Neyse. Ceplerimi hazırlarken farkettim ellerimin titreyişini. Hemen tuttum kendimi, kimsenin görmesini istemedim. Utanç kaynağıydı benim için. Böyle mi Dünyada en ünlü shinobi olacaktım? Böyle mi kahraman olacaktım? Kendime gelmeliydim. Derin bir nefes..

Gyaku-san’ın yanına iki kişi gelince gerilen sinirlerim taşma kapasitesindeydi. Acaba başka bir olay mı yaşanmıştı? Üzerimize bir ton ordu mu geliyordu? Bu düşünceler ile birlikte biri bana dokunursa çığlık atabilirdim o kadar! Ardından gelen iki shinobi kordine bir şekilde ayrılıyorlardı. Gittikleri yöne kafamı çevirdiğimde onları hemen kaybetmiştim. Öyle ki bulunduğum ordu fazla kalabalıktı. Böyle önemli bir savaşa bu kadar shinobinin köyden gelmesini anlıyordum. Ayrıca bulunduğum ordu ile kalmamış, sağım ve solum bir yığın insan ile dolmuştu. Bu içime biraz su serpsede yine de beynimin içinde bir yerlerde korku duyuyordum. Başarısız hayatımda, daha henüz başarılı olamamış hayatımda, başarısız bir savaşı ve utanç duyulucak bir ölümü mü hakediyordum? Hayır, bu utanç duyulacak bir şey değildi. Kanımın son damlasını akıtmadan gözlerimi kapatmamak farz olmuştu.

Gyaku-san’ın , Aisu’nun ve Mitsuo’nun savaşa girmesi kafamı biraz daha kurcalayan bir şeydi. Öyle ki genelde savaşırken yanımda görebileceğim tipler değildi. Onların gelmesi beni korkutuyordu. Fakat korkutan onlar değil, düşmandı. Bu kadar önemli bir savaşa onların gelmesi gayet mühim bir durumu teşkil ediyordu. Gyaku-san’dan tek isteğim vardı. O Riaru denen yavşağın diğer gözünü de çıkartmasıydı. Ya da direk öldürsün hiç farketmez. Fakat ya ölen Gyaku-san olursa? Savaşın durumunu ve shinobilerin ruhsal durumunu tahmin edemiyordum. Onu bir liderden daha fazla görüyorduk. Dost.. Kardeş.. En azından ben öyle.

Sakuma-chan ve Teki-kun ile kampın orta kısmına geldiğimde onların yüzündeki heyecanı anlayabiliyordum. Onların benden daha tecrübeli olduğu bir gerçekti. Fakat kahramanlık sadece tecrübe ile olacaksa şuan yanımda duran kişi Gyaku-san olmazdı. Kampın ortasında heybetiyle duruyordu. Ben de kendimi ilerde öyle görmek istiyordum. Sevgiyle saygıyla anılmak, insanların hoşgördüğü biri.. Gyaku-san’a bakıp içimi çektim. Ardından nefesimi vermek mümkün olmamıştı. Sol taraftan gelen patlama sesi dikkatimi bozsada çoğunluğun bozmayışı kendimi adapte etmeme yardımcı olmuştu.

Gyaku-san konuşurken kendimi dik tutup insanlara keskin gözlere bakmıştım. Gyaku-san gibi bir lidere benzemek istiyordum. Karşımda kaç yüz shinobi olduğunu bilmesemde çok iyi bir duyguydu. Sadece emirlere uymam gerekiyordu. Fakat böyle kahraman olabilir miydim? Ün salabilir miydim? Pek sanmıyordum. Eminim elimden daha iyisin yapmam gereken bir fırsat geçecekti.

Gyaku-san’ın emri üstünde duyduğum tek ses adım sesleriydi. Bir insan ayak dolusu adım sesi.. İlk başta yavaşta olsa kordine bir şekilde hızlanan bizler, savaşa hazırdık. En azından onlar öyleydi. Gyaku-san’ın kararlılığı bana da yansıyordu. Arkamdan gelen shinobilerin tek bir amacı vardı. Savaşıp ölmek veya öldürmek. Hal böyle olunca benim ne gibi bir amacım vardı ki? Konsantrasyonumu savaşa verirken bir tepe ile karşılaşmıştık. Görmek zor olsada düşman kalesi bize sırıtıyordu resmen! Fakat üstündeki insan sayısı.. Bunu gördükten sonra içimdeki korku katmanı zorlanıyordu. Dizlerim kendiliğinde işlevini sonlandırmasından korkuyordum.

Karşımda duran bu ordunun bizle kıyasla daha fazla olduğu bir gerçekti. Kaç tane vardı? 100, 200, 300..? Öyle ki Gyaku-san bunu farketmemişti veya gerçekten harika bir cesareti vardı. Bu takdire edilecek bir şeydi. Yine de ordunun da Gyaku-san ile aynı fikirde olup olmadığını anlamak için arkamı döndüğümde maalesef ki şüphelerim doğruydu. Hepsinin az önceki kararlılığından eser yoktu. Nefes alışım düzensizleşti, ellerim ve dizlerim titremeye başlamıştı. Üzerimize akın eden bir orduyu gördüğümde ise nefes alamadığımı farketmiştim. Bu bir kısmı olsa dahi hala fazlaydılar bizden.

Ne yapabilirdim? Böyle bir açık muharebede ne yapabilirdim? Ne çeviktim ne de yakın dövüşte güçlüydüm! Ben sadece akıl oyunları yapan masum bir insancıktım. Acaba bunu benim ile birlikte savaşan kişiler biliyor muydu? Sakuma-chan, Teki-kun.. Beni anlayabilir misiniz ki? Benim yapacağım şeylerden sonra korkak olarak bilmeleri en son isteyeceğim şeydi. Hal böyleyken, özellikle sesleri dikkatimi çeken metal yığınını farkettiğimde hemen kunaime sarılacaktım. Benim aksime Gyaku-san hiçbir şeyi umursamıyordu. Bunun cezasını çeker miydi? Veya cesaret tanrısı tarafından falan mı kutsanmıştı? Son düşüncemin yaşanması olanaksızdı.. Böyle bir durumdayken hasar alması mümkündü. Aksini umdum.

Öncelikli amacım havadan üzerime gelebilecek olan atış bulutunu kunaim ile engellemek. Savaşta amacım ise biraz pasif kalmak olacak. Kendimi yakın muharebeye atamam. Öyle ki bir gözümde bizim çocuklarda olacaktı. Bir kahramanın kahraman olduğu zaman karşıdakine kahraman olduğunu hissettirdiği zamandır. O yüzden yardıma muhtaç kaldıklarında yardımlarına koşacaktım.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Sayama Kumo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 20.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Ele Güne Karşı Yapayalnız
Kumo dünyaya adaletli geldiğini düşünmüyordu. Herkes zenginlik içinde yaşayıp huzur içinde boğuluyorsa, o neden böyle sürünüyordu? Akademide tek yapabildiği şey insanlara espiri yapmak, kandırmak ve iyi geçinmeye çalışmak. Belki tanınırım diyerek yapıyordu bunu. Fakat artık buna gerek duymak istemiyordu. Tek istediği şey muhteşem bir shinobi olup namını herkes duyması. İşte o zaman belki o ablasının ve akademideki arkadaşlarının yüzünü kara çıkarırdı.
Kumo 2 şey istiyordu;
Şöhret ve para, bu ikisininde saygıdeğer bir shinobi olmaktan geçtiğini biliyordu.

Komplikasyon

Hayatın İntikamı
-Yalan söylemekten artık yalan, hayatının içinde olmuştu Kumo'nun. Bazı zamanlar genellikle stresliyken, gerginken veya sorgulanırken refleks olarak yalan söyleyebilir, ağzından çat diye
çıkıverir. Kontrol edemez.
-Kumo sarhoş olduğu bir ortamda yine refleks olarak söylediği bir yalanı itiraf edebilir.

Özellikler
-


Profil

Güç: 1
Çeviklik: 1
Kondisyon: 3
Potansiyel: 8
Varlık: 8
Zeka: 10

Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 3
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1

Ninjutsu

Shunshin-Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Otonaku Ashi no Jutsu-Ninpou
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, ayaklarının çıkardığı tüm sesi keser. Böylece, kullanıcının ayak sesleri yokolmuş olur. Bu, gizlice bir yerlere sızmada kullanıcıya yardım eder ve rakiplerine farkedilmeden yaklaşabilmelerini sağlar. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Dendou no Jutsu-Raiton
Kullanıcı aniden vücudunda bir elektrik akımı dolaştırır. Bu akım, ona dokunan herkesi çarpar, ancak hasar vermez. Genelde kişilerin kullanıcı üzerindeki fiziksel kontağını kesmek için kullanılır. El mührü gerektirmez ve anidir. Kullanıcı isterse tekrar tekrar tekniği aktif edebilir.

Ikazuchi no Kiba-Raiton
Kullanıcı bir elini göğe kaldırır ve bir noktayı hedef alır. Ardından, aniden elinden çıkan bir elektrik akımı gökyüzüne fırlar, ardından kullanıcının hedeflediği noktaya düşer. Eğer bir kişiye isabet ederse, isabet alan kişi hasar görür ve az da olsa uyuşur. Teknik hızlı gerçekleşir ve 15 metreye kadar etkilidir.

Taijutsu
-

Genjutsu

Kuroshiki
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından tekniği aktif eder ve bir hedef seçer. Eğer bu hedef, kullanıcıya 15 metre veya daha yakındaysa, tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altında kalan hedeflerin herhangi bir duyusunu kullanıcı isteği doğrultusunda bozabilir. Gözler bulanık görmeye başlar, eller uyuşur, tad alınamaz, duyma mesafesi kısalır veya koku alamaz hale gelir. Duyurlar tamamen kapatılmaz, sadece bozulur. Yani hedef tamamen kör edilemez/sağır yapılamaz. Bu etkilerden aynı anda sadece 1 tanesi aktif edilebilir, ancak teknik bozulmadan bu etkiler arasında geçiş yapmak mümkündür. Maksimum 1 hedef bu tekniğin altında olabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Rishuu
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, onu o anda görebilen herkesi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin etkisi altında olan kişiler, kullanıcının havada 5 tane 1 metre boyunda metalden kazıklar oluşturduğunu görür. Kullanıcı bu kazıkları tekniğin etkisi altında olan herhangi birisine isterse teker teker, isterse aynı anda yollayabilir. Kazıklar çok yüksek bir isabet oranına sahiptir ve havada manevra yapabilir. Kullanıcı kazıkları el hareketleri ile havada kontrol eder, eğer bu hareketleri yapmaz ise teknik bozulur. Kazıklar havada sabit tutulamaz. Kullanıcı bu süre boyunca hareket edebilir. Hedeflere isabet eden kazıklar şiddetli bir zihinsel acı yaratır. Hedefe saplandıktan 5 saniye sonra açtıkları yara ile beraber yokolurlar. Her bir kazık, bir öncekinin oluşturduğu zihinsel acıyı daha ileriye taşır ve hedefi aşırı derece yorar. Yeterince yorulan hedef bayılma tehlikesi geçirir. Kullanıcı kazıkları bitirdiği zaman yeni bir beşli oluşturabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Jubaku Satsu
Kullanıcı aşırı kısa bir el mührü dizisi uygular. Ardından, ellerini hedefine doğru uzatır. Eğer tam o sırada, hedef ile kullanıcı arasında 30 metreden daha kısa bir uzaklık var ise, hedef tekniğin etkisi altına girer. Kullanıcıyı görmesine gerek yoktur. Kullanıcının elleri, rakibi yakalayıp saracak bir objeye dönüşür. Bu obje sarmaşık, zincir veya ip tarzı şeyler olabilir, bunu kullanıcı kendi belirler. Kullanıcının dönüşen elleri rakibi yakalar ve sarar, hareket etmesini engeller. Kullanıcı bu noktadan sonra isterse aradaki mesafeyi hedefi kendine çekerek kısaltabilir veya hedefi saran şeyleri sıkarak şiddetli bir acı hissetmesini sağlayabilir. Hedef tamamen hareket kabiliyetinden yoksun olduğunu sanar, ancak yüksek iradeli kişiler bu etkinin altındayken bile minimal olsa da hareket edebilir. Teknik, kullanıcı odaklandığı sürece devam eder ve chakra yer.

Shibou no Jutsu
Kullanıcı Tatsu el mührünü yapar ve o anda baktığı kişiyi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin altına girmek için hedefin kullanıcıya bakmasına gerek yoktur. Tekniğin etkisi altında olan kişi her 5 saniyede bir, kullanıcı tarafından hunharca öldürüldüğünü görür. Bu görüntüler 2 saniye sürer ve aşırı derecede gerçekçidir. Kullanıcı eğer isterse görüntüleri istediği gibi ayarlayabilir. Hedef git gide konsantrasyonunu kaybeder ve kullanıcıdan korkmaya başlar. Kötü ve rahatsız edici hisleri kullanıcı ile bağdaştırır. Savaş alanında kişilere göz dağı vermek, konsantrasyonlarını bozmak ve gerçeklik ile illüzyon arasındaki bağı koparmak için kullanılır. Diğer şartlar altında, işkence yapmak için kullanıldığı bilinmektedir. Teknik 2-3 dakika kadar açık kalır, ardından tekrar uygulamak gerekir.

Magen: Bunshin
Kullanıcı normal bir el mührü dizisini tamamlar ve etrafındaki kişilere odaklanır. O anda herhangi bir şekilde kullanıcıyı görebilen herkes tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altındaki kişilere, kullanıcı kendisinin klonunu yoktan varedip gösterir. Kopyanın oluşma biçimini kullanıcı belirler, eğer isterse bir dumanın ardından oluşturabilir, yerden çıkartabilir veya kendini ikiye ayrılıyormuşçasına bir görüntü sergileyebilir, tamamen kişinin yaratıcılığına bağlıdır. Kullanıcı eğer isterse, klonlar oluşurken kendini gizleyebilir. Ayrıca kullanıcı klonun görüntüsünü değiştirmeyi deneyebilir. Bir başkasına benzetebilir veya tamamen hayali özellikler verebilir, tek sınırlayıcı kural, klonun insan formunu -bipedal humanoid- bozmamasıdır. Kullanıcı klonu istediği gibi kontrol edebilir, konuşturabilir, tepki verdirtebilir. Klon hasar alsa da yokolmaz, yaraları hemen kapanır, uzvu koparsa tekrar oluşur, parçalanırsa tekrar toplanır. Klon kullanıcının bildiği diğer Ninjutsu tekniklerini uygulayabilir, ancak bunlar illüzyondan ibarettir ve gerçek hasar vermezler, bu hasar zihinsel acıya dönüşür. Fiziksel saldırılar da zihinsel acı yaratır. Kullanıcı 1 illüzyon içerisinde maksimum 5 klon barındırabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Karakterin üzerinde bulunan eşyalar/ekipmanlar
-Özel üretim giysi: Çok fazla cebi olan ve sağ kısmının içinde gizli bir bölme bulunan palto
-Chakra hapı (normal)
-Kan hapı (normal)
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 76
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Kasumikage Teki » February 20th, 2019, 6:41 pm

Harekete geçmeden önce verilen yarım saatlik aranın her dakikasında ayrı bir gerginlik duygusu kaplıyordu Teki'nin içini. Çevrede durmadan haberciler koşturuyor. Patlama sesleri geliyor. Gyaku ise aldırış etmeden işine devam ediyordu. Adamın soğukkanlılığı Teki'yi her seferinde etkiliyordu. Özellikle böyle bir anda, soğuk tutumunu koruyabiliyor olması takdire şayandı sahiden. Teki bunu başaramazdı. İleride de başarabileceğini pek düşünmüyordu. Zira duygularını hep bol ve limitsiz yaşayan bir insandı kendisi...

"Durdurdularsa üzülmeyin."

Gyaku, az önce öldüğünü öğrendiği iki Kusagakure shinobisi için söylemişti bu sözü. Düşününce emrindeki kişilere değer vermeyen bir insanmış gibi gözükebilirdi bu sözü ile. Fakat aslında ne kastetmeye çalıştığını Teki anlayabilmişti... Ya da anladığını düşünmüştü. Çünkü bulundukları konumda Gyaku'nun emrindekilere değer vermediğini düşünmek yerine, Gyaku'nun her ölene ayrı ve büyük bir saygısı olduğunu, üzüntüsü ile savaş alanını lanetlemek yerine duygusunu içine atarak bundan güç alacağını düşünmek daha işine geliyordu. Çevresindeki çoğu insan gibi Teki de, Gyaku'nun varlığından güç alıyordu...

Hazırlığı biten shinobiler yavaş yavaş kampın orta kısmında toplanmaya başlamışlardı. Halen çadırlarında son hazırlıklarını yapanlar olsa da, büyük çoğunluk orta kısımda Gyaku'nun vereceği emirleri beklemeye koyulmuştu. Kalabalığa doğru dönerek konuşmaya başlayacağını belli eden Gyaku saniyesinde çevrenin sessizleşmesini sağlamıştı. Herkes tam odak halinde ağzından çıkacak kelimeleri beklemekteydi. Teki, Kumo ve Sakuma ise Gyaku'nun yanında durmaktalardı. Halen bulunduğu konumun ciddiyetinin altında ezilmekte olan Teki, asla ama asla savaş kadrosundaki önemini idrak edemiyordu. Düz bir piyondan farklı olabildiğini hissettiği her an gururla kahkaha atmamak için tutuyordu kendini. Zira savaş alanında bunu yapmamalıydı...

"Başarımız, verilen her bir emrin harfiyen yerine getirilmesine bağlı. Her biriniz, bir yanınızdaki dostunuzun yaşamınızdan sorumlusunuz. Her bir ekibin kendi lideri sizlere bildirildi. Liderlik edecek kişiler, kendilerine birşeyler olması durumunda görevi kime devredeceğini belirlesin. Operasyon genelinde, tüm planlar Aisu-san ve Mitsuo-san'a da detaylı olarak aktarıldı. Bana birşey olması durumunda direktifleri onlardan alacaksınız."

Gyaku sözlerini bitirdiği gibi sırtından mızrağını çıkarmış ve yere sertçe vurarak "Gidiyoruz." diyerek son eklemesini yapmıştı. Sözünün sona ermesi ile beraber toplanmış olan tüm Kusagakure shinobileri olarak ilerlemeye başlamışlardı. Çamurlu zeminde yavaş ve ufak adımlar ile başlayan bu ilerleyiş çok kısa süre içerisinde yerini tempolu bir koşuya bırakmış, en sonunda ise depara dönüşerek gelişimi tamamlamıştı. En önde tahmin edileceği üzere Gyaku koşmaktaydı. Arkasında ise Teki, Kumo ve Sakuma. Onların arkasında ise Kusagakure birlikleri. Teki koşmaya devam ederken bir an için arkaya bakma gafletinde bulunmuştu. Gördüğü görüntü korkunçtu ve istemsizce gerilmesine yol açmıştı. Bir yere tırmanırken aşağıya bakana kadar yüksekliğin farkında olmamak gibi. Orduyu görene kadar olası tehlikenin farkına varamamıştı...

Tüm birlik koşmaya devam ederken ufukta bir tepe belirmeyi başarmıştı. Üstü ahşap ve beton surlar ile çevrili, yaklaşık 50 metre yüksekliğe sahip. Büyük bir bina ve irili ufaklı birçok bina daha... Surlarda ise insan silüetleri. Aşırı fazla sayıda ve Teki ile yoldaşlarının canlarını alma isteği ile dolu...

Kusagakure birliğinin katetmesi gereken yol yüzlerce düşman ile kaplıydı. Teki'nin az önce arkasına bakarak gerilmesini sağlayan kişi sayısında çok daha fazlaydı karşısındakiler. Hatta Aisu ve Mitsuo'nun birliklerini ekleyince bile bu sayıya yetişeyeceklerini tahmin edebilecek kadar matematik bilgisine sahipti. Farkındalık o anda ele geçirmişti Teki'nin ruhunu. Koşmaya devam ediyordu ancak dizlerinin titremeye başladığının farkındaydı. Kusagakure için gerekirse ölmeye hazırdı fakat o anın yaşanabileceğini hiç hesaba katmamıştı daha önce. Düşüncelerine kara bulutlar akın ederken bir an için evinde olduğunu hayal etti. Yanında annesi, babası ve arkadaşları. Rahat ve mutluluk içinde hayatlarını sürdürüyorlar...

"İşte başkaları bu hayata sahip olabilsin diye gerekirse canını vereceksin Teki."

Kendi kendine moral verebilmek için konuşmaktan başka çaresi yoktu Teki'nin. Kimsenin ona dikkat kesilmeyeceğinin de farkındaydı zaten. Düşüncelerini çevreleyen kara bulutları kendinden emin bir şekilde dağıtarak, zihnine aydınlığı sağladığında ise surlar ile aralarında bulunan düşman kuvvetinin bir bölümü Kusagakure birliğine doğru akın etmeye başlamıştı. Sayıları azdı. Ancak başaracaklardı. Fakat ortada bir problem daha vardı. Tek tehlike, gelmekte olan düşman akını değildi. Aynı zamanda gökyüzünden tüm birliği silip atmaya yetecek bir metal yağmuru gelmekteydi...

Gerilmiş yüz kasları ve istemsiz koşmaya devam eden bacaklarını dikkate almamaya çalışarak Gyaku'nun duruma vereceği tepkiyi görmek istemişti Teki. Ancak Gyaku için ne sayı üstünlüğü önemliydi ne de gelmekte olan atış bulutu. Tek yaptığı hızlanmak ve bir mermi gibi düşmana doğru ilerlemeye devam etmekti. Demek ki, sürpriz bir durum olmayacaktı. Çarpışma şimdi tüm ciddiyeti ile başlayacak, kan, ter ve kopan uzuvlar eşliğinde senfonisine devam edecekti.

"Kumo, Sakuma. Yakın duralım."

Arkadaşlarına belkide son sözünü söyledikten sonra hem Kitsune'yi kınından çıkartarak ellerine almıştı, hem de adımlarını hızlandırarak Gyaku'ya yakın durmayı amaçlamıştı. Liderinin cesaretine güven duyarak ondan güç alacaktı. Havadan gelebilecek saldırıları Kitsune'nin yardımı ile durdurmaya çalışacak. Düşman ile çarpıştıkları anda ise Kitsune'yi kan ile doyuracaktı...

Kirigakure tarafından ön cephelerde kullanılarak yok olma durumuna gelmişti Kasumikage Klanı. Bu hadiseden yıllar sonra yine bir klan üyesi savaşın ön saflarında koşmaktaydı o anda. Ataları ile aynı kaderi paylaşmayacaktı...
Image
ImageImageImageImageImageImageImageImage
Künye
İsim: Kasumikage Teki
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Suiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 40.000
Prestij: 7
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 15

Motivasyon
Bilinmek ve Saygı duyulmak; Teki her zaman saygı duyulan bir insan olmaktan keyif almıştır. Her zaman daha güçlü olmak, tebrik edilmek ister. Bu yüzden de shinobiliğe çok önem verir. Her zaman kendisinin seviye olarak üstünde birileri olacağının bilincindedir ve bu duygu onun çalışmalarına daha fazla enerji harcamasına sebep olur.

Özellikler

Profil
Güç: 4
Çeviklik: 5
Kondisyon: 4
Potansiyel: 6
Varlık: 6
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 3
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 4 (1. Favori)
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Suiton; Suiwa
Ninpou; Shunshin
Ninpou; Otonaku Ashi no Jutsu
Suiton; Mizurappa
Suiton; Bousen No Jutsu

Taijutsu
Shigure Stili (B-Rank)
Shigure Kenjutsu; Hadan

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Katana; Kitsune (İyi Kalite) (Aile Yadigarı)
Katana; Haruka (İyi Kalite) (Görev Ganimeti)
2 Kan Hapı (Normal)
1 Çakra Hapı (Normal)
1 Kondisyon Hapı (İyi)
1 İyileştici Hap (Normal)
1 Yemek Hapı (Normal)
3 2 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Kumo Sakuma
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 52
Joined: October 17th, 2018, 8:22 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Kumo Sakuma » February 20th, 2019, 9:27 pm

Harekete geçmek için tüm hazırlıkların tamamlandığına emin olduktan sonra yapacağı şey zaten belliydi. Gyaku'nun dibinden ayrılmamak. Gyaku'nun yanına yaklaşan her bir ulakla birlikte tüm dikkatini konuşulanlara veriyor, neler olup bittiğini anlayabilmek için tek bir detayı bile kaçırmak istemiyordu.

Az önce duymuş oldukları patlamalar sırasında iki shinobinin hayatını kaybettiğini öğrenmişlerdi. Savaşta oldukları, her an herkesin aralarından ayrılabileceği ihtimalinin hayli yüksek olduğu gerçeği bunu inkar edenler için bile adım adım yaklaşıyordu artık. Böylesine gürültülü üç patlamadan yalnızca iki kayıpla kurtulmuş olmaları rasyonel olarak bakıldığında iyi bir haberdi, ama ortada kendileriyle aynı amaç uğruna hayatını kaybetmiş shinobiler varken sevinmek veya rahatlamak sözkonusu dahi olamazdı. Silah arkadaşlarını ve silah arkadaşlarının korumaya and içtiği masum insanları korumak için ölmüşlerdi ve bu saygı duyulasıydı. Savaşın gerçeği buydu. Ağıtlar yakılmamalıydı, tam tersine bu kişilerin uğruna hayatlarını feda ettikleri amaç için daha da hırsla çalışmalılardı. Gyaku da benzer şekilde düşünüyor olmalıydı ki "Durdurdularsa üzülmeyin." cümlesi çıkmıştı ağzından sessizce.

Stratejilerine dair herhangi bir ipucu değeri taşıyabilecek tüm belgeler Gyaku tarafından yakılarak yok edildikten sonra yanlarına gelen iki kişinin, Gyaku'nun kulağına neler fısıldadığını bilmiyordu ama meraktan avuç içleri kaşınıyordu. Merağının tüm ruhunu kemirmeye başlamasına izin vermek yerine başka şeylere odaklanmaya çalıştı. Onları bekleyen çarpışmayı düşündü. Cepheleri düşündü. Burada toplanmış olan shinobileri düşündü. Açıkçası Kusagakure gücünün tam olarak kaç kişiden oluştuğundan emin değildi. Kendisiyle birlikte bu kampta bulunanların sayısının az olmadığına emindi, bir de Aisu ve Mitsuo'nun liderlik ettiği bölükler vardı tabii ki. Riaru ve takipçilerini küçümsemek istemiyordu. Açıkçası, herhangi bir şekilde karşısındaki gücü azımsıyor olmaktan ödü patlıyordu. Özellikle Riaru'nun seviyesinin yakın zamanda S-Rank'a yükseltilmiş olması bu konuda gözünü açmıştı. Aklına Akatsuki hakkında öğrendiklerini ve dinlediği korkunç hikayeleri getirmişti bu. Düşmanını asla küçümsemek istemiyordu. Bu büyük bir hata olurdu.

Gyaku'nun yanına dizilmiş bir halde kendisinin karşılarındaki kalabalığa yaptığı konuşmayı dinliyorlardı. Gyaku'nun yanında cephede olmak oldukça garip geliyordu. Her şeyden önce Gyaku'yu Kusachou binasında görevler dağıtıp emirler verirken görmeye o kadar alışmıştı ki, daimi olarak orada yaşıyormuş gibi geliyordu insana. Gyaku planlar ve göreve yollar, o kadardı sanki. Dövüşe hazır ve ölüme bu kadar yakın görmek tuhaftı. Özellikle Aisu ve Mitsuo'nun da birer bölüğe liderlik ediyor olması. Gerçekten sahada görmeyi ummadığı, emir komuta zincirinin çok üstünde bulunan isimler bile sıcak temasın tam kalbine gelmişlerdi. Büyük şeyler oluyordu. Ciddi bir tehditle karşı karşıya olmasalar karşılaşabilecekleri bir manzara değildi bu. Ama Gyaku'nun buradaki varlığından dolayı memnundu. Burada boy göstermesi Sakuma da dahil herkese inanılmaz bir moral veriyor, ciddi bir harekatın parçası olduklarını hissettiriyor ve motivasyon sağlıyordu. Zaten Riaru'nun bir gözünü kaybetmesine sebep olan iki kişiden biri Gyaku'nun ta kendisiydi. Ona zarar verebileceğinden emin olduğu birinin hemen yanında bulunuyor olmak özgüven veriyordu. Kayıp olan Kizashi aklına geldiğinde ensesinden aşağı doğru bir ürperti hissetti. Iori, Susumu ve Yutaka'nın Kizashi'yi kurtarmak için görevlendirildiğini biliyordu. Gyaku karşılarındaki kalabalığa doğru son kelimelerini sarf ederken, Sakuma da içinden bu üçlüye şans diliyordu.

Gyaku'nun sırtından çıkararak yere vurduğu mızrağın sesiyle birlikte işaret verilmişti. Sakuma'nın vücudunu tarif edemeyeceği bir heyecan kapladı. Başlıyorlardı.

Gyaku'yu takip etmenin getirdiği bir güven hissi vardı, evet. Ancak arkasındaki koca topluluğunun da kendisiyle aynı coşkuyla koşarak onları takip ettiğini bilmek, inanılmaz bir histi. Katlarca daha fazla özgüven veriyordu insana. Onlar en önde ilerlerken başlarına ne gelirse gelsin, arkadaki kalabalığın devam edeceğinden emindi çünkü. Bunu insanların gözlerinde görmüştü. Savaş garipti. Daima rasyonel düşünen ve sayılara güvenen Sakuma'ya bile saldırı anında böyle bir güven hissetirebiliyordu o kadar da iyi tanımadığı insanlara karşı. Ne garanti verebilirdi ki korkup kaçmayacaklarına, kendi hayatlarının bundan daha değerli olduğuna inanıp sıvışmayacaklarına, ellerinden geleni yapmaktan korkacaklarına? Ama sıcak temas anının giderek yaklaşması öyle bir etkiliyordu ki insan beynini, Sakuma'nın içinde bir şüphe kırıntısı bile yoktu o anda.

Sonunda bir tepe çıktı karşılarına, üstünde bulunan surları ve bu surların içinde bulunan büyükçe binayı rahatlıkla seçebiliyordu. Surlara konuşlanmış düşmanları da. Sakuma'nın beklediğinden çok daha fazlalardı. Asla tahmin etmezdi Riaru'nun bu kadar destekçi toplayabileceğini. Tabii ki bir Kusagakureli perspektifinden baktığının farkındaydı, etrafındaki herkes için yalnızca bela demekti Riaru. Kim bilir diğer köyler, şehirler, ülkeler ve sakinleri nasıl görüyordu onu. Etkileyici sayıda takipçi toplamayı başarmıştı sonuçta.

Surlara yerleşmiş insanlardan daha korkutucusu ise, bu surlar ile Gyaku'nun liderliğindeki kendileri arasında bulunan insan güruhuydu. Yüzlerce kişi. Bir insan denizi. Daha da kötüsü, eli silah tutan bir shinobi denizi. Tek amaçları durdurmak. Yanında koşmakta olan Teki ve Kumo'nun arkaya doğru baktığını görünce refleks olarak kendisi de onlara katıldı. Azlardı. Karşılarındaki kalabalığa kıyasla, diğer bölükler eklendiğinde bile, az sayıdalardı. Bu manzarayla karşılaştıktan sonra ister istemez dizleri titremeye başlamış olsa da kendini hızlıca toparlamaya çalıştı Sakuma. Önemli değildi. Sayıları daha az olsa da önemli değildi. Karşılarındaki güruhun çeyreği bile etmeyen bir kısmının kendilerine doğru koşmaya başladığını gördüğünde de kendine aynı şeyi hatırlattı. Başarabilirlerdi. Gökyüzünden kendilerine doğru yaklaşmakta olan okları gördüğünde de bırakmadı bu düşünceyi. Sıkıca tutundu. Başarabilirlerdi. Okların hızını kesmesine izin vermeyecekti. Hatta kendini savunmak için durursa asıl o zaman okların menzilinde kalacağına emindi. Durmadı. Yalnızca belindeki çantadan birer kunai aldı iki eline de. Eğer olur da yeterince hızlı ilerleyemezse, tepeden yağan okları durdurmak için kullanabilirdi bunları.

Gyaku'ya baktı. Gyaku'dan güç aldı. Gyaku'nun umursamayışından, hırsından, cesaretinden ve inancından güç aldı. Az sayıda olmalarını, tepeden gelen okları, büyük kayıplar vermek üzere olduklarını umursuyor gibi durmuyordu. Önemsemediğinden değil, önemsediğine emindi. Sanki Gyaku'ya baktıkça cesareti Sakuma'ya da bulaşıyordu. Bu iradenin peşlerinden gelmekte olan herkese yayılmasını umarak Gyaku'yla birlikte hızlandı Sakuma da. Mitsuo'nun bölüğünün bulunduğu taraftan gelen bir patlama sesi duyulduğunda bakmadı bile. Arkasındakilerden yükselmekte olan savaş naralarına kulak verdi onun yerine. Onlarla birlikte hissetti, onlarla birlikte sinirlendi, onlarla birlikte hırslandı. Gyaku'yla birlikte hızlandı.

Düşmanla çarpıştıklarında yapabileceği en mantıklı şey tek hamlede olabildiğince adam indirmek olacaktı. En önden koşanlardan olması bir avantajdı, etki alanı büyük bir Katon jutsusunu kendi adamlarına zarar verme endişesi olmadan kullanabilirdi. Aynı zamanda önünde ilerlemekte olan Gyaku'ya da zarar vermemek adına koşmaya devam ederken sola doğru açılmaya başladı. Düşmana yeterince yaklaştıklarında saldırabilmek için şimdiden ağzında mümkün olduğunca yağ biriktirmeye başlaması gerekiyordu, bu yüzden Endan için gerekli el mühürlerini yapmaya başlayacaktı. Düşmana yeterince yaklaştıklarında ve Gyaku'nun menzil dışında olduğuna emin olduğunda ise ağzında biriktirmiş olduğu yağı birkaç saniye boyunca karşısındaki grubun ön saflarına püskürtmeyi planlıyordu. Bunun kendilerine biraz olsun avantaj sağlayacağını umdu.
Image
Künye
İsim: Kumo Sakuma
Yaş: 18
Cinsiyet: Kadın
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 180.000
Prestij: 0
Ün: 17
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Kurallar & Güçlenmek: Yaşadığı kayıpları, değer sarsılmasını ve benlik problemlerini unutmak için kendini görevlere ve shinobilik felsefesine vermiştir ve bu sayede ailesinin empoze ettiği hırsı ve mükemmeliyetçiliği köyün yararına kullanabileceğini fark etmiştir. Shinobi dünyasındaki kurallar daha sağlamdır, daha gerçektir. Onu yüzüstü bırakacak yalanlar yoktur. Ayrıca takımında verdiği kayıpların ardından, karşısına çıkan tüm tehlikelerle başa çıkabilecek kadar güçlü olmaya yemin etmiştir. Hem kendini, hem de tek dostu Teki’yi korumalıdır. Eğer çok iyi bir shinobi olursa, daha zor ve kritik görevleri yerine getirmesi gerekir – bunu da seve seve yapacaktır.



Image



Özellikler

Profil
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 6
Potansiyel: 4
Varlık: 5
Zeka: 7

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 2
[Varlık] Aldatma: 3
[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 2
[Zeka] İzcilik: 1


Kontrat
Fuuma | B-Rank | Kaplan

Ninjutsu
-Shunshin | D Rank | Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

-Gouryuuka no Jutsu | B Rank | Katon
Ninja Tora mührünü yaparak aşırı derin bir nefes alır. Bu nefes alınırken kullanıcının göğsünde bir şişkinlik belirir. Kullanıcı ardından bir ejderhanın kafasına benzeyen bir alev topunu ortaya çıkarır. Bu alev topu sıradan alev toplarından kütle olarak hemen hemen aynı olsa da daha sıcaktır. Ejderha başı şeklindeki alev topu püskürtüldüğü düzlemde ilerler ve önüne çıkacak şeyleri eritebilecek bir sıcaklığa sahiptir. Bunun yanısıra alev topunu ejderha başına benzemesini sağlayan kısımları az da olsa sert ve dirençlidir. Bu sayede ejderha başı ince yapıları delebilir ve hedefine doğru ilerlemeye devam eder.

-Hibashiri | C Rank | Katon
Kullanıcı Tora mührünü yapar ve hedefine odaklanır, ardından ayağını yere vurur. Ayağını yere vurduğu noktadan itibaren, hedefine doğru yerden hızlıca ilerleyen çizgisel bir alev kütlesi yollar. Bu kütle hedefine ulaştığında onu yakmaya ve alevlerin içine almaya çalışır. Alevlerin ısısı yüksektir. Yerde ilerleyen alev kütlesi manevra yapabilir veya hedef değiştirebilir. Alevlerin hareketi süresince Tora mührü bozulmamalıdır.

Endan | C Rank | Katon
Kullanıcı kısa bir el mührü serisi ardından ağzında yağ biriktirmeye başlar. Yeterince biriktirdikten sonra bu yağı hedefine tükürür. Yağ ağızdan fırladığı gibi alev alır ve bir alev topuna dönüşür. Kullanıcı, daha fazla chakra harcayarak ağzında topladığı yağı arttırabilir, böylece oluşacak olan alev topu daha büyük olur. Kullanıcı yarım metre çapında bir küreden daha fazla yağ toplayamaz. Ağzında topladığı yağı 3 parçaya kadar bölüp ayrı ayrı fırlatabilir veya yağı tek seferde tükürmek yerine bir kaç saniye boyunca püskürtebilir. Alev kütlesi 15 metreye kadar dağılmadan ilerleyebilir. Hedef ile buluşup hasar verdikten sonra yağlar ve alevler yok olur.

Kuchiyose no Jutsu
Kullanıcı baş parmağını ısırır ve kanatır, ardından o elini yere sertçe vurur ve odaklanır. Bir kaç saniye sonra, yaratık o alanda aniden belirir. Eğer yaratık yeterince büyükse, kullanıcı onu sürer pozisyonda çağırabilir. Bu şekilde çağrılan yaratıklar "Kai" mührü ile anında geri gönderilebilir. Kullanıcı yara almışsa baş parmağını ısırmak yerine halihazırda akan kanını da eline sürerek kullanabilir.



Taijutsu
-Ayatsu Stili | B Rank
Kullanıcı tek bir hamlede iç organları iflas ettirebilecek hamleler yapmayı öğrenir. Göğse yapılacak sert ve yerinde bir hamle karşı tarafı nefessiz bırakabilir veya böbreklere yapılan bir hamle ile rakibin tüm vücuduna yayılacak bir acı dalgası oluşturulabilir ve dikkati dağıtılabilir. Hamlelerin mükemmel bir isabet oranı ile yapılması gereklidir.

Kaiganshou | B Rank
Kullanıcı dirseğini kullanarak kendini rakibe fırlatır ve rakibin göğsünü hedef alır. Eğer dirsek rakibin göğsüne isabet ederse, rakip geriye doğru fırlar ve nefessiz kalır. Kendini toparlamakta güçlük çeken rakip ardından gelecek saldırılara daha açık bir hale gelir. Saldırı çok büyük bir acı verdiği gibi eğer aşırı güçlü bir şekilde uygulanırsa kaburga kemiklerini bile kırabilir.


Genjutsu
-Kuroshiki | D Rank
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından tekniği aktif eder ve bir hedef seçer. Eğer bu hedef, kullanıcıya 15 metre veya daha yakındaysa, tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altında kalan hedeflerin herhangi bir duyusunu kullanıcı isteği doğrultusunda bozabilir. Gözler bulanık görmeye başlar, eller uyuşur, tad alınamaz, duyma mesafesi kısalır veya koku alamaz hale gelir. Duyurlar tamamen kapatılmaz, sadece bozulur. Yani hedef tamamen kör edilemez/sağır yapılamaz. Bu etkilerden aynı anda sadece 1 tanesi aktif edilebilir, ancak teknik bozulmadan bu etkiler arasında geçiş yapmak mümkündür. Maksimum 1 hedef bu tekniğin altında olabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

-Shibou no Jutsu | B Rank
Kullanıcı Tatsu el mührünü yapar ve o anda baktığı kişiyi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin altına girmek için hedefin kullanıcıya bakmasına gerek yoktur. Tekniğin etkisi altında olan kişi her 5 saniyede bir, kullanıcı tarafından hunharca öldürüldüğünü görür. Bu görüntüler 2 saniye sürer ve aşırı derecede gerçekçidir. Kullanıcı eğer isterse görüntüleri istediği gibi ayarlayabilir. Hedef git gide konsantrasyonunu kaybeder ve kullanıcıdan korkmaya başlar. Kötü ve rahatsız edici hisleri kullanıcı ile bağdaştırır. Savaş alanında kişilere göz dağı vermek, konsantrasyonlarını bozmak ve gerçeklik ile illüzyon arasındaki bağı koparmak için kullanılır. Diğer şartlar altında, işkence yapmak için kullanıldığı bilinmektedir. Teknik 2-3 dakika kadar açık kalır, ardından tekrar uygulamak gerekir.


Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 1 Kunai (Normal Kalite)
5 2 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
2 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1003
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by GM - Naruto » February 21st, 2019, 9:59 pm

İlerleyiş hızınız, ayaklarınızın uyum sağlayamadığı bir noktaya varıyor. Ara ara dengeniz bozuluyor, toparlıyor hızınıza hız katıyorsunuz. Gyaku adeta yere paralel bir şekilde, hiçbir şeye aldırmadan devam ediyor. Teki silahını çekiyor, Kumo eline bir kunai alıyor. Sakuma ise tekniğinin hazırlığına başlıyor. Arkanızdan gelen savaş naraları haddini aşıyor, kulaklarınızı zorluyor. Çapışmaya hazırlandığınız güruhun bağrışmaları ise, tüm Kusalıları susturacak cinsten. Henüz savaş başlamadan ilk zararı keskin bir baş ağrısı ile alıyorsunuz.

Sakuma'nın Gyaku'ya erişme gibi bir şansı olmuyor. Ağzında biriktirdiği yağ ile birlikte mühürlerine başlıyor ve rotasını sola açılmak için ayarlamaya başlıyor. Gyaku, koşma pozisyonunda mızrağını açabildiği kadar açıyor ve ileriye doğru ufak bir sıçrama gerçekleştiriyor. Havada bulunduğu esnada diğer elini de mızrağının alt kısmına yapıştırıyor ve çevresinde tam bir tur atarak dairesel bir şekilde savuruyor mızrağını ! Sizlerin vücudunu geri itmeye yetecek bir güç dalgası savruluyor. Size hücum eden düşman hattının en ön tarafına bakıyorsunuz ilerleyişiniz fazlasıyla yavaşlarken. Gyaku, zemine dizlerinin üzerinde konuyor. Mızrağı savurmaya başlamadan önceki ilk pozisyonda. Ön hatlarda ise bir kaos başlıyor. Ortadan ikiye ayrılan insanlar, kopan uzuvlar kafalar, kan fıskiyesine dönmüş vücutlar.. Kaç kişinin bu güç dalgası ile çoğullaştığını sayamıyorsunuz. Gyaku doğrulurken savaş alanında bir sessizlik oluyor. Bir saniye. İki saniye. Arkanızdaki Kusa güçleri, tüm Yağmur'u inletecek bir seviyede bağrınarak eski hızlarına dönüyor, hücuma geçiyor !

Gyaku mızrağını zarif bir şekilde çeviriyor ve siz tam onun hizasına yaklaşmışken bir mermi gibi gömüyor zemine. Zemin, ince bir sınırla yarılıyor. Size bakıyor Gyaku, dizlerini kırıyor. Aynı hizaya, yarılan zeminin sınırları içerisine geldiğiniz anda... Zemin tetiklenmiş bir rampa gibi eğimli bir şekilde ileri atılıyor ve aniden durarak sizi havaya, düşman güçlerine doğru fırlatıyor ! Kuramadığınız dengeniz nedeniyle başlarda savsak bir pozisyonda olsanız da, hızlıca toparlanıyorsunuz.

"Ön saflarda olmayacağız. Saldırı gücünün arkasında da olmayacağız. Savaşın, düşmanların tam ortasında, ölüme en yakın yerde bulunacağız."

Gökyüzü. Altınızda kopan gürültü. Sırtınızdan mavi tonlarında birşey geçiyor. Soğuk. Sarmaşık benzeri bir yapı.. Metal sesleri ulaşıyor kulağınıza. Düşman ordusunun üzerinden süzülüyorsunuz. Metal sesleri artıyor. Saplanma sesi, yüzlercesi. Başınızı çeviriyorsunuz. Buzdan sarmaşıklar, gökten yağan silahların önünü kesmiş durumda. Ancak bu sarmaşıkların altında daha fazla metal. Birbirine çarpıyor. Bedenlere giriyor, uzuvları yerlerinden koparıyor. Savaş en harlı anlarını yaşarken, iki ordu birbirine karışıyor. Siz düşman ordusunun üzerinde uçuşunuzu sonlandırmaya yaklaşıyorsunuz.

Gyaku en önde. Zemine çivileme girecekmiş gibi, dimdik. Hemen arkasında üçünüz. Sakuma, mühürlerini sonlandırdığı tekniği havada uyguluyor. Altınızdaki onlarca insanın üzerine salıyor yağ kütlesini. Aleve dönüşen yağ kütlesi insanların üzerine yapışırken savaş alanı renkleniyor, acı çığlıkları artıyor. Ufak bir taklayla zemine inmeye hazırlanıyor Sakuma da.

İlk inen Gyaku oluyor. Seçtiği hedefin üzerine, mızrağı ile adeta tünüyor. Göğsüne sapladığı mızrak adamı yere mıhlayarak Gyaku'ya da yumuşak bir iniş alanı sağlıyor. Sizler ise çamur zemine yapışıyor, yarım metre kadar kayarak durabiliyorsunuz. Bulunduğunuz konum, düşman ordusunun tam göbeği. Sağınızda, solunuzda, arkanızda o bu şu çaprazınızda, her tarafınız düşmanla sarılı. Düşman güçleri akın akın ilerlerken çevrenizi saran kalabalık bir grup. Gyaku ölü bedenin üzerinden mızrağını çekip çıkardıktan sonra tepenin eteklerine, düşman güçlerinin daha derinlerine doğru atılıyor ! Onun hareketi düşman güçleri için de bir başlama vuruşu oluyor. Saldırıyorlar. Dört bir yanınızdan. Silahlarla, yumruklarla. Çevrenizi saran kalabalığın bir kısmı Gyaku'nun peşine takılırken kalanları bir akşam yemeği edasıyla bakıyor size.

Teki ve Kumo'ya kalabalığın sağ tarafından altı kişi atılıyor. Üçü havadan süzülüyor üzerinize. Sakuma ise, sol kanatla başbaşa kalıyor. Üzerine doğru koşan toplamda yedi kişi. Arkanızda dönenleri bilmiyorsunuz. Saniyelik bir kontrolsüzlüğün dahi canınızı alabileceği bir yerde, planlayabildiğiniz tek kurgu Gyaku'nun açtığı yoldan ilerlemek gibi duruyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Sayama Kumo
Posts: 26
Joined: January 13th, 2019, 9:48 pm

Re: [Kusagakure - Operasyon] Sayama Kumo & Kumo Sakuma & Kasumikage Teki

Post by Sayama Kumo » February 22nd, 2019, 12:20 am

İlk başta sadeliğinden ödün vermeyen ayak seslerine, savaş naraları eşlik etmişti. Her bir shinobinin içinde yükselen saf kin ve öfkeden oluşmuş kor ateşi hissedebiliyordum. Bu içimdeki cesareti körüklesede kulaklarım için aynı şeyi söyleyemeyecektim! Sanki biri kulağımın içine goukakyuu no jutsu atmışcasına yanıyordu. Bu yanma daha sonra ağrıya dönüşüp başıma kadar ulaşmıştı. Tabii onca şeyin aksine Gyaku-san’ın iradesi mükemmelliğini süslüyordu. Eminim bu savaşta ölürse kahramanca anılacaktı.Aslında Gyaku-san’ı ilk gördüğünde ne tür hareketlere sahip olabileceğini tahmin ediyordum. Zaten sokakta kaynayan ve öğrendiğim bilgilere göre onun hakkında az buçuk şeyler biliyordum. Fakat bu kadar atletizmi yüksek olan birini görmüş müydüm? Mızrak hakimiyetiyle asla onun gibi bir shinobi olamayacağımı anlatıyordu bana. Mızrağını ve vücudunu kordine bir şekilde kullanarak havalı bir giriş yapmış diyebilirdim! Adı üstünde havalı olacak ki, sıçrayıp mızrağı savurduğunda üstüme gelen hava dalgası beni İshigakure’ye kadar yollayacaktı nerdeyse! Umarım böyle bir şey yaşanmaz diye düşünürken, mecazı bir kenara atıp aklımda az da olsa yeşeren kazanma umudum biraz daha harlanmış vaziyetteydi. İmzasının sonuna noktayı atarken dizlerinin üzerinde konuyordu zemine. Bu sırada sanki aktif ve hızlı hareket eden bacaklarım duracakmışcasına yavaşlamıştı. Gözlerimi nedenini aramak için kullansamda böyle bir durumu ilk defa gördüğümden şaşkınlıktan olduğum yerde kalmıştım. Kan gölü haline gelmişti her yer! Kopan kollar, bacaklar.. İlk defa görmüş olmak beni derinden şaşırtsada korkmuyordum. Yalnızca üzülüyordum. Buraya gelmeden önce üzüldüğüm tüm shinobiler şimdi benim için, bizim için ve en önemlisi topraklarımızın adına savaşıp ölüyorlardı. Karşılıksız bırakacak mıydık? Asla. Benle birlikte tüm shinobiler inlemişti. Öfkemi dışarı doğru yaydıktan sonra kararlılık seviyem artık kendini aşmıştı.

Gyaku-san’ın yanına doğru yaklaşırken-ki benim için en iyi taktik buydu-onun yanında durmak benim için en iyi seçenek olduğunu düşünüyordum. Sonuçta birisinin arkasını kollayabilirdim. Fakat şuan kendi arkamı kollayabileceğimi sanmıyordum. Zaten Gyaku-san’ın arkasını ne kadar kollayabilirdim ki? Gyaku-san’dan yine estetiğiyle salladığı mızrağından kusursuz bir teknik görecektim. Şöyle korku salsın rakibe, korksunlar bizden falan işte! Zemine sapladığı mızrağıyla yarılması bir olan zeminin ilk başta anlam verememiştim. Gyaku’san yüzümüze baktıktan sonra anlamıştım bir boklar olduğunu. Anlam veremediğimden Gyaku-san’ın yanına yaklaşmıştım. Napayım yani? Korkmuştum. Ardından beklemediğim şeyler yaşandığı bu olay silsilesinde çok da iyi zamanlar geçirdiğim söylenemezdi.

İlk başlarda olan öfkemden gelen çığlıklarım şimdi ise korkudan gelen bir kızın çığlıkları gibiydi. Ne yaşandı az önce? Niye havada 4 kişi vardı? Bunlar bizlerdik. Aynen, baya korku salmıştır rakibe bu! Üstüne leblebi gibi gelen 4 düşman. Fakat neden diye sorarlar adama. Ya diyorum savaşa çok girmeyeyim, uzak kalayım. Zaten çelimsizim, beceremem diyorum fakat Gyaku-san, tam bir diş perisi gibi davranıp hayallerimi gerçekleştiriyordu! Kendime gelip dengemi sağladım. Sonuçta henüz ölmemiştim ve böyle bir yerde ölme gibi bir lüksüm yoktu. Evet Gyaku-san... Ölüme en yakın yer...

Gökyüzünde bir kuş misali süzülürken keyfim yerinde değil desem yalan olurdu. Aşağıda savaşan insanların bana dokunamayışı bana özgüven getiriyordu. Ulaşılmaz biriydim şuan. Belki de ölümsüz? Fakat bizim tarafımızda olan shinobilerin öldüğünü gördükçe bu düşünceden gittikçe uzaklaşıyordum. Ardından bu düşüncelerimden kurtulmamı sağlayan şey sırtımda hissettiğim bir soğukluktu. Mavi bir sarmaşık? Tüm metalleri tutan bu sarmaşık neyin nesiydi? Yoksa bu Kusachou’nun işimiydi? Beklemede kalıp, neler olacağını görmeliydim.

Sakuma-chan’ın Katon kullanabildiğini bilmiyordum. Havada süzülen bir ejderha gibi püskürtmüştü alevlerini. Sanki bunu bir yerde görmüştüm ama.. Neyse. Çığlıkların eşliğinde gözlerim Gyaku-san’a kaydı. Keskin olan iradesini vücuduna resmen yansıtabilmişti. Dimdik bir şekilde yere iniş yapacaktı. Bu adamın böyle hareketleri umarım ona zarar vermez çünkü aynısını ben yapsam leş gibi ölürdüm, ne yazık ki!

Gyaku-san’ın yere inip adamı indirmesiyle birlikte bizde onun kadar havalı olamasada arkasından geliyorduk. Hala biraz içerliydim Gyaku-san’a karşı. Neden bizim gibi veya benim gibi tecrübe yoksunu olupta düşman göbeğinin ortasına atmıştı ki? Bir yandan da adama kızamıyordum çünkü önceden bunun bildirisini vermişti. Lanetlerimi okudum içimden. Ardından etrafa baktığımda gördüğüm dehşet verici görüntü tüylerimi ürpertmeme neden olmuştu. Aslında her tarafımın düşmanlar ile çevrilmesi beklediğim bir şeydi, Gyaku-san saolsun! Fakat Gyaku-san’ın bir bildiği var gibiydi. Durmuyordu yerinde. Bir savaş makinesi gibi atılıyordu rakibin üstüne. Tabii rakipte hıncını bizden çıkaracak ola ki üzerimize topyekün geliyorlardı.

Aslında yapacak bir şey yoktu. Düşmanların içinde düşman ile savaşabilecek halim yoktu herhalde! Özellikle benim gibi birinin! Arkadaşlarımında aynı şeyi düşünmesini umdum. Düşündüğüm gibi Gyaku-san’ın bir planı varmış gibiydi. Onu takip etmeliydim. Ardından aklımdakini Teki-kun’a söyledim,’’Onu takip etmeliyiz.’’ Peki ya Sakuma-chan? Amaaan illa ki kaçacağını biliyordur diye düşündüm. Onun aksine Teki-kun ile sadece çıkara dayalı birlikteydim. Onlara sevgi besleyecek değildim herhalde!

Gyaku-san’ı, kendimi kunaim ile koruyarak takip edecektim. Teki-kun'un arkasından gelecektim. Onun ile aram çok açılırsa ona yetişmek için Shunshin yapacaktım. Gyaku-san’ı takip ederken biri beni durdurursa eğer Dendou no Jutsu yaparak teması kesesiye kadar uygulayacaktım. Ardından tekrar Shunshin yapacak takibe koyulacaktım.

Eğer Teki-kun söylediklerimi yapmazsa onun yanında kalacak ve kunaim ile birlikte gardımı alacaktım.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Sayama Kumo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 20.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Ele Güne Karşı Yapayalnız
Kumo dünyaya adaletli geldiğini düşünmüyordu. Herkes zenginlik içinde yaşayıp huzur içinde boğuluyorsa, o neden böyle sürünüyordu? Akademide tek yapabildiği şey insanlara espiri yapmak, kandırmak ve iyi geçinmeye çalışmak. Belki tanınırım diyerek yapıyordu bunu. Fakat artık buna gerek duymak istemiyordu. Tek istediği şey muhteşem bir shinobi olup namını herkes duyması. İşte o zaman belki o ablasının ve akademideki arkadaşlarının yüzünü kara çıkarırdı.
Kumo 2 şey istiyordu;
Şöhret ve para, bu ikisininde saygıdeğer bir shinobi olmaktan geçtiğini biliyordu.

Komplikasyon

Hayatın İntikamı
-Yalan söylemekten artık yalan, hayatının içinde olmuştu Kumo'nun. Bazı zamanlar genellikle stresliyken, gerginken veya sorgulanırken refleks olarak yalan söyleyebilir, ağzından çat diye
çıkıverir. Kontrol edemez.
-Kumo sarhoş olduğu bir ortamda yine refleks olarak söylediği bir yalanı itiraf edebilir.

Özellikler
-


Profil

Güç: 1
Çeviklik: 1
Kondisyon: 3
Potansiyel: 8
Varlık: 8
Zeka: 10

Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 3
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1

Ninjutsu

Shunshin-Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Otonaku Ashi no Jutsu-Ninpou
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, ayaklarının çıkardığı tüm sesi keser. Böylece, kullanıcının ayak sesleri yokolmuş olur. Bu, gizlice bir yerlere sızmada kullanıcıya yardım eder ve rakiplerine farkedilmeden yaklaşabilmelerini sağlar. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Dendou no Jutsu-Raiton
Kullanıcı aniden vücudunda bir elektrik akımı dolaştırır. Bu akım, ona dokunan herkesi çarpar, ancak hasar vermez. Genelde kişilerin kullanıcı üzerindeki fiziksel kontağını kesmek için kullanılır. El mührü gerektirmez ve anidir. Kullanıcı isterse tekrar tekrar tekniği aktif edebilir.

Ikazuchi no Kiba-Raiton
Kullanıcı bir elini göğe kaldırır ve bir noktayı hedef alır. Ardından, aniden elinden çıkan bir elektrik akımı gökyüzüne fırlar, ardından kullanıcının hedeflediği noktaya düşer. Eğer bir kişiye isabet ederse, isabet alan kişi hasar görür ve az da olsa uyuşur. Teknik hızlı gerçekleşir ve 15 metreye kadar etkilidir.

Taijutsu
-

Genjutsu

Kuroshiki
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından tekniği aktif eder ve bir hedef seçer. Eğer bu hedef, kullanıcıya 15 metre veya daha yakındaysa, tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altında kalan hedeflerin herhangi bir duyusunu kullanıcı isteği doğrultusunda bozabilir. Gözler bulanık görmeye başlar, eller uyuşur, tad alınamaz, duyma mesafesi kısalır veya koku alamaz hale gelir. Duyurlar tamamen kapatılmaz, sadece bozulur. Yani hedef tamamen kör edilemez/sağır yapılamaz. Bu etkilerden aynı anda sadece 1 tanesi aktif edilebilir, ancak teknik bozulmadan bu etkiler arasında geçiş yapmak mümkündür. Maksimum 1 hedef bu tekniğin altında olabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Rishuu
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından, onu o anda görebilen herkesi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin etkisi altında olan kişiler, kullanıcının havada 5 tane 1 metre boyunda metalden kazıklar oluşturduğunu görür. Kullanıcı bu kazıkları tekniğin etkisi altında olan herhangi birisine isterse teker teker, isterse aynı anda yollayabilir. Kazıklar çok yüksek bir isabet oranına sahiptir ve havada manevra yapabilir. Kullanıcı kazıkları el hareketleri ile havada kontrol eder, eğer bu hareketleri yapmaz ise teknik bozulur. Kazıklar havada sabit tutulamaz. Kullanıcı bu süre boyunca hareket edebilir. Hedeflere isabet eden kazıklar şiddetli bir zihinsel acı yaratır. Hedefe saplandıktan 5 saniye sonra açtıkları yara ile beraber yokolurlar. Her bir kazık, bir öncekinin oluşturduğu zihinsel acıyı daha ileriye taşır ve hedefi aşırı derece yorar. Yeterince yorulan hedef bayılma tehlikesi geçirir. Kullanıcı kazıkları bitirdiği zaman yeni bir beşli oluşturabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Jubaku Satsu
Kullanıcı aşırı kısa bir el mührü dizisi uygular. Ardından, ellerini hedefine doğru uzatır. Eğer tam o sırada, hedef ile kullanıcı arasında 30 metreden daha kısa bir uzaklık var ise, hedef tekniğin etkisi altına girer. Kullanıcıyı görmesine gerek yoktur. Kullanıcının elleri, rakibi yakalayıp saracak bir objeye dönüşür. Bu obje sarmaşık, zincir veya ip tarzı şeyler olabilir, bunu kullanıcı kendi belirler. Kullanıcının dönüşen elleri rakibi yakalar ve sarar, hareket etmesini engeller. Kullanıcı bu noktadan sonra isterse aradaki mesafeyi hedefi kendine çekerek kısaltabilir veya hedefi saran şeyleri sıkarak şiddetli bir acı hissetmesini sağlayabilir. Hedef tamamen hareket kabiliyetinden yoksun olduğunu sanar, ancak yüksek iradeli kişiler bu etkinin altındayken bile minimal olsa da hareket edebilir. Teknik, kullanıcı odaklandığı sürece devam eder ve chakra yer.

Shibou no Jutsu
Kullanıcı Tatsu el mührünü yapar ve o anda baktığı kişiyi tekniğin etkisi altına alır. Tekniğin altına girmek için hedefin kullanıcıya bakmasına gerek yoktur. Tekniğin etkisi altında olan kişi her 5 saniyede bir, kullanıcı tarafından hunharca öldürüldüğünü görür. Bu görüntüler 2 saniye sürer ve aşırı derecede gerçekçidir. Kullanıcı eğer isterse görüntüleri istediği gibi ayarlayabilir. Hedef git gide konsantrasyonunu kaybeder ve kullanıcıdan korkmaya başlar. Kötü ve rahatsız edici hisleri kullanıcı ile bağdaştırır. Savaş alanında kişilere göz dağı vermek, konsantrasyonlarını bozmak ve gerçeklik ile illüzyon arasındaki bağı koparmak için kullanılır. Diğer şartlar altında, işkence yapmak için kullanıldığı bilinmektedir. Teknik 2-3 dakika kadar açık kalır, ardından tekrar uygulamak gerekir.

Magen: Bunshin
Kullanıcı normal bir el mührü dizisini tamamlar ve etrafındaki kişilere odaklanır. O anda herhangi bir şekilde kullanıcıyı görebilen herkes tekniğin etkisi altına girer. Tekniğin etkisi altındaki kişilere, kullanıcı kendisinin klonunu yoktan varedip gösterir. Kopyanın oluşma biçimini kullanıcı belirler, eğer isterse bir dumanın ardından oluşturabilir, yerden çıkartabilir veya kendini ikiye ayrılıyormuşçasına bir görüntü sergileyebilir, tamamen kişinin yaratıcılığına bağlıdır. Kullanıcı eğer isterse, klonlar oluşurken kendini gizleyebilir. Ayrıca kullanıcı klonun görüntüsünü değiştirmeyi deneyebilir. Bir başkasına benzetebilir veya tamamen hayali özellikler verebilir, tek sınırlayıcı kural, klonun insan formunu -bipedal humanoid- bozmamasıdır. Kullanıcı klonu istediği gibi kontrol edebilir, konuşturabilir, tepki verdirtebilir. Klon hasar alsa da yokolmaz, yaraları hemen kapanır, uzvu koparsa tekrar oluşur, parçalanırsa tekrar toplanır. Klon kullanıcının bildiği diğer Ninjutsu tekniklerini uygulayabilir, ancak bunlar illüzyondan ibarettir ve gerçek hasar vermezler, bu hasar zihinsel acıya dönüşür. Fiziksel saldırılar da zihinsel acı yaratır. Kullanıcı 1 illüzyon içerisinde maksimum 5 klon barındırabilir. Teknik açık kaldığı sürece chakra yer.

Karakterin üzerinde bulunan eşyalar/ekipmanlar
-Özel üretim giysi: Çok fazla cebi olan ve sağ kısmının içinde gizli bir bölme bulunan palto
-Chakra hapı (normal)
-Kan hapı (normal)
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”