[Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1007
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by GM - Naruto » March 7th, 2019, 9:34 am

Ryu’nun sözleri, özellikle medic ekibinin kafasında ciddi düşüncelerin dolaşmaya başlamasına neden oluyor. Duruma hak verdiklerini gösterir hareketler sergileseler de, kafalarında hala bataklığa gömülen arkadaşları ve onun peşinden gitmek isteyen Chisa olduğu kolaylıkla anlaşılabiliyor. Chisa’nın başını çektiği bu ikilik, Chisa’nın konuşmaya başlamasıyla birlikte daha da derinleşmeye başlıyor. Bu anda Chisa’nın ilk cümleleri olumlu gözlerle karşılansa da, bu kez de Ryu’nun sözleri bu olumlu havanın içindeki gerçeklik gibi duruyor. Kararın kendilerine bırakılmasının ardından, Hiroyuki durumdan oldukça memnuniyetsiz bir şekilde kafasını sallamaya başlıyor. Sonunda “Lanet olası oylamayı yapalım! Kendi içimizde savaşmaktan düşmanla savaşacak takatimiz kalmayacak yakında!” diyor. Hemen ardından ise “Ryu-san’ın sözlerini onaylayanlar elini kaldırsın.” diyor. Heizo ve Chiyumi hızla ellerini kaldırırken medic ekibi içerisinde bulunan iki kişi daha elini kaldırıyor. Ryu’nun sözleri böylece çoğunluk oyların aldığı için, Hiroyuki tüm bu ayrışma durumlarından duyduğu memnuniyetsizliğini gizlemeden sanki tüm ekibin esas lideri kendiymişçesine “Şimdi o kıçlarınızı kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerlemeye başlayın!” diyor.

Hiroyuki’nin emir niteliğindeki bu talimatından sonra, hoşnutsuz yüzler belirse de, bu talimata herkes harfiyen uyuyor ve hızlıca bataklık alandan çıkmak için hareketleniyorsunuz. Aslında Hiroyuki’nin bu anda hayati bir şey yaptığını, geçtiğiniz yolların hızla bataklığa dönüşmesinden anlayabiliyorsunuz. Sizi yakalamak için peşinizden çamura dönüşen zeminde mümkün olduğunca hızlı bir ilerleme yaparak kendinizi bir nebze daha güvenli toprağa ulaştırabiliyorsunuz.

Güzergahınız üzerinde ilerlemeye devam ediyorsunuz. Chiyumi haritadan gideceğiniz yolu kontrol ederken, Ryu’nun belirlediği ilk formasyona tekrar geçiş yapıyorsunuz. Bu şekilde kısa bir süre ilerlemenizin ardından, kuru zeminin hafif yeşile dönüşüne şahitlik ediyorsunuz. Bu noktada Chiyumi “Patika önümüzdeki çimen ve ağaçlık alandan geçiyor. Haritaya göre otlak olarak kullanılan bu bölgede sık ağaçlar var, ancak boyları fazla uzun değil gibi. Otlak hayvanların beslenmeleri için var olan ağaçlar gibi görünüyor. Burası yaklaşık 500 metre kadar sürüyor ve sonrasında kuzey cepheye bağlantı olan yola çıkmış olacağız.” diyor. Birkaç dakika sonra ise, Chiyumi’nin bahsettiği ağaçlık bölgeye ulaşıyorsunuz.

İki sarp tepenin arasında bulunan bu bölgenin, insan eli ürünü olduğu daha ilk bakışta anlaşılabiliyor. Ancak bu bölgenin, geçtiğiniz çamur alan gibi savaşın hemen öncesinde hazırlanmadığı, belki de onlarca yıldır bulunduğunu anlamanız da güç olmuyor. Geniş sayılabilecek bir alana yayılmış bu bölgedeki yer yer kuru çimenler, yaş olan çimenlerin arasındaki uzunluk farkları, 3 metreye kadar yükselen ağaçların zemine yakın kısımlarının çıplak olmasına rağmen, üst kısımlarının yapraklara sahip olması ve zeminde ezilmiş yerlerin bulunması gibi detaylar bu düşüncenizin oluşmasına neden oluyor. Alan itibariyle iki sarp tepenin arasında olması da, bu alanı bir hayli güvenli kılıyor. Özellikle Chiyumi’nin belirttiği gibi otlak hayvanları açısından geçilmesi imkansız bu iki sarp tepenin yer yer 90 dereceyi bulan dik bir yapıda olması, hayvanların ağaçlık alandan çıkmasını imkansız hale getiriyor gibi duruyor. Üzerinde durduğunuz yol ise, doğruca ağaçlık alanın ortasına gidiyor. Ancak bu sarp ve taşlık tepelerin en uç noktasından bile ağaçlık alanın içinin görülmesi pek olası durmuyor. Bu noktada ağaçların sıklıkları, kuş bakışı bir izleyişi zor kılıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 115
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Jirou Ryu » March 7th, 2019, 6:30 pm

Tek bir niyetim vardı... Oda daha fazla kişinin ölmesini engellemek. Savaşa giden bir yolun henüz başında, ağır bir saldırıya maruz kalmıştık. Bir kişiyi kaybetmiş ve diğerlerini korumanın ne kadar zor olduğunu, bu oldukça uzunmuş gibi gözüken kısacık süreçte anlamıştım. Aslında bunu diğerlerinin de anladığına emindim; ama tek anlamayan Chisa-san gibi gözüküyordu, belki de o içindeki saflığın güzel niyetleri, gördüğü şeyi görmemesini sağlıyordu. Normal şartlarda ya da şuan ki gibi, her bir nefesin içine sığdırdığımız saniyelerin bile önemli olduğu bu tarz anlarda, doğru olan Chisa-san'ın söyledikleriydi. Ölüp ölmediğinden emin olmadığımız takım arkadaşımızı aramalı, gerekirse hepimiz ölmeyi göze almalıydık. Kimsenin bu konuda bir itirazı olacağını sanmıyordum. Benim yanımdaymış gibi gözüken Chiyumi ve Heizo bile eminim bundan şüphe duymazdı; ama bu, bizi aşan bir şeydi. Vereceğimiz kararlar, sadece kendi canlarımız ile kısıtlı değildi. Koca bir savaş alanını etkileyebilme potansiyeli gerçekten de vardı ve bu da binlerce cana tekabül ediyordu. Ama beni asıl korkutan bu değildi. Burada feda edilen canların acısını, İshigakure'de ki o taştan evlerinde dört gözle geri dönmemizi bekleyen insanların çekmesiydi. Belki benim düşünce tarzım fazla genişti ama yıllar önce yaşadıklarım ve gene yakın bir tarihte deneyimlediğim acı şeyler, beni bu şekilde düşünmeye itiyordu. Bu noktada canımı bile feda ederken, bunu kendi bakış açımla değil, bu tarz bir geniş bakış açısıyla yapmalıydım. Gerekirse bu canı feda edebilirdim ama bu feda edişim, İshigakure'ye bir zarar olacaksa kesinlikle feda etmezdim.

Chisa-san'a göre düşüncelerim iğrenç, yaptığım hareket ise bir canı feda etmekti. Belki de haklıydı ama ben bir canı feda ettiğimi düşünmüyordum. Çok küçük bir ihtimal de olsa, o adam yaşıyorsa bile şu an çoktan ölmüş ya da böyle devasa bir alanı bir oyuncağı hareket ettiriyormuş gibi kontrol eden adamların eline düşmüştü. Bu noktada tek arzum, gerçekçi olmaktı. Küçük bir çocuk ellerimde öldüğünde, güçsüz ve fazla kördüm; ama şimdi, bunu yapamazdım. Güçlü olmalıydım, gerekirse bunca insanın gözünde Kakashi-san'ın tabiri ile bir çöpten ötesi gibi gözükmeliydim. Bu önemli değildi, önemli olan şey benim nasıl gözüktüğümden çok, benim nasıl hissettiğimdi.

Ama gene de, içimden Chisa-san'ın haksız olmasını umuyordum. Çünkü gerimde ağır yaralı olsa bile hâlâ nefes alan birini bırakmak, kesinlikle bana zevk veren bir şey olmayacaktı. Tek üzüldüğüm şey, aramızda onu bulacak marifetlere sahip bir Shinobi'nin olmamasıydı. Açık konuşmak gerekirse eğer bu tarz yeteneklere sahip birisi olsaydı, ne olursa olsun onu aramayı ben de deneyebilirdim ama her şey lehimizeyken, maalesef gerçekçi olmak zorundaydım. Chisa-san ve belki de buradaki herkes ömrü hayatı boyunca benden nefret edecekti; ama eğer ben onların nefes aldığını bilirsem, bu onların nefretine karşın ben de bir huzur uyandıracaktı.

Chisa-san'ın sert düşüncelerine karşı, yüz ifadem hâlâ sakin ve gözlerim bir duygudan uzak bir şekilde soğukluğunu korumaktaydı. Ne bir öfke, ne bir hüzün ve ne de bir alaylama... Hoş, zaten son derece iyi anladığım ve bu davranışına hak verdiğim birini nasıl alaya alabilirdim ki?

Düşünceler, ipini koparmış bir hayvan sürüsü gibi, zihnimde koşuştururken, Hiroyuki-san'ın güçlü ses tonu kulaklarıma doldu. Sakin ifadem, soğuk bakışlarımın eşliğinde onun olduğu yere kayarken, sözlerini aynı şekilde dinledim. Bu noktada, onun doğru bir tepki verdiğini düşünüyordum.

Bu uyarıcı tonla birlikte, insanlar düşüncelerimi oylamaya başladıklarında, bunu mecburen yaptıklarını hissediyordum. Mutlu değillerdi ki, doğru olan buydu. Ben bile mutlu değildim düşüncelerimin çoğunluk tarafından kabul edilmesine, onlar nasıl olacaktı ki? Göz ucuyla Chisa-san'a kısa bir an baktım. Kötü bir niyet olmaksızın, sadece onun bu karardan sonra iyi olduğundan emin olmak için... Nasıl iyi olacaktı ki? Bu da ayrı bir soru işaretiydi. Kafamı bu soru işaretlerinden arındırıp, sadece ilerlemeye başladığımda ise yumruklarımı sıkıyordum sadece.

İlerleyişimiz en sonunda hız kazandığında, aslında tam olarak ilerlemek için çok az vaktimiz kaldığını zeminin vasatlığından görebiliyordum. Bu noktada Hiroyuki-san'ın yaptığı hareketinin kritik bir hareket olduğunu bir kez daha kabul etmek mecburiyetinde kalmıştım istemsizce. Bir müddet sessizlik ile ilerledikten sonra, en sonunda Chiyumi-san'ın sesini duyduğumda dikkatimi ona verdim. Haritadan edindiği bilgileri bize aktarırken, az çok söylediklerinden bizi neyin beklediğini kafamda canlandırabiliyordum ve zaten çok değil dakikalar sonra anlattığı yere varmıştık. Tırmanması zor, oldukça dik gözüken iki sarp tepenin arasında, Chiyumi-san'ın anlattıklarına fazlasıyla uyumlu bir yerde, istemsizce burada otlanan hayvanlar gibi hissediyordum.

Derin bir nefes alırken, alanı herkesten önce izlemeyi bırakıp, önce göz ucuyla Chiyumi'ye, ardından Hiroyuki-san'a bakacaktım."Yağmurun hain gibi üzerimize yağması gerekiyordu Hiroyuki-san ve Chiyumi-san... Ama bir süredir yağmıyor, belki de biz yanlış bilgilendirildik." diyecektim. Bu sözlerin bir anda söylememin onlarda bir şey uyandıracağını sanmıyordum ama biraz sonra yapacağım hareket karşısında fevri bir hareket yapmamalarına neden olacağını düşünüyordum. Göz ucuyla Heizo'ya bakarken samimi bir bakışla yanına yaklaşacak ve boştaki elimi omzuna atarken, "İyi olmana sevindim. Kusura bakma o karmaşa da, fazla odaklanamadım sana." diyecektim sakin bir tonda... Gözlerini bana çevirmeye yeltendiği anda ise olabildiğince seri bir şekilde boğazını dirseğimin iç kısmına sıkıştırıp, arkasına geçerek kitleyecek ve ekipman çantamdan aldığım bir Kunai'yi boğazına dayayacaktım. Bu noktada herkesin aklında bir şüphe uyandıracağıma emindim, ama kendi kalbimdeki şüpheyi söndürmem gerekiyordu. "Açık konuşmak gerekirse, bir anda ortaya çıkan birine neden bu kadar güvendiğimizi bir türlü anlayamadım. En başından beri şüphem vardı; ama dillendirmeye dilim varmıyordu. Üç saniye içerisinde ya hain olduğu itiraf edersin ya da bana hain olmadığını kanıtlarsın. İlkini yaparsan yaşarsın, ikincisini denemeye kalkıp bir de tökezlersen ölürsün. En başından beri yakın durduğun Chisa-san bile seni kurtaramaz, saymaya başlıyorum." diye konuşmamı sonlandırırken, ne kadar ciddi olduğumu göstermek için de Kunai'nin sivri ucunu boğazında bir kanama oluşturacak şekilde hafif bir baskı ile teniyle buluşturacak ve saymaya başlayacaktım. Belki bir paranoyak idim; ama içimde bir kuşku kalacağına, bu kuşkuyu yok etmek en azından sonraki anlarda daha rahat etmeme sebep olacaktı.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 9 PP
Kullanılabilir GP: 0 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.

Özellikler

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 4
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 3
*[Potansiyel] Ninshuu: 4
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi
Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x3 (İyi kalite)
User avatar
Kotegawa Chisa
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 125
Joined: August 31st, 2018, 1:59 am

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Kotegawa Chisa » March 7th, 2019, 11:14 pm

Arkadaşım olarak gördüğüm insanlar, birer birer ellerini kaldırırken göğsümün sıkışmaya başladığını hissettim. Ekip arkadaşlarımdan birini terk etmenin yarattığı üzüntü, arkadaşım olarak gördüğüm insanlara duyduğum hayal kırıklığıyla birleştiği anda ağlamak istedim. Gözyaşlarımın akmasını engellemeyi başardım fakat hissettiklerim tamamen suratımdan okunabiliyordu... Yine de arkadaşlarıma herhangi bir şekilde öfke duygusu beslemiyorum. Sadece nasıl bu kadar kalpsiz bir insana dönüştüklerini merak ediyorum. Acaba burada, Ryu-san'ın iğrenç düşüncesine katılan insanların yaşadığı hangi olay onları bu kadar kalpsiz olmaya itti? Belki de sadece benim düşüncelerimi hayalperestçe buldukları için ellerini kaldırmışlardır... Evet, düşüncelerimin bir masal kitabından fırlama gibi olduğunun farkındayım. Farkındayım fakat böyle düşüncelere sahip olmanın hiçbir yanlış tarafı yok! Doğru olanı yapmak, arkadaşlarımı kurtarmak istemek kesinlikle yanlış bir şey değil! Zaten başından beri benim bir shinobi olarak yetersiz olduğumun farkındalar. İçinde bulunduğumuz grupta ben olmasam dahi aynı şekilde çalışabilirler. Hatta bensiz daha verimli bir şekilde çalışabilirler! Tek yapmaları gereken şey beni geride bırakmak ve yollarına devam etmekti. O halde neden... Neden yapmadılar? Neden benim bu iğrenç göğüs acısını yaşamama sebep oldular? Neden daha sonradan pişman olacağım bir şeyi yapmaya zorladılar?

Aklımda karmaşık düşünceler vardı fakat bu benim ilerlememe engel olmadı. Gerçekten de olduğum yerde durmak ve kaybolan arkadaşımızı aramak istiyordum fakat ettiğim yemin bunu yapmama engel oluyordu. Eğer sözümden caysaydım ve oylamanın sonucunu önemsememiş olsaydım arkadaşlarımın hayatını tehlikeye atabileceğimin farkındaydım. Sonuçta oldukça tehlikeli bir bölgedeydik ve üzerimize ne zaman bir saldırının geleceğine dair fikrimiz yoktu. O yüzden göğsümü parçalayacak derecede büyük olan bu acıya dayandım ve ilerlemeye devam ettim.

İlerlemeye başladığımız anda arkamızda bıraktığımız yollar bataklığa dönüşerek kaybolmaya başladı. Bunu gördüğüm anda tartışmayı uzatmadığım için şükrettim. Konuşmam sadece birkaç saniye daha uzun sürmüş olsaydı arkadaşlarımın hayatını tehlikeye atmış olacaktım. Açıkçası ben bu durumdan bir şekilde kurtulabilirdim fakat medic ekibindekilerin sıkıntılı anlar yaşayabileceğini düşünüyorum.

Dayandım ve koşumuza devam ettim. Bir süre sonra Chiyumi-san haritayı açtı ve gideceğimiz bölgeyi bize tasvir etmeye başladı. Gideceğimiz bölgede gerçekten de güzel bir manzara olduğu hissine kapıldım fakat pek uzun sürmedi. Benim güçsüzlüğüm yüzünden birileri hayat mücadelesi veriyorken, bataklığın içerisinde hiç gelmeyecek bir yardımı beklerken nasıl olurda böyle bir manzaradan keyif alabilirim ki?

Birkaç dakikalık bir ilerleyişin ardından Chiyumi-san'ın bahsettiği bölgeye vardık. Gerçekten de güzelce tasarlanmış, hayvanları otlatmak için yapılmış bir alandı. Hayvanların çıkamayacağı kadar dik olan iki tepenin arasına kurulmuş olan bu yeşillik alanı asıl güzel yapan şey kısa ağaçlardı. Yaklaşık üç metre uzunluğuna sahip bu kısa ağaçlar gideceğimiz yolun etrafını kaplıyordu. Normalde bu tarz bir yolda yürümekten oldukça keyif alırdım fakat bugün bunu yapabileceğimi sanmıyorum.

Ben etrafı incelemekle meşgulken Ryu-san, Heizo-san'ın yanına gitti ve konuşmaya başladı. Onun söylediklerini duyduktan sonra tekrardan bakışlarımı ağaçlık alana çevirdim. Burayı izlemeye devam ettikçe içimdeki acının hafiflemeye başladığını hissedebiliyordum. Yine de tamamen rahatladığımı da söyleyemem... Bugün yaşadıklarımı ömrümün sonuna kadar hatırlayacağımı ve yaptıklarımdan pişmanlık duyacağımı biliyorum. Fakat bunu geçmişe takılmak olarak yorumlamıyorum. Bu acıyı hiçbir zaman unutmayacağım ve gelecekte bir daha bu acıyı yaşamak zorunda kalmamak için çooooooook çalışacağım!

Kendi kendimi gazlamakla meşgulken arkamdan gelen bir ses bakışlarımı oraya çevirmeme neden oldu. Ryu-san, Heizo-san'ın boğazına bir kunai dayamıştı ve bir şeyler hakkında konuşuyordu. Konuşmasından anladığım kadarıyla Heizo-san'ın bir hain olduğunu düşünüyordu ve bunun için onu tehdit etmişti. İlk başta şok olmuştum ve gözlerim fal taşı gibi açılmıştı fakat sakinleşmem pek uzun sürmedi.

İkiliye doğru yaklaşmaya başladığım sırada konuşmaya başladım. "Ryu-san... Açıkçası bu yaptıklarınızdan dolayı sizin hain olduğunuzu düşünmeye başladım. İlk olarak Ishigakure alınbandını taşına bir shinobiyi ölüme terk ettiniz, şimdi de Heizo-san'ın bir hain olduğundan bahsediyorsunuz." Kılıcımla ona ulaşabileceğim noktaya kadar yaklaştıktan sonra durdum ve konuşmama devam ettim. "İlk başta arkadaşımızı geride bırakma sebebinizi anlayamamıştım fakat benzer bir şeyi geçmişte de yaptığınız aklıma geldi. Ryoken-san'ın kolu koptuğunda da onu bırakmış ve köye dönmüştünüz. Eğer köylüler ona yardım etmemiş olsaydı şu an Ryoken-san aramızda olmayabilirdi." Elimi katanama götürdükten sonra saldırmak için pozisyonumu aldım ve devam ettim. "Sizin bu iğrenç davranışlarınızın sebebinin Kaoru-san olduğunu düşünüyorum. Ona karşı duyduğunuz öfke sizin böyle davranmanıza neden oluyor... Belki de Kaoru-san ile müttefik olduğumuz için Ishigakure'ye kızgınsınızdır. Belki de sadece Heizo-san'dan şüphelendiğiniz için böyle davranıyorsunuzdur fakat paranoyakça davranmaya devam ettiğiniz sürece hiçbir sonuca ulaşamayacağız. Daha birkaç dakika önce harcadığımız her saniyenin önemli olduğundan bahsediyordunuz fakat şu an kendinizle çelişiyorsunuz." Bakışlarımı Ryu-san'ın gözlerine kilitledikten sonra "Heizo-san'dan bu kadar şüpheleniyorsanız yapmanız gereken tek şey kulaklığını almak ve dinlemek. Eğer Ishigakure'nin radyo hattındaysa onun şüpheli olmasına imkan yok. Düşmanlarımızın, eline bu kadar önemli bir bilgi kaynağı geçtiği takdirde onu çöpe atacak kimseler olduklarını düşünmüyorum." dedim ve beklemeye başladım. Eğer Ryu-san gerçekten de bir hainse Heizo-san'ı korumam gerekiyor. Bunu hiç istemiyorum fakat davranışlarına göre katanamı Ryu-san'ın kanıyla kirletmek zorunda kalabilirim.
Image
Künye
İsim: Kotegawa Chisa
Yaş: 16
Cinsiyet: Kadın
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 25.000
Prestij: 4
Kullanılabilir GP: 20
Ün: 20

Motivasyon
Korumak!
Chisa hangi durumda olursa olsun zayıflara yardım eder. İlk başlarda insanlar tarafından kabul görmek için yapmasına rağmen zamanla düşünceleri değişmiş ve onları gerçekten isteyerek korumaya çalışmaktadır.


Komplikasyon
Kardeş - Kotegawa Ooki
Kardeşi onun hayatındaki en önemli şeydir. Onun gözünde kardeşi ulaşılamaz bir noktada bulunan kişidir. Yine de zarar görmesinden aşırı derecede korktuğundan dolayı var gücüyle ona destek çıkmak istemektedir. Bunu o kadar kafaya takmıştır ki bazen basit şeylerde bile onun yerine yapmak istemektedir.



Özellikler
Momoiro no Chibi - Kısaca Momo -
Chisa, Asakura'da tüccara karşılık beklemeden gerçekleştirdiği yardımlar sonucunda, Asakura çevresinde bu ünvanla bilinmektedir. Özellikle kervanlar ve tüccarlar tarafından fazlasıyla tanınan Chisa, mağdur durumdaki bir tüccarın sorunlarının halledilmesine ön ayak olduğu için fazlasıyla seviliyor.


Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 3
Potansiyel: 2
Varlık: 8
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 - Favori
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
D - Rank: Shunshin

Taijutsu
A - Rank: Iaido | Stil
B - Rank: Iaigiri


Genjutsu
D - Rank: Rakumei no Jutsu
C - Rank: Kanryousou
A - Rank: Kokuangyou no Jutsu


Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Katanacığım(Normal Seviye)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1007
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by GM - Naruto » March 8th, 2019, 1:54 pm

Yeni bir coğrafyaya girercesine karşıladığınız ağaçlık alanın ön taraflarında, ekip olarak duraksıyorsunuz. Bu anda Ryu’nun sözleri ekibin ilgisini fazlasıyla çekerken, Ryu Heizo’nun yanına giderek onun omzuna elini atıyor. Ryu’nun cümleleri Heizo’da bir rahatlama etkisi yaratırken, az önce içinden çıktığınız kaotik durumun izlerini silercesine yüzünde bir tebessüm beliriyor. Heizo bir şeyler söylemek isterce bakışlarını Ryu’ya çevirdiği anda, Ryu hızlı bir şekilde dirseğinin iç kısmını Heizo’nun boğazına bastırıp koluyla dolarken, elinde bulunan bir kunaiyi de boğazına yakın bir şekilde tutmaya başlıyor. Olan bitenin şaşkınlığı sadece Heizo’da değil, ekipteki herkeste belirirken, Ryu konuşmaya başlıyor.

Heizo gibi herkes şaşkınlıkla Ryu’nun ağzından dökülen cümleleri dinlemeye başlıyor. Hiroyuki’nin yüzündeki asıklık giderek daha da artmaya başlarken, ekip içerisinde Chisa ve Ryu arasında geçen çekişmeden sonra, şimdi de Ryu ve Heizo arasında bir münakaşanın başlamış olmasının verdiği memnuniyetsizliği açık bir şekilde görebiliyorsun. Ryu konuşmasını, Heizo’nun boynuna bastırdığı kunaiyle oluşan ufak bir kan sızıntısıyla sonlandırırken, nefes almakta güçlük çektiği belli olan Heizo bir şeyler söylemek istercesine debelenmeye başlıyor. Tam bu noktada ise, Chisa devreye giriyor ve Ryu’ya kafasında geçirdiği yeterli mesafeyi ayarlayarak konuşmaya başlıyor.

Chisa’nın elini katanasına götürerek yaptığı konuşma, ekip içerisinde ikinci bir çekişme vakasına dönüşüyor. Birbirinizle çakışan düşünce ve aksiyonlarınızın ilerleyişinizi yeteri kadar sekteye uğratmasa da, buna pek dikkat etmiş olduğunuz da söylenemez. Nitekim Chisa’nın konuşması sonlandıktan sonra Hiroyuki ve Chiyumi’nin bakışları memnuniyetsizlikten öfkeye sürüklenirken, Heizo cılız bir sesle “Kulaklık.” diyebiliyor sadece. Ryu, Chisa’nın da söylemiş olduğu cümleler üzerine, Heizo’nun ne demeye çalıştığını anlıyor ve Heizo’nun boğazını sıkmaya devam ederken, kunaisini çekip Heizo’nun kulağından kulaklığı alarak kendisine takıyor.

Ryu kulaklığı taktığı anda cızırtılı sesler ve derinden gelen bazı konuşmalar duymaya başlıyor. Hemen ardından ise başka bir sesin kuzey cephede saldırıların devam ettiğine, şimdilik durumun netlik kazanmadığına, Riaru’nun büyük bir direnç gösterdiğine dair bilgileri duymaya başlıyor. Bu bilgileri takiben başka bir ses, medic ekibi olarak güzergah üzerinde bulunduklarını, kısa bir süre sonra cepheye ulaşılacağını bildiriyor. Ryu duyduğu bu cümlelerin ardından ise orta cepheye hareketlenen medic ekibinin durumunun sorulduğu bir cümle duyuyor. Gelen ses cevap beklercesine konuşmaya başlarken, araya giren başka bir ses orta cepheye acil destek gerektiği, yaralıların sayısının giderek artmaya başladığını söylüyor. Bunun ardından az önce konuşan kişi tekrar orta cepheye hareketlenen medic ekibinin durumunu soruyor. Bu kez sesi daha telaşlı ve tedirgin olan adam, seslendiği kişinin cevap vermesini, bir başka ekip numarası belirterek, bu ekibin kontrol için hareketlenebileceğini söylüyor.

Tüm bu yaşananlar esnasında, Chisa her an saldırı yapmaya hazır bir şekilde beklerken, Chiyumi ve Hiroyuki de her an ortamdan ayrılacak gibi kıpırdanmaya başlıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 115
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Jirou Ryu » March 9th, 2019, 12:54 pm

Göz bebeklerime nüfuz edenler, içimde barınan öfkenin ya da hayal kırıklığın ufak kıvılcımlarıydı. Ama o kadar güçlü ve o kadar benzersizdiler ki, hiç kaybolmayacakmış gibi göz bebeklerimi ele geçirmiş o soğukluk erimeye başlamıştı. Kuzguni renkteki göz bebeklerime canlı olduklarına dair bir renk gelirken, bu canlılığın altında yatan şey bir çok duygunun oluşturduğu bir hoşnutsuzluktu. Küçümseme, aşağılama, öfke, hayal kırıklığı... En çokta hayal kırıklığı. Hedefinde ise karşımda bir noktadan sonra saçmalamaya başlamış Chisa-san'dan başkası yoktu. Onun o saflığını perdeleyen, sisleyen bir şey gözüme ilişmişti sanki o anda. Sanki içinden geldiği için hareket eden o kız yerine, saçma dürtülerle hareket eden bir kız gelmişti. Sessizce, ama gözlerim bir çok şey anlatırcasına onu süzerken, kollarımın altındaki Heizo'nun üzerine uyguladığım baskı istemsizce azaldı. O an düşündüm... Hainliği, Kaoru'yu ve Chisa-san'ın saçmalıklarla dolu konuşmasından cımbızla seçtiğim en saçma detayları. İçinde bir tutam hırs ve öfke barındıran o kelimelerin arkasında yatanı hissedebiliyordum.

Gene de anlam veremiyordum. Chisa'nın, cevabı bildiği halde neden böyle davrandığını çözemiyordum. Hain olmadığımı, buradaki herkesten ve belki de kendisinden bile İshigakure'ye bağlı bir insan olduğumu içinde bir yerlerde biliyor olmalıydı; çünkü görmüştü. Ama şimdi, saçmalıyordu. Hırs doluydu ve bu durum beni hayal kırıklığına uğratıyordu. Bu olaylara şahit olmuş insanların göz bebeklerinden başlayıp, tüm vücuduna yayılmış bıkkınlık ve hayal kırıklığına dair o izleri görebiliyordum. Bir kez daha işleri sarpa sarmanın ucundaydık, sadece o dönemeci dönmemiz ve tüm görevi piç etmemizi sağlayacak o son adımı atmalıydık. O son adımın önünde, öylece durdum.

Kulaklıktan gelen cızırtıları bir noktadan sonra duymaz oldum. Telaşla bağıran, yardım isteyen o insanların feryatlarını da... Derin bir nefes aldım ve hâlâ içimde bir tutam kuşku barındıran Heizo'yu aldığım kilitten çıkartıp, Chisa'nın önüne düşecek şekilde hafifçe ittim. Kulaklığı uzattım ve duygusuz bir ses tonuyla, "Kusura bakma. Emin olmak istedim. Kulaklığı takıp, orta cepheden yardım isteyen adama oraya doğru yöneleceğimizi belirt." dedim. Heizo ile göz teması içerisindeyken, gözlerimde son derece soğuk ve ifadesiz bir tını varken, Chisa'ya doğru kaydıkça bakışlarım yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. Tek bir bakışta anlaşılacak ve en körlerin bile hissedebileceği kadar yoğun bir hayal kırıklığı.

Dudaklarım ayrılmak için bir kez çırpınmak zorunda kaldı. Heizo'ya karşı fazlasıyla işlevsel gözüken dudaklar, Chisa'ya hitaben konuşmak isterken, zorlanıyordu. Bu öyle bir hayal kırıklığıydı ki, Chisa ile aramda onarılmaz bir yara oluşmasına sebep olmuştu. Oysa ki, en başından beri acımasızca saldırırken, ona karşı hâlâ iyi hisseden biriydim ben. Ama şimdi, karşımda saf bir kız yerine, tamamen hayal kırıklığından yaratılmış bir kız duruyordu.

"Chisa-san, en başında herkesin görevini yapması gerektiğini, kahraman olmaya çalışmaması gerektiğini söylerken bunu kast ediyordum." dedim acımasızca. Gözlerim hâlâ ona bakarken, vücudum ona sırtını dönmek için çoktan hareketlenmeye başlamıştı bile. "Şu haline bak. Şu sözlerine bak ve şu kılıca bak. Zamanında biri bana, 'Bu yaşında tezatlığa mı düştün Jirou Ryu?' demişti. Sana bakınca, ne demek istediğini gayet iyi anlıyorum şimdi." dedim yüzümün yarısı hâlâ onun açısından görünebilecek kadar dönmüşken. Vücudum tamamen döndüğünde ise "Eğer hain olduğumu düşünüyorsan, o kılıcı tereddüt etmeden savur. Karşılık vermeyeceğim." dedim ve her an gelecek ölümü umursamadan, "Tüm bu kötü görüntüler için özür dilerim sizlerden. Orta cephe'de işler fazlasıyla sıkışmış, Riaru beklenenden çok daha dişli. Bir an önce Orta Cephe'ye gitmemiz gerekiyor gibi." dedim ve hareketlenmek için, sadece bir saniye kadar bekledim. Sözümün eri biri olarak, gözlerim tamamen ileri bakarken Chisa'ya saldırması için bir an tanıdım, eğer saldırmadığına kanaat getirirsem ilerleyecektim ama eğer saldırdığını hissedersem, o titizlikle kullandığı kılıcın beni yaralamasına karşın bir hamlede bulunmayacaktım.

Ölürsem bir hain olarak değil, bir masum olarak ölecektim ve fazlasıyla yardım sever Chisa'nın bunu görüp göremeyeceğini merak ediyordum. Gerçekten bir saf mıydı yoksa sadece saf gibi gözüküp, tek derdi kahraman olmak olan o aptallardan mıydı öğrenmek istiyordum. Cevabın beraberinde getirdiği ölüm olsa bile, çokta mühim değildi. Çünkü bu önemsiz gibi gözüken sorunun cevabı, bu dünyaya dair beslediğim tüm umutların tükenip tükenmeyeceğini belirleyecekti. Umut besleyemediğim bir dünyada ise yaşamak ya da yaşamamak pek önemli değildi.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 9 PP
Kullanılabilir GP: 0 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.

Özellikler

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 4
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 3
*[Potansiyel] Ninshuu: 4
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi
Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x3 (İyi kalite)
User avatar
Kotegawa Chisa
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 125
Joined: August 31st, 2018, 1:59 am

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Kotegawa Chisa » March 9th, 2019, 1:49 pm

Ryu-san, Heizo-san'dan aldığı kulaklığı dinlerken alnımdan soğuk terlerin aktığını hissedebiliyordum. Onunla, daha doğrusu Ishigakure alınbandına sahip birisiyle dövüşebilecek olmanın ihtimali beni korkutuyordu. Bunca zamandır tereddüt dahi etmeksizin sırtımı dayadığım insanın aslında bir hain olabileceği düşündükçe dehşete kapılıyordum. Yine de, her ne kadar korksam da elimi katanamdan çekmedim. Ryu-san'ın hain olma olasılığının oldukça düşük bir ihtimal olduğunu biliyorum ve... Açıkçası o ufak ihtimalin gerçekleşmesini gerçekten istemiyorum. Hayatımı kurtarmış olan bir adama kılıcımı çekmek ve onu yaralamak istemiyorum.

Kulaklığı dinleme işi bittikten sonra Ryu-san, Heizo-san'ı bıraktı ve kulaklığını geri uzattı. Bunu gördüğüm anda aklımdaki kötü düşüncelerin hepsi bir anda ortadan kayboldu. Bataklıktan çıktığımız andan itibaren ilk defa içime mutluluğun aktığını hissettim. Her zaman suratımda olan gülümseme tekrardan yerine dönmüştü. Yoldaşımızı terk etmenin yarattığı acının büyük bir kısmı ortadan kalkmıştı. Hala görünmez bir elin kalbimi sıktığını hissedebiliyorum fakat eskisi gibi değil. En azından artık gülümseyerek yoluma devam edebilirim... Kaybolan yoldaşımızı elbette unutmadım fakat bunun acısını şimdi çekmemem gerektiğine karar verdim. Görev boyunca bunu kafama takmaya devam edersem yanımda duran insanları düzgün bir şekilde kurtarmayı başaramam.

Kaybolan yoldaşımızın acısını şimdi çekmeyeceğimi söyledim fakat normalde bunu başaramazdım. Ryu-san'ın hain olmadığını öğrenmek benim içime büyük bir mutluluk dolmasına neden oldu. Eğer Ryu-san burada, böyle saçma bir harekette bulunmasaydı büyük ihtimalle günün sonuna kadar düşük bir modla ilerleyecektim. Bunun sonucunda ise tam performansımla insanları koruyamayacak ve daha fazlasının ölmesine neden olacaktım. O yüzden teşekkürler Ryu-san!

Ryu-san hayal kırıklığı dolu gözlerini bana kilitlemişti. Kısa bir süre duraksadıktan sonra konuşmaya başladı. Açıkçası konuşmasının ana fikrini kavrayamadım. Yine de gülümsemeye devam ettim çünkü gerçekten de mutluydum.

Ryu-san konuşmasını bitirdikten sonra, istersem ona saldırabileceğimden falan bahsetmişti fakat ben çoktan katanamı kavramayı bırakmıştım. Hızlı ve mutlu adımlarla Ryu-san'ın yanına yaklaştım ve gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladım. "Fufufufu... Ryu-san, kızdınız mı? Kızdınız dimi? Kesin kızdınız!" Kısa bir kahkaha attıktan sonra devam ettim. "Sizin gerçekten de hain olduğunuzu düşündüğümü sandınız dimi? Size yalan söylemek istemiyorum, gerçekten de düşündüm... Sonuçta bugün yaptığınız hareketlerle beni kurtardığınız günde yaptıklarınız arasında dağlar kadar fark vardı." Suratıma alaycı bir ifade takındıktan sonra "Aklımdaki şüpheleri gidermek için azıcık birazcık sizi sinirlendirmem gerektiğini düşündüm. O yüzden böyle ağır kelimeler kullanmak zorunda kaldım, gerçekten de özür dilerim." dedim. Özür diliyordum fakat dilediğim özür, gerçek bir özürden oldukça uzaktı. Onunla birazcık dalga geçtiğimi de söyleyebiliriz.

Ryu-san'la aramızda kısa bir diyalog geçtikten sonra gülümseyerek "Hadi gidelim" dedim ve diğerlerinin formasyona göre dizilmesini beklemeye başladım. Herkes yerine geçtikten sonra bende yerime geçeceğim ve ilerleyeceğiz. Yani sanırım öyle olur.
Image
Künye
İsim: Kotegawa Chisa
Yaş: 16
Cinsiyet: Kadın
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 25.000
Prestij: 4
Kullanılabilir GP: 20
Ün: 20

Motivasyon
Korumak!
Chisa hangi durumda olursa olsun zayıflara yardım eder. İlk başlarda insanlar tarafından kabul görmek için yapmasına rağmen zamanla düşünceleri değişmiş ve onları gerçekten isteyerek korumaya çalışmaktadır.


Komplikasyon
Kardeş - Kotegawa Ooki
Kardeşi onun hayatındaki en önemli şeydir. Onun gözünde kardeşi ulaşılamaz bir noktada bulunan kişidir. Yine de zarar görmesinden aşırı derecede korktuğundan dolayı var gücüyle ona destek çıkmak istemektedir. Bunu o kadar kafaya takmıştır ki bazen basit şeylerde bile onun yerine yapmak istemektedir.



Özellikler
Momoiro no Chibi - Kısaca Momo -
Chisa, Asakura'da tüccara karşılık beklemeden gerçekleştirdiği yardımlar sonucunda, Asakura çevresinde bu ünvanla bilinmektedir. Özellikle kervanlar ve tüccarlar tarafından fazlasıyla tanınan Chisa, mağdur durumdaki bir tüccarın sorunlarının halledilmesine ön ayak olduğu için fazlasıyla seviliyor.


Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 3
Potansiyel: 2
Varlık: 8
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 - Favori
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
D - Rank: Shunshin

Taijutsu
A - Rank: Iaido | Stil
B - Rank: Iaigiri


Genjutsu
D - Rank: Rakumei no Jutsu
C - Rank: Kanryousou
A - Rank: Kokuangyou no Jutsu


Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Katanacığım(Normal Seviye)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1007
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by GM - Naruto » March 11th, 2019, 11:13 am

Ryu’nun itmesiyle beceriksizce yere düşen Heizo kulaklığını takarken, Ryu ile Chisa arasında geçen konuşmalara şahit oluyor herkes. Durumdan duyulan memnuniyetsizlik, ikinizin anlaşması noktasında hala devam ederken, özellikle Heizo kısa bir anlığına bile bir hain olarak görülmüş olmanın verdiği hayal kırıklığı ile bakıyor Ryu’ya. Bu anda Heizo ikinizin konuşmasının bitmesini bekledikten sonra üstünü başını silkiyor ve bakışlarını Hiroyuki’ye döndürerek “Hiroyuki-san, sanırım liderliği sizin almanız gerekecek. Bir hain olarak şüphelenilmiş olmak Ryu-san’a olan güvenimi bir hayli azaltıyor. Bundan sonra da benden şüphelenmeye devam edecek ve bu da zaman kaybını arttıracak. Chiyumi-san başından beri liderlik konusunda çekingen. Bu sebeple sizin bize önderlik etmenizi istiyorum.” diyor. Hemen ardından bakışlarını öfkeli bir şekilde Ryu’ya çevirirken “Gerekirse bunu oylayabiliriz, değil mi?” diyor manidar bir havayla.

Heizo’nun bu cümleleri, ekipte yeni bir ikilik doğurmaya yeterken, medic ekibinin bu teklifi olumlu karşıladığını rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Bu durum karşısında, bir oylama olması halinde Ryu’nun liderliği kaybedeceği açık bir şekilde ortaya çıkarken Hiroyuki artık ekipteki bu sorunlardan bir hayli bunalmış bir şekilde “İki elin parmağını geçmeyen grubumuz içinde iktidar kavganız canıma tak etti! Savaş alanında can çekişen insanlara ulaşmak yerine, birbirimizle kavga ediyoruz! Bu savaşı çoktan kaybetmişiz demek ki! Hepiniz kendinizden utanın! Ishigakure’ye bir şekilde zaferle geri dönsek bile, bu utancı bir ömür unutmayacağım!” diyor. Sözleri öfkeli bir adamın patlamasından ziyade çaresizliğini yansıtırken Heizo’ya dönen Hiroyuki “Olağan şekilde devam edeceğiz! Bir başka ikilik olursa, bu kez medic ekibi olarak kendi yolumuzu bulacağız!” diyor. Bu cümleler Hiroyuki’nin bir kez daha liderliği fiilen olmasa da, irade olarak ele aldığını gösterir nitelikte oluyor.

Formasyonunuzu tekrar almanızın ardından, Heizo güvensiz bir şekilde Ryu’nun yanında ilerlemeye başlıyor. Ryu ile zaman zaman kesişen bakışmaları bu güvensizliği açıkça ortaya koyarken, Ryu’nun içini huzursuz eden detaylar hala benliğini koruyor. Ryu’nun beynine hücum eden empati hisleri, Heizo’nun hala bir hain olabileceği fikrini pompalamaya devam ediyor. Bu süreçte herkes ilerlemeye devam ederek, ağaçlık alana giriş yapıyorsunuz.

İlerlediğiniz yol, bir patika olsa da, başta da gördüğünüz üzere ağaçlarla çevrili bir halde. Hepiniz dikkatli gözlerle etrafı süzmeye devam ederken, adımlarınızı da temkinli bir şekilde atıyorsunuz. Heizo kulaklığına gelen cümleleri dinlediğini vücut hatlarına yansıttığı sıralarda, ağaçlık alanın iç kısımlarına doğru ilerliyorsunuz. Tam bu sıralarda ise, etrafınızda oluşan herhangi bir farklılığı fark etmeksizin hedefe doğru yönelmiş olsanız da, birden hemen hemen paralel bir şekilde yağmaya başlayan senbonlarla neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz! Saldırının hedefi bir kez daha medic ekibi olduğunu kolayca kavrayabilseniz de, Chiyumi’nin adeta kendini siper edercesine hareketlendiğini fark ediyorsunuz. Chisa da üzerine gelen senbonları biraz geç fark etmiş olması nedeniyle, vücuduna saplanan 5-6 tane senbon ile yoğun saldırının merkezinde kalırken, Ryu ve Heizo’a yönelen hiçbir senbon bulunmuyor. Bu esnada Ryu, medic ekibinden bir kişinin daha onlarca senbona hedef olduğunu görebiliyor. Ayrıca bu senbonların ağaçlardan geldiğini görebilse de, ağaçlarda bir canlı olduğuna dair herhangi bir izlenimi bulunmuyor. Heizo ise, öylece olanları izliyor gibi duruyor. Ağaçlardan gelen sağlı sollu aralıksız devam eden senbon saldırısı karşısında bu hareketsizliğinizin devamı halinde ise, burada cesetlerinizin kalacağını aşikar.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 115
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Jirou Ryu » March 12th, 2019, 10:53 pm

İnsan arzularının ve duygularının kendi içlerinde belli bir şiddet barındıran olgular olduğuna inanıyorum. Şiddetli bir sevgi, beraberinde fiziksel acı getirebilirdi. Oysa sevgi ve şiddet kelimeleri birbirleriyle ne alakasız dimi? Fazlalığın zarar doğurduğu bu algoritmada, benim bu grubun menfaatleri için duyduğum arzu ve duygular belki de onlara fazla kaçmıştı. İnsanların benden nefret ettiğini hissedebiliyordum. Birini geride bıraktığımı ve şimdi de birini boş yere suçlayıp, gereksiz bir gerginlik yarattığımı düşünüyorlardı. Belki de haklıydılar. Nefes alan birini geride bırakmış ve suçsuz birini az önce suçlayarak gergin ortamı dahada germiştim... Bundan emin olamazdım. Yaptığım hareketlerin, verdiğim kararların gerekçesini bir kanıta bağlayamazdım. Aynı Chisa ya da bir diğerleri gibi, sadece hislerime güvenmiştim ve bu beni fazlasıyla kötü birini gibi göstermişti. Belki de gerçekten de kötü bir insandım.

Ama Heizo konusunda emindim. Daha doğrusu hain olup olmadığını bilemezdim ama onunla ilgili bir şeylerin yanlış olduğunu görebiliyordum; ama bunu kanıtlayamıyor ya da kendime bile açıklayabilecek kadar detaylandıramıyordum. Bir şeyler vardı ama o bir şeyleri, tam olarak dolduramıyordum. O yüzden salmıştım onu, daha fazla uğraşmadan, daha fazla ortamı bullandırmadan. Sonrasında ise, umursamamıştım. Chisa'yı gözlemlemiş, saldırmadığını görüp, bir şeyler gevelemeye çalıştığını anlayınca söylediği her şeyi duymama rağmen, dediği tek bir kelimeyi bile dinlememiştim. Bir kulağımdan geçip diğer kulağımdan geçen o sözleri, zamanla boşlukta kaybolurken, sadece özür dilemiştim. Bu samimi bir özür olsa da, haksız olduğum için değil, kısmen sorun çıkarttığım için edilmiş bir özürdü.

Derin bir nefes alıp, hareketlenmek için koyulduğumda, Heizo'nun gevelediği lafları dinlerken, söylediği sözlerin içeriğini neredeyse hiç umursamamıştım. Lider olmak ya da olmamak benim için önemli değildi. Bu görevi istediğim için değil, almam, elimi taşın altıma sokmam gerektiğini hissettiğim için almıştım. Bir başkasının lider olması bana zarar verecek bir şey olamazdı, o manidar ton ya da bakış, en başından beri duygu barındırmayan o soğuk ifademin duvarına toslayıp, öylece yok olup gitmişti umursamazlığımda. Ama Hiroyuki-san'ın sözleri, kesinlikle umursadığım şeyler olmuştu. Her kelimesinde haklıydı... Mahçup, üzgün bir ifade yüz hatlarımı ele geçirirken, yolun başındayken düşündüklerimi aklıma getirdim... Bir grup olmamız gerektiğini düşünüyordum. Sırt sırta vermeli ve tüm sorunlarla hep beraber baş etmeliydik ama en ufak zorlukta bu birlikteliğin birazını bile sergileyememiştik ve insanlar bunun için beni suçluyordu.

Oysa tek derdim bu beraberliğin bozulmamasıydı... Zihnim düşünmekten ağırlaşırken, artık düşünmeyi bırakmam ve görevime odaklanmam gerektiği konusunda kendimi ikna ettim. Ne Heizo'nun o kaçamak bakışlarını ne de tüm bu ana kadar olanları, hiçbir şeyi umursamadan sadece görevime odaklandım.

Hızla ilerledik ve çabucak bizi bekleyenle karşılaştık. Senbonlar, yağmur gibi yağmaya başladığında üzerimize, şaşkın olamayacak kadar dikkatliydim; ama hedef ben ya da benim yanımda duran Heizo değildi. Hedef bir kez daha Medic-nin grubuydu! Chiyumi-san beklentilerimi karşılayarak hızlıca tepki verirken, Chisa-san biraz yavaş kalmıştı! Ama benim bunları düşünecek kadar vaktim yoktu; çünkü bir Medic-nin bu senbon yağmuruna can vermek üzereydi!

Hızlı bile düşünmedim. Sadece defalarca kez yaptığım gibi, Shunshin no Jutsu kullandım ve Wakizashi'mi çekip, onu bir kunai ile desteklerken Senbon yağmuruna karşı bir savunma oluşturmak için kolları sıvadım! Hepsini engelleyebilir miydim bilmiyordum ama reflekslerime güveniyordum ama kaçan olursa da, onun bana ulaşacağından emin olacaktım. Eğer o sırada en ufak bir nefeslenme fırsatı bulursam, nefes almayacak onun yerine, "Herkesi iyiyse ilerlemeye devam edelim Hiroyuki-san! Burada kalırsak buna dayanamayız! İlk fırsatta Chisa-san'ın yaraları ile ilgilenmemiz de gerekiyor!" diye bağıracaktım.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 9 PP
Kullanılabilir GP: 0 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.

Özellikler

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 4
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 3
*[Potansiyel] Ninshuu: 4
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi
Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x3 (İyi kalite)
User avatar
Kotegawa Chisa
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 125
Joined: August 31st, 2018, 1:59 am

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by Kotegawa Chisa » March 12th, 2019, 11:36 pm

Kalbimin derinliklerinden gelen bir sıcaklığın beni sardığını hissediyordum. Bu sıcaklığın oluşmasına neden olan kişi Ryu-san'dan başkası değildi. Her ne kadar hain olduğuna inanmak istemesem de içimde bir şüphe vardı. Onun hain olmadığına kanaat getirdiğimde ise içimde büyük bir mutluluk oluştu. Hatta bu mutluluk o kadar büyüktü ki kaybolan arkadaşımızın acısını bana unutturmayı başardı... En azından ben öyle olduğunu düşünmüştüm. Bakışlarımı Ryu-san'dan çekip Heizo-san'a odakladığım anda birkaç saniye önce kalbimi sıkan o kötü, iğrenç elin tekrardan kalbimi kavradığını hissettim. Sadece birkaç saniye önce kalbimde oluşan o sıcaklığı kavrıyor ve yok ediyordu. Direnmeye çalıştım fakat direnmenin anlamsız olacağını fark etmem pek uzun sürmedi. Aslında mantık çerçevesinde baktığımızda bu yaşadığım oldukça normal bir duygu. Sonuçta arkadaşımızı kaybedeli sadece birkaç dakika oldu, onu bu kadar kolay unutmam kesinlikle mümkün değil. Görevimiz bitene kadar acımı kalbimin en derinliklerine gömmem gerektiğini düşünüyordum fakat bunu yapamayacağım.

Suratımdaki gülümseme tamamen yok oldu ve Heizo-san'ı dinlemeye başladım. Söylediklerinde ona kesinlikle hak veriyorum, hatta konuşmak ve onu desteklediğimi söylemek istiyorum fakat bunu yapmadım. Nedense ağzımı açmak ve konuşmak istemiyorum, hem de bu kadar geveze bir insan olmama rağmen. Sanırım bunu yapmama engel olan şey acım... Ne kadar da acınası, daha birkaç saniye önce gülümsüyor olmama rağmen şimdi somurtuyorum. Gerçekten de böyle mi olmam gerekiyor? Aslında evet, böyle olmam gerekiyor. Başarılı bir shinobi olmak istiyorsam acımı içime atmalı ve yoluma devam etmeliyim. Sanki hiçbir şey olmamış gibi devam etmeli ve görevimi başarıyla tamamlamalıyım... Peki bunu yaptığım takdirde mutlu olabilecek miyim? Hayır! Kesinlikle hayır! Eğer iyi bir shinobi olmak için yapmam gereken şey buysa o zaman iyi bir shinobi olmayı reddediyorum! Ben iyi bir insan olmak istiyorum ve bunun için shinobiliği bile bir kenara bırakabilirim.

Konuşma sırası Hiroyuki-san'a geçtiğinde ise onun oldukça öfkeli olduğunu fark ettim. Bu zamana kadar aramızda yaşanan her şeyden, yaptığımız her tartışmadan dolayı bize öfkeliydi. Aslında onu anlayabiliyorum fakat sözlerine hak vermiyorum. En azından ilk söylediği cümleye. Burada yaptığımız şey kesinlikle iktidar kavgası veya ona benzer bir şey değil. Heizo-san'ın neden böyle şeyler söylediğini gayet iyi bir şekilde anlayabiliyor ve ona hak veriyorum. Sonuçta kimse, kendisine güvenmeyen ve boğazına kunai dayayan bir adama hayatını emanet etmek istemez. Aynı şekilde bende fikirlerini ve kararlarını yanlış bulduğum birisine hayatımı emanet etmek istemiyorum. Katanamı kavramamın sebebi ise bir yoldaşımı daha kaybetmek istememem. Ryu-san'ın hain olma olasılığı %0.0000000001'di. Yine de katanamı kavradım çünkü onun yüzünden bir yoldaşımızın daha hayatını kaybetmesini istemiyordum. O yüzden katanamı kavradım ve Ryu-san'a mantıklı bir çözüm sundum. Mantıklı çözümüm sağolsun Ryu-san kunaisini Heizo-san'ın boğazından çekti. Bu sayede ikisinin de hain olmadığını anlamış olduk. Yani burada verdiğimiz savaş kesinlikle bir iktidar savaşı değil.

Konuşma işi bittikten sonra Ryu-san'ın oluşturduğu formasyonda hareket etmeye başladık. Ağaçlık alanın içerisindeki patikada hızlı bir şekilde ilerliyorduk. Oluşan sakinlikten dolayı istemsizce düşüncelere daldım. Kaybolan arkadaşımızı kurtarmak için neler yapabileceğimi düşünmeye başladım. Aklımda onlarca düşünce dolaşıyordu, onlarca olasılık... Açıkçası bu onlarca olasılığın arasında onu kurtarabildiğim sadece bir tanesini buldum. O olasılıkta ise Heizo-san ile beraber öne gitmiyor ve onun yanında dikiliyordum. Eğer sensör yeteneklerine sahip olsaydım onu terk etmek zorunda kalmazdım. Bataklığın içerisinde kaybolmasına rağmen gider ve onu kurtarabilirdim... Daha da güçlenmeliyim. Daha da güçlenmeliyim ki herkesi koruyabileyim.

Aklımdaki kara düşüncelerden kurtulmamı sağlayan şey vücuduma saplanan altı adet senbonun yarattığı acı oldu. Bakışlarımı arkadaşlarıma çevirdiğimde karşılaştığım manzara kalbimdeki devasa acının biraz hafiflemesine neden oldu. Anlaşılan benim dışımda kimse senbonların hedefi olmamıştı.

Bakışlarımı arkadaşlarımdan çektiğim anda Ryu-san kısa bir konuşma yaptı. Hemen ardından ise bağırarak ben konuşmaya başladım. "Ben iyiyim! Durmayın, devam edelim!" Vücuduma saplanan senbonların acısını pek hissettiğim söylenemez çünkü kalbimde bundan çok daha büyük bir acı bulunuyor. Yine de canımın birazcık acıdığını söylersem yalan söylemiş olmam... Şimdi bu aptalca şeyler hakkında düşünecek zaman sahip değilim! Eğer arkamdaki mediclerden birine senbon fırlatılacak olursa onları korumam gerekiyor! Kılıcımla kesebileceğimi düşündüğüm bir hızla senbonlar üzerimize gelirse kılıcımı kullanacağım fakat eğer olurda bunu yapamayacak olursam vücudumu kullanacağım. Vücudumu arkamdaki insanlara siper edeceğim ve bir kişinin daha ölmesine izin vermeyeceğim!
Image
Künye
İsim: Kotegawa Chisa
Yaş: 16
Cinsiyet: Kadın
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 25.000
Prestij: 4
Kullanılabilir GP: 20
Ün: 20

Motivasyon
Korumak!
Chisa hangi durumda olursa olsun zayıflara yardım eder. İlk başlarda insanlar tarafından kabul görmek için yapmasına rağmen zamanla düşünceleri değişmiş ve onları gerçekten isteyerek korumaya çalışmaktadır.


Komplikasyon
Kardeş - Kotegawa Ooki
Kardeşi onun hayatındaki en önemli şeydir. Onun gözünde kardeşi ulaşılamaz bir noktada bulunan kişidir. Yine de zarar görmesinden aşırı derecede korktuğundan dolayı var gücüyle ona destek çıkmak istemektedir. Bunu o kadar kafaya takmıştır ki bazen basit şeylerde bile onun yerine yapmak istemektedir.



Özellikler
Momoiro no Chibi - Kısaca Momo -
Chisa, Asakura'da tüccara karşılık beklemeden gerçekleştirdiği yardımlar sonucunda, Asakura çevresinde bu ünvanla bilinmektedir. Özellikle kervanlar ve tüccarlar tarafından fazlasıyla tanınan Chisa, mağdur durumdaki bir tüccarın sorunlarının halledilmesine ön ayak olduğu için fazlasıyla seviliyor.


Profil
Güç: 5
Çeviklik: 9
Kondisyon: 3
Potansiyel: 2
Varlık: 8
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 - Favori
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
D - Rank: Shunshin

Taijutsu
A - Rank: Iaido | Stil
B - Rank: Iaigiri


Genjutsu
D - Rank: Rakumei no Jutsu
C - Rank: Kanryousou
A - Rank: Kokuangyou no Jutsu


Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Katanacığım(Normal Seviye)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1007
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ishigakure - Operasyon] Jirou Ryu & Kotegawa Chisa

Post by GM - Naruto » March 13th, 2019, 10:25 am

Bir… İki… Üç… Dört…

Yirmi altı… Yirmi yedi… Yirmi sekiz…

Kırk dört… Kırk beş…

Elli yedi? Hayır, elli altı? Hayır, elli sekiz?




Saymayı bile bırakıyorsunuz, hatta unutuyorsunuz. Dermansız kollarla savurduğunuz katanalarınız ve kunai ellerinizden yere tek bir ses çıkarmaksızın düşerken, bir kısım yanan ağaçların yaydığı sıcaklık tek hissettiğiniz şey oluyor. Bu yangının kaynağı Chiyumi’ye kafanızı çevirdiğinizde, kırmızı saçlarının neredeyse tamamen beyaza büründüğünü, önlerinde bir tutam kızıl kaldığını görüyorsunuz. Fakat saçlarının uç kısmındaki kızıllık dikkatinizi çekiyor. Ancak tonu farklı bir kırmızı… Kan kırmızısı… Chiyumi’nin durumu da sizden daha farklı değil zaten. Üzerinde kaç tane senbon saplı halde saymanız mümkün olmuyor bile. Ama aranızdaki en önemli fark, sizin gözlerinizin açık olması, onunkinin ise kapalı… Ölmüş değil, fakat ölmeyeceği anlamı taşımıyor… Bakınıyorsunuz etrafınıza… Yerde öldüğüne emin olduğunuz medic-ninlere… Korumakla görevli olduğunuz ve savaş meydanındaki arkadaşlarınızın hayatını kurtaracak kişilerin cesetlerine… Onlarca senbonun saplandığı cesetler ve kan gölünü andıran görüntü savaşın ana hatlarını çiziyor sizin için. Hiroyuki’den ufak tefek hayat belirtileri mevcut olsa da, ellerindeki yeşil çakra kendisini iyileştirmeye çalıştığını gösteriyor. O anda dizleriniz üzerine çöküyorsunuz senkronize olmuş gibi.

Katana ve kunailerle onlarca senbona karşı koyma fikrini gerçekten hayata geçirmiş olduğunuza inanamıyorsunuz belki de… Chiyumi’nin ağaçlık alanı yakması, belki de sizi şu an hayatta tutan tek şey… Ancak Chiyumi ayakta değil, medic-ninler gibi, Hiroyuki gibi ve sizin gibi. Tek bir kişinin aksine… Onca saldırıya rağmen tek bir kişi… Heizo!

Yüzündeki sinsi ifade, ilk kez kendini bu kadar net gösterirken, Ryu’nun düşüncelerini tasdik eden bu ifade tüm gerçekliği seriyor gözlerinize. Sanki var olmadığınız anlarda yaşananları görüyor ve Heizo’nun bir Ishigakure shinobisini öldürüşüne, ondan kulaklığı alışına şahitlik ediyorsunuz. Sizle buluştuğu zamandan sonra ise Chiyumi’nin açtığı haritaya dikkatli bakışlarına dönüyorsunuz. Hatta sizlerin yanına gelip, saldırı ekibinin en kuzeyindeki bölüğü gösterdiğinde söylediği “En kanlı yer burası olacaktır. Güney cephesinde ise bir direniş beklenmiyor. Bu yüzden öncelikli olarak kuzey cephesine giden yolları iyi tespit etmek gerektiğini düşünüyorum. Tabi, bu diğer güzergahları ihmal edeceğimiz anlamına gelmiyor.” şeklindeki cümleleri ve sonrasında birden gülümsemeyerek “Kusura bakmayın, ilk defa böyle ciddi bir ortamda bulunuyorum da… Bir de karşımda sizler olunca…” sözleri çınlıyor kulağınızda… Sizin için hatanın en başına dönüyorsunuz. Halbuki haritanın düşmanın eline geçmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyordunuz, ancak daha yürümeye başlamadan haritayı düşmana teslim etmiş durumda olduğunuzu kavrıyorsunuz. Yürüdüğünüz güzergahlarda özenle hazırlanmış tuzakların açıklaması, kafanızda tamamen şekilde bulurken, Heizo tek bir söz söylemeden, Chiyumi’ye doğru ilerlemeye başlıyor. Sizin hayatta olduğunuzu bilse de, artık elinizden gelen bir şey olmadığını ve sadece ölmeyi beklediğinizi düşünerek…
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Locked

Return to “Yağmur Ülkesi”