[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » November 24th, 2019, 11:14 am

Ringo, biraz eğlenmek adına misafir edildikleri laboratuvarda ufak bir gezintiye çıkıyor. Bölümlerin büyük kısmına giremese de, girebildiği yerlerde pek bir şey anladığı söylenemez. İçi garip renkli sıvılarla dolu tüpler, mikroskoplarda bir şeyler inceleyen adamlar ve kadınlar, kaynak gözlüğü takıp kikirdeyerek bir çeşit makineyi parçalayan tuhaf yaşlı bir adam, garip ışıklar çıkaran birkaç makine...

Nihayetinde, makinenin takılma zamanı geldiğinde sizi ilk karşılayan bilim insanlarından biri ikinize Ringo'nun daha önce denediği ancak giremediği odalardan birine kadar eşlik ediyor. Oda, iki bölümden oluşmakta ve ikisi arasında odaların birbirini görmesini sağlayan cam bir bölme mevcut. Nobu, elini Ryoken'in omzuna atarak gülümsüyor ve Ringo'ya girişteki odada beklemesini söyleyerek onu iç kısma götürüyor. Adamın yüzündeki heyecanı okuyabiliyorsunuz her ikiniz de. Oldukça büyük bir iş başardığına emin gibi. Asistanı, takip ediyor Nobu'yu. Ringo girişteki odada kalan tek kişi oluyor. Ancak cam bölmeden diğer tarafı kolaylıkla izleyebilmekte.

Ryoken: Nobu'yla birlikte, iç odaya geçiyorsun. Odanın neredeyse tamamı ne olduğunu anlayamadığın garip cihazlarla dolup taşmakta. Merkezde ise, yanlarından kolları koymak için uzantıların çıktığı bir koltuk durmakta. Nobu nazikçe koltuğa oturmanı işaret ettikten sonra konuşmaya başlıyor: "İşlem için sol kolunu bilekten bağlamam gerekiyor, ancak bunun dışında seni sabit tutmak için herhangi bir şey yapmayacağız." Koltuğun uçlarındaki kemerli bağları gösteriyor: "Gördüğün gibi, bir shinobinin kolaylıkla koparabileceği bir şey. Kurumi-san daha önce başına gelen şeyden biraz söz etti. Bu sebeple sana zarar vermeyeceğimizden emin olmanı istiyorum." Adamın gözlerinde anlayışlı bir ifade görüyorsun. Bu esnada, asistanı iki elini üst üste koyarak sargı bezlerinin üstüne yerleştiriyor ve gözlerini kapatıyor. Mühürleri açmak için, chakra vermeye başladığını farkediyorsun.

Ringo: İki bilim insanı ve Ryoken'in içeri geçip kapıyı kapatmasıyla birlikte, iki odanın birbirine ses geçirmediğini farkediyorsun. Diğer odayı görebildiğin cam bölmenin önünde bir takım ıvır zıvırlar, tuşlar ve bir mikrofon mevcut ancak dokunup dokunmaman gerektiğine emin olamıyorsun. Nasıl çalıştıracağından bile pek emin değilsin esasında. Nobu Ryoken'le konuşurken asistanının mühürleri açıp sargıları çıkartmaya başladığını farkediyorsun.

Ryoken: Kolunun sargıları açıldıkça, hem Nobu'nun hem de asistanının gözleri yavaş yavaş büyüyor ve yüzlerini bir hayret ifadesi bürüyor. Teorik bilgiye sahip olsalar da, daha önce böylesi bir şey görmediklerinden emin oluyorsun bu esnada. Sargı tamamen açıldığında ortaya çıkan kolun tanıdık, ancak bir o kadar da yabancı geliyor. Sandalyeye oturup bileğinin yumuşakça bağlanmasına izin veriyorsun. Nobu, asistanına başıyla selam veriyor ve işine devam etmesi için eliyle hafif bir 'buyur' hareketi yaptıktan sonra odadan çıkıp Ringo'nun olduğu kısma gidiyor, kapıyı arkasından kapatıyor. Asistan, yakınlardaki bir çantaya ufak bir anahtar sokup içindekileri aldıktan sonra yaklaşık 2 cm kalınlığında iki yarım çemberle dönüyor. Birleştirildiklerinde, aşağı yukarı kolunu sarabilecek genişlikte bir çember bu. Tahmin edebildiğin gibi, asistan iki yarım çemberi kolunun hizasına getiriyor ve iki taraftan birleştirip sabitliyor. Çemberin kolunu hafifçe sıktığını hissedebiliyorsun. Ancak rahatsız edecek bir şey değil. Asistan bu kez, sargıları açarken yaptığına benzer şekilde iki elini artık birleşmiş çemberin üzerine koyuyor ve odaklanmaya başlıyor.

Ringo: Nobu, odadan çıktıp kapıyı kapattıktan sonra yanına geliyor: "Ringo-san, değil mi?" diyor nazikçe. "Kurumi-san güvenilir bir shinobi olduğunu söylemişti. Ayrıca bu görevin kaptanısın. Kurumi-san'ın 'senin için' size önceden iletmediği bir görevi daha var." Adamın eli, beyaz önlüğünün cebine gidiyor ve ufak, avcunun içine sığabilecek bir cihaz çıkarıyor. Cam bölme bel hizanızdan yüksek olduğu için, görüntünün içeriye gitmediğine eminsin. Cihazı, aşağıda tutarak sana gösteriyor: "Bu, Ryoken'e takılan cihaza bağlı bir verici. İki işlevi var. Ryoken'in nerede olduğuna dair bilgi veriyor, bununla birlikte chakra akışı ayarladığımız frekansların dışına çıkar ve tehlikeli bir durum olursa dışarı uyarı verme kapasitesine sahip. Bunu, Ishichou'ya teslim etmen istendi. Ancak Ryoken bunu bilmemeli." Cihazı, sen bir şey demeye fırsat kalmadan senin boştaki ceplerinden birine atıveriyor.

Ryoken: İşlem, oldukça kısa sürüyor. Çember takıldıktan ve asistan çembere chakra vermeye başladıktan yaklaşık 30 saniye sonra, çemberin içinden koluna doğru uzanan bir şeyler hissediyorsun. İç yüzden çıkan yaklaşık 10 kadar iğne benzeri şey, tenine ve etine nüfuz ediyor. Bununla birlikte, cihazın koluna tam anlamıyla bağlandığını farkediyorsun. Asistan, işlemin bittiğini işaret eden minik metalik sesin gelmesiyle birlikte kolunu çözüyor ve gülümseyerek diğer odanın kapısını açıyor.

Nobu, az önce Ringo'yla arasında geçen diyalog hiç yaşanmamış gibi davranarak sorusuna gülmekle yetiniyor sadece. Ryoken'in sorusuna ise samimi olduğunu düşündüğünüz bir şekilde cevap veriyor: "Herhangi bir dezavantajı olacağını düşünmüyorum, hayır. Aslında teorik bilgiden ziyade kolunla bizzat kendimin çalışma fırsatı olsaydı belki biraz daha ayrıntılı bir iş yapabilirdik." Hayalkırıklığıyla gülümsüyor: "Ancak makinenin olayı olası bir dış uyarı ve dış kontrole karşı kolunu kapatmak. Bu uzvun tam olarak nereden geldiğini ve ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnızca senin kullanmanı istiyoruz. Başka bir kişi ya da bir güç tarafından kontrol edilirse istemediğin şeylere sebep verebilir. Bunu koldan geçen chakrayı belirli bir frekans aralığında tutarak yapıyoruz. Cihaz bunun için var. Herhangi bir güç kısıtlaması olmayacak." Oldukça net konuşuyor Nobu.

İşiniz bittikten sonra, günün geri kalanında da misafir ediliyorsunuz ve ertesi gün yola çıkmak üzere hazırlanıyorsunuz. Ringo'nun kafasındaki ikilem varlığını sürdürüyor. Ishichou'nun emirlerine tam sadakat mi? Arkadaşlarına sadakat mi?

Off Topic
Out: Ishichou'ya bir görev sonu raporu verin, konuyu kapatalım. Eğer Ringo kendisine verilen gizli emirden Ryoken'e bahsetmek isterse, raporlarlarla aynı mesajda dönüş yolculuğunuzda geçen ve Ringo>Ryoken sırasıyla gidecek birer ikişer paragraflık bir rp alalım. Geçmiş olsun.


Görev Sonu:

Jin Ryoken
  • 50 GP
  • 75.000 Ryo
  • 3 PP
  • GM Pasiflik Bonusu:
    • 20 GP
Jin Ryoken aşağıdaki halihazırdaki özelliğine bir ek kazanmıştır. İmzasına, varolan özelliğinin altına eklemesi gerekmektedir.
Off Topic
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda kolunun kontrolü dışına çıkmasını engellemek için özel yapım bir cihaza erişim sağlamıştır. Bu cihaz basit bir aksesuara benzemekle birlikte kolay kolay kırılmaz, ancak zırh vazifesi de görmemektedir. Cihaz kolunu sıkıca sardığı ve etine nüfuz ettiği için çıkarması oldukça zordur. Cihazın yüzeyi sade bir gri rengindedir, herhangi bir işlemesi veya dikkat çekecek bir noktası yoktur.

Sonuç:
  • Net:
    • 70 GP
    • 75.000 Ryo
    • 3 PP

Okawa Ringo
  • 50 GP
  • 75.000 Ryo
  • 3 PP
  • GM Pasiflik Bonusu:
    • 40 GP
    • 2 PP
Okawa Ringo, aşağıdaki özelliği kazanmıştır. İmzasına eklemesi gerekmektedir.
Off Topic
Sır Tutucu:
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda başka bir shinobinin sırrına vakıf olmuştur. Bununla birlikte, Ishichou'dan görevde eşlik ettiği shinobinin bilmemesi gereken başka bir emir almıştır. Bu, Ishichou'nun karaktere güvendiğini göstermekle birlikte karakteri olası ters bir durumda sorumluluğu alması gereken birinci kişi haline getirmiştir.

Sonuç:
  • Net:
    • 90 GP
    • 75.000 Ryo
    • 5 PP
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 53
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » November 25th, 2019, 4:17 am

Buradaki vaktimizin artık sonuna doğru adım atıyorduk. Laboratuvarda oldukça hoş vakit geçirmiştim aslında. En azından son bir haftanın stresi ve yorgunluğu kollarımdan aşağıya doğru kayıp gitmişti. Diğer üzüldüğüm, kafama taktığım şeyler de ara ara hatırlayacağım, ancak yine de varlıklarını bana hissettirmeyecek derecede hafifleyerek kaybolmuşlardı. Buradaki en güzel şey ise hiç bir şeyin ne işe yaradığını bilmeden, öylesine avare gibi gezmekti. Biraz etrafa göz gezdirmek adına kısa bir gezintiye çıkmaya karar vermiştim. Bir çok kapı kilitliydi ve zaten önemli olan bir çok yere giremediğimi hissediyordum. Girebildiğim kapılarda ise kimi zaman boş, kimi zaman ise karmakarışık manzaralarla karşılaşıyordum. Genelde çalışan laboratuvar personelleri, deney tüpleri, anlam veremediğim garip makineler... Bilinmezliğin içinde öylece yabancı olduğum her şeye bakakalıyordum. En azından biraz olsun vakit geçiriyor ve kafamı dinlemeyi beceriyordum...

Bizi hoşça karşılayan bilim adamlarından biri bize doğru yaklaşırken içimden biraz sevinmiştim. Cebinden çıkardığı bir anahtarı az önce girmeyi denediğim fakat giremediğim bir kapıya sokup çevirmişti. Kapıyı açtığında ise meraklı ve fıldır fıldır eden gözlerimi direkt olarak odaya dikmiştim. İçeride iki bölüm vardı. Bu iki oda bir cam bölmeyle ayrılmıştı. Sanırım bunu test-gözlem odası şeklinde dizayn etmişlerdi. Nobu-san' da yanımıza geldikten sonra Ryoken'i diğer odaya götürmüştü. Ben de diğer odada kalmıştım. Onları görebiliyordum ve sanırım burada olmam en sağlıklısıydı. En azından onlara güvenmeye başlamıştım. Bu süre zarfı boyunca Kurumi-sama'yı düşündüm. Sanırım başarılı olduğum ve bir bozguna uğramadığım bir görev sonrası onu mutlu edebilecek olmak da ayrı bir kıvanç olacaktı benim için. Nobu-san konusundaki tüm önyargılarım yavaşça kırılıyor, onun heyecanı ve hoşgörüsü yüzünün her bir parçasından belli oluyordu. Bu süre zarfında aklım hep düşüncelerle dolu olduğundan, Ryoken'e yapılan işlemi çok sıkı takip edemiyordum. Nobu-san ve asistanına fazla güven duymuş olacağımdan herhalde, sanki başına kötü bir şey gelme ihtimali yokmuş gibi hissediyordum. Başka şeyler düşünüyor, kimi kandırıyorum ki... Tek düşündüğüm şey Akuryou meselesini Ishichou-sama'ya nasıl anlatacağımdı. Bu düşünce biraz beni alıkoyuyor gibiydi. Biraz silkenelip kendime gelmeyi denedim. Anlamasam bile, Ryoken'e yapılan işlemleri incelemye başladım.

Ses geçirmeyen odadan, ne konuştuklarını duyamıyordum. Cam bölmenin önündeki mikrofonu farketmiş ve meraklı bir çocuk gibi elimi götürmeyi denemiştim. Lakin pek dokunasım gelmemişti. Zaten böyle bir şey yapmamı söylemiş olsalar, bunu yapardım. Vazgeçmiş ve Ryoken'in sargıları çıkarken onları izlemeye başladım. Asistan sargıları çıkarırken Nobu bir şeyler daha söyleyip onları bıraktı ve bu esnada kapıya doğru yöneldi. Ne dediklerini anlayamamla birlikte, kapıyı açan Nobu bana doğru ilerlemişti. Adımı tekrardan söyleyerek beni selamladı. Selamına karşılık: "Evet, Nobu-san." diyerek cevap vermiştim. Sanki biraz ciddi bir şey söyleyeceği izlenimine kapılmıştım. Söylediklerine kulak vermeye başladım. İlk cümlesinden itibaren söyledikleri oldukça ciddi şeylerdi. Fakat bu ciddiyet karşısında bambaşka bir şey hissetmiştim. Kurumi-sama ile başlayan ilk cümlesinden sonra onun benim hakkımda güvenilir olduğumu iletmesi beni oldukça onurlandırmıştı. Kulaklarıma basan ateşi hissedebiliyordum. Bu çok problem olmasa bile, kızaran yanaklarım için yapabilecek bir şeyim yoktu. Kurumi-sama'nın bendeki bu özel yeri, git gide doldurulamaz bir boşluk haline geliyordu. Ardınan Ishichou'nun hakkımdaki görevini anlatırken bu kelimelerine ekstra bir dikkatle kulak veriyordum. Görevi açıklamaya başlar başlamaz, cebinden tanıdık gelmeyen ve garip gözüken bir cihaz çıkarmıştı. Cam bölmenin altından gösterdiği için ise diğer oda bunu göremiyordu. Biraz biraz çıkarım yapabiliyordum. Bir sorumluluğun altına girmek üzere olduğumu çıkarabiliyordum. Gerisinini öğrenmek için ise dinlemeye devam ettim. Cihazın bir tür verici olduğundan, Ryoken'in yeri hakkında bilgi verdiğinden ve chakra akışının anormalisine göre uyarı verme özelliğinden bahsetmişti. Bu cihaz Ishichou-sama'ya teslim edeceğim ana kadar bende duracaktı ve bu sözlerden sonra hiç düşünmeden cihazı boş ceplerimden birine atmıştı. Refleksif olarak cihazı koyduğu cebimi elimle yoklamış, güvende olduğundan emin olmuştum. Cübbemdeki cepler genel olarak güvenliydi ve bir şeyleri saklamak için ideal olarak dizayn edilmişti. Şimdilik bir problem yoktu. "Bilgilendirme için teşekkür ederim Nobu-san." demiştim. Devamında ise gülerek devam etmiş, sorularımızı içtenlikle yanıtlamıştı. Zaten bu kısım benden çok Ryoken'i ilgilendiriyordu. Düşünmem gereken daha önemli bir şey vardı...

"Geçmiş olsun lan sarı vileda! Nasıl hissettiriyor bakalım?" Ryokenle bize tahsis edilen odada dinlenirken ona karşı kurduğum ilk cümle bu olmuştu. "Umarım işine yarar şu cihaz..." dedikten sonra biraz gülmüş, zoraki bir şekilde bir kaç saniye daha kuru kahkaha atmıştım. "Küçükken diş teli taktırmıştım bende. Bu kadar ucube durmuyordu ama... Yoksa duruyor muydu? Emin değilim!" demiştim. Herhalde Ryoken'e takılan cihaza benzer bir tecrübeyi hiç yaşamamıştım. İçten içe umarım hiç yaşamam diye düşünüyordum. Bana artık alıştığını düşünüyordum bir yandan. Dengesiz laflarıma oldukça dostane yaklaşıyor oluşu, onunla artık sağlam arkadaşlık bağları kurduğumuzu hissettiriyordu bana. İşte bu beni biraz dalgınlaştırıyordu. Nedense, asla sorgulamayacağım bir emri sorgular gibiydim. Acaba Kurumi-sama neden bu bilginin Ryoken tarafından öğrenilmesini istememişti? Tek bildiğim ona, koşulsuz şartsız güveniyor olduğumdu. Köye döndüğümde zaten onunla Akuryou konusunu biraz konuşmak istiyordum. Sorularımı ona cihazı teslim ederken sorabilirdim. Bunları düşünmek beni biraz olsun rahatlatmış ve yüzümün gülmesini sağlamıştı. Küçük bir genin iken, beni çalışırken her izlediğinde gözüne girebilmek için tüm maharetlerimi sergilerdim. Bana güveniyor oluşu ise artık gözüne girmeye başladığımı müjdeliyordu bana. Küçükken yatağa her girdiğimde Kurumi-sama'nın bana bakıp güldüğü her anı kendime hatırlatır, uykuya rahatça dalardım. Onun güvenini boşa çıkarmayacaktım. Şu anda köyüm ve shinobiliğim için emir aldığım tek insan oydu. Ryoken konusunda ise en iyisini düşünüp, onun iyiliği için bir karar verdiğini biliyordum. O vakit, kararım kesin gibiydi. Ishichou-sama'nın yapmamı söylediği şeyi yapacaktım. Onun verdiği her kararın minnetle arkasındaydım.

Artık yola çıkma vakti gelip çatmıştı. Nobu-san'a teşekkürlerimizi etmiş ve kıyıya doğru ilerlemeye başlamıştık. Dönüş yolu gözümde biraz büyüyor gibiydi. Lakin geldiğimiz yolun aynısını döneceğimiz için bunu pek problem etmiyordum. Bir şekilde yol eriyip gidecekti işte. Ryoken'e cihazdan ve Nobu-san ile konuştuklarımızdan bahsetmeyecektim. Bahsedeceğim ve aklımda netleştirdiğim tek bir şey vardı. "Hey Ryoken-san." dedikten sonra kafamı kaldırmış ve ona bakmıştım. Tekrar söze girdim:
"Akuryou konusunu Ishichou-sama ile bizzat konuşacağım. Kirigakure Kılıç Ustaları tarafından eğitildiği için bu konuda bilgi sahibi olabilir. Raporunu yazarken olabildiğince yüzeysel yaz. Bana güven, gerekli bilgiyi tüm ayrıntılarıyla ona aktaracağım." Üslubum sakin, ciddi ve tavırlıydı. Galiba görev boyunca ona söylediğim şeylerin içinde en ciddi olanıydı. Sorgulayacağını ve bunun üzerinde düşüneceğini sanmıyordum. Bu sayede Kurumi-sama ile görüşmemdeki konuyu ona çaktırmış olacaktım. Asıl misyonum ise bunları konuştuktan sonra ona cihazı vermek olacaktı. Şüphe çekmemek adına, böyle bir yol izlemiştim. Beni onaylamasını bekliyordum. Onayladıktan sonra: "Hadi gidelim o zaman." diyecek ve pek konuşmayı düşünmediğim dönüş yolculuğumuza devam edecektim.

Köye geldiğimiz gibi, başka bir yere uğramadan seri adımlarla Ishichou binasının yolunu tutmuştuk. Bina girişinde bir masaya oturarak görev raporlarımızı yazdık. Ardından merdivenlere doğru ilerledik ve Kurumi-sama'ya raporlarımızı teslim etmek üzere yola koyulduk. Kurumi-sama'nın kapısının önüne geldikten sonra kapıyı iki kez tıklatarak içeri girdim. Ryoken'in de peşimden gelmesini umuyordum.

"Ishichou-sama, bizi özlediniz mi?"
Mutlu ve canlı bir ses tonuna ek olarak, samimi bir gülümseme ile onu selamlamıştım. Son zamanlardaki olaylar nedeniyle stresli olabileceğini tahmin ediyordum. Ona aceleci bir şekilde yazdığım raporu teslim edecek, ardından Ryoken'in de raporunu teslim etmesini ve söyleyeceklerini söylemesini bekliyordum. Zira, ona teslim etmem gereken bir şey vardı.

Ishichou-sama'dan bizzat görevlendirme ile Chuunin Jin Ryoken'e yolculuğunda eşlik etmek üzere görevlendirildim. Görev, Ryoken'in Su Ülkesi sınırları içerisindeki adalardan birinde bulunan ve Nobu isimli bilim adamına ait laboratuvarlardan birine sağ salim ulaşması idi. Kolundaki anormal vaka, olayın tıbbi açıdan araştırılmasını gerektiriyordu. Yolculuğumuza Toprak Ülkesi sınırlarını geçerek başladık. Kaku Limanına ulaştıktan sonra bize Ishichou-sama tarafından verilen bir mektup ile Kaptan Haneki'nin gemisine binebildik. Gemi ile Buz Ülkesine geçiş yaptık. Buradan sonrası için adaya gidebilmek amacıyla bir yük gemisi bulduk. Gemi kaptanı,belli bir ücret karşılığında bizi gemisine almayı kabul etti. Buraya kadar kimliğimizle alakalı bir sorun ve diğer konularla alakalı bir sıkıntı çekmedik. Gemiye bizimle birlikte iki silahlı koruma daha bindi. Bunun altını biraz deştiğimizde Su Ülkesi sınırlarındaki denizlerde oldukça büyük bir korsan tehtidi olduğunu öğrendik. Korsanlar hemen hemen her gemiye saldırıyorlar ve yağmalıyorlardı. Olası bir saldırıya karşı bizim de gözümüz açıktı. Gemi tayfasının yanında bizim gibi başka yolcular da bulunmaktaydı gemide. Hareket ettikten kısa süre sonra kaldığımız kamarada küçük bir kız çocuğu ile tanıştık. Çocuk oldukça sıradışı görünüyordu. Oldukça büyük ebatlardaki kılıcı ve neredeyse kendinden daha ağır görünen zırhı oldukça sıradışı göründü gözümüze. Bunlar onun hakkındaki ilk izlenimlerimizdi. İstihkaklarımız dağıtıldığında yolu yarılamıştık, korsan gemisini ufukta görmemiz de yaklaşık bu zamanlarda oldu. Olası bir saldırıya karşı gözümüz açıktı, fakat kimliklerimizi açık etmemek görevin selameti için en önemli şarttı. Saldırı başladığı ilk zamanlar yalnızca gemideki tayfayı ve tecrübeli iki korumayı organize ederek karşılık vermeye çalıştık. Fakat bize saldıran korsanlar garip techizatlar kullanıyor, geminin hareketini su altından kontrol ettikleri zincirli bir sistem ile kısıtlıyorlardı. Korsanlar gemiye bordalamadan, yüzerek çıkıyorlardı. Tayfa üyeleriyle kıyaslarsak, çok daha iyi ekipmanlara sahiplerdi ve yeteneklilerdi. Gemiyi sürekli top atışıyla dövmeye başladıkları an gemideki savaş gücünü organize etmenin bizi kazandıracak yol olmadığını anladım. Ryoken'e ve tüm tayfa üyelerine saldırı emri vererek karşı saldırıya geçtik. Tayfa ile birlikte savaştık. Bizim olaya dahil olmamızla çatışmanın seyrini değiştiriyorduk. Fakat ne olduysa orada oldu, beraberimizdeki küçük kız bir anda değişerek kılıcını kaldırdı. Daha önce görmediğim kadar kuvvetli savuruyor, sanki karşı konulamaz bir güç ile rakipleri avlıyordu. Kızın göz açıp kapayıncaya kadar gemideki bütün korsanları temizlediğine Ryoken ile birlikte şahit olduk. Korsanların büyük çoğunluğu bu olaydan sonra geri çekilmek zorunda kalmıştı ve gemi bir zafer kazanmıştı. Fakat Ryoken ve ben bu olay karşısında oldukça şaşırmıştık. Buradan sonrasında kızın büyük bir fiziksel yorgunluk hali içine girerek bayıldığını ve şeytani bir çığlık eşliğinde gökyüzüne dağılan dalgalar halinde 'şeytani' olarak nitelendirebileceğim bir aura yaydığını gördüm. Bayılan kızı alarak ilk müdahalelerini yaptık. Kısa süre sonra gemi bizi gideceğimiz adanın yakınına doğru bıraktı. Adaya doğru su üzerinde yürüyerek ulaştık. Kız ise hala baygındı. Onu adaya bırakıp yolumuza o şekilde gitmek istiyorduk zira gemideki insanlar ondan korkmuştu ve orada kalmasını istemiyorlardı. Toprağa ilk adımımızı attığımızda maskeli bir kaç adamla karşılaştık. Kızı istemelerine karşılık bizi rahat bırakacaklarını söylediler. Onları biraz sorgulamayı seçtik. Fakat bize saldırdılar. Hepsinin maskesi vardı ve içlerinden biri 'karga' maskesi takmaktaydı. Hepsi bellerinde kılıç taşıyordu. Karga maskeli olan adam kılıcını çektiği gibi üzerime atıldı. Onunla kılıç çarpıştırdım. Bir süre boyunca kılıçlarımız kitlendi, fakat aramızda büyük bir ustalık farkı olduğunu söyleyebilirim. Buradan sonrasında ise kız kendine gelerek kılıcını kaptı. Maskeli şahısların 'takipçileri' olduğunu ve onlarla gideceğini söyledi. Kızın bedeni, aslında ona ait olmayan birindeydi. Yani şu zamana kadar yanımızdaki şahıs 'Yukiko' olarak bildiğimiz kız değildi. Kızın bedenini bir şekilde ele geçirmiş, bu şekilde yaşam sürmekteydi. Bu noktadan sonra onun için yapacak bir şeyimiz olmadığı kanaatine vardık. Bizimle bir dertleri yoktu sonuçta. Onları geride bırakarak laboratuvarı aramaya başladık. Kısa bir süre içinde bulduğumuz laboratuvara ulaştığımızda Nobu-san ve asistanları tarafından hoşça karşılandık. Dinlenmemiz için bize oda, yememiz için yemekler tahsis ettiler. Ertesi gün ise Ryoken-san'a cihazı takıldı. İşlemi oldukça kısa sürdü ve Nobu-san bu süreçte bizimle her türlü bilgiyi özel olarak paylaştı. Ryoken'in son kontrolleri yapıldıktan sonra dinlenmek üzere odalarımıza çıktık. Ardından Nobu-san ve asistanlarına minnetlerimizi ileterek dönüş yolculuğumuza koyulduk. Dönüş yolunda bize verilen güzergahın aynısını takip ettik. Sakin ve sessiz bir yolculuk oldu. Bugün itibariyle köye ulaşmış bulunmaktayız.

Chuunin Okawa Ringo
Raporlarımızı teslim ettikten sonra Ryoken'in söyleyeceklerini söylemesini ve odayı terketmesini bekledim. Çıkarken ona da başımla selam verecek, sonrasında Kurumi-sama ile konuşmaya başlayacaktım. Bir yandan bana verilen sırrı tutmanın verdiği övüncü yaşıyor, diğer yandan ise sürekli üzerimde baskı kuran bu gürültülü merakın artık son bulmasını istiyordum. Ryoken-san çıktığı gibi söze girecektim:

"Ishichou-sama, buyurduğunuz üzere Nobu-san tarafından verilen cihazı size teslim etmem gerekiyor." Cebimde duran cihazı sakin bir şekilde Kurumi-sama'ya doğru uzattım, tekrar konuşmaya başladım. "Ryoken-san'ın bu cihazdan haberi yok. Benim bu konu hakkında bilmem gereken başka bir şey var mı?" diyecek ve cevabını bekleyecektim. Vereceği cevap ne olursa olsun, başka bir şey söylemek istemiyordum bu konu hakkında. Şu ana kadar ona hep güvenmiş, köyümün tüm ideallerine en uygun kararları verecek tek insan olduğunu kendime anlatıp durmuştum. Ishichou ne kadarını bilmemi istiyorsa, o kadarını bilmekle yetinmeliydim. Tesellim ise bunun Ryoken'in kesinlikle zararına olmadığını düşünmemdi. O yüzden cevabımı aldıktan sonra diğer meseleye geçebilirdim.

"Raporda bahsettiğimiz kız... İsminin Yukiko olduğunu söylemişti. Fakat adada, maskeli adamlarla karşılaştığımız zaman çok uzun zaman önce bir karşılaşmada ölüp, son anda ruhunun ve bilincinin bir kısmını kılıcına mühürlemeyi başaran bir kılıç ustası olduğundan bahsetti. İsminin Akuryou olduğunu söyledi ve maskeli şahıslarında onun şimdiki kuşaklardan takipçileri olduğunu söyledi. Küçük kız kılıcı şans eseri bulmuş. Kılıca bağlandıkça Akuryou onun bedenini ve bilincini esareti altına almaya başlamış. Durumdan şüphelenen ailesini ise soğukkanlılıkla öldürmüş. Bunu anlatırken biraz zorlanıyorum aslında. Kimsenin yaşamasını istemeyeceğimiz türden bir kötülük bu. Bize söylediği üzere, kızı tekrar geri almanın hiç bir yolu yokmuş. Görevimizin selameti için devam etme kararı aldım bende. Size bu bilgiyi şahsen vermek istedim. Hem cihazı teslim ederken dikkat çekmemek için, hem de bu konunun ilginizi çekebileceğini düşündüm. Kirigakure ile olan yakın geçmişiniz sayesinde benden daha çok şey bilebileceğinizi düşündüm açıkcası."

Diyeceklerim bu kadardı. Bir görevin daha sonuna gelmiştim. Uzun yolculukları sevdiğimi farkettiğim, kimi zaman soğuk, kimi zaman ise oldukça şaşırtıcı bir yolculuk olmuştu. Dostuma yardım etmek, köyüm için ne olursa olsun önemli bir görevi yerine getirmek beni her zaman övünçle dolduruyordu. Fakat bu sefer daha da önemli bir şey hissediyordum. Küçük bir çocukken beni bu köyün tüm büyüsüne bağlayan o kişi, ağaçları kunailerim ile deştiğim o günlerde beni izleyerek hep desteğini omzumda hissettiğim o kişi.. Onun güveninin en küçük bir kısmına dahi vakıf olmanın önemini kavrıyordum. Ishigakure için yapmayacağım şey yoktu. Bunu bir kez daha anlamıştım. Kurumi-sama'nın tüm söyleyeceklerini dikkatle dinleyecek ve ne söylerse söylesin, teşekkür ederek karşılık verecektim. Konuşmamız bittiğinde ise daha kişisel bir kaç şey söylemek istiyordum.

"Her şey için teşekkürler Ishichou-sama. Bu arada, şey.. Umarım iyisinizdir. Yardımcı olacağım başka bir şey olduğunda lütfen söyleyin. Her ne olursa olsun..." diyecek ve cevabını bekleyecektim. O an için, daha önemli başka bir işim olamazdı zaten. Konuşmamız bittiğinde ise onu selamlamayı ihmal etmeden kapıdan yavaşça çıkıp gidecektim.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 75.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: 90

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Özellikler
Sır Tutucu
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda başka bir shinobinin sırrına vakıf olmuştur. Bununla birlikte, Ishichou'dan görevde eşlik ettiği shinobinin bilmemesi gereken başka bir emir almıştır. Bu, Ishichou'nun karaktere güvendiğini göstermekle birlikte karakteri olası ters bir durumda sorumluluğu alması gereken birinci kişi haline getirmiştir.
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 151
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » December 1st, 2019, 4:03 am

Makinenin takılma zamanı geldiğinde, Nobu elini omzuma koyarak gülümseyerek beni odanın iç kısmına doğru götürüyordu. Yüzündeki heyecan her halinden belli oluyordu, ancak bu heyecanın ne için olduğunu anlamıyordum. Asistanı onu takip ederken büyük bir işi başarmış gibi gözüküyordu. Elimde olsaydı, koluma kesinlikle bu makineyi taktırtmazdım. Bu kol için yaptığım şeylerden sonra, ne olduğunu bilmediğim bir aleti koluma takmak istemiyordum. Ancak buna mecburdum, en başta İshichou'nun emri için yapıyordum. Nobu ile birlikte iç kısma doğru geçtiğimizde, odanın içersinde ne olduğunu bilmediğim aletlerle doluydu. Hangi aleti bana takacağını düşünüyordum, bir yandan aletleri incelemeye çalışıyordum. Nobu nazikçe koltuğa oturmamı söylediğinde biraz tedirgin bir şekilde oturdum. Hala aklımda Gennosuke olan adam vardı.

Koltuğa oturduktan sonra bileğimi bağlayacağını, ancak onun dışında beni tutmak için bir şey yapmayacaklarını söyledi. İshichou, daha önce yaşadığım tecrübeden Nobu'ya bahsettiği için, biraz daha rahatlamıştım. Ters giden bir olayda hızlıca bileğimi tutan şeyi koparabilirdim. Bu esnadan sonra, asistanı ellerini sargı bezlerinin üzerine yerleştiriyor ve mühürleri açmak için çakra vermeye başlıyordu. Mühürler açıldıkça, Nobu ile asistanının gözlerinin büyüdüğünü ve şaşırmaya başladıklarını fark ettim. Teorik bilgiye sahiplerdi, ancak daha önce böyle bir şey görmedikleri belli oluyordu. Sargı açıldığında, kolum bana hem tanıdık, hem yabancı geliyordu. Hala tam olarak görünüşünü, yaptıklarını benimseyememiştim. Ancak o vücudumun bir parçasıydı, onu tamamen bir parçam olarak kabul etmeliydim. Zamana ihtiyacım olduğunu biliyordum, bu zamanı kendime tanıyacak ve kolu tamamen bir parçam olarak kabul edecektim. Görünüşü benim için önemsizdi, gücü ve yaptıkları benim için yeterdi.

Nobu, asistanına devam etmesini söyledikten sonra odadan çıkıyordu. Asistan, ufak bir çantadan çıkarttığı 2cm kalınlığında iki yarım çemberle geri dönüyordu. Birleştirildiklerinde kolumu sarabilecek boyuttaydı. Görünüşünden tahmin ettiğim gibi, asistan koluma iki çemberi birleştirip takıyordu. Çember hafif bir şekilde kolumu sıksa bile rahatsız edebilecek bir boyutta değildi. Asistan bu kez, sargılarımı açarken yaptığı gibi iki elini çemberin üzerine koyup odaklanmaya başlıyordu. Asistan çakra vermeye başladıktan sonra çemberin içinden koluma doğru uzanan bir şeyler olduğunu hissediyordum. İç yüzden çıkan yaklaşık 10 kadar iğne etime nüfuz ediyordu. O anda çemberin tam olarak koluma bağlandığını anlamıştım. Asistan işlemin bittiğini işaret eden minik metalik bir sesin gelmesiyle birlikte kolumu çözüyor ve gülümseyerek öbür odanın kapısını açıyordu.

Nobu sorduğum soruya gülerek cevap veriyor, ardından kolum üzerinde daha detaylı çalışabilse daha iyi bir iş çıkarabileceğinden bahsediyordu. Sanırım, böyle bir şeyi ilk kez görmüş olmanın heyecanı ile birlikte gerçekten kolum üzerinde çalışmak isterdi. Koldan geçen çakrayı belirli bir frekans aralığında tutarak başkasının kontrolünden uzak tutmak istiyorlardı. Sonuçta dedikleri gibi, kolun nereden geldiği belli değildi. Dış uyartılardan uzak olmalıydım, özellikle Gennosuke'nin en başta kontrol etmesi gibi. Ben her ne kadar artık onun bir etkisinin kalmadığını düşünsem bile, onlar bu riski göze alamıyorlardı. İş bittikten sonra Ringo'nun da odaya girmesiyle tekrardan şakacı sorusuna başlamıştı. Cümlelerine ve sorusuna karşı gülümsedikten sonra, kendimden emin olmak için sol koluma çakra vermeye başladım. Siyah sıvının düştüğünü gördükten sonra, Ringo'ya gülümseyerek konuşmaya başladım.

"Her şeye değmiş gibi hissettiriyor. Yaptığım her şeye."

İş bittikten sonra günün geri kalanında misafir edilmiş, ertesi gün ise yola çıkmıştık. Ringo-san, bana Akuryou konusundan bahsetmememi, bunu şahsi olarak konuşacağını belirtiyordu. Bende kafamla onaylamış, bir şey demeden devam etmiştim. İçeri Ringo'dan sonra girmiş, İshichou'ya selamımı vermiştim. İshichou'ya selamımı verdikten sonra, raporumu Ringo'dan sonra teslim ettim.
Off Topic
Chuunin Okawa Ringo ile koluma bir cihaz takılması konusunda görevlendirildim. Görevimiz, Su ülkesi sınırları içerisinde bulunan Nobu isimli bilim adamına ulaşmak ve cihazı teslim almak idi. Toprak sınırlarını geçip, Kaku Limanına ulaştık. Ardından Ringo'ya verilen mektup ile Kaptan Haneki'nin gemisine bindik. Bu gemi sayesinde Buz ülkesine geçiş yaptık ve burada kendimize yeni bir gemi bulmamız gerekiyordu. Bir yük gemisi kaptanını ücret karşılığında gemiye binmek konusunda ikna ettik. Korsanlar denizlerde çoğu gemiye saldırdığından, gemiye korumalarla bindik. Kimsenin bu gemiye saldırmamasını umuyorduk. Orada bir kız çocuğu ile tanıştık. Kendisi bizim ilk bakışta shinobi olduğumuzu anlamıştı. Ancak bu durumu sakladı, kimseye bir şey söylemedi. Kız hakkında bir şeylerin ters gittiğini "anne" "baba" lafını kullandığımda gözlerinin bomboş olmasından ve soruyu hatırlamamasından anlamıştım. Sonrasında, yemek yemeye çıktığımız sırada bir saldırıya uğradık. Başlarda savaşmama taraftarıydım, işi tamamen iki korumaya bırakacak ve kimliğimi açığa çıkarmayacaktım. Ancak savaşa dahil olmamız gerekiyordu, kızı arkama alarak bana saldıran adamlara saldırdım. Ancak, saldırdığım adamın boğazından akan kanlar kızın yüzüne sıçradığında kız bir anda şeytani bir şekilde çığlık attı. Sonrasında hiç olmadığı birine dönüştü ve düşman korsanlara saldırmaya başladı. Bizden daha üstündü ve durmadan saldırıyordu. Bu olayın ardından ufak bir şok geçirmiş, ancak kızın bayılması ile kendimize gelmiştik. Tayfa kaptanı daha fazla risk alamadı ve bizi tam olarak geleceğimiz yere gelmeden, yakında bir yere bıraktı. Kızı kucakladım ve gideceğimiz yere kadar taşıdım. İçinde birisi olmasından veya vücudunun kullanıldığından şüpheleniyordum. Adaya geldiğimizde karşımıza çıkan bir grup maskeli adam ile birlikte bunu onaylacaktım. Maskeli adamlar bize saldırdığında ben Ringo'nun arkasına kızı korumak için atladım, Ringo ise kılıç çarpıştırdı. Sonrasında kız bir anda uyandı ve kılıcını alıp maskeli adamların yanına geçti. Ona basit bir şekilde, "Bu kızın vücudunda ne işin var?" diye sorduğumda teorimin doğru olduğunu onayladım. Akuryou adında birisi tarafından vücudu ele geçirilmişti. Ancak ele geçirilmeden önce yıllar boyu kızı eğitmişti. Bunu öğrendikten sonra, bizi öldürme ihtimali çok yüksekti. Ona saldıramazdık, kızı kurtarmak için bir yol olup olmadığını sorduğumda olmadığını söyledi. Bizde Nobu-san'ın yanına gittik. Koluma çember şeklindeki alet takıldıktan sonra çıktık ve buraya geldik.

Jin Ryoken
Raporumu teslim ettikten sonra, önce İshichou'ya sonrasında Ringo'ya selam verdim. Ardından Ringo'ya gülümseyerek, konuştum odadan çıkmadan önce.

"Tekrardan görüşelim, Ringo."
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”