[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 142
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » August 19th, 2019, 1:08 pm

Yukiko ile olduğum yerde dururken, Ringo'nun ve diğer tayfa üyelerinin hareketlerinin kısıtlandığını görebiliyordum. Denize paralel duran bu 15-16 zincirlerin arasından geçmeye çalışıyordu Ringo. Biz sanırım en iyisini yapıyorduk hareketsiz kalarak. Aslında bunların hepsi kendi kafamda kurduğum iyimser cümlelerden ibaret. Sebebi ise, zaten bizim 60 ya da 70 cm lik bir alana sıkışıp kalmış olmamız. Bu sırada Yukiko'ya dönüp gülümseyerek konuşmamı yapmaya karar vermiştim, ancak bu kadar tehlikenin arasında böyle uzun bir konuşmanın yapılmayacağını düşündüm. Bu kararı vermenin iyi bile olduğunu düşünüyorum, sebebi ise bir kaç saniye sonra zincirler titremeye başladı ve suyun içerisinden garip sesler çıkmaya başladı. İşte asıl olay şimdi başlıyor olmalıydı, asıl saldırı şimdi gelmeliydi.

Nasıl bir boka doğru sürükleniyorduk hiçbir fikrim yoktu. Peki neden bize saldırıyorlardı? Bu kaptan bir şeyler karıştırıyor olmalıydı. Her seferinde gemisine nasıl bir baskın yiyebilirdi? Bu korsanlar her seferinde neden bu kaptanı seçiyordu? Ya kaptanın taşıdığı yüklerle alakalı bir şey vardı, ya da bu kaptan farklı bir şeyler karıştırıyordu. Kendisine saldırılacağını bile bile şu iki korumayı tutmuş ve ardından gerçekten saldırıyı yemiştik. Buradaki diğer bir soru, kendimizi ne zaman açık edeceğimiz konusuydu. Birer shinobi olarak en azından dövüşebildiğimizi göstermek zorunda kalabilirdik. Bunun gizliliğimizi yok edeceğini biliyordum, ancak kendimizi korumamız her şeyden önce gelecektir. Ne zaman kendimizi açık edeceğimiz hakkında hiçbir fikrim yok, umarım hiçbir zaman olmaz. Şu iki korumanın bizi koruyabilmesini umuyorum.

Denizden ses gelmesinin ardından karşı gemiden bir sıra toplar atılmaya başlandı gene. Geri kalan tüm sesler bir kaç saniyeliğine yok olmuş gibiydi. Kulaklarım hiçbir şey duymuyor olabilirdi ancak gözlerim denizden 8-10 tane adamın birden fırladığını görüyordu. Zincirlerin üzerine geçirilmiş motorlu bir şey tutarak çıkıyorlardı. Bu aletle zincirlerin üzerinden çıkıyor olmalılardı. Daha doğrusu kendilerini kaydırıyorlardı. Adamlar aynı anda güverteye dalmış ve bu iş, iki tane korumanın halledeceği bir işten çıkıyor gibiydi. Güverteye atlayan adamlar iyi giyinimli, eski püskü kıyafetler giyen insanlar değildi. Sanırım hayalimdeki korsan terimi tamamen bitmiş bulunuyordu. Deniz uyumlu kıyafetleri ve boş ellerinde kılıçlar, mızraklar tutan bu adamlar sanki bu denizin sahibiymiş gibi duruyordu gözümde. Sanki asıl yabancı bizlermişiz gibi...

Diğerlerine göre daha iri duran bir adam, güverteye çıktığı gibi birini mızrağıyla şişleyerek yere yatırdı. Gemiye ise birazdan yaklaşacak olan toplar daha fena bir hale getirecekti bizi. O zaman küçük bir şeyler denemenin zamanı geldi sanırım. Ringo bağırırken, kullanabildiğim tek yetenek olan Jigoku no Ban'nin ile saldırmayı deneyebilirdim. Nasıl olsa kolları sadece etkilenen kişi görecek. Ancak önce Yukiko-chan'ı kontrol etmeliyim. Kafamı arkaya döndürüp kendisini uyarmak için gülümsedim.

"Yukiko-chan, işler biraz karışacak. Lütfen arkamdan gerektiğince ayrılma, seni koruyacağım."

Dedim kendimden emin bir ses tonuyla. Sonrasında ise tekniğimi başlatmak için biraz zayıf görünümlü ve bana yakın olan birine sesleneceğim.

"Hey, sen! Ben teslim oluyorum!"

Adam bana bakana kadar iki avcum ona açık şekilde teslim olur gibi duracağım. Tekniğimin işlemesi için avcumun içini görmesi gerekiyor, bana dönüp gördüğü anda avcumu kapatacak ve onu yere sabitleyeceğim. Ancak bundan sonraki hareketim ne olacak hiçbir fikrim yok. Yukiko-chan'ı korumaya çalışmak, hareketlerimin kısıtlanmasına sebep olacak. Belkide onu bir canavar gibi salmalı ve dövüşmesini seyretmeliyim. Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Şimdilik tekniğimin işlemesini sağlamalıyım ve oldukça savunmada durmalıyım.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » August 19th, 2019, 11:50 pm

Ringo: Uyarınla birlikte, Yosuke ikinci bir zinciri kestikten hemen sonra kafasını kaldırıp gemiye yönelmiş yeni gülleleri farkediyor. Gelgelelim, az öncekinin aksine bu kez gülleleri karşılama konusunda pek emin gibi durmuyor kendinden. Yarım saniye kadar gemiye yaklaşmakta olan gülleleri izliyor ve kılıcına bakıyor. Bir şey hesaplamaya çalıştığını sezebiliyorsun senin için yavaş çekimdeymiş gibi geçen bu sürede. Devamında, Yosuke'nin ilk postadaki gülleleri nasıl karşıladığı zihninde beliriyor. Kınından çok hızlı bir şekilde çıkan, ve hemen ardından geri giren bir katana. Şimdi ise, kılıç dışarıda gibi görünüyor. Yosuke'nin böylesi bir hamle yapabilmek için iadio kullanması gerektiğine dair bir fikir oluşuyor zihninde. Iaido için ise kılıcın kınında olması gerektiği. Hesaplamaların muhtemelen, kılıcı kına geri sokup yeniden dışarı çıkarmak üzerine olduğunu farkediyorsun. Pektabii, bu zaman ne sana ne de Yosuke'ye yetmiyor. "Kaç!" diye bağırıyor sana kendisi de yana doğru sıçrarken. Refleksif olarak sen de kendini geriye, Ryoken ve Yukiko'nun olduğu yere doğru fırlatıyorsun. Ayakların yeniden yere bastığı anda, güllelerin biri hariç hepsi gemiye isabet ediyor büyük bir gümbürtüyle.

Ryoken: Gemide büyük bir gürültü söz konusu. Tayfa üyeleri ve gemiye yeni çıkan haydutlar arasında amansız bir kapışma dönüyor, ve korsanların bariz bir şekilde üstün olduğu belli. Ekipmanlarının daha iyi olması bir yana, vahşi ve korkusuz hareketleri onları çok daha iyi birer savaşçı yapmakta. Her saniye, geminin çeşitli yüzeylerine çeşitli miktarlarda kan sıçradığını görebiliyorsun. Kolu kopan bir tayfa üyesi, arkadan yediği bıçak darbesiyle ciğerlerine dolan kanı kusan bir korsan, az önce birini mızrağıyla yere mıhlayan iri adamın attığı kafa sonucu çok net bir şekilde duyulabilen kafatası kırığı sesleri. Ortam adeta bir kaos halinde. Bu aralıkta, tekniğini yapmak için uygun bir adam bulmaya çalışıyorsun bir yandan Yukiko'ya sahip çıkarak. Kendine en yakın gördüğün adamı hedef olarak belirleyip, teslim olduğunu iletiyorsun ona. Gelgelelim, sözlerin onu senin üzerine kılıcıyla fırlamaktan alıkoymuyor. Aranızdaki zincirin üzerinden tek eliyle destek alıp atladıktan sonra, kılıcını kaldırıyor sana savurmak üzere. Tam o anda, elini kapatıyor ve tekniğini aktifleştiriyorsun. Adam, zeminden çıkan korkutucu eller tarafından yakalanırken gözleri büyüyor ve rengi bembeyaz oluyor. Kılıcı elinden düşerken, bu sahneden tatmin olduğunu hissediyorsun. Yukiko ise pek bir şey anlamamış gibi gözüküyor. Hemen sonra, büyük bir gürültü kopuyor ve dumanla kaplanıyor her yer.

Güllelerin ikisi de güverteye isabet ederken, birinin hedefi şanssız bir şekilde üzerinde bulunduğunuz geminin toplarının olduğu yer oluyor. Topun ateşleme mekanizmasında kullanılan barut ise patlamadan etkilenmiş olacak ki, öncekinden çok daha büyük bir patlama gerçekleşiyor. Topu ateşlemek üzere çevresinde duran 2-3 adam parçalanarak savrulurken, siyah bir duman yükselmeye başlıyor gemiden. İri adamın mızrağı ve yüzü kan içindeyken zafer edasıyla haykırdığını görebiliyorsunuz. Bir adamı boş eliyle boğazından yakalayarak havaya kaldırıyor ve öldürmek için değil, yalnızca zevk almak için boğazını sıkmaya başlıyor. Ta ki, siz ne olup bittiğini bile tam anlamıyla farkedemeden adamın boğazının ön kısmından çıkan katanayı görene kadar. Katananın sahibinin, az önce kaptanın yanında olan Kanji olduğunu farkediyorsunuz. Korsanlar, anın şokuyla sessizleşirken bu kez zafer çığlığını tayfa üyeleri atıyorlar. Ryoken ve Yukiko'yla arasında yalnızca bir metre kadar kalmış olan, Yosuke ile aralarına düşen gülle sebebiyle parçalanan tahta zeminden birkaç kıymığın yüzüne saplandığını hisseden Ringo ise tam olarak doğru anda, doğru kelimeleri sarfediyor. Ringo'nun sözleri halihazırda gaza gelmiş tayfa üyelerini iyice şevklendirirken, çarpışma yeniden başlıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 35
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » August 20th, 2019, 3:44 am

Yosuke-kun'a yaptığım en acilinden uyarıdan sonra kafasını kaldırıp gülleyi süzmüştü. O an tekrardan sıçrayıp gülleleri parçalamasını bekledim. Ancak gerçekleşmiyordu. Zaman bir an için durmuş, kulaklarıma dolan çığlıkların dozu artmaya başlamıştı. Üzerimdeki baskı ve stresin tehditkarlığı bir yana yönlendirdiğim adamın yeteneklerine güveniyordum. Fakat dediğim gibi olmadı. Bekliyordu ve süzüyordu. Sanki bir hesaplama yapıyordu. Kalın kafalı... O gülleyi ben söylemeden fark edebilse bu kadar geç kalmayacaktı. Evet, kınına sokmadan o kılıcı efektif kullanamayacaktı. Iaido.. Hakkında pek bir şey bilmesem bile kılıç-kın ile icra edilen güzel bir kılıç çekme tekniğiydi. Samurayların en büyük savaş sanatlarından biriydi ve onu hakkıyla kullanan çok usta görmüştüm. Yosuke ise sıradandı. Ama hala işe yarayabilirdi. O kılıcı kına sokup çekebilirse tekrardan, gülleleri parçalayabilirdi. Fakat içime dolan tehditkarlık ve stresin dozajı sürekli artıyordu. Güllelerin yaklaşması an meselesiydi. Zaman ne kadar yavaş akabilirdi artık? Yosuke'nin kılıcını kınına geri sokuşuyla bir hamle yapacağını anladım. Ayaklarımda biriktirdiğim az miktarda chakra ise şimdi kullanılacaktı. Bana kaç diye böğürdükten sonra yana doğru sıçradı. Çok hızlı hareket ederek kendimi geriye atmaya gayret ettim. Kulaklarıma tek dolan şey gürültüydü, tahtaların çıtırdamasını vücudumun her bir zerresinde hissedebiliyordum...

Tekrardan ayaklarımı sarsılan, bağıran ve adeta için için savaşla yanan gemimizin zeminine bastığımda ulaştığım noktanın Yukiko ve Ryoken'e oldukça yakın olduğunu farkettim. Biraz içim rahatlamıştı. En azından hala hayattalardı. Mümkün olduğunca bunun devamlılığını sağlamalıydım. Diğer yandan ise Yosuke'yi kontrol etmek istedim. O benim daha ters yönüme sıçramıştı. Güllelerin güverteye isabet ettiğini fark etmemle birlikte Yosuke'nin başarısız olduğunu anlamıştım. Sanırım satranç oynamak için biraz yanlış yerdi. En azımdan elimdeki taşların yeteneklerini artık anlamaya başlamıştım. Lakin piyonlar oldukça dayanıksızdı. Tayfa üyeleri girdikleri çarpışmada ellerinden geleni yapsalar da karşıdaki herifler işinin ehliydi. Bizi de zorlayacaklar gibiydi. Artık doğru olanı yapmanın vakti gelmişti. Hiç bir görevi tamamen risk almadan tamamlamak çok zor. Lakin bizi başarısızlığa terk etmek varsa sonunda, evet o riski alacağım. Çatışma devam ederken, iri kıyım piçi incelemeye başlamıştım. Herkesi delip geçiyordu. Bir tayfa üyesini boğazından tutarak havaya kaldırmış ve vahşi gülümsemesini her yere dağıtıyordu. Bu gibi ibneleri bilirim. Bunlar çok güçlü olduklarından işe yaramazlar. Bizimkilerin morallerini kırdıkları için işe yararlar. Acilen bizimkileri toplamalı ve karşı saldırıyla cevap vermeliyim. Yoksa çok işim var... Güllelerden birisi de bizim topların olduğu yere isabet etmişti. Büyük şanssızlık... Orada bulunanlar havaya uçarken benim ise artık sabrım tükeniyordu.

Tam o anda iri kıyım ibneye doğru eyleme geçmek üzereydim aslında. Elim ekipman çantamdaydı ve sıçramaya hazırdım. Lakin göğsüne giren katana ile hakkın rahmetine bir güzel kavuşmuştu. Kaptanın etrafında olan Kanji benim içimden geçeni layıkıyla yapmıştı. Ben ise soluduğum havanın değiştiğini hissediyordum. Tayfanın sevinç çığlıkları ile birlikte tekrardan daha bir yüreklendiğini görmüştüm. Tam bu anda sözlerimi sarfetmiştim. Onları şevklendirmek, savaşma arzularını uyandırmak yapabileceğim en iyi hamleydi. Ama bu kadarı yeterli değildi. Güllelerin gemiye çarpmasıyla birlikte etrafa sıçrayan bir kaç kıymık yüzüme isabet etmişti. Bir yandan temizleyebildiğimi temizlemeye çalışıyordum, bu esnada Kanji-kun'a döndüm: "Zincirler ve gülleler Kanji-kun! He bir de kaptan! Yosuke ile paylaşın. Bu iş sizde!" dedikten sonra ona güvendiğimi görmesini, hissetmesini sağlayacak bir bakış attım. Ardından hemen bir kaç adım ilerlemeye başladım. Çarpışmaya ilerlediğim her an damarlarımda akan adrenalin bütün vücudumu şevkle coşturuyordu. Bu coşkuyu tayfaya da yansıtmam gerekti. ilerlediğim esnada iki elimi de cübbeme koydum ve sevgili shurikenlerime götürdüm.. Oyun benim için başlıyordu.

"Kendilerine korsan diyenlere bakın beyler! SÜT KUZUSU GİBİ GİYİNMİŞLER! Şimdi bu gemiye saldırmanın ne kadar aptalca olduğunu öğretelim mi onlara?" Bağırırken sesim kendimden emin, tok ve huzur dolu çıkıyordu. Yani en azından ben böyle hissediyordum. Fakat yetmeyecekti. Yetmezdi. "ÖĞRETELİM Mİ BEYLEEEER?" diye bir kez daha tayfaya karşı bağırdıktan sonra tüm gücümle kendimi havaya atmıştım. İşte bu Ryoken için de bir işaretti. Kendisini koruması için yapması gerekeni artık yapabilirdi. Beni havada görmek umarım ona iyi bir işaret olmuştur. Çok sinirliydim aslında. Nedendir bilmem, bu herifler.. Bu kanunsuz ibneler canımı sıkıyordu. Ama sırf korsan oldukları için değil, sırf bize saldırdıkları için değil. Zincirler, kostümler. Ruhlarındaki her bir korku zerresini götlerinden çekeceğim, buna kararlıyım. Havadayken, rüzgarı hissetmiş ve yükseldiğimi tüm bedenime duyurmuştum. Artık ağızlarına sıçmanın tam vaktiydi. Onları tayfadan ayırt etmek kolaydı benim için. Kıyafetleri, benim için hedef haline gelmelerine yetiyordu bile. Cübbemden çıkardığım sağ ve sol ellerime aldığım üçer shurikeni, sırayla üzerine kitlendiğim her hedef için teker teker atacaktım. Bütün piçlerin üzerine yağdıracaktım. Yere inene kadar gözüme kestirdiğim 6 korsanı da vurmayı bekliyordum. Gözlerim sürekli onlara kitlenecek, yukarıda olduğum için kafaları, göğüsleri ve boğazları ilk hedefim ve vurma ihtimalimin en yüksek olduğu bölgeleri olacaktı. Dirençlerini kırmak, bizimkilere açık yaratmak için iyi bir fırsattı. Yere indiğim gibi kunaimi çekecek ve çatışmaya dalacaktım. Kunaiyi yakın dövüşte iyi kullanabiliyordum. Hızlıca hattı kırabilir ve güverteye doğru güvenli bir alan açabilirdim. O yüzden etkisiz hale getirmeye değil, direk ağzına sıçmaya oynamalıydım. Yani bir kestiğimin bir daha kalkmaması önemliydi. En azından kalksa bile tayfadakilerin onu haklaması için yeterli olmalıydı. Seri kesme hamleleri yaparak ilerleyecektim. Şimdilik geride Kanji ve Yosuke'yi geminin bütünlüğünü ve kaptanı korumak için bırakmıştım. Ryoken ise Yukiko'yu koruyacak, gerektiğinde bana destek verecekti. Ben ise tayfaya sözlerim ve eylemlerimle gaz verip yeni bir soluk aldırmak istiyordum.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 142
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » August 25th, 2019, 11:02 pm

Kendimi gemi içinde dönen büyük gürültüye doğru saldım. Tayfa üyeleri ve gemiye çıkan korsan haydutlar arasında amansız bir çarpışma varken, ne kadar onların ölmesini bekleyebilirim diye düşündüm. Kimliğimi belli etmem mi gerekiyordu? Korsanlar bu tayfa üyelerine karşı üstün gelirken, onlara yardım edebileceğim aklıma geldi. Ancak, bunu onlar için değil kendimi, Ringo'yu ve Yukiko'yu bu gemiden sapasağlam indirmek için yapacaktım. Korsanların ekipmanlarının iyi olması ayrı bir konu, daha vahşi ve acımasız bir şekilde dövüşüyorlardı. Her saniye, gemiye biraz daha kan sıçrıyordu. Öfkemin damarlarımda dolaştığını hissettim. Kendini belli ediyordu, savaşmam ve bu savaşa dahil olmam gerekiyordu. Bende kan dökmeliydim. Kolu kopan bir tayfa üyesi, arkadan yediği bıçak darbesiyle ciğerlerine dolan kanı kusan korsan ve daha niceleri. Bu kaosun içine dalmam gerektiğini söyleyen öfkem, her geçen saniye damarlarımı sızlatacak derece geziniyordu vücudumda.

Yukiko'ya sahip çıkarak aklımdaki planı uygulamaya koydum. Kendime en yakın olan rakibe teslim olacağımı söyledim, ancak bu onun bana saldırmasına engel olmadı. Aradaki zinciri atlayarak bana yaklaştıktan sonra, tekniğimi aktif hale getirdim. Adama karşı tekniğim işliyordu ve yerden çıkan eller yüzünden gözleri büyüyor ve kılıcını elinden düşürüyordu. Bu anı gördüğümde istemsizce gülümsedim. Yukiko pek bir şey anlamış gibi değildi, zaten o anlayamadan büyük bir gürültü koptu. Her yer duman içindeyken iki adet gülle güverteye isabet ediyordu. Ancak bir tanesi, bulunduğumuz geminin toplarının olduğu yere çarpıyor ve oradaki barutun etkisiyle daha büyük bir patlama yaratıyordu. Topu ateşlemek için görevlendirilmiş olan elemanlar parçalara ayrılarak ölüyor ve siyah bir duman yükseliyordu.

İri adam mızrağı ve yüzü kan içindeyken zafer edasıyla bağırıyordu. Bir adamı boş eliyle yakalıyor ve boğazını sıkmaya başlıyordu. Bunu zevk için yaptığını görebiliyordum. Sonrasında, bir katana bu iri adamın boğazının içinden çıkıyordu. Kanji, katanayı iri adamın ensesinden geçirmeyi başarmıştı. Korsanlar bu olay olunca sessizleşiyor ve tayfa üyeleri zafer çığlıklarını atmaya başlıyordu. Sanırım sadece bu iri adama güveniyorlardı. Ancak, canım sıkılıyordu. Bu kadar pasif kalmaktan sıkılmıştım ve içimde patlayan öfkeyi dışarı salmak istiyordum. Ağır ağır kılıcımı çektim. Az önce tekniğimle korkuttuğum adamın yanına gittim. Onu öldürmek istiyordum, bana zarar vermeye çalıştığı için onu cezalandıracaktım.

Kılıcımı yavaş bir şekilde boğazına dayadım. Sonrasında olabildiğince derin, ama yavaş bir şekilde kesmeye başladım. Yarısına geldiğimde hızla kesecek ve onu öldüreceğim. Artık savaşa dahil olma zamanı gelmişti sanırım. Sol kolumu kullanamıyor olmak ve jutsu yapamamak bana bir dezavantaj sağlıyor olabilirdi, ancak bunlar olmadan da bir şeyler yapabilmeliydim. Adamı öldürdükten sonra Ringo-san'a döndüm gülümseyerek. Boş elimi ona doğru açarak, konuşmaya başladım.

"Ne yapalım Ringo-san? Devam mı tamam mı?"

Devam etmek istiyorsa savaşmaya devam edeceğim, ancak yeteceğini söylerse duracağım.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » August 26th, 2019, 1:03 am

Ringo’nun sözlerine karşı, Kanji’nin kan ve is içinde kalmış yüzünde hafif bir sırıtış görebiliyorsunuz. Öldürdüğü adamdan, en az sizin kadar keyif aldığı oldukça bariz görünüyor. Yüzündeki sırıtma hiç bozulmadan, katanasını adamın boğazından geri çekiyor ve en yakındaki adamın üzerine yürümeye başlıyor oldukça sakin ve yavaş bir şekilde. Bir yandan katanasını döndürmekte elinde. Kontrolün artık sizde olduğunu hissedebiliyorsunuz. Gelgelelim, bu hala öldürülmesi gereken bir sürü adam ve geminizi gülle yağmuruna tutan koca bir gemi olduğu gerçeğini ne yazık ki değiştirmiyor.

Ringo: Ellerin, içgüdüsel olarak cübbe ceplerine uzanıp shurikenleri kavrarken; damarlarında dolaşmakta olan shinobi kanını hissediyorsun uzun bir sürenin ardından. Yolculuğunuzun başından beri sıradan gezginler gibi davranmak zorunda olduğunuzdan bu his oldukça iyi hissettiriyor sana. Adımlarını atarken, halihazırda gaza gelmiş tayfa üyelerini daha da gaza getirmek için avazın çıktığı kadar bağırmaya başlıyorsun. İşe de yarıyor gibi görünüyor. Konuştuğun birkaç saniye boyunca, gemideki her bir yüzün seni izlediğini ve dinlediğini görüyorsun. Konuşman bittiği gibi, aynı anda iki şey gerçekleşiyor. İlki, Kanji’nin üzerine yürüdüğü adamın tepki vermesine bile müsade etmeden kılıcını böğrüne saplayışı. İkincisi ise, tayfa üyelerinden birinin elindeki tavayı önündeki herifin kafasına geçirmesi. Tava ve adamın kafatası arasındaki etkileşimden kaynaklanan büyük ‘donk’ sesi herkesi uyandırıyor adeta, ve yeniden her yer birbirine giriyor. Havaya sıçradığın gibi, kavradığın altı shurikeni birden hedefindeki korsanlara doğru fırlatıyorsun. Geminin sürekli sallantı halinde olması, planlarını tam anlamıyla gerçekleştirmene engel oluyor. Fırlattığın shurikenlerden ikisi ıskalarken, diğer ikisi yalnızca hedeflediğin bölgeleri sıyırıp geçerek birer kesik oluşturabiliyor. Son ikisi, tam isabetle düşmanlarının kritik bölgelerine saplanıyor ve çuval gibi yere yıkılıyor adamlar. Yere inerken, kunaini kavrıyorsun. İlk hedefin, az ileride bir tayfa üyesinin karnını deşip barsaklarını döken korsan oluyor.

Ryoken: Etraf tavanın gürültüsüyle yeniden karışırken, Yukiko’yu geride bırakarak az önce genjutsuna kurban ettiğin adama doğru adımlıyorsun kendinden emin bir şekilde. Bir yandan da, kılıcını çekiyorsun hafif hafif kınından. Yere yığılmış, hala korkudan zangır zangır titremekte olan adamın boğazına dayıyorsun kılıcını. Ardından yavaş yavaş, en fazla acı çekeceği şekilde boynunda ilerletmeye başlıyorsun. Adam, acı içinde tepinirken fışkıran kanı izliyorsun. Bir kısmı, kıyafetine sıçrıyor. Bir kısmı ise, arkanda bir yerlere. Ringo’nun sıçradığını, çoktan eline almış olduğu shurikenleri fırlattığını farkediyorsun. Dövüşün başladığının farkındasın. Ringo’nun yere inişiyle birlikte, cevabını çoktan almış olduğun soruyu yine de soruyorsun ona doğru. Tam bu esnada, arkandan gelen sesle hafifçe irkiliyorsun. Yukiko’ya bir süredir bakmadığın geliyor aklına. Yine de, telaşlanmana sebep olacak bir ses gibi görünmüyor bu. Kendi kendine mırıldanan birinin sesi yalnızca. Kafanı çeviriyor, Yukiko’ya bakıyorsun. Yüzünde, az önce boğazını kestiğin adamdan fırlayan kandan oluşan leke farkettiğin ilk şey. Kılıcını çıkarıp, iki eliyle birden kavramış ve öne doğru uzatmış hafifçe. Gözleri, sabit bir şekilde boğazını kestiğin adama bakıyor. Bacaklarının ve kollarının zangır zangır titrediğini farkedebiliyorsun. Suratı bembeyaz olmuş. Korktuğu o kadar bariz ki. Mırıldanıyor kendi kendine: “Sensei. Yardım et. Sensei. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sensei.” Yukiko’yu süzüyorsun bir saniye kadar, ancak tam o anda shinobi içgüdülerin birinin sana saldırmak üzere olduğunu işaret ediyor. Bu belki de duyduğun bir adım sesinden kaynaklı, belki de gözünün ucuyla farkettiğin bir hareketten. Kafanı hafifçe çeviriyor, sana doğru sıçramış ve yarım saniyeden kısa bir süre sonra elindeki mızrağı kafana saplayacak adamı farkediyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 35
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » August 29th, 2019, 5:09 am

Aklımdan geçen kara bulutlar yerini henüz pembe şeker kıvamında parlayan bulutlara bırakmamıştı. Bırakmasını ise istemiyordum. Tek soluyabildiğim kan kokusuydu, gördüğüm ve beni bağlayan bir kördüğümdü. Kan, vahşet, gürültüler… Hepsinden nefret ederler. Bunlar olmasın diye savaşı istemezler. Bizler farklıyız. Eğer bu gürültü burada kopmasa, işimizin bir anlamı kalmazdı. Bu mesleğin çok az bir kısmı vahşetin içindeydi. Herkes her gün birilerini öldürdüğümüzü sanıyordu oysa ki. Her gün değil.. Ama bugün… Bugün birileri ölüyor, ben ise daha fazla seyirci kalmanın aptallık olduğuna çoktan kararımı vermiş, sözlerimi akıllıca ve doğruca hedefe yönelmiş keskin bir kılıç gibi salmıştım dışarıya. Buna karşılıkların gelmesi gecikmedi tabii ki. İlk karşılıklar olumluydu. Sürekli ortamın nemini kontrol ediyor ve ölçüyordum kendimce. Rüzgarı kendi yönümüze döndürmek istiyordum ve bir miktar da olsa başarılı oluyordum. Tam o an Kanjiyi gördüm. Yüzündeki ifade ve az önce öldürdüğü adamı değersiz bir pislik gibi öteye atıp elindeki katanayı hoş bir ahenkle çevirerek ilerlemeye başlamıştı. Gemideki rüzgarı değiştirmeye başlamıştık. Ancak işin büyük bir kısmı hala Yosukede idi. Bizi bu zincirlerden kurtarması gerekiyordu. Söylediğimi yapacağını düşünüyordum. Gülleleri de şimdilik halledebilirdi. Karşımızdaki korsan gemisini şimdilik ertelemeliydik. Gemide bir ton adam vardı ve herifler kan istiyordu. Onlara kendi kanlarını tattırmak ise bizim vazifemizdi.

Damarlarımda akan kanı hissedebiliyordum. Yüzüm kıpkırmızıydı. Soğuk havaya ve denizin bu sert doğasına karşın yanan bir alev gibiydim sanki. Sönmek bilmeyen bir ateş olmak zorundaydım. İçimde birikmiş bu adrenalin özlemi artık biraz işini yapmalıydı. Bu özlem içimde heyecanını çığlıklara bırakmıştı. Yüreğim haykırmak istiyordu, bir şeyler yapmak; yenilgiyi def etmek.. Bağırmıştım. Tam da aklımdaki gibi sözlerimi sarfederken adamların gözlerinden korkuyu silmeye başlamıştım. Her bir lafımı sarfederken daha büyük adımlar atıyor, her birinde farklı birinin gözlerinin içine bakıyordum. Onların bakışlarını cesaret ve inançla doldurmak istiyordum. Ardından aynı inançla düşmanlarımızın gözüne bakacak, onları suyun dibine boylamak için hücum edecektim. Sözlerimin dinlendiğini ve ulaşması gereken yerlere ulaştığını hissediyor, görebiliyordum. Bu sözlerimin ardından az önce bir cellat edasıyla hareketlenen Kanji, karşısındaki adamın böğrünü deşmişti. Kanji’nin oldukça soğukkanlı bir şekilde tek tek hepsini şişlemesi oldukça takdire şayandı. Bu hareketleri gören tayfa gaza da geliyordu. Bunların hepsi istediğim şekilde gerçekleşiyordu. Daha sonrasında bizden bir herifin elindeki tavayı korsanın tekine geçirmesi ve o tok sesin tüm gemide yayılması… Gerçekten bana verdiği şevk inanılmaz bir artıydı. Bütün herkes tekrardan yüreklerindeki alevi hissetmişti ve canla başla dövüşüyorlardı. Artık sözlerimle havayı pekiştirebilirdim. “Helal olsun sana tavacı adam! Sizden de böyle özgün fikirler bekliyorum! Her türlü fantezi serbest!” Bu havayı değiştirmeye başlamıştım. Şimdi ise benim sıramdı. Hareketlenmiştim. Cübbemin içinden kavradığım shurikenleri havaya sıçrayışımın ardından dışarı çıkarmıştım. Gemi sallanıyordu. O yüzden isabetli atışlar yapabilecek miydim bilmiyordum. İsabet konusunda uzman olsam bile geminin sallanışının ne şiddetle ve ne doğrultuda olacağını hiç bilmiyordum. O yüzden shurikenleri birer birer atmak yerine topluca atacaktım. 1-2 tane lavuğu indirsem bile benim için yeterdi aslında.

2 Shurikenimin ıska geçmesi beni üzmüştü fakat diğer 4 tanesi işlerini yapmış, 2 lavuğu yere mıhlamıştım. Normal koşullarda ıskalamayacaktım fakat şu an için şükretmek yanlış olmazdı. Gemideki durumu kontrol altına alana kadar yetmeyecekti bu kadar skor bana. Hızlı bir şekilde kunaimi çekerek ileriye atılmıştım. İlerlemeye başlamıştım. Az önce çevremde bir şey yokken, artık kavga eden erkeklerin içindeydim. Olmaya alıştığım, olmaktan gurur duyduğum.. Bu gurur içinde ölmeyi dilediğim… En sevdiğim yerdeydim. Adı, kavgaydı. Asla bitmeyecek olan kavga. İnsanların kendi arasında ettiği kavgalardan sadece birindeydim. Ama kavga her nerde olursa olsun, ben iyi olan taraftaydım. İyileri savunuyordum ve iyi bir amaç uğruna kavga veriyordum.

Tüm hızımla ilerlerken bana en yakın olan hedef, az önce yaptığı ibnelikle sinirimi zıplatıp nefretimi kazanan bir piçti. Artık yapılacak şey belliydi. Sadece gemisini savunmak için dövüşen iyi niyetli bir denizcinin bağırsaklarını deşmişti. Açgözlü köpek, hiç doğmamış olmayı dileyeceksin.. Gözlerim bir hışımla açılmıştı. Daha hızlı ilerlemeye başladım. Elimde durmaktan artık sıkılmış kunaimi ise hızla çevirmeye başlamıştım. Adımlarım sıklaşmış, buna karşın artık düşüncelerim seyrekleşmişti. “ŞŞŞT! Bana bak lan göt lalesi!” dediğim an adamın suratının bana dönmesini, gözlerimin içine bakmasını istiyordum. Bir yandan da atılmayı bekliyordum. Adama doğru atılmam sol ayağım üzerinden olacaktı. Böylelikle sağ ayağımla yere daha sağlam basabilecek ve saldırı hamlemin gücünden bir şey eksiltmeyecektim. O yüzden chakramı sol ayağımda az bir miktar doldurmuştum. Zamanı geldiğinde hızla atılıp, elimde çevirdiğim kunaim ile göğsüne sağ üstten bir kesme hamlesi yapacaktım. Kunai’yi çevirme amacım ise böyle gerizekalıların gözlerini kamaştırarak birkaç salise de olsa odaklanmasını engellemekti. Akademideyken bu hareketin hep hava olsun diye yapıldığını sanardım, meğerse değilmiş… Göğsünde derin bir kesik oluşturduktan sonra; biraz daha yaklaşacaktım ve silahını tuttuğu elinin bileğine çok hızlı bir tekme atacaktım. Mümkün olduğu kadar hızlı atacak, bana saldırmasını engelleyecektim. Bunu yaparken aynı zamanda hızlı bir el hareketiyle kunaimi sol elime atacak ve hızlıca boğazına sokacaktım. Adamı devirirken suratındaki ifade ne olursa olsun nefret dolu gözlerimle ona gülümseyecektim. Ardından arka tarafımı kontrol edecektim. Soktuğum kunaiyi çıkarırken arkamda bir korsan varsa; çıkartma hamlesini yaparken biraz daha sert yapacak ve direk olarak arkadaki rakibe doğru fırlatacaktım. Arkamda bir korsan yoksa bunu yapmama lüzum yoktu. Sadece kunaiyi çıkarıp başka bir hedefe yönelmeliydim. Bir noktada onları öldürmek önemliydi. Ama kendi adamlarımın ölmemesi daha mühimdi. O yüzden alanı yarma stratejimi biraz ertelemeliydim. Bunun yerine kendi adamlarımın önündeki rakipleri yakalayıp onları biraz rahatlatmalıydım. Sıradan denizcilerdi ve sinsice saldırılara karşı açıklardı. Alanı kontrol edemezlerdi sürekli. Bu yüzden önümdeki piçi devirip kafamı kaldıracak ve kendi adamlarıma doğru hareketlenecektim. Başı belada olan veya sinsi bir saldırı alma ihtimali olan tayfa üyelerini belirleyip yanlarına zıplamam gerekiyordu. Önümdeki herif devrilir devrilmez, aklımdaki filizlenen bu yeni planı yerine getirmem gerekiyordu.
Last edited by Okawa Ringo on September 1st, 2019, 2:51 am, edited 2 times in total.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 142
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » September 2nd, 2019, 4:50 pm

Genjutsum, mutlak bir şekilde adama doğru işlemişken, asıl mutlak olanı gerçekleştirmeye doğru adımlıyordum. Bana ya da yanımda olan birisine zarar vermek isteyen bu korsanı, yaratıcısıyla tanıştırmak için kendimden emin adımlarımı atıyordum. Kılıcımı kınından çekerken, öfkem damarlarımın içinde kaynar bir su gibi geziyor ve onu öldürmem için bana yalvarıyordu resmen. En büyük akıl hocalarımdan birisi olan öfkemi dinleyerek ilerliyordum. Yere yığılmış bir şekilde korkudan titreyen adama son bir kez daha baktım. Kılıcı boğazına dayadığımda, aklımdaki tek şey onun acı çekmesiydi. Yavaş bir şekilde kesmeye başladım boğazını, acı içinde son nefesini vermeye hazırlanırken kanı fışkırıyordu. Bir kısmı kıyafetime sıçradığında, hiçbir şekilde pişmanlık duymadığımı fark ettim. Onu öldürmekten pişmanlık duymuyorum ve öldürürken öfkem durmak bilmeden artmaya devam ediyor. Daha fazlasını istiyor sanki, aç bir kurt gibi birilerini öldürmemi istiyor. Bende ona uyuyorum, öfkemin sözleri, kulağımda bir ağıt gibi yankılanıyor...

Ringo'nun shurikenleri atarak dövüşe başladığını gördüğünde anladım, artık kaçış yok. Bir kişiyi öldürüp saklanmam kesinlikle imkansız bir olay. Yukiko'yu koruyup, sonuna kadar dövüşmeli ve kan dökmek zorundayım. Ringo yere indiğinde ona cevabını bildiğim bir soruyu sordum. Tabi ki devam edecektik. Saçma bir soru gibi gelebilirdi ancak burada kaptan o idi. Herhangi bir hareketimde İshichou tarafından yargılanacak kişi de o idi. Bu soruyu sorduktan sonra arkamdan gelen bir sesle irkildim. Yukiko'ya uzun süredir bakmıyordum. Telaşlanacağım bir ses değildi, ancak birisinin kendi kendine mırıldandığını anlayabiliyordum. Kafamı çevirip Yukiko'ya baktığımda, henüz savaşa hazır olmamış birisinin yüzünü gördüm. Yüzünde, az önce öldürdüğüm adamdan sıçrayan kan lekesi duruyordu. Kılıcını çıkartmış ve iki eliyle öne doğru tutmuş şekilde duruyordu. Gözleri sabit bir şekilde öldürdüğüm adama doğru bakarken, bacaklarının ve kollarının titrediğini görebiliyordum. Onun henüz savaşmaya yeterli bir iradesi olmadığını görmek acınası bir durumdu. Suratı bembeyaz ve korkmuş durumdaydı. Onu yavaşça süzerken ağzından çıkan kelimelere takıldım.

Sensei'sine sesleniyordu. Seslendiği kişi ben değil, gerçek sensei'si olmalıydı ve bir şekilde onla iletişim kurabiliyor olabilirdi. Ancak bunu düşünecek çok fazla zamanım olmadı. Bir anda içgüdülerim, bir şeyin bana saldırmakta olduğunu işaret edince hafifçe kafamı çevirdim. Bana doğru sıçramış ve birazdan kafama mızrağını saplayacak elemanı gördüm. Yarım saniyeden az bir sürede beni öldürecek durumdaydı. Ne yapmam gerektiği konusunda kararsızdım. Bir an önce Yukiko'nun yanına gitmem gerekiyordu ancak her an ölme ihtimalim bulunuyordu. Sol kolumu kullanabiliyor olsaydım, yüksek ihtimalle bu saldırıya karşı kolumu öne çıkararak kurtulabilirdim ancak böyle bir ihtimal bulunmuyordu. Mühür yüzünden, kolumu kullanamıyordum. Kolumun hala keşfedemediğim yönleri bulunuyordu, onu kullanmayı deneyebilirdim ancak bunu şuanda yapmak sadece gereksiz bir risk olacak.

O anda küçük bir saldırı planı kurdum kendime. Önce hafifçe eğilecek, ardından sol ayağımı sağa doğru atıp, hızlıca sağ ayağımı da sola atarak bir dönüş hareketi gerçekleştireceğim. Sağ ayağımı sola atarken kılıcımı hızlıca savuracak ve dönüşümün bittiği yerde kılıcımı hızla adamla buluşturacağım. Sonrasında, eğer adama yeteri kadar zarar verebildiysem hızlıca Yukiko'nun yanına gideceğim. Onu sakinleştirmek için omuzlarına ellerimi koyacak ve gülümseyeceğim. Ancak zarar veremediysem, dövüşmeye devam etmekten başka seçeneğim yok.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » September 5th, 2019, 11:30 pm

Ringo: İndirdiğin iki adamdan aldığın haz, ıskalamış olduğun diğerlerinden duyduğun pişmanlığı baskılamayı başarıyor ve hareketinden oldukça memnun bir halde iniş yapıyorsun yere. Bir sonraki hedefin, birkaç saniye önce gözüne çarpan korsandan başkası değil. Bir seri daha top atışı duyuluyor, hemen ardından ise senin tehditkat sesin yankılanıyor gemide. Elindeki kılıç hala tayfa üyesinin karnına saplıyken, kafasını çevirip sana doğru bakıyor korsan. Gözgöze geliyorsunuz bir anlığına, ancak herhangi bir korku ifadesi görmüyorsun adamın yüzünde. Tam bu anda, ölü adamın karnına saplı olan kılıcı sana doğru yönelecek şekilde çıkarıyor korsan. Kılıca bulaşmış olan kan, sana hedefli bir şekilde havada ilerlemekteyken çevikliğini kullanarak bir adım sağa atıyor ve iskivlenerek kurtuluyorsun. Bu aleni bir saldırı değil, ancak yüzüne ve belki gözlerine hedeflenen kanın gerek dikkatini dağıtmak, gerekse de görüşünü bozmak için olduğunu farkediyorsun. Plan başarısızlıkla sonuçlanıyor, ancak bu hamle sayesinde adamın en azından kafasını kullanma konusunda herhangi bir problemi olmadığını farkediyorsun. Sağa doğru attığın adımın momentumunu kullanarak bu kez sol ayağını öne doğru fırlatıyorsun ve üst vücudunu arkaya doğru eğerek, kayarcasına aranızdaki yegane engel olan zincirin altından geçiyorsun. Normal bir shinobiye kıyasla üstün olduğun akrobasi yeteneklerin, bu konuda sana oldukça yardımcı oluyor Bununla birlikte, sol bacağını öne atmayı temel alan asıl hareket planından da sapmamış oluyorsun. Zincir gözlerinin önünden kayıp gittikten hemen sonra vücudunu düzeltiyor ve sağ elindeki kunaiyi kaldırıp çapraz bir şekilde savurmak üzere hazırlanıyorsun adama doğru. Gelgelelim, senin adama yaklaşmana karşılık olarak adam da sana doğru atılıyor o an. Bu hareketiyle birlikte, kolunun menzilinin altına inmeyi başarıyor ve sağ kolun adamın sol omzuna çarparak duruyor. Yeniden yüzyüze geliyorsunuz adamla, az öncekine benzer şekilde, herhangi bir korku ibaresine rastlamıyorsun adamın yüzünde. Bir shinobi olmadığına az çok eminsin, ancak dövüş konusunda iyi olduğuna çoktan kanaat getirmiş durumdasın. Biraz Kanji ve Yosuke'yi andırıyor sana adam ister istemez.

Ryoken: Planladığın üzere, hafifçe eğilmenle mızrak adeta ıslık çalarak geçiyor başının üstünden. Saçının tepesinin bir kısmını da alıp götürüyor bu esnada, hissedebiliyorsun. Bir an daha o noktada kalmış olsan, hayatının biteceğini varsaymanın çok da yanlış olmayacağını farkediyorsun. Bu düşünce kafanda bir an belirip kaybolurken, hareketine devam ediyorsun. Bir sıra top atışı daha duyuluyor. Sol ayağını sağa doğru, sağ ayağını sola doğru hareket ettirip bacaklarını çapraz pozisyona getirdikten sonra gerilmiş olan kaslarını salıyorsun ve vücudun otomatikman dönmeye başlıyor. Kılıcın da, bu dönüşe eşlik ediyor pektabii. Dönüşünü tamamlarken, yarılan etin sesini duyuyorsun ve arkana bakma ihtiyacı hissetmiyorsun bile. Tecrübelerin, sana adamın çoktan devre dışı kaldığını söylüyor. Ancak normal olmayan bir şey farkediyorsun. Adamla ilgili değil, ancak gözüne bir anlığına takılan bir şey seni istemsizce rahatsız ediyor. Ne olduğunu daha net algılamak üzere, odaklanıyorsun.

Ringo: Sağ kolun adamın sol omzuna çarptığı anda, göz ucunla aşağıda bir hareketlilik hissediyorsun. Hareketinin aniden durmuş olması sebebiyle yaşadığın birkaç saliselik durgunluk, adamın boş sol eliyle senin sol bileğinden kavraması için yeterli oluyor. Bununla birlikte, birbirinize tamamen kilitlenmiş şekilde kalıyorsunuz. Gelgelelim, adamın kılıç taşıyan elini tutan herhangi bir şey yok. Farkettiğin bir diğer hareketlilik, sol elin kerpeten gibi yakalandıktan hemen sonra gerçekleşiyor. Boştaki kanla kaplı kılıcın, yere paralel bir şekilde sana savrulduğunu görüyorsun. Karnının sol kısmına doğru.

Ryoken: Odaklandığın 'şey', Yukiko'nun ta kendisinden başkası değil. Farkettiğin ilk değişiklik, küçük kızın gözleri oluyor. Yumuşak tonlu, konuşurken ve gülerken parlayan tatlı bir kırmızı olarak hatırlıyorsun Yukiko'nun gözlerini. Şimdi ise, adeta canlı bir kor misali parlamakta iki yuvarlak da. Göz bebekleri küçülmüş ve bakışları keskinleşmiş. Gözlerden sonra farkettiğin bir diğer şey, narin bedeninin artık zangır zangır titremiyor oluşu. Dahası, az öncekine kıyasla neredeyse kusursuz bir postür almış durumda vücudu. Kılıcını hala iki eliyle kavramış durumda, ancak birkaç saniye önceye kıyasla çok daha korkutucu görünüyor. Yüzünde herhangi bir ifade yok. Sen ne olup bittiğini tam olarak kavrayamamışken, aniden ileri doğru sıçrıyor Yukiko.


Kılıcını başının tepesine doğru kaldırdığını görüyorsun bir anlığına. Gördüğün bir diğer kare, üç metre kadar uzağındaki bir korsanın devasa kılıç tarafından ortadan ikiye yarılmış kafası oluyor. Tepeden giren kılıcın kafatasını kırıp geçerken çıkardığı acı sesi duyuyorsun. Bir an sonra, kılıç adamın kafasını tepeden ağıza kadar ikiye yarılmış bir şekilde bırakarak terkediyor ve bir sonraki hedefine doğru sıçrıyor Yukiko. Vahşi bir hayvan belgeseli izliyormuş gibi hissediyorsun kendini.

Image
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 35
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » September 6th, 2019, 5:25 am

Bir kartal edasıyla titreyen zemine indiğim an vahşetin tüm sesini duyabiliyor, kan kokusunu soluyabiliyordum. Beynimdeki her bir hücre alarm verirken, boş durmamayı seçtim; tek bir anımı bile ziyan etmeden harekete geçmiştim. Kanımdaki biriken adrenalinin her bir zerresine ithafen; tüm hızımla ileri atıldım. Çektiğim kunai’yi sallaya sallaya çok önceden gözüme kestirdiğim hedefe doğru ilerlemeye başladım. İlerlediğim her bir adımda aklımda yaptığım planı tekrar tekrar kendime hatırlatıyor ve eksik bir şey olmamasını umut ediyordum. Bu esnada alışıldık seslerden biri duyulmuştu. Bir seri top atışının çıkardığı tok ve kulak yırtan ses. Sesin yankısı hala geçmemişken sözlerimi tehditkar ve bir o kadar hırçın bir savaş narası atıyormuşçasına savurmuştum. Önümdeki, kitlendiğim herif kılıcının saplı olduğu ve az önce barsaklarını deştiği tayfa üyesinden gözlerini ayırıp bana dönmüştü. Gözlerinde, görmek istediğim korkuyu göremiyordum. Alacağım hazdan biraz mahrumdum belki de. Biraz hayal kırıklığı, biraz da katlanarak biriken öfke… Bana bakan adamın gözlerinde soğukkanlılığı görebiliyordum. Katil, hırsız, şerefsiz; hangi sıfatı verirsem veriyim, önündeki adamı soğukkanlılıkla öldürebilmişti. Onun için sıradan bir hedeftim sadece. Empati yapıyordum: onun önünde iki seçenek vardı. Savaşmaktan çekinmiyor, dövüşten korkmuyordu. Ya ölecekti, ya öldürülecekti. Ama bilmediği bir şey var… Ben kanunsuz katillere merhamet etmezdim. Karşımdaki başka bir köyün shinobisi olsa ve şartlar bizi savaşmak için karşı karşıya getirse durum farklı olurdu. Ona saygı duyardım ve karşılaşmamızın sonu ne olursa olsun içimde görevimi yapıp rahatlamanın vereceği hissiyatla güvene erirdim. Ama sefil, aç gözlü ve kokuşmuş bu herife ne saygı ne de merhamet göstermeyecektim. Keskin bakışlarım artık daha keskin, aldığım her nefes daha netti.

Bana döndükten hemen sonra tayfa üyesinin karnına saplı olan kılıcını hızlıca çekmiş ve bana yöneltmişti. Tehditkar bir saldırı değildi, o yüzden hızlıca sağa yönelerek kılıç saldırısını aşmıştım. Kılıcın üzerinden akan kan damlaları havada süzülerek gözümün önünden geçmişti. O an saldırısının amacının üzerime kan sıçratarak beni afallatmak olduğu kanısına varmıştım. Gariptir, sıradan bir korsan olsa bile dövüşmek konusunda pratikleri vardı. Bazen shinobi olarak eğtiildiğimiz için sıradan insanlar ile aramızdaki farkları unutabiliyoruz. Bazen de eğitimimize ve kendimize fazla güveniyoruz. Ancak… Nasıl güvenmeyeyim? Shinobilik benim her şeyimdi. Gücümü aldığım, gücümü dostlarım, evim ve adalet için kullanabildiğim tek yoldu. Hayatımın tek anlamı, her şeyin üzerinde olan bir değerdi.

Sağa doğru yönelerek ivmelenmiş, önümdeki tek engel olan zinciri aşmak adına sol ayağımı ileri atarak üst vücudumu arkaya yatırmıştım. Böylece zincirin altından kayarak rakibime biraz daha yaklaşmış olacaktım. Öyle de yapmıştım. Her şey çok hızlı ilerliyor, amacıma her saniye daha çok yaklaşıyordum. Damarlarımdaki kanın sıcaklığı, nabzımın nirvanaya ulaşması… Artık alışmıştım. Kavgadaydım. Çocukluğumdan beri beni bırakmayan karanlığı yendiğim kavga… Köyümü savunduğum her an kavga… Şimdi ise bu kanunsuz şerefsizlere karşı verdiğim kavgadaydım. Zincir artık gözlerimin önünden gitmişti ve bende hızlıca vücudumu düzelterek hareketime devam etmeyi umuyordum. Sağ elime aldığım kunaiyi kaldırmış ve artık saldırı hamlemi yapmaya hazırlanmıştım. Görmeyi pek de ummadığım bir görüntü ise tam karşımdaydı. Az önce korkarak savunmaya geçmesini beklediğim adam, bana doğru atılmıştı. Buradan iki şey çıkarabilirdim aslında. Birincisi, saldırı hamlemin temeli adamın bana yapacağı efektif bir saldırının olmamasına bağlıydı. Neyse ki bu önemli değil, tekrar saldırır, tekrar ve tekrar saldırırım. Ancak adamın korkmayışı ve tek bir tedirginlik ibaresi görememem bana önemli bir şeyi anlatıyordu. Ne yani, cesaretine saygı mı duyacağım? Hayır.. Ben kanunsuz katillere, gözü doymaz hırsızlara saygı duymam. Bana shinobilerden korkmadığını naralıyor, beni geçebileceğini düşünüyordu. Bunu ona düşündürten şey, ya aptal oluşu; pek sanmıyordum. Ya da daha önce shinobilerle çarpışıp galip gelmesiydi. Bugün dersini alacak, shinobinin ona ne olduğunu öğretecektim.

Bana doğru atılan korsan, tahmin ettiğimden biraz daha hızlıydı. Saldırıya fazla odaklanmıştım ve beklemediğim bir şekilde kontra yiyordum. Kunai saldırımın menzilinden çıkmış, yani kolumu aşarak bana çok yaklaşmıştı. Artık saldırabileceğim efektif bir kanal yoktu. Kolumun omzuna değdiğini hissettim. Dövüşmeyi biliyorlardı. Onları biraz fazla hafife aldığımı düşündüm. Evet, bu şeref yoksunlarına saygı göstermiyordum fakat hafife almamak en doğrusuydu. Kunaimi tuttuğum sağ elim, adamın omzuna çarptığı an korsan ile yüz yüze gelmiştim. Kısılmış bakışlarımı asla değiştirmemiş, yüzüme taktığım ifadeyi ise bir an olsun düşürmemiştim. Şaşırmamı mı bekliyordu? Onu mutlu etmeyecektim. Fakat hızlıca karşılığını vermem gerekiyordu. Tam o an gözlerimle aşağıyı yoklamış ve boşta duran sol elimi tıpkı bir kıskaç gibi, bir kerpeten edasıyla hızlıca kaptığını görmüştüm. Böylece tam anlamıyla kilitlenmiştik. O anda yüzüne bakarak: “Hooo.. Bak sen…” demiş ve yüzümdeki ifadenin dozunu kat be kat arttırmıştım. Ama o an aklımda yanan bir zalim ışık sezmiştim. Beklediğim şey oluyor, kılıcı tutan eli harekete geçiyordu. Sol taraftan bir hamle yapıyordu. Kolumu tuttuğu andan beri ona olan nefretim katlanıyordu. Beni savaş alanına bu kadar adapte eden ve belki de burayı sevdiren şey buydu. Azim, hırs ve her şeyden önemlisi bir shinobi olarak inandığım ideal uğruna savaşmaktı. Bu yozlaşmış, hırsız piç beni bu zevkten mahrum bırakamayacaktı. Artık nefret dolu yüzümde daha da alaycı ve şeytani bir gülümseme hissediyordum… Bana dokunmaya cüret ediyorsun ha… Derini yüzsem az kalır senin!

Yakın dövüşü seviyordum, özellikle kunai ile yakın dövüşte iyi sayılırdım. Karşımdaki adam ise bugün gördüğüm dövüşmeyi bilen insanlar arasından yalnızca biriydi. Kanji ve Yosuke gibi dövüş tecrübesine sahipti ve en azından shinobi olmasa dahi bir shinobiye karşı nasıl duracağını biliyordu… Derin bir nefes alıp rahatlayabilirdim. Bu adam diğer tayfa üyelerinin karşısına gelirse çok rahat galip gelirdi, az önceki gibi. Karşısında olmam bizim için iyiydi. Bir shinobi ile nasıl dövüşeceğini bilmesi onun için artı da olsa; şimdi karşısında kimin olduğunu ona öğretecektim. Kendimden hiçbir zaman şüphem olmadı. Çocukluğumdan beri kötülükle savaştım, türlü türlüsüyle. Şimdi de bunu yapmaya hazırdım. Gel gelelim, bana doğru ilerleyen, kısa zaman sonra karnımın sol tarafından alacağım olası bir kesikle beni zor duruma düşürebilirdi. Onun aklında kurduğu buydu en azından. Onu hayal kırıklığına uğratmayı çok istiyordum. Bir shinobiye dokunmanın nelere mal olacağını gösterecektim ona. Sol bileğimi kavrayarak hareketimi kısıtlamıştı. Saldırabileceğim kolum ise onun gerisindeydi. Ayaklarımı veya kafamı kullanarak da saldırabilirdim. Ancak gücü ve dayanıklılığı hakkında fikir sahibi değildim. Saldırımın sonucunda göstereceği tepkiyi kestiremediğimden, saldırısının durup durmayacağını bilmiyordum. Yani dikkatsiz bir şekilde hırçın bir kafa ve tekme hamlesiyle zaten kitli halde olduğumuz için gerekli momentumu alamaz, istediğim saldırıyı yapamayabilirdim. Sonucu ise az çok kestirebiliyordum. O yüzden daha komplike bir şey deneyecektim. Ayaklarım hala yere sağlam basıyordu. Saldırmak için elverişsiz olan yerleri; omzuna dayalı kolumu ve beni yakaladığı bileğimi denge noktası olarak kullanarak sağ tarafa doğru ivmelenmeyi düşündüm ilk anda.

Sağ kolumu dayadığım omzuna iyice bastırdım. Hamlemi yaparken kullanacağım destek noktalarından birisi orasıydı. Sağ bacağım ile hızlıca sağa doğru atılarak bir yarım daire çizmeye uğraşacaktım. Kolumu bileğimden tutarak kavradığı için; tıpkı bir ipte sallanıyormuşçasına momentum alamayacaktım, ancak ani bir çekiş ile kendimi kurtarabilirdim. Kilitlendiğimiz için, ondan alacağım destek ile kendimi daha iyi ivmelendirecektim. Fakat bu kısa sürecekti. Sağ tarafına ilerlediğim her an saldırısı devam edecekti. Kendimi emniyete almanın bir diğer yolu ise ilerlemeye başladıktan sonra boşa çıkan sağ elim ile yapacağım hamlelerdi. Ona yapacağım tehdit dolu bir hamle, saldırısını yarıda kesebilirdi. Eğer kolumu yeterince geriye atamazsam kesme hamleleriyle saldırabilirdim. Fakat istediğim kadar ivme alıp, kılıcın tehdit ettiği alandan çıkarsam; bu kadar yakın bir mesafeden atacağım kunainin onu ıskalama şansı çok düşüktü. Korsanı yeterince afallatamazsam kolumu bırakmayacak gibiydi. Burada ise karşı gemiden az önce yapılan top atışının gemide yaratacağı sarsıntıya güveniyordum. Ancak yine de ilk adımım tamamlandığı an kolumu güçlüce çekecektim. Ben ise geminin sarsıntısına kendimi hazırlayacak, sağlam durmaya gayret edecektim. Yarım daire çizecektim ancak bu daireyi tamamlamam güçtü. Tahminimce yapmak istediğim şeyi anlayacaktı ve arkasına geçmeme kolay kolay müsaade etmeyecekti. O yüzden çaprazına geçmem bile harika olurdu. Çünkü saldırma fırsatı bulursam, bunu kaçırmayacaktım. Bir yandan beni tutup, diğer yandan bana saldırırken başka bir saldırı aklında kurabilirdi. En azından savaş tecrübesi olan biri vardı karşımda. Eğer hareketlerime hiç izin vermeyecek bir şey yapacak olursa; sol bacağım hala daha geride olacaktı. Yani hamlemde bir pürüz çıkarsa tüm gücümle; önce koluna sağlam bir tekme atıp, ardından zaten yukarıda olan bacağımla karnına diz atacaktım. Ancak buna gerek kalmayacağını düşünüyorum şimdilik. Ona bir shinobiyi asla küçümsememesi gerektiğini acı bir tecrübe ile yaşatmak istiyordum. Bunu yapmalıydım, içimde yatan savaşçı bana bunu tembihliyordu. Damarlarımda gururla akan shinobi kanı bunu söylüyordu.

Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » September 13th, 2019, 6:53 pm

Off Topic
Out: Jin Ryoken, 1. pasiflik uyarısını almıştır.

Ringo: Planladığın şekilde, sağ kolunla adamın sol omzundaki baskıyı arttırıyor ve sağ bacağınla sağa doğru atılıyorsun. Sen adamın soluna yönlenirken, kılıç da kedi kovalayan bir köpek misali aynı doğrultuda seni takip etmeyi sürdürüyor. Senin hareketlendiğini farketmekte güçlük çekmeyen korsan, kavramış olduğu sol bileğinden yeniden aşağı ve sağa çekiştiriyor seni; az önceki pozisyonuna doğru. Bu fırsattan faydalanarak, çekme hareketi başladığı anda sen de elini kurtarmak için tam tersi yönde ekstra bir kuvvet uyguluyorsun. Gerek hareketinin verdiği ivmelenme, gerek bu hareketi öngörmüş olman, gerekse de shinobi eğitiminin getirmiş olduğu güç sayesinde bileğini kurtarman zor olmuyor. Adamın parmakları arasından sıyrılan elin boşa çıkarken, ikiniz arasındaki tek bağlantı noktası sağ kolun ve adamın sol omzu olarak kalıyor. Elini kurtarmış olmanın verdiği afallamadan faydalanarak, hareketini sürdürüyor ve adamla aynı hizaya getiriyorsun vücudunu. Hareketin, adamın soluna ve arkasına doğru sürüyor. Bu esnada kılıç, adamın sağ kolunun erim noktasının sonuna ulaşıyor ve seni ıskalayarak bir tehdit olmaktan çıkıyor. Sağ kolunla, son bir kez daha bastırarak bu kez kendini hafifçe havaya ve ileriye doğru fırlatıyorsun. Adamla temasınız kesildiği an, vücudunu 90 derece sola doğru çeviriyorsun ve korsanın sırtı açık bir hedef olarak çıkıyor karşına. Yaptığın yegane hamle, dönüşünü gerçekleştirdiğin gibi ekipman çantandan bir kunai çekerek adamın ense köküne doğru fırlatmak oluyor. Arkasına geçtiğini farketmiş ve buna uygun olacak şekilde sana karşılık vermek üzere geri dönen adam bu konuda pek hızlı olamıyor. Kunai sırayla deriyi ve eti geçip adamın omuriliğine saplanırken, hareketsiz bir kukla gibi yere yığılıyor vücudu.

İniş yaparken, çok tuhaf bir manzara farkediyorsun. Az önce sırtının dönük olduğu konumda, oldukça ilginç şeyler yaşanıyor gibi görünmekte. Acımasızca savaşan, daha doğrusu katliam yapan birini farkediyorsun. Yukarıdan aşağıya doğru ortadan ikiye yarılmış bir kafa, vücudundan ayrılmış ve denize doğru uçmakta olan bir başka kafa, ikiye bölünen bir vücut... Kaynağı tarıyorsun gözlerinle. Ryoken? Belki de. Böyle bir gücü olup olmadığına emin değilsin. Gözlerin Ryoken'i seçiyor bu esnada. Olduğu yerde, taşlaşmış bir heykel misali durup yaşananları izlemekte o da. O zaman kim? Emin olamıyorsun. Aslında bir görüntü seçebiliyorsun, ancak zihnin bunun kabullenmeyi reddediyor başta. Tüm masumiyetiyle aptalca sorular soran ve konuşmayı asla bırakmayan Yukiko'nun cehennemden yükselmiş bir zebani gibi ölümü getiriyor oluşu tuhaf geliyor sana. Ancak durmaya niyeti yok gibi. Ardı ardına kesilerle, müthiş bir hızla teker teker korsanları paramparça ediyor küçük kız. Geri kalan sizler, bir sanat eserine şahit oluyormuş misali, durup izlemekle yetinebiliyorsunuz yalnızca.

Birkaç saniye, beş saniye, on saniye. Geriye kalan birkaç korsanın, korkuyla gemiden atladığını farkediyorsun göz ucunla. Bu esnada, toplar güverteye isabet ediyor. Biri, ölü korsanlardan birinin yerde yatan vücudunu vurarak ortalığı kan gölüne çeviriyor. Bu konuda Yukiko'dan daha iyi olup olmadığı ise tamamen bir tartışma konusu. Gemi sallanıp çatırdıyor, ancak kimsenin umrunda değil gibi bu olay. Geminin sallanması ve gürültüyle çatırdamasıyla birlikte, ayaktaki Yukiko'nun dengesi gidiyor bir anlığına, ve dizlerinin üstüne düşüyor. Yüzü aşağıda, ayrıntılı bir görüşe sahip değilsin. Her şey sessizleşiyor. Kaptanın, Kanji'nin, Yosuke'nin, Ryoken'in, tüm tayfa üyelerinin ve bizzat senin gözleri tamamen Yukiko'nun üzerinde. Bir ceset yığınının ortasında, sarsıntıyla yere düşmüş bir şekilde dizlerinin üstünde oturmakta. Yarım saniye kadar, böyle kalıyor. Ardından, her birinizin kulaklarını kapatmasına sebep olacak korkunç bir çığlık yankılanıyor gemide. Bu çığlığın bu küçük kızdan gelemeyecek kadar karanlık ve gürültülü; dahası şeytani olduğuna eminsiniz. Ancak kaynağı o gibi görünüyor. Ses dalgasının yarattığı güçle, saçlarınız uçuşuyor başta. Ardından gemiden dışa doğru, halkasal dalgalar beliriyor denizde. İlerliyorlar, ve göremeyeceğiniz bir noktaya kadar sürüyor güçleri. Yukiko, olduğu yerde yüzüstü düşüyor ve hareketsiz kalıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”