[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » September 14th, 2019, 1:50 am

Karşımda zerre haz etmediğim ve en ufak bir sempati beslemediğim bir güruhun temsilcisi vardı. Kötüler, ve kötülüğün takipçileri. Shinobi olduğum zaman kendime bir söz vermiştim. Bu yüce öğretinin yaşamıma ve anlamsız hayatıma kattığı her güzelliğe şükredip, bunun bedeli neyse ödeyeceğim. Çoğu zaman ise ödüyorum. Bundan asla gocunan birisi olmadım. Karşımda her kim olursa onu ezip geçmek için ayrım yapmayacak, mazeret dinlemeyecek biriydim. Karşımdaki adam dövüşmekten anlayan, shinobilere karşı tecrübe sahibi biriydi. Ancak daha önce hiç benimle karşılaşmamıştı. Birazdan yapacaklarımla belki onun karşısında kaybeden bir shinobi varsa onu gururlandırmak istiyordum. Hamlelerimi aklımda çok kısa bir süre dizayn etmiştim. Ancak stresli değildim. Gülümsemem sürüyor, hava değişmiyordu. Omzundan desteği alarak soluna doğru atılmıştım. Kendimi ivmelendirerek saldırısından kurtulmuş, sol elimi ise ondan kurtarmıştım. Daha çevik olduğum ortadaydı. Benim yapacaklarımı öngörmüş olsa bile aklıma direkt olarak onu öldürmeyi koymuştum. Bu mesafeden ıskalamam da mümkün değildi. Kunai elimden çıktığı gibi adamın ense köküyle buluşmuş ve az önce canlı olarak karşımda duran bu haydut bozuntusu bir anda yere devrilmişti. Keyifliydim açıkçası. O piç, masumları öldürmekten çekinmeyen ve soygunculuktan başka bir yola sapmayacak birisiydi. Böyle pisliklerin ölümü beni üzmezdi.

Rakibimden kurtulduğum gibi kendimi topladım ve kafamı kaldırdım. Az önce bir savaş planı yapmıştım. Onu uygulamak üzere sırtımı döndüm ve etrafı taramaya başladım. Tam o anda içimde garip bir kıpırtı hissetmiştim. Tarifi zordu. Sanki büyük bir gücün etrafımda yükselişi, tarif edemeyeceğim ve sınıflandıramayacağım türden bir güçtü bu. Huzursuzluk vermesi, tarifinin zor oluşu mu desem… O an gördüklerim beni şaşkına çevirmeye yetmişti. İçimdeki duygunun aslında anlamlandıramadığım bir huzursuzluk olduğunu farkettim. Bizim gemide olan biten bütün olayların herhalde en garip olanıydı. Zaten lehimize işleyen rüzgar artık daha da kuvvetliydi. Yarılan kafalar, uçan kafalar, kan içinde yerde zıplayan kafalar.. Kafalar da değil sadece! Vücutlar, yarık vücutlar ve kan.. Çok fazla kan. Sanki basit bir sokak kavgası bir anda meydan muharebesine dönüşmüştü. Açıklamak çok zor. Benim için bile zor. Fakat bir adım attım ve kaynağını, bunu yapanın kim olduğunu öğrenmek istedim. Yosuke ve Kanji yeteneklilerdi, kabul etmiştim bunu. Oldukça da yardımları dokundu fakat yeteneklerinin sınırını bu kısa zaman içinde anlamıştım. Ryoken olabilir miydi? Bu sarı pipinin içinde yatan bir cevher miydi? Emin değildim. Böyle bir seviyedeyse eğer, bu göreve yanına beni vermeleri ve üstüne üstlük yetkiyi bana vermeleri oldukça mantıksız olurdu. Geriye kalan… Dediğim an etrafı tarayan gözlerim nihayet Ryokenle buluştu. Hareketsiz, bir heykel gibi izliyordu her şeyi. Baktığı yöne doğru baktım. Bir şeyler vardı. Hareket eden bir şey… Hareket eden minik bir şey…

“Siktir lan, genjutsu bu.” Diyerek kafamı çevirmiş. Ryoken’e bakarak tekrar söylenmiştim. Gözlerimi ovuşturarak arkamı tekrar çevirdiğim an, gördüğüm görüntünün silineceğini düşünmüştüm. Ryoken dalga falan geçiyor olmalıydı. Kafamı bir hışımla çevirdiğimde ise görüntünün gerçekliğinden tüm Shinobi kariyerimle emindim artık. Hayat sürprizlerle doludur. Böylesine masum, küçük ve geveze bir kızın içinde bir canavarın olduğunu kabullenmek oldukça zor oldu benim için. Ancak bu hayata atıldığım günden beri normal olan tek bir olay bile bulmamıştı beni. Zar zor kabullenecek de olsam bazı şeylerin doğası tümüyle doğaya tersti. Fakat şaşkınlığımı artık daha fazla yaşamamam gerekiyordu. Kızı izledikçe ardı arkası kesilmiyordu yaptıklarının. Kocaman kılıcı çok seri kesikler atarak ve her vurduğunu param parça edecek şekilde kullanıyordu. Böyle bir tekniği daha önce gördüğümü söyleyemezdim. İzledikçe izleyesim geliyor, sanki bitmesini de istemiyor gibiydim. Bu esnada kalan 3-5 korsanın da atlayarak kaçtığını gördüm. Tam o an düşündüm, bu kız çok net bir şekilde bizden 3 gömlek daha üstündü. Bu gücün kaynağının saf bir şekilde ‘eğitim’ olabilmesi çok zordu. Ya bu kız doğuştan dahi seviyesindeydi, ya da bilmediğimiz bir şey vardı…

Az önce ateşlenen toplar sonunda gemiyi vurmuştu. Sallantıya kendimi hazır tuttuğum için fazla sarsılmamıştım. Fakat gemi pek öyle söylemiyordu. Gıcırdıyor, sallanıyor ve çatırdamaya başlıyordu. Tahtalarn çatırdadığı her an içimi huzursuzluk kaplamaya devam ediyordu. Kaotik bir ortamdaydık. İsabet eden toplardan biri yerde ölü yatan bir korsanı hedef almıştı. Her tarafa sıçrayan kan, durumun iyi bir özetiydi aslında. Kana doyduğumuz günlerden birini yaşıyorduk fakat bu sefer bunun nedeni biz değildik. Az önce gözümü ayıramadığım Yukiko ise geminin sarsılması nedeniyle bir anlığına dengesini yitirmiş, dizlerinin üstüne düşmüştü. Aslında buradan çok şey çıkarabilirdim. Herkesin gözü kızın üzerindeydi, herkesin… Dizlerinin üzerinde durduğu yer, bir ceset yığınının tam ortasıydı. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini kimse gibi bende bilmiyorum. Lakin bilmediğim bir şey daha var aslında. Kendinde miydi? Çünkü düşündüğüm şey, Yukiko’da farklı bir şey olduğuydu. Bir stille alacağı eğitimin bu yaşta bu denli sağlam olması çok zordu. Üstelik irade gerektiren bir olaydı. Fakat Yukiko’nun bedeni yeterinde konsantre değildi ve bir çocuğun kondisyonuna sahipti. Yere düşüşü o kadar Yukiko gibiydi ki, aklımda artık başka bir olasılık kalmamıştı diyebilirdim. Tam o anda ise kulaklarımı hızlıca kapatma ihtiyacı duymuştum. Çığlık… Çığlıklardan nefret ederim fakat bu karanlıktı. İçimi ürperten ve az önce içimde tohumlarını ekmeye başlamış huzursuzluğu şaha kaldıran büyük bir çığlıktı. Biri çıkıp bana bu çığlığı iblis atıyor dese, ona inanırdım. Adımlarım geri gidecek gibi oldu, buna izin vermedim. Aksine Yukiko’yu gözlemlemeye devam ettim. Dışarı doğru ilerleyen halkasal dalgaları keşfetmiştim tam o an. Bunun ne anlama geldiğini bilecek kadar tecrübeye ve bilgiye ise vakıf değildim. Fakat bu benim için acil bir durumdu. Yukiko her ne kadar bizi kurtarsa da, onda ters giden bir şey olduğundan emindim. Yukiko yere düşüp hareketsiz kaldığı anda ise harekete geçtim. İlk olarak aklıma alınbandımı takmak geldi. Takıntılı olmamak gerekir bazen, en azından shinobi olduğumuzu herkes öğrenmişti. Ishi shinobisi olduğumuzu da bilmeyiversinler dedim. Boşverdim. Sonuçta zaten bir fire vermiştik, görevi riski sokmamak adına ikinci bir fire vermek istemedim.

Birkaç adım ileri doğru attıktan sonra üzerimdeki şaşkınlığı ve baskıyı atmaya başlamıştım. Derin bir nefes alarak kollarımı geri attım ve ilerlemeye devam ettim. Yukiko’ya doğru ilerliyordum fakat temkinli yaklaşmalıydım. Küçük kıza 4-5 metre kala duracak, durumuna daha yakından bakma fırsatım olacaktı. Fakat buradaki insanlar merak edeceklerdi. Nasıl karşılayacaklarından emin değildim. Artık savaşın sonundaydık ve onları boş bırakmamam, işimi de zorlaştırmazdı. Yukiko’ya doğru ilerlerken “Kanji! Yosuke! Güvende olduğumuzdan emin olana kadar bekleyin! Güllelere karşı dikkatli olun.. Bunak-amca, adamlarını organize et. Kıza kimsenin yaklaşmasını istemiyorum. Herkes geri çekilsin!” Sözlerim, anlaşılır ve netti. Sıkıcı olmayan ve biraz da emreden cümlelerden ibaretti. Fakat meraklarından dolayı başımda kalabalık etmelerini istemiyordum. Ryoken ise şu anlık dilediğini yapmakta özgürdü. Fakat şu an yanımda olması işime yarayabilirdi. Bir an göz ucuyla ona baktım. Bakışımdan anlayabileceği pek çok şey vardı. Lakin benim anlatmak istediğim şey: “N’oluyor lan?” idi. Şaşkınlığımı içimde zaten yaşamaya devam ediyordum. Fakat Yukiko’nun az önceki yaptıklarının sonuçlarının ne olduğunu bilmiyordum. Medikal bir yardıma ihtiyacı olacaksa onu sağlayabilir miydik? Temkinli yaklaşacak, ondan garip bir his alıp almayacağıma bakacaktım. Yayacağı bir chakra, dalga beni alarma geçirip geriye sıçramama yetebilirdi. Fakat ben onu tükenmiş olarak gördüm. Temkinli olmama gerek kalmadığı zaman ise yanına tamamen yaklaşarak onu kendine getirmeye çalışmam gerekiyordu. Böyle bir durumda onu uyandırmak için biraz konuşmaya çalışmam mantıklıydı. “Yuki-chan!” dedikten sonra bir tepki alamazsam tekrardan: “Yuki-chan!” diyecektim ve tekrarlayacaktım! “Yukiko! Ben Tanosuke… Beni duyuyorsan elimi sıkmanı istiyorum.” Ardından elimi Yukiko’nun minik ellerinin arasına koyacak ve bekleyecektim. Bu sırada nabzını ve nefesini gözlemlemeyi ihmal etmeyecektim. Eğer onu kendine getirmem beni aşarsa, yardım alması gerekecekti. Bunun şu an bulunduğumuz konumda olması ise en son isteyeceğim şey olurdu.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 146
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » September 15th, 2019, 1:32 am

Zihnimde planını kurduğum hareketleri vücuduma aktarabilmiş olmam sayesinde yaşıyordum. Kafama geçecek olan mızrağı hızla yanıma doğru aktarmış, saçımdan bir tutam alarak gitmesini sağlamıştım. Bir anlığına bile o noktada o durumda kalmış olsaydım, yüksek ihtimalle kafası dağılmış bir et yığınından ibaret olacaktım. Bunu hak eden ben miydim? Öfkem damarlarımda delice akarken yerde yatan et yığını olacak kişiyi seçmiştim bile. Bana mızrağını kaldırmaya cüret eden, beni öldürmeye çalışan bu adam benim kurbanım olacaktı. Bir top atışının eşliğinde ayaklarımla hareketime başlamış, ayaklarım çapraz bir şekildeyken gerilen kaslarımı bir anda salarak hareketimi tamamlamaya çalıştım. Dönüşümü tamamladığımda yarılan etin sesini duydum. Arkama bakmama gerek duymuyordum, özellikle böyle sefil bir yaratığı kontrol edecek kadar düşmemiştim. Onun hareketini fark ettiğim anda, kimin daha yüce olduğu belli olmuştu. Şuanda nefes alan kişi, ben...

Adamla ilgili olmayan ancak içimi huzursuz eden, gözüme takılan bir şey vardı. Bir şeylerin normal olmadığı çok belirgindi. Ne olduğunu anlamak üzere odaklanmam gerekti. Gözlerim, tamamen Yukiko'ya odaklanmış bir şekildeydi. Bütün bedenim, zihnim ona yönlenmiş bir şekildeydi. Gözlerindeki değişiklik, zincirleme başlayan olayların ilk tepkisiydi sanırım. Yumuşak tonlu, konuşurken gözleri gülen, tatlı bir çocuk olan Yukiko gitmiş, yerine bir canavar geçmişti. Göz bebekleri küçülmüş ve keskinleşmiş, bedeni ise zangır zangır titremiyordu. Başlarda korkuyu attığını ve öfke dolduğunu düşünmüştüm, ancak olaylar bundan ibaret değildi. Benim tahmin ettiğim gibi, onun içinde başka birisi yatıyor olmalıydı. Kılıcını hala iki eliyle kavramış şekildeydi ve bu sefer öncekine göre daha korkutucu duruyordu. Nelerin döndüğünü o anlığına anlayamadan, birden ileri fırlayan Yukiko ile karşılaştım.

Kılıcını başının tepesine kaldırdığını gördükten sonra, üç metre uzaktaki korsanın yarılan kafasıyla karşılaştım. Tepeden giren kılıcın, o acı verici sesini duyduğumda bir canavarı izlediğimi anladım. Sonrasında ise tekrardan başka bir hedefe sıçradı. Bir heykel gibi olanları izlerken kafamı sallayarak kendime gelmeye çalıştım. Gördüklerim karşısında başta şaşırmış olsam bile, tahmin ettiğim bir şeye karşı adımlar elde etmiş olmanın sevinciyle hafifçe gülümsedim. Gemiye isabet eden topla birlikte, yerde yatan ölü bir korsanın vücudu etrafı kan gölüne çeviriyordu. Ancak bunlar önemli değildi, ondan daha önemli bir şey vardı bu gemide. Geminin sallanmasıyla birlikte Yukiko, dizlerinin üstüne düşüyordu. Herkesin gözleri Yukiko'nun üzerindeydi, cesetlerin ortasında dizlerinin üstünde durmuş bir şekilde yarım saniye kadar bekledi. Ardından büyük bir çığlık, karanlık ve şeytani bir çığlıkla kulaklarımı kapatıyordum. Bu sesin ondan çıkmayacağını düşünüyordum, ancak sesin kaynağı o gibi gözüküyordu.

Ses dalgasının gücüyle önce saçlarımız uçuşuyor, ardından halkasal dalgalar beliriyordu denizde. Muhteşem bir güç içinde yatıyor olmalıydı, ancak bu nasıl bir güçtü? Bunları keşfetmek istiyordum ama buna pek zamanım olmayacağını dahi biliyordum. Genede bu durum beni oldukça meraklandırıyordu. Onun sakladığı sırlar, muhteşem olmalıydı. Dalgalar bir süre ilerledikten sonra durdu, ancak ardından Yukiko yere yığıldı. Hareketsiz bir şekilde duruyordu. Kılıcımı hafifçe ayağıma sildikten sonra Ringo'nun onunla ilgilenmeye gittiğini gördüm. Benim işim onla ilgilenmek olmamalıydı o zaman. Bu kanlı gemide kan dökmeye devam etmeliydim. En azından olaylar durulmaz ise, savaşmaya devam etmeliydim. Yinede, hiç denemediğim ve denemek istediğim bir şey vardı. Sol elimde mühür olmasına rağmen, oraya çakra vermeyi hiç denememiştim. Mührü etkisiz hale getirebilecek bir gücü olup olmadığını test etmeliydim. Bunun için çakra vermek gibi şeyler deneyeceğim. Ancak işe yaramazsa düşmanlarımız hala varsa onlara doğru ilerleyeceğim.

"Ee, parti devam ediyor mu yoksa bırakıyor muyuz?"

Diye soracağım gördüğüm ilk korsan piçine.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » September 16th, 2019, 7:54 pm

Son saldırganlar karşılaştıkları manzara karşısında şok içinde denize atlayıp gemiyi terk ederken, onlara kimse karışmıyor. Daha doğrusu, kimse bunu umursamıyor gibi görünüyor. Küçük kızdan gelen korkunç çığlık herkesi adeta şoka sokmuş durumda. İlk hareketlenen Ringo oluyor. Kızı birkaç kez dürttükten sonra, elini sıkması için komut veriyor kıza. Herhangi bir yanıt alamıyor. Refleksif olarak, kızın hala yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için elini kızın kulağının altına; çene kemiğinin ucuna yerleştiriyor. Parmaklarının ucundaki nabzı hissettiğinde ister istemez rahatlıyor Ringo. Nabız oldukça güçlü, bu da kızın herhangi bir hayati tehlikesi olmadığını gösterir nitelikte. Yalnızca bilincini kaybetmiş olmalı, bir sebepten.

Ryoken, Ringo'nun kızla ilgilendiğini farkettiği anda gemide herhangi bir düşman kalıp kalmadığını kontrol etmek adına çevreye göz atıyor önce. Yaşayan tüm yüzler tayfa üyelerine ait. Bir kısmı yaralı olsa da, yarısına yakınında ciddi bir hasar yok gibi görünüyor. Tayfa üyeleri yavaş yavaş kendilerine gelmeye başlıyorlar. O esnada, kaptanın gür sesi duyuluyor: "Siz ikiniz! Aşağı inip geminin su alıp almadığını kontrol edin, gerekirse yama yapın! Siz, yaralıları bir köşeye toplayın ve kanayan yerlerini kapatın! Siz, korsanların üzerlerini arayın ve faydalı şeyleri aldıktan sonra leşlerini denize sallayın! Siz, bizimkileri dikkatli bir şekilde kenara çekin. Karaya az kaldı, onları düzgün bir şekilde gömelim." Komutları oldukça net, ve kendini ilk toplayanlardan biri olduğu belli oluyor. Kafasını çevirip uzaklaşan gemiye göz atarken, küfürler saydırdığını ve ceketinin iç cebine uzanarak bir sigara çıkardığını görebiliyorsunuz. Omzunda, hala kanlar akan ancak pek umrunda olmayan bir kılıç yarası var gibi görünüyor.

Yosuke ve Kanji, ne olup bittiğine emin olmadıklarından olsa gerek Ringo'nun dediklerini sorgulamadan yerine getiriyorlar. Korsanların cesetlerini dürtüyorlar birkaç kez, hepsinin öldüğüne emin olduktan sonraysa zincirleri sökmeye başlıyorlar. Bir yandan da, ara ara hala yerde olan Yukiko'ya bakmayı ihmal etmiyorlar yan gözle. Korkmamış olsalar dahi, şüpheci olduklarını sezebiliyorsunuz. Bu esnada Ringo, Yukiko'yu dikkatli bir şekilde kaldırıp geminin hasarsız bir bölgesine götürüyor ve sırtüstü yatırıyor. Kızın bir şeyler mırıldandığını duyuyor, ancak ne söylediğini tam olarak çözemiyor. Gemideki gürültünün bu konuda pek yardımcı olmadığı da aşikar. Kulağını yaklaştırıyor kıza doğru, dediklerini daha iyi duymak adına: "Anne... Baba..." Yalnızca bu kadar, birkaç kez daha söyleniyor kız, yeniden sessizliğe bürünüyor hemen ardından.

Ryoken, geminin güvende olduğunu gördükten sonra içindeki bir dürtü sol koluna chakra vermesi gerektiğini söylüyor. Bir an, yalnızca bir an, aptallığının esiri olup koluna chakra vermeye karar veriyor. Ancak ortalamanın üzerindeki 'zekası' bunu yapmasının önüne geçiyor. En nihayetinde, bunu yapmaması gerektiğine dair aldığı emirlere karşı gelmesinin alenen 'aptallık' olduğunun farkında. Mühürün açılması halinde olabilecek şeyler hakkında bir fikri olmaması bir yana, kendisine verilen emri direkt olarak reddetmenin sonuçlarının ne olacağını kestiremiyor. Dahası, emri altında olduğu Ringo'yu zor duruma düşürme ihtimali bile bundan vazgeçmesi için yeterli oluyor. En nihayetinde, Ryoken bir aptal değil.

Tayfa üyeleri yavaş yavaş kendilerini toparlarken, yelkenler yeniden açılıyor ve gemi denizin üzerinde ilerlemeye başlıyor. Bir süre sonra, korsan gemisi ufukta kayboluyor. Gemidekilerin kendi aralarındaki konuşmalarından, karanın yakın olduğunu anlayabiliyorsunuz. Yukiko ise hala uyanmış değil. Kanji ve Yosuke, kasti olarak güvertede yatmakta olan Yukiko'dan ve onun başında bekleyen Ringo'dan uzak duruyor gibi görünüyorlar. Normalde oldukça muhabbetşinas olan bu ikilinin tavırları son derece çekingen.

Nihayetinde, uzaklarda bir yerlerde kara görünüyor. Tayfa üyelerinden biri, Ringo ve Ryoken'i güverteye çağıran kekeme, Ringo'ya yaklaşıyor dikkatli bir şekilde. Bir yandan Yukiko'yu kesiyor hala uyuyor olduğuna emin olmak için: "Bahsettiğiniz ada, ııı. İleride kalıyor. Sizi, ııı, limana kadar, ııı. götüremeyiz. Iıı, ama sığ bir yerde, ııı, bırakacağız. Suda, ııı, yürüyebiliyorsunuz değil mi?" Shinobi olduğunuzun anlaşıldığı çok bariz. Cümlesini bitirmiş, geri gitmeye hazırlanırken son anda bir şey hatırlayıp dönüyor geri: "Iıı, kızı siz alacaksınız. Onu, ııı, gemide istemiyoruz. Kaptanın emirleri."
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » September 19th, 2019, 6:01 pm

Oldukça çetin bir mücadeleden alnımızın akıyla çıkabilmeyi başarmıştık. Bunun mutluluğu ve gurunu çenemdeki kasılmalardan anlayabiliyordum. Gülmek yerine daha sert durmayı seçmiş, çevreye göz gezdirmeye başlamıştım. Bu esnada her geçen saniye içimdeki heyecanın nedenini çözüyordum. Yukiko ve sebep olduğu olay tüm gemide yankılanıyordu, atlayarak kaçan korsanlara eşlik olarak esen rüzgar içimi daha da rahatlatıyordu. Gerçekleştirdiği büyük gösteriden sonra yere yığılan kızı gördüğüm an önce temkinli bir kaç adım atmış, ardından koşturmaya başlamıştım. Yanına gittikten sonra onu biraz dürtüp tepki verip vermediğini görmeye çalışmıştım. Bir umut elimi sıkmasını istedim. Kaslarının göstereceği bilinçli veya bilinçsiz bir hareket onun iyi olduğunu anlamama yetecekti. Fakat bilinci kapalıydı. Her hangi bir şekilde yanıt alamamıştım. Son çare olarak nabzını ve nefesini kontrol etmek üzere elimi önce kulağının altına götürmüştüm. Atan kalbinin titreşimlerini hissettiğim an rahatladığım an olmuştu. Stresim biraz olsun yakamı bırakmış ve derin bir nefes aldırmıştı bana.

Yukiko'nun bilincini yitirmesinin ve tüm bu olanların nedenini çözmeye çalışıyordum aklımda. Belki kendi de bilmiyor, belki ne kadar düşünsem de bulamayacaktım. Fakat o kadar karşılarına dikilmemize rağmen bizden korkmayan heriflerin bu küçücük kızdan korkması... Biraz ürkütücü, biraz da ilginç. Bunları daha sonra düşünmeye karar verdim o anda. Önce Yukiko'yu daha güvenli bir yere götürmeliydim. Çünkü gemi şu anda olabildiğince karışık ve gürültülüydü. Herkes yaralarını sarıyor, kaptanın bağırışları ve sert emirleri kulağıma ulaşıyordu. Yosuke ve Kanji'yi kalabalık arasından seçebiliyordum. Gözleriyle ben onlara doğru bağırırken beni süzdüklerini gördüm. Onlarda tıpkı benim gibi burada neyin döndüğünü çözmek için çaba harcıyorlardı. Ben bilemiyorsam, onların bilmesi de güçtü... Çok yardımları dokunmuştu ve görevlerini iyi bir şekilde yapmışlardı. Minnettarlığımı hissedebiliyordum. Yerde yatan cesetleri dürtüp, zincirleri sökmeye başlamışlardı. Tıpkı dediğim gibi. Emir vermeyi hiç bir zaman sevmedim. Ancak emir verilmesi gerektiği an sorumluluğu almayı becerebiliyordum. Gemideki tüm bu gürültüden uzak olmak adına Yukikoyu kaldırmış ve biraz ilerdeki çatışma yaşanmayan noktaya taşıyordum. Bu esnada ise kızın bir anlık bir şeyleri mırıldandığını duydum. İçimden bir nebze daha rahatlayıp ne söylediğine kulak kabarttım... "Anne... Baba.."

Biraz komik, belki trajikomik olabilirdi. Ne söylediği o an umrumda olmadı aslında. Her küçük kızın travma geçirirken söyleyebileceği sözlerdi. Gözlerimi biraz uzağımda olan Ryoken'e diktim. Ona doğru gülümseyerek konuştum. "Şimdi de beni annesi sanıyor, kafa bayağı gitmiş bunun." demiştim. Ryoken de olayın stresini yavaş yavaş üzerinden atıyor gibiydi. Onun için endişelenmem şu an için yersizdi. Gemideki hareketlilik daha da artmış, kalan tayfa üyeleri kaptanlarının tüm emirlerini harfiyen yerine getirmişti. Gemi hareket ediyor, ufukta gördüğüm ve kara olduğundan emin olduğum nokta ise adeta bana gülümsüyordu. Tıpkı emir verdiğim tayfa üyeleri gibi Kanji ve Yosuke de yanıma henüz gelmemişti. Bunun nedeni ise büyük ihtimalle yanıbaşımda yerde yatan Yukiko idi. Onlara bakarak gülümsedim ve herhangi bir şey söylemeden oturmaya devam ettim. Karaya her geçen dakika biraz daha yakınlaşıyorduk ve artık toparlanmamız gerekecekti. Aklımdaki soru ise hala uyanmayan Yukiko'yu ne yapacağımızdı.

Yanıma doğru yaklaşan surat tanıdık bir surattı. Yolculuğumuzun başında bizimle konuşan kekeme denizci temkinli ve yavaş adımlarla yanıma gelmiş ve Yukiko'ya dikkatli şekilde bakmaya başlamıştı. Sanırım herkesin tek ortak çekincesi şu an buydu. Nihayet konuşmaya başlamış ve konuştuğu her saniye artık bitmesini istemiştim. Bizi limana kadar atamayacaklarını belirmiş, ardından tekrar geri dönerek unuttuğu şeyi; Yukiko'yu da almamız gerektiğini söylemişti. İlk dediği şey sorun değildi, zaten yürüyerek kısa bir sürede görünen adaya ulaşabilirdik. Fakat Yukiko bizim görevimizin bir parçası değildi. Ancak kendine gelene kadar onun yanımızda kalması problem olmazdı. Daha sonrasında istediğini yapmakta özgür olabilirdi. Kafamda bir şeyleri netleştirdikten sonra kekeme tayfaya gözlerimi sert bir şekilde diktim ve söze girdim. "Ne? İstemiyor musunuz? Dur şimdi uyandırayım kızı da görün siz. Sıçtınız oğlum! Ne demek istemiyoruz lan!" şeklinde hiddetli bir şekilde konuşmuş, fakat konuşmamın sonunda kahkahama engel olamayarak orta şiddetle, uzaktakilerin duyamayacağı bir kahkaha patlatmıştım. Denizcinin yüzünün ne şekil alacağını tahmin edemiyordum fakat daha sonrasında kendimi toplayıp tekrar konuşmuştum. "Şaka şaka..."

Denizciyle olan kısa süreli münasebetim bittikten sonra geminin adaya biraz daha yakınlaşmasını bekleyecektim. Ardından Ryoken'in yanına gidip gitmemiz gerektiğini bildirecektim. Kızın yanımızda gelmesine biraz burun kıvıracağını tahmin ediyordum. Ancak görev için bir engel değildi, belki biraz yavaşlayacaktık. Fakat kızı burada bırakamayacak durumdaydım. En azından kendine gelene kadar sorumluluğunu alabilirdik. İki koca adam canavar bir kızı idare edemeyeceksek ölelim! Yukiko'yu kucaklayıp, Ryoken'in yanına gittikten sonra ona durumu izah edecektim. Ardından güvertenin ucuna doğru yaklaşıp geminin biraz daha yaklaşmasını bekleyecektim. Bu esnada Kanji ve Yosuke'ye kafamla bir selam vermeyi ihmal etmezdim herhalde. Sonra mümkün olan en hızlı şekilde hedefimizdeki lokasyona ulaşmalıydık.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 146
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » September 19th, 2019, 10:18 pm

Ben partiye geç kalmış biri olarak, etrafıma baktığımda saldırganların gördükleri manzaradan dolayı kaçtıklarına şahit oluyordum. Sanırım karşımda böyle birisinin olmasını bende istemezdim. Yukiko'dan gelen çığlık herkesi şoka sokmuş durumdaydı. Ringo Yukiko'ya gidip onun iyi olup olmadığını kontrol ederken, bense katanamdaki kanı ayağıma silmekle meşguldüm. Yukiko'nun hala yaşayıp yaşamadığını kontrol ederken, etrafta herhangi bir düşman olup olmadığını kontrol etmek için etrafa göz gezdirmeye başladım. Bir kısmı yaralı, ancak diğerlerinde ciddi bir hasar olmayan tüm yüzler tayfa üyelerine aitti. Tayfa üyeleri yavaş yavaş kendine gelmeye başladığında, kızın bu duruma girmesinde suçum olup olmadığını düşünüyordum. Adamın boğazını keserken sıçrattığım kanlar kızın suratına gelmeseydi, belki böyle bir duruma girmezdi. Ancak, düşündüğüm başka bir şey ise onun savunma mekanizmasını keşfetmiş olmamdı. İçinde başka bir şeyin yatıyor olduğu teorisi kafamda doğrulanmaya başlamış, ancak bunun nedenini keşfedememiştim. Belki onunla bunu hatırlayıp hatırlamadığı hakkında konuşmam gerekiyordu ancak kararsız bir durumdaydım. Yukiko konusunda onu daha fazla keşfetmeli miydim, yoksa olduğu gibi bırakmalı mıydım, hiçbir fikrim yoktu. Onu keşfedebilecek olmak beni ne kadar heyecanlandırsa bile, işin bu boyutu beni tedirgin ediyordu. Bunu iyice düşünmem ve ona göre hareket etmem gerekiyordu, biliyorum.

Kaptanın gür sesiyle birlikte düşüncelerimden arınmış ve kendime gelmiştim. Kesin emirlerle birlikte bu olayı daha önce kaç kere tekrarladığını kısmen anlıyordum. Yukiko gibi birini daha önce görmemiş olsa bile, korsanlarla olan savaşlarında neler yaşadığı ve tecrübesinin olduğu anlaşılabiliyordu. Kendini ilk toparlayanlardan olmuş, kafasını çevirip uzaklaşan gemiye küfürler ederken sigarasını yakıyordu tekrardan. Bu tayfanın başı, kaptanı olarak kendini ilk toparlayan kişi o olmalıydı zaten. Yoksa böyle bir tayfaya karşı güveni nasıl sağlayacaktı? Omzundaki kılıç yarasına ve akan kanına rağmen pek umurunda değil gibiydi. Beni şaşırtan bir iradeye sahipti, en azından bu kadar hızlı toparlanabilmesini pek beklemiyordum. Bu duruma yarım bir ağızla gülümseyip kafamdan geçen aptalca bir düşünceyi eyleme koymayı düşündüm. Her şeyi boşverip, sadece bunu düşündüm.

Koluma çakra verip, mührün etkisini kaybetmesini ve tekrardan kullanabilmeyi diledim. Böyle bir düşünceye bir anda kapılmamın sebebi, kolumdaki gücün apayrı ve bağımlı edici bir güç olmasıydı. Kolumun kana bağımlı olması gibi, bende onu hatırladıkça onun gücüne bağlanıyordum. O gücün verdiği şehvet için yanıp tutuşuyordum ve onu daha fazla kullanmak istiyordum. Bu yüzden, mührü etkisiz hale getirmek istedim ancak aldığım emirler bunu yapmamam gerektiğini söylüyordu bana. Mührün açılması durumunda nasıl bir şeyle karşılaşacağım hakkında bir fikrim yoktu ve Ringo'yu zor bir duruma sokabilirdim. Üstelik, onun emrinde olmam daha büyük bir yük olurdu benim için. Kendimi ve arkadaşımı zora sokmamalıydım. Bandajlı elimin avcuna kitlenmiş bir şekilde bakıyordum. Bana bunu veren Gennosuke'nin hala kolun üzerinde etkisi oluyor olsaydı, yüksek ihtimal benimle iletişime bile geçebilirdi. Ancak bunun mümkün olmayacağını biliyordum, belki sözüne güvenilecek biri olmayabilirdi, büyük bir taklitçi olabilirdi ancak bana kolum üzerinde etkisi olmadığını söylediğinde inanmıştım. İshichou ise en mantıklı olanı, bir tehlikeyi yok etmek için bu yola gitmemi istemiş ve mührü yaptırmıştı. Derin bir nefes aldıktan sonra, Ringo'nun cümlesiyle kafamda bir zonklama oluştu.

Bana onu annesi sandığını söyledi. Ben öyle bir şey duymadım, ancak neden böyle bir cümle kullandı? Neden onu öyle sandığını düşündü? Sorulması gereken bir çok soru ve öğrenilmesi gereken bir sürü cevap vardı. Neden, neden annesi sandı? Gözlerim fal taşı gibi açılmış ve dudaklarım yukarı doğru kıvrılmaya başlamıştı. Farklı bir şeyler, özellikle annesiyle ilgili bir şeyler olmuş olmalıydı. Bunu Ringo'ya söylemiş veya onu annesi olarak görmüş olabilirdi. Ancak bunu öğrenmeliydim, ne olduğunu ve neden böyle söylediğini öğrenmeliydim. Yelkenler yeniden açılmaya ve gemi deniz üzerinde gitmeye başlamıştı tekrardan. Ringo'ya sorumu sormayı düşünürken, Kanji ve Yosuke'nin kasti olarak ikisinden uzak durduğunu gözlemledim. Bu ikilinin bu kadar çekingen olmasının sebebi Yukiko'nun büyük bir tehlike olması olabilirdi. Ringo ile kekeme bir şeyler konuştuktan sonra Ringo kızı kucaklayarak yanıma geldi. O sırada tekrardan bandajlı elime bakıyordum, ancak Ringo'nun anlattığı şeyler ile gözlerimi onun gözlerine diktim. Siktiğimin kaptanı sanki ona saldıran korsanlar bizmişiz gibi tavır sergiliyordu. Yapacak bir şey yoktu, sığ bir adada inip yolumuza Yukiko ile birlikte devam etmeliydik.

Kız hakkında en önemli detayı farkında olmasa bile Ringo taşıyordu. Kekemenin uzaklaştığını gördükten sonra Ringo'ya sorup cümlelerimi sıralayacaktım.

"Az önce çok önemli bir şey dedin Ringo. Kız neden seni annesi sandı? Sana bir şey mi söyledi yoksa seni öyle mi gördü? Bu soru çok önemli. Kafamdaki bazı noktaları tam yerine oturtmam gerekiyor, en önemli parçalardan birisi burası."

Bu konuda oldukça düşünceliydim. Bir yandan kızı keşfediyor olmak hoşuma gidiyordu ancak bir yandan tedirgin oluyordum. Bilmeden damarına basarsak, yüksek ihtimalle işler tekrardan çığrından çıkabilirdi. Bu yüzden bu kıza karşı her adımı oldukça temkinli bir şekilde atmalıydım. Ringo'ya şimdilik kafamdan geçenleri söylemeyi düşünmüyordum, ancak illaki öğrenecektir. Yüksek ihtimalle şuanda bir şey düşündüğümü bile düşünmüyordu, ancak bu sorudan sonra düşünecektir. Açıklama zamanım işte bunu düşündüğü zaman gelebilir. Şimdilik Ringo'yla bu konuda sohbet edecek, inmemiz gerektiğinde sığ adaya inecektim. Benim için bir sıkıntı yoktu, istedikleri yerde bırakabilirlerdi.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » September 29th, 2019, 10:29 pm

Ringo'nun ağzından ciddiyetle çıkan tehditvari sözler adamın korkuyla birkaç adım gerilemesine ve refleksif olarak ellerini yüzünün önüne getirmesine sebep oluyor. İlk cümlesinin hemen ardından gelen 'şaka' ibaresi ise bu korku dolu postürü eski haline getiriyor kısa bir süre içerisinde, ancak yüzünde kızgın bir ifade görebiliyor adamın Ringo. Pek takılmaya değer biri olmadığını halihazırda bildiğinden, adamın ağzından derin bir nefes verip söylene söylene gitmesine karşılık bir şey yapmıyor. Ryoken kendi iç hesaplaşmalarını sürdürürken, Yukiko'yu kucağında taşıyan Ringo'nun yaklaşması ve cümlesini kurmasıyla aklı tamamen bu konuya odaklanıyor. Ringo'ya sorusunu yöneltiyor meraklı bir şekilde. Bu esnada ikisi de, artık iyiden iyiye görünmüş olan kara tarafındaki güverteye doğru yöneliyorlar. Yelkenlerin hafif hafif kapatılmaya başlamış oluşu, geminin karaya en fazla bu kadar yaklaşacağının sinyali gibi adeta.

Bir süredir gökyüzünde toplanmakta olan bulutlar havayı iyiyden iyiye karartmaya başlarken, gemiyle karanın arasında yaklaşık 70-80 metre kadar bir mesafe kalıyor. Gemi, yavaşlayıp duruyor yelkenlerin kapatılmasıyla. Demir atmış değil, ancak çok da güçlü olmayan akıntı geminin ilerlemesi için yeterli gelmiyor. Ringo, kucağındaki Yukiko ve yanındaki Ryoken'le birlikte güverteden denize atlamadan hemen önce uzakta hala kendilerini izlemekte olan Yosuke ve Kanji'ye başıyla hafif bir selam veriyor. İkilinin Yukiko'dan çekindiği aşikar, ancak vedalaşmak üzere yanınıza gelmeseler bile hevesli bir şekilde başlarını sallıyor onlar da. Kaptanın size bakmadığını farkediyorsunuz.

Geminin birkaç metrelik yüksekliğinden su zemine atlayıp nazik bir şekilde konuyorsunuz yüzeye. Tam bu esnada, bir gökgürültüsü kopuyor ve hafif hafif düşmeye başlıyor yağmur damlaları. Yukiko, hafifçe mırıldanıp pozisyonunu rahatlaştırıyor. Artık komada olmaktan ziyade, uyuyormuş gibi görünüyor. Yüzü oldukça rahat ve sakin, mırıldandığı kelimelerden herhangi bir anlam çıkartamıyorsunuz. Gemi, sizin inişinizle birlikte yeniden yelkenlerini açmaya hazırlanırken, karaya kadarki kısa yürüyüşünüze başlıyorsunuz. Hedefinizdeki ada, şimdi yalnızca yürüme mesafesinde sizler için.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » October 2nd, 2019, 11:42 pm

İnsanların salaklıklarına doyum olmuyordu. Hayır, öyle bir salaklık değil aslında. Salak tam tabiri değil, bazı insanlar şapşal. Ben de aslında göründüğümün aksine oldukça gıcık biriyimdir. Belki de görünüşüm de öyledir, bilemem. Genelde dostvari bir şekilde yaptığım şakaların insanları sinirlendirdiğine defalarca kez tanık oldum. Bu kez ise adamın yüzünün aldığı hal, sonrasında şaka yaptığımı belirttikten sonraki tepkisi ise benim için bu stresli ve macera dolu gemi yolculuğunun bir nebze olsun morali olmuştu. Moraldi evet. Seviyordum insanları gülünç durumlara sokmayı. Küçükken dayak yemişliğim dahi var. Sanırım artık pek insanların tekme tokat dalmaya girişeceği türden biri değilim. Bunu da kullanmayı seviyorum aslında. Adam söylene söylene tıpkı çocuğuna kızan bir anne gibi yol aldığında; ben de artık hareketlenmeye karar vermiştim. Yerde yatan ve hala ayılamamış Yukiko'yu kucağıma alıp Ryoken'e doğru ilerlemeye başladım bende.

Ryoken'in yanına geldiğimde ise Yukiko'nun anne sevgisinden derdimi yanmış, sonrasında artık gitmemiz gerektiğini de belirtmiştim. Fakat bu çocuk hep kız konusunda fazla meraklıydı. Şu an ben bile az önce olanların etkisinden hala çıkamamıştım aslında. Meraklı bir velet gibi kızı ayıltıp bunu nasıl yaptığını sormak istiyordum fakat, uygun olmazdı sanırım bana. Ryoken ise kızın yaptıklarından sonra, yani en hafif tabiri ile etrafı kırıp geçirmesinden sonra hala annesini babasını soruyordu. Anlamak güç...

"Kız az önce önüne geleni doğradı, yetmedi kafalarını kesti; o da yetmedi kesilen kafaları havada bir daha kesti!" dedikten sonra ses tonumu daha alaycı, feminen bir tona oturtarak devam ettim: "Sen hala niye annesi sandı diyorsun... Şu an kucağımda bir bomba taşıyorum bak! Resmen kitlediler bize veledi. Kız uyanınca kendin sorarsın artık!"

Ryoken'e verdiğim garip ve atarlı cevaptan sonra kızın kılıcını da uyandıktan sonra ona geri vermek üzere asmıştım ve güvertenin ucuna doğru hareketlenmiştim. Bulutların güneşle dansı da sona ermeye başlamıştı. Hava kararıyor, fakat ada ile gemi arasında 100 metreden daha az bir mesafe kalmıştı. Kısa bir sürede yürüyerek ulaşabilirdik. Gemi, zaten pek de güçlü esmeyen rüzgar karşısında demir atmaya dahi gerek kalmadan durmuş ve bizimde artık yola çıkma vaktimiz gelmişti. Son kez ardıma baktığımda, verdiğim selam üzerine Yosuke ve Kanji'den yanıt almıştım. Yukiko'dan çekindiklerinden dolayı yanımıza gelmemişlerdi fakat onlara haksız diyemezdim. Huysuz kaptanın ise pek umrunda değildik.

Gemiden atlamamızın ardından, suyun yüzeyiyle buluşan ayaklarımız hareketlenmeye başladı. Pek zaman geçmeden ise bir anda patlak veren bir gökgürültüsünün ardından yağan damlalar suratımla buluşmuştu. Sesten olacak, Yukiko biraz mırıldanmış ve kucağımı bir yatak gibi kullanarak uyumaya başlamıştı. Ona bakarken biraz gülümsediğimi farkettim. Baygınlıktan ziyade, yorgun bir şekilde uyuyordu. Sanki, az önce milleti biçe biçe yardıran kişi, sonra da yükselen o şeytani çığlık... O değil gibiydi. Bunu artık ciddi ciddi düşünmem üzerine Ryoken'e biraz olsun hak verir gibi olmuştum. Sanırım bu konularda daha iyiydi. Kabul etmeliyim ki, insanları sinir etmekten başka bir işe yaramıyordum çoğu zaman ve sanırım o bunu çözebilecek yeteneğe sahipti.

"Şu kılıç eşek ölüsü gibi! Kızı sen tut biraz, al hadi." Dedikten sonra kızı hafif ve naif bir hareketle yanımda yürüyen arkadaşıma uzatıp onu kucağımdan almasını bekledim. Yukiko'yu aldıktan sonra ise konuşmama şu cümlelerle devam edecektim. "Katliam falan yaptı ama nihayetinde küçük bu. Dediğin gibi eğer, ailesinin önemli bir parça olduğunu düşünüyorsan sanırım bunun cevabını bulmayı sana bırakabilirim."

Sözlerimi aslında benim de bu konu hakkında oldukça meraklı ve bilgiye muhtaç olduğumu taşıyan, yumuşak bir ses tonuyla sarfedecektim. Adaya ulaşıp, ne yapacağımızı konuşana kadar kızın uyanacağını sanmıyordum. Bir yandan görevimizin artık sonuna yaklaşmıştık. Kız uyandıktan sonra ne yapacağını kendi bilirdi. Açıkcası onu gemide ilk gördüğümde zaten olduğundan daha büyük olduğunu sanmıştım. Sonradan o geveze, ama bir o kadar da masum halini gördüğüm an bu düşünceyi unutmuştum. Fakat sanırım Yukiko, kendi kararını alabilecek kadar olgundu. O yüzden uyandıktan sonra ne istiyorsa onu yapardı. Yolculuğuna devam edecekse ve sorularımıza cevap vermeyecekse sanırım onun takdirine bırakmalıydık. Çünkü shinobi olduğum günden beri normal bir şeyle karşılaşmamıştım! Bu en garip olaylarımdan biri olsa bile sanırım artık şaşkınlık evresini çoktan atlatmış, olanları bir bir sindirmiştim. Adaya yürürken ise çıkacağımız karanın nasıl bir yer olduğunu kestirmeye, sivillerin tavırlarına ve bir tehdit olup olmadığına dikkat edecektim. Tatsız bir sürprizle karşılaşmayı gerçekten istemiyordum.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 146
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » October 3rd, 2019, 12:25 am

Ringo yaklaştığında ona sorumu yönelttiğimde, ondan daha farklı bir şekilde cevap bekliyordum. Ancak ondan aldığım cevaptan sonra suratımda garip bir tebessüm oluştu. Olayı benim gibi incelememiş, derinlemesine düşünmemişti. Kucağında taşıdığı bombanın, asıl patlayan kısmı bedeni değil zihniydi. Bedeni sadece kendini ön plana çıkarmayı başarmıştı, en azından insanların ve Ringo'nun gözünde. Onlar, Yukiko'nun nasıl kafa kopardığını düşünürken, ben neden böyle birine dönüştüğünü sorguluyordum. Ringo tarafından atarlı bir cevap yedikten sonra, basit bir cevap verdim.

"Ona sormamız mantıklı değil. Zaten cevap verebileceğini sanmıyorum."

Ona sadece "anne" lafını kullandığımda bile gözleri boşlaşmış ve ne sorduğumu hatırlamamıştı. Ona bu soruyu yönlendirsem bile zihninden geçen bir şeyin ona engel olacağını düşünüyordum. Yaşanan olayda bir çok önemli nokta vardı. Hangi birine odaklanmalıydım bilmiyorum. Her şey, onun suratına kan sıçraması ile başladı. Başlarda gerçek bir savaştan korkuyor olduğunu düşünüyordum, ancak korkmuş olmasının sebebi yüzüne sıçrayan kan da olabilirdi. Her şeyin fitilini ateşleyen o kan olayından sonra, ağzından çıkan o kelimeler büyük bir anlam taşıyor olmalıydı.

“Sensei. Yardım et. Sensei. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sensei.”


Bunlar korku anında ağızdan çıkmış basit kelimelerden ibaret miydi, yoksa onla bir şekilde iletişime geçebiliyor muydu? Sadece korkudan yardım mı diliyordu, yoksa sensei dediği kişi gibi dövüşmeye mi başlıyordu? Cevaplanması gereken bir çok soru vardı ancak hiçbir cevap üretemiyordum. Özellikle sensei'si ile alakalı olan kısım hakkında hiçbir cevap bulamıyordum. Yüksek ihtimalle, kızın annesi babası öldürülmüş olabilirdi, yüzüne kan sıçradığında anıları canlandı ve sonrasında delirerek herkesi doğramaya başladı. Ancak bu normal bir delirme değildi. Sanki bir gücü olabildiğince vahşi bir şekilde dışarı veriyordu, içinde gizli kalmış bir şeyi canlandırıyordu. Sensei'si bunu biliyor olmalıydı, bunu bildiği için mi kızı tek başına yollamıştı? Sorular arttıkça artıyordu ve hiçbir şeyin cevabını veremedikçe kendimi dipsiz bir kuyunun içinde hissetmeye başlıyordum. Aynı zamanda Yukiko'ya olan merakım, onun yanında olma isteğimi arttırıyordu. Normal bir çocuk olsa, umurumda bile olmazdı ancak, o benim sorularımın cevabı.

Ringo şu iki dangalak adama selam verdikten sonra, nazik bir şekilde atladık su zemine. Kaptan bize bakmıyordu bile, zaten bizi yarı yolda indirmişti. Bakmasa daha iyiydi. Zemine indikten sonra büyük bir gök gürültüsü koptu ve yağmur damlaları suratımıza inmeye başladı. Yukiko mırıldanıp Ringo'nun kucağında rahat bir pozisyona geçince, uyumakta olduğunu anlıyorduk artık. Gemi biz indikten sonra hareketine devam etmek için yelkenlerini açmaya hazırlanıyorken kısa sürecek yürüyüşümüze başladık. Ringo, kızı almamı söyledikten sonra kızı rahat bir şekilde almaya çalıştım. Onu rahatsız etmemek için biraz daha nazik davranıyordum. Kızı kucağıma aldıktan sonra dediklerini dinlemeye devam ettim. Kızın uyuduğundan emin olup konuşmaya başlayacaktım Ringo'ya bakarak.

"Annesi ve babası kilit nokta. Katliam yapmış olmasının ve kendisini kaybetmiş olmasının sebeplerinden biri olmalı. Ancak anne ve babasıyla ilgili nasıl bir sebep olabilir bilmiyorum. Sensei'si dahil herkesin bu konuda bir rolü var ancak bu rolleri çözemiyorum henüz."


Dedim düşünceli bir şekilde. Ardından konuyu değiştirmek için tekrardan gülümsedim. Yukiko'nun herhangi bir şekilde bu konuyu duymasını istemiyordum. Tekrardan bir vaka yaşanmamalı, en başta bu konu hakkında üzülmemeli.

"Seni gördüm, iyi dövüştün ama tabi kavganın gözdesi bendim. Yani her zaman benim olduğum ortamda gözde ben olurum."

Dedim dalga geçerek. En azından gideceğimiz yere kadar daha iyi muhabbetler çevirebilirdik. Ona sataşmak zevkli olabilirdi, çünkü onun da insanlara sataşmayı sevdiğini anlamıştım. Biraz da ben ona sataşayım.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » October 4th, 2019, 12:00 am

Karaya olan yürüyüşünüz, taşıdığınız yükler ve rahatlamanın getirmiş olduğu muhabbetiniz sebebiyle birkaç dakika kadar sürüyor. Bu esnada, siz karaya yaklaştıkça bulutlar iyiden iyiye kapanıyor ve şiddetli bir yağmur yağmaya başlıyor. Birkaç şimşek çakıyor, gökgürültüsü duyuyorsunuz. Ancak kızın rahatı yerinde gibi, üzerinize şiddetli bir şekilde düşmeye başlayan yağmur damlalarına rağmen hiç keyfini bozmuyor.

Sizin keyfiniz de oldukça yerinde sayılır aslında, yapmanız gereken tek şeyin adadaki laboratuvarı bulmak ve Ryoken'in aletini teslim aldıktan sonra dönmek olduğunu biliyorsunuz. Gerçi buraya gelirken yaşadıklarınızın ardından belki de birkaç gün adada dinlenmenin kötü bir fikir olmadığını düşünmeye başlıyorsunuz. Sözkonusu adam gerçekten Ishichou'nun eski bir tanıdığıysa -ve Ryoken'in bir önceki macerasındaki gibi sahte biri değilse- sizi ağırlayabileceğine eminsiniz. Gerçi sözkonusu aletin nasıl bir şey olduğuna dair pek bir fikriniz de yok. Belki kurulması ve ayarlanması günler sürecek, net bir fikriniz yok. Ancak odağınız görevin sonuna yaklaştığınızı hissetmenizle birlikte iyiden iyiye belirginleşmiş durumda. Yukiko konusu ise şuan için pek üzerinde durmak istemediğiniz bir şey gibi görünüyor.

Karaya ulaşmanızla birlikte, sizi büyük kayalıklar karşılıyor bir plajdan ziyade. Yağmur ve bulutların getirdiği karanlığa rağmen arada çakan şimşeklerden ayaklarınızın altındaki suyun derinliklerini görebiliyorsunuz. Kıyıdakine benzer şekilde, büyük ve tehlikeli görünen kayalarla dolu zemin. Geminin yaklaşmama sebebinin belki de bu olduğunu düşünüyorsunuz, aklınızın bir köşesi sebebin Yukiko olduğuna emin olsa dahi.

Aynı anda sıçrayarak, ilk kayalıkların tepesine fırlıyorsunuz. Deniz yüzeyinden yaklaşık iki metre kadar yükseklikte, yağmurun kayganlaştırdığı yüzeyinde ayaklarınıza verdiğiniz chakra akımını kesmeyerek rahatlıkla durabiliyorsunuz. Bir yandan sohbetiniz sürüyor. Gerçi yağmur ve gökgürültüsü sebebiyle birbirinizi duyabilmek adına seslerinizi biraz yükseltiyorsunuz ancak ıssız görünen bu noktada sizi herhangi birinin duyabileceği veya duymak isteyebileceği konusunda şüpheleriniz var. Sorun olmayacağına eminsiniz.

Bir sonraki kayalığa sıçradıktan sonra, aşağı doğru hafif bir eğim almaya başlıyor zemin. İleride kayalıkların azaldığını ve nispeten daha rahat bir zemine çıkabileceğinizi görüyorsunuz. Kayalıklar, aralarından yürüyebileceğiniz yer yer geniş yer yer dar bir patika şeklinde önünüzde uzanıyor. İşte tam bu anda, normal olmayan şeyi farkediyorsunuz.

Karanlıkta, kayalıkların arasında heyula gibi dikilmiş olan üç kişi farkediyorsunuz. Oldukça iri görünüyorlar, üzerlerinde yer yer yıpranmış koyu renkli cübbeleri görebiliyorsunuz. Ancak asıl tuhaf gelen şey, üçünün de yüzünde büyük metal kasklar olması oluyor. Yüzlerini tamamen kapatan bu kaskların ikisinde gözler için açılmış delikler var, deliklerin içinde yalnızca karanlığı görüyorsunuz. Biri ise, diğerlerinden farklı bir şekilde garip gagaya benzer bir yapıya sahip. Çok emin olamıyorsunuz, ancak cübbelerin arasından görebildiğiniz kadarıyla, adamlar Yukiko'nunkine çok benzeyen demir zırhlarla kaplılar. Tek bir farkla, cübbeleri gibi zırhları da oldukça eski ve yıpranmış görünüyor. Gaga şeklinde kaskı olan adam, bir adım ileri çıkıyor sizin duraksamanızla ve zırhlı parmağını ileri doğru uzatıyor. Yukiko'ya doğru: "Onu biz alıyoruz, sessizce yolunuza devam edin ve unutun."
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » October 4th, 2019, 3:19 am

Yürüyüşümüze eşlik eden yağmur, gök kubbenin en sevdiğim; hatta aşık olduğum halinin yeryüzüne yansımasıydı. Yürüyüşümüz sırasında biraz muhabbet etme imkanı da bulmuştuk. Ryoken ile konuştuğumuz tek konu aslında Yukiko idi. Sıradan bir muhabbet açıp kafa patlatmadan yürümeyi veyahut hiç konuşmamayı tercih ederdim fakat; aklımın bir köşesinde sıkışmış ve cevap istiyoruz diye bağıran o minik sorular peşimi bırakmıyordu. Küçük sorular birleşiyor, hepsi kızın yüzünde toplanıyor. Olanca masumluğu ile kucağımda uyuyan kız ise büyük ihtimalle en az şeyi bilen idi. Bir anlık böyle bir teoriye kapılmıştım. Neyse ki Ryoken, bu konuda hem daha istekliydi hem de daha meraklıydı. Bu merakına onu bir nebze yakınlaştırmak adına kızı ona bırakmıştım. Yolumuza bir süre böyle devam etmiştik. Bu esnada bana takılmayı ihmal etmemiş, savaşın gözdesi olduğundan bahsetmişti. Bunu içten bir gülümsemeyle geçiştirmiştim. Ardından: "Evet tabii ki de gözde sendin! Ben korsan şişlerken sen ağzın açık, delici bakışlarınla ve müthiş heykele dönüşme tekniğinle ortalığı kasıp kavurdun!" Sanırım ikimiz de biliyor olmalıydık ki; Yukiko ortalığı kırıp geçirmişti. Bu gerçek nedense aklımızı kurcalamakla kalmıyor, sanki utanıyormuş gibi bundan pek bahsetmek istemiyorduk. Bahsettiğimizde de altında hep bir neden arıyorduk. Bir şey bilmeyişimizin bir an huzurlu hissettirdiği kanısına kapılmıştım. Sonuçta kendimi tanıyordum. Görev odaklı, karmaşık olmayan bir insandım. Nihayetinde bunu çözmekten çok uzaktık ve şu anlık Yukiko konusundan önemli bir konu varsa o da görevimizdi.

Görev demişken, gemide geçirdiğimiz hararetli yolculuk sağolsun; pek bunun üzerinde düşünememiştim. İçimde zaten hedefimize ulaşmanın sevinci vardı bir yandan. Ryoken için sevindirici olan, eksikliğini giderebileceği ana her an daha yaklaşması olmalıydı. Adamın tesisini bulduktan sonra işimiz kolaylaşacak ve her nasıl olacaksa oradan sonrası aslında benim için yalnızca beklemek olacaktı. Artık uygulayacağı ve hakkında hiç bir fikrimin olmadığı bu işlem ne kadar sürecekse, burada bir süre kalmak zorunda kalabilirdik. Başımızın çaresine bakmak sorun olmazdı ve yeni yerler görmeyi seven benliğime kısa süreli bir tatil hediye edebilirdim.

Yer yer muhabbet etmiş, yer yer sessiz kalmıştık. Tehlikeli ve boyları iki metre civarında olan kayalıklı kıyı şeridi, geminin neden yaklaşmak istemediğini bize söylüyordu aslında. Bağıran gök ve gözyaşı misali akan damlalar eşliğinde ilerleyişimizi sürdürüyor, kayalardan atlayarak kıyıya çıkmaya başlamıştık. Bir plaj olmasını tercih ederdim fakat sorun değildi. Kasvetli bir havaya yakışacak olan sanırım buydu. Islak kayalardan birer birer atlıyor ve bu esnada biraz yüksek sesle muhabbet ediyorduk. Yukiko şu an Ryoken'in kucağında olduğu için ara ara dönüp bakıyor, onu kontrol ediyordum. Her ne kadar göreve odaklanmış olsam bile yanımızda olması aklımın bir köşesindeki kontrol mekanizmasını tetikliyordu. Bizim için bir gizemdi, fakat devam ediyorduk. Her gizem çözülmek için yollanmıyordu karşımıza.

Ayaklarımdaki chakrayı artık tutmama gerek yoktu zira; kayalık tırmanışımız sona ermişti ve bizi karşılayan düzlük, geniş bir zemin hemen önümüzdeydi. Yer yer kayalıklarla daralan, genişleyen dengesiz bir patika yolumuzu oluşturuyordu. Ryoken ile göz göze geldikten sonra ona verdiğim işaretten sonra son kez atılıp yere indim. Yürümeye devam ediyor, motivasyonumu bozmamaya gayret ediyordum. Karaya henüz çıkmamışken kendi kendime bir sürpriz yaşamamak istediğimi söylemiştim, şimdi ise bozmamaya çalıştığım motivasyonum hemen önümde duran zombiye benzeyen yaratıklar yüzünden biraz bozulmuştu. Ellerim, cübbemin içinden shurikenlerimi kavramıştı. Bir yandan da yaklaşmaya devam ediyordum. Ryoken de farketmiş olmalı, ona işaret verdiğim an bir hamle yapabilirdim. Temkinli adımlarla yürüyorduk ve yaklaştıkça resim daha da netleşmeye başlıyordu.

Karşımızda adeta korku temalı kitaplardan fırlamış, zebanilere benzeyen garip kıyafetli ve maskeli üç herif vardı. Şaşkınlığım malesef tiplerinden ziyade, kıyafetlerineydi. Giydikleri plakalar tıpkı Yukiko'nun üzerindekilere benziyordu. Maskeleri ise yüzlerinin tamamını kaplıyor, onların insan suretinden oluştuğunu dahi gizler nitelikteydi. Görmek için açık bırakılan göz bölümünden dahi gözleri seçilmiyor, yalnızca karanlıkla baş başa kalabiliyordum. İçlerinden birisi ise oldukça komik gelmişti bana. Gagaya benzeyen bir çıkıntıya sahip maskesiyle öne atılmıştı. Kirli cübbesi karanlıkta savrulurken, elini uzatmış ve beni dumur edecek sözleri söylemişti. Düşüncelerimi duyamamaya başlamış, feci şekilde ikileme düşmüştüm. Sayı olarak azdık ve karşımızdakilerin yeteneklerini hiç bilmeden böyle bir riske atılmayı doğru bulmuyordum. Bir yandan, Yukiko bizim problemimiz değildi. Değildi fakat, onu öylece onlara vermek ne kadar mantıklıydı? Onu tanıdıklarını, gemide olmasının sebebinin onlar olduğunu düşündüm. Fakat neden içim rahatlamıyordu? Olanlardan sonra hiç bir şey mantıklı gelmiyordu zaten! Eğer şu an onu onlara bırakırsak, bu onun kararı olmayacaktı. Bir yandan da görevin ciddi bir tehlikeye düşmesi söz konusuydu. Ryoken'in fikirleri nasıldı, neydi hiç bilmiyordum. Görevin onun için kişisel bir önemi vardı. Bir yandan da Yukiko ile çok ilgiliydi. Burada sağlıklı bir karar alabileceksem, bunu kendi başıma almam gerektiğini anlamıştım. Görevimizi tehlikeye atmayacaktım, bu en önemli felsefemdi. Fakat heriflerin aslını astarını bir nebze olsa dahi bilmeden, onu bırakamayacağımı biliyordum. Gergin hissediyordum, gemide gerginliğimi bırakmıştım fakat şu an yine gergindim. Derin bir nefes aldım, suratımı bana bakan adamın metal kaskına çevirdim. Gergin havayı üzerimden atmak adına, biraz dil dökebilirdim. Ancak, ne olursa olsun; doğru olanın ne olduğunu da biliyordum.

"Maskeli balodan erken çıkmışa benziyorsun Kargaburun! Böyle selamsız sabahsız, emreder gibi! Hiç hoş değil..." dedikten sonra tepkilerini görmeyi beklemedim. Zira ne yüzlerini, ne gözlerini görebiliyordum. Sözlerime yutkunduktan sonra devam ettim:
"Kızla işimiz yok zaten. Biraz bakıcılığını yaptık sadece. Yolunuza çıkmayacağız."

Ağzımdan çıkanlardan sonra duraksadım. Şu an bencillik ediyor olabilirdim. Ne olursa olsun, o masum biriydi. Bir şeylerden emin olamadığım için ikilemde kalıyordum. Bahsettiği Sensei, bu adamlardan biri miydi? Yukiko bunları gerçekten tanıyor muydu? Yukiko hakkında kararı ona bırakacaktım fakat şu an bu gerçekleşmiyordu. Böyle de yoluma devam edebilirdim fakat içimde bir soru işareti kalacaktı. Ryoken'e göz ucuyla baktım, ardından Yukiko'yu işaret ettim. Saniyeler içinde gözlerim ve kafamla yukarıyı işaret ettim. Ardından tekrar Yukiko'yu işaret ettim. Ciddiliğim baygın bakışlarımın arasından süzülüyordu. Yukiko'yu uyandırmasını ve onun olanları görmesini istiyordum. Böylece içimde bir soru işareti, bir pişmanlık kalmayacaktı. Gitmek istememe durumu da vardı. Belki düşük bir ihtimaldi fakat, malesef onu yanımızda tutmamız için bir neden yoktu. Yukiko gittikten sonra aklımdaki tek odak görevimiz olmalıydı.

"Belki de fazla kurcalıyorum ama, anlamama yardımcı ol lütfen. Birincisi, 'O' diye bahsettiğin kızın bir ismi var. İkincisi, kızın neyi oluyorsun? Kimsiniz, necisiniz? Üçüncüsü, bir insan suratına onu takacak kadar kötü ne yaşamış olabilir?!"

Son sözlerimin beni pişman etme ihtimali vardı. Belli ki adamlar bir an önce Yukiko'yu alıp gitmek istiyorlardı. Bende zaten onlara kızı vermeyecek değildim. Yalnızca onu uyanık bir şekilde teslim etmek aklıma daha çok yatmıştı. Zira uyanmayacak olursa da yapacak bir şey yoktu. Görevin tehlikeye girmemesi adına bunu kabul edecek ve yoluma gidecektim. Bütün gördüklerimizi ve merak ettiğimiz bir çok detayı ise söyledikleri gibi, unutmayı deneyebilirdik.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”