[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 146
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » October 9th, 2019, 8:29 pm

Karaya giderken ki yürüyüşümüz verdiğimiz kavganın bitmiş olması ile daha rahat bir şekilde ilerliyordu. Muhabbetimizi ediyor, aynı zamanda aklımdan geçenleri düşünüyordum. Karaya yürüdükçe kaplanan bulutlar, şiddetli yağmurlarla birlikte tenimdeki varlığını hissettirirken, kafamın içinden geçenlerin sanki doğada bir etkisi olmuş gibi hissediyordum. Sanki doğa, benim kafamdan geçen karmaşıklığı bu şekilde bana hissettiriyordu. Ringo'ya alaycı bir şekilde takılmam ile tam beklediğim gibi bir cevap almıştım. Oda bana takılıyordu, ancak içimden geçen bir şey onun bu tür şeyleri hiçbir zaman kötü niyetle yapmadığını söylüyordu. Bunu bilecek kadar tanımıyordum onu, ancak bu tür söylemlerde ciddi olmadığını hissedebiliyordum. Bana heykel gibi durduğumu söylediğinde, yarım ağız gülümseyerek cevap verdim.

"Önemli olan öyle bile dururken kimsenin sana yanaşmaması. Görüyorsun işte, etrafa korku veriyorum."

Dedim. Artık geriye tek bir şey kalmıştı. Adadaki laboratuvarı bulmak ve görevi bitirmek. Görevi bitirmeden önce, adada bir süreliğine kalmak ve orada vakit geçirmek iyi olabilirdi. Üstelik bunun için kalmalık bir yer bulmamıza gerek yoktu. Bu konuşacağımız kişi Gennosuke gibi biri değilse, yani sahte değilse bizi ağırlayabilirdi. Zaten kolumla ilgili olan aletin ne olduğu, takmasının kaç gün süreceği gibi sorulara bir cevap veremiyorduk. Yani en iyisi, adamın yanında bir süreliğine kalmamız olabilirdi. Yukiko konusu ise, bizi şuanlık ilgilendirmeyen bir şeydi. Zaten onu köye götürmeyeceğimi biliyordum, ancak bir şeyleri öğrenmek için ona o anlık bir heves vermem gerekiyordu. Aklımda kalan tek şey, kızın zihninde nelerin olduğunu bilmekti. Yani onu köye götürmeye kalksam bile, bu tamamen kendi menfaatim için olacaktı. O benim bir deneğim olacaktı ve onunla birlikte kendimi geliştirecektim. Kendimi geliştirdikten sonra, sadece bir et çuvalı olacaktı gözümde. Başka hiçbir şey değil.

Karaya ulaştığımızda bizi karşılayan büyük kayalıklar olmuştu. Yağmur ve bulutların getirdiği karanlığa rağmen arada çakan yıldırımlar sayesinde suyun derinliğini görebiliyorduk. Kıyıdakine benzer şekilde büyük ve tehlikeli olabilecek kayalarla doluydu zemin. Gemi belki de bu yüzden buraya yaklaşmamıştır diye düşünsem bile, asıl sebebin hala Yukiko olduğu kafamın bir kenarında duruyordu. Empati yaptığım zaman, sanırım bende bir kaptan olarak onun gemimde durmasını istemeyebilirdim. Bir anda çıldıran birisi, bana bile tehlike oluşturabilirdi. Kaptan olarak sinirlendiğinde veya kendini kaybettiğinde beni tanıyıp tanımayacağını nerden bilecektim? Böyle bir riski almaktansa en iyisi onu gemimden uzaklaştırmak olurdu sanırım. Ancak iyimser düşünürsek, evet geminin karaya yaklaşmama sebebi bu kayalar olabilir. Sadece biz burda inmiş olsak bile.

Aynı anda sıçrayarak ilk kayalıkların tepesine fırladık. Deniz yüzeyinden iki metre yukarısında yağmurun kayganlaştırdığı yüzeyde ayağımıza çakra vermeye devam ederek rahatça yürüyorduk. Sohbetimiz devam etse bile sesimizi yükseltmek zorunda kalıyorduk. Gök gürültüsü ve yağmur sesimizi bastırabiliyordu. Ancak burada bizi birinin duymayacağından emindik o an için, bu yüzden sorun etmeden rahatça konuşabiliyorduk. Bir sonraki kayalığa sıçradıktan sonra, aşağı doğru eğimleniyordu zemin. İleride ise kayalıklar azalıyor ve daha rahat bir zemin görünüyordu. Kayalıklar aralarından yürüyebileceğimiz şekilde ilerlerken, bir sıkıntı çıkıyordu karşımıza. Görmememiz gereken, olmaması gereken bir şey.

Karanlıkta, kayalıkların arasına dikilmiş üç tane eleman duruyordu. Oldukça iri olan bu adamlar, üzerlerinde koyu renkli, yıpranmış cübbelerle duruyorlardı. Tuhaf olan ise, üçünün de yüzünde metal maskeler olmalarıydı. Yüzlerini tamamen kapatan bu maskeler için gözleri açılmış durumdaydı, ancak gözleri yerine karanlık gözüküyordu. Biri ise, diğerlerinden farklı bir şekilde gagaya sahipti maskesinde. Çok emin olamasam da, hepsi Yukiko gibi ağır zırhlar giyiyordu. Cübbeleri gibi zırhları da çok eskimiş durumdaydı. Gagası olan adam bizim durmamızla beraber bir adım öne çıkıp, Yukiko'yu onların alacağını ve her şeyi unutmamızı söylüyordu. Sanırım bu lafı yanlış iki adama etmişti. Ringo'yu yanında olduğum kadar tanıdıysam Yukiko'yu hemen vermeye razı olmayacaktı.

Ringo, alaycı konuşmalarına başladığında bir an için "Daha sert olamaz mısın?" diye sorasım geldi ancak sessiz kaldım. Onun dediklerini dinledikten sonra, üç sorusunu duyunca duraksadım. Son soruyla birlikte adamların bize kızıp saldırması muhtemeldi. Ringo'nun soruları bitince adamlar konuştuktan sonra lafa gireceğim.

"Bir dakika, bir şeyi izah etmeme izin verin."


Dedim, gaga burunlunun gözlerinin içine bakarken Yukiko'yu biraz daha sert tuttum. Herhangi bir saldırı ile karşılaşırsam onu düşürmemek adına bunu yapmam gerekiyordu.

"Sensei dediği kişi haricinde kimseye teslim edemem. Uzun saçlı olan hani, sizin gibi zırh giyen. Sanıyorum ki bu kız sizin için çok önemli olmalı. Belki bir anda, korktuğu bir anda sensei'sinden yardım istediğinde onun vücudu sizin için bir silah oluyordur. Belki başka bir şeyler vardır. Normal olmayan bir şeyler. Yanlış mıyım?"

Dedim. Hiçbir şey tahmin etmiyordum, hatta belki sensei konusunda saçmalıyordum ancak yem atmam gerekiyordu. Ne duyabilirsem o kadar iyidir. Ringo talimat verirse kızı vereceğim, sonuçta onun emrindeyim.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » October 15th, 2019, 9:50 pm

Maskeli adamların her biri, Ringo ardı ardına cümlelerini sıralarken sessizce onu dinlemekle yetiniyor. Bu esnada, adeta birer heykel gibi kıpırdamadan durduklarını farkediyorsunuz. Sözlerden etkilenip etkilenmedikleri hakkında en ufak bir fikriniz yok, ve pektabii bunu yüzlerini tamamen örten maskelere borçlular. "Kurnazlık size fayda sağlamayacak." diyor gaga maskeli adam, sol eli önde birleşmiş olan cübbesini hafifçe kenara doğru itiyor ve az önce farketmediğiniz farklı bir parlaklık çıkıyor ortaya. Adam kemerine tutturulmuş olan kılıcın kabzasını kavrıyor sakin bir şekilde. Bu esnada, ikiniz birden adamdan yükselen aurayı farkediyorsunuz istemsizce. Güçlü olduğu oldukça bariz. Belki Ishichou kadar değil, ya da Juzo kadar; emin olamıyorsunuz ancak o ikisinin size daha önce bu denli öldürme kastıyla bakmadığını bildiğiniz için bir kıyaslama yapmanız oldukça zor. Beyinlerinize aniden yüklenen adrenalin zihninizin daha hızlı çalışmaya başlamasına sebep oluyor. Bu esnada Ryoken planladığı şekilde adam cümlesini kurduktan hemen sonra lafa giriyor.

Ringo'ya yaptıklarına benzer şekilde, adeta bir heykel misali dinliyor adamlar. Öndeki hala kılıcının kabzasını tutmuş halde. Üzerinden yükselen öldürücü aura reflekslerinizi tetiklemeyi sürdürüyor, ancak herhangi bir harekete girişmiş değil. Arkadaki ikili ise onlarla karşılaştığınız ilk andaki hallerindeler halen. Ryoken de cümlelerini bitiriyor, ancak Ringo'ya benzer şekilde onun da bilgi koparma çabası beyhude kalıyor. Maskesinden gaga çıkan adam, Ryoken'in söylediklerini cevaplamıyor. Kılıcını hafif hafif çektiğini görüyorsunuz, savunma pozisyonuna geçmeye hazırlanıyorsunuz. Ve bir an sonra, olaylar patlak veriyor.

Aranızda, sözsüz bir anlaşma yapmış misali Ryoken Ringo'nun arkasına sıçrıyor hala Yukiko'yu tutmakta olduğu için. Ringo ise şuan kendi elinde tuttuğu Yukiko'nun kılıcı kadar büyük olmasa da, normal bir katanadan daha büyük görünen kılıcı karşılamak için aklına gelen ilk şeyi yapıyor. Sol alttan sağ üste doğru bir yarma hareketiyle ilerleyen kılıca karşılık olarak elindeki en büyük kozu kullanıyor; Yukiko'nun kılıcı. Ryoken Yukiko'yu güvenli bir yere bırakmak amacıyla çevresine bakınırken bir yandan arkada durmakta olan iki adamı gözlüyor olası bir saldırı ihtimaline karşın. Ancak adamlar hareket etmemeyi sürdürüyorlar, kendilerine -ya da belki liderleri veya sözcüleri gibi görünen adama- fazlasıyla güveniyor olmalılar. Kılıçların çarpışmasıyla birlikte yükselen çınlama sesi, gökgürültüsü ve yağmurun sesini kolaylıkla bastırabiliyor. Ringo, elindeki kılıç karşıdakinin neredeyse iki katı olmasına karşın korkunç bir baskı hissediyor üstünde, ve ayakları birkaç santim geriye kayarken pek bir şey yapamıyor. En azından herhangi bir hasar almış değil.

Metallerin çarpışması sonucu ortaya çıkan çınlama, her ikinizin de kulağını yakarcasına sürerken Ryoken ellerinde tuttuğu ağırlıkta bir hareketlilik hissediyor, bir an sonra ise; Yukiko'nun fırlayarak Ringo'ya ilerlediğini görüyor. Ancak bir an önce hala uyuyor olduğuna emin olduğu Yukiko'nun elinden kayıp gitmesine karşılık herhangi bir tepki veremiyor. Ringo ise, hala kılıca karşı savunma yapmakla cebelleştiğinden dibine kadar giren küçük kızı farketmiyor. Farkettiği ilk şey, aniden kılıcının üzerindeki baskının azalması ve az önce onu toprağa gömmeye niyetli gibi görünen adamın aniden birkaç adım geri çekilerek tek dizinin üstüne çökmesi. Sol eli hala kılıcının kabzasında olan adam, kılıcının sapını yere batırırken arkadaki adamların da aynı hareketi yaptığını görüyorsunuz. Bu esnada, Yukiko -artık ona ait değilmiş gibi bir sesle- "Alayım onu ben, evet." diyerek şaşkın Ringo'nun elinden kapıveriyor kılıcı. Ve hafif bir tüy taşıyormuşçasına kılıcı sallaya sallaya birkaç adım atıyor. Neler olup bittiğinden pek emin olamıyorsunuz. Yukiko -ya da artık her neyse- birkaç saniye çevreye bakınıyor bir şey ararmış gibi. Ardından: "Hah." diyor bulmuşçasına, ve arkada duran iki adamın arasındaki bir kayanın üzerine çöküveriyor. Adamlar ayağa kalkarken, küçük kızın artık tanımadığınız biri gibi göründüğünü farkediyorsunuz. Her şey aynı, yüzü, saçları, kıyafetleri, sesi. Farklı olan tek şey, daha önce yalnızca bir kez gördüğünüz üzere canlı ve şeytani bir alevle parlayan gözleri. Ancak aynı kişi olmadığına emin oluyorsunuz. Manzarayı birkaç saniye sindirmenize izin veriyor kız, bu esnada dizlerinin üstüne çökmüş olan adamlar kızın etrafına toplanıyorlar iyice, yüzleri sizi hiç umursamazcasına ona dönük: "İstiyorsanız bana sorun, o kadar yardım ettiniz en nihayetinde." diyor oldukça gevşek bir sesle kız. Ağzı hareket ediyor olmasa, başka birinin konuştuğuna emin olabilirmiş gibi hissediyorsunuz.


Image
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » October 18th, 2019, 2:38 am

Ruhumdan bir şeyler kopup gitmişti adeta. Farklılığın tadı ve kokusu, havadaki garipliğin azizliği ile birlikte beynimde çözümlenememişti henüz. Duyduğum tehditkar ses, yerini git gide artan ve adeta ruhumu söküp atacak kadar güçlü; beni bir sinek gibi ezecekmişcesine durdurulamaz bir auraya yerini bırakmıştı. Karanlıkta parlayan metalin parlak ışıltısı, yıldızların arasından en parlağını gözüne iliştirmek gibiydi. Fakat hoşnut olabileceğin türden bir his değildi işte. His, damarlarımı geçiyor; kalbimi bir kaç tur çarptırdıktan sonra bütün gün amuda kalkmış gibi hissetmeme sebep olmak için beynime akın ediyordu. Bu hissi kendimce tanımış, tanımlandırmıştım. Ryoken'in söz alıp konuşması birazcık nefes almama ve hali hazırda motoru ve kasnakları asla durmayan beynimin biraz fikir sahibi olması için zaman tanımıştı. Reflekslerimin çelik gibi olduğunu düşünüyordum, tam şu an. Nedense ne yaparsa yapsın karşılığını verebilecek gibi hissettiriyordu. Lakin ölümün acı veren karartısı, damarlarımdaki kanın dışarı akacak olma ihtimali... Bir şarap gibi yıllanmış fikirlerimin bedenimle birlikte mezara gidişi... Kaldıramadığım korkuların içimi sarmasına izin vermemeye karar verdim. Ryoken konuşmasını bitirirken, pür dikkat adamı izledim. Her an gelebilecek bir saldırıyı bekliyordum. Öte yandan, kıza sahiptik. Bizi tehdit edebilecekleri bir şey yokken, onlara karşı koz kullanabilirdik. Birimizi bile öldürmemek için sebepleri vardı. İşte bu sebep, tam şu an hoşuma gidiyordu. Gagalı herif, kılıcının kabzasını kavramıştı. Son görebildiğim şey buydu ve o andan sonrasını oldukça flu hatırlıyordum. Sanki geleceğe yolculuk edip gelmiş, sonuçları görmüş gibiydim.

Metal sesi kulaklarımdan beynime hücum etmiş, her bir zerremde büyük bir fırtınaya sebep olmuştu. Keskin ve acımasız metalin açlığı, kana susamışlığı; benim her daim savaşacağımı, Ringo'nun kim olduğunu kendime hatırlatmama neden olmuştu. Ani düşünüp aldığım ani ve gizli saldırıya karşı yapabileceğim en iyi ve mahkum olduğum tek şeyi yapmış, Yukiko'nun koca kılıcını kullanmıştım. Kılıç kullanmayı sevsem bile bu konunun üzerine hiç gitmemiş, kendimi pek fazla geliştirmemiştim. Karşımdaki adam ise tehditkar ve hızlı şekilde savurduğu kılıcını ustaca kullanıyor gibiydi. Hızlı ve çevik olmasına karşın, bana uyguladığı güç beni çok şaşırtmıştı. Öyle şaşırtmıştı ki, kılıcı kullandığım an adamı biraz geri püskürtebileceğimi düşünmüştüm. Fakat kurduğu baskı beni savunmaya mahkum bırakıyor ve açık arayıp saldırmama engel teşkil ediyordu. Bir süre böyle götürebileceğimi düşünsem de, durumun pek parlak olmadığını anlamıştım. Mesafeyi açmalı, teknik kullanmalı veyahut ekipmanlarıma başvurmalıydım. Hala hasar almamıştım fakat, geriye doğru sendeliyor ve savunmak dışında elimden bir şey gelmiyordu. Biraz geri çekilse, sürpriz bir hamle kovalayabilirdim. Metal sesi hala havadaki fırtınaya karışık yankılanırken, uçuşan yaprakların aziz ve huzurlu sesi artık geceyi neşelendirmiyordu. Gagalı adama ve saldırısına direnmeye devam ediyordum tüm gücümle.

Ben saldırı fırsatı ararken, adam tam istediğimi yapmış, geriye atılarak aşağı hareketlenmişti. Bu esnada kılıcını takip etmeyi sürdürdüm. Kılıcını hızlı bir hamleyle toprağa saplamıştı. En başta bunun ne olduğunu anlamamıştım. Bir teknik kullanıyor olsa bile kendimi tehlikede hissetmemiştim. Saldırmaya karar verdiğim an ise beni en çok şaşırtan, duygularımın karıştığı; aklımın sanki başımdan uçup çok uzaklara yol aldığını hissettiğim andı. Saldırmak için savurmam gereken kılıç, artık elimde yoktu. Neden? Bir anda umutsuzca savunma yapmaktan artık kurtulup biraz saldıracağımı hissettiğimde beni vuran gerçekle karşı karşıya gelmiştim. Ryoken'e baktığımda elinde Yukiko'yu artık tutmuyordu. Yukiko... Kılıcı elimden seri bir hamleyle kapıp bir de beni şaşırtacak kadar farklı bir ses tonu ile benimle taşak geçmeyi bilmişti. Anlayamadığım çok şey vardı ve hislerimle yola çıkacak, artık anlamaktan başka çaremin olmadığını kabullenecektim. Şaşkınlığımı atmamın başka yolu yokmuş gibi: "N'oluyo lan? Şşşş Yukiko!" diyebilmiştim. Biraz geriden geliyordum aslında. Komik ve dramatik bir tepkiydi. Sözlerim ağzımdan çıktıktan sonra eş zamanlı olarak yere çöken adamlara bir şaşkınlıkla baktım. Şaşkınlığım yavaş yavaş yerini kavrayışın eziyetine bıraktı. Artık bildiğimiz Yukiko'nun olmadığına kanaat getirdim. Ryoken'in belki de şaşkınlığını atlatmasına fırsat dahi vermeden: "Lan tutsana!" diyebilmiştim bilinçsizce.

Her şeyiyle aynı, bizim Yukiko olan bu kız; gemide tanıştığımız ve sonrasında bir ölüm makinesine dönüştüğünü gördüğümüz kız mıydı gerçekten? Kontrol mu ediliyordu? Yoksa başından beri bu muydu? Yukiko'ya karşı iyimser hislerle yaklaşmıştık ve 'iyi' olan tabiatımızda hoş karşılamıştık. Şaşırtmaya devam ediyor, kendimizi sorgulatıyordu bize. Ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmasam da artık şaşırmamın karşılığını gözlerindeki şeytani alevlerle alıyordum. Bizi umursamıyordu anlaşılan ve ona sorabileceğini bize o gevşek ve ondan çıkmayacağını düşündüğüm olgun ses tonu ile. Benim kafam böyle durumlarda çok iyi çalışmazdı. Bildiğim tek şey, artık onun Yukiko olmayışıydı ve az kalsın onun için gireceğimiz bu manasız çatışma hayatımıza mal olacaktı. "Anlıyorum..." diyebilmiştim belli belirsiz bir sesle. Ryoken'e kısa bir bakış attım, ardından şaşkın gözlerimi yavaşça kısmaya başladım. Yukiko'nun gözlerinin doğrudan içine bakmak farklı bir hissiyat, rahatsızlık vermeye başlamıştı. Gördüğüm bu karanlık görüntüye karşı gözlerimi diktim, hafif sırıtan suratımı onlara doğru çevirdim. Muhattabım Yukiko -artık her kimse- idi.

"Yukiko, yok... Gerçekten kimsin bilmiyorum artık. Bir saat önce geveze bir kız iken, önce korsanların kesilmedik yerini bırakmadın, şimdi de hurda ölüm timinin lideri oldun. Şaşkınlığıma ver, madem maskeli metallerle birliktesin... Buyur biz seni tutmayalım. Ama sormadan edemeyeceğim!" dedikten sonra durmuş ve arkamı dönmeden önce son bir kez daha konuşmuştum:

"Kimsin sen?"
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”