[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 151
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » October 9th, 2019, 8:29 pm

Karaya giderken ki yürüyüşümüz verdiğimiz kavganın bitmiş olması ile daha rahat bir şekilde ilerliyordu. Muhabbetimizi ediyor, aynı zamanda aklımdan geçenleri düşünüyordum. Karaya yürüdükçe kaplanan bulutlar, şiddetli yağmurlarla birlikte tenimdeki varlığını hissettirirken, kafamın içinden geçenlerin sanki doğada bir etkisi olmuş gibi hissediyordum. Sanki doğa, benim kafamdan geçen karmaşıklığı bu şekilde bana hissettiriyordu. Ringo'ya alaycı bir şekilde takılmam ile tam beklediğim gibi bir cevap almıştım. Oda bana takılıyordu, ancak içimden geçen bir şey onun bu tür şeyleri hiçbir zaman kötü niyetle yapmadığını söylüyordu. Bunu bilecek kadar tanımıyordum onu, ancak bu tür söylemlerde ciddi olmadığını hissedebiliyordum. Bana heykel gibi durduğumu söylediğinde, yarım ağız gülümseyerek cevap verdim.

"Önemli olan öyle bile dururken kimsenin sana yanaşmaması. Görüyorsun işte, etrafa korku veriyorum."

Dedim. Artık geriye tek bir şey kalmıştı. Adadaki laboratuvarı bulmak ve görevi bitirmek. Görevi bitirmeden önce, adada bir süreliğine kalmak ve orada vakit geçirmek iyi olabilirdi. Üstelik bunun için kalmalık bir yer bulmamıza gerek yoktu. Bu konuşacağımız kişi Gennosuke gibi biri değilse, yani sahte değilse bizi ağırlayabilirdi. Zaten kolumla ilgili olan aletin ne olduğu, takmasının kaç gün süreceği gibi sorulara bir cevap veremiyorduk. Yani en iyisi, adamın yanında bir süreliğine kalmamız olabilirdi. Yukiko konusu ise, bizi şuanlık ilgilendirmeyen bir şeydi. Zaten onu köye götürmeyeceğimi biliyordum, ancak bir şeyleri öğrenmek için ona o anlık bir heves vermem gerekiyordu. Aklımda kalan tek şey, kızın zihninde nelerin olduğunu bilmekti. Yani onu köye götürmeye kalksam bile, bu tamamen kendi menfaatim için olacaktı. O benim bir deneğim olacaktı ve onunla birlikte kendimi geliştirecektim. Kendimi geliştirdikten sonra, sadece bir et çuvalı olacaktı gözümde. Başka hiçbir şey değil.

Karaya ulaştığımızda bizi karşılayan büyük kayalıklar olmuştu. Yağmur ve bulutların getirdiği karanlığa rağmen arada çakan yıldırımlar sayesinde suyun derinliğini görebiliyorduk. Kıyıdakine benzer şekilde büyük ve tehlikeli olabilecek kayalarla doluydu zemin. Gemi belki de bu yüzden buraya yaklaşmamıştır diye düşünsem bile, asıl sebebin hala Yukiko olduğu kafamın bir kenarında duruyordu. Empati yaptığım zaman, sanırım bende bir kaptan olarak onun gemimde durmasını istemeyebilirdim. Bir anda çıldıran birisi, bana bile tehlike oluşturabilirdi. Kaptan olarak sinirlendiğinde veya kendini kaybettiğinde beni tanıyıp tanımayacağını nerden bilecektim? Böyle bir riski almaktansa en iyisi onu gemimden uzaklaştırmak olurdu sanırım. Ancak iyimser düşünürsek, evet geminin karaya yaklaşmama sebebi bu kayalar olabilir. Sadece biz burda inmiş olsak bile.

Aynı anda sıçrayarak ilk kayalıkların tepesine fırladık. Deniz yüzeyinden iki metre yukarısında yağmurun kayganlaştırdığı yüzeyde ayağımıza çakra vermeye devam ederek rahatça yürüyorduk. Sohbetimiz devam etse bile sesimizi yükseltmek zorunda kalıyorduk. Gök gürültüsü ve yağmur sesimizi bastırabiliyordu. Ancak burada bizi birinin duymayacağından emindik o an için, bu yüzden sorun etmeden rahatça konuşabiliyorduk. Bir sonraki kayalığa sıçradıktan sonra, aşağı doğru eğimleniyordu zemin. İleride ise kayalıklar azalıyor ve daha rahat bir zemin görünüyordu. Kayalıklar aralarından yürüyebileceğimiz şekilde ilerlerken, bir sıkıntı çıkıyordu karşımıza. Görmememiz gereken, olmaması gereken bir şey.

Karanlıkta, kayalıkların arasına dikilmiş üç tane eleman duruyordu. Oldukça iri olan bu adamlar, üzerlerinde koyu renkli, yıpranmış cübbelerle duruyorlardı. Tuhaf olan ise, üçünün de yüzünde metal maskeler olmalarıydı. Yüzlerini tamamen kapatan bu maskeler için gözleri açılmış durumdaydı, ancak gözleri yerine karanlık gözüküyordu. Biri ise, diğerlerinden farklı bir şekilde gagaya sahipti maskesinde. Çok emin olamasam da, hepsi Yukiko gibi ağır zırhlar giyiyordu. Cübbeleri gibi zırhları da çok eskimiş durumdaydı. Gagası olan adam bizim durmamızla beraber bir adım öne çıkıp, Yukiko'yu onların alacağını ve her şeyi unutmamızı söylüyordu. Sanırım bu lafı yanlış iki adama etmişti. Ringo'yu yanında olduğum kadar tanıdıysam Yukiko'yu hemen vermeye razı olmayacaktı.

Ringo, alaycı konuşmalarına başladığında bir an için "Daha sert olamaz mısın?" diye sorasım geldi ancak sessiz kaldım. Onun dediklerini dinledikten sonra, üç sorusunu duyunca duraksadım. Son soruyla birlikte adamların bize kızıp saldırması muhtemeldi. Ringo'nun soruları bitince adamlar konuştuktan sonra lafa gireceğim.

"Bir dakika, bir şeyi izah etmeme izin verin."


Dedim, gaga burunlunun gözlerinin içine bakarken Yukiko'yu biraz daha sert tuttum. Herhangi bir saldırı ile karşılaşırsam onu düşürmemek adına bunu yapmam gerekiyordu.

"Sensei dediği kişi haricinde kimseye teslim edemem. Uzun saçlı olan hani, sizin gibi zırh giyen. Sanıyorum ki bu kız sizin için çok önemli olmalı. Belki bir anda, korktuğu bir anda sensei'sinden yardım istediğinde onun vücudu sizin için bir silah oluyordur. Belki başka bir şeyler vardır. Normal olmayan bir şeyler. Yanlış mıyım?"

Dedim. Hiçbir şey tahmin etmiyordum, hatta belki sensei konusunda saçmalıyordum ancak yem atmam gerekiyordu. Ne duyabilirsem o kadar iyidir. Ringo talimat verirse kızı vereceğim, sonuçta onun emrindeyim.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » October 15th, 2019, 9:50 pm

Maskeli adamların her biri, Ringo ardı ardına cümlelerini sıralarken sessizce onu dinlemekle yetiniyor. Bu esnada, adeta birer heykel gibi kıpırdamadan durduklarını farkediyorsunuz. Sözlerden etkilenip etkilenmedikleri hakkında en ufak bir fikriniz yok, ve pektabii bunu yüzlerini tamamen örten maskelere borçlular. "Kurnazlık size fayda sağlamayacak." diyor gaga maskeli adam, sol eli önde birleşmiş olan cübbesini hafifçe kenara doğru itiyor ve az önce farketmediğiniz farklı bir parlaklık çıkıyor ortaya. Adam kemerine tutturulmuş olan kılıcın kabzasını kavrıyor sakin bir şekilde. Bu esnada, ikiniz birden adamdan yükselen aurayı farkediyorsunuz istemsizce. Güçlü olduğu oldukça bariz. Belki Ishichou kadar değil, ya da Juzo kadar; emin olamıyorsunuz ancak o ikisinin size daha önce bu denli öldürme kastıyla bakmadığını bildiğiniz için bir kıyaslama yapmanız oldukça zor. Beyinlerinize aniden yüklenen adrenalin zihninizin daha hızlı çalışmaya başlamasına sebep oluyor. Bu esnada Ryoken planladığı şekilde adam cümlesini kurduktan hemen sonra lafa giriyor.

Ringo'ya yaptıklarına benzer şekilde, adeta bir heykel misali dinliyor adamlar. Öndeki hala kılıcının kabzasını tutmuş halde. Üzerinden yükselen öldürücü aura reflekslerinizi tetiklemeyi sürdürüyor, ancak herhangi bir harekete girişmiş değil. Arkadaki ikili ise onlarla karşılaştığınız ilk andaki hallerindeler halen. Ryoken de cümlelerini bitiriyor, ancak Ringo'ya benzer şekilde onun da bilgi koparma çabası beyhude kalıyor. Maskesinden gaga çıkan adam, Ryoken'in söylediklerini cevaplamıyor. Kılıcını hafif hafif çektiğini görüyorsunuz, savunma pozisyonuna geçmeye hazırlanıyorsunuz. Ve bir an sonra, olaylar patlak veriyor.

Aranızda, sözsüz bir anlaşma yapmış misali Ryoken Ringo'nun arkasına sıçrıyor hala Yukiko'yu tutmakta olduğu için. Ringo ise şuan kendi elinde tuttuğu Yukiko'nun kılıcı kadar büyük olmasa da, normal bir katanadan daha büyük görünen kılıcı karşılamak için aklına gelen ilk şeyi yapıyor. Sol alttan sağ üste doğru bir yarma hareketiyle ilerleyen kılıca karşılık olarak elindeki en büyük kozu kullanıyor; Yukiko'nun kılıcı. Ryoken Yukiko'yu güvenli bir yere bırakmak amacıyla çevresine bakınırken bir yandan arkada durmakta olan iki adamı gözlüyor olası bir saldırı ihtimaline karşın. Ancak adamlar hareket etmemeyi sürdürüyorlar, kendilerine -ya da belki liderleri veya sözcüleri gibi görünen adama- fazlasıyla güveniyor olmalılar. Kılıçların çarpışmasıyla birlikte yükselen çınlama sesi, gökgürültüsü ve yağmurun sesini kolaylıkla bastırabiliyor. Ringo, elindeki kılıç karşıdakinin neredeyse iki katı olmasına karşın korkunç bir baskı hissediyor üstünde, ve ayakları birkaç santim geriye kayarken pek bir şey yapamıyor. En azından herhangi bir hasar almış değil.

Metallerin çarpışması sonucu ortaya çıkan çınlama, her ikinizin de kulağını yakarcasına sürerken Ryoken ellerinde tuttuğu ağırlıkta bir hareketlilik hissediyor, bir an sonra ise; Yukiko'nun fırlayarak Ringo'ya ilerlediğini görüyor. Ancak bir an önce hala uyuyor olduğuna emin olduğu Yukiko'nun elinden kayıp gitmesine karşılık herhangi bir tepki veremiyor. Ringo ise, hala kılıca karşı savunma yapmakla cebelleştiğinden dibine kadar giren küçük kızı farketmiyor. Farkettiği ilk şey, aniden kılıcının üzerindeki baskının azalması ve az önce onu toprağa gömmeye niyetli gibi görünen adamın aniden birkaç adım geri çekilerek tek dizinin üstüne çökmesi. Sol eli hala kılıcının kabzasında olan adam, kılıcının sapını yere batırırken arkadaki adamların da aynı hareketi yaptığını görüyorsunuz. Bu esnada, Yukiko -artık ona ait değilmiş gibi bir sesle- "Alayım onu ben, evet." diyerek şaşkın Ringo'nun elinden kapıveriyor kılıcı. Ve hafif bir tüy taşıyormuşçasına kılıcı sallaya sallaya birkaç adım atıyor. Neler olup bittiğinden pek emin olamıyorsunuz. Yukiko -ya da artık her neyse- birkaç saniye çevreye bakınıyor bir şey ararmış gibi. Ardından: "Hah." diyor bulmuşçasına, ve arkada duran iki adamın arasındaki bir kayanın üzerine çöküveriyor. Adamlar ayağa kalkarken, küçük kızın artık tanımadığınız biri gibi göründüğünü farkediyorsunuz. Her şey aynı, yüzü, saçları, kıyafetleri, sesi. Farklı olan tek şey, daha önce yalnızca bir kez gördüğünüz üzere canlı ve şeytani bir alevle parlayan gözleri. Ancak aynı kişi olmadığına emin oluyorsunuz. Manzarayı birkaç saniye sindirmenize izin veriyor kız, bu esnada dizlerinin üstüne çökmüş olan adamlar kızın etrafına toplanıyorlar iyice, yüzleri sizi hiç umursamazcasına ona dönük: "İstiyorsanız bana sorun, o kadar yardım ettiniz en nihayetinde." diyor oldukça gevşek bir sesle kız. Ağzı hareket ediyor olmasa, başka birinin konuştuğuna emin olabilirmiş gibi hissediyorsunuz.


Image
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 53
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » October 18th, 2019, 2:38 am

Ruhumdan bir şeyler kopup gitmişti adeta. Farklılığın tadı ve kokusu, havadaki garipliğin azizliği ile birlikte beynimde çözümlenememişti henüz. Duyduğum tehditkar ses, yerini git gide artan ve adeta ruhumu söküp atacak kadar güçlü; beni bir sinek gibi ezecekmişcesine durdurulamaz bir auraya yerini bırakmıştı. Karanlıkta parlayan metalin parlak ışıltısı, yıldızların arasından en parlağını gözüne iliştirmek gibiydi. Fakat hoşnut olabileceğin türden bir his değildi işte. His, damarlarımı geçiyor; kalbimi bir kaç tur çarptırdıktan sonra bütün gün amuda kalkmış gibi hissetmeme sebep olmak için beynime akın ediyordu. Bu hissi kendimce tanımış, tanımlandırmıştım. Ryoken'in söz alıp konuşması birazcık nefes almama ve hali hazırda motoru ve kasnakları asla durmayan beynimin biraz fikir sahibi olması için zaman tanımıştı. Reflekslerimin çelik gibi olduğunu düşünüyordum, tam şu an. Nedense ne yaparsa yapsın karşılığını verebilecek gibi hissettiriyordu. Lakin ölümün acı veren karartısı, damarlarımdaki kanın dışarı akacak olma ihtimali... Bir şarap gibi yıllanmış fikirlerimin bedenimle birlikte mezara gidişi... Kaldıramadığım korkuların içimi sarmasına izin vermemeye karar verdim. Ryoken konuşmasını bitirirken, pür dikkat adamı izledim. Her an gelebilecek bir saldırıyı bekliyordum. Öte yandan, kıza sahiptik. Bizi tehdit edebilecekleri bir şey yokken, onlara karşı koz kullanabilirdik. Birimizi bile öldürmemek için sebepleri vardı. İşte bu sebep, tam şu an hoşuma gidiyordu. Gagalı herif, kılıcının kabzasını kavramıştı. Son görebildiğim şey buydu ve o andan sonrasını oldukça flu hatırlıyordum. Sanki geleceğe yolculuk edip gelmiş, sonuçları görmüş gibiydim.

Metal sesi kulaklarımdan beynime hücum etmiş, her bir zerremde büyük bir fırtınaya sebep olmuştu. Keskin ve acımasız metalin açlığı, kana susamışlığı; benim her daim savaşacağımı, Ringo'nun kim olduğunu kendime hatırlatmama neden olmuştu. Ani düşünüp aldığım ani ve gizli saldırıya karşı yapabileceğim en iyi ve mahkum olduğum tek şeyi yapmış, Yukiko'nun koca kılıcını kullanmıştım. Kılıç kullanmayı sevsem bile bu konunun üzerine hiç gitmemiş, kendimi pek fazla geliştirmemiştim. Karşımdaki adam ise tehditkar ve hızlı şekilde savurduğu kılıcını ustaca kullanıyor gibiydi. Hızlı ve çevik olmasına karşın, bana uyguladığı güç beni çok şaşırtmıştı. Öyle şaşırtmıştı ki, kılıcı kullandığım an adamı biraz geri püskürtebileceğimi düşünmüştüm. Fakat kurduğu baskı beni savunmaya mahkum bırakıyor ve açık arayıp saldırmama engel teşkil ediyordu. Bir süre böyle götürebileceğimi düşünsem de, durumun pek parlak olmadığını anlamıştım. Mesafeyi açmalı, teknik kullanmalı veyahut ekipmanlarıma başvurmalıydım. Hala hasar almamıştım fakat, geriye doğru sendeliyor ve savunmak dışında elimden bir şey gelmiyordu. Biraz geri çekilse, sürpriz bir hamle kovalayabilirdim. Metal sesi hala havadaki fırtınaya karışık yankılanırken, uçuşan yaprakların aziz ve huzurlu sesi artık geceyi neşelendirmiyordu. Gagalı adama ve saldırısına direnmeye devam ediyordum tüm gücümle.

Ben saldırı fırsatı ararken, adam tam istediğimi yapmış, geriye atılarak aşağı hareketlenmişti. Bu esnada kılıcını takip etmeyi sürdürdüm. Kılıcını hızlı bir hamleyle toprağa saplamıştı. En başta bunun ne olduğunu anlamamıştım. Bir teknik kullanıyor olsa bile kendimi tehlikede hissetmemiştim. Saldırmaya karar verdiğim an ise beni en çok şaşırtan, duygularımın karıştığı; aklımın sanki başımdan uçup çok uzaklara yol aldığını hissettiğim andı. Saldırmak için savurmam gereken kılıç, artık elimde yoktu. Neden? Bir anda umutsuzca savunma yapmaktan artık kurtulup biraz saldıracağımı hissettiğimde beni vuran gerçekle karşı karşıya gelmiştim. Ryoken'e baktığımda elinde Yukiko'yu artık tutmuyordu. Yukiko... Kılıcı elimden seri bir hamleyle kapıp bir de beni şaşırtacak kadar farklı bir ses tonu ile benimle taşak geçmeyi bilmişti. Anlayamadığım çok şey vardı ve hislerimle yola çıkacak, artık anlamaktan başka çaremin olmadığını kabullenecektim. Şaşkınlığımı atmamın başka yolu yokmuş gibi: "N'oluyo lan? Şşşş Yukiko!" diyebilmiştim. Biraz geriden geliyordum aslında. Komik ve dramatik bir tepkiydi. Sözlerim ağzımdan çıktıktan sonra eş zamanlı olarak yere çöken adamlara bir şaşkınlıkla baktım. Şaşkınlığım yavaş yavaş yerini kavrayışın eziyetine bıraktı. Artık bildiğimiz Yukiko'nun olmadığına kanaat getirdim. Ryoken'in belki de şaşkınlığını atlatmasına fırsat dahi vermeden: "Lan tutsana!" diyebilmiştim bilinçsizce.

Her şeyiyle aynı, bizim Yukiko olan bu kız; gemide tanıştığımız ve sonrasında bir ölüm makinesine dönüştüğünü gördüğümüz kız mıydı gerçekten? Kontrol mu ediliyordu? Yoksa başından beri bu muydu? Yukiko'ya karşı iyimser hislerle yaklaşmıştık ve 'iyi' olan tabiatımızda hoş karşılamıştık. Şaşırtmaya devam ediyor, kendimizi sorgulatıyordu bize. Ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmasam da artık şaşırmamın karşılığını gözlerindeki şeytani alevlerle alıyordum. Bizi umursamıyordu anlaşılan ve ona sorabileceğini bize o gevşek ve ondan çıkmayacağını düşündüğüm olgun ses tonu ile. Benim kafam böyle durumlarda çok iyi çalışmazdı. Bildiğim tek şey, artık onun Yukiko olmayışıydı ve az kalsın onun için gireceğimiz bu manasız çatışma hayatımıza mal olacaktı. "Anlıyorum..." diyebilmiştim belli belirsiz bir sesle. Ryoken'e kısa bir bakış attım, ardından şaşkın gözlerimi yavaşça kısmaya başladım. Yukiko'nun gözlerinin doğrudan içine bakmak farklı bir hissiyat, rahatsızlık vermeye başlamıştı. Gördüğüm bu karanlık görüntüye karşı gözlerimi diktim, hafif sırıtan suratımı onlara doğru çevirdim. Muhattabım Yukiko -artık her kimse- idi.

"Yukiko, yok... Gerçekten kimsin bilmiyorum artık. Bir saat önce geveze bir kız iken, önce korsanların kesilmedik yerini bırakmadın, şimdi de hurda ölüm timinin lideri oldun. Şaşkınlığıma ver, madem maskeli metallerle birliktesin... Buyur biz seni tutmayalım. Ama sormadan edemeyeceğim!" dedikten sonra durmuş ve arkamı dönmeden önce son bir kez daha konuşmuştum:

"Kimsin sen?"
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 75.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: 90

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Özellikler
Sır Tutucu
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda başka bir shinobinin sırrına vakıf olmuştur. Bununla birlikte, Ishichou'dan görevde eşlik ettiği shinobinin bilmemesi gereken başka bir emir almıştır. Bu, Ishichou'nun karaktere güvendiğini göstermekle birlikte karakteri olası ters bir durumda sorumluluğu alması gereken birinci kişi haline getirmiştir.
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 151
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » October 21st, 2019, 11:10 pm

Ringo, gene makineli tüfek gibi hafif dalga geçtiği konuşmasını yaptıktan sonra adamların heykel gibi, kıpırdamadan durduğunu fark ettik. Ringo'nun sözlerinden etkilenip etkilenmediklerini bilmiyorduk, zaten maske takmış olmaları öncelikle buna engel oluyordu. Sonrasında gagalı adam kurnazlığın bize fayda sağlamayacağını belirtip, sol eliyle önde birleşmiş cübbesini kenara atıyor ve kemerine tutturduğu kılıcının kabzasını tutuyordu. Bunu sakin bir şekilde yapıyor olması, birazdan bize saldıracağı yönünde beynimde şimşekler oluştursa bile olabildiğince sakin bir şekilde bekliyordum. Ancak, adamdan bize gelen Aura öylesine güçlüydü ki, belki İshichou kadar, ya da Juzo kadar güçlü olabilirdi. İkisiyle ölümüne dövüşmediğimiz için, bunu tahmin etmek zordu ancak gücünü anlamak kesinlikle zor değildi. Beynime şimşek gibi inen bu auradan sonra, hızlı bir şekilde cümleye girip, kendi kurnazlığımı test etmeye çalışmıştım sanki. Ancak adam, bana cevabını çok daha önceden vermişti. Böyle şeyler bize fayda sağlamayacaktı ve ağzından laf alamayacaktım.

Gagalı olan hala kılıcını tutmuş şekilde heykel gibi dururken cümlelerim bitmişti. Hala o etkili aurayı hissedebiliyordum ancak harekete geçmiyordu. Benim cümlelerim bittiğinde, adam hafif hafif kılıcını çekmeye başlıyordu. Tahmin ettiğim gibi, benim kurnazlığım ve cümlelerim bu duruma bir fayda sağlamamıştı. Olaylar bir anda patlak verdiğinde, hızla Ringo'nun arkasına doğru atladım. Yukiko'yu korumak amacıyla yaptığım bu hareketle, bizi koruma görevini tamamen Ringo'ya devretmiş durumdaydım. Ringo ise, kendisine doğru gelen saldırıya Yukiko'nun kılıcıyla karşılık veriyordu. Yukiko'yu güvenli bir yere bırakmak amacıyla etrafıma bakınmaya başlıyordum. En azından bu adamlara karşı Ringo'nun yanında tam anlamıyla durabilirdim. Diğer iki adam ise, oldukları yerde dikilmeye devam ediyorlardı. Gagalı herife karşı güvenleri tam olmalıydı ya da bizi oldukça küçük görüyorlardı. İki kılıcın çarpışması ile gökgürültüsünü bastıran bir ses ortaya çıkıyordu.

Kılıçların çarpışmasından sonra, ellerimde bir hareketlilik hissettim. Yukiko, bir anda fırlayarak Ringo'ya doğru ilerliyordu. Az önce uyuyan kız, bir anda ellerimden fırlamıştı ve buna karşı bir tepki verememiştim. Ringo'ya doğru bir hareket yapmayı düşünmek bile o anda imkansız gibiydi. Olaylar saniyesine gerçekleşiyordu ve şaşkınlığımla beraber bunlara ayak uyduramıyordum. Yukiko fırladıktan sonra, gagalı adam kendini bir kaç adım geri çekmiş ve diz çökmüştü. Sol eli hala kılıcında olan adam, kılıcını yere sapladıktan sonra arkadaki iki kişide aynı şekilde aynı hareketi yapıyordu. Yukiko, bu sırada ona ait olmayan bir sesle bizde olan, daha doğrusu Ringo'da duran kılıcını geri alıyordu. Hafif bir şey taşıyormuş gibi kılıcını sallaya sallaya ilerledikten sonra, bir şeyler ararcasına etrafına bakıyordu. Aradığı şeyi bulmuşçasına bir ses çıkardıktan sonra, hızlıca iki adamın arkasındaki kayaya atlıyor ve oraya oturuyordu. Yüzü, saçları ve kıyafetleri aynı olsa bile o şeytani gözleri taşımaya devam ediyordu. Karşımızda duran kişi artık o tatlı Yukiko değil, gemide dehşet saçan Yukiko idi.

Bir kaç saniye olayı sindirmemizi bekler gibi bekliyordu sanki. Adamlar ise bizi hiç umursamıyor, yüzleri Yukiko'ya dönük bir şekilde duruyorlardı. Ağzı hareket etmiyor gibi durup bize istediğimizi sorabileceğini söylerken, başka birinin konuştuğuna emin gibiydim sanki. Ringo sorusunu sorduktan sonra, herhangi bir ihtimale karşı elimi katanama yakın tutmaya çalışıyordum. Bunların ne yapacağı belli olmazdı.

"Bende küçük bir soru sormak istiyorum."

Dedim Ringo'nun arkasından. Sadece tahmin oyunu yapacaktım, kafamdan sallayacağım bir teoriyi söyleyecek, doğru değilse doğrusunu öğrenmeye çalışacaktım.

"Bu kızın vücudunda ne işin var?"
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » October 27th, 2019, 5:45 pm

Yukiko -ya da artık her kimse- öncelikle Ringo'nun, ardından Ryoken'in söylediklerini keyifli keyifli dinliyor yüzünde bir gülümsemeyle. Ancak bu gülümsemenin kızda daha önce görmüş olduğunuz saflıktan uzak olduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Ringo'nun 'kimsin sen' sorusuna başını birkaç kez aşağı yukarı sallayarak: "Güzel soru." diyor öncelikle. Ryoken'in 'bu kızın vücudunda ne işin var' sorusuna karşılık ise yüzündeki gülümsemesi büyük bir sırıtışa dönüşüyor ve kılıcı tutmayan boştaki elinin işaret parmağıyla Ryoken'i göstererek: "Ama asıl aradığım bu, tebrik ederim Rinku-san." Ryoken'in ona verdiği sahte ismi telaffuz ederken hafif bir ima seziyorsunuz sesinde. Ryoken'in asıl ismini bilmediğine aşağı yukarı eminsiniz. Ancak ismin sahte olduğundan emin gibi görünüyor. Elini indirerek eski pozisyonuna getiriyor ve kalçasını hafifçe geriye doğru ittirerek iyice yerleşiyor oturduğu yere: "O zaman kötü adamın tüm planını ve yaşananları anlattığı kısma giriyoruz?" diyor soru sorarcasına. Yüzündeki sırıtmanın az önceki gülümsemesi haline geldiğini görebiliyorsunuz. Bir şey söyleyecekseniz, tam sırası bu.

Eğer bir şey söylüyorsanız cevapladıktan hemen sonra konuşmaya başlıyor: "Öncelikle Tanosuke-san'ın sorusunu cevaplayayım." Ringo'nun sahte ismini de aynı imayla telafuz ediyor: "Benim adım, Akuryou. Bu dostlarım ise-" kafasını hafifçe kaldırıp yanında dikilmekte olan adamlara bakıyor: "Sahiden, adınız ne? Kaç sene geçtiğinden pek emin değilim. Kaçıncı nesilsiniz?" Birkaç saniye cevaplarını bekliyor adamların. Sırayla ikisi 'sekiz', bir diğeri ise 'dokuz' diyor zırhlı başlıklarının altından. Sesleri yağmurun ve ağızlarını kapatan miğferlerin etkisiyle oldukça boğuk. Hafif bir ıslık çalıyor eskiden Yukiko olan, artık adının Akuryou olduğunu bildiğiniz kişi: "Baya olmuş. Neyse, sizle sonra tanışırız o zaman." diyip yeniden size dönüyor yüzünü: "Bir şey anlamadınız değil mi? Evet, tahmin etmiştim."

Birkaç kez başını öne arkaya sallıyor yeniden, ve devam ediyor: "Ben, oldukça yaşlıyım aslında. Eski bir kılıç ustası diyebilirsiniz bana. Baya da ünlüydüm -kötü bir ün-" diyor memnuniyetle: "Sis'in 7 kılıç ustasındanım. Oldukça eskilerden tabii, ismim bu günlere kadar geldiyse şaşarım. Neyse. Bir dövüşe girdim, güçlü bir shinobiyle. Adını hatırlayamıyorum şuanda, biliyorsunuz eski zamanlar. Bir dağın tepesindeydik, ölmek üzereydim. Karşımdaki de oldukça kötü durumdaydı aslında. Ama sanırım oradan sağ çıkmayı başardı, emin değilim. Ölmeden kısa bir süre önce, ruhumun ve bilincimin minik, minicik bir kısmını kılıcıma mühürlemeyi başardım. Zor işti." Kendini takdir edercesine bir ifade beliriyor yüzünde. Ardından kayboluyor: "Seneler seneleri kovaladı, kılıcım kara gömüldü ve kayboldu. Bu hem iyiydi, hem de kötü. Mühürlenen minicik parçadan yeniden olgunlaşmam gerekiyordu. Onlarca sene boyunca tamamen bilinçsizdim, ana rahmindeki bir bebek gibi. Sonra yavaş yavaş hatırlamaya başladım. Kendim olmaya, güçlenmeye. Beklemeye başladım. Birinin kılıcımı -daha doğrusu beni- bulacağına emindim. Tahminimden fazla beklediğimi söylemeliyim."

Taşlar yavaş yavaş kafanızda oturmaya başlıyor. Ve bu, hiç hoşunuza giden bir şey değil. "Sonra bir gün, ufak bir çocuk geldi. Biraz hayalkırıklığına uğramıştım. Bilirsiniz, eski vücudum bu yarmalardan bile-" Etrafındaki adamları gösteriyor: "İriydi. Yine de bekleyişim sonlandığı için memnundum. Kız kılıca bağlandıkça, onun üzerindeki gücüm ve hakimiyetim arttı. Ona içten içe ders veriyordum. O da beni senseisi olarak çağırıyordu. Aslında komik olan, senseisini üçüncü bir kişi sanmasıydı. Kendi kendine hocalık ettiğini farketmemişti." Hafifçe kıkırdıyor burada, sinir bozucu şekilde: "Aslında farketmiş olacağınızı tahmin ediyordum. Senseisini sorguladığında, bahsettiği fiziksel özellikler tamamen kendine aitti. Bilinçsizce yapıyordu tabii bunu." Bir süre daha kıkırdıyor, sonra yeniden eski gülümsemesi beliriyor yüzünde: "Yine de, babası sıkıntı çıkarmaya başladı. Sanırım bir şeylerden şüphelenmişti, akıllı bir adamdı. Kılıçtan kurtulmasını söyledi. Kız bir ara gerçekten ikna olmuş gibi görünüyordu. Şüpheleri vardı. Bir gece, ikisini de öldürdüm. Daha doğrusu, kız öldürdü. İkisi de kendi kızlarından gelecek bir saldırıyı beklemiyordu, acınası yaratıklar olarak yokolup gittiler."

Derin bir nefes alıp veriyor Akuryou: "Kız bunu kaldıramadı, büyük travma tabii. Biraz da ben yardımcı oldum, o anları baskılayıp hiç olmadıklarını kabul ettirdim kıza. Dünden razıydı zaten. Sonra zırh yaptırdık işte, biraz daha çalıştık falan. Kızın vücuduna alışmam gerekiyordu, ayrıca vücudun kondisyonunu da yükseltmeliydim. Çırpı bir kız, kolay olmadı." Birden elini kaldırıp yakınındaki adamlardan birine doğru uzatıyor ve: "Su." diyor emreder bir tonda. Yüzündeki katı ciddiyeti görebiliyorsunuz. Adam beline asılı matarayı çıkarıp eline veriyor 'küçük kızın' Matarayı kafasına dikip birkaç büyük yudum aldıktan sonra yeniden gülümseyerek size dönüyor: "Çok konuştum, boğazım kurudu." Sevimsiz gülümsemesi büyüyor: "İşte, hazır olduğunu düşündüğümde buraya gelmeye karar verdim. Kızı kandırmak kolaydı. Beni beklediklerini biliyordum. Hep çok sadıktılar, geri döneceğimi biliyorlardı." Matarayı, bu kez biraz daha şevkatli davranmaya çalışarak geri veriyor zırhlı adama: "Sekiz, dokuz... Bir anlam ifade etmedi değil mi? Açıklayayım. Asıl takipçilerim, bana kan yeminiyle bağlıydılar. Bu onlardan sonraki jenerasyonların da bana bağlı olacağının göstergesiydi. Çok eskilerden kalan bir şey, muhtemelen şimdi yoktur." Elini kaldırıp işaret parmağıyla adamlardan ikisini gösteriyor sırayla: "Bu ikisi asıl takipçilerimin 8. jenerasyon torunları." Ardından diğerini gösteriyor: "Bu ise 9. Sanırım en gençleri sensin, değil mi?" Sırtında iki kılıç asılı olan adam başını onaylarcasına sallıyor. "Evet." diyor nihayetinde Akuryou: "Geri döndüm, amacıma ulaştım. Uzun sürdü, ancak hayattayım ve gencim, yeniden." Sırıtışı iyice büyüyor: "Siz iyi çocuklarsınız, burayı terkedin ve hayatınıza devam edin. Zevk için adam öldürmek bu yaşıma yakışacak bir şey değil. Ama bu saniyeden sonra bana karşı deneyeceğiniz herhangi bir şey, ölümünüz olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz." Hafifçe göz kırpıyor size, tüm sevimsizliğiyle: "Gidebilirsiniz."
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 53
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » October 30th, 2019, 12:22 am

Söylediklerimin aklımda birer birer yankılanıp, tüm damarlarımdan dolaşarak tekrar kulaklarıma ilişmesi; karşımdaki yaratığın benim aciz ve tıkalı zihnimin algılayabileceğinden çok daha fazlasıyla karşı karşıya kalmamı o garip ve mana aramaktan dahi çekineceğim bir gülümseme ile yüzüme vuruşu… Kendi kendime yapılacak en mantıklı şeyin bırakıp gitmek olduğunu telkinlerken beni burada, parlayan ayın gecenin naif sesine eşlik ettiği bu hiç bilmediğim yerde ayakta tutan şeyin ne olduğundan asla emin olamıyordum. Ona basitçe kim olduğunu sormuş, aslında bu sorunun altında yatan derin anlamlardan kendimi mahrum bırakmayı ise hiç ama hiç düşünmemiştim. Benim sorduğum ona göre basit, bana göre ise cevabına bir susuzun suya muhtaç olduğu gibi muhtaç kaldığım o soruya yine aynı basit ve yakışıksız gülümsemeyle cevap vermişti. Benimde hiç düşünmeye dahi tenezzül etmediğim fikirlerim vardı. Fakat beni şaşırtacak şeylere artık sevinç yerine matem ile yaklaşıyordum. Ryoken, benim sözlerimin hemen ardından bir soru iliştirmişti ve ben cevabımı aldıktan sonra kız benim sorumu cevaplamıştı. Konuşmasına devam ederken, olduğu yerden biraz geri çekilerek kılıcı tutmayan eliyle bizi işaret ediyordu. Sahte isimlerimizi telaffuz ederken verdiği tavır, zaten sahte olduklarını bildiğiydi. Gerçek ismimizi ve nereden olduğumuzu bilmesine pek ihtimal vermiyordum. Sanırım bir küçük kızın bunu anlaması oldukça zordu. Fakat o, küçük kız değildi. O, yabancı bir bedendeki konuk canavardı. Bu durum tüylerimi ilk başta ürpertse de artık duruma zamanla alışıyor; kendi kendime telkinler vererek ayakta durmaya çalışıyordum. Her şeyin anlamlandırıldığı o vakit, derin bir nefes alacak ve yoluma devam edecektim.

En nihayetinde, biraz daha gülümsemesinin dozajı artmıştı ve bize her şeyi anlatacağı vakit gelmişti. Bir şey söylemek istemiyordum. Hiçbir şey söylemeyecektim. Söyleyeceğim her hangi bir şey, duyacaklarımdan daha önemli değildi. Kulaklarımı kabarttım. Az önceki şaşkın ifademi ise her geçen saniye yüzümden siliyor, kendi benliğime kavuşuyordum. Artık kozlarını oynuyor, bizle de paylaşmaktan çekinmiyordu. Anlamalıydım ki az önce metal kafalıyla kılıç tokuşturmuştum fakat şu an da düşmanca bir muhabbet içerisinde değildik. Az çok çıkarabiliyorsam, olacağımızı düşünmüyordum. Konuşmaya başladı. Dinlediğim her anı aynı yüz ifadesiyle geçirdim. Yüzümüzün alacağı şekille ilgilenmediği zaten çok belliydi. Biraz güler gibi oldum. Söylediği her kelimeden sonra yüzüne yüzüne kunai saplamak istedim. Onun çocuk bedenine vurmanın bir manası yoktu halbuki. Canavar… dedim içimden. Kendi kendime anlattıklarını özetliyordum. Saniyenin çok küçük bir kısmında gerçekleşiyordu bu. Beynimin paslı çarkları çalışıyor, duygularımdan arınmış bir şekilde mental sınırlarımı zorluyordum. Durumu analiz ediyor, bu konuda Ryoken’in gerisinde kalmamaya çalışıyordum. Çok uzun zaman önce dövüşünden mağlubiyetle ayrılmış, fakat son anda bilincini kılıcına mühürlemeyi başarmış bir kılıç ustasıydı. Kızın kılıcı bulması ise ayrı bir trajediydi. Ah be.. Dedim içimden. Yukiko… Gerçek ismi bu muydu bilmiyorum fakat, o kızın hevesle sarıldığı kılıç bir canavarın benliğinden başka bir şey değildi. Kızın bedenini ele geçirmiş, sadece bedenini değil.. Ailesini, hayatını ondan çalmış ve bu metal kafalarla birlikte anlamlandıramadığım bir şekilde bir araya gelmişti. Bu sırada bu maskelilerin gizemini de anlatmıştı. Neredeyse hepsi atalarından kalma bir geleneğin takipçisiydiler. Niyetleri iyi miydi? Kötü müydü? Eylemleri nasıldı? Nasıl hareket ediyor ve neler yapıyorlar hiç bilmiyordum… Tek bildiğim Akuryou’nun artık bu bedende mutlu olduğu ve böyle devam etmeye niyetli olduğuydu. Bu esnada yumruğumu istemsizce sıktığımı farkettim. Bu ana kadar ne düşündüğümü ve ne hissettiğimi hiç anlayamamıştım. İstediği gibi konuşup, kendini tanıttıktan sonra arkadaşlarını da tanıtmış ve açıkça gitmemizi söylemişti. Fakat kalacak olursak, bize meydan okumaktan da geri kalmıyordu. Bu ana kadar o kadar soyut bir şekilde düşündüm ki, duygularımın o yumuşak zarla kaplı, saydam geçitten geçip kanım ile karışarak bana ulaşmasına engel olmuştu. Fakat öyle bir an geldi ki, artık buna engel olmak benim için güçtü. Görevimi, köyümü ve takım arkadaşımı düşünüyordum. Sisin 7 Kılıç Ustasından birinin ve onu geçtim; bizden daha yetenekli gibi gözüken arkadaşlarının karşısında durabilmek… Ringo, sen aklını mı kaçırdın?

Evet, kaçırmıştım. Bir an olsun bencilleşmiştim. Tüm o shinobi hayatımı, uğruna canımı vereceğim köyümü ve görevimi unutmuştum. Onun yerine hapis hayatı yaşadığım o yıllara gittim. Ben dört duvar arasında tıkılmışken, o kız kendi bedeninde hapis olmuştu. Bu.. Bu hiç hissedemeyeceğim kadar zalimceydi. Onun yaşındayken ben, ölmeyi istiyordum. Ancak o, bunu bile yapamazdı. Bencilliğimin sonucunda ortaya çıkacak senaryoyu düşünüyordum. Kendimi bir an fazla kaptırmış, her şeyi unutup saydam bir evrene geçerek olacakları düşünmeye başlamıştım…


Vicdanımın canımı acıtmadığı, benim kendime acımadığım o senaryo oldukça güzeldi. Önce Ryoken’e dönüp: “Gidip görevi tamamla. Ben buradan sonrası için yokum. Emrediyorum. İyi şanslar!” demiştim. Sonrasında ise karşımda dikilen beden hırsızı, umut hırsızı ve hayat katili o canavara karşı göğsümü gere gere konuşmuştum. “Ben o kızın yaşındayken karanlık, dört duvardan başka bir şey olmayan bir yerde hapistim. Sen ise onu kendi bedeninde hapsediyorsun. Ailesini, hayatını çalıyorsun. Kaç yaşında olduğun, ne kadar güçlü olduğun ve hatta yanındaki hurdaların ne olduğu hiç ama hiç umrumda değil…” demiş ve kuruyan boğazımı güçlükle temizleyerek bağırmıştım. “İstiyorsan o kılıcı götünle salla… İstersen şimdi çök, günahların için af dile. Hiç biri umrumda değil! O kızın ruhunu senin gibi bir iblisten kurtaracağım. Bedeli ne olursa olsun!”

Buradan sonrası ise git gide flulaşıyordu. Kendimi bir hışımla, canavar diye sayıklayarak karşımdaki iblisin önüne atıyordum. Fakat beni alıkoyan şeylerin olduğunu, doğruyu yapma ve vicdanımdan uzaklarda bir yolculuğa çıkma düşüncesinin bir yerlerimde olduğunu sezinliyordum. Gözlerimi tekrar ona diktiğimde ise az önce kurguladığım o senaryonun hiçbir zerresi gerçekleşmemiş, sadece sıktığım yumruklarımla, titreyen ağzımla ‘Canavar.. Canavar!' diye sayıklarken buluyordum kendimi.

Kendime acıdığım çok az an oldu belki de hayatımda. Hep gururla, onurla yaşamaya çalıştım. Fakat şu an da benim için öncelikler farklıydı. Vicdanıma vuracağım her bir bıçak darbesi, bunu kazımaya yetmeyecekti. Yine de yüce Ishigakure tarafından görevlendirilmiştim. Yanımdaki adamın sağ salim ulaşması gereken bir yer vardı. Özür dilerim küçük çocuk… Ben şanslıydım. Ama senin karşına çıkabilecek şansların en kötüsü çıktı… Ben.. Ben doğruyu kendi gururumla yoğuruyordum. Ben shinobiliğimle yaşıyor, görev bilinciyle uyanık kalıyordum. Üzgünüm minik kız… Benim o canavardan hiçbir farkım yok… Öyle değil mi?

Bağlılıklarım, önceliklerim ve vicdanımı bir kefeye koymuştum. Derin bir üzüntüyle yaptığım, hayatımın en acı verici ve kendimden tiksinme noktasına geldiğim hesaplardan biri olmuştu. Onun karşısında en ufak bir şansım dahi olmasa da; buradan öylesine geçen bir insan olsam… Hiç düşünmeksizin o kız için kendimi tehlikeye atardım. Fakat köyüm için yaşıyor, shinobi olarak nefes alıyordum. İşte bu muhasebe benim için böyle buruk bitmişti. Tekrardan donuk yüzümü karşımdaki minik kız bedenine çevirdim. Bize en son gitmemiz için izin vermişti. Yüzüme her zamanki Ringo gibi, gıcık bir gülümseme kondurmuştum. Bu gülüşle tıpkı onun bizi ettiği gibi rahatsız edebilirdim. Yapabileceğim tek şey buydu belki de. Sıkılmaktan morarma noktasına gelen ellerimi rahatlatıp birbirine kenetledim. Daha sonra onları başımın üstünde kavuşturdum. Sanırım benim veda konuşmamı yapacağım andı bu. Bu esnada kafamı Ryoken’e çevirdim. “Bak, anlatıyor işte. Sormak istediğin başka bir şey varsa sor. Ben daha fazla kaldıramam. İşin bitince yanıma gelirsin.” Demiştim. Ardından suratlarına tek bir an bile bakmadan sırtımı çevirmiş. Aylak adımlarla ilerlemeye başlamıştım. Vicdanımın yarattığı derin sızı, göğüs kafesimde patlak veren bir titremeyle kendini hissettiriyordu. Acı vermiyordu, acıtamıyordu. Ancak ben anlayabiliyordum. Doğru olanı yapmanın verdiği bu iğrenç his… Hayatım boyunca peşimi bırakmayacak. Tıpkı göl kenarında o çocuğun gözyaşları gibi. Asla peşimi bırakmayacaktı. Ama diğer türlüsü de bir askere yakışmazdı.

Görünüşe göre beni bırakmayacak bu düşüncelerle artık işim bitmişti. Aylak aylak yürümeye ve ara sıra ardımı kontrol etmeye başlamıştım. Ryoken’in de soracakları bittiğinde yanıma gelmesini bekleyecek ve ardından onunla tek kelime etmeden ilerleyecektim. Ağaçlardan ilerlemek mantıklı olandı. Derince bir ağaç kümesi arayacak, bulduğumda ise yükselip kendimi ileri atıp vicdanımın içimde yarattığı ağırlığı ve acıyı biraz olsun rüzgarı hissederek baskılamaya çalışacaktım.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 75.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: 90

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Özellikler
Sır Tutucu
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda başka bir shinobinin sırrına vakıf olmuştur. Bununla birlikte, Ishichou'dan görevde eşlik ettiği shinobinin bilmemesi gereken başka bir emir almıştır. Bu, Ishichou'nun karaktere güvendiğini göstermekle birlikte karakteri olası ters bir durumda sorumluluğu alması gereken birinci kişi haline getirmiştir.
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 151
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » November 3rd, 2019, 1:52 pm

En başından beri, zihniyle alakalı bir şeylerin ters gittiğini biliyordum Yukiko hakkında. Ben, karşılaştığım durum sayesinde sadece zihni ile ilgili bir şeyler öğreneceğimi sanmıştım. Ancak, öğrendiğim daha büyük şeyler oldu. Yukiko olarak düşündüğümüz kişi sorularımızı büyük bir keyifle dinliyordu. Ona teori olarak düşündüğüm soruyu sorduğumda yüzündeki gülümseme bir sırıtışa dönüştü. Onu görünce bakışlarımı keskinleştirdim, bir yandan haklı olduğumu düşünebiliyordum sırıtmasından. Yukiko'ya söylediğim sahte isimle bana imalı bir şekilde seslendikten sonra, asıl beklediğinin bu soru olduğunu söyledi. İsmimin sahte olduğundan emin gibi duruyordu. Kötü adamın her şeyi anlattığı kısma geldik dediğinde sırıtması tekrardan bir gülümsemeye dönüyordu. Bakışlarım hala keskin bir şekilde direkt onun gözlerine temas ediyordu. Neler döndüğünü çok merak ediyordum, bu yüzden sessizce bekledim, cümlelerine devam etmesi için.

Ringo'nun sahte ismini gene imalı bir şekilde belirterek, önce onun sorusunu yanıtlayacağını söyledi. Adının Akuryou olduğunu belirttikten sonra, yanındakilere kim olduklarını ve 'nesillerini' soruyordu. İkisi sekiz, biri dokuz dedikten sonra Akuryou hafif bir ıslık çalıyordu. Onlarla da tanışacağını belirterek, hiçbir şey anlamadığımızı bilmiş bir şekilde cümlelerine devam etmeye başladı. Kötü bir ünle bilinen, yaşlı bir kılıç ustası olduğunu belirtiyordu. Sis'in 7 kılıç ustasından olan bu adam, oldukça eskilerden kalmış bir insanmış. Bir shinobi ile yaptığı ölümüne dövüşten sonra, kendi ruhunun ve bilincinin minik bir kısmını kılıcına mühürlemeyi başarmış. Zor olmuş, ancak bunu gerçekten başarmış. Senelerce karların arasında beklemiş, bilinci yerine gelmeye başladığında ise tam anlamıyla bir bekleyişe koyulmuş. Kendisini birisinin bulması için beklemiş, tekrardan gerçek hayata dönebilmek için.

Hikayenin gerisini az bile olsa tahmin edebiliyordum. Ancak ondan dinlemek daha sağlıklıydı. Kendisini bulanın ufak bir çocuk olduğunu söylüyor ve eski vücudunun bu gardiyanlardan bile iri olduğunu belirtiyordu. İşte tam bu anlattığı kısımda, tahmin ettiğim şeyler yerine oturdu. Kız kılıca bağlandıkça kızın üzerindeki güç ve hakimiyeti artarken, aynı zamanda kızı eğitiyordu. Kızın ise sensei olarak çağırdığı kişi bir başkasıydı. Gemide vücudunu ele geçirende Akuryou olmalıydı. Kendi kendine hocalık ediyor, sensei olarak anlattığı kişi ise kendisi çıkıyordu. Bu kısmı tahmin etmemiştim, beni şaşırtmıştı ancak kızın vücudundan başka birisinin çıkması ve kızın üzerinde hakimiyet kurması tahmin ettiğim şeylerdi. Babası olayları anlayıp sıkıntı çıkarmaya başladığında, kıza kılıçtan kurtulmasını söylemiş. Kızın babasına ikna olduğunu anladığında, Akuryou ikisini de öldürtmüş.

"Acınası yaratıklar olarak yokolup gittiler."

Kendi kendime bir anlığına tekrar ettim. Onları öldüren kızları değil, Akuryou idi. Ancak kız bunu kendi yaptı zannediyordu. En azından anladığım bu idi. Yukiko bunları kaldıramayıp bir travma geçirdiğinde, Akuryou o anları baskılayıp hiç olmamış gibi kabul ettirmiş kıza. Kızda anne babasını sorduğumda ondan donup kalmış olmalıydı. Kıza zırh yaptırıp, antrenmanlarla kızın kondisyonunu yükseltmiş. Böylece vücuda alışmış yavaş yavaş. Akuryou, su diye emrettikten sonra suyunu içti ve konuşmasına devam etti. Kızı kandırmanın kolay olduğunu ve bu gardiyanların ise onu beklediğini söyledi. Kız ise buraya bir antrenman için geldiğini sanıyordu. Gardiyanların bahsettiği sayılar ise, ilk takipçileri ile alakalıymış. İlk takipçileri kan yemini ile bağlı olduğundan, onlardan sonraki jenerasyonda aynı şekilde olacakmış. İki tanesi asıl takipçilerinin 8. jenerasyon torunları iken, diğeri 9. jenerasyon torunu idi. Yani en gençleri dokuzuncu oluyordu bu durumda. Akuryou geri döndüğünü amacına ulaştığını ve bizi öldürmek istemediğini belirterek gitmemizi istemişti. Bu saniyeden sonra ona deneyeceğimiz bir şeye karşı buradan ölü çıkacağımızı da belirtiyordu. Ancak ona Yukiko hakkında bir şey sormak zorundaydım. Ringo gittikten sonra, ellerimi görebileceği şekilde tutarak Akuryou ile konuşmaya başladım.

"Sana karşı bir şey denemeyeceğim, sonuçta buradan sağ salim çıkmak istiyorum ancak sormak istediğim bir şey var. Kızın vücudunu almış olsan bile, aynı senin gibi onu kurtarabileceğimiz bir yol yok mu? Artık onu tamamen ölü mü kabul etmeliyiz?"

Diye soracaktım. Eğer yapabileceğimiz bir yolu varsa yapabilirdik, ancak yoksa çekip gidecektim. Daha fazla durmanın gereği yoktu, görevimize devam etmeliydik.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » November 9th, 2019, 8:40 pm

Küçük kız, Ringo'nun aylak aylak uzaklaşmasını izlerken: "Ben de öyle düşünmüştüm." diye mırıldanıyor hafifçe. Ryoken o an, gözlerinde hafif bir hayal kırıklığı görür gibi oluyor kızın. Ancak o kadar kısa sürüyor ki bu, gerçek olup olmadığına bile emin olamıyor. Devamında, kendi sorusunu yöneltiyor Ryoken. Kızın -ya da adamın- yüzünü düşünceli bir ifade alıyor önce, ardından: "Yok." diyor oldukça basit bir şekilde. Yüzüne yeniden sırıtışı otururken, Ryoken'in gitmesini bekliyor sakince.

Yolunuzun geri kalanında, herhangi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Size bahsedilen laboratuvarı ve bilim insanını bulmanız aşağı yukarı bir gününüzü alıyor, ancak en nihayetinde tüm bu yolculuğun son noktasına kazasız belasız ulaşabiliyorsunuz. Kendinizi tanıttığınızda, oldukça sıcakkanlı bir şekilde karşılanıyorsunuz ve oraya akşam saatlerinde ulaşmış olduğunuzdan mütevellit bir geceliğine dinlenmeniz için gerekli koşullar sağlanıyor. Karnınızı iyice doyuruyor, vücudunuzu iyice dinlendiriyorsunuz. Emin olduğunuz -özellikle Ryoken'in emin olduğu- asıl nokta ise bu kez gerçekten de bahsedilen kişiye ulaşmış olduğunuz.

Ertesi sabah, öğlen saatlerine doğru cihazın Ryoken'in koluna yerleştirileceği haberi geliyor.

Off Topic
Out: Şu noktaya kadar olanları anlattığınız, bununla birlikte varsa cihazı yerleştirecek olan bilim insanına soracağınız soruları içeren bir tur yazın, son GM'likle ödülleri verip konuyu bitirelim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 53
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » November 12th, 2019, 12:37 am

Hayalini kurduğum her şey er ya da geç bir gün oluyordu. İstediğim şekilde olmuyordu ve oldukça geç oluyordu. Ancak bir şekilde tatminkarlığın zirvesine ulaşabiliyordum. Görevimin çok önemli bir kısmını atlattığımı farkettiğim an; aslında buraya kadar hiç zorlanmamam gerektiğini anımsatıyordu bana. Kısa bir yolculukta bile bir çok sıradışı şey görüp yaşamıştım. Zorluklara hep göğsünü kabartan ve onları olduğu gibi karşılayan benim için bu hiç bir şeydi. Fiziksel ve zihinsel stresle başa çıkabildiğimi kendime bir kez daha kanıtlamış, biraz olsun kendimi lider gibi hissedebilmiştim. Neydi peki liderlik? Evet, zor kararları zor anlarda alabilmekti. Son aldığım karardan hiç ama hiç gurur duymamıştım. Doğru olan kararı vermek canımı öylesine yakmıştı ki, yapabileceğim tek şeyin bu olması beni üzüyordu. Bir çok insanın idolü, Uzumaki Naruto-sama'yı düşündüm. O hep dostluğa ve iyiliğe inanmıştı. Umut dolu kalbinde hiç bir zaman hüznün ve karamsarlığın yeşermesine izin vermemişti. Normal şartlarda bir çok deneyimli shinobinin kesinlikle almayacağı, stratejik olarak büsbütün yanlış kararları o, hissiyatıyla ve kalbiyle vermişti. Buraya kadar, bize anlatılan buydu. Ben ise kalbimden geçenleri çoğu zaman kararlarıma dökememiştim. Bunun nedenini bir kez daha hatırlattım kendime. Bir başkası için hayatımı riske atmak benim için sorun değildi. Gururumla ve haysiyetimle savaş meydanında ölmek, asla koymazdı. Ama köyümü yüzüstü bırakamazdım. İşte bu, kendi menfaatimden de duygumdan da daha birincildi. Kendime bu ikilemde daha fazla kalmamak adına bir söz vermem gerekti. Daha güçlü olacaktım. Öylesine güçlenmeliydim ki; yanımdaki adamı koruyabilmeli, masumları çektikleri çileden arındırabilmeli, köyümü yarı yolda bırakmamalıydım. Tüm hızıyla avına yönelmiş, hiç bir gücün durduramayacağı bir kartal olmalıydım. Karşıma kim çıkarsa çıksın, pençelerimle onları parçalamalıydım. Kendime ve içimdeki savaşçıya inanıyordum. Özgüvenimin tekrar yerine geldiğini ve kanımın tekrar kaynadığını hissediyordum. Yüzüme renk gelişiyle birlikte daha da bir canlandım. Bu esnada Ryoken çoktan yanıma gelmiş, benimle birlikte ilerliyordu. Yol boyunca ona ne baktım, ne de tek kelime söyledim. Sadece ilerledim.

Hayaletler, korsanlar ve sarı pipili dostumla geçen yolculuğumun; çoğu gitmiş, azı kalmıştı...

"Hoi! Ryoken-san, bugün tekrardan erkek olacağın gün! Heyecanlı olmalısın!" diye bağırdım arkadaşıma doğru ilerlerken. Bu sabah, görevimiz tamamlanıyordu. Buraya varana kadar pek konuşmamış, yorgun ve bitkin düşmüş gibi davranmıştım aslında ona karşı. Laboratuvarı bulmamız bir gün sürmüştü. Oraya buraya sorarak bir şekilde çıkartmıştık. Bizim için çok zor olmamıştı. Buraya ulaşınca tedirginliğim üzerimdeydi. Bizi karşılayan insanlara biraz negatiflik yaymış olabilirdim. Yine yerli yersiz şakalar yapıyor, biraz sinirleri zıplatıyordum. Yine de; oldukça misafirperver karşılanıyorduk ve Ishichou-sama'nın bizim için verdiği talimatları anlayabiliyordum. Karnımızı güzel ve yörelerine has yemeklerle doyurmuşlardı. Bize yataklar vererek biraz olsun dinlenmemizi sağlamışlardı. Beden olarak çökük ve bitap olmasam bile beynim artık fazla düşünmekten çökmüş gibiydi. Galiba kapasitem buydu, bilemiyorum. Gece boyunca düşünürüm, aklımda türlü tilkiler döner diye düşünmüştüm fakat öyle olmadı. Sanırım o kadar bıkmıştım ki bu işten, kolaylıkla uyumuş ve sabah yeni bir güne uyanmıştım. Şimdi, sabahın ilk ışıkları beni selamlıyordu.

Sadece bir kaç saat sonra Ryoken'e cihazın takılacağının haberi gelmişti. Bununla birlikte ona heyecanlı olup olmadığını sormuştum ve bu gerçekten pek de umrumda değildi. "Korsanları, zombileri, kar ve kışı atlattık da geldik buraya; bari yalandan heyecanlıyım falan de!" demiştim. Bu esnada kendime kurulacak bir köşe arıyordum. Burası daha önce geldiğim ve alışık olduğum mekanlara benzemiyordu. Üzerimde her daim bulunan askeri disiplinin kaybolduğunu söyleyemezdim fakat bir hayli gevşek davranıyordum. Sanırım görev sonrası gelen o rahatlama hissi bunun tanımıydı. Öğlene kadar yapacak bir şeyler bulabilirdim. En azından ortalığı biraz tarayacak, oynayacak eğlenceli şeyler bulacaktım. Hatta gördüğüm yere dalmaya ve bir şeyleri kurcalamaya başlamıştım bile! Bu esnada etraftaki bilim adamları beni azarlayacak olursa onlara içten özürlerimi sunup elimde oynadığım -her neyse artık- yerine geri bırakacaktım...

Cihazın takılma işlemi bittikten sonra biraz daha kalacak ve bilim adamından cihazla ilgili bilgileri alacaktık. Bunları Ryoken'in sorup öğrenmesi ve iyice bilgilenmesi önemliydi. Benim de yanında olmam gerekiyordu, en azından ters bir durumda fazladan yardıma ihtiyacı olabilirdi. Benim sorabileceğim her hangi bir şey bulunmuyordu, zira cihazı teslim alacak olan Ryoken'di. En fazla, "Bu şey bozulursa n'apcaz? Kapatıp açınca düzelir mi?" gibi, komik ve aptalca sorular sorup biraz sinir bozabilirdim. Her şey tamam gibi gözüktüğünde, bize de yol gözükecekti. Tekrar yola koyulurken aklımda her şeyi netleştirmiştim. Bu görevin benim için önemi, belasız gibi gözüken yolculukların hepsinde bir belanın başımıza musallat olmasıydı. Bir shinobinin hayatı asla kolay geçmiyor. Verdiğim kararların arkasında her daim olsam bile; hala insan olmam ve duygusal yapımın eksilmemiş olması beni gülümsetebiliyordu. İçimde bu susuz kalmış çocuksu yanı hep taşıyacak, amaçlarıma ve hedeflerime ulaşmak için çabalarken beni kamçılaması için gittiğim her yere götürecektim.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 75.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: 90

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Özellikler
Sır Tutucu
Karakter Ishichou'nun komutuyla yaptığı seyahat sonucunda başka bir shinobinin sırrına vakıf olmuştur. Bununla birlikte, Ishichou'dan görevde eşlik ettiği shinobinin bilmemesi gereken başka bir emir almıştır. Bu, Ishichou'nun karaktere güvendiğini göstermekle birlikte karakteri olası ters bir durumda sorumluluğu alması gereken birinci kişi haline getirmiştir.
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 151
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » November 12th, 2019, 1:17 am

Ringo'nun kaldıramadığı olaylara karşı küçük kızdan gelen tepkiyi düşünüyordum. Gerçekten o mu konuşmuştu? Akuryou'yu kabullenmiş ve bedenini ona mı bırakmıştı? Tahmin edemediğim bir olay yaşıyordum, vücudun kontrolü tamamen başkasındaydı ancak sanki kız arada konuşabiliyor gibiydi. Gözlerindeki hayal kırıklığını görebilmiştim sanki, ancak emin olamamıştım. Belki de kız bu durumdan memnun değildi. Onu geri alabilmek için yapabileceğim tek şey soru sormak olurdu. Nasılsa, Akuryou'nun tek ihtiyacı bir vücuttu. Kıza başka bir vücut bulabilseydik, belki kurtarabilirdik. Ancak bütün imkanlar elimden gitmiş ve deneğimi kaybetmiştim. Gerçi, deneylik bir durumu dahi kalmamıştı. Tahmin ettiğim çoğu şey doğru çıkmıştı. Akuryou'nun bana "Yok." diyerek verdiği cevaptan sonra sırıtışına karşı gülümsemiş, bende Ringo'nun yanına doğru yürümeye başlamıştım. Ringo'ya kızın hayal kırıklığından bahsetmeyi düşündüm, ancak bir anda çekip gitmesinden yola çıkarak bunun pek mantıklı bir karar olmadığına kanaat getirdim. Bu yüzden sessizce yürümeye başladım, ne o konuştu, ne ben...

Yol boyunca neler yaşadığımız aklımda gezinmeye başladı. Önce bir gemiye biniyor, orada bir kızla tanışıyorduk. Sonrasında bu kızla birazcık samimi oluyor ve yemeklerimizi yemeye başlarken saldırıya uğruyorduk. Korsanlara saldırdıktan sonra kız bir anda sinirleniyor, hatta tahmin ettiğim kısmıyla bedenini Akuryou'ya teslim ediyordu. Ani bir delirmeden sonra herkesi kesip biçmeye başlıyor ve hepimizi kısmen kurtarıyordu. Ardından kız yüzünden hepimiz gemiden dışlanmış, karaya tam yaklaşmadan inmiştik. Biraz ilerledikten sonra, bir kaç maskeli adamla karşılaştık. Bizden önce kızı bırakmamızı istediler, bu anda ilk aklıma gelen sensei'sinin elemanları olduğu ve kızı korumaları gerektiği idi. Ancak olay bu kadar basit değilmiş. Bize maskelilerin saldırmasının ardından kız uyandı ve kılıcını geri aldı. Ardından her şey açıklığa kavuştu. Kılıcın içinde yaşayan Akuryou kızın bedenini ele geçirmiş. Kısmen onun bedeni tamamen ele geçirmesine ve gözlerini tekrardan başka bir bedende açmasına yardımcı olmuştuk Ringo ile. Şimdi ise, kaldığımız yerden devam ederek laboratuvara doğru devam ediyorduk. Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.

Sessizliği bozan, Ringo'nun tekrardan şakacı bir şekilde bana takılması oluyordu. Hafifçe gülümsedim, sonrasında konuşmaya başladım.

"Doğru dedin. Senin erkek olacağın görevde yanında olmayı çok isterim, şimdi olduğu gibi."

Dedim. Uzun zamandır birisiyle böyle konuşmuyordum sanırım. İnsanlara karşı olan soğukluğum yeterliydi ancak Ringo'ya karşı bu soğukluğumu göstermiyordum. Zaten çokta fazla konuşmuyorduk. Bütün konuşmalarımız onun bana takılması ve benim cevap vermem üzerine kuruluydu sanırım. Bir kaç saat sonrasında bana cihazın takılacağı haberi ile Ringo'nun tekrardan bir soru sorması bir olmuştu.

"Evet evet, çok heyecanlıyım. Bir öncekinin aksine, gerçekten çok."

Dedim. İkinci kez koluma sahip olacaktım ve bu seferki daha az heyecanlıydı. Öncekinde daha ilginç bir şekilde kolumu elde etmiştim. İki çocuğu, bir kaç tane müsveddeyi öldürüp almıştım. Şimdi ise, iki tane korsan öldürüp alıyordum. O korsanları da öldürmek zorunda değildim. Saatin gelmesini Ringo ile oturup beklemeye başladım. Cihaz bir an önce takılsa da gitsek diye düşünüyordum. Ama bu sefer emin olduğum bir şey vardı, Nobu-san gerçekten Nobu idi. Gennosuke gibi, farklı bir insan değildi. Hala Gennosuke'nin kim olduğunu merak ediyorum, o ayrı bir konu.

"Nobu-san, bu cihaz tam olarak ne işe yarıyor? Herhangi bir dezavantaj sağlayacak mı? Herhangi başka bir komplikasyonunu görecek miyim? Bana her şeyi tam olarak anlatırsanız, çıktığımda bilmediğim bir olayla karşılaşmak istemem."

Nobu-san cihazı taktıktan sonra bu soruları soracağım. Sonrasında ise cevaplarımı alıp geri döneceğim.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”