[Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Gizli Kütüphane'nin tozlu raflarındaki unutulmuş hikayeler.
User avatar
Tokui Neiro
Posts: 10
Joined: March 2nd, 2019, 12:04 am

[Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by Tokui Neiro » April 5th, 2019, 1:35 pm

Omzunu nemli ağacın gövdesine dayarken cüppesinden süzülen sular yere damlıyordu. Girdiği ağacın altında arkada bıraktığı onlarca gölet gibi yeni bir tanesine bakıyordu. Alışık olduğu güzelim kaya ve çimen manzarasından farklı olarak dünya üzerinde böylesine güzellikleri görmek onu büyülüyordu. Kim bilir dünyanın çeşitli yerlerinde daha ne çeşitlilikte iklimler vardı. İç çekti ve elini kaldırıp avucuna yağmur sularının temas etmesine izin verdi. Cüppesinin koruması altında sıcak ve kuru kalmış eli, serin yağmur suyuyla temas edince onu biraz ürpertti ve vücudundaki tüylerin diken diken olmasına sebep oldu. Eline çarpan yağmur damlaları, sağa sola dağılırken parmaklarının nasırlı kısımları elinin geri kalanındaki histen farklı olarak soğuktan çokta etkilenmeyen bir hissizliğe sahipti. Yıllarca tellere vurmuş parmakların getirdiği sert bir hissizlikti bu. Tıpkı insanlar gibi, zorluklara göğüs germiş insanlar, el bebek gül bebek gibi büyüyen insanlardan daha dayanıklı olurdu. Yüzüne hafif bir gülümseme ve aklına da ishigakurede ki acı, tatlı hatıraları ve birazda özlem geldi. Suyu kavramak ister gibi parmaklarını kaparken, parmaklarının nasırlı yüzeyi avucuna sürttü. Keşke hava biraz daha güzel olsa da, gitar çalsam diye düşündü. Yaşadığı bu kısa dinlenme anını, hatıralarını ve bu güzel manzarayı taçlandıracak müzikten başka ne olabilirdi ki? Şu karakuri isimli hanı artık bulsam güzel olacak, hem parmaklarım, hem kendim, hem de ruhum için diye düşündü ve yaslandığı ağaçtan doğrulup, arkasında muhteşem bir manzara bırakarak yürümeye devam etti…

Sıcak cüppesinin içinden gitarının kayışını huzursuzca kontrol etti. Bu kontrol gitarının düşecek olmasından veya gevşemiş olmasından değildi. Sadece kayışı çektiğinde sırtına yaslanan o tahtanın sert duygusu onu rahatlatıyordu. Karakuri isimli hanı hala bulamamış olması onu huzursuzlandırıyordu. Artık oraya girmek, gitar çalmak, insanları eğlendirmek istiyordu. Tabii bunu yaparken de büyük bir açlıkla müzik isteyen, kaşınan parmak uçlarını dizginlemeyi arzuluyordu. Ancak tek amacı müzik değildi birkaç gün önce bir kasabada bir şeyler gelmişti keskin kulaklarına. Karakuri isimli bir handa, hazine haritası bulan bir adamla ilgili. Ona hazine haritasının yerini gösterenle hazineyi paylaşacakmış bu bahsettiği adam. Pain zamanından kalma bir harita diye düşündü. Asıl amacı tabii ki para değildi. O her ne kadar sıkıntı bir yaşam geçirmiş olsa da paraya gereğinden fazla önem vermezdi. Asıl amacı duyduğu fısıltıda Pain gibi bir köyü yok edecek güçte bir katilin isminin geçmesi, müziğine ilham ve farklı bir şeyler yaşama görme istediğiydi. Bir zamanlar yaşamış bir efsanenin hikayesiyle kesişme isteği. Belki onunla bulacağı hazinenin alakası bile yoktu ama onun ismini duymak heyecanlandırmıştı onu, her ne kadar bir katil olsa da…
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by GM - Naruto » April 22nd, 2019, 2:33 pm

Akşam üzeri. Kaya Ülkesi'nin doğu sınırını oluşturan Shinano dağının üzerine düşen turuncu ışıklar, saatin geç olduğunu söylüyor sana. Güneş ufukta battı, batacak neredeyse. Dalgalanan bir deniz yüzeyini andıran bir bayırda ilerliyorsun. Bazen aşağı yokuş yürürken bazen de bir tepeyi çıkarken buluyorsun kendini. Yürüdüğün yol yaş, ancak çamur değil. O kadar çok at arabası tepmiş ki bu yolu, çift çizgi şeklinde otların büyümediği bir tren rayı üzerindeymişsin hissine kapılıyorsun.

Bir kaç saattir bu yoldasın. Bir kaç köy geçtin, kimisi bir orman içerisindeydi, kimisi ise bir göl kenarındaydı. Ancak ilk defa bu kadar göreceli olarak "boş" bir yöre ile karşılaşıyorsun. Sağın, solun, ufukta gördüğün dağlar ve ormanlar dışında boş. Tepeler süslüyor her yeri.

Bir de, ileride belli belirsiz bir karartı şeklinde duran Karakuri hanı.

Sen yaklaştıkça, han büyüyor. Çok da yüksek olmayan bir tepenin üzerine kurulmuş bir yerleşke olarak adlandırmak daha uygun aslında burayı. Tepenin düz kısmı dikdörtgen bir şekilde çitle çevrilmiş. Çitler yarım adam boyunda, kerpiçten birer duvar. Üzerleri de evin çatısı gibi saçak ve kiremitlerle süslenmiş. İçerisinde dikdörtgenin sağına doğru geniş, 2 katlı bir bina bulunuyor. Japon stilinde, üçgen çatılı. Camlarından dışarıya fışkıran turuncu ışık hayat olduğunu söylüyor sana. Dikdörtgenin diğer tarafında tek katlı bir ahır seçiyorsun. Bununla beraber dikdörtgenin içerisinde at arabalarının park edebilmesi için bolca boş alan seçiyorsun. Bir kaç yaşlı ve büyük ağaç da süslüyor yerleşkeyi, özellikle han binası olarak gözüne kestirdiğin yerin çatısına kadar ulaşan bir ağaç dikkatini çekiyor. Ağacın büyük dalları hanın ikinci katındaki odaların camlarını süslüyor.

Yerleşkenin içerisine açılan büyükçe bir kapı dikkatini çekiyor. Kapıdaki eli silahlı iki koruma duvarlara yaslanmış muhabbet ediyorlar. İkisinin yanında da birer mızrak görüyorsun. Üzerlerinde standart Japon zırhı var, ancak göğüs kısmını giymeyi tercih etmemişler. Omuz ve ayak kısımları ise epey korunaklı görünüyor. Zırhlar ise standart değil, her bir parça başka renkte. Bellerinde birer katana olduğunu da seçiyorsun. Biri uzun, biri kısa saçlı. Kapının yanında, bir metrelik bir bambu çubuğuna tutturulmuş fener aydınlatıyor ikisini git gide kararan ışığın altında. Bununla beraber git gide yerleşkenin içerisindeki fenerlerin yanmaya başlaması da akşam saatinin geldiğini belli ediyor.
Off Topic
Selamlar. GM'iniz bendeniz Cynic. Herhangi bir durumda bana ulaşabilirsiniz. Pasiflik sınırını bir sonraki GM mesajında vereceğim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Tokui Neiro
Posts: 10
Joined: March 2nd, 2019, 12:04 am

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by Tokui Neiro » April 26th, 2019, 11:39 pm

Binlerce at arabasının zamanla oluşturduğu iki paralel çizgi halinde ki çıplak kalmış toprak yolu takip ediyordu. Gittiği yolun doğru yol olduğunu varsaymak için bu çizgiler yeterli bir kanıt gibiydi. Az kalmış olmalıydı hissediyordu. Dalga gibi inişli, çıkışlı tepeler halinde yol önünde uzanıp gidiyordu. Anlık olarak durakladı ve çevresine göz gezdirdi. Geldiği yol boyunca birkaç köy, ormanlık alan ve göl geçmişti ama şimdi bulunduğu yer göz alabildiğine çıplak bir araziydi. Çıplak tepeler bir birini kovalarcasına ufka doğru uzanıyor onları ise ormanlar karşılıyordu. Ormanlarla birlikte ise dağlar yükseliyor ve dağların arkasında kaybolan güneş bu ıslaklıkla tezat oluşturacak şekilde sıcak bir kızıllık bırakıyordu gökyüzüne. Gün batımını hep sevmişti, gün batımı her zaman birkaç dakika göz ayrılmadan bakılmayı hakkederdi ve Neiro ona hakkını veriyordu. Yüzünde ki gülümsemeyle döndü ve kaçamak bakışlar atarak inişli çıkışlı yoluna devam etti. Az ileride hanın karartısını seçebiliyordu, parmakları da kaşınıyordu kalbi hızla atmaya başlamıştı sonunda tellerde elleri gezebilecek ve kendini müziğe bırakabilecekti…


Hana yaklaştıkça detaylar ekleniyor ve karartı giderek büyüyüp şekilleniyordu. Kerpiç duvarlarla çevrili bolca at arabası yeri japon stilinde olan bir han. Umarım yeterince dinleyici vardır diye içinden geçirdi ve umarım hanın sahibi biraz paralı müzik yapmasına izin verirdi, hatta bedava müzik. Sadece parmaklarının tellere olan hasreti giderecek kadar. Tabii tek sebebi bu değildi, aradığı adam muhtemelen harita ve yer bulma konusunda yetenekli birini istiyordu, Neiro ise sadece temel bir izcilik bilgisine sahipti akademide öğrendiği kadarıyla bu yüzden onunla direk hazineyle ilgili etkileşime geçmektense ufak bir genjutsu desteği ve hoş müziğiyle ilgisini çekip daha sonra konuşmayı planlıyordu.


Hanın bahçe kapısında iki nöbetçi bekliyor ve sıkıcı bir işi olabildiğince çekilir kılmak için birbirleriyle muhabbet ediyorlardı. Kıyafetlerinden shinobi olmadıklarını varsaymak zor değildi ve buda onun için bir nebze rahatlatıcıydı. Böylesine kargaşa içinde, otorite boşluğu olan ve kaçak Ninjaların doluştuğu topraklarda hanın mı yoksa bir kervanın mı korumalığını yaptıklarından emin değildi. İç çekti ve içerdeyken yapacağı genjutsu numarasını pürüz çıkmaması için kapıdan geçerken de yapmaya karar verdi. Görünmeyecek şekilde mi mührü yapacak “Teishi no Jutsu” yu aktif hale getirip nöbetçilerin görüş alanına girecekti. Daha sonra yorgun bir yolcunun ifadesi ve gülümsemesiyle “İyi akşamlar umarım hanın biraz müziğe ihtiyacı vardır.” Diyecekti.
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by GM - Naruto » April 27th, 2019, 12:07 am

Tekniğini aktif ediyor ve kapıya doğru yaklaşıyorsun.

İkili, seni farkedince muhabbetlerini kesiyorlar ve biraz daha "hazır" görünmeye çalışıyorlar. Ancak tehditkar bir havaları yok. Gayet sakinler, ancak suratlarındaki sert çizgilerden deneyimli birer savaşçı olduklarını anlayabiliyorsun. Sen lafını söylediğinde, uzun saçlı ve diğerine göre biraz daha, ama sadece minimal oranda, yumuşak bakışlı olan konuşuyor; "Hoşgeldiniz. Tabii, gezginlere her zaman yerimiz var."

Sesi hem yakın, hem uzak hissettiriyor. Sesinde bir davet var, ancak bu davet biraz formalite icabı gibi. Profesyonelliği bırakmıyorlar yani. Teşekkür ederek içeri giriyorsun daha çok at arabaları için yapılmış olduğu belli olan kocaman kapıdan.

Kapıdan içeri girince seni geniş bahçeli bir köy evi manzarası karşılıyor. Çevrede yanan Japon fenerleri, han binasının duvarlarını aydınlatıyor. Bununla beraber çevreye parkedilmiş bir kaç at arabası da dikkatini çekiyor.

Hanın içerisine giriyorsun. Geniş, kare bir salon karşılıyor seni. İçerisi iyi aydınlatılmış ancak gözü yormayacak loş bir tonda. Millet odalarına çekildiğinde rahat uyusunlar diye, düşünüyorsun. Salonun ortası yer masaları ve minderleri ile dolu. Minderler çeşitli renkteler ve bir kaç kişi seçiyorsun masalara dağılmış. Sıcak içeceklerini tüketiyorlar. Sol tarafa doğru bir tezgah var ve tezgahın başında lacivert hakamalı, kel kafasına bandana geçirmiş bir usta geriyorsun. Tezgahı temizliyor. 50'li yaşlarda olmalı. Tam karşında kıvrılarak üst kata çıkan bir merdiven, bu merdivenin altında kalan kısımda ise bir resepsiyon görüyorsun. Resepsiyondaki hatun gayet şık, siyah ve altın renklerini harmanlayan bir kimono giyiyor. İçerisi sakin. Sen girince, usta sana bakıp başını eğiyor "hoşgeldiniz" dermişçesine.
Off Topic
Pasiflik sınırını 48 saatten açıyorum. Hayırlı olsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Tokui Neiro
Posts: 10
Joined: March 2nd, 2019, 12:04 am

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by Tokui Neiro » April 29th, 2019, 1:07 am

Tekniğini uygulayıp kararmaya başlayan havayla birlikte nöbetçilerden girmek için iznini almıştı. Bölgenin düzensizliğinden fazla huzursuz olmuş gibiydi, nöbetçilerden bir nebze yumuşak başlı olanından biraz resmi, biraz davetkar ama aynı zamanda sadece iş icabı artık sıradanlaşmış bir dille kabul edilmişti. Nede olsa para zor zamanlarda da geçerdi, özellikle zor zamanlarda…


At arabalarını ve geniş bahçeyi geride bırakarak asıl istediği köy evinden oluşan hana doğru ilerlemişti. Etrafı japon fenerleri süsleyerek bu son ışık kırıntılarında ıslak zeminden yansıyarak güzel bir manzara oluşturuyordu. Sıcak ve kuru bir yere girmenin verdiği keyifle memnun bir iç çekişle kapıya vardı. İçeri girdiğinde loş bir ışıkla aydınlanmış kara salonda etrafa dağılmış yer masalarını ve rengarenk minderler karşılamıştı onu. Sorumlu olarak güzel bir kadın ve ellili yaşlarda kel bir adam hoş geldiniz dercesine başını eğmişti. Kapişonunu başından çıkararak adama başıyla selam verip karşılık verip ona doğru ilerleyecekti. Bu sırada ise kulağına çalınan dedikodularda duyduğu gibi burada takılan, sağda solda bulduğu şeyle ilgili dedikodu yapmakta olduğu görünümü veren biri için gözlerini dört açacaktı. Ama öncesinde bu sessiz yeri biraz müzikle doldurmalı, insanların ruhunu ve kendi parmaklarını beslemeliydi. Yaşlı adama hazır tekniği de daha aktifken “İyi akşamlar, yemek ve bir gecelik yer karşılığı mekanınızı biraz müzikle doldurmamı ister misiniz?” diyecekti. Kimi yerlerde müzisyenler hoş karşılanır, kimi yerlerdeyse karşılanmazlardı acaba burası nasıl bir yerdi?
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by GM - Naruto » May 1st, 2019, 12:48 pm

Bandalanalı usta, garipser bir şekilde bakıyor sana önce, ancak tekniğin onu etkisi altına alınca bakışlarının yumuşadığını görüyorsun. Ardından resepsiyondaki kadına bir bakış atıyor, onun da ustaya onaylar bir bakış attığını farkediyorsun. Ardından usta, sana dönüyor. "Peki. Müşterilerimiz hoşnut kalırsa neden olmasın. Hafif bir şeyler çal ama."

Konuşmaya kulak misafiri olan diğer üç beş müşterinin de ilgisinin sana doğru kaydığını hissediyorsun. Uzun yol için giyinmişler, kalın ancak rahat şeyler var üzerilerinde. Çoğunluğu erkek, ayrıca bir müşterinin yanında eşi olduğunu tahmin ettiğin bir kadın da oturuyor. Hepsi salonun çeşitli yerlerine dağılmış bir şekilde oturdukları için, salonun orta kısmındaki bir alanı sahne gibi kullanabileceğin fikri oluşuyor kafanda.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Tokui Neiro
Posts: 10
Joined: March 2nd, 2019, 12:04 am

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by Tokui Neiro » May 1st, 2019, 11:07 pm

Sorusunun ardından usta ona garip bir şekilde baktı. Sanki hayatında ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyormuş gibi. Acaba buralara hiç müzisyen uğramaz mı diye düşünmeden edemedi. Basit genjutsu tekniğinin işe yaramayacağından ve müzik için bir bahane bulamayacağından endişelenecekti ki sonunda etkiye kapılmış ve bakışları yumuşamıştı. Onay almak istercesine kadına bakmış ve onayını alınca "Peki. Müşterilerimiz hoşnut kalırsa neden olmasın. Hafif bir şeyler çal ama." Demişti. İçini sevinç ve uzun zamandır sevdiğine kavuşamamış bir aşığın heyecanı dolarken bu hanın patronu kadın heralde diye ufacık bir an geçse de kendini ana vermek istiyordu. Ah şu genjutsu ne güzel bir şeydi. Tam sahnede olmak isteyen birinin isteyeceği türden. Uzun zamandır bu tekniği kullanıyordu, acaba ailesi görse ne düşünürdü diye düşünmeden edemiyordu. Onu onaylar mıydı yoksa insanları etkisi altına aldığı için hoşnutsuz mu olurlardı. Ama bir yandan düşündüğünde sahnede sergilenen hareketler, duruş da zaten bir manipülasyon değil miydi? Bu teknik sadece onların işe yarar olmasında birazcık etkili oluyordu. Adamın cevabına cevaben başını bir sanatçı edasıyla cevaptan minnet duymuşcasına ustaya doğru hafifçe eğecek ve “Tabii ki, teşekkürler.” Diyecek, ardından resepsiyondaki kadına da aynı baş selamını verecekti. Daha sonrasında ise sahne onu bekliyordu…


Etrafı kestiğinde civar masalardaki insanların da bu sessiz ortama ses getirecek birinin gelmiş olmasından ötürü dikkatlerini çekmiş gibiydi. Kıyafetlerinden anladığı kadarıyla uzun yol tepen insanlardı. Uzun yolculuklarında bir dinlenme noktasına uğramış ve olabildiğince bedenlerini dinlendirerek yola daha dinç çıkmak istiyorlardı. Neiro da onların ruhlarını dinlendirecekti tabii ki. Salonun çevresine dağıldıklarından ortadaki alan onun için bir sahne görevi görecek şekilde doğal bir ortam oluşturmuştu müziğine. Gitarı eline alınmak için sabırsızlanıyor sanki bu sefer sırtına ayrı bir ağırlık yapıyordu. Parmakları ise tellerle buluşmak için sanki daha da istekliymiş ve sabırsızlanırmış gibi kaşınıyordu. Aşkıyla buluşmanın verdiği heyecanı yatıştırmak için nefesini derin alıp verdi. Her müzik yeni bir heyecan, her sahne yeni bir Dünyaydı onun için. Seyircisi şuan için belki azdı ama en azından içlerine sindire sindire dinleyecek küçük bir kitleydi bazen böylesi daha iyi diye düşündü...

Sahnesinde bir tabureye oturdu ve büyük bir dikkat ve özenle bir kadını tutar gibi küçük gitarını çıkardı. Ellerini bu buluşmanın verdiği keyif ve özlemle gitarın yüzeyinde yumuşakça hatırlamak istercesine gezdirdi. Ahşabın soğuk ve pürüzsüz yüzeyi kusursuzmuş gibi bir his bırakıyordu. Gitarını bacağının üstüne koydu ve elleri otomatikleşmiş şekilde doğru konumlarını aldı. Seyircilerinin çoğu erkekti ama asıl dikkatini eş olduklarını tahmin ettiği bir adam ve kadın çekmişti. Asıl geliş sebebini neredeyse unutmuş gibiydi ama böylesine bir anda kimin umurundaydı ki? Anın tadını çıkarmak ve hasretle beklenen müzik diye düşündü. Hangi müziği seçmeliydi? Uzun yola çıkmış insanlar sevdiklerinden uzak olurdu. Her insan böylesine bir yol köşesinde aklı sevdiklerine gitmez miydi? Eş olduklarını düşündüğü çifte baktı ve aklına çalacağı şarkı yerleşti. Hafif ve duygusal bir şey. İçi şimdiden burkulmuştu bunu her çaldığında ağlayası gelirdi. Parmakları tellerde akor için gezindi ve ve alıştırma için birkaç nota ve kısa melodiler çaldı. Derin bir nefes aldı ve verdi…

“Sevgili misafirler, ben Ozan Gurin” diyecekti. Kaçtığından beri müzisyenlik yaparken bu takma adı kullanırdı . Selamını verecek ve çalacağı parçaya başlayacaktı, genjutsu insanları daha kolay etkisi altına alacaktı, doğru vaktin geldiğini düşündüğünde jutsuyu bozacak ve tamamen kendisi devam edecekti. Daha fazla genjutsuya ihtiyacı olduğunu düşünmüyordu. Şimdilik…

► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by GM - Naruto » May 4th, 2019, 2:33 am

Gitarının akorunu tamamlayınca, kendini az sayıda olan dinleyicilerine tanıtıyor ve Genjutsu tekniğini bozuyorsun. Zaten, sen müzik çalarken tekniğin işlemediğinin de az çok farkındasın zira tekniğin çalışma prensibinin biraz farklı olduğunu biliyorsun. Boşuna chakra tüketmenin de bir esprisi yok.

Ardından nefesini alıyor ve gitarını çalmaya başlıyorsun.

Gitarından dökülen yumuşak nağmeler salonu dolduruyor. Hoş tınılar dinleyicilerini yakalıyor ve rahatlatıyor. Herkesin odağı ise sende. Milletin yumuşadığını farkediyorsun. Tınılar biraz hızlandığında yükseliyorlar, tekrar yavaşladığında iniyorlar. Hallerinden memnunlar, resepsiyonda duran kadın da, kel usta da aynı şekilde. Yer masalarının etrafındaki minderlere çökmüş bir kaç gezginin de aynı şekilde hallerinden memnun olduğunu farkedebiliyorsun.

Ancak, daha iyisini yapabileceğini biliyorsun. Çevik bir Shinobi değilsin, ayrıca El Çabukluğun da iyi olduğu söylenemez. Gitar çalmayı biliyorsun ve basit insanları etkilemek senin için pek zor değil. Ancak kendini gerçekten geliştirmek için daha çok Çevikliğe ve El Çabukluğuna ihtiyacın olduğunu biliyorsun.

Bir, iki parça çalıyorsun ve neredeyse 10 küsür dakika geçiyor. Ardından, kel usta ile göz göze geliyorsunuz. Herhangi bir şekilde seni durdurmuyor. Bir kaç parça daha çalacaksan, izin verecek gibi. Onun dışında, senden gelecek tepkiyi bekliyor. Bir kaç dinleyicinin de ellerinin alkış yapmak için hareketlendiğini görüyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Tokui Neiro
Posts: 10
Joined: March 2nd, 2019, 12:04 am

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by Tokui Neiro » May 8th, 2019, 10:26 pm

Nefesini ciğerlerine dolmuş ve gitarını tıngırdatmaya başlamıştı. Parmakları tellerde dans ediyor, titreşen tellerin sesi salondakilere yayılıyordu. İnsanlar rahatlayıp, yolculuğun fiziksel ve ruhsal yorgunluğunu atıyordu. İnsanlar yumuşuyor ve kendilerini müziğin iniş ve çıkışına kaptırıyorlardı. Gözlerini etrafta gezdirdiğinde şimdiki patronlarının da hallerinden memnun olduğunu görebiliyordu. Burada bedava bir gecelik yeri ve yemeğini kazandığını tahmin edebiliyordu. Ama daha önemlisi kendi ruhunu besliyordu. Bu acıklı şarkı onu hep hüzünlü yapardı, içinden ağlamak gelirdi. Müziğinde doğası buydu işte…

Bir kaç parça daha çalıp, insanların keyiflerini izlerken kendini gitarına olan bağımlılığını bir uyuşturucu bağımlısının dozunu alması gibi rahatlatıyordu. Parmakları tellerde gidip geliyor, her bir notayla ruhunu doyuruyordu. Neredeyse on dakika geçmişken yaşlı ustayla gözleri buluştu. Durmasını istediğini belirtecek herhangi bir işaret görememişti, buda ona yeşil ışık anlamına parmaklarınaysa tellerde olan dansına devam etmesi anlamına geliyordu. En azından beğenildiğini düşünerek içini yine beğenilmenin, müziğine saygı duyulmasının verdiği mutluluğu yaşıyordu. Dinleyicilerin alkış yapmak için hareketlendiğini görünce buna izin verecek ve alkışları kabul edecekti daha sonra “ Sevgili konukları, dinlediğiniz için teşekkürler. Son bir parça daha çalıp sizleri akşamın sessiz huzuruna bırakacağım…” diyerek yaşlı ustaya bakacaktı onayını aldıktan sonra ise yeni müziğine başlayacaktı.
Müziği bittiğinde etrafa dağılmış dinleyicilerine 2-3 seferde olacak şekilde eğilerek selamını verecek ve yaşlı ustanın yanına gidecekti. Yaşlı ustaya gülümseyerek "Umarım hoşunuza gitmiştir" diyecekti.
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1347
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tokui Neiro] Yağmurun Müziği

Post by GM - Naruto » May 9th, 2019, 9:59 pm

Son parçana başlıyor ve müziğini icra ediyorsun. Parmakların gitarında hareket ediyor ve hoş tınılar dolduruyor hanı. Salondaki diğer üç beş dinleyicinin de tatmin olduğunu görünce, içine bir rahatlık siniyor. Bu kısa performansının başarılı olduğuna kanaat getiriyorsun.

Ustanın yanına vardığında, gayet halinden memnun görüyorsun. Onun yanına yürürken de bir kaç defa bakış attığını görüyorsun resepsiyondaki kadına. "Gitti gitti. Genelde canlı müzik dinleme şansımız olmuyor, ondan hoş oldu böyle." Ardından önüne ufak bir fincana benzeyen sake bardaklarından koyuyor ve dolduruyor. "Müesseseden. Biraz kendine gelirsin." Genç olduğunu farketmiş gibi ancak pek takıyormuş gibi bir hali de yok. "Boş odamız yok, ancak arada gelip bizi rahatsız eden bir 'misafirimiz' vardı, Onun yanına verelim seni. Rahatsız etmez kimseyi pek zaten, sarhoş olur sızar." diyor. Biraz mahçup olmuş gibi, ancak daha iyi bir teklif alamayacaksın gibi görünüyor, eğer gerçekten dediği gibi başka bir odası yoksa.

"Eee, necisin, nerelerden gelirsin? Ben Koshiki." diyor ve elini uzatıyor. Bu sırada bir kaç müşterinin esneyip üst kata doğru hareket ettiğini görüyorsun. Bir kaçı ise oturmaya devam ediyor içeceklerini tüketirlerken.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Locked

Return to “Role Play Arşivleri”