Eski Bir Yüz

Toprak Ülkesi ve Kaya Ülkesi sınırını oluşturan dağ.
Post Reply
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Eski Bir Yüz

Post by Okawa Ringo » September 14th, 2019, 3:03 am

Boynumda asılı duran ve ben yürüdükçe sallanan matara oldukça sinirimi bozmuştu. İçinde bulunan sudan artık eser olmayışı, onu taşımamı anlamsızlaştırıyordu. Bir hamleyle sapından tutup, boynuma dolanmış ipini çekerek ondan kurtulmuştum. Dibinde kalan son su damlalarını ise kafama dikip, matarayı usulca elimden bırakmıştım. Dik ve sivri kayalarla bulunan zeminde çıkardığı tok ses, düştükçe sesinin uzaklaşmasının ardından, bende adımlarımı atmaya devam ettim. Bir süre pek bir şey düşünmeden yürüdüm, şimdi de öyle. Bir şey düşünme ihtiyacında değildim. Zaten amaç da buydu. Olduğu kadar bütün düşüncelerimden arınmalı, kendime söz verdiğim şeyi yapmalıydım. Genelde kendime tatil olarak uyuklamayı değil, böyle gezmeyi vaat ediyordum. Bu dağı görmek de ayrı bir mevzuydu aslında. Daha önce buraya göreve gelenler olmuştu. Bana pek nasip olmadı. Yalnız başıma çıktığım kısa süreli bu yolculukların biraz da olsa kendimi tanımamda bana büyük katkısı olurdu. Burada ne yaparsam yapayım, yalnızdım. İstediğimi yapabilirdim.

Sıfır düşünce, sıfır negatiflik ve tamamen rahatlık ile tırmanışımı sonlandırmam gerekti. Önümde bir düzlük başlıyor, kısa süreceğinin haberini ise birkaç kilometre ötede duran kayalar ile müjdeliyordu. Hayatımın en ilgiç anlarını toplayıp bir albüm yapsam, bu an kesinlikle olmayacaktı. Hiç kimsenin bilmediği, soğuk ve derin dehlizlerde yaşayan şimdiki benliğimin fotoğrafı kimse tarafından görülmeyecek; şu an ne düşündüğümü ve ne istediğimi kimseye anlatmak durumunda kalmayacaktım. Kimseye berbat şakalar yapıp susmasını söylemeyecek, kimseyle dövüşmeyecektim. Sanırım kendimle romantik zamanlar yaşamak, baş başa kalmak hasretini çektiğim bir konuydu. Yanımda birileriyle göreve çıkmak güzeldi fakat iş haricinde tek başıma daha mutlu olduğumu farkettim. Bu mutluluğumun fazla sürmeyeceğini anlamam ise birkaç saniyemi aldı. Yüz metre kadar ötede, uzaktan zar zor seçebildiğim biri yürüyordu. İlerledikçe kim olduğunu anlamaya çalıştım. Buradaki sivil halk gibi giyiniyor diyemezdim. Yüzünü daha net seçmeye başladıkça oldukça tanıdık bir surat olduğuna kanaat getirdim. Selam vermeli miydim? Ciddi duruyor gibiydi. Pek tanıdığımı söyleyemezdim. Zaten insanlarla olan ilişkim çiçek sulamak gibiydi. İhtiyacım olduğunda, su ister gibi… Burada ise yüzüm güneşe dönüktü, yapraklarım biraz huzuru arzuluyordu. Buraya gelmemin sebebi, bendim. Sahi ya, o neden buradaydı?

Karşımdaki tanıdık yüze biraz daha baktıkça onu artık tanıdığımı anladım. Daha önce görev aldığım, eğitim aldığım biri olmasa da bir chuunin olduğunu, isminin ise Ryu olduğunu biliyordum. Pek de parlak olmayan hafızam, onun hakkında yanılıyor olabileceğimi de söylüyordu bana. Köy de dolaşan bazı dedikoduların aksine hakkında hiçbir şey bilmiyor ve bilmek istemiyordum. Bu nedenle ona karşı bir tutumum yoktu. Nazikçe selam verip geçebilirdim, fakat beni lafa tutarsa da bir iki kelam ederdim diye düşünüyordum. Böyle durumlarda genelde kendime ihanet ediyorum. Yani az konuşacağım adamla çok, konuşmak istediğim biriyle ise az konuşuyordum. Genelde hep yaptığım bir laf salatasının sonunun kavga dövüş ile bitmesinden dolayı konular uzuyordu. Bu ciddi çocuğun ise sanırım pek laflarımı işitmeye hevesi olmadığını biliyordum.

Beni farkettiğini anladığım mesafede biraz daha ağırlaştırdım adımlarımı. Doğrudan yüzüne doğru baktım, nazikçe kafamı öne eğdim.“Jirou Ryu! Yanlış hatırladıysam beni bağışla lütfen.” Diyip selamımı verdim. Ardından birkaç adım daha atarak aramızdaki mesafeyi oldukça azaltmıştım. Huzurlu bir günün ardından sanırım insanlara olan ilgisizliğimi kaybetmiştim. Aksine oldukça sosyal biri gibi hissediyordum. Onun selamını aldıktan sonra ise düzlük yolun yanında duran kayaya doğru yönelerek ilerledim. Kayanın yanına geldiğimdeyse yüzümde bir yorgunluk ekşiliği oluştu. Kıçım kayayla buluşur buluşmaz, yorgunluğumu atmışçasına düzeldi. Konuşmaya ise devam ettim:“Buraya seni atan ne? Gizli bir sevgilin falan mı var yoksa?” dedikten sonra kısa bir gülümseme yerleştirdim yüzüme. Sanki bu, benim yıllardır süren bekarlığıma bir atıf gibiydi. Bu konuyu kendi içimde enine boyuna tartışma fikri bulamamıştım, uzun bir süreliğine erteleyecek gibi de duruyordum. “Güzel bir kız olmalı, değil mi?” dedikten sonra düzlüğün ilerisinde duran kayalara daldım ve gözlerimi uzun bir süre oradan ayırmadım.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 162
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: Eski Bir Yüz

Post by Jirou Ryu » September 30th, 2019, 12:26 am

Karı arşınlayarak ilerleyen savsak adımlarım, ruhumun bir esintisi gibi akıp gidiyordu yolun üzerinde. Ayu-sensei ile olan görüşmemin ardından tek düşünebildiğim şey bundan sonra ne olacağıyla ilgiliydi; çünkü geçmişi geride bırakmak için, gelecekte yapmam gereken şeylere çoktan karar vermiştim. Ayu-sensei... Bana shinobilik kavramının temellerini öğreten kadındı. Esasen bu temeller kişiden kişiye değişirdi; ama benim shinobi temelim, o kadının öğretilerinden oluşuyordu. Bir nevi Jirou Ryu'yu öyle ya da böyle Jirou Ryu yapan detaylardan biriydi buydu. Belki eksik ve belki de fazlaydım; ama Jirou Ryu olarak, Ayu-sensei'nin öğretileri benim bir parçamdı.

Derin bir nefes ile birlikte ciğerlerime dolan soğuk hava beni kendime getirirken, göz ucuyla etrafıma bakındım. Karın her şeyi ile eğemenliğini ele geçirdiği bu Shinano Dağı ıssızdı ve tamamen uğultulu bir rüzgarın esintisine kapılmıştı. Yalnızlıkta ve rüzgarın karı taşıyan o uğultulu senfonisinde yalnız hissedemeyecek kadar dolu dolu düşüncelerle süregelen ilerleyişime ufak bir ara vermiştim. Göz ucuyla arkamda bıraktığım ayak izlerime bakarken, aslında bu ayak izlerinin bana gerimde bıraktığım o kötü anıları anımsattığının farkında değildim.

Derin bir nefesin yerini, benzer dolulukta bir iç çekme alırken, sanki içimdeki o tüm kötü düşünceleri boşaltıyormuş gibi hissettim kendimi kısa bir anlığına.

Tekrardan yürümeye başladığımda, bu sefer içimde geleceğe dair bir heyecan vardı. Avlamak istediğim kaçaklar ve bu doğrultuda köyüm ile benim sorumluluğumda ölen tüm shinobiler'e borcumu geri ödeyeceğim fikri içimi kıpır kıpır ediyordu çünkü; ama önümde henüz engeller vardı ve tüm bu gelecek fikri için o ilk adımı atmaktan çok uzak hissediyordum kendimi. Sabırlı olmalı ve doğru anı beklemeliydim; en azından İshichou ile çakışmamak için.

Ben bunları düşünürken, artık o rüzgarın senfoni kıvamındaki uğultusuna karışmış yabancı sesler ile irkildim. Başta yırtıcı bir aç hayvanın avı olduğumu sezdim; ama gözlerim çevreyi tarayıp, karın o buğulu atmosferinde bir siluet yakalayınca, aslında benim gibi etten kemikten bir insanla karşı karşıya olduğumu anladım; ama bunun beni daha da tedirgin ettiğini söylemem sanırım pek abes kaçmazdı.

Çünkü insanlar daha korkutucu geliyordu bana.

Siluet bana yaklaştıkça, ona doğru ilerleyen adımlarım yavaşlasa dahi durmamıştı. Elim ekipmanlarıma olması gerektiği kadar yakın ve hazır dururken, her an savaşın çanlarını duymaya hazır bir savaşçı gibiydim. Tek gereken şey, karşımdakinin bu çanı çalmak için mi burada olduğuydu... Aslında biraz paranoya sayılırdı; ama bunun beni hayatta tutacak bir paranoya olduğunu biliyordum. Eğer haksızsam öylece yanından geçip gideceğim bir an olurdu ama eğer haklıysam, biraz daha nefes almak için gerekli şartları kendime sunmuş olurdum.

Siluet, yavaş yavaş bir form ve renk kazanmaya başladığında, dürüst olmak gerekirse net bir görüntü edinene kadar karşımdaki insanı tanıyamadım. Sadece artık sayılı adımların kaldığı o anda, karşımdakinin yüzünü görünce şimşekler zihnime çaktı. Bizleri bir adım öne çıkaran o Chuunin sınavında görev yapan arkadaşlardan biriydi karşımdaki kişi. Adı Okawa Ringo olduğunu hatırlıyordum; ama onunla bildiklerim bununla kısıtlıydı.

Başını selam vermek için eğdiği o sırada, hızlıca reaksiyon verip karşılık vermiştim. Adımı duyduğunda ise başta acaba bir görev için mi buraya gönderildi diye düşünsem de, niyetini çok sonradan anladığımda hafif utanmış ve: "Doğru, kuvvetli bir hafızaya sahipsin Okawa Ringo." diyerek karşılık vermiştim, kendimden emin bir tonla söylediğim bu cümleler ile ona bir jest yaparak. Hemen ardından ise burada bulunma yaklaşımıma olumsuz bir şekilde kafa sallayıp: "Hayır, ufak bir ziyaret." diyerek söze başlamış, ardından hakkını yediğimi düşünerek: "Aslında cinsiyeti doğru tahmin ettin; ama biraz yaşlı ve daha çok Sensei gözüyle baktığım bir insan... Hem kış ortasında, biraz abes kaçardı burası. Minami biraz daha uygun sanki güzel bir kız için." demiştim, belki de yaptığı şakayı fazla ciddiye alarak.

En son ise: "Peki seni buraya iten nedir?" diye sordum, aslında gerçek anlamda buraya güzel bir kız aramak için geldiğini düşünmek istemeyerek.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 1 PP
Ün: 22
Kullanılabilir GP: 0 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.

Özellikler

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 10
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 4
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 2
*[Kondisyon] Form: 3
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 4
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 43
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: Eski Bir Yüz

Post by Okawa Ringo » October 5th, 2019, 4:07 am

Sanki uykuluymuş gibi gözlerimi ovuşturdum. Derya misali daldığım, gözlerimi odakladığım yerden anlık bir irkilmeyle çıkardım gözlerimi. Bu esnada Ryu konuşmasını sürdürmekteydi. Sıradan, beklediğim cümlelerdi sıraladıkları. Aslında yorgun ayaklarımı biraz dinlendirmek şu an iyi gelmişti. Tanıdık bir sima görmekte güzeldi açıkcası. Kafamın her an daha da rahatlaması, düşüncelerimden arınmam iyi hissettiriyordu. Ona yaptığım şakaya karşılık bana, geliş nedenini açıklamıştı. Ardından da buraya gelişimin ardında yatan sebebi sordu. Tıpkı sonrasında benim de kendime soracağım gibi... Yankı oluşmuştu boş cevaplarla dolu odasında beynimin. Kendimi mi kandırıyordum? Çelik gibi esen rüzgar, saçlarımı okşadığı esnada; yorgun gözlerimi karşımdaki shinobiye diktim. Söyleyecek sözüm yok gibiydi. Nereye gidiyordum harbiden? İntikam alabilmeyi denemiş, çocukluğumun kayıp ve harap yıllarını getirmeyi çok istemiş ancak kaderimle birlikte hediye edilen o kör talih hiç peşimi bırakmamıştı. Yeterince güçlü olmamam bir yana dursun, sanırım artık yeterinde istemiyordum. Kendim için yeterli motivasyonun hep kendi yanlışlarımı düzeltmek olduğunu sanardım. Fakat öyle değildi. Artık kendi hayatım yok, başka hayatlar, başka görevler ve sahip olduğum yüce sorumluluk vardı. Eğer buna bel bağlamasam ve yakasını bırakırsam düşerdim. Düşersem, bir daha kalkabileceğimi sanmıyordum. O günü hatırlamak bile acı veriyor. Beynimin artık düşünmekten acıyla dolduğunu farkettim. Sanırım geliş nedenim de artık aklımda kesinleşiyordu. O günün düşüncesinden kurtulmak, kendime bir nefes aldırmak için buradaydım.

"Beni buraya iten şeyi daha fazla düşünmemek için bir gezintiye çıktım. Kısmen işe yarıyor gibi." dedikten sonra yüz kaslarım harekete geçmişti. Biraz gülümsüyor, dişlerim görünmeye başlar başlamaz yüzümü eski haline getiriyordum. Gülücek halim de yoktu aslında. Ama gülmeliydim. Kendimi nasıl bulabileceğim, moralimi nasıl kazanabileceğim aslında burada gizliydi. Ryu nasıl biriydi tam olarak bilmiyorum fakat; ben hep aynıydım.

"O yüzüne taktığın şey yüzünden her an birini gasp edeceksin gibi hissediyorum Ryu." dedim biraz daha gülümseyerek. Belki de maskesi konusunda hassas biriydi bilemiyordum. Genelde insanlarla şakalaşırken değer verdikleri şeyleri umursamıyordum zaten. Ellerimi bir çarkın dişlileri gibi birbirine geçirdim. Işıl ışıl parlayan, ferahlatıcı esintileriyle beni duygudan duyguya koşturan güzel gökyüzüne çevirdim kafamı. Bu mevsimi seviyordum. Sıcak soğuk mevsimler söz konusu olduğu zaman hep ikinci plandaydı. Görsellik ve bana hissettirdikleri çok ayrıydı. Shinano dağında ise bu mevsimin ne kadar özel olduğunu bir kez daha görmüştüm.

"Bir süre daha buralarda olacağım ben. Sen dönüyorsun anlaşılan. Daha önce hiç görev almadığımız için tanışmamıştık. Biraz asosyal bir adamım. Hakkımda belki bir kaç şey duymuşsundur. Genelde itin götüne sokarlar beni. Haksız sayılmazlar aslında..." demiştim yüzümü biraz mağrur, biraz da buruk bir şekle sokarak. Sanki düşünceleri çok da sikimdeymiş gibi davranıyordum kendi içimde. Fakat işin aslının öyle olmayışı hem yüzüme yansıyor, hem de hareketlerimden ele veriyordum kendimi. Çevrem tarafından sevilmek pek umrumda olmasa bile başkalarına yaptığım kırıcı şakalar biraz olsun bana duydukları saygıdan götürmüştü. Bunun olması ise kendimi düzeltmek zorunda olduğuma karar vermemi sağladı. Bu gezinti sırasında kendimle ne kadar baş başa kalsam da, kendimi tanımak için bir kaç günün asla yetmeyeceğini anlamıştım. Ama bildiğim tek şey, bir yerlerden başlamam gerektiğiydi. Bir insanı kırmadan, yapıcı bir şekilde muhabbet etmeyi öğrenmem gerekiyordu.

"Döndüğüm zaman yeni bir ev ve ev arkadaşı arayacağım. Ev arkadaşlarımdan birinin kel kafasında sürekli yumurta kırdığım için evden şutlandım. Aslında daha çok şey var da, bilmesen daha iyi." demiştim. Lafı fazla uzatmamak adına kafamı çevirdim ve tekrar bir yere daldım. Gözlerimi yuvasından çıkacakmış gibi; oldukça hızlı çevirdim ve kafamın hareketi de onlara eşlik etti. Nereye odaklandığımı bilmiyordum zira görüşüm artık yorgun ve uyku isteyen gözlerimin bulanık görmesi sayesinde oldukça fluydu. Ryu'dan gelecek cevabı beklerken zihnimin artık eskisi kadar karışık ve aslında çok çalışmadığını farkettim. Galiba bir kaç gündür ısrarla aradığım o dinginliği yakalayabilmiştim. Biriyle oturup normal bir şekilde iki çift laf etmenin o kadar da kötü olmayışı garip bir şekilde sevindirmişti beni.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
Post Reply

Return to “Shinano Dağı”