[Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Ateş ülkesi ile Çimen ülkesi arasındaki köprülerden biri.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

[Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by GM - Naruto » July 16th, 2019, 8:59 pm

Dağılmaya değil, baskı kurmaya başlayan kara bulutların isli kokusunu çekiyorsunuz ciğerlerinize. Hafif yağan kar taneleri Kusa’nın açık arazisinde beklediğinizden daha çabuk yer açıyor kendine. Önceden yeşile bezeli manzara bembeyaz bir örtü gibi duruyor. Bu manzara yer yer kitliyor sizi. Zira bembeyaz bir tuvalden farksız. Üzerine çizdiğiniz her düşünce gerçeklikten farksız bir şekilde canlanıyor, rutinliğin çok yoğunlaştığı anlarda dahi sizi frenleyen bir düzenek kuruyor.

Rutinlik ise başka bir hikaye. Azalan shinobi nüfusu, ayak işi olarak tabir edeceğiniz ufak görevlendirmelerin sayısının artmasına sebep oluyor. Gocunmuyorsunuz. Sadece önceden yaptığınız kaçamak günlerin özlemini çekiyorsunuz. Belki elinizdeki bir şeyi taşırken nefesleniyor durumu gözlüyorsunuz, belki de pinekliyorsunuz. Zira bu vakitlerde shinobi olmanın iki farklı tarafını yaşıyorsunuz. Halkın ve shinobilerin gözünden. Acılı ailelerin tarifsiz bakışlarından siz nasıl kaçıyorsanız, onlar da sizin karın parıltısıyla göze çarpan alınbantlarınızdan gözlerini alıkoyuyor. Hoşgörüyle yaklaşıyor çoğu shinobi buna. Sizler savaşın tüm vahşetine şahit olmanıza rağmen bunun için eğitildiğinizin bilincindesiniz. Aileleriniz ise bunun yakınından dahi geçmiyor. Çoğu alınbantlarını alan evlatlarının sevincini yaşadıkları gün, ölümlerini düşünmemiş oluyor.

Son getir götür göreviniz esnasında sonraki günün akşamında Kusachou binasına gelmeniz söyleniyor. Bu aralığı dinlenmek için kullanıyorsunuz yine. Kafanızda ise farklı bir düşünce yer etmiyor. Zira savaştan sonra birçok kez buraya çağrıldınız. Savaşın her ayrıntıları defalarca size anlattırıldı, kayıplar teyit ettirildi belki de. Biraz sıkıcı. Her şeyi tekrar tekrar yaşamanın bir gereğini görmüyorsunuz zira.

Belirtilen saatlerde hazırlıklarınızı yaparak Kusachou binasına ilerliyorsunuz. Binanın çevresi, normalden daha kalabalık. Bu vakit geçiren shinobilerden ziyade güvenlik önlemlerinden dolayı. Özellikle alt kata inen zindanlarda daha garip bir hareketlilik görüyorsunuz. Üst seviye shinobiler standart işlerinden ziyade binada konumlanmış durumdalar. Bu lider değişiminden sonra yaşanan görev aktarımından kaynaklı olabilir. Ancak gözlerinizin yakaladığı bazı gariplikler bunun farklı olduğunu düşündürtüyor size.

Binaya girişinizden sonra üstleriniz aranıyor, herhangi bir oda yerine brifing odasına yönlendiriliyorsunuz. Rutininiz tam olarak bu noktada kırılıyor.

Önceden defalarca girdiğiniz bu oda tamamen evrim geçirmiş. Gyaku’nun abartı dağınıklığından hiçbir eser görmüyorsunuz. Kapının tam karşısında yer alan geniş masa gereğinden fazla tertipli. Masanın yanına yeni getirilmiş raflar, Gyaku’nun içinde yüzdüğü evrak dağını düzenli bir şekilde sahiplenmiş. Odanın içinde saçma bir şekilde dağılmış sandalyelerin yine düzenli bir şekilde sıralandığını görüyorsunuz. Temiz, tertipli.

Ve en büyük fark ise, sürekli Gyaku’yu gördüğünüz platformda onun yerine Aisu’nun bulunması. Yan bir şekilde oturduğu masadan, masanın arkasındaki yenilenmiş haritayı inceliyor. Haritanın üzerine batırılmış raptiyeleri görüyorsunuz, Yağmur sınırlarında devasa bir karmaşıklıkla dolaşıyorlar. Aisu’nun da odadaki tek düzensiz olan bu şeyi çözmek için kılı kırk yardığını görüyorsunuz.

Eliyle masasına en yakın sandalyeleri işaret ediyor sizlere. Oturmanızın ardından beyaz bir raptiyeyi Kannabi köprüsünün üzerine saplıyor. “Zihninizi yeterince toparlayabildiyseniz, sonraki durağınız Kannabi köprüsü.” diyor sakince yerine otururken. “Kawakami’de yaşanan olaylardan sonra sınırlarımız içerisindeki elimizin ulaştığı tüm tüccarları kendi ülkelerine yönlendirmiştik. Fakat savaş döneminde çok geniş çaplı bir tarama yapamadık. Bunun sonucunda ise elimizde iki hiddetli grup kaldı.” Nefesleniyor. Kawakami’den bahsederken göz ucuyla Haru’ya kilitleniyor bir süre. “Savaş esnasında Nise-sama tüm ticari yolların kapatılması emrini vermişti. Bu, sınırlarımızda kalan tüccarları bir nevi buraya hapsetti. Bu endişeli grup şu anda Kannabi köprüsüne yığılmış durumda. En güvenli gördükleri yere, Ateş ülkesine geçmek istiyorlar. Diğer bir yığılma sebebi ise, Yağmur ülkesinde verdiğimiz savaştan dolayı endişelenen tüccar grubu. Her ne kadar bu bölgeyi güvene aldığımızı söylesek de Yağmur sınırından geçmek bir yana, yakınlarından dahi dolaşmayı reddediyorlar.” Tekrar nefesleniyor. Daha ilgi çekecek şeyleri anlatmaya hazırlandığını görebiliyorsunuz. “Kannabi köprüsü üzerine bir karakol kurduk. Shinobi sayımız orada yetersiz durumda. Belki yetersizden ziyade düzgün organize olamıyorlar. Bundan emin değilim. Şu anda sayıyı arttırmak gibi bir seçeneğim yok. Bu yüzden karakolda kontrolü devralmanızı istiyorum. Her türlü yetkiye sahipsiniz. Böylece gördüğünüz duruma uygun aksiyonlar alabilirsiniz.”

Ayağa kalkıyor. Çimen ülkesinin Ateş ülkesiyle kesiştiği, Yağmur’a en yakın noktaları işaret ediyor. “Burada düzeni sağlamak dışında üzerinde yürüyeceğiniz ince bir ip var. Kannabi köprüsündeki kontrolsüz geçişi fırsat bilecek gruplar. Yağmur ülkesinden, bizim ülkemize kaçan sivil halkın arasına karışmış sahipsiz shinobilerden bahsediyorum. Geçişlerine izin verip bu sorumluluğu Ateş’e bırakmak ne kadar cazip gelirse gelsin politik olarak böyle bir pozisyon alamıyoruz. Geçiş yapan insanları filtrelemeli, gerektiğinde tutuklamalısınız. Diğer bir mesele ise bizzat Daimyo-sama’nın isteği. Görev değişiminden sonra Gyaku’ya-” Duraklıyor. Öksürüyor. “Gyaku-sama’ya vermeyi planladığı hediyenin çalındığını bildirdi. Maddi olarak değerli bir şey olduğu bilgisini verdi. Bu muhtemelen kara borsaya düşmüş, çoktan satılmıştır. Çimen sınırlarından çıkarılmak istenen şeylerin geçebileceği tek nokta ise-“ Eliyle Kannabi’yi işaret ediyor. “Kannabi köprüsü.”

Ayaklanıyor Aisu. Onunla beraber siz de kalkıyorsunuz. Masanın önüne geçiyor, ellerini belinin biraz aşağısında birleştirerek sizlere bakıyor. “Tüccarlara davranışlarınıza dikkat edin. Son yaşanan olaylardan sonra çok cazip bir ticari görüntü vermiyoruz, daha da ileriye gitmek sadece Kusagakure’ye değil, Çimen ülkesine de zarar verecektir. Gün doğumuyla yola çıkacaksınız.” Gözlerinize bakıyor, sorunuz varsa bunu bekliyor.
Off Topic
Ben Zasetsu. Sorularınızı, sorunlarınızı, yakınmalarınızı bana iletebilirsiniz. Diğerlerine giderseniz sizi kandırabilirler. Pasiflik süresi 48 saat olarak planlanmaktadır.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 84
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Kurosawa Haru » July 17th, 2019, 12:56 am

Günlerdir uyku ve uyanıklık arasında hapsolmuş solgun çiçek, ne kadar kötü durumda olduğunu fark edemese de, bunu sürdürmek istiyordu. Kederini son damlasına kadar yaşamanın kefaretine inanıyordu, belki hiçkimsenin hatırlamayacağı insanları öldürmüş olmanın kabuslarına, hüznünün son vereceğini düşünüyordu. Her ne kadar insanlara karşı bir sahte kırık gülümseme, bir maske taksa bile, saklasa bile içinde kopan fırtınaları, evi onun ağlama sunağıydı.

Oysa ki hissizleşmeliydi ölümlere karşı. Silahına bulaşan her kan damlası biraz daha özgürleştirmeliydi onu bu hislerden. Biraz daha uzaklaşmalıydı insanlığından, mızrağını her savuruşunda. En azından Haru böyle düşünüyordu. Bir adım bile ilerleyememişti. İyi bir asker değildi o, düşünen, acı çeken, vicdanına hesap vermekle zaman kaybeden biri, asker olmamalıydı. Hayatına baktı o sabah yine Haru, yine aynada baktığı “şeyi” tanıyamadı. Bir ay taşı ne kadar kan emebilirdi? Ellerini ne kadar temizleyebilirdi, hangi sabun silebilirdi ki bu kadar kiri? “En güzel kokular bile şu minicik elin kokusunu tatlılaştıramaz.

Çıktı akşam yola Haru, giyinip. Düşüncelerini, günahlarını evde bırakıp yola çıktı, uğursuz gülümsemesini takınıp. Gülümsemeyi unutmuştu zaten, kahkahalar ise geçmişteki ufak ayrıntılar, hatırlaması güç.

Görev arkadaşını görünce de aklına geldi geçmişindeki ufak ayrıntılar, yaşanmışlıklar. Hatta çok hafif mutluluk emarelerini de yüzünden seçebilirdiniz. Jouichirou ise farklı bir şeylerle meşgul olmalıydı. Özlemişti onu, ne zamandır görmüyordu. Belki bir ara yanına uğrarım, diye düşündü. Ufaklıkla beraber hiç göreve çıkmamışlardı ama, uzun zamandır konuşmuyorlardı, en son ne zaman görmüştü ki onu? Gerçi Haru, yerlere bakarak yürümezdi.

Midori ile arkadaşlıkları akademi günlerine dayanıyordu. Bir sirkin iki ucubesi, birbirini en çok anlayabilecek iki kişiydiler. Kötülükle dolu zihinlerin parmak uçlarının işaret ettiği yerlerde bulundular hep, ikisi de. Akademi hayatı, görünüşü farklı çocuklar için her zaman zor geçerdi, Haru bununla yaşamayı öğrendiğinden beri çok da aldırmamış, hatta duymamıştı bile arkasından söylenenleri. Gerçi, Haru’nun işi daha kolaydı. Beyaz saflıktır, güzelliktir, özgürlüktür, barıştır. Ten rengiyle ilgili yapılabilecek şakalar sınırlıydı. Midori hakkında yapılan şakalar çok daha kırıcı olabiliyordu. Her ne kadar gülüp geçse bile, içten içe dert edindiğini düşünüp üzülüyordu Haru. Maskeler onun işiydi, Midori’nin kırık gülümsemesinin ardında, normal gözükme isteğinin onu yiyip bitirdiğini hissediyordu. Sahte gülümsemesiyle karşıladı onu. “Ne zamandır görüşmüyoruz!” dedi, sahte mutlu sesiyle. Birilerinin onun için endişelenmemesi için alması gereken bir tavırdı bu. Kendi günahlarının kederinin başkalarına yansıması sadece kendi kederini büyütürdü. “Çok mutlu oldum, seni görünce.” Konuşabilecek çok zamanları olacaktı muhtemelen, o yüzden kısa kesti konuşmayı.

Küçük karşılaşma merasiminin ardından Aisu’nun odasına girdiler, ve dinlediler onu. Haru tekrar not almadı, unutmayacağını düşünerek. Aradaki anahtar kelimeleri dinlediğini fark ettiğinde ise, konuşmanın tamamını unutmamak için kendi kendine tekrar etmeye başladı. Çok mühim bir göreve benzemiyordu bu, belki de kan dökmeyeceği bir görevdi bu. Dünyaya, yaşayanlara zarar vermeden geçireceği bir gün daha. İhtiyacı olan bir şeydi bu.

Aisu’ya herhangi bir sorusu yoktu. Bu tarz durumlarda aklına soracak sorular gelen bir insan değildi zaten. “Anlaşıldı efendim.” Diyerek, soracağı bir soru olmadığını belirtti. Göreve çıkmak için gündoğumunu bekleyeceklerdi. Evine gidip ölüm enstrümanlarını hazırlayıp uyumaya çalışacaktı, muhtemelen uyuyamayacak olsa da, en azından deneyecekti. Belki biraz hava değişikliği iyi gelir ona, her ne kadar Haru iyi olmak istemese de. Kim sonsuza kadar depresyonun derin dehlizlerinde debelenebilir ki? Belki Haru.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 107.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 10 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 6 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 9 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma ve Geliştirmeler Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma ve Birsürü Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 21
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Asakura Midori » July 17th, 2019, 11:18 am

Azdan az, çoktan çok gider.

Neden hala yorulmadığı konusunda başka hiçbir fikri yoktu. Günlerdir oradan oraya koşturuyor, kendisine söylenenleri sorgulamadan eksiksiz bir şekilde yapıyor ve bunu yaparken etrafındaki diğer shinobilere nazaran çok fazla istekli gözüküyordu. Üzerindeki bakışlara alışmıştı Midori. Kendisine çevrilen suratlardaki mimikler o kadar tekdüze olmuştu ki hayatı boyunca, zamanla bunların hepsini kategorize edip kendi kendine bir altyazı çıkartmayı bile başarabilmişti. Bu bir kaç gün içindekiler ise genellikle "Yeni chuunin olduğu için bu kadar hevesli herhalde.. kısa süre sonra sıkılıp normale döner" bakışlarıydı. Aldırmıyordu.. aldırmayacaktı. Etrafından etkilenmemeyi çok daha küçükken öğrenmişti. Daha doğrusu, çok daha küçük yaşta.

Yine her sabah olduğu gibi, güneşin doğumu ile birlikte uyandı ve her zamanki rutininden ödün vermeyerek on dakika boyunca en sevdiği şarkı eşliğinde yatakta zıpladı. Kafasını duvara vurduğu günden beri takla atmamaya yemin etmişti.. dümdüz zıpladı sadece sırıtarak. Günlük ısınma hareketleri ve spor anlayışı diğer o havalı ve mükemmel shinobiler gibi olmamıştı hiçbir zaman.. koşmayı, mekik çekmeyi, gölge boksunu sevememişti. Odada yaptığı o çılgınca şeyler zaten kan dolaşımını hızlandırıp kaslarını aktif etmesine yetiyordu. Duşta da en sevdiği şarkıyı söylemeye devam etti.. ardından yine, düzenli aralıklarla yaptığı o saykodelik şeyi yapp dolabını açarak mor renkteki süper kahraman kostümünü okşadı. Onu giymesi gereken, köyün ona emanet edildiği önemli günler gelecekti.. fakat bugün yine gündelik kıyafetlerini giyip çıkacaktı.

Kusachou binası Midori'ye daima devasa ve kutsal bir yer olarak gözükmüştü hep. Ancak uzun zamandır ilk defa, buraya çağırılmasında gerçek bir amaç olduğunu hissediyordu. Hissetmek istiyordu belki de. İşlemelerin ve ahşap duvarların yanından geçerken eli ile saçlarının düzgün gözüktüğünü kontrol etti. Şekilde bir problem yok gibi gözüküyordu.. Sırtına yandan taktığı katanası ile birlikte, uzaktan bakıldığında minik bir artı işaretine benziyor olmalıydı.. bir artı tarafından öldürülmenin nasıl bir his olduğunu hiç kimse tahmin edemezdi.

Koridordan dönüp kafasını ani bir refleks ile yukarı kaldırdığında güneşin kırkbeş derecelik hafif bir açı ile aydınlattığı beyaz saçları gördü. Gördüğü şeyden emin olmak için bir kaç adım geriledi ve o kırmızı gözlerin kendisine baktığını görünce yutkundu. İstemsiz olarak bütün kasları kasılmış, nefes alış verişleri ve kalbi normal ritminin biraz üzerine çıkmıştı. Akademi günlerine ait hatırladığı her obje, her koku, her surat, ona bu garip hissi yaşatıyordu. Sanki her an ensesine bir şaplak gelecekmiş gibi.. vücudu artık geçmişe dair bir şey gördüğünde kendisini otomatik savunma moduna alır hale gelmişti. Fakat hayır.. bugün değil. Haru, asla değil.
O yıllara dair aklında kalan üç beş pozitif şeyden birine bakıyordu. Haru'nun gülümsemesi ne kadar sahte ise, Midori'ninki o kadar gerçek ve saftı.. yan taraftan simterik ve sinematik bir açı ile bakıldığında sürreal bir tablo çizilebilirdi.. masumiyet ve yıpranmışlık.. saflık ve tedirginlik.. minik ve albino..

"Haru-chaaaaan!"

Diyebildi sadece o çocuksu titrek sesi ile. Kusachou hariç herhangi bir yerde karşılaşsaydık diye düşündü içinden.. muhtemelen içgüdülerine karşı koyamayıp sarlmak için üzerine atlardı. Fakat sırtında taşıdığı, kendi ağırlığından çok da hafif olmayan katanasının verdiği yükü her anlamda hissedebiliyordu. Haru'yu gördüğünde fark edilebilir miktarda açılmış olan gözleri ve ağızı, Aisu'nun karşısında dimdik ve semsert bir şekilde beklerken mümkün olduğu kadar ciddi ve ifadesiz bir pozisyondaydı.

"ANLAŞILDI EFENDİM!"

Öyle kendini yırtarcasına bağırmştı ki, yanındaki kız ile aynı cümleyi aynı anda senkronize olarak söylemiş olmalarına rağmen Haru'nun sesi duyulmamıştı bile. Duruşundaki ciddiyeti bozmadan, odadaki diğer iki kişiye baktı. "Aiy.. fazla mı yüksek oldu" diye geçirdi içinden. Doğrusunun bu olup olmadığını sorguladı bir an.. belki de yanlış biliyordu, shinobilik böyle bir şey değildi.
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 0
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 6
Potansiyel: 2
Varlık: 4
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - B Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by GM - Naruto » July 19th, 2019, 1:25 am

Midori'nin kendi çapındaki çığrınışıyla birlikte Aisu geriye doğru hafif bir adım atıyor irkilerek. Kendini tutamayarak yüzüne yerleştirdiği gülümsemeyle odadaki ciddiyet de dağılıyor anlık olarak. "Geceyi hazırlanarak geçirebilirsiniz. Kawakami'nin batısından çizilen rota köyden çıkış yaparken size teslim edilecek. Zorunda kalmadıkça mevcut rotanızdan çıkmamanızı istiyoruz. Kendi topraklarımızda olsak da, kendi kanımızdan olmayan insanlarla çevrili olacaksınız." Aisu'nun içindeki sert tutuculuğun hafif bir yansımasını görüyorsunuz. Başıyla sizleri selamlıyor ve geri çıkmak için hazırlanıyorsunuz. "Sandalyeler." diyor Aisu siz geri döndüğünüz anda. Yüzünüzü tekrar ona çeviriyorsunuz, özellikle Midori'ye bakıyor Aisu. "Düzeltmen senin için iyi olur Midori-kun." Sert bakışları, Midori'nin sağ ayağını hareketlendiriyor. Bağırdığı sırada yerinden hafifçe oynayan sandalyeyi tekrardan hizalıyor Midori. Yavaşça, tekrardan çıkıyorsunuz odadan.


Evlerinize gidip soğuk akşamda birkaç saat uyumayı deniyorsunuz. Başarılı oluyor / olmuyor ve güneşin kendini göstermesinden birkaç saat öncesinde başlıyorsunuz hazırlanmaya. Silahlarınız, mevsim şartlarına uygun kıyafetleriniz, temel ekipmanlarınız. Dışarı çıkıyor ve keskin, soğuk havayla yüzleşiyorsunuz. Seçtiğiniz kıyafetlere rağmen net bir titreme sarıyor vücudunuzu. Sokaklar en azından sivil halk açısından boş. Sokakları turlayan, çatılarda dolaşan nöbetçilerin sayısı ise gereğinden fazla. Sıkı yönetimin sınırlı bir yansımasını görüyorsunuz. Köy içinde durum buyken, dışarıda neler döndüğünü tahmin etmek güç. Uykusuzluğun / yeni uyanmanın verdiği uyuşukluk ile bir nevi saklanarak ilerliyorsunuz yol boyu. Kimseyle diyaloğa girmiyor doğruca köy kapısına ilerliyorsunuz. Kapı nöbetçileri sizin gelişinizden haberdar. Sizleri birer bohça ve deri, silindir bir kılıf ile karşılıyorlar. Bohçaları açtığınızda kalın, içi fazlasıyla yumuşak birer cübbeyle karşılaşıyorsunuz. Antrasit renklerde, kol yenleri klasik cübbelerden ziyade fazlasıyla dar. İki yanında birer cep bulunuyor. "Soğuk havalar için." diyor nöbetçi. "Son kalan bedenler bunlardı." diye de ekliyor hafifçe çekinerek. Midori cübbeyi üzerine geçirdiğinde yarısının yerlerde süründüğünü, ellerinin ise dirsek bölgesinden biraz daha aşağıya anca yettiğini görüyor. Ancak sizi fazlasıyla sıcak tuttuğunu hissedebiliyorsunuz.

Nöbetçi, siz cübbeleri incelerken silindir kılıftan uzun bir parşömen parçası çıkarıyor. Çimen haritası. Kusa bölgesinden, Kannabi köprüsüne kadar dolambaçlı bir yol çizilmiş. Bu yol direk Kannabi'den ziyade, çevre kasabalara ve yerleşim yerlerine olabildiğince uğramanızı sağlayacak şekilde çizilmiş. Kasabalardan birkaçı özenle işaretlenmiş. "Yol üzerinde dinlenme noktalarınız planlanmış. Yerleşim yerlerine yakın shinobiler ve bu bölgelerde lider özellik gösteren temsilciler bilgilendirildi. İhtiyaçlarınız karşılanacak." Normalde 1-1.5 gün sürecek yolun, çizilen rota ile beraber yarı yarıya uzayacağını düşünüyorsunuz. Nöbetçi, ikinci durak noktanızın hemen üstünde, Kum'dan gelip, Çimen aracılığıyla Kannabi köprüsüne bağlanan genişçe bir yolun üzerine işaretlenmiş noktayı gösteriyor. "Yarın öğle saatlerinden sonra sert bir hava bekleniyor. Eğer ilerleyemeyecek olursanız, Kum tarafından gelen büyük bir kervan grubu buradan geçerek Kannabi köprüsüne ilerleyecek. Çöl insanları kar fırtınasına alışık değil diye düşünebilirsiniz, eğer onları kullanmak zorunda kalırsanız herşeye hazırlıklı olduklarını göreceksiniz." Fırtına bahsinden saniyeler sonrasında cübbelerinizin içine kadar ulaşan soğuk bir esinti başlıyor, saniyeler sonra sonlanıyor. "Rotadan çıkmamanız tercihimiz tabii ki. Sadece alternatif bir yol bu. Kum kervan grubuna Kin Muika önderlik ediyor. Çocukluğundan beri bu işle uğraşıyor. Özellikle bahsetmemizin sebebi ise kendisinden çokça kaçakçı olarak bahsedilmesi. Asakura geçidinde gizemli bir şehirde ismi yankılanırmış duvarlarda." Nöbetçi kulübesinde birinin ufak bir kahkaha patlattığını işitiyorsunuz.

Haritayı kılıfa geri sokup, bir tur çeviriyor elinde ve Midori'ye fırlatıyor. "Öyle yada böyle. Zamanında gitmeniz önemli. Kannabi köprüsüne gidecek birçok kervan grubunun haberleri ulaşıyor. Şu anki yoğunluk bile boğucuymuş orada, 2-3 gün sonrasını düşünemiyorum." Eliyle hafif bir selam çakıyor, koşar adımlarla geri giriyor kulübesine. Esinti tekrar başlıyor.

Kar yoğun bir şekilde yağmakta. Rüzgarla birlikte görüşü olabildiğine kapatıyor. Hava henüz aydınlanmış değil. Güneş ucunu göstermiş olmalı. Fakat gökyüzünde yer yer boşluklar olmazına rağmen geniş ve kara bulutlar tüm aydınlığı emiyor adeta.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 21
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Asakura Midori » July 19th, 2019, 3:02 pm

"tıbi ki.."

Henüz az önce doğmuş bir yavru kedi miyavlaması gibi çıkmıştı sesi sandalyeyi apar topar düzenlerken. Derin bir nefes alarak panik içersinde son kez göz ucu ile Aisu'nun suratına bakmaya çalıştı, bir sorun kalmamış gibi gözüküyordu. Kapıdan anlık bir ivme ile hızlı bir şekilde çıktı.. kapıyı kapatma ve son göz kontağı gerginliğini Haru'ya bıraktı endişeli bir içgüdü ile. Derin bir öeh çekti içinden.. beraber binanın çıkışına doğru yürümeye başladılar. Kafasını kaldırıp -bayağı bir kaldırıp- yanındaki kızın suratına baktı.

"Ehe.. büyümüşsün. Saçların da uzamış."

Uzun uzun inceledi kızın yüzünü. Seneler önceki halini gözünün önüne getirmeye çalıştı.. şuankinden çok daha erkeksi bir silüet canlandı kafasında. Kesinlikle dişileşmişti. Midori için Haru hiçbir zaman güzel veya çekici bir kız olmamıştı.. daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse, kafasında onu tamamen cinsiyetsiz biri olarak kodlamıştı. Hem ablası, hem de arkadaşı olarak görmüştü hep. Mezun olduktan beri pek birbirlerini görme fırsatları olmasa bile, yoğun shinobi yaşamı boyunca hafızasından hiç silmemişti. Akademi günlerinden nefret etse bile, hafızasında iyi olan kısımları tutabilmeyi başarmıştı. Ve bu minicik kısmın büyük bir bölümünü Haru oluşturuyordu.

"Uyu biraz.. görüşürüz yarın."

Eve gittiğinde fark etmişti ki, bu pek 'yarın' sayılmazdı. Saatler sonra görevi başlayacaktı.. uyumaya değmezdi. Vücudu yeterli dinlenmeyi sağlayamayacağı gibi, bir de uyku sersemliği ile uğraşmak zorunda kalacaktı. Bunun yerine yatağında oturup beklemeyi seçti. Yalnızca bekleyecekti.. hiçbir şey yapmadan, duvara bakarak kafasındaki düşünceler ile başbaşa kalmak için güzel bir zaman dilimi. Gelecekteki kendisini hayal etti duvarda.. Kendisine tezahürat eden yüzlerce köylünün sesi çınladı beyninde. Hafif bir mimik ile başlayan o utangaç gülümseme giderek suratına yayılmaya başlamıştı.

Vakit gelmişti.. yulaf ve dilimlenmiş muz parçalarını sütle karıştırıp mini-kahvaltısını midesine indirdikten sonra kendisine özel dikilmiş olan termos ısıtıcı etkili savaş kıyafetini giydi ve evden çıkarak yola koyuldu. Mor kumaş, aynı renkteki katanasını ile mükemmel bir uyum oluşturuyordu ay ışığında. Fakat çenesinde ve kollarında hissettiği anlık titremenin, soğuğa karşı bunun yeterli olmayacağının haberini vermesi uzun sürmemişti.

"Gğnaydğn Hğavu-chaaan!"

Ağzındaki peçeyi biraz fazla sıkı bağladığını fark etse de, düzeltmek için geç kalmış gibiydi. Dışarıdan pek gözükmese de yine o saf gülümsemesi suratındaydı yine de. Kapı nöbetçilerinden aldığı şeyleri üzerine giydiğinde yüzündeki o çocuksu ifade tamamen kaybolarak, yerini "yapacağınız işi sikeyim" bakışları almıştı. Kollarını bir kat katladı. Bir kat daha katladı. Ve bir kat daha.. iyice sinir olmuştu. Nefes nefese kalmış şekilde "hınınızikiym" bakışları ile son kıvırışı da yaptı. O kadar katlamıştı ki, biriken boğum boğum kumaş iyice kollarında birikerek kalınlaşmış, hayatında ilk defa denize giren üç yaşındaki bir çocuğun şişme kollukları gibi gözükmüştü.

"Tğvmam. Hğadi gğdevlim."

Dedi Haru'ya. Tam kulübelerine yönelmeden önce nöbetçilere son bir kez el sallayarak uğurladı.. muhtemelen ilk defa böyle bir tepki ile karşılaşıyorlardı.. alışamamıştı Midori yetişkin iletişimine. Nihayet sadece ikisi kaldığında, ağzındaki bandanayı gevşeterek istemsiz bir "oğğhhh" sesi çıkardı.

"Şimdi.. şu son iki dakikada konuşulan şeyleri bana bir çocuğa anlatır gibi özetleyebilir misin?"

Kısa sürede çok şey yoğun bir şekilde üstüne üstüne geliyordu.. uykusuzluk, alışık olmadığı derecede bir soğuk, yüzüne yüzüne açılı bir şekilde vuran kar taneleri, uzun zamandır ilk defa önemli bir görev alıyor olması, katanasının üzerinde biriken minik buz taneleri ile her zamankinden daha ağır hissettirmesi, Kannabi Köprüsü'ne daha önce hiç gitmemiş olması, üzerine en az sekiz beden büyük gelen bu sikindirik elbise, kıvrılan kolların kalınlığının kollarında yaptığı baskı, evinden hiç olmadığı kadar fazla uzaklaşacak olmak... bütün bunlar birleştiğinde bir çocuk için ağır bir hal almıştı, bu yüzden nöbetçilerin anlattıklarına pek konsantre olamamıştı. Ama sorun değildi.. Haru'ya sırtını ilk yaslayışı değildi bu. Son olmamasını ümit etti sessizce.



Genel görünüm: (cübbe hariç)
Image
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 0
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 6
Potansiyel: 2
Varlık: 4
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - B Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 84
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Kurosawa Haru » July 19th, 2019, 10:51 pm

"Günaydın, Midori-kun!" dedi, sesini ne kadar heyecanlı çıkarabilecekse öyle. Gece iyi uyuyamamıştı, kalkamamıştı da zaten, neyse ki ağlamamıştı. Köyün dışına çıktığı görevlerde düşünmeye pek vakti olmuyordu. Günahlarını hatırlatan sunağından uzaklaşacağını düşündükçe biraz daha rahatlıyordu belki de. Belki de iyi bir tatile ihtiyacı vardı, evinden uzakta. Köyün dışında tanıdığı herhangi biri var mıydı ki? Koca dünyada yapayalnızdı o.

Titrediğini duyabiliyordu, soğuğu hiç bu kadar net şekilde hissetmemişti uzun süredir. Belki biraz canlandırmıştı onu tenine değen hava, kulaklarını kızartmıştı. Kan kırmızısı gözleri soğuğu hissettikçe yaşlandılar, istemsizce ağzından çıkan buharı izliyorlardı nemlendikçe. Sırtına geçirdiği kalkanı ve mızrağını yere bırakıp, "Teşekkürler." dedi, yeni kıyafetini giyerken. Yeni cübbesi üzerine neredeyse tam oturmuştu. Sırtına geçirdi tekrardan kalkanını ve mızrağını. O bir kış savaşçısıydı artık, karda ilerleyen iki adet kanlı aydı gözleri. Gözlüklerini boynuna indirip saçlarını cübbenin dışına çıkardı, ardından bir saç tacıymış gibi gözlüğünü tekrar kafasının üzerine geçirdi. Yeni cübbesinin, vücudunun sıcaklığını nasıl koruduğunu şimdiden hissedebiliyordu. "Çok güzelmiş."

Ardından tekrar nöbetçiyi dinlemeye başladı. Dün Aisu'nun kendisine anlattığı hiçbir kelimeyi hatırlamadığını fark edince, bu nöbetçi kişiyi pür dikkat dinlemesi gerektiğini düşündü, dinliyor gibi yapmaktansa. Haritayı gözleriyle takip etti, yapacaklarını dinledi. Endişeliydi gibi konuşuyordu nöbetçi. Madem bu kadar çok biliyordu her şeyi, niye onlar gitmiyordu? Dinlediğini göstermek için tek kaşını havaya kaldırdı. "Muhtemelen Muika-san ile beraber ilerleriz. Onlarla karşılıklı kazanç durumuna girebileceğimize inanıyorum. Onlarla beraber ilerlersek yaşanacak kalabalığın köprüde olduğu zaman aralığında biz de köprüye varmış oluruz." dedi. "Her şey için teşekkürler. İyi çalışmalar." diye bitirdi sözlerini, ve yola çıktı iki kafadar. Konuşacak, anlatacak çok şeyleri olsa da, bu havada konuşmak ölüm gibi olmalıydı.

Kar fırtınasında hiçliğe giden iki kişi. Gittikleri yolun doğru yol olduğunu bilemeyeceklerdi bir yerden sonra. Işık yok, yol göstergeleri yok. Doğunun ne taraf olduğunu anlayabilecekleri zamana bile en az bir iki saat vardı. Hiçliğin ortasında yürüyeceklerdi iki saat boyunca. "Sence de bir pusulaya ihtiyacımız yok muydu?" diye fısıldadı Midori'ye. "Ya kaybolursak?"

"Güneş doğana kadar 30 saniyede bir arkamıza bakacağız. Eğer ki yönümüz değiştiyse, ona göre ilerleyeceğiz. Bunu yapmazsak bu beyaz cehennemde kaybolacağımızı düşünüyorum." derken gözlüklerini geçirdi gözlerine, rüzgar rahatsız etmesin diye. Kapüşonunu kapattı, içine rüzgar dolmasın diye.

Gölge gibi giyimli, iki shinobi, biri dimdik, biri yerden bitme ilerliyor karda, saçları rüzgarla hafifçe oynuyor. Öbürü ise diğerinin beline kadar geliyor, sırtında yan asılı katanasıyla ilerliyor o da. Ne yüzleri gözüküyor, ne cisimleri. Biri ölüm gibi bakıyor, diğeri ise ölümün kendisi.

"Bizim için yol çizmişler, sanırım karda kaybolmayalım diye kasabalara uğrayarak gideceğiz, unutturma da vardığımız ilk yerden bir pusula satın alalım veya ödünç alalım. Rotamızın bir yerinde büyük bir kervanla karşılaşacakmışız. Onlarla beraber köprüye kadar gideceğiz. Hem onlara güven vermiş oluruz, hem de hazırlıklarından yararlanmış oluruz, artık her ne ise hazırlıkları. Ayrıca adam kaçakçı diye tanınıyormuş bak; Gyaku-san... -sama'nın hediyesinin nerede olduğunu bilme ihtimali olduğunu düşünüyorum. Adamın güvenini kazanabilirsek belki de bize bir ipucu verebilir. Yine de, kaçakçı diye tanınan birine güvenmemeliyiz. Bu hediye hakkında kimseye bir şey söylememelisin, bizi yanlış anlayabilirler." diye konuştu, bu rüzgarda Midori'nin onu duyabileceği bir seste, arkasına bakarak ilerliyordu. Köyün ışıklarını hala görebiliyordu, göremeyeceği zamanların korkusuyla doldu içi. "Ne olursa olsun birbirimizden ayrılmayalım, bu fırtınada ayrı düşersek o zaman boku yeriz işte."

Kar korkusuyla doldu ciğerleri, hızlıca yürüyerek hedefine doğru gitti ve arkasına, arkasında bıraktığı ayak izlerine bakarak ilerledi. Bir yerden sonra o ayak izlerinin de işe yaramayacağını biliyordu oysa ki, sadece kendine sağlam olmayan bir dayanak bulmak istemişti.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 107.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 10 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 6 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 9 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma ve Geliştirmeler Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma ve Birsürü Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by GM - Naruto » July 22nd, 2019, 11:28 pm

Nöbetçi, muhtemelen sobasıyla içerisini sıcacık yaptığı odasına yerleşirken ayrılıyorsunuz köyünüzden. Ne sağınız, ne solunuz, ne önünüz, ne arkanız. Görüşünüz 10-15 metrelik alan içerisinde kısıtlıyken bir kutunun içinde gibi hissediyorsunuz kendinizi. Değil ilerlediğiniz yön, adım attığınız topraktan dahi emin olamıyorsunuz. Belki bir çukura denk gelecek adımlarınız, belki birtaşa. Belki soğuktan ölmüş, beyaz örtüsünü çekmiş bir hayvana. Haru ara ara arkasına bakıyor, adım attığı yön birbirini tutuyor elbette. Peki on adım öncesine ? Midori için ise çok daha zor. Zemine yakın vücudu, bembeyaz karın savrulduğu gökyüzünün altında boğuluyor. Yere yakın, ayak izlerinizi daha net görüyor. Ama bir faydası yok. Birkaç saat sonrasında kaybolduğunuz düşüncesi yerleşiyor zihinlerinize. Bu ovalar, koca koca bahçeleri avucunuzun içi gibi biliyorsunuz aslında. Sadece yabancı hissediyorsunuz kendinizi.

Düşününce, bu kışın öncekilerden çok daha sert olduğunu da kavrayabiliyorsunuz. Yumuşak geçen, izlemesi zevkli kar yağışlarından ziyade belki bir, belki iki kez gördünüz böyle bir fırtınayı. Kannabi köprüsü yakınları da böyle midir ? Eğer böyleyse tek mücadele edeceğiniz şey kızgın tüccarlar olmayacak haliyle. Yolu bulabilirseniz o da...

Gövdesinde dinlenebileceğiniz bir ağaç aramaya dönüşüyor artık yolculuğunuzun amacı. Birkaç fidan yakalıyorsunuz üzerine sinen karlarla hacim kazanmış. Gittikçe büyüyor bunlar ve bir ses takip ediyor bunları. At toynakları, kalın kar örtüsünü delip toprağa kadar erişiyor. Onun ardından tıngır mıngır tahta bir vagon. Ses var ama görüntü yok. Size yakınlaşır gibi oluyor, ardından hiç durmayacakmış gibi uzaklaşıyor. Sese doğru hızlanarak yürüyorsunuz. Yakalamak mümkün değil elbette. Minik Midori'nin gözleri bir çizgi yakalıyor zeminde. At arabasının bıraktığı iz. Size önce yaklaşıyor, ardından yaklaştığı doğrultuda uzaklaşıyor bir parantez çizer gibi. Cübbelerinizi siper ederek haritayı açıyorsunuz. Gözünüz bir yol ayrımını yakalıyor. Kusagakure'den uzayan yol, bu yol ayrımında bölünüyor. Bir ucu Yağmur sınırlarına giderken, diğer ucu sizin için özenle çizilmiş Kawakami rotasına dönüyor. Uğrayacağınız ilk yere Kawakami rotası tarafında yaklaşık yarım gün ilerledikten sonra, yoldan çıkarak birkaç kilometre batıya ilerleyerek erişebiliyorsunuz. Yoldan çıktığınızda, haritaya göre ufak bir ağaç örüntüsü karşılıyor sizi.

Birkaç uluma dışında sizi rahatsız eden bir şey yok. Zamanla kapanacak vagon izleri şimdilik rotanızı sağlama almış gibi.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 21
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Asakura Midori » July 24th, 2019, 4:28 pm

Yolumuz uzun.. heyecanımız yüksek.. haritamız vaaar!

Çipil çipil gözleriyle sessizce dinledi planı. Yüzündeki, muhtemelen kendisine sandığı kadar yakışmayan ciddi surat ifadesini korumaya çalıştı. Otuz saniyede bir arkalarındaki ayak izlerini kontrol etme planı o kadar mantıksız gelmişti ki, bir an için kendi zekası hakkında tereddütte kaldı. "Vardır bir bildiği.. koskoca kız." diye geçirdi içinden. Yüzündeki peçeye rağmen kıpkırmızı bir fındık tanesine dönmüş burnunu ısıtmak için ellerini ağzına siper ederek kendi nefesi ile ısıtmaya çalıştı, işe yaramadı.

Attığı her adımda midesindeki tatlı sancı biraz daha boy gösteriyordu.. evinden hiç olmadığı kadar uzaklaşıyordu her geçen saniye. Fakat bütün etkenler arasında kendisini en rahatsız eden şey şu uluma sesleriydi. Özellikle böyle isli bir havada daha önünü zar zor görebiliyorken bir de kurtları ve ayıları dert edinecekti şimdi kafasında. Yutkundu. En azından yalnız değildi.. önemli olan da buydu zaten. Yol ne kadar uzun, hava ne kadar soğuk olursa olsun yanında beyaz kirpikleri ile arkasını kollayacak biri olduğu gerçeği onu rahatlatmaya yetiyordu.

"Aaaaa vagon izleriiii! Baaak."

Dedi Haru'nun kolunu çekiştererek sevinçle olduğu yerde zıplarken. At arabasının seslerinin yakınlığı düşünülürse, bu izler ona ait olmalıydı. Haritayı açtıklarında titreyen bir balık gibi çırpınmaya başladı kağıt parçası.. cüppeleri buna engel olmaya yetmişti neyse ki. Uzun uzun baktı yol ayrımına Midori.. Şimdi Yağmur Ülkesi'nin sınırlarında olmak vardı.. diye geçirdi içinden. Yüksek ihtimalle, şuan gidiyor oldukları yoldan çok daha iyi bir rota olurdu onlar için. Odaklandı.

"Veee işte Kawakami.. sanırım şuradan gitmemiz gerekiyor."

Dedi minik parmağı ile haritayı göstererek. Ağaç örüntüsünü görene kadar muhtemelen tam olarak güvende hissetmeyecekti kendisini, fakat en azından doğru yönde gitmiş olmaları bir miktar içini rahatlatmıştı. Yürümeye devam ederlerken, konuşmamanın hiçbir işe yaramayacağını fark etti Midori. Yüzüne hızlı tokat darbeleri gibi çarpan keskin kar tanelerine ve onları daha da güçlü hale getiren fırtınamsı rüzgara rağmen bozacaktı sessizliği.

"Şey.. uzun zamandır görüşmedik. Chuunin oldum kısa süre önce.. ehe, fark etmişsindir zaten. Aaa dövüş tekniğimi çok geliştirdim bu arada.. eskisi gibi kılıcı elimden düşürmüyorum artık. Bir de.. geçenlerde evimin önünde beslediğim hamile kedi doğum yaptı. Üç tane yavru var şimdilik.. biri annesi gibi simsiyah, diğerleri de dalmaçyalıya benziyor.. gözleri kısık, açamadılar henüz. Gelip gidip emziriyor.. sütü suyla karıştırıp mama yapıyorum bazen."

Peçeden dolayı muhtemelen gözükmeyen, yüzündeki kocaman gülümseme ile birlikte derin bir nefes aldı bir sonraki cümle için. Yapamadı.. havada kaldı nefesi. Son kim bilir kaç yılını bütün detaylarına kadar yirmi saniyede anlattığını fark edince garip bir hüzün çöktü içine. Ot gibi hissetti kendini.. spesifik olarak, şu bahçe saksılarında olan işlevsiz açık yeşil renkte olanlardan. Bir kaç haftadır yapmakta olduğu sıkıcı getir götür görevlerini anlatıp anlatmamak arasında tereddütte kaldı bir an, ardından çok hızlı bir şekilde vazgeçti.

"Sen neler yapıyosuun?"

Dedi buruk, içine kaçmış sesi ile.
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 0
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 6
Potansiyel: 2
Varlık: 4
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - B Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 84
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by Kurosawa Haru » July 24th, 2019, 8:45 pm

"Çok şanslıyız, Midori."

"Gereğinden fazla şanslıyız."

Gözleri bir yandan başka şeyler arıyordu, onlara çizilmiş bu yolu tek yolmuş gibi görebilmek Haru'nun sevdiği bir durum değildi. Ya yanlış tarafa gidiyorlarsa diye içi içini yiyordu bir yandan, çaktırmamaya da çalışıyordu. Hatta kendini de kandırıyordu biraz, her şeyin iyi olacağına dair. Ne zaman böyle biri olmuştu ki, her şey hakkında endişelenen, korkularından kaçamayan, en küçük korku karşısında umutsuzluğa düşen Haru muydu gerçekten? Yoksa, savaşın gerisinde bıraktığı yıkıntılar mıydı bunu gösteren?

"Ben de iyi sayılırım sanırım. Görüşemediğimiz süreçte çok güzel günler geçirmedim. Savaşta hiç fiziksel olarak yaralanmasam da, yaptığım şeylerin hesabını vicdanıma veremiyorum. Geçen zaman beni çok köreltti, duygularımı taşa vurmam gerekti, beni kesmemeleri için."

Ne zamandır böyle şiirsel konuşuyordu Haru, içini dökmek için bir edebiyatçı olmasına gerek yoktu. Geçen zaman onu gerçekten değiştirmişti. Kendini tanıyamıyordu, etrafındaki insanlar ise onun neler hissettiğini bilmiyorlardı bile. Gerçi, bu sadece kimseye anlatmadığı içindi, maskesini güzel boyadığı için. Kırık gülümsemesini kimsenin fark etmesine izin vermediği için.

"Çok değiştim görüşmediğimiz süre içinde. Eski tanıdığın kişi değilim, bambaşka biriyim. Daha üzgün biriyim, daha yorgunum. Yaşama karşı heyecanı hissetmekte zorlanıyorum. Hissedebilenlere ise imreniyorum sadece, kıskanıyorum." İçinden gelerek konuşmuyordu biriyle uzunca bir zamandır. Belki de Midori'nin onu anlayacağını düşünüyordu. Unutmuştu, sahiden ufak bir çocuk muydu o? Ânın büyüsüne kapılmış bir çocuktan fazlası değildi muhtemelen. Çok konuşup içini dökmek, içinden taşanları aktarmak isteyen biri. Gerçi, içine ne kadar duygu sığdırabilirdi ki Midori? "İyi olduğuna sevindim."

Gözlüğünden dolayı Midori'den daha rahat bakabiliyordu uzaklara, fakat gördüğü tek şey muhtemelen yarım saat önceden kalan kervanın izleriydi. İleriye dair hiçbir şey göremiyordu. Bir kar fırtınasının kalbinde eriyip gitmeden önce ulaşmak istedikleri yere ulaşabilirler miydi? İçindeki her kötü his, bir adım ileri attıkça sanki fırtınanın onları yutacağını bağırsa bile, ileri doğru adımlar atmaya devam etti.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 107.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 10 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 6 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 9 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma ve Geliştirmeler Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma ve Birsürü Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori & Kurosawa Haru] Hasıraltı

Post by GM - Naruto » July 28th, 2019, 9:39 pm

Vagonun yarıp geçtiği kar örtüsü kapanıyor yavaşça. Siz ise adımlarınızı hızlandırıyor, bu açılan alanı kullanarak kara takılmadan hızınıza hız katıyorsunuz. Çevreniz hafiften aydınlanıyor. Bu sefer karanlıktan ziyade, beyazın göz alıcı parıltısı kaplıyor görüşünüzü. Fırtınanın ise dinmeye pek niyeti olmadığını anlayabiliyorsunuz. Ulumalar da uzaklaşıyor bulunduğunuz bölgeden. Sizi asıl korkutan şey ise nöbetçinin bahsettikleri. Havanın şiddeti şimdilerde dahi sizi engelleyecek bir etmenken, sonraki gün daha da şiddetleneceğini müjdelemişti sizlere. Tek çizgi üzerinden yürürken bunun için de psikolojik bir hazırlanma evresine giriyorsunuz. Bu şartlar altında yola çıkmak zorunda mıydınız ? Buradaki sessizliğe ve kardan ibaret düzensizliğe alıştınız sayılır. Kannabi köprüsünün şimdiki hali ise bir cehennem olmalı.

Saatler birbirini kovalıyor. Takip ettiğiniz izler yok olurken farklı bir yöntemle yön buluyorsunuz. Midori aralıklarla kar örtüsünü eşeliyor, bu doğal yolun sınırlarını buluyor. Anca böyle anlıyorsunuz yoldan kopmadığınızı. Bir bu kadar saat sonrasında ise, görüşünüzü tıkayan yağışın ardında silüetleri seçmeye başlıyorsunuz. Beyaza bulanmalarına rağmen henüz ele geçirilmemiş gölgeleriyle birer karaltı halinde ağaçlar. Yoldan çıkarak buraya doğru yürüyor, ağaçların arasına dalıyorsunuz.

Yolculuğunuzun bu kısmı, kısmen daha rahat. Ağaçlar sert rüzgarı engelliyor, size hücum eden kar örtüsünü de büyük ölçüde kesiyor. Bir süre nefesleniyor, bir şeyler atıştırıyorsunuz. Tekrar bir vagonlu sesi. Az önce ayrıldığınız yolda, Kusa tarafına doğru gidiyor. Ses yaklaşıyor, uzaklaşıyor. Kimlerin neden bu havada inatla yolculuk yaptığını kestiremiyorsunuz. Fakat bu şüphelerinizi dindirebilecek bir fırsat da yok elinizde. Ağaçların korumasına güvenerek birkaç saat de burada sürüyor yürüyüşünüz. Bacaklarınızdaki hafif ağrı, ağırlaşan cübbelerinizle birlikte zorlayıcı. Çok geçmiyor, ağaçların arasında yaşamın sesini duyuyorsunuz.

Ahşap, çatıları biriken kar kütlelerinden gözükmeyen, yaklaşık 12 konutluk bir yerleşim yeri. Erken saate ve kötü hava şartlarına rağmen oldukça canlı bir yaşama ev sahipliği yapıyor. Her evin verandasında yanan ateşler, yeryüzüne inemeyen güneş ışıklarının temsilcisi gibi. Binalar, ağaçlıkların içindeki büyükçe bir alanı dairesel şekilde çevreliyor. Bu daireyi bozan iki nokta mevcut. Birisi batı tarafında, ağaçların arasından gelen yol. Bu yol dairenin ortasından geçerek, doğu tarafında ikinci bir açık bularak o yönde devam ediyor. Muhtemelen sizin terkettiğiniz yoldan buraya bağlanan yapay bir kestirme. Ancak nereye gittiği konusunda bir tahmininiz yok.

Alanın ortalarında büyükçe, taştan bir anıt bulunmakta. Yaklaşık 2 metre yükseklikte, taştan yapılma. Çok eski olmadığını yaklaştıkça anlayabiliyorsunuz. Anıt, dört basamaklı bir platformun üzerinde bulunuyor. Platformun üzerinde kalın, turuncu cübbe giymiş bir eleman görüyorsunuz. Başı açık, 1.80 boylara sahip, aslında genç gözüken birisi. Platformun dibindeki iki vagona yönelik dikkati. En öndeki vagonu sürecek olan adamla bir şeyler konuşuyor.

Onlar dışında meydanda insan kalabalığı mevcut. Yerel halkı kolayca ayırt edebiliyorsunuz. Kimi sohbet ediyor, kimi bir yerden bir yere bir şeyler taşıyor. Karların içinde güreşen 2-3 çocuk görmek dahi mümkün. Ancak yerel halktan ayrı olarak bir grup insan daha bulunmakta. Yaklaşık on kişi, siya cübbeleri vebellerinde silahlarıyla alana dağılmış durumdalar. 2-3 kişilik gruplar halinde yerlerinde konuşuyorlar. Yerel halkın tavırlarına bakınca tehlike arz eden tipler olmadığını anlayabiliyorsunuz.

Ağaçlar yağışı başarıyla kesmekte. Sadece evlerin çevrelediği alan, ağaçlardan yoksun olduğu için fazlasıyla kar yiyor. Rüzgar, uyum sağlanabilecek seviyede. İnsanlar da buna alışmış gibi. Zemin düzenli olarak kardan temizlenmiş gibi. Alana 2-3 dakikalık mesafedesiniz. Birkaç kişi sizin gelişinizi görüyor, ses etmiyorlar.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Kannabi Köprüsü”