[Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Yerin altına yapılmış olan zindanlar.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » February 19th, 2020, 9:41 am

Muika’nın sözlerinin ardından sana dönen bakışlar eşliğinde yaptığın konuşmayı Kahori ve Sumiteru’nun büyük bir dikkatle dinlediğini fark ediyorsun. Sumiteru, adeta öç alan bir düşman edasıyla bakışlarını üzerinde yoğunlaştırırken, Kahori ise daha ılımlı bir şekilde sana bakmayı sürdürüyor. Zaman zaman seğiren gözü, Kahori’nin sigara içme arzusunu temsil ederken, buna aldırmadan tüm konuşmanı yapıyorsun. Düşen suratın ve buna uygun ruh halinle yaptığın konuşmanın ardından Kahori “Anladım.” diyor ve hemen ardından “Ancak senin hakkında değişen bir düşüncem henüz yok. Sumiteru ve Muika’nın işbirliği içinde olması gayet olası, o yüzden kendini toparla ve olaya ver.” diyor sesinde ciddi bir ton barındırarak.

Kahori sana hitaben kurduğu cümlelerin ardından, bu kez kafasını Muika’nın ardında duran shinobiye çeviriyor ve başıyla yaptığı bir işaretle onu bulunduğunuz yerden çıkartıyor. Muika, sessiz bir şekilde arkasından kendisini hafifçe itekleyen shinobiye ayak uydurarak dışarıya çıkarken, aralanan kapıda bu kez Kinshi’yi görebiliyorsun. Muika’nın aksine, gözleri bağlanmamış bir şekilde ve tıpkı senin getirildiğin gibi buraya getirildiğini anlayabildiğin Kinshi’nin geldiğini haber veren görevlilere, Kahori onu içeri almaları yönünde talimat veriyor. Kinshi’nin suratında bariz bir şekilde gördüğün şaşkınlık ifadesi, seni içine düştüğün kuyudan çok daha karanlık durmuyor. Ancak onun da ne olup bittiği konusunda pek bir fikir sahibi olmadığını bakışlarındaki tedirginlikten rahatlıkla görebiliyorsun.

Az önce Muika’nın durduğu nokta duran Kinshi, soran ve sorgulayan gözlerle odadaki diğer insanları süzerken Kahori daha fazla vakit kaybetmek istemezcesine “Buraya bazı olayların aydınlatılması için getirildin. O yüzden bildiğin ne varsa dosdoğru anlat.” diyor kendisini tanıtmasının ardından. Söylenenleri anladığını kafasıyla yaptığı işaretle belli eden Kinshi’ye “Riaru ile olan savaştaki sabotaj görevinde olanları detaylıca anlat.” diyor kesin bir ses tonuyla. Kinshi hafifçe yutkunmasının ardından konuşmaya başladığında ise, olayların senin için daha da karmaşık bir hale geldiğini fark edebiliyorsun. Kinshi çekingen ancak anlattıklarından emin bir şekilde Kahori’nin sana bahsettiği haliyle sabotaj görevinin gerçekleştiğinden bahsediyor. Sumiteru’nun görevde olduğu, seni ölümden kurtardığı, sağ bırakılan gözcü, kendisine verilen koordinatlarla uyuşmayan bir yere sabotaj düzenlenmesi ve bunların hepsinin altında senin imzanın olması…

Kinshi detayların hiçbirini atlamadan konuşmasının sonlandırdığı sırada çalınan kapının aralanmasıyla kapıda gördüğün Jouichirou içindeki umut tanelerini yeşertse de, düştüğün durum karşısında artık elinin bir hayli güçsüz kaldığını da rahatlıkla fark edebiliyorsun. Tıpkı Kinshi gibi getirilen ve ne olduğunu konusunda hiçbir fikri olmadığı belli olan Jouichirou ile benzer bir konuşma yapan Kahori, bu kez görevin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini onun ağzından dinlemek istediğini söylüyor. Bu noktada Jouichirou, Kinshi’ye nazaran daha çekingen bir tavır sergilerken, sanki sana zarar vermekten korkarcasına tavırlar ortaya koyuyor. Bu durum seni daha fazla rahatsız ederken, Jouichirou’nın üzgün bakışları eşliğinde, olayları tıpkı Kinshi gibi anlattığını duyuyorsun. Duyduklarına inanmak istemeyen kulakların, yaşanıldığı söylenenleri reddeden hafızan ve yaşadıklarınla çarpışan sözler seni kendi içinde bir çıkmaza sürüklerken Kahori bu kez Sumiteru’nun yüzüne bile bakmadan sana dönüyor ve “Sormak istediğin bir şey var mı?” diyor. Ancak bu kez Kahori sana karşı baştan beri takındığı tavırdan ayrılarak, artık senin de şüpheli biri olduğunu bakışlarıyla haykırıyor resmen.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » February 20th, 2020, 10:42 am

Evet.” Dedi ay saçlı kız; siniri, her saniye aşması daha da güçleşen engebeli tepelere dönüşürken. Gerilmişti. Sinirlenmişti. Yorulmuştu. Üzerine üstlük bu söylenenler, onun etrafındakilere olan hislerini tepetaklak etmiş, uyuyan korkularını tekrar alevlendirmişti. Bu danışıklı dövüş de neydi? Haru’yu döverek değil, yıkarak mı alt edeceklerdi? Düşman dedikleri elini süremezken, dostları mı bıçaklayacaktı?

Jouichirou’ya döndü Haru. Ona deliliğini bulaştıran adama. Onu yok etmeye çalışan adama. Çekingen bakışlarının üzerine sertçe baktı, onu ezmek, parçalamak için. Ne oldu da gerçeği saptırıyordu böyle? Neden doğruları söyleyip onu bu bok çukurundan kurtarmaktansa, birilerinin oyununa dahil oluyordu? O an, Haru’nun hayal kırıklığını, korkularını ve sinirini seyirmek üzere olan gözlerinden seçebilirdiniz.

Sorularım var.” Dedi sessizce, Jouichirou’nun gözlerine, tam olarak ruhuna bakarken. Parçalanmış ruhunu daha önce görmüştü. Histerik yakarışlarını dinlemişti. O salak kendini zehirlediğinde yanından biraz olsun ayrılmamış, kimse yüzüne bakmazken ona dostluğunu vermişti. Yaşananları aklından geçirdikçe çıldıracakmış gibi hissediyordu Haru. Elleri titremekten biraz uzaktı sadece. Gözlerinin yaşlarla dolmasıyla arasında bir kırılma vardı.

Ne oluyor burada?” sinirliydi. Sinirli olmasının ardında çok haklı sebepler taşıyordu. Kendini savunabilecek sözleri biteli uzun zaman olmuştu. Haru, mat olmuştu çoktan. Ama siniri, tahtadaki her şeyi ters çevirip oyunu bozmasına yeterdi belki de. Kendini tutamıyordu, sakinliğini kaybetmişti. Kimine göre son çırpınışlar gibi gözüken bu çıkış, kimine göre ölmek üzere olan bir ruhun yeniden alevlenişi olabilirdi.

Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz be? Karşıma çıkmış, bana karşı kurulan bir tezgaha nasıl destek çıkarsınız? Jouichirou? Seni kurtarmak için... CEHENNEMİN DİBİNE GİRDİM BEN!” Sesi kırılgan bir kızın sesinden, haykıran bir ejderinkine dönüşmekteydi. Zaman zaman detone olsa da, hatta komik duruma düşürse bile kızı, umrunda değildi. Evet, soruları vardı. Evet, cevaplar istiyordu.

Sinirli miyim? Evet, sinirliyim! Yalanlar atıyor, gerçeği çarptırıyorsunuz! Burada ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim dahi yok. Böyle saçmalıklardan bahsetmeniz için size ne teklif edildiğini hayal dahi edemiyorum. Para? Şan? Af? Neden onurumu iki paralık etmeye çalışıyorsunuz? Bal gibi biliyorsunuz siz de, uydurduklarınızın yaşanmadığını. Gerçeği saptırdığınızı.” Söyledikleri kendisini daha da dibe götürse de, umurunda değildi. Sözlerinin hiçbir geçerliliğinin olmadığının farkındaydı. Az önce söylenenler, zaten Haru’nun söylemiş olduğu ve söyleyeceği her şeyi yalanlar nitelikteydi. Masaya her yeni bir şey koyuşunda biraz daha köşeye sıkışmıştı beyaz saçlı kız. Dünyanın en masum kedisini saatlerce köşeye sıkıştırırsanız, bir yerde patlardı da. Haru da o patlama noktasındaydı. Son çırpınışlarıydı. Asla oynamaması gereken uzatmaları oynuyor, fakat orada da kaybediyordu.

Burada ne olduğunu açıklayın bana derhal. İçine düştüğüm bu pis oyunun nedeni ne? Bal gibi biliyorsunuz anlattıklarınızın yaşanmadığını. Yarım saat önce kapımı çaldığınız an ben zaten kaybetmiştim! Sıradaki ne? Midori mi gelecek? Babam gelip, uydurduğunuz parayı nereye sakladığımı mı anlatacak? Bu köye olan sevgimi, canıma olan sevgimin önüne koydum... Onurumu kendi tırnaklarımla, güneşin altında kazarak yaptım ben! Alçak yalanlarınızla eserimi bozmanıza izin vermeyeceğim. Bu suçlamaların hepsini reddediyorum. Hiçbiri yaşanmadı. İstediğinizi söyleyebilirsiniz, bütün suçlamalara göğüs germeye hazırım. En yakın arkadaşım addettiğim kişi bile karşımdayken bunu nasıl yaparım bilmiyorum, o bile gerçekleri çarpıtıyorken, beni bir hain gibi göstermeye çalışıyorken... Kimsenin sözüne güvenemem. Görevlerimi, hizmetimi layıkıyla yerine getirdim. Haketmediğim bir kuruş parayı bile almadım. Bunu bilmek bana yeter. Sorularım var, ama cevabının aynı olduğunu biliyorum.

Biraz sustu. Nefesini topladı. “Haru bizi yanılttı. Haru bizi manipüle etti. Hadi oradan! Karşıma geçmiş utanmadan yalanlar söylüyor, koordine şekilde gerçeği saptırıyorsunuz. Söylediğim gibi. Bütün suçlamaları reddediyorum. Baş şüpheli olduğumun farkındayım. Ama, bütün suçlamalara yetecek cevabım var.

Yoktu. Kapana kısılmıştı, söyleyeceği hiçbir şeyin ona bir yararının olmayacağının farkındaydı. “Jouichirou. Kinshi’ye verilen konuma ilerleme emrini ben vermiş olabilirim. Fakat oraya gitmemiz gerektiği kararını öne sen sürmedin mi? Kinshi, sen ilk plana sadık kalacağımızı söylemedin mi? Yalanlarınızla, hatalarınızın üzerini kapatmanızı anlarım. Fakat bunu beni hain durumuna düşürecek şekilde yapmanız?

Utanç duyuyorum. Ama kendi adıma değil. Sizin adınıza. Sizin yerinizde olmadığım için kıvanç duyuyorum. En azından ne yaptığımın farkındayım. Sizin ne söylediğiniz gerçeği, yaşananları değiştirmeyecek...” Saldırgan sözlerin ardındaki ağlamaya, çığlık atmaya, zarar vermeye hazır olan Haru, ona tanınan söz haklarının sonuna geldiğinin farkındaydı. Bu konuşmanın, bu gecenin gittiği yer ise kesinlikle Haru’nun gitmeyi istediği bir yol değildi. Karanlığa doğru attığı her adımda sonun yaklaştığına dair emareleri seçebiliyor, korkusuna daha çok korku katıyordu.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » February 22nd, 2020, 11:11 am

Sözlerin ve haykırışların içinde bulunduğunuz odanın tüm taşlarını titretmeye yeterken, karşında duran Kinshi ve Jouichirou’nun donuk ve Kohari’nin bezgin bakışları ile karşılaşıyorsun. Savurduğun her bir sorunun cevabının aleyhine olduğunu bilsen de, bunları sormaktan kendini alıkoyamıyorsun. Sorgulaman bir iç döküşe dönüşmüş haldeyken, Kohari Kinshi ve Jouichirou’ya hitaben “Anlattıklarınızdan farklı bir cevabınız var mı?” diyor. Bu anda hem Kinshi hem de Jouichirou kati bir baş hareketiyle anlattıklarına ekleyecek bir şey olmadığını işaret ederken, seni dibine düştüğün kuyunun tabanına adeta yapıştırıyorlar. Kohari, Kinshi ve Jouichirou’ya çıkabileceklerini işaret etmesinin ardından, ikisi de tereddütsüz bir şekilde sana arkasını dönüyor ve açılan gıcırtılı kapıdan onlar çıkarken, bu kez tam da tahmin ettiğin gibi Midori’yi görüyorsun. Kahori, Midori’yi içeri almaları için başıyla işaretini vermesinin ardından, Midori yavaşça içeriye giriyor ve Kahori kendisini tanıtmasının ardından, Kannabi Köprüsü’nde yaşanan hadiseleri tüm dürüstlüğüyle ve doğruluyla anlatmasını söylüyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 49
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Asakura Midori » February 22nd, 2020, 11:31 am

Onun hacmindeki biri ne kadar şık gözükebilirse, o kadar şık gözüküyordu Midori. Uykusuz kaldığını bağırırcasına morararak içine göçmüş gözaltı torbaları haricinde görünümü oldukça uğraşılmış ve resmi sayılırdı.

Her zamankinden çok daha parlak ve temiz ayakkabıları, bir shinobinin ancak tatildeyken giyebileceği kadar spor, geleneksel bir japon gömleği, onun üstündeki küçük, minyatür bir kovboy oyuncağını andıran kahverengi kadife yelek ve alnına daha önce hiç takmadığını düşündürten, saçlarının bir kirpi gibi yukarı dikmesini sağlamış olan alın bandı ile gerçek anlamda bir maskota benziyordu. Şık bir maskot.

Ayakta yaklaşık on beş dakikadır durup bir şekilde vakit öldürmeyi denerken bir yandan yerdeki kirişlerin çatlaklarını inceleyerek kafasında yarım yamalak şekiller üretmeyi deniyordu. Islık çalmayı istese de etrafındaki shinobilerin buna izin vermeyeceğini ve kapının ne kadar ince olduğunu hesaplayamaması onu bu fikirden çok çabuk vazgeçirmişti. En nihayetinde, içeriden gelen tanıdık bir sesin haykırışları da, buna izin vermiyordu. Önünde bulunduğu kapı gıcırtı ile açılırken, içeriden isminin Jouichirou olduğunu bildiği ve ismini bilmediği bir shinobinin çıktığını görüyordu. Ancak o an, gözleri kapıdan yarım yamalak görebildiğim Haru'ya odaklanabiliyordu sadece.

İçeriden gelen komutla yanındaki shinobiler içeriye girmesini işaret ettiklerinde, yavaşça giriş yapıyordu kasvetli zindanın kasvetli hücresine Midori. Karşısındaki kadın Çiylerden biri olduğunu ve isminin de Kahori olduğunu söylediği anda, Haru'nun yüzündeki siniri görmezden gelemiyor ve olan biteni aşağı yukarı anlıyordu. Kahori isimli kadın Kannabi Köprüsü'nde yaşananları anlatmasını istediğinde ise derin bir nefes aldı. Haru'ya bir kez, yalnızca bir kez baktı ve kafasını daha yaşlı olan kadına çevirerek bir daha bu odadan çıkana kadar beyaz saçlı kız ile göz göze gelmemeye yemin etti kendi kendine. Yutkunduktan sonra ifadesiz bakışlarını loş duvara kitleyerek anlatmaya başladı.

"O gece Kannabi Köprüsü'ne oradaki trafiği ve düzensizliği ortadan kaldırmak için gittik. Esas görevimiz bu olsa da, bize ekstra olarak Gyaku'ya ait bir hediyeden de bahsedildi. İlk işimizin sandığımızdan biraz daha hızlı çözülebileceğine ikna olduğumuzda, hediye işine odaklanmaya karar verdik. Üç kişiydik. Ben, Haru ve.."

Bir kez daha yutkundu. Bu seferki istemsizdi.

"..Sumiteru. Üçümüz de bu göreve saatlerimizi verdik. Sonra Muika-san'n kervanlarına rastladık. Acelesi olduğunu söyledi. Ben.. onu daha önce tanımıyordum fakat önemli ve büyük biri olduğunu o an fark etmiştim. Buradan sonrasında ise üçümüz görev dağılımı yaptık. Benim görevim vagonlardaki kargaşayı engellemekti. Haru-san Muika ile kaldı. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Ancak Sumiteru kısa bir süre sonra yanıma geldi ve Muika'nın kervanında yüklü miktarda uyuşturucu olduğunu söyledi. Bu bilgiyi teyit etmek için bir şekilde kervana göz atmak istedim. Sonunda da, Sumiteru'nun söylediği gibi kervanda yüklü miktarda uyuşturucu olduğunu gördüm. Haru'yla bir araya geldiğimizde, bize Muika'ya geçiş önceliği tanımamız gerektiğini söyledi. Ancak biz durumu kendisine anlatınca, görevi yerine getirmek adına bunu göz ardı etmemiz gerektiğini söyledi. Akabinde uyuşturucunun zaten Çimen Ülkesi'ne girmeyeceğini ve bunun bizim meselemiz olmayacağını söyledi. Her ne kadar açıklamaları tam olarak kafama yatmamış olsa da, görevi gerçekleştirmek adına Haru'nun dediklerini yaptık ve Muika-san'ın kervanı Kannabi trafiğinden bir şekilde ayrılıp yoluna devam etti. Bu duruma bir şekilde izin vermiş olsak da Sumiteru ile beni rahatsız ediyordu. Dolayısıyla daha önce bu bölgede bulunan Sumiteru bir tüccar vasıtasıyla durumu Kusagakure'ye bildirebileceğini söyledi. Haru'nun yanından tekrar bir görev dağılımı yapıp ayrıldıktan sonra bir tüccarın yanına gittik ve durumu kendisine anlattık. Sonrasında ise görevimizi tamamlayıp birlikte Kusagakure'ye döndük. Görev sonumu raporumuzda da durumu olduğu gibi anlattım. Bu işe Haru'nun neden göz yumduğunu bilmiyorum, ancak Muika ile arasındaki konuşmadan sonra kervanın geçmesi konusunda oldukça bastırdı. Aksi takdirde görevin başarısız olacağından ve Gyaku-sama'nın hediyesini bile getiremeyen aciz shinobiler olacağımızdan bahsetti. Tüm bildiklerim bu kadar."

Konuşmasının yaptıktan sonra artık Haru'nun yüzüne bakmasına gerek olmadığını düşünmeye başlamıştı. Doğruları bir kez daha dile getirmiş ve Haru'nun nasıl bir pisliğe bulaştıysa orada kalması gerektiğine dair inancını tazelemişti. Midori için bundan sonra, Haru ve yaşayacağı cehennem arasındaydı, kendisini artık ilgilendirmiyordu.
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » February 22nd, 2020, 11:40 am

Midori’nin anlattıklarından sonra kaçamak bir bakışla sana bakan Kahori “Sanırım yine söylenenleri reddetmek dışında bir şey yapmayacaksın.” diyor ve Midori’ye çıkabileceğine dair bir işaret yapıyor. Midori yavaş adımlarla odadan ayrılırken Kahori dışarıdaki shinobilerden birine sesleniyor ve “Sumiteru’yu başka bir hücreye götürün. Şüpheli olarak kalmaya devam edecek, ta ki Gyaku-sama bir emir verene kadar.” diyor. Tüm olan bitenden sonra elini kolunu sallayarak dışarı çıkacağını düşünen Sumiteru, bu haberle adeta şok olmuşken Kahori bakışlarını üzerinde tutmaya devam ediyor.

Bir shinobi eşliğinde Sumiteru’nun odadan çıkartılmasının ardından Kahori, dışarıdaki shinobilerden aldığı yeni bir paket sigarayı yavaşça açıyor ve uzun süre sonra sevdiğine karışmış bir aşık edasıyla sigarasını yakıyor. Neredeyse sigaranın yarısına kadar çektiği derin nefesi sadece ciğerlerinde değil, neredeyse tüm vücudunda dolaştıran Kahori, cılız bir dumanı geri verirken sana sandalyeye oturmanı işaret ediyor. Her ne kadar Kahori ile ilk başta karşılaştığınız tavırları ortadan kalkmış olsa da, Sumiteru’ya davrandığı kadar gaddar tavırlar sergilemiyor. Sigarasından bu kez normal bir nefes daha almasının ardında, dumanını geri üflerken “Hayal kırıklığına uğramadığımı söylesem yalan olur. Başından beri bu işin altından Sumiteru’nun çıkacağını düşünüyordum. Ancak olayda adı geçen herkesin verdiği tek isim sensin Haru. Buna lanet olası bir tesadüf veya sistematik bir yok ediş demek mümkün mü? Bu insanlarla seni böylesine bir suçlamayla baş başa bırakmalarına neden olacak bir husumetin var mı?” diyor. Sigarasından bir nefes daha almasının ardından, gerçek bir hayal kırıklığı hissini damarlarına kadar işleyen tek bir soru geliyor Kahori’den: “Sana inanmam için bana tek bir neden söyle Haru.”
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » February 25th, 2020, 1:12 am

Bir husumetim yok sanıyordum.” Dedi, gaz lambasındaki ışığı kıskandıracak kadar titreyen sesiyle. “Onları korudum.” Yutkundu. Yere bakıyordu. Boğazındaki yumrudan kurtulabilmek için kendi boğazını bile kesebilirdi. “Onları canım pahasına korudum. Onlara ablalık yaptım. Akıl hocalığı yaptım. Yönlendirdim. Yol gösterdim.” Tek bir noktaya baksa da, baktığı şeyi göremiyordu gözüne çekilen buğulu perdenin ardından. Aldatılmak, arkadan vurulmak, yalanların en çirkinini sırtlanmak, Haru’nun yaşayacağını düşündüğü bir şey değildi. Böylesine dar, ve gittikçe küçülen bir koridorun tam ortasından kurtulmak, Haru’nun sahip olduğunu düşündüğü yeteneklerden değildi. Duvarlar gittikçe üzerine gelmiş, sırtını dayadıkları onu terk etmişti. Kaya gibi sağlam Haru, dalgaların tesirine yenilmişti.

Onları korumuştum.” Belki bir dalga değil, yüz değil, milyonlarca dalga en sonunda çatlatmıştı. Asla delinmeyeceğine inandığı kabuğu paramparça, asla yapıştırılamayacak şekilde dağılmış, dünyanın en uç noktalarına gömülmüştü. “Canlarını kendi canımdan öne koymuştum. Yine yap deseler yine yapardım.” Yalnızlığı, rüzgarın bile gelemediği uçsuz bucaksız ovalarda gezerken gördüğü o rüyada bile böylesine hissetmemişti. En yakın ruha, güzel bir hisse milyonlarca ışık yılı uzaktan bakıyordu o an. Yapayalnızlığı iliklerine kadar hissetti o, hiç ürpermediği kadar ürperdi.

Karanlığa baktıkça Haru, karanlık da ona baktı. Belki içeri girip konuşan insanların hiçbiri yalan söylemiyordu. Haru, karanlığın pençesine kapılmış, ne olduğunu hatırlayamayacak kadar sarhoş, kendi gerçekliğiyle kendini kandırırken bir yandan dünyaya kök söktüren bir anarşistti. Yolun sonuna gelmiş bir gezgin, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir savaşçıydı.

Onurunu kaybetmişti. Arkadaşlarını kaybetmişti. Köyü, onun bir hain olduğuna ikna olmuştu. Ne için savaşabilirdi ki artık? Önündeki engelleri aşması için onu cesaretlendirecek ateşi sönmüştü. Söndürülmüştü. Terk edilmiş, kandırılmış, parçalanmış.

Birkaç gram altın, biraz varlık, kuzey cepheye bakan bir ev... Haru’nun şu ana kadar yaptığı her şeyi silip atmasına yetecek hediyeler değildi. En azından Haru böyle düşünüyordu.

Ne söylerse söylesin, kendisini nasıl savunmaya çalışırsa çalışsın biri gelip onu daha da bozuyor, daha da dibe çekiyordu, ayağına bağlanmış bir taş gibi. Çırpınıyor, nefes almaya çalışıyor, taştan kurtulmaya çalışıyor bile olsa küfesine yeni taşlar atıldıkça daha da hızlı aşağı iniyordu. Jouichirou’dan sonra Midori’nin söyledikleri onun için tabutuna çakılan son çivi olmuştu. Bitmişti.

Şimdiye kadar köyümün onurunu kendi onurumun önüne koymuştum.” Yavaş yavaş tükenen ses tonunu artık saklayamıyordu, güçlüymüş gibi davranamıyordu. “Birinin oyununa mı geldiler, yoksa bu benim üzerimde oynanan bir oyun mu... en ufak bir fikrim bile yok. Ortada bir para olmadığına veya Sumiteru’nun olmadığına emin bile olsam, üst üste söylenenler bildiklerimi tekrar tekrar düşündürtüyor bana. Şu an yaşananlar gerçek mi, yoksa habis bir kabus mu, onu bile ayırt edemiyorum. Gördüğüm en iğrenç kabustan bile daha korkunç. Çünkü kendimi hiç olduğum yerde hayal etmemiştim. Yaşananlara nasıl tepki vermem gerektiğini bilmiyorum, Kahori-san. Bana inanmanız için size geçerli görebileceğiniz bir sebep vermekte zorlanıyorum. Ama ben, Haru Kurosawa, bu suçlamaların bana yönlendirilmesine sebep olacak şeyleri yapmadım. Köyümün onuruna toz konduracak bir konumda bulunmadım. Arkadaşlarımı veya kendimi önümüze çıkacak kötü yollardan sakındırdım. Eğer bu odadan çıkıp beni ölüp çürüyene kadar bu zindana kilitlemeniz köyün zedelenen onurunu kurtaracaksa, ben bunu da kabul ederim. Anlatılan Haru’nun ben olmadığıma eminim, fakat böyle birinin yaşamaması gerektiğini söylerseniz, size karşı çıkmazdım... Size söyleyebileceğim tek neden, şu ana kadar köyüm için yaptıklarım, Kahori-san. Söylenenlerden sonra kendimi savunabilecek bir durumda değilim. Sadece geçmişte yaptıklarım, benim bu yoldan gitmemiş olduğumu göstermez elbette ama...

Kahori’nin yüzüne baktı. “...benim köye olan güvenim, suçlu bile bulunsam bozulmazdı.” Diye fısıldadı.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » February 26th, 2020, 11:00 am

Konuşmanı oldukça sakin ve ardı ardına yakılan birkaç sigara eşliğinde dinliyor Kahori. Genel halinden anladığın kadarıyla, tıpkı söylediği gibi tüm olan bitenin altından senin çıkmış olmana üzülmüş duruyor. Ancak bir yandan da, tüm bu olayların sorumlusunun sen olduğuna ikna olmuş gibi duran tavırları, aranızda yıkılmaz bir duvar örüyor. Senden bir savunma beklese de, şu aşamada ne söylersen söyle Kahori’yi ikna edemeyeceğini sen de biliyorsun. Tüm beyanların aleyhine olduğu gerçeği her bir cümlenden yüzüne çarparken, bağlılığın adına sarf ettiğin cümlelerin sonunda Kahori sadece “Anlıyorum.” demekle yetiniyor. Onun bu tek kelimelik cevabıyla kafasında nasıl bir çıkarım yaptığını net olarak kestiremiyor olsan da, lehine giden bir şeylerin olmadığının son derece farkına varıyorsun. Kahori son sigarasını da yere atıp ayağının ucuyla hafifçe ezdikten sonra, tek elini omzuna koyup hafifçe sıkarken, bunun dostane mi yoksa düşmancıl mı bir tavır olduğunu pek anlayamıyorsun. İkisi arasına sıkışmış bu hareketinin ardından Kahori, elini omzunda tutmaya devam ederken “Bir süre burada kalacaksın. Gyaku-sama’ya raporu verdikten sonra tekrar görüşeceğiz.” diyor. Bu cümlelerinin ardından yüzüne birkaç saniye bakan Kahori başkaca bir şey söylemeden elini omzundan çekerek yanından ayrılıyor ve gıcırtılı kapı bir kez daha açılıp kapandığında, bu dehlizde kendinle baş başa kalıyorsun.
Off Topic
Eğer yapmak istediğin başkaca bir şey yoksa, bulunduğun hücrede yaklaşık iki gün kadar tek başına kaldığını, bu süreç içerisinde kimsenin seninle konuşmadığını, sabah, öğle ve akşam yemeklerinin görevli bir shinobi tarafından getirildiğini, seninle yüz yüze gelen shinobilerin bakışlarının savaş alanında gördüğün düşmanlardan çok da farklı olmadığını, ancak yine de sana karşı herhangi olumsuz eylemlerinin bulunmadığını, su ihtiyacının karşılandığını, tuvalet ihtiyacını karşılamak istediğinde sana plastik bir kap ile su getirdiklerini belirtebilirsin.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » March 7th, 2020, 2:06 am

Günde üç kere gelen ayak seslerinin, sahiplerini görmese bile, bu kadar heyecan verici olabileceğini tahmin etmezdi Haru. Güneşin yakıcılığını bile özleyebileceğini veya soğuğu, geceyi özleyeceğini düşünmezdi. Veya gündüzü, yerin birkaç metre altındayken gece veya gündüzü seçebilmek imkânsızdı. Sabah mıydı, öğlen, belki de geceydi hala veya bir gün sonraki geceydi. Yemek geliyordu fakat kimse ona bu yemeğin hangi saat dilimine ait olduğunu dile getirmiyordu. Buranın bir penceresi yoktu, güneşi veya ayı içeri alan.

Kaçmayı düşündü Haru, onurunu hiçe sayıp hayatını kurtarmayı hayal etti. Biraz olsun kullanabilseydi ayın ışığını veya enerjisini yoğunlaştırıp mızraklar çıkarsaydı yerin dibinden, buradan çıkması hiç de zor olmazdı, Haru gibi kabiliyetli ve yetenekli bir asker için. Köyde geriye bırakacaklarını düşündükçe vazgeçti her seferinden. Tanıdıklarını, arkadaşlarını kaybedecekti… Gerçi, çoktan kaybetmişti onları. Tek tek ona sırtını döndüklerini görmüştü. Arkasını yaslayabileceği ne kalmıştı ki geriye? Köyü ona güvenmiyor, arkadaşları ondan nefret ediyor, onursuz bir yaşamın ilk adımlarını atıyordu. Ne için? Köyü için defalarca kez bedenini kılıçlara, büyülere siper ettiği için mi? Hak ettiği son bu muydu? Hapiste çürümek. Bir hiç uğuruna.

Koca bir hiç.
Hatta tıpkı Haru gibi, kocaman bir hiç.

Zamanın bu kadar yavaş aktığına tanık olmamıştı Haru daha önce. Yarım bıraktığı uykusuna geri dönemiyordu telaşından. Korku, uykuya yer bırakmayacak şekilde bütün zihnini meşgul ediyor, Haru saniyede yüzlerce kez oynatıyordu yaşananları, tekrar tekrar. Öyle çok düşündü ki bu ithamları, bu söylenenleri, kendini bile inandırabilirdi. Birkaç kere inandırdı bile hatta kabullenebilmek için. Zira tutunmak için bir dala ihtiyacı vardı; ya salt gerçeğe, ya da çirkin yalanlara sırtını dayamak zorundaydı. Gerçeklikle Haru’nun kafasındakilerin tutmaması, onu gittikçe içinden çıkılmaz bir tuzağın en derinlerine götürüyordu. Çıkışı olmayan bir labirentin tam ortasında, nereden girdiğini bile hatırlamıyordu Haru. Bu bataklık, Haru gerçekleri hatırlamaya çalıştıkça onu daha da dibe çekiyordu.

Kıvrılarak yatıyor, yemek sesine uyanıyordu. Yere ne zaman yattığını hatırlamıyordu, belki de hala Kahori odadayken başlamıştı yerde yatmaya. Zaman kavramını yitiriyordu. İştahı yoktu, yaşananlardan sonra yemek alacak bir mideye sahip değildi. Tavana, duvarlara, yerlere bakıyordu sadece. Gözlerini her kapattığında kirpiklerinin, ardından yanaklarının ıslandığını hissedebiliyordu. Yemek yemiyor, düzgün nefes almıyor, hareket etmiyor, yaşanmayan şeylerin hayalini kuruyordu.
Yaşanmayan şeylerin hayalleri, olmayan şeylerin hayallerine dönüştü.
Olmayan şeylerin hayalleri, olmayacak şeylerin hayallerine dönüştü.
Olmayacak şeylerin hayalleri ise havaya karıştı ve yavaşça gökyüzüne doğru yükseldi, havaya karıştı… Geriye bembeyaz, boş bir suvar kaldı. Haru saatlerce o boş duvarı düşündü sadece, her an onu biraz daha beyaz hayal etmeye çabalarken.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » March 9th, 2020, 10:39 am

Hücrende geçirdiğin iki günün ardından, hücrenin gıcırtılı kapısının aralanmasıyla gözlerini kapıya dikiyorsun. Yemek vaktinin henüz daha gelmediği bilinciyle, açılan kapıyla beraber kaderinin de tayin edileceğini düşünmeye başlıyorsun. Kahori’nin kapıda belirmesiyle birlikte bu düşüncen artık tam anlamıyla kafanda netleşiyor. Kahori’nin ağzındaki sigarasıyla içeriye girmesinin ardından yüzünde gördüğün kasvetli hava, sana iyi haberler getirmediğini belli ederken kısa sürede tepeden tırnağa süzülmen sırasında bu kasvetli havanın içindeki hayal kırıklığı duygusunu da hissedebiliyorsun. Kahori sigarasından derin bir nefes aldıktan sonra kıyafetinin iç cebinden bir parşömen çıkarıyor ve parşömenin mührünü sana gösteriyor. Bu hareketiyle parşömenin Gyaku’dan geldiğini gösteren Kahori, mührü bozup yavaşça parşömeni açıyor. Birkaç saniye parşömene bakan Kahori’nin gözleriyle yazılanları okuduğunu anladığında, aslında Kahori’nin burada yazılanları zaten bildiğini ancak bir kez daha okumak ihtiyacı hissettiğini anlıyorsun.

Parşömendeki yazıları hızlıca okuyup bitiren Kahori gözlerini sana dikip bir kez daha seni süzdükten sonra, bakışlarını tekrar parşömene indiriyor ve “Kurosawa Haru’nun atandığı görevler esnasında gerçekleştirdiği eylemleriyle Kusagakure’ye ve Çimen Ülkesi’ne ihanet ettiği ve bu durumun görevlere atandığı diğer shinobiler ile görevde adı geçen diğer kişilerin beyanlarıyla sabit olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple Kurosawa Haru’nun shinobilik unvanının geri alınması gerekmektedir. Ayrıca, Kurosawa Haru ihanet suçundan dolayı ölüm cezasına çarptırılmıştır. Yondaime Kusachou Shiba Gyaku.” diyor. Tamamen duygusuz ve monoton bir şekilde parşömendeki metni okuyan Kahori, parşömeni yavaşça sana doğru uzatarak yazılanları teyit etmeni istiyor. Kahori’nin uzattığı parşömeni alıp hızlıca okuduğunda, Kahori’nin okuduğuyla herhangi bir farklılık olmadığını görebiliyorsun. Kahori parşömeni senden geri almak için elini uzatırken “Gyaku-sama isminin böyle bir olaya karışmasından dolayı duyduğu derin hüznü ayrıca sana iletmemi istedi. İsminin Kusagakure içindeki değeri sebebiyle, bir görev esnasında öldüğünün ilan edilmesini ve köy tarafından da ölümünün bu şekilde olduğunun bilinmesini istedi. Bu doğrultuda cesedinin Shinobi Mezarlığına defnedilmesini uygun buldu. Bununla birlikte, konuyla ilgili tüm kişilerin de hafızalarından seninle ilgili kısımlara müdahale edilecek.” diyor. Kahori bu cümlelerinin ardından sigarasını yere atıp kıyafetinin sağ tarafında bulunan tantousunun kabzasına elini atarken “Söylemek istediğin son bir şey var mı Kurosawa Haru?” diyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » March 10th, 2020, 12:10 am



Söylenen her bir kelime Haru’nun kalbine saplandı. Her kelime biraz daha kanattı zaten zayıf düşmüş çiçeği. Her kelime bir hançere dönüştü, paramparça etti kâğıttan kalbi. “Demek buraya kadarmış.

Okunan her bir satır, Haru’nun boynuna dolanan bir sarmaşığa dönüştü. Her saniye biraz daha kesildi nefesi. Her saniye biraz daha morardı narin boynu, sıkıştıkça daha da korktu. Dikenli sarmaşıklardı bunlar, zehirlilerdi de. Düşündükçe daha da düştü Haru, en derin okyanusların en dibinde kaldı öylece, taştan ayaklarıyla ve kıramadığı zinciriyle bağlı kaldı en büyük karanlıklardan. Yalvarsa da her ne kadar, kurtulamadı. Yolun sonuna gelmişti, hem de hiç tahmin ettiği şekilde değildi bu son. Tünelin sonundaki ışık bir yalandı. Ya da o ışık sadece bir yanılsamaydı. “Son bir sözüm var…

Son sözlerini seçmek ne kadar da zor bir işmiş. Asla tarihe geçmeyecek, kimsenin hatırlayamayacağı beylik sözler sarf etmek ne kadar da zormuş. Hayattan geçmek, belki de başka bir maceraya yelken açmak… Nefes alabildiği, insanların yalan söyleyemediği, nehirlerin şaraptan aktığı yerlerde uyanmak, her ne kadar Haru böyle bir şeye inanmasa da… Yarım kalmış hayatına da üzülüyordu. “Onlara de ki…

Güneşe hiç bakamamış, hiç âşık olmamış, bir çocuğun elinden tutmamış, güzel bir çiçeği koklamamıştı Haru. En çok güleceği espriyi daha duymamış, en zor yollardan daha geçmemiş, hayatının en başındayken en sona atlamıştı. Ay’dan özür dileyememiş, onun takdirini kazanamamıştı. Annesini hiç görmemişti. “Burada olduğumu bilen…

Hiç anne sevgisi yaşayamamıştı Haru. İki gün önce ona yöneltilen suçlamaları kabul etmesi imkânsızdı, fakat belki de, gerçekten yapmıştı o söylenenleri. Köyü tarafından ilgi görmeyen Haru, köyü bir sıcaklık hissetmek için yakmıştı belki de. Köyüne, kendi hatıralarından daha çok güvenir hale gelmişti, soğuk zindan zemininde yatarak geçirdiği iki gün içinde. Kendine sebepler üretmişti. Kendini inandırmıştı bunları yaptığına. Düşünerek ulaştığı sonuçlar değildi bunlar, inanarak ulaştığı sonuçlardı. Bu kadar insan yanılıyor olamaz. Bu kadar insan yalan söylüyor olamaz. Boynunu eğip yere bakmaya başladı. “…herkese söyle.

Son yaprakta sevmiyor çıkmıştı bu çiçekten. Kökleri, başka bitkiler tarafından sarılmış, suya ulaşmasına izin verilmemiş bir orkide. Geride bıraktığı, yapamadığı, yapmaktan korktuğu her şeyi düşündü ay saçlı kız. Gözleri doldu. Film şeridinin en sonuna gelmişti artık. Çocukluğu, gençliği, öldürdüğü herkesi gözlerinin önünden son bir kez daha geçirdi. Gözlerini kapattığında, bir damla gözyaşı zindanın zeminini ıslattı. Bu da kendinden bıraktığı son hatıraydı. Hayatın bu kadar kırılgan olduğunu bir an bile aklından çıkarınca, bıçağın yanlış tarafında bulmuştu kendini.

Gerçi… Bıçağın doğru bir tarafı var mıydı ki?

Kimseye dargın değilim…

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
Locked

Return to “Zindan”