[Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Yerin altına yapılmış olan zindanlar.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » March 10th, 2020, 12:06 pm

Yavaş yavaş kınından çıkardığı tantousunun akışına uygun bir şekilde sarf ettiğin son kelimelerini dinleyen Kahori “Anlıyorum.” demekle yetiniyor sadece. Birkaç saniye sonra muhtemelen vücudunu saplanacak tantouya gözleri dalan Kahori, son bir kez sana bakıyor ve kınından tamamen çıkan tantouyu sana doğru çeviriyor. Yavaş adımları sanki zamanın ilerlemesine mani olmak istercesine sana doğru ilerliyor ve aranızda birkaç santim mesafe kala Kahori duruyor. Donuk gözlerinin ardındaki yorgunluğu ve hüznü ilk kez bu kadar yakından gördüğün Kahori, tantosuna son bir kez daha baktıktan sonra “Böyle olmayacağını, bu şekilde sonlanmayacağını umut ediyordum.” diyebiliyor sadece. Tantousunu yavaşça göğüs hizana doğru hareketlendirirken, vücudun giderek ısınmaya başlıyor. Ölüm duygusuna karşı olağan bir içgüdüsel tepkiden ibaret olan bu ısınma, kısa sürede alnında boncuk boncuk terlere dönüşüyor. Tantou vücuduna yaklaştıkça ölüm duygusu da seni ısıtıyor. Vücudun kaçmak, bloklamak ve karşı saldırı yapmak gibi birçok şeye tenezzül etse de, zihnin çoktan ölmüşlüğü kabulleniyor. Sonunda tantou vücuduna temas ettiği anda, tüm ısı yok oluyor ve doğrudan tantounun soğukluğu ruhuna işliyor.

Gözlerin istemsizce hissedeceğin acı duygusuyla kapanırken, zihnindeki acının baskınlığı bir anda gözlerinin açılmasına neden oluyor. Vücudun soğukluğu hissetse de, tantounun etine battığı veya girdiğine dair hiçbir hissi tatmaman gözlerinin bir anda göğüs hizana inmesine neden oluyor. Kahori’nin tantousunu keskin kısmı aşağıya bakacak bir halde ve yere paralel bir açıyla göğsüne yaslamış bir vaziyette tuttuğunu fark ettiğin anda, vücudun ölüm duygusunu ardında bırakıp bilinmezliğin dehlizlerine dalıyor. Kahori tantousunu biraz daha sert bir şekilde göğsüne bastırırken “Bunu al Kurosawa Haru. Kabzasının içinde bir parşömen daha var. Köyün dışına çık ve kimsenin seni göremeyeceğine emin olduğun bir yerde kabzanın içindeki parşömeni çıkar. Ardından ne yapacağına kendin karar ver.” diyor. Bu cümlelerinden sonra ellerini tantoudan yavaşça ayırırken, sen de tantoyu yere düşmemesi için tutuveriyorsun. Kahori geriye doğru attığı birkaç adımdan sonra “Bugünden itibaren bir ölüsün Kurosawa Haru. Ancak ölümünün ne şekilde gerçekleşeceğine karar verecek olan sensin. Sırf adın sana bu imkanı tanıyor. Bana kalsa bu tantounun boğazını kesmesi gerekirdi, ancak Gyaku-sama merhametli biridir.” diyor. Söylediklerinin anlaşılması için gözlerine kısa bir süre bakan Kahori, bir hışımla arkasını dönüp kapıya yönelirken “Muhtemelen bir daha görüşmeyeceğiz. İhanetini unutmayacak olsam da, senin kapasitende birini yetiştirebilmiş olmaktan Kusagakure adına onur duyuyorum.” diyor. Omzunun üstünde sana son bir bakış atan Kahori hızla hücrenden çıktıktan sonra ise kapı sonuna kadar açık bir şekilde kalıyor.
Off Topic
Kahori’nin söylediklerinin aksine bir şey yapmayacak isen, hücrenden çıktığını ve etrafta kimsenin bulunmadığını, buraya geldiğin yoldan ilerlediğini ve yolun üzerindeki tüm kapıların açık bir şekilde bırakılmış olduğunu, köyde sıradan bir günün yeni yeni başladığını ve yolda karşılaştığın tanıdık veya tanımadık hiçbir shinobinin yüzünde sana karşı takınılan olumsuz bir tavır sezemediğini, köy kapısından çıkarken görevlilerin seni saygılı bir şekilde selamladığını ve nereye gittiğini dahi sormadıklarını varsayabilirsin.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » March 17th, 2020, 2:40 am

Haru, neler yaşandığını anlamakta çok büyük güçlük çekiyordu. Hayatının ellerinden kayıp gittiğini hissettikten sonra, hatta iki gün boyunca defalarca kere kendi kendini öldürdükten sonra… Affedilmiş miydi? Anlayamıyordu Haru, Kahori’nin sırtına bakarken. Vatana ihanetin cezası salınmak mıydı?

Düşmana çalışmış, menfaatleri için para çalmış, meslektaşlarını kandırmış, manipüle etmiş ve zindandan defolup gitmesine izin mi verilmişti? Haru, yaşananları zihninde bir araya getiremiyordu. Bundan dolayı kafasında nelerin yaşandığını kurgulayamıyor, algılayamıyordu da. Konuşamıyordu. Ardına kadar açık kalmış bir kapı, bir tanesi bile cevaplanmamış milyonlarca soruyu dolduruyordu içeri.

Madem ismim çok değerliydi, neden bu zindanda iki gece tutuldum… Madem böyle suçlar işledim, neden gitmeme izin veriliyor? Madem idam cezası aldım… neden hayattayım?” Sorular daha çok soru getiriyor, birbiriyle örtüşmeyen tüm yanıtlar Haru’nun kafasını karıştırıyordu sadece. Birkaç dakika boyunca elindeki Tantou ile açık kalan kapıya baktı. Ne yapmak istediğini bilmiyordu. Şimdi buradan giderse, üzerine yıkılan suçlamalarla beraber gidecekti. Sırtında bir ağırlık, onurunun üzerinde kocaman bir leke ile bu köyü terk mi edecekti? Senelerce çalışıp, hayatını hiçe sayıp, ölümle sonuçlanması doğal görevleri yerine getirdikten sonra, bir hiç olarak terk mi edecekti burayı hayalet kız?

Doğru. Haru artık bir hayaletti. Eski şanının bir hayaletiydi artık. Korkularının bir hayaleti. Evinden kovulmuş bir köpek. Sahipsiz. Mutsuz. Başarısız. Düşüncelerine tutunarak ayağa kalktı Haru, yeni hançerine sarılarak, açık bırakılmış kapıdan çıktı. Yerlere bakarak, yavaşça ilerledi. Birini görseydi onunla göz kontağı kurmamak için, yine de görmedi kimseyi, şansına. Geride bıraktığı hayatına biraz olsun bakmadan, utancından yerin dibine girmemeye çalışarak, azat edildiği binadan çıktı. Doğan güneşe bakmadı. Evlerinden çıkan insanlara bakmadı. Yerdeki taşları sayarak, saçlarının yüzünü kapatmasına izin vererek yürüdü. Bu halde bile onu bilen herkesin bir bakışta tanıyacağını unutmuştu. Köyün hayaleti, yavaşça uzaklaşıyordu. Evine gitmek istemiyordu.

Geride bırakmak istiyordu tüm yaşananları. Belki birkaç gün inzivaya çekilip, adını temize çıkarmanın planlarını yapacaktı. Ağaç tepelerinde yaşayacak, orman kenarlarında ateşler yakıp ısınmaya çalışacaktı. Bu hayatı düşünmek, köyünü arkasında bırakmak midesini bulandırsa da, artık köyünden kovulmuştu. Haymatlos hayat, Haru’da kusma isteği uyandırıyordu. Kafasını kaldırmadan yolunu bulabilecek kadar aşina olduğu bu köyden son kez geçiyor olmak kahrediyordu onu. Köyün kapısına gelmişti, kafasında ne söyleyeceğini kuracak halde bile değildi. Geçmesine izin vermezlerse, muhtemelen hızla koşarak onları atlatacağı planını kurmuştu kafasında, ta ki kapıdaki görevliler onu başlarıyla selamlayana dek.

Yaşananlara bir anlam veremiyor, vermek de istemiyordu. Her şeyin bir kabus olması ihtimali hala Haru’nun zihninde dolaşıyordu. Biri Haru’nun zihniyle mi oynuyordu?

İlerledi Haru. Nerede olduğunu unutacağı kadar yürüdü Haru. Etrafındaki tek canlı, kuru ağaçlar kalana dek yürüdü. Etrafta hiç kimse kalmayana dek, onu tanıyacak, görecek kimse kalmayana dek yürüdü. Fakat Haru Kusagakure’nin çocuğudur, karın altında ıslanan her çimen onu görse tanır.

Tantou’yu sıkıca tuttu, kabzanın içine gizlenmiş diğer parşömeni aramaya koyuldu.


Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » March 20th, 2020, 3:14 pm

Kusagakure’ye yakın, ancak gözlerden uzak bir alana geldiğinde, Kahori’nin sana verdiği tantouyu sıkıca kavrıyorsun. Bu sıkı kavrayışınla birlikte, tantounun kabzasının olması gerekenden daha gevşek olduğunu da fark edebiliyorsun. Tantounun kabzasını hafifçe sağ-sol yapıp geriye doğru çekmenin ardından kabza elinde kalıyor ve kabzandan bir fotoğraf yere düşüyor. Yere eğilip fotoğrafı alıyorsun ve fotoğrafta kısa beyaz saçları olan ve senden birkaç yaş büyük görünen bir kadını görüyorsun.

Fotoğraf
Image
Fotoğrafı incelemenin ardından, tantounun kabzasına bakıyorsun ve kabzanın içine rulo şeklinde sarılmış parşömeni görebiliyorsun. Parşömeni yavaşça çıkarıyor ve ardından açıyorsun. Parşömende sana hitaben el yazısı ile yazılmış bir mektup olduğunu görüyor ve yavaşça mektubu okumaya başlıyorsun.




Kurosawa Haru,

Her ne kadar artık Kusagakure’ye ihanet etmiş biri olsan da, tüm bunların bir şekilde gerçek olamayacağına inanmak istiyorum. Bu zamana kadar yetiştirdiğimiz shinobilerin içinde en iyilerden biri olman, inancımı kamçılıyor. Ayrıca, senin gibi Kusagakure shinobilerinin içinde yeşermiş çimleri en iyi şekilde görebiliyorum. Bu yüzden, senin adi bir suçlu olarak ölmene razı olmam mümkün olamazdı. Adının, en azından bugüne kadar yaptıklarına karşılık olarak, gururlu anılmasını sağlamalıyım. Fakat shinobi onurum insanlığımın önüne geçiyor. Bir insan olarak, seni her daim koruyup kollamayı isterdim. Fakat bir shinobi olarak ve her şeyden de önemlisi Kusachou olarak, köyüne ihanet eden birini ortadan kaldırmak dışında bir şey yapamam. En azından inancım başlarda böyleydi. Ancak shinobi onurum ile ismini ayrı kefelere koyduğumda, isminin ağır gelmesi uykusuz gecelerime neden oldu. Seni iki gün boyunca bekleten ve beni de karar vermekte zorlandıran buydu. Ne var ki, artık bir karara vardım ve senin bu satırları okuyor olman, kararımın sana tefhimidir.

Kurosawa Haru,

Artık Kusagakure için ölü biri olsan da, köyüne olan sevgini, içindeki ufak tefek çim tohumlarının bir ormana yayıldığını biliyorum. Bu yüzden de, sana köyün için ölme imkanı vermek istiyorum. En azından, ölümünün işlediğin bir suçtan dolayı olmayacağının yaşattığı sevinçle, köyün adına ölümünü kucaklamanı istiyorum. Senin Kusagakure’ye, Kusagakure’nin de sana olan borcunu bu şekilde ödeyebileceğini düşünüyorum.

Parşömenin içine koymuş olduğum fotoğraftaki kişinin adı Kagura Asuka. Bu kadının bir şekilde Riaru ile bağlantısı olduğu yönünde istihbari duyumlar elde ettik. Ancak kendisinin doğrudan Riaru’yu bağlı olmadığı da gelen bilgiler arasında. Ne var ki bu bilgi, kesinlikle güvenli bir kaynaktan elde ettiğimiz türden değil. Dolayısıyla itibar edilmesinin ne derece mümkün olduğu konusunda bir fikrimiz yok. Ancak bilgi kaynağının, sadece bizim bilebileceğimiz detaylarla bu bilgiyi aktarması, bilginin teyidi ve gereği için kaçınılmaz.

Kagura Asuka’yı bizim açımızdan önemli kılan ise, elindeki onlarca Kusagakure shinobisi. Riaru ile aramızda geçen savaşta sayımlarımıza göre Riaru’nun eline geçen 25 Kusagakure shinobisinin şu anda Asuka’nın elinde olduğuna inanıyoruz. Bu son görevinde Asuka tehlikesini ortadan kaldırmanı senden istiyoruz.

Bu görevi kabul edip etmemek elbette elinde olan bir şey. Dilersen hayatına yeni bir yön verebilirsin. Ancak ben, daha önce de belirttiğim gibi, içindeki sevgiyi hissedebiliyorum. Bu yüzden de Kusagakure adına ölürken, elinden gelenin en iyisini yapacağını düşünüyorum. Sana gönderdiğim tantou da bu düşüncemin bir nişanesidir. Aynı zamanda, Kusagakure’ye dönebilmeyi başarman halinde, giriş anahtarın da bu tantoudur.


Yondaime Kusachou Shiba Gyaku




Parşömende yazılanları okumanın ardından parşömenin altına eklenmiş, yarım sayfa boyutunda bir harita olduğunu görüyorsun. Yağmur Ülkesi’nin Çimen Ülkesi’yle olan güney sınırının biraz altında, Ateş Ülkesi’nin batı sınırının ise biraz da solunda bir noktanın işaretlendiğini görüyorsun. Gyaku’nun sana sunduğu bu son görevin, işaretlenen yerde olacağı ve bir kez daha Yağmur Ülkesi sınırlarına girmen gerekeceği aşikar. Öte yandan, sadece bir bilginin peşinden koşarak görevi yapmama seçeneğinin de sana sunulmuş olduğunu anlayabiliyorsun. İsminin kayıtlara ölü olarak geçilmesinin ardından Bingo Kitabı’na girmenin mümkün olmayacağı gerçeği ile yüzleştiğin anda, Gyaku’nun sana adeta özgür bir şekilde, sıfırdan yeni bir hayat kurma imkanı sağladığını rahatlıkla anlayabiliyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » April 2nd, 2020, 4:30 pm

Okudukları karşısında kafa karışıklığını gizleyemeyen Haru, mektubu bir kez daha okudu. Her kelimesine dikkat ederek, her sözcüğü sindirerek, kendi içinden tekrarlayarak okudu bir kez daha. Haru metaforik olarak ölmüştü. Yeryüzünden silinmiş bembeyaz bir hayalete dönüşmüştü iki günde.

Hayatını tekrar, sıfırdan kurmayı düşündü önce. Kimsenin onu tanımadığı, yepyeni bir isimle, yeni bir istekle başlayacağı yepyeni bir hayat. İçinde Kusagakure’nin esamesi okunmayan bir hayat. Kimse onu tanımayacak mıydı gerçekten? Bembeyaz bir yüz, hayalet görmüşçesine kansız ve hissiz bir ifade. Kızıl ay kadar kırmızı gözler. Haru gerçekten toplumun hatırasından silinebilir miydi? Bu gözleri görenler, unutabilir miydi bu rengi?

Savaşmak onun tek bildiğiydi. Savaşmak, öldürmek yaptığı en güzel şeydi. Bir çiçeğin açmayı bilmesi gibiydi Haru’nun öldürmeyle olan ilişkisi. Doğal, kendiliğinden, hatta istemeden. Okudukları yapabileceği bir şeydi. İsmini temize çıkarmak, eski hayatına geri dönemese bile düzgün hatırlanmak istiyordu. Yapması gereken tek şey ise, birilerini öldürmek. Eski zamanlardaki gibi. Savaştaki gibi. Haru ne kadar zor olursa olsun öldürmeyi başarmıştı zaten. Kan akıtmak, can almak onun için nefes almak gibiydi. Haru tüm hayatı boyunca böyle biri olması için eğitilmişti. Haru da, bütün öğretileri içselleştirmiş, hatta karakteri haline getirmişti.

Kararını vermişti Haru, elbette zorlanmadan. Kusagakure için son bir görev, ardından yok olup gidecekti zaten, geçmişte kalacaktı. İnsanların hatırlarken zorlandığı, gözlerinden tanıdığı o kız, birkaç sene sonra belleklerden silinecekti. Haru’nun fiziksel olarak yaşıyor veya ölü olması hiçbir şeyi değiştirmez, zira bıraktığı miras çoktan kirlenmişti bile. Bir yalancı, aşağılık bir adi, düzenbaz biriydi kendinden başka herkese göre. Son şansını kullanmak, kartlarını doğru oynamak zorundaydı, en azından iyi hatırlanmak adına. Haru için gerçekten en azı buydu; hatırlanmak.

Haritayı da barındıran parşömeni özenle katlayıp cebine koydu. Tantou’nun gizli kompartımanını kapattı, onu normal bir tantou haline getirdi, ardından onu da beline bağladı. Shinobi çantası yanında değildi, ihtiyacı da yoktu zaten. En ufak şeye sahip olmadan, anında bir savaş makinesine dönüşebilme yeteneğini kendine öğretmişti çoktan.

İki gün boyunca hiç hareket etmeden zindanın zemininde bocalamak Haru’nun alışık olduğu bir şey değildi elbette! Boynunu kütletti önce, ardından parmaklarını. Bacaklarını açıp sağa sola doğru eğildi. Hazırlıksız yakalanmayacaktı. Hata yapmayacaktı. Her zamanki gibi sıradan bir iş. Öldür. Çık. Çok basit. Ölüm Haru’nun güneşi ve çiçeğiydi. Öldürmek konusunda hata yapamaz o. İlginçtir ki, Güneş de Haru’nun ölümüdür, bunu da hiç unutmaz Haru.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » April 27th, 2020, 10:59 pm

Tercihini yapmanın ardından, adımlarına en ufak bir tereddüt bile bulaştırmadan yürümeye başlıyorsun. Hedefi belli olan bu yürüyüşte, bir ölüden bekleneceği gibi, herhangi bir acelecilik veya pervasızlık bulunmuyor. Zamansız ve senin adına sonuçsuz bir görev için fevkalede hızlı davranmanın çok da gerekli olmadığını biliyorsun. Ancak Kagura Asuka isimli kadının elindeki Kusagakure shinobileri aklına düşünce, ister istemez adımların hızlanmaya başlıyor. Yürüdüğün yollar tanıdık, bildik olsa da senin için, her bir adımın kimliksizliğini daha ön plana çıkarıyor. Her bir adımın Haru ismine seni daha yabancı kılarken, bir yandan da Kusachou'nun bahsettiği bilgileri kafandan geçiriyorsun.

Kusachou'nun sana bir mektup vasıtasyıla aktardığı bilgilerin güvenli olmayan ancak itibar edilebilir bir kaynaktan alınmış olması aklını en çok kurcalayan kısım oluyor. Geçmiş tecrübelerin ve shinobi hislerin, salt bu bilgilere dayanarak böylesine bir görev için Kusagakure'nin hiçbir shinobisini gönderemeyeceğini sana fısıldıyor. Dolayısıyla aslında bu görevin üstesinden gelebilecek tek kişinin kendin olduğunun farkına varıyorsun rahatlıkla. Yine de içini ürperten bir tedirginlikten kendini kurtarmakta zorlanıyorsun. Zira normal bir görev brifinginde, bilgi kaynağı ile ilgili de söylemleri duymanın gerekli olduğunu biliyorsun. Ancak mevcut durumunda bilgi kaynağı ile ilgili somut hiçbir şeyin elinde olmaması, tüm bu yaşananların tıpkı ölümüne neden olan bir kurmacadan ibaret olup olamayacağını düşündürtüyor sana. Yine de, yapmış olduğun seçim neticesinde, kendi sonunun pek de umursamadan yürüyüşünü bir koşuya çeviriyorsun.

Bir günden biraz daha fazla süren bir ilerleyişinin ardından, çevre kasabaları ve köyleri ardında bırakarak Güneş'in kaybolmaya yüz tuttuğu vakitlerde, haritada belirtilen noktanın yakınlarına geliyorsun. Yağmur Ülkesi'ne giriş yapmak, mevcut durumlar nedeniyle senin için oldukça kolay oluyor ve bu noktaya gelene kadar dikkat çekici hiçbir hareketin de olmuyor. O kadar ki, tıpkı bir hayalet gibi insanların arasından sıyrılman neticesinde, yolculuğun esnasında gördüğün kişilerin akıllarının en ufak köşesinde yer etmiyorsun. Tüm yolun sonuna geldiğinde ise, seni karşılayan tek şey yer yer yanmış bir ormandan ibaret oluyor.

Bulunduğun noktanın gerisinde en yakın yerleşim yerinin birkaç saat uzaklıkta olduğunu biliyorsun. İlerlediğin yönde ise herhangi bir yerleşim yeri bulunmadığını çıkartabiliyorsun. Ancak ormanın yer yer yanık hali, burada yapılan bir mücadelenin göstergesi oluyor. Havadaki koku ve yanmış ağaçları genel durumuna baktığında, bu mücadelenin epey bir zaman önce gerçekleştiğini düşünüyorsun. Nitekim ormanın içindeki canlılardan birkaçının ortama uyum sağlamış hareketleri bu düşünceni daha da sağlam kılıyor. Ancak bu aşamada, ormanın içine girmek dışında başkaca bir ilerleyiş şekli de göremiyorsun. Dolayısıyla haritadan işaretli noktaya varmış olsan bile, Kagura Asuka veya ona ulaşmanı sağlayacak en ufak bir ipucu gözüne ilişmiyor. Bir an için yanlış bir noktaya gelmiş olabileceğini düşünsen bile, aklına kazıdığın haritayı ve güzergahı bir kez daha değerlendirdiğinde, doğru noktada olduğunu anlayabiliyorsun. Çaresizce etrafına birkaç kez daha bakınsan da, bu ormana veya gözünün görebildiği noktaya kadar olanda herhangi bir insan elinin değmiş olduğunu fark edemiyorsun.

Ormanın içine girmek dışında pek de bir seçeneğinin olmadığını anlamanın ardından ilk adımını attığın anda, yerdeki dal parçasının çatırtısı "Gönderdiğim bilgilere itibar edilmesi beni mutlu etti." şeklinde bir cümleyle kaynaşıyor. Nereden geldiği belli olmayan, ekolu bir şekilde dört bir yanını saran ve bir erkeğe ait olduğu izlenimi veren ses, tamamen tanınmamak adına bulanıklaştırılmış bir şekilde kulağına ilişiyor. Etrafını hızlıca kolaçan edip sesin kaynağını keşfedebilmek adına gözlerinle sürekli bir tarama yapsan da, ne yazık ki hiçbir sonuç elde edemiyorsun. Adeta gaipten gelen bir ses ile müjdelenmişçesine olduğun yerde kalabiliyorsun sadece.
Off Topic
Gecikme için en içten özürlerimi diliyor, anlayışınıza sığınıyorum efenim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » May 13th, 2020, 1:10 pm

Öleli ne kadar zaman geçti, ne kadardır bu bedenin içinde kapana kısılmıştı ruhu? Birkaç saat? Birkaç yüzyıl? Derin derin içine alıp verdiği nefes onun hayatta olduğunu kanıtlamıyor muydu aslında? Yaşamak için ihtiyacı olan şeyler kan pompalayan bir kalp, hava alıp veren ciğerlerdi aslında. Hızlandı adımları, şüpheyle bulanan düşüncelerinden kaçmak istediğini kendine hatırlatıp daha da hızlandı. Hızlanan adımlar koşuya dönüştü. Karda bıraktığı ayak izlerini umursamadan hızlandı giderek. Avına giden bir ok gibi, biçare aç bir kaplan gibi atıldı ayak basılmamış karın üzerine, ışık hızını kıskandıracak gibi atikçe.

Şüpheye yer yoktu kalbinde. Yapması gerekenler çok basitti, aldığı emir tek cümleyle özetlenebilirdi. Haru’nun ihtiyacı olan her şey vardı, düşünecek bir şey yoktu. İçindeki şüphelerden de kaçıyordu Haru, tıpkı eski hayatından kaçtığı gibi. Bir ölü olmayı ne kadar da çabuk kabullenmişti, hayatı böylesine seven birisi olduğunu birkaç günde unutmuş gibiydi. Tek bir görev, ardından hayatın sonu. Geride kalanlara bir hürmet niteliğindeki görevi hayatı pahasına yerine getirmek zorundaydı.

Yüzlere hiç bakmadı Haru, insanların arasından geçip giderken. Onlar da Haru’ya bakmadılar, ki bir hayalete bakıp da bir şey görmek zordu zaten. Beyaz bir fantom, geçmişte kalan acıların bir hatırlatıcısı konumundaydı. Ona bakacak herkes, geçmişte yaşadıkları kendi acılarından başka bir şey göremeyecekti. Kırmızı gözleri ölümün habercisiydi, kim bakar ki ona ölümünü hatırlatacak bir manzaraya? Onların da arasından hızla sıyrılıp geçti, gitti, biriyle bir kelime bile konuşmadan. Şehirlerden, kasabalardan çıkıp tekrar karanlığa, bilinmezliğe karıştı.

Durdu, gelmesi gereken yere oldukça yaklaşmıştı. Ormanın devamındaki yıkımın arta bıraktıklarını görebiliyordu. Biraz yavaşladı, etrafa, canlılara göz gezdirdi. Barış içinde uçan kuşlara, tavşanlara baktıkça, haritada gelmesi gereken yere gelmesine rağmen, olmak istediği yerde olmadığını anlayabiliyordu. Adımları onu daha da ileri götürdü, kendi isteği dışında attığı adımlardı bunlar. Bilinçaltının yönlendirmesiyle attığı adımlar onu ilerletiyordu sadece. Kimsenin görmediği, kimsenin adım atmadığı yerlerde yürüyor olsa bile, doğru yerde olduğuna emindi.

Yerdeki dalı kırdığında da bu his iyice sabitledi kendini. Duyduğu sesin kaynağını bilmiyor, hatta biraz da korkuyordu. “Teşekkürler, Gyaku.” diye fısıldadı rüzgâra doğru. İçinden geçen tek isim buydu, başka kim olabilirdi ki? Evinden binlerce adım uzakta, ölü ve unutulmuş birini düşünecek başka kim olabilirdi ki? Ufak bir gülümseme geldi suratına, ki kendini bile kandırıyorsa bu güzel bir kandırmacaydı. Bunca acıya, yalana göğüs germesini sağlayacak tek şey, geçmişin hayaletlerinden korkmamasını sağlayacak güç, bir fısıltı gibi vuku bulmuştu Haru, ve bir süreden sonra ilk defa ufak bir gülümseme yerleşmişti suratına.

Vaat edilen yer yakındı. Kurtuluş, affediliş birkaç adım uzağındaydı. Kafasının üzerindeki gözlüğü gözlerine geçirip kapüşonunu kafasına geçirdi. Kalkanını sırtından eline taktı, son bir kez daha Haru olarak savaşın heyecanını tadabilmek için hazırdı. Hayatını geride bırakabilmek için kan dökecekti bu sefer, hiç olmak istemediği kişi olabilmek için dövüşecekti. Öyle dövüşecekti ki, ülkesindeki tüm çimler, tüm kuşlar ve tüm kalpler korkarak uzaklaşacaktı ondan. Geriye en ufak Haru bile kalmayacaktı bugünden sonra, ve Haru bununla barışmış gibiydi. Gülümseyerek ilerledi, aklında hiçbir soru olmadan.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » May 14th, 2020, 5:46 pm

Yüzüne yerleşen tebessüm ve içinde kendini yenileyen özgüvenin ile ormana giriş için son hazırlıklarını yapıyorsun. Gözlüklerini indirdiğin gözlerin daha iyi görüyor ve kapüşonu kafana geçirdiğinde içinde dolup taşan gücün vücuduna mühürleniyor. Kalkanını eline aldığında ise bilindik ve tanıdık bir kuvvetin seni sonsuza kadar koruyacağına dair içtiği andı kulaklarında duyuyorsun. Tüm bunlar geçirdiğin onca badireyi, aşağılanmayı, yaftalanmayı silip atmaya yetiyor ve yüzüne yerleşen gülümsemeye dönüşüyor benliğin de. Bu halinle durdurlamaz bir nehir, dinmeyen bir rüzgar ve sönmeyen bir alev gibi hissediyorsun kendini. Ormana attığın birkaç adımın ardından ise hissettiğin tüm bu muhteşemliğe bir çift parlak mavi göz nedeniyle ara vermek zorunda kalıyorsun.

Yaklaşık 10 metre uzaklığında karşında duran ve sanki yoktan var olmuşçasına belirene kadar hiçbir şekilde hissedemediğin kadının parlak mavi gözleri atmaya can attığın adımlarını kesmene neden oluyor. Tıpkı gözleri gibi parlayan sarı platin dalgalı saçlarını kafasının iki yanında toplamış olan kadının yüzündeki parlak kırmızı, burun kısmından alnına kadar olan bölgesini kaplayan ve yırtıcı bir kedigili andıran maskesi de doğrudan dikkatini çekiyor. Son olarak, kadının tenini sıkı sıkıya saran kırmızı renkli lateks bir elbise giydiğini ve elbisenin de kadının boğazına kadar kapalı olduğunu, ancak göğüs bölgesinde dekoltesi bulunduğunu görebiliyorsun. Kadının dış görünümüne dair her türlü detayı kafana saliseler içinde kazıdıktan sonra 165 cm uzunluğunda, gayet fit bir vücuda sahip olduğunu görüyor ve kadın hakkındaki tüm izlenimlerini bir araya getirdiğinde, kadının 20 yaşından daha küçük olabileceği sonucuna varıyorsun. Yüzünde hafif bir tebessüm bulunan kadının bu tebessümünün, umduğunu bulamayan birinin yüzüne yerleşen türden olduğunu da rahatlıkla fark edebiliyorsun.

Kadını incelemen sırasında, aynı şeyin kadın tarafından da senin adına yapıldığını hissedebiliyorsun. Ancak kadının incelemesinin daha önce gördüğü bir cismin daha yakından görüldüğü zamanlarda yapılan türden bir inceleme olduğunu da ayrıca anlayabiliyorsun. Karşılıklı birkaç saniyelik süzme ve sessizliğin ardından kadın iki kolunu göğüslerinin hemen alt kısmında birleştirirken "Normalde birine bu şekilde seslendiğimde, ilk verdikleri tepki korkmak oluyor." diyor kendinden emin ve hatta biraz da ukala bir ses tonuyla. Kadının bu cümlesinden, dal parçasına basmanın ardından duyduğun cümlenin sahibinin aslında bu kadın olduğunu anlayabiliyorsun. Kadının yüzündeki tebessüm varlığını korumaya devam ederken, konuşmasına da devam ediyor ve "Ama senin ilerlediğini görünce, işi uzatmaya gerek olmadığını anladım. Zaten bir eğlencesi de kalmayacaktı." diyor bu kez hayal kırıklığına uğramış bir halde. Bir anda yüzündeki yıkık ifadeyi heyecanlı bir hale dönüştüren kadın iki kolunu yere paralel olacak şekilde açarken "Adım Shiranui Yurisa ve evet, Gyaku'ya haber gönderen kişi benim." diyor. Bu yaptığının büyük bir gurur kaynağı olduğunu düşündüğü tavırlarından belli olan Yurisa, sanki senin tarafından da övülmeyi bekler gibi duruyor.

Shiranui Yurisa
Image
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » May 15th, 2020, 12:49 am

Şevkle, yiğitlikle dolmuştu bir anda kalbi. Attığı her adımda yerine gelen özgüvenini, savaşa yaklaştıkça artan inancını gözlerinden okuyabilmek mümkündü. Bir savaşçının dünyasıydı bu, arenaya doğru attığı her adım, biraz daha tazeliyordu hayata olan bakışını. Sonsuza dek korunacağına dair duyduğu ant, eğer kim söylüyorsa onun için karşılıklıydı. Duruşu bile değişti bir anda, başı dik, onurlu bir dişi aslan gibi yürüdü ileriye doğru, hiçbir barikatın durduramadığı sel, dünyadaki tüm suyu kurutacak bir yangın gibi ilerledi.

Kesildi bir anda duruşu, ona bakan biri düşüncelerini farklı yöne çekince. Hazırdı savaşmaya, kalkanını bir anda göğüs hizasına getirdi, gözleriyle süzerken güzel kızı. Lateks, kırmızı bir elbise, maskeyle gizlenmiş bir yüz. Biraz kısa, fakat sıkı bir vücut, lateksten bir maske. Güzelliğini ortaya çıkarmak için bir fazlasıyla derin bir dekolteye veya aşırı dikkat çekici, hatta baştan çıkarıcı derecede kıyafetlere ihtiyacı olmadığı oldukça belliydi aslında. Bu haliyle bir seks oyuncağına benziyordu kız.

Korkacak pek bir sebebim kalmadı. Hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim.” Dedi tıslayarak Haru, kızın niyetinin savaşmak olmadığını fark ettiğinde gardını indirip kollarını normal seviyeye çekerken. Kim olduğunu bilmiyordu, bilmesi mi gerekiyordu? Zihnini biraz yokladı, fakat bir şey hatırlayamadı. Bu güzel yüzü daha önce görmediğine emindi. Tanımadığı birine oyunlar oynamaya kalkan bu kız, aynı zamanda… “Gyaku-sama’ya Gyaku dediğiniz için onu iyi tanıdığınızı varsayıyorum. Bilgi için teşekkürler. Birçoğunun hayatını kurtarmış olabilirsiniz.” Diye devam etti sözlerine. Oldukça ciddiydi, gereksiz kelimeler kullanmıyor, burada bulunma amacını unutmuyor, kızın da unutmamasını sağlıyordu.

Aslında içinden “Bilgi için köyüm adına sana teşekkür ederim.” Demek geçse de, şu an köyü adına konuşabilecek bir durumda olmadığının farkındaydı. Ölülerin memleketi olur muydu?

Oyunlar için zaman yoktu. Ona beklediği övgüyü, yanlış bir açıdan verdiğini tahmin ediyordu ama kızın ne hissedeceği çok da umurunda değildi Haru’nun. Bir an önce ilerlemek, verilen görevi yerine getirmek istiyordu. “Verdiğiniz bilgi üzerine buradayım. Yardım edecek misiniz, yoksa yalnız başıma mı ilerleyeceğim?” diye bitirdi sözlerini. Aslında yardım edip etmemesi Haru için herhangi bir durumu değiştirmezdi. Haru’nun yalnız çalışmayı seven yapısı, içten içe kızın hayır demesi için yalvarıyordu hatta.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by GM - Naruto » May 15th, 2020, 4:11 pm

Yurisa'nın sözlerinin ardından kendine özg tavırlarınla konuşmaya başlıyorsun. Takındığın tavır ve verdiğin tepkiler karşısında umduğunu bulamadığı ortada olan Yurisa, kafasını 15 derecelik bir açıyla sağa yatırarak dinliyor seni. Kollarını bir kez daha göğüslerinin altında kavuşturduğunda, sen de hayat kurtarmayla ilgili kelamlarını ediyorsun. Bu esnada, Yurisa'nın yüzünde beliren hafif küçümser tebessüm oldukça dikkatini çekiyor. Seni,Yurisa'nın hayatı mı önemsemediği yoksa bahsettiğin hayatları mı önemsemediği ikileminde bıracak bu tebessüm oldukça hızlı bir şekilde yüzünden yok oluyor. Görmen gerekenleri yeterince görmüş olarak henüz sorunun cevabı olmasa da, bununla şimdilik ilgilenecek zamanın olmadığını da bilerek konuşmana devam ediyorsun. Konuşman sonlandığında ise Yurisa sana doğru birkaç adım atmaya başlıyor.

Yurisa'nın yürüyüşü birkaç adımın ardından kesilirken, kızın hafif kikirdeyerek güldüğünü görebiliyorsun. Oldukça umarsız tavrı bu anda daha da gün yüzüne çıkarken, ukalalık ve çocukluk arasında sıkışan yapısını dışa vurmaktan hiç çekinmediğini anlayabiliyorsun Yurisa'nın. Olduğu yerde seni hızlıca süzen Yurisa "Gyaku'yu bırak iyi tanımayı, gördüğüm bile söylenemez. Ama buraya sadece seni göndermiş olmasına ve senin de tavırlarına bakılacak olursa birbirimizi tanıma konusunda pek de isterik gelmedi bana." diyor. Saçlarını hafifçe savurarak kafasını kaldıran Yurisa, yüzüne asil bir ifadeyi takınmak isterken "Bu onun kaybı tabi, kendi bileceği iş." diyor. Kafasını hafifçe yukarıya kaldırmış bir şekilde adeta poz vermişçesine duran Yurisa, bakışlarını da aşağı indirerek sana burnu yukarıda bir bakış atarken "Sen de kaybetme konusunda epey beceriklisin anlaşılan. Yoksa herkesin korkacak bir sebebi olur!" diyor.

Konuşmasının ikna edicilik seviyesini bir üst aşamaya taşıman için konuşmasına kısa bir es veren Yurisa, kafasını tekrar indirip normal bir duruş sergilemeye başlıyor. Bu ana kadar Yurisa'nın konuşma ve ikna edilicilik hususunda pek de ileri seviyeli olmadığını anlamış olsan da, çıkarım yapma konusunda başarılı bir yapısı olduğunu görebiliyorsun. Hafifçe keskinleşen bakışlarıyla içini okumaya çalışır gibi duran Yurisa "Demek kaybedecek bir şeyin yok ha? Bunun için birkaç ihtimal aklımda canlanıyor, ancak en muhtemelen olanını söyleyeyim. Evet, kaybedecek bir şeyin yok... Ne de olsa köyünden sürülmüş ancak köyüne bağlı olan birisisin. Gyaku buraya onlarca adam göndermesi gerekirken, gözden çıkarabileceği birini yollamayı daha uygun buldu. Elbette, güvenli olmayan bir bilgi kaynağına dayanarak ne ile karşılaşabileceğini kestiremediği bir olayda elindeki shinobilerin heba olmasını ve ayrıca ifşa olmasını istemedi. Bunun için de, bir şekilde köyden çıkartılması gereken, ancak hala köyüne bağlı olan birini buraya gönderdi. Zekice..." diyor pek de önemsiz bir gizemi çözmüşçesine. Bir çırpıda söylediği bu sözlerin ardından dudaklarını hafifçe büken ve yüzüne bir kez daha küçümser bir tavır takınan Yurisa "Ama bir hayli tahmin edilebilir ve yetersiz." diyor. Bu tavırlarıyla üzerindeki etkisini bir kat arttırmayı başarmış olan Yurisa "Peki senin gibi köyüne bağlı biri köyünden neden sürüldü? Onu da anlatmamı ister misin?" diyor muzipçe gülmeye başlarken.

Yüzüne yerleşen muzip gülümsemeyi oldukça hızlı bir şekilde silen "Ama şimdi olmaz, çünkü daha yapacak çok işin var! Önce bilgiyi teyit edeceksin, sonra kötü adamların icabına bakacaksın, sonra köyüne dönecek ve başarınla tekrar kabul görmeyi umacaksın." diyor. Sana doğru birkaç adım daha atarak aranızdaki mesafeyi oldukça kısaltan Yurisa, halen daha herhangi bir şekilde tehditkar bir aura salgılamıyor ve bu da senin daha rahat olmana neden oluyor. Elbette bu rahatlık shinobi hislerini öldürmüyor ve herhangi bir ansız saldırıya derhal cevap verebilecek kadar tetikte duruyorsun. Ne var ki Yurisa buna neden olacak herhangi bir hamle yapmadan "Yardım istiyorsan edebilirim. Ancak sana yardım ediyorsam da bunun beni eğlendirmesi gerekir. Yardımımı istemiyorsan ise... Bir bakalım..." diyor ve sağ elinin işaret parmağını dudağının sağ kenarına götürüp bakışlarını havaya doğru dikiyor. Kafasından bir şeyleri hespalar gibi duran Yurisa bir saniye kadar sonra "Evet, kısa süre sonra geberip gidersin." diyor muzipçe gülümseyerek. Gülümsemesini birkaç saniye yüzünde tutan Yurisa sonrasında ifadesini daha normal, ancak yine de ukala bir halde tutarak "Yani anlayacağın olay benim yapacağım seçimle değil senin yapacağın seçime göre ilerleyecek..." diyor ve bir anlık duraksamanın ardından "Adın neydi acaba?" diyor meraklı bir şekilde.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kurosawa Haru
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 144
Joined: October 12th, 2018, 9:09 pm

Re: [Kurosawa Haru] Ay'ın Karanlık Yüzü

Post by Kurosawa Haru » May 16th, 2020, 2:02 am

…”Ben…” diye başladı sözcüklerine, “Kusura bakma.” Diye devam etti. Kabalığından dolayı gerilmişti bile biraz. Kafası hayli karıştırmıştı kızın söyledikleri, birkaç saniyeliğine de olsa. “Göreve fazlasıyla odaklanmıştım ve burada olmak istemediğime emindim. Senin de burada olmak istemediğini düşünmüştüm haliyle. İsmim Kurosawa Haru.” Diye devam ettirdi sözlerini. Ses tonundaki yumuşamayı bilerek, onun da anlayabilmesi için yapmıştı.

Gyaku-sama’nın kararlarının altında yatan nedenleri düşünecek durumda değilim. Belki beni buraya ölmem için gönderdi, belki de bu iş için yeterli olacağımı düşünüyordu. Harcanabilir olmam hiçbir şeyi değiştirmiyor. Zira köyün, tutsak tutulduğu söylenen Shinobi’leri tehlike altında bırakacağını düşünmüyorum. Ya ölürsem? Gyaku, harcanabilir insanları başarılı olana kadar buraya teker teker göndermeye devam mı edecek?” yutkundu. Elleriyle konuşmasını destekliyor, mümkün olduğu kadar açık şekilde konuşmaya çalışıyordu.

Belki Gyaku benim gözden çıkarılabilir bir seviyeye geldiğimi görmek istiyordu. O durumda nasıl davranacağımı görmeyi istiyordu. Açık olacağım Yurisa, sana yüzlerce belki sayabilirim. Ve bunların hiçbiri, köyden buraya ulaşana kadar düşünmediğim bir şey olmaz. Çıkarımların belki doğrudur, belki de yanlıştır. Kaldı ki, çıkarımlarını doğrulayacak kişi ben değilim. Zeki birisin” takdir eder şekilde başını ileri geri salladı. “…zeki olmayı seviyorsun. Hatta bu senin kimliğin haline gelmiş. Zeki olduğun için takdir edilmek de hoşuna gidiyor. Belki de inanılmaz zekisin, fakat ortada olanı anlatman inan ki hiçbir şeyi değiştirmiyor. Düşünsene…” ellerini göğsünde birleştirdi. “gözden çıkarılabilir biriyim veya çok değerliyim. Köyümden sürüldüm veya sürülmedim. Belki de Gyaku-sama’nın en iyi askeriyim. Belki de değilim. Ne değişir ki? Emir aldım ve buradayım. Bizim için de önemli olan bu olmalı zaten. Köyüme dönüp elde ettiğim başarıyla kabul görmeyi ummak konusunda yanıldığını söylemek zorundayım, Yurisa.” Tek kaşını kaldırdı ve gözlerinin içine doğru baktı. “Başarısızlık benim için hiçbir zaman bir seçenek olmadı. Başarısızlığı tatmayan insanlar, başarılarıyla övünmesi gerektiğini düşünmezler. Görevler var, yapılması gereken “şeyler” var ve ben o şeyleri yerine getiriyorum. Bunların sonuçlarını başarılı veya başarısız olarak etiketlemiyorum. Görevleri tamamladığım için mutlu olmuyorum, tıpkı nefes alıp verdiğim zaman mutlu olmadığım gibi. Yapılması gerekiyordu ve yapıldı. Bir sonraki nefes alacağım zamanın hayallerini kurmuyorum. Doğru, köyümden kovuldum. Doğru, köyüne bağlı biriyim ve muhtemelen köyüne bağlı biri olarak öleceğim. Doğru, şu anki pozisyonum bana da gözden çıkarılabilir biriymişim izlenimini almamı sağlıyor. Ama yapabileceğim bir şey yok, Yurisa. Anlıyorsun ya,

Burada olmam dâhil, hiçbir şey yeterince doğru değil.

Elbette bana yardım etmeni isterim. Yalnız gitmem beni ve görevi tehlikeye atar. Soruyu kendim için değil senin için sormuştum. Yardıma hayır diyebilecek bir pozisyonda değilim yoksa. Ne ile karşılaşacağımı bilmiyorum. Nereye gideceğimi bile bilmiyorum. Birlikte savaşmak istersen bunu seve seve yaparım, Yurisa-chan.” Diye tamamladı sözlerini.

Kızın yaptığı çıkarımlara saygı duyuyordu Haru. Fakat bilinçli şekilde onun aklını karıştırmaya yönelik cümleler olduğunun da pek tabii ki farkındaydı. Gözden çıkarılmak, sürülmek, kabul görmek gibi kelimelerin dikkatle seçilmiş, kolayca cımbızlanamayacak şekilde konuşmaya yerleştirilmiş olduğunun farkındaydı. Haru’nun düşüncesine göre, böyle çıkarımlar yapmak oldukça kolay bir işti, hatta yapaydı. Düşünceleri asıl kuvvetli yapan, zekânın sivriliğini kanıtlayan şey, onları bir sonuca, bir kapanışa ulaştırmaktır. Gerçeklerin bir avuç kâğıt parçası gibi havaya savrulması, onların çerçeveye bir resim oluşturacak şekilde dizilmesini sağlayamaz. Rastgele çalınan notalar, her ne kadar doğru gamdan bile çalınsalar, temiz ses olarak çıksalar ve teorik olarak doğru bile sıralanmış olsalar, bu onları bir senfoni yapmaz. Olsa olsa, bir yeni yetme öğrenci için etüt olarak kalır.

Kurosawa Haru

Fiziksel Profil

Yaş: 19 Cinsiyet: Kadın Element: Doton
Seviye: C-Rank Rütbe: Chuunin
Ryo: 132.500 Prestij Puanı: 13 Ün: 15 Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon: Hayatında bir amaç ve sebep bulabilmek.

Komplikasyon: Albinizm. Albinizm genetik olarak, cilde, saça ve göze rengini veren melanin pigmentinin eksikliği veya hiç olmaması durumudur. Haru'nun saçları ve teni kar gibi bembeyaz, gözleri ölüm gibi kırmızıdır.

Savaşçı Profili
Güç: 6 Çeviklik: 7 Kondisyon: 5
Potansiyel: 7 Varlık: 2 Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Favori][Çeviklik] Akrobasi: 10 | [Çeviklik] El Hassasiyeti: 1 | [Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 4
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1 | [Varlık] Empati: 1 | [Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1 | [Zeka] Farkındalık: 1 | [Zeka] İzcilik: 1

Özel Mod
Majiwari

Ninjutsu
Doton: Gansetsukon (El Mührü Azaltma, Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Doryuu Shiki (Chakra Azaltma, Teknik Birleştirme ve Bilimum Geliştirme Mevcut!)
Doton: Moguragakure no Jutsu
Doton: Doryuu Heki (Chakra Azaltma Mevcut!)

Taijutsu
Nagatsu Tekniği B-Rank
Issen - Nagatsu Stili

Ekipmanlar
Özel Üretim Kalkan
Özel Üretim Gözlük
Yari (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite) 5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite) 1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite) 2 Sis bombası (Normal Kalite)
Locked

Return to “Zindan”