[Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

[Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by GM - Naruto » July 8th, 2019, 12:46 am

Kış, iyiden iyiye yüzünü göstermeye başlarken Yağmur Ülkesi de bundan en fazla etkilenen yerler arasında gibi görünmekte. Güz döneminin tatlı serinliği, yerini keskin ayazlara bırakmış durumda. Yağmur her zamanki gibi son derece 'olağan' bu topraklar için, ancak artık düşen her bir damlanın acı soğuğu hissedilebilir durumda. Çoğunlukla çamurlu ve engebeli arazilerdeki su birikintilerinin bir kısmının donmuş olduğu görülebiliyor. Suyun varolduğu her yerde varolabilen çimenler ise çoktan kuruyup kararmış haldeler. Yağmur Ülkesi, en basit ifadeyle 'ölü toprakları' andırıyor.

Iori: Savaş bitip güvenli bölge kurulduğundan beri geçen süreçte görev gereği birkaç kez Yağmur Ülkesi'ne gelmiş olsan da, soğuğu ilk defa bu kadar derinden hissediyorsun. Kusagakure'nin ganimet misali ele geçirmiş olduğu, bölge kumandanı Yudai Mitsuo tarafından yönetilen karargahtan içeri girdiğinde yanmakta olan meşaleler içini bir nebze olsun ısıtmayı başarsa dahi, yeterli olmadığını sezebiliyorsun. Karargahta karşılaştığın tanıdık yüzlere selam veriyorsun koridorları ve kapıları aşarken. Nihayetinde, kapısında iki chuuninin beklemekte olduğu odaya ulaştığında seni toplantı salonu şeklinde düzenlenmiş bir yer karşılıyor. Kirli sakalı iyiden iyiye uzamış olan Mitsuo'yu ve birkaç jounini odanın ortasına yerleştirilmiş olan bir haritayı incelerken ve hararetli hararetli tartışırken buluyorsun. Seni ilk farkeden, Mitsuo oluyor. Kafasını hafifçe kaldırıp başıyla 'gel' işareti yapıyor sana.

Usagi: Ishigakure'de savaşı, ve acı zaferi takip eden aylarda yaşanan gelişmelerin seni de etkilemiş olduğu gerçeği aklının bir köşesini oyalamayı sürdürürken, Yağmur Ülkesi sınırlarına giriş yapıyorsun. Ishigakure'de sertleşen ve vahşileşen shinobi prensipleri, köyün her bir üyesini sertleştirecek bir seyirde ilerliyor. Üzerinden birkaç ay geçmiş olmasına rağmen, etkilerini ilk günkü gibi hissetmeyi sürdürdüğün yaraların yüzünden yolculuğun nispeten daha yavaş geçiyor. Olabildiğince fiziksel olarak kendini yormayarak, dinlenerek katediyorsun yolları. Nefesinin hırıltısına alışmış sayılırsın, ancak arada sırada hala sinirinin bozulmasına engel olamıyorsun. Ishigakure'nin oluşturduğu güvenli bölgenin merkezindeki büyük kampa ulaştığında, büyük kamp ateşlerinin soğuğun etkisini biraz da olsa kırabildiğini farkederek rahatlıyorsun. Bölgedeki gerek shinobi, gerekse de sivilleri doyurmak üzere kurulan büyük yemek kazanlarından gelen kokular burnunu hoş bir baharat kokusuyla dolduruyor. Kampın içlerine doğru yer alan büyük çadıra ulaştığında, girişteki shinobiyi selamlıyor ve içeri giriyorsun. Seni, iskemlesinin üzerinde oturup bir kitap okumakta olan Murano Rikyu karşılıyor. Seni görünce, kitabını indirip önündeki masanın üzerine bırakıyor.

Iori: Mitsuo'nun yanına ulaştığında, hala hararetli hararetli konuşmakta olan jouninlerin yanından ayrılıyor ve seni odanın köşesindeki kişisel masasına davet ediyor. Kendisi masanın arkasındaki eski püskü iskemleye çökerken, sen de önünde yer alan başka bir iskemleye oturuyorsun. Gözlerinden yorgun olduğunu anlayabiliyorsun Mitsuo'nun. Normalde oldukça esprili ve güleç olan adamı akademide verdiği derslerden hatırlıyorsun. İki farklı kişiymiş gibi geliyor sana. Ancak savaş şartlarının insanları ne hale getirebildiğini hatırladığında, bu konunun üzerinde çok durmamaya karar veriyorsun: "Hoşgeldin Iori-kun. Çok fazla zamanım yok, bu sebeple işimizi olabildiğince hızlı bitirmeye bakalım. Daha önce de gelmiştin, biliyorsun, hala ufak çaplı da olsa çatışmalarımız devam ediyor. Riaru gerilla taktikleriyle bize olabildiğince hasar vermeyi sürdürüyor. Bazı kasabaları ve sivilleri ise bize karşı kışkırtıyor. Sanki kendisi çok bir halta faydalı olmuş gibi! Neyse. Kış şartları bizi zorlamaya başladı. İkmallerde sıkıntı çıkıyor. Dahası her geçen gün daha fazla insan geliyor, yemek ve kaynak yetiştirmekte güçlük çekiyoruz. Hatta bazıları mülteci kılığına girmiş kaçaklar. Her gün farklı bir sorunla boğuşuyoruz. Yine de gözcü timleri yollamaya devam etmek zorundayız. Riaru'nun güç topladığına dair çeşitli söylentiler dolaşıyor. Şuanda gelecek direkt bir saldırıyı karşılayamayabiliriz. Tetikte olmalıyız..." Bir süreliğine susuyor ve senin olayları sindirmeni bekliyor: "Savaş bittiğinden beri Rikyu-san'la olabildiğince koopere olarak çalışıyoruz, bazen iki köyün shinobilerini ortak timlere koyduğumuz oluyor. Sen de bu timlerden birinde yer alacaksın. Ishigakure ve Kusagakure güvenli bölgelerinin ortasında ufak bir üs kurduk, ortak operasyonları o noktadan yönetiyoruz. Oraya gideceksin. Emirlerin orada verilecek." Masanın çekmecesini açıp rulo halinde bir parşomen çıkarıyor: "Harita bu. Sorun yoksa, çıkabilirsin." Bir an önce işine dönmek istediğini anlayabiliyorsun.

Usagi: Rikyu'nun seni içeri buyur etmesiyle birlikte nizami adımlarla masaya yaklaşıp önünde konumlanıyorsun. "Usagi-chan, seni görmek ne kadar güzel." diyor Rikyu olabildiğince sakin bir sesle: "Rahatsızlığını duydum, umarım en yakın zamanda iyileşirsin." Sesindeki babacan ton, seni rahatlatmaya çalışıyor gibi. "Sana otur derdim ama görüyorsun, pek imkanımız yok buralarda. Neyse." Yüzündeki gülümseme, yerini ciddi bir ifadeye bırakıyor yaşlı adamın: "Operasyon oldukça çetin ilerliyor Usagi-chan. Sürekli ikmal ve adam ihtiyacımız oluyor. İhtiyaçlarımızın bir kısmını Kusagakure yönetiminden sağlamak zorundayız. Neyse ki Mitsuo-san bu konuda bize oldukça cömert davranıyor. İşbirliğinin faydaları, değil mi?" Yüzünde ironik bir gülümseme oluşuyor, bir an sonra ise yokoluyor: "Riaru'yu şimdilik bölgelerimizden uzak tutmayı başarabiliyoruz, ancak bunun ne kadar devam edebileceğinden pek emin değiliz. Güç topladığı söyleniyor, pek gerçekçi bir ihtimal olmasa da risk almak için fazla hassas bir konumdayız. Ülkenin içlerine doğru bolca gözcü takımı gönderip düzenli rapor tutturuyoruz. Seni de bu görevlerden birine atayacağım. Kusagakure'li shinobilerden biriyle iki kişilik bir tim oluşturup iç bölgelerde devriye gezmenizi istiyorum. Kusagakure bölgesiyle aramızdaki alanda stratejik bir nokta kurduk, ortak operasyonlar için. Oraya gitmeni istiyorum. Emirleri ve gerekli talimatları orada alacaksın. Ekip arkadaşın da orada olacak." Cübbesinin ceplerini karıştırıyor ve bir parşomen çıkarıp sana uzatıyor: "Üssün lokalizasyonu haritaya işlenmiş durumda. Başarılar."

Off Topic
GM'iniz bendeniz Maxdown'dur, pasiflik sınırı bir sonraki tur başlayacaktır. Herhangi bir soru ve sorununuzda bana ulaşmaktan çekinmeyiniz. İyi oyunlar dilerim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kita Usagi
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 112
Joined: September 11th, 2018, 3:23 am

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Kita Usagi » July 8th, 2019, 4:39 am

Yağmur ülkesi topraklarına girmişti yaklaşık bir saat önce. Bulunduğu coğrafyada hissettiği tek şey ise soğuktu. Soğuğu seviyordu. Soğuğun Usagi için bir sakıncası yoktu. Ama soğuğun da bir sınırı olmalıydı. Sert esen ayazlar, buz gibi düşen yağmur damlaları, Yağmur Ülkesinin soğuk aurası. Hepsi birleşince ortaya dayanılmaz bir soğuk çıkıyordu. Sadece fiziksel anlamda değil, mental anlamda da dayanılmazdı. Kafasını ne tarafa çevirse ölü bitkiler görüyordu. Her taraf karanlıktı. Her taraf puslu. Sanki bütün bir ülke ölüler ülkesi gibiydi. Bu ülkenin sınırları içerisinde geçirdiği fazladan her bir saniye Usagi'nin duygularını altüst ediyordu. Hayatındaki en büyük savaşı bu topraklarda vermişti. En büyük galibiyetini bu topraklarda almıştı. Yine en büyük yenilgisini de bu topraklarda almıştı. En büyük fedakarlığını bu topraklarda yapmıştı. Hayatının enlerini burada yaşamıştı ve bu olayların üstünden sadece bir kaç ay geçmişti.

Yavaş yavaş ilerlemesini sürdürürken, bulunduğu coğrafyanın havasından olduğunu düşündüğü öksürük nöbetleri geçiriyordu. Bu nöbetler, akciğerlerindeki hasardan dolayı oluşan öksürük krizlerinden ziyade daha çok beş on saniyelik kısa öksürük nöbetleri gibiydi. Arada sırada gelen bu nöbetler, çok fazla tekrarlamamıştı kendisini yol boyunca. Ne var ki, bu nöbetlerin bu denli az olması Usagi'nin sinirlerinin bozulmasına engel değildi. Hala tam olarak iyileşmemişti ve bir sınır dışı görev almıştı. Görevin önemli olduğunu biliyordu. Lakin önemini henüz tam olarak bilmiyordu. Çok geçmeden görevin detayların öğrenecekti. Şimdilik nefes alış verişindeki hırıltıları dinleyip, ara ara öksürmeye odaklanmak istiyordu sadece.

Ishigakure'nin oluşturduğu güvenli bölgedeki kamp alanına varmıştı. Uzun ve yorulmadan geldiği bu yolun sonunda kampın ortasındaki büyük kamp ateşinin yanına doğru yaklaşmıştı. Bu kamp ateşi, Yağmur Ülkesi soğuğunu bir nebze olsun kesmeyi başarmıştı. Kamp ateşinin yanından geçerken içini kaplayan ferahlama hissi, biraz daha ilerlemesiyle birlikte daha da katlanmıştı. Kampta bulunan shinobileri ve sivilleri doyurmak için kurulan yemekhanelerden gelen nefis yemek kokuları hem Usagi'nin içindeki ferahlamayı arttırırken, hem de Usagi'nin iştahını açmıştı. Görevin sonunda belki de bu kamp alanına dönüp güzel bir yemek yiyebilirdi. Tabi dönebilirse.

Kamp alanının ortasından ilerleyerek, içlerde kalan büyük çadıra ulaştığında girişteki shinobiye selam verip çadırın içine doğru yöneldi. İçeride kendisini bekleyen Rikyu'ya başıyla selam verip masasına doğru ilerlemeye başladı. Her zaman böyleydi Rikyu-sama. Her zaman olabildiğince nazik yaklaşırdı.

Rikyu söze Usagi'nin rahatsızlığıyla girmişti. Devamında ortamı ısıtmak için yüzeysel bir muhabbet açtıktan sonra aynı hızda muhabbeti kapatıp asıl meseleye dönmüştü. Yağmur Ülkesi'ne düzenledikleri operasyonun ciddiyetini anlatmıştı başta. Devamında Kusagakure ile olan işbirliğinden bahsetmişti. Konuyu çok fazla dağıtmadan asıl meseleye dönüp Rairu'dan bahsetmeye başlamıştı. Rİkyu'nun söylediğine göre Rairu'yu bölgelerden uzak tutmayı başarıyorlardı. Şimdilik. Bu durumun ne kadar daha böyle gideceğinden emin değildi. Rairu'nun güç topladığı söylentilerinden bahsetmişti. Rikyu her ne kadar bunların söylenti olduğundan emin gibi dursa da, Usagi bu söylentilerin gerçek olabileceğini ilk elden tatmıştı. Ganmaru gerçekten çok tuhaf birisiydi. Ona insan diyemiyordu. Daha önce öyle bir insan gördüğünü hatırlamıyordu. Ganmaru ayrı bir yaratıktı. Türünü henüz keşfedemediği bir yaratık.

Ülkenin iç kesimlerine yollanan gözcü ekiplerinden birisine katılacağını öğrenmişti o an. Tuhaf bir şekilde, bir Kusagakure'li shinobi ile birlikte. Tamamen farklı bir kültürden yetişme, tanımadığı bir shinobi ile göreve çıkacaktı. Bu görevi bundan bir kaç ay önce alsa sevinebilirdi. Son aldığı yaraları almadan, formunu çoğunlukla kaybetmeden önce. Şimdi ise ekip arkadaşına ayak bağı olmaktan çok bir işe yaramayacaktı. Bunu biliyordu. Yapabileceği çok bir şey de yoktu. Elinden bir şey gelmiyordu. Bu duruma ise içten içe üzülüyordu. Köyünü yeterince iyi temsil edemeyeceği için.

Rikyu cübbesinin cebinden çıkardığı parşömeni uzatmıştı Usagi'ye doğru. Üssün haritasını. Aklında çok fazla soru yoktu. Aslında bir sürü soru dolanıyordu kafasında ama, bu soruların yanıtını kurdukları harekat üssünde alacaktı. Bu sebeple ağzını bile açmadan başıyla selam verip çadırı terk etti.

Rikyu'dan aldığı parşömeni açıp inceledi. Üssün konumunu kafasına kazıdıktan sonra parşömeni kıyafetinin içine sıkıştırdı. Derin bir nefes alıp, harekat üssüne doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladı. Uzun bir yolculuk olacağını biliyordu. Ekip arkadaşını da biraz bekletecekti. Ama yapabileceği bir şey yoktu. Bunun böyle olması gerekiyordu. Savaşın ona sunduğu armağana saygısızlık etmek istemiyordu.
Image
Künye
İsim: Kita Usagi
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişli bir dişi.
Element: Suiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 12.500
Prestij: 0
Ün: 23
Kullanılabilir GP: 0

Özellikler
► Show Spoiler
Profil
► Show Spoiler
Mod
► Show Spoiler
Efsanevi Yaratık
► Show Spoiler
Ninjutsu
► Show Spoiler
Taijutsu
► Show Spoiler
Genjutsu
► Show Spoiler
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
User avatar
Tsujihara Iori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 109
Joined: August 30th, 2018, 10:53 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Tsujihara Iori » July 10th, 2019, 1:52 am

Yolum tekrar Yağmur Ülkesi'ne düşmüştü.

Kendimi oradan koparamıyor gibiydim. Her seferinde bu yöreye geldiğimde bir duvara çarpmışçasına gerisin geri köye geri gönderiliyor, fakat iyileşince tekrar buraya geliyordum. Kaderin cilvelerine mantık yürütmenin akılsız bir iş olduğunun bilincindeydim ancak bu kadarı da dikkatimi çekmeye başlamıştı. Özellikle o önemli olaydan sonra tekrar buraya gelmek garip bir histi.

Malum olayın üzerinden de çok geçmemişti. Hala rüya mı, gerçek mi emin olamamıştım. Gerçek olduğuna inanmak istiyordum, fakat emin olamadığım için beynimin mantık kasları, gönül tellerimi sıkıştırıyor ve bastırıyordu resmen. İçimden bir ses gerçek olduğunu haykırsa da iç sesimi çok sık dinleyen biri olmayışım da bu duruma ayrı bir tezatlık katıyordu. Fakat gerçek olan şey, elde ettiğim güçtü. Babamın gücü. Bu, kesindi. Elle dokunabileceğim, gözle görebileceğim bir şey. Beni bu yeterince tatmin ediyordu.

Yuudai Mitsuo'da en az benim kadar değişim geçirmişti bu topraklarda. Hatırladığım, gamsız sensei yerine biraz daha sinirli, biraz daha dobra bir kişilik vardı. Köyümüzün en yeteneklilerindendi hala, o konuda bir sıkıntı yoktu. Hatta bu kadar bıçak sırtında olması ve bu karargahtan sorumlu olması yeteneklerini geliştirmişti belki de. Yine de elinden gelenin en iyisini yaptığı belliydi. Ondan başkası da zaten bu kadar önemli bir göreve atanmazdı, diye düşünüyordum.

Emirlerim beni Ishigakure'li bir Shinobi ile aynı takıma sokacaktı. Bunu duyduğumda, gözlerim biraz açıldı ve şaşkınlığımı gizleyemedim. Daha önce başka köyden biriyle çalışmamıştım. Hayır demeyecektim tabii ki, üstlerimin bana atadığı görevden kaçmayacaktım bu kadar basit bir sebeple. Sadece, ilgincime gitmişti. Kültürel kaynaşma? Okul gezisi değildi bu. Yine de, ekstra dikkatli olmalıydım. Yabancılara karşı Kusagakure'yi temsil edecektim sonuçta.

Haritayı alırken, bir soru hakkı tanınmıştı bana. Sormak ile sormamak arasında gittim geldim ancak sormalıydım. "Kizashi, efendim. Durumu iyi mi? Haberiniz var mı?" Cevap ne olursa olsun, Yuudai-sensei'ye teşekkür edecek ve yola çıkacaktım.

Açıkçası ortak yerleşkeyi ve takım "arkadaşımı" görmeyi merak ediyordum. Susumu'dan daha orjinal bir karakter kesinlikle olamazdı pektabi, fakat yine de merakım uyanmıştı. Aslında Susumu yanımda olsa fena olmazdı. Belki o kadar rahatsız veya formal hissetmezdim. Neyse, bir ara tekrar karşılacaktık o işlerini bitirince. O vakte kadar hikaye depolamam hoş olabilirdi.
Künye
İsim: Tsujihara Iori
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Suiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 7
Ün: 22
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Efsane Olmak!
Iori, babası gibi dillerden düşmeyen hikayelere sahip olmak istemektedir fakat bunu yaparken kesinlikle doğru yoldan sapmamayı kendine bir kural olarak koymuştur. Aktif olarak ona ün getirecek şeylerin peşinde koşmak yerine, başa çıkılması zor bir durum karşısında kendini kanıtlamak ister. Bunu başarırken köyüne de tamamen sadık kalacaktır.

Komplikasyon
Babasının Kılıcı
Babasının kılıcına karşı ruhsal bir bağ hissetmektedir. O kılıç hiç tanışmadığı babasına açılan bir kapıdır ve onu sürekli yanında taşır, kullanmaktan çekilmez. Bakımını sürekli yaptırır, aksatmaz. Kılıç yanından bir an bile ayrılırsa, tedirgin olmaya başlar.

Kılıcı onun rızası dışında elinden alınırsa, onu geri almak birinci önceliği haline gelir. Bunun için görevini terk etmeyebilir ancak elinden gelen her şeyi sınırlar dahilinde yapmayı ister ve dener. Duruma göre kural çiğneyecek raddeye gelebilir, fakat elinden geldiğince rasyonel kişiliğini elinden bırakmamaya gayret eder. Eğer yanında bir arkadaşı varsa durum onun için daha rahattır, fakat kendi başına kalır ve düşüncelerini dizginleyecek bir "iskele" bulamazsa, depresif bir hal alabilir. Bu durum kılıcı elde etmek dışında yapacağı herşeyin performansını düşürse de, kılıca ulaşma konusunda yapacaklarını etkilemez.

Özellikler
-

Efsanevi Yaratık
Garou | B - Rank | Kurt

Mod
Hagane


Image

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 10
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 2
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 4
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 3
[Kondisyon] Form: 4 (Favori)
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 5
[Zeka] İzcilik: 3

Teknikler
Ninjutsu
D - Rank: Shunshin
D - Rank: Heisashiki
C - Rank: Jintei (Özel Geliştirme Mevcut)
C - Rank: Mizurappa
B - Rank: Suijinheki
A - Rank: Bousen no Jutsu

Taijutsu
Shigure | A - Rank
Shigure | Hadan

Ninja Ekipman Ustalığı | C - Rank

Genjutsu
-
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Dükkan Konusu

Özel Üretim Shinobi Ceketi ve Kemeri:
► Show Spoiler
Babasından Kalan Katana
Image 4. Shinobi savaşında Iori'nin babası tarafından kullanılan ve Zetsu kanı tadan bir katana. Bunun dışında normal bir katanadan tek farkı Kaliteli seviye olmasıdır. Resimdeki gibi işlemelere sahiptir. Iori'nin sürekli belindedir.

Bu kılıç Iori'nin moduna erişmesini sağlar.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by GM - Naruto » July 11th, 2019, 12:33 am

Usagi: Parşomeni aldıktan sonra, herhangi bir soru sorma ihtimaline karşın birkaç saniye kadar yüzüne bakıyor Rikyu. Baş selamı verip çadırı terketmeye hazırlanmanla birlikte yeniden az önce önündeki masaya bırakmış olduğu kitaba uzanıyor elleri. Bu esnada dışarı çıkıyorsun. İlk iş olarak, aldığın parşomeni incelerken buluyorsun kendini. Basit bir bölge haritası, iki köy tarafından korunmaya alınmış olan bölgeler işaretlenmiş. İki bölgeye eşit uzaklıkta gibi görülen bir noktaya ise üssü işaret ettiğini tahmin ettiğin 'X' işareti yerleştirilmiş. Haritayı yeniden rulo haline getirip kıyafetinin içine yerleştirmeden önce beş saniye kadar çevreni inceliyor ve gitmen gereken yönü az buçuk tayin ediyorsun. Bu işlem tamamlandıktan sonra ise, yavaş ancak kararlı adımlarla yürümeye başlıyorsun. Kamp ateşlerinin sıcaklığı, yemek kokuları ve nispeten huzurlu olan bu ortam yavaş yavaş arkanda kalmaya başlıyor.

Iori: Mitsuo'nun yüz ifadesi, sorduğun soruyla birlikte bir miktar değişiyor. Kaşları hafifçe havaya kalkıyor önce. Az önceki ciddi tavrı, yerini hafif düşünceli bir hale bırakıyor. Az önce işine dönmek için oldukça hızlı davranan Mitsuo'daki bu değişiklik senin de dikkatini ve ilgini cezbetmeyi başarıyor. Bir elini çenesine götürüp, kirli sakalını hafifçe kaşıyor Mitsuo. Bu esnada toplantı masasının çevresinde tartışmakta olan jouninlere bakıyor göz ucuyla. Bir karara varmaya çalışıyor gibi. Neyse ki bu durum, yalnızca birkaç saniye sürüyor ve ayağa kalkıyor sakin bir şekilde. Kararlı bir ifadesi var kalkarken: "Gel benimle." diyor bir yandan başıyla odanın arka kısmını gösterirken. Bu esnada toplantı salonunun arkasında kalan, buraya girerken kullandığın kapının karşı duvarındaki bir başka kapı çekiyor dikkatini. O kapıya doğru yönelen Mitsuo'yu takip ediyorsun. Kapıyı sakince açıp içeri yöneliyor Mitsuo. Bir eli hala kapının iç tokmağını tutmaktayken, sana girmeni işaret ediyor. Emre itaat ediyor, oldukça minik ve hafif loş bir ışıkla aydınlanmış odaya giriyorsun. Mitsuo seni takip ediyor ve kapıyı arkanızdan kapatıyor. Oldukça küçük, buna karşın çok sayıda raf ve rafların üzerinde sayısız belge içeren bir oda burası. Ortamı duvara asılmış minik bir mum aydınlatmakta. Oturacak yer olmaması bir yana, iki kişinin rahatlıkla içeride kalması bile pek olası görünmüyor: "Burası bu kalenin arşivi, ele geçirmeyelim diye yakmaya çalıştılar ancak neyse ki hızlı davrandık. İşimize yarayacak pek çok şey çıkacak buradan." İki kolunu da göğsünün üzerinde birleştiriyor ve sırtını raflardan birine dayıyor: "İnceleyebilecek zamanımız olursa tabii."

Usagi: Yol, Yağmur Ülkesi'ne gelirken katettiğin yoldan oldukça farklı geliyor sana. Ülke koşullarının doğal yüksek nemi akciğerlerini oldukça rahatsız ediyor. Yağmur yağmadığı için şükrediyorsun, ancak nefesinin hırıltısının birkaç kat artmış olduğunun farkındasın. Yavaş ilerleyişin, birkaç öksürük kriziyle bölünüyor ancak ciddi düzeyde etkileneceğin herhangi bir şey yaşanmıyor. Gururla taşıdığın yaran ve rahatsızlığın, içine ufak da olsa bir şüphe düşürmeyi becerebiliyor. Ya görevin ortasında bir krize girip her şeyi berbat edersen? Emin olamıyorsun. Soğuk hava ve yalnız başına katettiğin yol da sana pek yardımcı olmuyor. Aklında kötü düşünceler birikmeye başlıyor istemsizce. Bir süre önce köyde seni ziyaret eden kız geliyor aklına. Chiyojo, Daimyo'nun kızı. Ishigakure'yi alenen tehdit edişi, ve bunun altında yatan etkenin sen olduğu gerçeği. Bu halinle köye ne kadar faydalı olabileceğini sorgulamaya başlıyorsun. Hele ki böylesi bir potansiyel zarar vermişken. Rikyu'nun sana bakışları geliyor gözünün önüne. Anlayışlı olmaya çalışan, ancak içten içe acıyan. Ne yapabilirsin? Emin değilsin.

Iori: "Konumuza dönecek olursak." diyor Mitsuo. Daracık bir odada olmanızı pek takmıyor gibi: "Sana şimdi anlatacaklarım gizli bilgiler Iori-kun. Ancak birinin öğrenmeye hakkı varsa, o da senden başka kimse değil. Kizashi'yi ülkenin kalbinden çıkarıp gelmekle inanılması güç bir iş başardınız. Bilmeye hakkın var." Derin bir nefes alıyor, gözleri senin gözlerine kilitleniyor: "Kizashi bizzat Gyaku tarafından zindana atıldı. 24 saat boyunca Çiy tarafından gözlemleniyor." Haberi sindirmen için birkaç saniye bekliyor, devam ediyor ardından: "Tabii sadece Gyaku'nun kararı değildi bu. Nise-sama, Aisu ve ben de destekledik. Çiy üyeleri dışında bunu bilen yalnızca bizleriz. Geri kalan herkes tedavi sürecinde olduğunu sanıyor. Ve öyle kalmalılar." Yeniden duraksıyor birkaç saniye: "Kizashi'nin beyniyle oynanmış olabileceğinden şüpheleniyoruz Iori-kun. Ve bu yoksayamayacağımız bir risk. Üzerine gitmemiz gereken bir risk. Hele ki Kizashi söz konusu olduğunda." Başını birkaç kez yukarı-aşağı sallıyor: "Muteki Toami. İsmini uzun süredir duyduğumuz, ancak hakkında herhangi bir iz bulamadığımız bir kunoichi. Beyin ve bilinç üzerine binlerce deney yapmış bir bilim insanı, ya da belki bir manyak. Nasıl tanımlamak istersen." Yeniden derin bir nefes alıyor: "İstediği birinin kafasına istediği düşünceyi yerleştirebilir. Kişileri başka biri olduğuna ikna edebilir. Zihinlerine zehirli fikirler ve ideolojiler sokabilir. Kizashi'den aldığımız bilgiye göre, esir olarak tutulduğu dönemde kadın onu birkaç kez ziyaret etmiş. Kendini olabildiğince savunduğunu söylüyor Kizashi. Ancak o bile gerçeğin ne olduğundan emin değil. Bu sebeple kararımıza itiraz etmedi." Elini yüzüne götürüp baş parmağıyla sağ yanağını, diğer dört parmağıyla sol yanağını kaşıyor bu kez Mitsuo: "Neden Riaru'yla çalışıyor, hiçbir fikrimiz yok." Cümlesini sonlandırdıktan sonra, başka bir şey söylemeye niyeti olmadığını belli eder şekilde kapı tokmağına uzanıyor. Kapıyı açıp büyük toplantı salonuna yöneliyor, jouninlerin hala hararetli hararetli tartıştığını, sizin odaya girdiğinizi farketmemiş olduklarını görüyorsun. Mitsuo sana dönüp 'gidebilirsin' manasına gelen bir baş hareketi yapıyor ve masanın başına dönüyor seni aklında onlarca soru işaretiyle bırakarak.

Off Topic
'Bu' mesajdan sözkonusu karakter hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Pasiflik sınırı 48 saattir.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kita Usagi
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 112
Joined: September 11th, 2018, 3:23 am

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Kita Usagi » July 11th, 2019, 1:44 am

Haritayı incelemeyi bitirip, üssü işaret eden noktayı kafasına olabildiğince kazıdıktan sonra gitmesi gereken yönü bulup parşömeni kıyafetinin içine sokmuştu. Artık hazırdı, hiçbir işe yaramamaya. Yavaş ve emin adımlarla ilerlemeye başlamıştı. Krizini olabildiğince engellemeye çalışarak. Enerjisini olabildiğince korumaya çalışarak. İleride çok ihtiyacı olacağını hissediyordu çünkü.

Yolda ilerledikçe Yağmur Ülkesinin adının hakkını verdiğini öğrenmişti. Yağmur yağmasa bile, ülkenin doğal nemi yetiyordu. Usagi için gidilebilecek en kötü yerlerden birisi olabilirdi burası. Havadaki nem, Usagi'nin akciğerlerine nüfuz etmişti ve içten içe yormaya başlamıştı. Usagi'nin yeni nefes alma sesi olan hırıltıları bir kaç tık artmıştı. Bu hırıltılar bir armağandı. Hayatı karşılığında aldığı bir armağan. Her hırıltıda kendisini daha canlı hissetse de, bir o kadar da ölü hissediyordu. Hiçbir işe yaramamanın verdiği ölü his. Bu his ile ne yapacağını bilemiyordu. Belki kendisini bir uçurumdan aşağıya atabilirdi? Ya da belinde asılı duran katanasını alıp karnını yarabilirdi. En azından onuruyla ölürdü. Bu şekilde belki savaşamadan ölecekti. Köyü için savaşamayacak durumda olmak, hayatı için savaşamayacak durumda olmak. Belki de bir shinobi için en kötü durum buydu? Usagi için şu an öyleydi. Usagi şu an bir shinobinin düşebileceği en kötü durumdaydı. Kendisine göre. Bir kolu kopmuş olsa, bir gözünü kaybetmiş olsa belki şu anki olduğu durumdan daha iyi bir pozisyonda olurdu. En azından daha rahat savaşabilirdi. Şimdi ise iki poşet ile on metre yürüyünce bile öksürük krizine girmemek için dua ediyordu. Bu durumda nasıl birisi ile dövüşebilirdi ki? Tamam, belki aldığı yaralardan sonra kondisyonunu ve formunu geliştirmek için çalışmıştı. Geliştirmeyi başarmış bile olabilirdi. Ne var ki, öksürük krizi tuttuğu anda bu ilerlemelerinin hiçbir anlamı kalmayacaktı.

Şu an için ise durum daha kötüydü. Çıktığı bu görev sadece kendi köyü ile ilgili olsa bu kadar dert etmeyecekti. Kendisi bir şeyleri başaramazsa, takım arkadaşlarından birisi uğraşacaktı. Her türlü, kazanan Ishigakure olacaktı. Ne var ki burada durum farklıydı. Takım arkadaşı bir Kusagakure shinobisiydi. Kendisi bir şey yapamazsa, bu direk Ishigakure bir şey yapamadı olacaktı. Kendisi bir şeyi mahvederse, bu durum Ishigakure bu işi mahvetti olacaktı. Zaten başında bir dert vardı. Chiyojo, Daimyo'nun kızı. Razan'ı öldürmek için çıktığı görev ile ilgili bilgi toplamaya çalıştığını açık açık dile getirmişti bu kız. Bu bilgilere ulaştığı anda ise, Razan'ı Ishigakure'nin öldürttüğü direkt olarak ortaya çıkacaktı. Peki bu durum Kaya Ülkesi ile Ishigakure arasındaki ilişkiyi nasıl etkileyecekti? İyi yönde etkilemeyeceğini biliyordu Usagi. Bu durumda belki de köyünün, içinde bulunduğu Kaya Ülkesi ile savaşa girmesine bile sebep olabilirdi. Bu durum herhalde dünyada bir ilk olurdu. Böylesine kötü bir durumun sorumlusu olacak olmakta hiç iyi bir durum değildi. Belki de köyden kaçabilirdi? Köyü ile herhangi bir bağlantısı kalmaz ise, bu olayın ortaya çıkması durumunda köyüne herhangi bir suç atamazlardı. Olan sadece Usagi'ye olurdu. Usagi'nin ise alacağı herhangi bir cezayı şimdiye kadar çoktan hakettiğini bilmesi, bu düşünceyi ciddi ciddi değerlendirmesine sebep olmuştu. Ishigakure'ye dönünce -ki eğer dönebilirse- Ishi-Chou ile bu durumu konuşabilirdi. Kaçak damgası, hain damgası yemek içinde bulunduğu durumda Usagi'ye yaramazdı. Her halükarda hiçbir işe yaramayan bir bok çuvalıydı. Ganmaru'nun dediği gibi.

İçinde bulunduğu durumdan bir türlü çıkartamıyordu kendisini. Yağmur Ülkesinin nemli havası da bu konuda hiç yardımcı olmuyordu tabi ki. Bir de Rikyu'nun bakışları var. Usagi'ye karşı anlayışlı olmaya çalışıyordu. Köydeki herkes gibi. Kendisine bakan her çift göz gibi. Ama içten içe acıyordu. Köyündeki herkes gibi. İnsanların kendisine acımasını istemiyordu. İnsanların ona karşı anlayışlı davranmasını da istemiyordu. Ölmek istemiyordu. Ama bu şekilde yaşamak da istemiyordu. Birileriyle savaşa girmek istemiyordu. Ama düşmanlarla barış yapılmasını da istemiyordu. Sahi, Usagi ne istiyordu? Bunu bilmiyordu. Bu konuda ne yapabilirdi? Onu da bilmiyordu.

Şu an için tek yapabileceği şey yürümekti. O da koşamadığı için.
Image
Künye
İsim: Kita Usagi
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişli bir dişi.
Element: Suiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 12.500
Prestij: 0
Ün: 23
Kullanılabilir GP: 0

Özellikler
► Show Spoiler
Profil
► Show Spoiler
Mod
► Show Spoiler
Efsanevi Yaratık
► Show Spoiler
Ninjutsu
► Show Spoiler
Taijutsu
► Show Spoiler
Genjutsu
► Show Spoiler
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
User avatar
Tsujihara Iori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 109
Joined: August 30th, 2018, 10:53 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Tsujihara Iori » July 15th, 2019, 3:28 am

Yuudai-sensei'nin bana Kizashi'nin durumunun arka yüzünü anlatışı, birisinin öldüğünü anlatışı gibiydi. Durduğum yerde olayın ciddiyetini kavramamla beraber çok hafif sallandım. Suratımı kavradım tek elimle ve gözlerimi ovaladım Yuudai-sensei laflarını bitirirken. Pek bir şey demeyecektim, lütuftu bunları duymak. Üst rütbeliler dışında bilinmemeliydi. Görevlerimizi daha iyi yapabilmemiz adına gizli tutulması gereken detaylardı bunlar. Bunlara nail olmayı ben istemiş ve kaşınmıştım biraz da ve ek bir sorumluluk bindirmiştim kendime; bu sırrı tutmak ve bu sırrın beni etkilemesine izin vermemek. Elimden geleni yapacaktım bu konuda. Tabii, bana güvenilmesinin verdiği o pohpohlanma hissinin de faydalı olacağını düşünüyordum.

Kizashi'nin hayatta olduğunu öğrenmek beni rahatlatsa da duyduklarım tekrar beni eski tedirginliğime geri itmişti. Kizashi'nin beyni ile oynanmış olabileceği gerçeği yutması zor bir lokma gibiydi. Sürekli izlenmesi gerekiyor ve bunun ne zaman sonuçlanacağı bilinmiyor olmalıydı. Yani, nasıl emin olabilirsiniz ki bu durumda birinin beyninin tamamen temiz olduğundan? Yine de hayatta oluşuna odaklanmalıydım, sanırım önemli olan buydu. Bize verilen görevi yerine başarıyla getirmiş ve Kizashi'yi evine geri götürmüştük. Artık geri kalanı üstlerimizin elindeydi. Onların da en iyi şekilde Kizashi ile ilgileneceklerine inanmamak doğru bir hareket olmazdı.

Yuudai-sensei'ye teşekkür ettim ve yola çıkmak üzere kaleden ayrıldım.

Aklım tabii ki hala Kizashi'deydi ancak onu bir şekilde zihnimin derinliklerine gömmem gerektiğini biliyordum. Bir sonraki görevimi teslim almıştım ve sonuç bekleniyordu benden. Özellikle görevimin bir başka ülkeden biri ile ortak yürütüleceği gerçeğinin ağırlığı yavaş yavaş hissettirmişti kendini. Kusagakure'yi temsil edecektim ve ona göre davranmalıydım. Bu bağlamda, performansım da yüksek olmalıydı. Odaklanmalı ve Kizashi meselesini tamamen üstlere, bu işin ehlilerine bırakmalıydım.

Toami meselesi ise farklı bir durumdu. Bunu her daim aklımın bir kenarında tutmalıydım. Riaru kuvvetlerine orantısız bir avantaj sunuyordu kadının yetenekleri ve buna çok açık bir konumdaydık. Özellikle rastgele insanların köy yönetimimizin oluşturduğu güvenli alanlara akın etmesi ile beraber herkesin kontrol edilemeyeceği bir ortam oluşmuştu. Bir kaçı bile beyni yıkanmış veya tekrar programlanmış insanlar olsalar bile sıkıntımız büyük olacaktı. Casusluk, intihar saldırıları, herşey birden mübah olacaktı bu kişiler için. Yüksektekiler mutlaka önlem almış olmalıydı, bundan emindim fakat içimdeki bu garip hissi atamamıştım. Bir tutam paranoya herkese lazımdı ancak bendeki ne kadar uygun dozdaydı, bilemiyordum.

Tüm bunları bir kenara bırakıp yol almaya odaklanmalıydım. Rastgele bir ağaca atlayacaktım en mümkün vakitte ve haritayı açacaktım. Pusulayı kullanarak basit bir yön tayini gerçekleştirecek ve haritadan yola çıkarak en hızlı bir şekilde, fakat kendimi yormadan, emredilen üsse ilerleyecektim.
Künye
İsim: Tsujihara Iori
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Suiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 7
Ün: 22
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Efsane Olmak!
Iori, babası gibi dillerden düşmeyen hikayelere sahip olmak istemektedir fakat bunu yaparken kesinlikle doğru yoldan sapmamayı kendine bir kural olarak koymuştur. Aktif olarak ona ün getirecek şeylerin peşinde koşmak yerine, başa çıkılması zor bir durum karşısında kendini kanıtlamak ister. Bunu başarırken köyüne de tamamen sadık kalacaktır.

Komplikasyon
Babasının Kılıcı
Babasının kılıcına karşı ruhsal bir bağ hissetmektedir. O kılıç hiç tanışmadığı babasına açılan bir kapıdır ve onu sürekli yanında taşır, kullanmaktan çekilmez. Bakımını sürekli yaptırır, aksatmaz. Kılıç yanından bir an bile ayrılırsa, tedirgin olmaya başlar.

Kılıcı onun rızası dışında elinden alınırsa, onu geri almak birinci önceliği haline gelir. Bunun için görevini terk etmeyebilir ancak elinden gelen her şeyi sınırlar dahilinde yapmayı ister ve dener. Duruma göre kural çiğneyecek raddeye gelebilir, fakat elinden geldiğince rasyonel kişiliğini elinden bırakmamaya gayret eder. Eğer yanında bir arkadaşı varsa durum onun için daha rahattır, fakat kendi başına kalır ve düşüncelerini dizginleyecek bir "iskele" bulamazsa, depresif bir hal alabilir. Bu durum kılıcı elde etmek dışında yapacağı herşeyin performansını düşürse de, kılıca ulaşma konusunda yapacaklarını etkilemez.

Özellikler
-

Efsanevi Yaratık
Garou | B - Rank | Kurt

Mod
Hagane


Image

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 10
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 2
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 4
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 3
[Kondisyon] Form: 4 (Favori)
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 5
[Zeka] İzcilik: 3

Teknikler
Ninjutsu
D - Rank: Shunshin
D - Rank: Heisashiki
C - Rank: Jintei (Özel Geliştirme Mevcut)
C - Rank: Mizurappa
B - Rank: Suijinheki
A - Rank: Bousen no Jutsu

Taijutsu
Shigure | A - Rank
Shigure | Hadan

Ninja Ekipman Ustalığı | C - Rank

Genjutsu
-
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Dükkan Konusu

Özel Üretim Shinobi Ceketi ve Kemeri:
► Show Spoiler
Babasından Kalan Katana
Image 4. Shinobi savaşında Iori'nin babası tarafından kullanılan ve Zetsu kanı tadan bir katana. Bunun dışında normal bir katanadan tek farkı Kaliteli seviye olmasıdır. Resimdeki gibi işlemelere sahiptir. Iori'nin sürekli belindedir.

Bu kılıç Iori'nin moduna erişmesini sağlar.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by GM - Naruto » July 16th, 2019, 11:14 pm

Iori: Haritada bahsedilen bölgeye yakınlaştığın sıralarda, vahşi bir kuşa ait bir çığlık duyar gibi oluyorsun. Nihayetinde ormanda olduğun için, çok yadırgamıyorsun bu durumu. Yine de içinde garip bir his beliriyor. İlerlemeyi sürdürüyorsun; yer yer dallardan, ağaçsız bölgelerde ise kısım kısım buz tutmuş çamurumsu toprak zeminden. Birilerinin seni takip ediyor olduğu hissini atamıyorsun bir türlü, ancak gözle görülür bir tedirginlik hissetmemenden mütevellit duraksayıp bakmıyorsun da. Ta ki çok yakınlarında net bir hareketlilik hissedene dek. Bu hareketlilik, reflekslerini tetikliyor ve elin katanana uzanıyor hızla. Gelgelelim, yalnızca 1 saniye sonra katananın kabzasını kavramış olan parmakların gevşiyor. Tanıdık bir yüz görüyorsun karşında. Dört beş metre kadar uzaklıkta, senin durduğundan daha yüksek bir daldan seni izlemekte olan tanıdık bir kunoichi görüyorsun:

Image

Yüzünde her zamanki gibi sakin ve durağan bir bakış var kızın. Bir şey demeden, başıyla selamlıyor seni. Tam o esnada bir çığlık daha duyuyorsun, hemen ardından güçlü kanat sesleri. Yüksek dalların arasından oldukça büyük bir kuş fırlıyor ve sakince süzülerek Emiri Aiko'nun omzuna konuyor.

Usagi: Kendi kendinle yaşadığın yüzleşme, yol boyunca devam ediyor ve senin için zamanın hızlı akmasını sağlıyor. Hızlı, ancak depresif. Kafanda çeşit çeşit ve zaman zaman karanlık düşünceler birbiriyle çarpışadursun, bölgeye yaklaşmış olduğunu farkediyorsun. Kendini olabildiğince yormamaya çalıştığın için, ilerlemek için ağaçları tercih etmiyorsun. Bu, koruluklar arasından ilerlerken sende kısmi bir güvensizlik hissi oluştursa da 'tehlikeli' olarak nitelendirilebilecek bölgelerden uzak olduğun için çok endişeli değilsin. Ayrıca, düşünmen gereken daha önemli meseleler olduğunun farkında olduğun için bir nebze de yoksayıyorsun bu hissi. Haritanı çıkarıp kontrol ediyorsun tekrar, tahmini olarak birkaç kilometre sonra karakol bölgesine ulaşacağının farkına varıyorsun. Haritayı yeniden katlayıp kıyafetinin içine yerleştirirken duyduğun ses, seni hafifçe ürpertiyor: "Yo." Soğuk, sert bir ses. Ancak tek hece olmasına karşın içinde hafif bir alaycılık bulundurmayı başarıyor. Bir şeyleri farkedebilme konusunda çok yetenekli olmadığından ötürü olsa gerek, sesin sahibi bu kadar yakınına gelmiş olmasına rağmen farkedememiş olmalısın. Yine de tanıdık olan bu ses, tam manasıyla alarm durumuna geçmene engel oluyor. Kafanı çevirdiğinde, Ishigakure'deki belki de en belalı kişi karşılıyor seni.

Image

Suratında imalı, sevimsiz bir sırıtma görüyorsun sarı kafalı shinobinin. Yüzünde daha önce orada olmayan birkaç kesik izi belli oluyor. Muhtemelen senin de dahil olmuş olduğun savaşta oluşan yaralar. Çoktan iyileşmeye başlamışlar, ancak tamamen iyileştiklerinde bile kaybolmayacaklarını farkedebiliyorsun. Hissettiğin bir diğer şey, Yamagata Yuichi'nin bu yaraları gururla taşıyor olduğu.

Iori: Aiko, üzerinde bulunduğu daldan sıçrıyor ve süzülürcesine konuyor yanına: "Iori-san, seni bekliyorduk. Harita lütfen." Oldukça nazik, ancak yüzde yüz otoriter bu sese karşın istemsizce sana verilmiş olan haritayı teslim ediyorsun. Karşındaki kızın henge'li bir düşman olabileceği düşüncesi geçiyor zihninden parşomeni teslim etmeden hemen önce, ancak oldukça tanıdık olan bu 'asaletin' taklit edilemez olduğunun farkına varıyorsun çok geçmeden. Parşomen kızın cübbesinin içinde bir yerlere kaybolurken, ilerlemeye başlıyorsunuz: "Bundan sonra yolu ben göstereceğim Iori-san. Lütfen beraber ilerleyelim." Bir sonraki dala sıçrıyor seni beklemeden, karşındaki shinobi seninle aynı rütbede olmasına karşın, emir almış bir asker edasıyla takip ediyorsun kızı istemsizce. Aurası gerçekten çok güçlü. Ritmi tutturup birlikte ilerlemeye başladığınızda, konuşmaya başlıyor Aiko: "Aisu-sensei nasıl? Uzun süredir köye gidemedim. Gerçi memnun olmadığım söylenemez, benim için daha uygun bir görev olamazdı sanırım." Yüzünde bir milisaniyeliğine, bir milimlik gülümsemeye benzer bir kıpırdanma görür gibi oluyorsun ancak sen emin olamadan yokoluyor bu ifade: "Bu sıralar yoğunluğumuz arttı, destek shinobiler her zaman faydalı oluyor. Bununla birlikte Ishigakure ile ilişkilerimizi güçlendirmek için uğraşıyoruz. Sen de bu yolda köyümüz için önemli bir basamak olacaksın Iori-san." Başka bir şey söylemiyor, ve sorularına hazır olduğunu belirten bir yüz ifadesi takınıyor. Aslında yüzünün pek değiştiği söylenemez, ancak bir şekilde anlayabiliyorsun ne demek istediğini.

Usagi: "Buraya kadar yürüyebilmeyi nasıl becerdin o ciğerle?" dedikten sonra sevimsiz sırıtışı daha da büyüyor Yuichi'nin. "Şimdi biraz koşacağız, umarım ölmezsin." Başka bir şey söylemeden, bir ağaç dalına fırlıyor ve ilerlemeye koyuluyor. İster istemez rütbedaşın olan chuunini takip etmeye başlamadan hemen önce belki de ilk kez birinin gözlerinde acıma hissini görmemiş olduğunu farkediyorsun. Yuichi, her zamanki Yuichi. Sivri dilinden herhangi bir şey kaybetmiş gibi durmuyor. İlerlemek üzere ağaca sıçrıyorsun. Bu sırada aranızın açılmış olmasından dolayı neredeyse 15-20 metre öteden bağırıyor sana doğru: "HADİ LAN SENİ Mİ BEKLEYECEĞİZ!" Hırıltının şiddeti artarken, mesafeyi kapatmayı başarıyorsun. Sana, ancak seni çok da takmayan bir tavırla konuşuyor Yuichi bu esnada: "Çiçek gibi buralar hep, çiçek! Saçma sapan angarya iş yok, sürekli sağa sola gidip bok çuvalı kesiyoruz. Doğal güzellikler var bir kere!" Sana dönüp hafifçe göz kırpıyor. Rahatsız oluyorsun: "Dönmesek mi köye hiç?" Cevap beklemiyor, bir kahkaha patlatıyor. İlerliyorsunuz.

10-15 dakikalık bir ilerleyişin ardından, kendinizi ülke sınırlarında karşılaştığınız güvenli bölgelere benzer bir bölge karşılıyor. Kıyasla, oldukça küçük. Ancak konsept aşağı yukarı aynı. Birkaç çadır, devriye gezen shinobiler, yanan ateşler. Iori, karşıdan kendilerine doğru gelmekte olan iki shinobiyi farkediyor. Birisinin çok belli etmemeye çalışsa da nefes nefese kaldığını farkedebiliyor. Usagi ise, birinin omzunda anlamsızca büyük bir kartal olan iki shinobi farkediyor kendilerine doğru ilerleyen. Mesafeler yaklaşınca, Yuichi bağırıyor: "AA-II-KOOO-CHAN!" Aiko'nun rahatsızca iç çektiğini duyuyor Iori. Nihayetinde, karşı karşıya geliyorsunuz. Yuichi'nin bir şey demesine fırsat bırakmadan Aiko giriyor söze, her zamanki duruluğuna hafif bir sinir eşlik ettiğini hissedebiliyor Iori. Usagi ise bu yüze yabancı olduğu için ekstra bir şey hissetmiyor: "Haritayı aldın mı, Yuichi?" Yuichi'nin yüzü hafifçe düşüyor, bir elini başının arkasına götürüp kaşırken hafifçe sırıtıyor: "Ehe, he. Alayım." Usagi'ye doğru dönüp, kaşlarını çatıyor ve bir şey söylemeden elini uzatıyor. Usagi, Yuichi'den ziyade karşıdaki kunoichinin aurasından etkilenerek haritayı çıkarıp teslim ediyor. Aiko, haritanın teslim alındığına emin olduktan sonra sağ kolunu kaldırıp parmağını bir bölgeye doğru uzatıyor. Tamamen rastgele gibi geliyor size, ancak hareketi o kadar net ki kilometrelerce öteyi görebiliyormuş gibi hissediyorsunuz: "Şu yöne ilerleyeceksiniz. Tetikte olun, tehditle karşılaşırsanız yok etmeden önce bilgi almaya çalışın. En önemlisi, ölmeyin." Başka bir şey söylemeden, başka bir işle uğraşmak üzere uzaklaşıyor. Yuichi'nin birkaç saniye arkasından hayran hayran baktığını, ardından başka bir yöne ilerlediğini farkediyorsunuz. Sizi çoktan unutmuş halde.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kita Usagi
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 112
Joined: September 11th, 2018, 3:23 am

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Kita Usagi » July 17th, 2019, 9:18 pm

Kafasındaki derin düşüncelerin de etkisiyle yol çabucak bitmişti. Yani, ciğerlerinden patlamış birisi için ne kadar çabuk olabilirse. Bir shinobi olarak normal şartlarda yerden yüksek yerleri tercih etselerde, Usagi için şu an bu bir lükstü. Karşılayamayacağı bir lüks. Bu sebeple normal yoldan ilerliyordu. Daha önceki vakitlerden birisinde olsa, mesela savaştan önce, yoldan yürümek tehlikeli olabilirdi. Riaru'nun adamları, haydutlar, soyguncular, kaçak shinobiler kol geziyordu Yağmur Ülkesinde. Lakin savaştan sonra bu bölgeler büyük çoğunlukla temizlenmişti. Şimdi genellikle ülkeyi terk etmek isteyen gezginlere ve tüccarlara denk geliyorlardı bu yollarda. Ya da Ishigakure ve Kusagakure shinobilerine. Onlar da devriye geziyorlardı. Herhangi bir sıkıntıya karşılık. Sahi, ne kadar kalmıştı yolun bitmesine? Kafasındaki düşüncelere dalmış giderken unutmuştu neredeyse görevini. Sanki bir geziye çıkmış gibi hareket ediyordu ne zamandır.

Kıyafetinin içinden çıkarttı haritayı. Şöyle bir göz gezdirip tahmini yerini bulduktan ve mesafeyi hesapladıktan sonra geri yerine koydu. Tam o sırada duyduğu ses karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Kaçamazdı. Ciğerleri kaçmasına izin vermezdi. Saklanamazdı. Saklanmak için artık çok geçti. Dövüşebilirdi. Yaklaşık iki saniye falan. İki saniye sonrasında muhtemelen öksürük krizi baş gösterirdi. Bu da Usagi için temiz bir ölüm demek olurdu. Seçeneklerinin kısıtlı olmasına söverek arkasına dönerek sesin geldiği yöne bakmıştı. Ses tanıdıktı. Ama shinobi dürtüleri yine de seçeneklerini bundan önce öne sermişti. Başta seçenekleri sunmuştu Usagi'ye. Sonrasında sesin tanıdık olup olmadığını kontrol etmişti. Bak sen şu shinobi dürtülerinin işine. Boşu boşuna adrenalin.

Sarı kafalı tanıdık bir sima ile karşılaşmıştı kafasını çevirdiğinde. Ishigakure'de çok fazla durmayan, sürekli köy dışı görevlere gönderilen bir sima. Bu yüzden her ne kadar tanıdık olsa da, her seferinde değişiyordu bu sima. Usagi bu yüzü her gördüğünde değişikleri fark ediyordu. Bu seferkinde de bir kaç çizik fark etmişti. Bir önceki karşılaşmalarında olmayan çizikler. Yuichi ise bu yaralarını gururla taşıyordu. Sanki birer madalyaymış gibi.

Yuichi'nin alaycı sözleri karşısında ne cevap vereceğini bilememişti Usagi. Üzülse mi, kızsa mı, yoksa oturup ağlasa mıydı? Bunu bilemiyordu. Ama haklıydı. Bu ciğerlerle buraya kadar nasıl geldiğini bilmiyordu. Kendisi bile bu kadar rahat bir yolculuk beklemiyordu. Yol üstünde bir yerlerde geberip gideceğini düşünüyordu. Nitekim öyle olmamıştı. Buraya kadar gelebilmeyi ilginç bir şekilde başarmıştı. Usagi'nin kafasından bunlar geçerken Yuichi son sözlerini söyleyip ağaçların üzerinde ilerlemeye başlamıştı. Usagi ise, onu takip edebilmek için bir ağaç dalına fırlamıştı. Şu an için kafasını kurcalayan bir şey vardı. Ne kadar mesafe gidebileceği değil. Yuichi'nin bakışları. İlk defa bir insan evladı Usagi'ye acımadan bakmıştı. Bu bakışların ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ama kesinlikle acıma bakışı değildi o bakışlar. Belki de, Yuichi sandığı kadar kötü birisi değildi?

Ağaçların üzerinden ilerlerlerken Yuichi bir şeyler gevelemeye başlamıştı. Havadan sudan muhabbetler gibi duruyordu. Sonrasında Usagi'ye doğu dönüp göz kırpmıştı. Usagi ise bu hareketten rahatsız olsa da bunu belli etmemeye çalıştı. Yuichi'nin sonrasında söylediği laflar ise, Usagi'nin cebinden bir kunai çıkartıp tam ensesine saplamamak için kendisini zor tutmasına neden olacak cinstendi. Beklemeden bir kahkaha patlatması sonrasında son söylediklerinin şaka mı yoksa gerçek mi olduğundan emin olamamasına neden olmuştu. Yuichi bu tip bir şeyi ciddi ciddi söylerken de gülebilirdi. Yuichi, güce ulaşmak için her şeyi yapabilirdi. Usagi ise, köyü için. Bu neden, ikisinin ileride karşı karşıya gelmesi gibi bir sonuç doğurabilirdi. Usagi'nin hissettiği ise, bu durumun yakın bir zamanda olacağıydı.

Biraz ilerlemelerinin ardından daha önce gördüğü, hatta görevler aldığı güvenli bölgelerden birisiyle karşılaşmıştı. Çok daha küçüğüydü bu bölge tabi ki. Bölgeye yaklaştıkça, karşıdan kendilerine doğru gelen iki kişi fark etmişti. Birisinin omzunda anormal bir şekilde büyük bir kartal duruyordu. Biraz daha yaklaştıklarında Yuichi karşıdan gelen kunoichiye seslenmişti. İsmi Aiko idi. Yani Usagi böyle düşünmüştü.

Aiko'nun haritayı sormasının ardından Yuichi biraz şapşal bir ifade takındıktan sonra alayım diyerek elini Usagi'ye uzatmıştı. Cebinden çıkarttığı haritayı Yuichi'ye vermişti Usagi. Bu sırada Aiko'nun elini kaldırıp rastgele bir tarafı işaret etmişti. Sanki rastgele bir tarafı göstermiş de, doğru yön oymuş gibi kendinden emindi Aiko. Tetikte olmalarını, bir tehdit ile karşılaşmaları durumunda önceliklerinin bilgi almak olduğunu söylemişti Aiko, ortamdan hızla uzaklaşmıştı. Yuichi de çok fazla beklemeden başka bir yöne doğru hareketlenmişti. Bu durumda, tanımadığı bir Kusagakure shinobisi ile baş başa kalmıştı. Ne yapacağını tam olarak bilemiyordu. Acaba cebinden bir kunai çıkartıp tam alnının ortasına saplamalı mıydı? Yoksa elini uzatıp el mi sıkışmalıydı, emin değildi.

Mantığı çok az bir süre ne yapması gerektiğini düşünüp kararını vermişti. Usagi, elini öne doğru uzatmıştı. "Merhaba, ben Kita Usagi." Sözlerini bitirdikten sonra karşısındaki kişinin de kendisini tanıtmasını bekleyecek. Bu tanıtma olduktan sonra söze ilk kendisi girecekti. "Kusura bakma, Riaru'nun adamlarıyla girdiğimiz savaşta biraz ağır hasarlar aldım. Hala toparlanma aşamasındayım. Bu sebeple ufak tefek zorluklar çekebiliyorum. Ayak bağı olursam şimdiden kusura bakma." Son cümlelerini gülümseyerek söylemişti. Sözlerini bitirdiğinde de mahcup bir şekilde gülmüştü. Ardından, yeni takım arkadaşının söyleyeceği sözleri merakla beklemeye başlamıştı. Bakışlarında hangi seviye bir acıma göreceğini merak ediyordu.
Image
Künye
İsim: Kita Usagi
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişli bir dişi.
Element: Suiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 12.500
Prestij: 0
Ün: 23
Kullanılabilir GP: 0

Özellikler
► Show Spoiler
Profil
► Show Spoiler
Mod
► Show Spoiler
Efsanevi Yaratık
► Show Spoiler
Ninjutsu
► Show Spoiler
Taijutsu
► Show Spoiler
Genjutsu
► Show Spoiler
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
User avatar
Tsujihara Iori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 109
Joined: August 30th, 2018, 10:53 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by Tsujihara Iori » July 19th, 2019, 1:05 am

Bir kuşun çığlığını duyduğumdan beri takip edildiğime emindim aslında.

Fakat Aiko ile karşılaşana kadar buna dair bir kanıtım yoktu. Kim bilir kaç dakikadır beni izliyordu. Yolun ortasından beri? Son tepeden aşağı inerken? Yoksa haritayı aldığımdan beri mi? Bilemezdim. Ben nehirde akıp giden bir dal parçasıyken Aiko sanırım içerisinde yüzen balık gibiydi, doğadaki durumlarımızı karşılaştıracak olursak. O yüzden tek yapabileceğim şey aynı safta olduğumuz için minnet duymaktı.

Haritayı teslim ettikten sonra başlayan beraber ilerlememiz ile epey rahatlamıştım. Hala bilinirliğin içerisindeydik ve tanıdık bir yüz ile beraberdim. Hem de bir süredir görmediğim bir yüzdü, hala hayatta olduğundan emin olsam da buna birebir şahit olmak iyi bir histi. Ancak otoritesinin bu kadar hissedilebilir oluşundan emin değildim. Eskiden de mi böyleydi Aiko? Yoksa ben mi unutmuştum? Belki de buralarda değişmişti, emin değildim. Henüz gençtik, başımıza her şey gelebilirdi.

Aisu-sensei ile alakalı olan sorusunu duyduğumda bir an duraksadım ve beynimi yokladım. "Bıraktığın gibi. Sadece daha da meşgul. Gyaku-san'ın Kusa-chou olması ile beraber onun sorumluluklarını aldı. Epey bir yük demek aslında bu da." Ardından hafif bir tebessüm ederek "Umarım maaşı da artmıştır." dedim. Ishigakure ile olan sözlerine ise diyecek pek bir şeyim yoktu. Kendimden emin bir şekilde başımı salladım sadece başka bir dala atlarken.

On, onbeş dakikalık bir ilerleyişin ardından ortak yerleşkeye varmıştık. Çok da bir farkı yoktu başka yerleşkelerden aslında, etraftaki bir kaç çadır, devriye gezen shinobiler ve çevrede yakılan ateşler hep aynı ambiyansı oluşturuyordu. Tek fark, shinobilerin bir kısmını tanımıyordum. Bu da gayet normaldi tabii. Yine de ortak bir alanın bu kadar düzenli bir şekilde yürütülebiliniyor oluşu da büyük bir başarıydı. Daha öncesinde başka köy shinobileri ile çalışma deneyimim olmadığından bunun sürdürülebilirliği hakkında bir fikrim yoktu. Ancak şimdi düşüncelerim pozitif yöne kaymıştı. Sanırım öğrenmem gereken herşeyi öğrenmeliydim. Farklı perspektifler hayat kurtarırdı.

Yerleşkede ilerlerken karşıdan bize doğru gelen iki kişiyi seçmiştim. Biri erkek, diğeri kadındı. Kadın olan az çok benle yaşıt gibiydi, sanırım diğeri de öyleydi. Erkek olanın saçları sarı ve elektrik çarpmış gibi sivri sivriydi. Ayrıca deli bakan gözleri de çok stabil biri olmadığını söylüyor gibiydi. Yaklaşırken Aiko'nun sesini haykırması da, ayrı bir tezatlıktı. Terleyebiliyor olsam alnımın sol tarafından büyükçe bir ter damlası sarkardı. Sanırım yüzümdeki mahçubiyet ifadesi ile de güzel giderdi aslında.

Başkaları adına utanmayalı da epey oluyordu.

Ufak bir harita meselesinden sonra, Aiko devriye gezeceğimiz yöreyi "olabildiğince" tasvir ederek yanımızdan ayrılmıştı. "Peki." diye düşündüm içimden. Oraları gezer gelirdik biz de. Zaten devriye konsepti standarttı, süresi ve rotasyonu belliydi. Eğer o yönde bir yerleşim yeri veya dikkat çekici bir fiziki unsur varsa oraya odaklanır, asayişin berkemal olduğundan emin olup geri dönerdik. Sıkıntı yok gibiydi.

Önümdeki Shinobi'ye baktım. Beyaz uzun saçları ve mavi gözleri pek de alışık olmadığım bir estetikti. Gözleri yeşil olsa Susumu'nun Ishigakure bayiisi olabilirdi aslında. Üzerinde Chuunin üniforması mevcuttu. Aslında benim de öyleydi, haori ve hakamamı giymemiştim. Üzerimde şu özene bezene yaptırttığım ve hayatımı kurtaran teçhizat ceketim, altında da tek parça ve tüm vücudumu saran tulumum mevcuttu. Beyaz kaşkolum da boynumdaydı, çok bir engel oluşturmayacaktı benim için aslında. Ayaklarımdaki sandaletler burada daha büyük sıkıntıydı, zira üşüyordum ara sıra.

Uzatılan eli basitçe sıkarak karşılık vermenin en doğrusu olacağına kanaat getirdim. "Ben de Tsujihara Iori." dedim nazik bir ses tonuyla, ardından adı Usagi olan takım arkadaşımın laflarını bitirmesini bekledim. "Önemli değil, zaten altından kalkamayacak olsan bu göreve atanmazdın diye düşünüyorum." dedim kısaca. Pek kısa bir cümle değildi ama derdimi en kısa böyle anlatabilirdim. Yalan da değildi. Yara almış olsa bile, eğer başaramayacağı düşünülse bu göreve atanmazdı. Yani, en azından Kusagakure'de öyle yapılırdı. Ishigakure'nin de mantık olarak farklı olması beklenemezdi.

Kaldı ki Riaru ile olan savaşta yara almanın ötesinde şeylere nai olanlar da vardı. Bu yüzden durumumuz hakkında herhangi bir şekilde mızmızlanamazdık. Bizden önce gidenlere saygısızlık olurdu.

"Hazırsan, devriyemize başlayabiliriz." diyecektim. Eğer onay alırsam, bize gösterilen yönde yürümeye başlayacaktım Usagi'nin yanında kalacak şekilde.
Künye
İsim: Tsujihara Iori
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Suiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 100.000 Ryo
Prestij: 7
Ün: 22
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Efsane Olmak!
Iori, babası gibi dillerden düşmeyen hikayelere sahip olmak istemektedir fakat bunu yaparken kesinlikle doğru yoldan sapmamayı kendine bir kural olarak koymuştur. Aktif olarak ona ün getirecek şeylerin peşinde koşmak yerine, başa çıkılması zor bir durum karşısında kendini kanıtlamak ister. Bunu başarırken köyüne de tamamen sadık kalacaktır.

Komplikasyon
Babasının Kılıcı
Babasının kılıcına karşı ruhsal bir bağ hissetmektedir. O kılıç hiç tanışmadığı babasına açılan bir kapıdır ve onu sürekli yanında taşır, kullanmaktan çekilmez. Bakımını sürekli yaptırır, aksatmaz. Kılıç yanından bir an bile ayrılırsa, tedirgin olmaya başlar.

Kılıcı onun rızası dışında elinden alınırsa, onu geri almak birinci önceliği haline gelir. Bunun için görevini terk etmeyebilir ancak elinden gelen her şeyi sınırlar dahilinde yapmayı ister ve dener. Duruma göre kural çiğneyecek raddeye gelebilir, fakat elinden geldiğince rasyonel kişiliğini elinden bırakmamaya gayret eder. Eğer yanında bir arkadaşı varsa durum onun için daha rahattır, fakat kendi başına kalır ve düşüncelerini dizginleyecek bir "iskele" bulamazsa, depresif bir hal alabilir. Bu durum kılıcı elde etmek dışında yapacağı herşeyin performansını düşürse de, kılıca ulaşma konusunda yapacaklarını etkilemez.

Özellikler
-

Efsanevi Yaratık
Garou | B - Rank | Kurt

Mod
Hagane


Image

Profil
Güç: 5
Çeviklik: 10
Kondisyon: 5
Potansiyel: 5
Varlık: 2
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 4
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 3
[Kondisyon] Form: 4 (Favori)
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 5
[Zeka] İzcilik: 3

Teknikler
Ninjutsu
D - Rank: Shunshin
D - Rank: Heisashiki
C - Rank: Jintei (Özel Geliştirme Mevcut)
C - Rank: Mizurappa
B - Rank: Suijinheki
A - Rank: Bousen no Jutsu

Taijutsu
Shigure | A - Rank
Shigure | Hadan

Ninja Ekipman Ustalığı | C - Rank

Genjutsu
-
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Dükkan Konusu

Özel Üretim Shinobi Ceketi ve Kemeri:
► Show Spoiler
Babasından Kalan Katana
Image 4. Shinobi savaşında Iori'nin babası tarafından kullanılan ve Zetsu kanı tadan bir katana. Bunun dışında normal bir katanadan tek farkı Kaliteli seviye olmasıdır. Resimdeki gibi işlemelere sahiptir. Iori'nin sürekli belindedir.

Bu kılıç Iori'nin moduna erişmesini sağlar.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1326
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Tsujihara Iori & Kita Usagi] Gözcü

Post by GM - Naruto » July 20th, 2019, 12:16 am

Oldukça kısa ve sade bir tanışma merasiminin ardından, birincil önceliğinize odaklanıp Aiko'nun sizi yönlendirdiği yöne doğru hafif hafif seyirtmeye başlıyorsunuz. Her ikinizde de, ilk defa farklı bir köy shinobisiyle göreve çıkmanın garip hissiyatı mevcut. Pektabii, yaklaşık 1.5 sene önce Konohagakure'de düzenlenen chuunin sınavlarında farklı köylerden chuuninlerle birlikte çalışma imkanı yakalayabilmiştiniz ancak o anki çalışma koşullarıyla şuankilerin son derece farklı olduğunun son derece bilincindesiniz. Savaşa dair anılarınız üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen taze, ve şimdilik püskürtülmüş olsa da görünürde köyleriniz için en büyük tehlikeyi oluşturan gücün kalbine doğru ilerliyor oluşunuz hafif bir tedirginlik yaratıyor üzerinizde. İçten içe, birlikte çalışmaya alışkın olduğunuz; uzun süredir sizinle aynı amaca hizmet eden kendi köylerinizin birer üyesiyle göreve çıkmanızın daha sağlıklı olacağını hissediyorsunuz. Gelgelelim, düşmanın ortak olduğunun ve bu işbirliğinin iki köy için de faydalı olacağının bilincindesiniz. En azından şimdilik.

Bir süre, sessizliği bozmadan ilerliyorsunuz. Bu esnada büyük oranda kendi düşüncelerinize dalmış durumdasınız. Iori hala beyninin bir noktasında Kizashi olayını döndürüp duruyor, olasılık değerlendirmesi yapıyor. Diğer taraftan ise ortak güvenli karakolun 'en azından görünürde' yöneticisinin kendi rütbedaşı olan birinin oluşu hakkında kafa yoruyor. Aiko'nun uzun bir süredir Aisu'nun şahsi asistanı olduğu köyde bilinen bir şey. Pek çok alanda yöneticilik becerisi olan ve Gyaku'nun bir savaş kahramanı olarak nitelendirilip öne çıkmasından önce sıradaki Kusachou olarak görülen Aisu'dan çok şey öğrenmiş olduğu aşikar. Yine de bu denli bir yükseliş ister istemez şaşırtıyor Iori'yi.

Usagi ise Yuichi ile karşılaşmadan hemen önceki karamsar haline dönüyor ister istemez sessizliğin de etkisiyle. Aklında bir yandan da Rikyu'nun Ishigakure-Kusagakure ilişkileri için kurduğu cümleler dolaşmakta. Görünüşte, bu ortaklıkta kendinden daha çok fedakarlık yapan ve 'veren' konumunda olanın Kusagakure oluşu Usagi'yi ister istemez düşündürüyor. Kusagakure'nin Ishigakure'yle işbirliğini sürdürmek adına yaptığı şeylerin ne denli mantıklı olduğunu sorguluyor zihninde. Ortak çalışmanın iki köye de fayda sağlayacağı bariz, ancak iş yalnızca bundan mı ibaret? Emin olduğu söylenemez.

Usagi'nin hafif hırıltısı Iori'nin dikkatini çekiyor siz hızınızı yavaş yavaş arttırıp bir tempo tutturmaya başlarken. Genel manada hiçbir şey konuşmadığınız, birbirlerinizin yetenekleri ve güçleri konusunda çok bir fikir sahibi olmadığınız düşüyor akıllarınıza. Karakol bölgesinden uzaklaşıp iyiden iyiye içlere doğru ilerlemeye başlıyorsunuz. Civarlar hala rutin devriyenin olduğu ve pek çatışma olmayan bölgelerden. Ancak şuanki ilerleyişiniz gözönüne alınırsa muhtemelen yarım saat daha yol katetmeniz halinde görevinizin fiilen başlayacağı bölgelere ulaşacaksınız.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”