[Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 83
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

[Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » September 27th, 2019, 3:12 am

Image

Barış bir yalandır, sadece tutku vardır.
Tutkudan ben, kuvveti kazanırım.
Kuvvetten ben, gücü kazanırım.
Güçten ben, zaferi kazanırım.
Zaferimden zincirlerim kırılır.
Kudret, beni özgür bırakacak.



Değişir. Sen ve ben değişiriz. Bildiğimiz ve tanıdığımız herkes ile birlikte değişiriz. Bu çoğu zaman bizim isteğimize bağlı değildir. Hatta, neredeyse hiçbir zaman... Ama, elden de ne gelir ki? Hayatın şartlarına uyum sağlamak, hayatta kalmak ve kalbimizin son şarkısını söylemesine izin vermek bizim doğamızın bir parçası. Buna karşı gelmek, en katî günahlardan bile daha güçlü; en büyük lanetlerden bile daha karanlık. Hayır, değişmeliyiz. Fakat bunun sıkınıtısı, her zaman tek bir yöne doğru değişemeyecek olmamız. Akıntının bizi ne yöne götüreceğine karışamayız, kaderimiz üzerinde en ufak kontrolümüz dahi yok. Kimi zaman iyi yöne doğru akar, engin sular ve denizler. Kimi zaman ise...

...daha karanlık bir yamaca sürükler bizi.

Artık bir günahkâr olarak damgalanmıştım. Kendime koyduğum en büyük yasakları çiğnemiş, bilinen adi bir suçlu olarak adımın kirletilmesine izin vermiştim. Adıma gömülen boş tabutun açılmasına ve o mezarlığın öfke dolu çığlıklar ile boğulmasına sebep olmuştum. Suretimi yakalamak üzere eğitilen shinobilere ismim ezberletilmiş, defalarca yüksek sesli bir şekilde "Ashikaga Shun" diye bağırılmıştı. En büyük avantajımı kendi ellerimle yok etmiş ve belki de... Son salınımımın başlamasına yol açmıştım. Son bir dans, son bir hamle, son bir öpücük! Her şey o kadar çabuk ve keskin bir dönüş ile gerçekleşmişti ki, kurduğum stabil hayatın bu denli kararmasına engel olamamıştım. Yine de...

...pişman değildim!

Yaptığım her şey, tek bir amaç uğuruna gerçekleştirilmişti: insanlığı yenmek. Etten ve kemikten bedenimi yenebilmek için, beni çevreleyen hapishaneye iyi bakmam gerekiyordu. Ölümü ve yaşamı yenebilmek için potansiyelimi kaybetme riskini göze alamazdım, almamalıydım. Eti ve kemiği aşmak için, yine ona ihtiyaç duymaktan daha aşağılık bir şey olabilir miydi? Belki, çaresiz kalmak. İnsan öldürmeye çaresiz kalmıştım. Hapishanenin sağlığı için, etimin çürümemesi ve yaşama kusursuz bir şekilde eşlik edebilmek için; para kazanmalıydım, kanlı parayı bedenlerin üzerinden çekip almalıydım. İnsan öldürmek değildi de, onları sağ bırakmak daha büyük bir sorundu. Artık bir katil olarak sakladığım yüzümü bilenler asla o anı unutmayacaklar, insan öldürürken gözlerimin aldığı şekli asla unutmayacaklardı. Adımı bilecekler ve bir katil olduğumu, sadece amaçlarım için kalpleri hala atarken sökebilecek olduğumu hatırlayacaklardı.

Mimiksiz surat, kalpleri yerken bile kıpırdamamıştı oysa ki.

Ruhların bir bir kesilmesinin ardından, bir başka ruhun yüceltilmesi işi önce geldi. Parasını alan doktorum, büyük bir şevk ile işini yapmayı koyuldu. Dikkatli ve özenli bir şekilde, etim tekrar dikildi; zedelenen organıma onlarca farklı sıvı enjekte edildi, acıya dayanmam için bir şişe sake ikramı ise asla unutulmadı. Kötü şartlar artık gerçekliğimin kalıcı birer parçasıydı, alıştım ona. Bunun bedenimi daha da sertleştireceğine ikna oldum, istemeye istemeye. Birkaç kötü ve acılı gecenin ardından, daha iyiye gitmeye başladım. Acı azaldı, git gide etkisini yitirdi. Tekrar bedenimin sınırlarına ulaşmaya, o çevikliği ve gücü geri kazanmaya başladım. Kendi başıma yürüyemeyecek noktadan, koşacak ve sıçrayacak; kesecek ve deşecek forma hızlıca ulaşıverdim. Çünkü buna mecburdum. Çünkü gerçeği bir kere öğrenmiştim ve hiçbir kılıç, beni bundan uzaklaştıramazdı.

Bu dünyada sayısız mucize vardı ve hepsi elegeçirilmeyi bekliyordu.

Bunun için savaşıyordum aslında. Bir mucizeye hükmetmek, oldurmak ve yoktan vâr etmek... Mesele Sanraku değildi, hatta onun sahip olduğu güç bile sembolikti. Amaçladığım yolda bir basamaktı ve şuana kadar ki yirmi senelik hayatımın tek amacı bu basamağın keşfetmekti! Koca bir evrendeki görünmez basamağı bulmak için onca seneyi feda etmiştim, sonunda onu birkaç saniyeliğine görmüş ve hemen ardından kaybetmiştim. DA-YA-NIL-MAZ! Evet, bu koca bir şamataydı. O yüzden kendime koyduğum en büyük sınırları bile aşmam gerekmişti. Potansiyelime geri erişmek ve Sanraku'yu gerekirse kesip, mucizeleri ondan söküp almak için...

Sır perdesini öldürmem gerekmişti.

"...ve gitmeden önce, sana bir sorum var!"

Sağlığımı geriye kazanmış, kıyafetlerimi ve yolculuk pardüsümü üzerime geçirmiştim. Artık gitme vakti gelmişti, bir başka macerayı kaldırabilecek kadar formu geri kazanmıştım. Fakat bu köhne binayı terk etmeden önce, doktoru bir köşeye çekmiş, adamın hareketlerini tartar bir ifadeyle onu konuşmak için durdurmuştum.

"Buraların gediklisisin. Kim bilir kimleri diktin, ne tür hikayeler duydun. Söyle bakalım, eğer bir şeyler öğrenmek istersem nereye gitmem gerek? Bilgiye karşılık ticaret eden karanlık kimseler, hangi sokağın ardında saklanıyorlar? Bilmediğini söylediğin ve benim üstelediğim kısmı hızlı geçelim, doktor, olur mu?"

Zor kullanmayacaktım, buna gerek bile yoktu. Karanlık birisiyle el sıkışmanın doğası gereği, adamın kimliğin ifşa etmeme karşılık; o da buna aynı tondan cevap verebilirdi. Sorun şuydu ki, ben bir göçebeydim; bir shinobiydim. Adam ise illegal bir kervan düzmek ile meşguldü; isminin ve mekanının karanlanmasını istemeyeceğine emindim. Hem... Ona getirdiğim at arabasından ötürü sevinmişti, belki biraz fazla sevinmişti. Bunun karşılığını sadece beni dikerek değil, ufak bir doğrultu göstererek almam gerektiğine kanaat getirmiştim. Ağzımızın tadını kaçırmak istemeyiz, öyle değil mi?

Doktordan gitmem gereken doğrultuyu alsam da, almasam da, mekanı terk edecek ve bir yolculuğa çıkacaktım. Eğer elimde bir doğrultu varsa, o yönde hareketlenecektim. Fakat yine kendi özgür ruhumun götürdüğü yön, yine benim şahsi tutkularım tarafından kontrol edildiği bir sürüklemecenin içerisine düşersem... Civar kasabaların en büyük ve gösterişli olanına, en kalabalık ve tekinsiz tiplerin mesken edindiği bölgeye hareketlenecektim. Şuan için tek amacım, gördüğüm şeyleri doğru yorumlayacak bir kimseyi bulmaktı. Zamanın ve mekanın nasıl bir katana ile ikiye bölüneceğinin cevabını, Maei'nin anlamını bilen birilerini bulmak amacıyla yolculuğuma koyulacaktım.

Bilgiye karşılık bilgi,
Böbreğe karşılık hayat.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 1.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » October 1st, 2019, 10:35 am

Tedavi sürecin boyunca, yer yer sinir bozucu şekilde gülüşüne şahitlik ettiğin doktorun, sorduğun soru üzerine yine aynı sinir bozuculukta güldüğünü görüyorsun. Ancak bu gülüşe alışan gözlerin, gülüşün tüm etkilerini bertaraf ederken doktor sana Kuromayu isimli bir yerden bahsediyor. Yağmur Ülkesi’nin otorite boşluğundan faydalanarak ortaya çıkan Kibachi isimli örgütün kontrolü altında olan bu köyün, Yağmur Ülkesi içerisindeki en pis işlerin döndüğü yerlerden biri olduğunu sana anlatıyor. Burada bedelini ödediğin sürece her türlü bilgiye ulaşabileceğini ve her türlü işi yapabileceğini sözlerine ekleyen doktor, yine de Amegakure’nin zaman zaman köye baskınlar düzenlediği konusunda da seni uyarıyor. Kaçak shinobilerin de sığınma noktalarından biri olarak bilinen Kuromayu’nun yaklaşık 1 gün uzaklıkta olduğunu ve köye girmenin ardından her türlü olasılığa hazırlık olman gerektiğini de kinayeli bir şekilde belirten doktor, tüm bu bilgileri sana tedavi ücretinden fazlasını kendisine getirdiğin için olduğunu da sözlerine ekleyerek konuşmasını sonlandırıyor.

Doktorla yaptığın konuşmanın ardından Kuromayu’ya gidecek yola giriyorsun. Yağmur Ülkesi’nin iç kısımlarına doğru olan bu köyün, Tsuneboshi’den seni uzaklaştırdığını bilsen de, yine de amaçların uğruna yolunu değiştirmiyorsun. Gece vaktine doğru ormanlık ve bataklık olan alanı bırakmanın ardından Kuromayu köyünü görebileceğin bir noktaya geliyorsun.

Görüş açına giren köy, adımlarını kesmene neden oluyor. Yuvarlak bir şekilde kurulmuş köyden gelen cılız ışıklar, yaşamın yokla var arasında olduğunu sembolize ederken, köyden gelen tekinsiz havayı rahatlıkla hissedebiliyorsun. Bunun dışında dört tarafı açık olan köyün özellikle bir giriş kısmı bulunmasa da, her noktasının birbirine benziyor olması bir girişi de gerektirmiyor. Bunun dışında yapıların hemen hemen aynı yükseklikte oluşu da köy içinde dikkat çeken bir yapı olmasının önüne geçiyor. Görebildiğin kadarıyla dört ana yönden büyük sayılabilecek yolları mevcut köyün, çeşitli yerlerde dar sokaklara ayrıldığını fark edebiliyorsun. Tüm bunlara ek olarak, yollarda herhangi bir ışıklandırmanın bulunmaması ve sadece evlerden gelen cılız ışıkların sokakları aydınlatması görüşünü bir hayli düşürüyor.
Off Topic
Konunuza bakan GM bendeniz Fortius'tur. Her türlü soru ve sorunda özel mesaj atabilirsin. Pasiflik süresi 48 saat olarak planlanmaktadır.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 83
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » October 9th, 2019, 2:14 am

Bir önceki maceramın üzerinden pek az vakit geçmişti. Geçmişti geçmesine, ama bana nelere mâl olmuştu? Kendime koyduğum sınırlamaları çiğneyeli çok olmuş, varlığımın en kutsal birimlerinin açığa çıkmasına izin vermiştim. Hala ne olduğunu tam olarak kavrayamadığım olaylar hem zihnimi hem de bedenimi meşgul tutmuştu. Peki ya ne için? Ne için, öğlen vakti insan öldürür olmuştum? Ne için, bedenimin adi bir ihtiyar tarafından sakatlanmasına göz yummuştum? Biliyordum ki her şey benim hatamdı. Olduğumu düşündüğüm kadar güçlü değildim, olmak istediğim şey ise o kadar uzaktaydı ki!.. Onu uzanıp tutmak şöyle dursun, görebilmenin bile mümkünatı yoktu. Sadece biliyordum. Daha doğrusu, inanıyordum. İnanmak istiyordum.

Ama değer.

Başıma gelen şeylerin bir amaç için olduğuna kendime inandırdım. Yüceliği bulmak için değişmeye, öğrenmeye ve üstesinden gelmeye mecburdum. Her şey belirli bir ahenk ile, sıra ve Tanrıların attığı geniş köşeli zarlar ile yolunu bulurdu. Benim durumum da bir istisna değildi elbet. Bu yüzden, ah vah etmek ile fazla vakit geçirmedim. Tedavinin başlarının depresif geçtiğini, size, inkar etmeyeceğim. Bu depresiflik zaman zaman beni yuttu, bir cinayet hissiyatı ile fiziksel dünyada bir form buldu. Bedenime saplanan iğneleri yerinden söküp, onların sivri uçlarını doktorumun göz bebeklerine saplama düşüncesinin ne kadar baştan çıkarıcı olduğu konusunda, heh, en ufak bir fikriniz dahi yok. Ama başardım! Sonunda, doktorumu öldürmeden tedaviyi tamamladım.

Ve şimdi, yola çıkıyorum.

Neyse ki doktorum göründüğü kadar işe yaramaz ve zihni fonksiyonlarının tamamını gülmeye harcayan bir avanak değildi. Beni yeterli sayılabilecek kadar iyileştirmiş, hatta istediğim bilgileri de bana ulaştırmıştı. 'Kuromayu' demişti, bir kontrolün olmadığı diyarlardaki en geniş yer burasıydı. Ayyaşların ve orospuların, piç kurularının ve dilencilerinin; hatta ucube ve soytarıların uğrak yeri olan bu köy; hayal edebileceğim en büyük eğlence merkeziydi(?) Bu merkezin yönetimi ise, Kibachi isimli bir örgüt tarafından yapılmaktaydı. Parasını ödediğim sürece her bilginin bulunup, her bir zevkin en üst notasından tadılabilecek bir köy hakkında; ikinci kez düşünmeme dahi gerek yoktu, hızlıca Kibachi'ye gitmeye koyuldum.

Her zamanki Yağmur Ülkesi manzarası altında, ormanlığı ve bataklığı arşınladım. Neyse ki biraz biraz kanımın ve dokumun uyuştuğu Yağmur toprakları bir sorun çıkarmadı, yolculuk neredeyse olağan hızında geçti. Ormanlık alandan sıyrıldıktan sonra, ufak bir yükseltinin hemen üstünden köyü görebileceğim noktaya varmıştım: Kuromayu. Bir süredir, hatta... Üzgünüm, tam olarak ne kadar süre olduğunu bilmiyorum. Ama yanılmıyorsam uzunca bir süredir, nispeten gelişmiş bir yerleşim birimine denk gelmemiştim. Tabii hayaletli olan hariç! Uzun zamandır çok fazla insanın bir arada olduğu, bir arada türlü şerefsizlik ve hainlik yaptığı bir toprak parçasında tutunmaya hasrettim. Neyse ki, hasret sona eriyordu.

Ahlaklı olanlar giremez.

Yuvarlak bir alanda kurulmuş köy, güne yeni yeni uyanırken bile üzerinde bir karanlık mevcuttu. Bir şeyler tersti, ve bende daha fazlasını Kuromayu'dan beklemezdim doğrusu. Dört farklı yönden, irili ufaklı girişlere sahip olan köyü hızlıca süzdüm. Bu köye gizlice girmeye çalışmak anlamsızdı. Bu fikre tutunarak, dosdoğru gördüğüm köyün bana en yakınındaki girişine doğru yöneldim. Normal bir tempoda köye doğru ilerleyecek, sanki her gün yaptığım gündelik bir işmiş gibi davranacaktım. Herhangi birisi beni durdurana kadar, köyün merkezine doğru yürümeyi planlıyordum.

Acaba ilk önce hangisini feth etmeliyiz, Kuromayu mu yoksa Kibachi mi? Eh, zaman gösterecek.

► Show Spoiler
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 1.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » October 9th, 2019, 10:14 am

Kuromayu köyünün sana en yakın girişine doğru yöneliyor ve bu doğrultuda ilerlemeye başlıyorsun. Köye yaklaştıkça köye dair görüntülerde giderek netleşmeye başlıyor. Köyün giriş kısmındaki harabe evlere yaklaştığında, içlerinde açlıktan ölmek üzere olan ve muhtemelen türlü hastalıkları barındıran, kirli kelimesinin ete kemiğe bürünmüş halleriyle karşılaşıyorsun. Bir avuç erkek ve kadının, sanki zihinsel faaliyetlerini yok etmiş bir uyuşturucu maddenin etkisindeymiş gibi öylece dalgın ve hatta ölü şekilde sırtlarına yasladıkları duvarda oturuşlarını görüyorsun. İçlerinden üstü başı parçalanmış, saçları tel tel olmuş bir kadınla göz göze geldiğin anda, kadının aslında sürekli sabit olarak bulunduğun noktaya baktığını, bu sebeple seni görmediğini bile anlayabiliyorsun. Köye dair bu ilk izlenimlerin yerini daha sağlam, ancak mimari olarak benzer yapılara teslim ederken, bu kez de dar bir sokak arasında üç kişinin bir kişiyi dövdüğünü görüyorsun. Dövülen adamın da döven adamların da son derece sessiz bir şekilde rollerini oynamaları sana şaşkınlık verse de, sanki yıllar sonra bu köyü tekrar gördüğünde, bu manzaranın aynı şekilde cereyan edecek olduğunu şimdiden görebiliyorsun. Bu sebeple sessiz adımlarını köyün iç kısımlarına yönlendiriyorsun.

Yol boyunca maksimum üç katlı olan evlerden gelen cılız ışıklarla ve belli noktalarda duvara asılmış gaz lambalarıyla yolların aydınlatıldığını anlıyorsun. Evlerden gelen cılız ışığın da gaz lambasından sızan ışık kadar olması, aslında bir hayli karanlık bir ortamda ilerlemene neden oluyor. Bu süreçte sokakta gezinen sarhoşlara, berduşlara ve dilencilere denk gelsen de, onları umursamadan yürümene devam ediyorsun. Köyün mimari olarak herhangi bir vaadi olmaması, hem köyün merkez noktasını umutsuz kılarken hem de bu kadar sıradanlığın için farklı bir şeyler bulacağın ümidi pompalamaya başlıyor. Bu sebeple, içindeki garip duygularla ilerlemeye devam ederken, karşına 170 cm boylarında, oldukça cılız ve yüzlerinde çizikler olan esmer iki erkek çıkıyor. Siyah saçları kire bulanmış adamların halleri, az önce gördüğün berduşlardan çok farklı olmasa da, onların bu tip adamlardan farklı olduğunu anlayabiliyorsun. Yine de shinobi becerilerin herhangi bir çıkarım yapmak için bir hayli yetersiz geliyor bu noktada ve sana ilişmeden geçip gitmelerini umuyorsun sadece. Ne var ki, aranızda birkaç metre mesafe kala, adamlardan bir tanesi yılışık bir şekilde “Selam dostum! Bize olan 500 Ryo borcunu ödeyecekmişsin diye söylediler bize.” diyor gırtlağından gelen bir ses tonuyla. Yanındaki ekürisi, adamın bu cümleleriyle zevke gelmiş gibi gülerken, bu kez adam “Zorluk çıkarırsan borcun iki katı olur, sonra yine iki katı, sonra yine iki katı! O yüzden borcunu öde bakalım.” diyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 83
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » October 14th, 2019, 2:09 am

Kuromayu sokaklarında yürümek, dev bir meyvenin merkezinde yolculuğa benziyordu. Köyün girişi, aslında, meyvenin kabuğuydu. Tüm o işe yaramayan, herhangi bir besleyici değeri olmayan hücreler burada toplanmıştı. İnsanlar açlıktan bir deri bir kemik kalmış, hastalık onları kalplerinden ve ruhlarından yakalayıvermişti. Ölmek için hazır değillerdi, ama yine de... Çoktan ölmüşlerdi! Ruhları bedenlerinden ayrılmamıştı ama, ortada bir ruh kalmış mıydı ki? Tüm bu insanları neyin alıp götürdüğünü, hangi varlığın celbi altında yitip gittiklerini bilmiyordum. İşin doğrusu, gerçek, hayallerimin çok ötesinde bir yerlerde olduğuna emindim. Yine de, yolculuğuma devam ettim.

Meyvenin merkezine doğru gitmeden, onun çeperini aşmalıydım.

Bana bakan, ama aslında tek bir noktaya doğru odaklanmış; üstü başı parçalanmış ve kafasında bir avuç tel kalmış kadına odaklanmaya bir son verdim. Kıpırtısız bir şekilde izlediğim bu korkunç manzara, ben ilerledikçe değişti de değişti; bir miktar gelişme kaydetti. Geldiğim noktada binalar eskisi kadar harabe değildi, nispeten daha dayanıklı görünüyordu. Hem insanlar da ölü gözlerle bana bakmıyorlardı artık, hatta bana hiç bakmıyorlardı! Her köşe arasında bir avuç insan kavga ediyor, bir taraf dövüyor ve öteki taraf da dövülüyordu. Kimse, istemsiz çıkardıkları sesler haricinde, bir ses çıkartmıyor; kendilerine biçilen kaftanların ötesinde bir davranışta bulunmuyorlardı. Bu görüntüye alışmıştım, yürüyüşüme devam ettim.

Bir noktada, merkeze ulaşacaktım.

Arzularıma yaklaşamadan önce, yürüyüşüm iki genç adam tarafından kesildi. İkisi de benden 15-20 santim kadar kısa ve cılızdı. Kuzgun siyahı gözleri, saçlarına ve bedenlerine nüksetmişti. Yüzündeki bereler, onların diğerlerinden daha farklı olduğunu gösterse de; bir shinobi değillerdi, en azından ilk bakışta... Ben yaklaştıkça, onlar daha da kıpırdandılar. En sonunda içlerinden en yılışık olanın sözü almasıyla, duralayıp tüm ilgimi adama yönelttim. Benden para istiyorlardı, düşünülebilecek en aşağılık ve aciz yöntemle. Birbirlerinin tehditleri ile keyiflenmiş, kahkahalarını benden saklamamışlardı.

Duraladım, bir nefes aldım.

"Ah, ben de sizi arıyordum!"

Ses canlı, neredeyse histerik bir şekilde neşeli dökülmüştü dudaklarımın arasından. Buradaki her ruhun ne kadar dolandırıcı ve ahlaksız olduğunu bilmiyor muydum, sanki? Onların kirli sözleri ve dolambaçlı yollarının ne kadar derinlere batıracağının farkında değil miydim, hiç? Öyleydim elbet, her zaman olduğum kadar biliyordum dünyanın ne olduğunu ve nasıl döndüğünü. Ama eğlence olmadan yaşamanın herhangi bir değerinin olmayacağını da gözlemleyebilecek kadar çok yaşamıştım. Kimi zamanlar ise, haddinden daha çok...

"Büyük patrona olan borcu tahsil etmeye geldim, tam 5000 ryo borcu bana ödeyecekmişsiniz diye söylendi. Kişi başı, elbette!"

İki başı da sessiz, ama sinsi bir sırıtışla kestim. Kuromayu köyü de, diğer köylerden en ufak farklı değildi. Sınırdışı diyarların yozlaşmışlığının minyatür bir örneğiydi, insan yapımı bir doğa örtüydü. Karşıma çıkan herhangi bir soytarının, görünümünden ve konuşmasından bağımsız olarak bambaşka insanlar çıkması olağan bir durumdu. Bir anbu, yüksek seviyeli bir kaçak shinobi yada basit bir zorba... Hemen hemen her kostüme girebilir, her yaşam formunun arasına sıkıştırabilirdi zehirli fikirlerini. Daha önceki köyden, Rise'nin bulunduğundan, çok daha farklıydı burası. Bana soracak olursanız, daha gerçek.

Adamları bir süre kestikten sonra, daha onlar sözü almadan, elimi yavaşça belime götürdüm. O kadar tiyatral ve kendime has bir yavaşlıkta elimi oynatmıştım ki, iki kör dilencinin bile yaptığım şeyi görmemeleri için hiçbir sebep yoktu. Elim sırtıma ulaştığında, sırtıma yatay bir şekilde gizlenmiş olan katananın kınına kavrayacak ve onu kabzasından yarı-yarıya çıkacak kadar çekecektim. Katananın tamamını ortaya çıkarmayacak, sadece herkes tarafından görülebilecek bir bölümünü ortaya dökecektim.

"Zorluk çıkarırsanız borcunuz iki katı olur, sonra yine iki ka-... Eeeeh! Devamını zaten biliyorusunuz."

Gülümsemeye bir son verdim. Aniden ortaya çıkan katananın keskinliğinde ve en az onun kadar soğuk bir şekilde. Kimliğimi açığa çıkarmamak benim en büyük gayemdi, kısa bir süre önceye kadar. Aslında, bilinen bir suçlu olduğum ifşa edilmesine rağmen... Bu huyumu değiştirmiş değildim. Kimliğim, anonimliğim, aktivitemin hangi bölgede gerçekleştiği gibi kritik bilgiler hâlâ saklı kalmalıydı. Ama bir yandan da, Kuromayu gibi köylerde hayatta kalabilmek için, kişiliğimden bir şeyler ortaya koymam gerekiyordu. Bu iki avanak birer sokak serserisi olabilirdi. Ama bu serserilerin burada olmasına izin veren patronları, hiç de avanak değildir diye düşünüyordum.

Göze gireceksem, göz almaktan çekinmemeliydim. Tabii sakince siktir olup gitmelerini söylememiştim, ama zaten... Hayat en orijinal fikri uygulayan için doğru yer değil midir? Onlara def olup gidebileceklerini öylece söylesem, bunda ne keyif olurdu ki? Bırakalım. Bırakalım da ne yapacaklarını görelim, savaşacaklar mı yoksa söz mü dinleyecekler?

Hem zaten, ben, ortama bir 'iz' bırakarak giriş yapmayı severim.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 1.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » October 14th, 2019, 3:36 pm

Adamların cüretkar tehdidi karşısında verdiğin ilk tepki, adamların rahatlamasına neden oluyor. Aslında tam olarak istediklerine ulaşacaklarını anlayan türden kişilerin sergilediği bu rahatlık, sana da geniş bir oyun alanı tanıyor. Ancak ağzından çıkan sonraki cümleler adamların yüzündeki sevinç tohumlarını birden kurutuyor ve yerine bir matem havası geliyor. Sözlerinden duydukları memnuniyetsizliği ve sözlerine olan öfkelerini hiçbir çekince göstermeden ortaya seren adamların niyetleri, katananın yarısını gösterdiğin anda ortaya çıkarıyor. Avcıyken av olmak hissinin damarlarında yayıldığı adamlar, öfkeden köpürmeye başlarken, iki adam da sanki uzunca bir süredir beraber savaşıyorlarmışçasına birer bıçak çekiveriyorlar. Ellerindeki kesici kısmı yaklaşık 20 cm uzunluğundaki bıçakların alelade mutfak işlerinde kullanılan türden olduğunu ve herhangi bir özelliği bulunmadığını rahatlıkla kavramış olsan da, yine de adamların tekinsiz tipi ve rahat tavırları kafanda kuşku uyandırıyor.

Birbirinize karşı kesici aletlerinizle sergilediğiniz tavır karşısında bu kez konuşma sırası kendilerine geçen adamlardan seninle konuşanı “Bizi mi sikiyorsun lan sen!?” diyor öfkeli bir şekilde. Hemen ardından diğer adam daha tiz bir sesle “Taşaklarına güveniyorsun belli ama onları kesip eline verince neye güveneceksin bakalım!” diyor. Bu sözünün ardından ikisi birlikte bıçaklarını karnına doğru gelecek şekilde, herhangi bir defansif özellik göstermeden saplama şeklinde ilerletiyorlar. Adamların bu saldırısı herhangi bir stil veya eğitim içermiyor gibi, ancak sıradan insanlardan daha hızlı oldukları bir gerçek. Bu haliyle adamların shinobi eğitim almış kişiler olmadığını anlasan da, yaptıkları eş zamanlı saldırı ve konuşma tarzları, sana yaptıkları muameleyi daha önce onlarca kişiye yapmış olduklarını anlamana yetiyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 83
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » October 16th, 2019, 1:50 am

Edited. Allah bu postun belasını verdi, boş zamanınızda siliverirsiniz.
Last edited by Ashikaga Shun on October 28th, 2019, 12:53 am, edited 1 time in total.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 1.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » October 22nd, 2019, 11:42 am

Off Topic
Çok arzuladığın için ilk pasifliğini veriyorum. Normalde mazeretin olduğun için pasiflik vermeyecektim ama bana pasiflik ver dediğin için ilk pasifliğini veriyorum. Biz de oyuncunun istekleri önemlidir neticede.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 83
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » October 28th, 2019, 6:19 am

Söylediğim sözcüklerin vereceği fuzuli rahatlık, cezbedici bir hanımefendinin adımları gibi sekerek, hasımlarıma ulaştı. Yüz hatlarının gevşediğini, paraya ve kazanma duygularına olan açlığın yatıştırıldığını görebiliyordum. Köyün geriye kalan zihinsizlerinden farklı olarak, kendilerine güveniyorlar ve muhtemelen patronları tarafından burada haraç kesmelerine müsamaha gösteriliyorlardı. Kesinlikle birer shinobi değillerdi, yine de, hayatlarını savaşarak kazandıklarından yola çıkarak birer savaşçı oldukları söylenebilirdi. Benim için korkutucu değillerdi. Hatta, neredeyse bir rakip olduklarını söylemek bile güçtü. Yine de, onları ezmek istediğimi hissediyordum. Nedendir bilinmez ama, kafataslarını ayağımın altında kırarken çıkartacağı sesi neredeyse duyabiliyordum. Bir böceğin kitinden kabuğunu kırarken çıkan sese yakın, ama daha güçlü ve dolgun... Nedendir bilinmez ama, kavga arıyordum.

Belki de bu adamların bir önemi yoktu. Gerçekten, benim için önemli değillerdi. Kimliğimi ve bilgilerimi açığa çıkmaya değmezlerdi. Onları zihnim ile aldatabilir, kandırabilir veya yoldan çıkartabilirdim. Gideceğim patikayı değiştirebilir, bir tehlikeye veya aksiyona engel olabilirdim. Fakat içimden bir ses, bunu yapmamam için bağırıyordu. O ses, şiddetli bir kan arzusu ile elinde tuttuğu çatal ve bıçağı masaya vuruyordu. Bu halimi sevmiyordum, bu negatif duygu selinden haz alan benliğimi... Kişiliklerimden sadece biriydi ve en derinlere gömülmüştü. Ve bir isim yüzünden, beklenmedik bir yerde ve beklenmedik bir zamanda deşilen etin acısı ile birlikte...

Açığa çıkmıştı!

'Bana bir et, bana bir kan borçlusun.'

Nedendir bilinmez ama, adamların niyetimi anladıkları zaman saldırganlaşması beni keyiflendirmişti. Nefret ile kasılmış yüz hatları, bana çevrilen kan gözler ve öldürme arzularındaki şiddetli artış... Keyfim yerine mi geliyordu yoksa? Bedenimin ne kadar iyileştiğini sadece aynadan değil, bir savaş alanında görmek istiyordum. Acaba bu yüzden miydi? Yoksa sonunda, bir sonraki dayağımın acısını çıkartmak mı istiyordum? Hele hele, bu uğurda kimliğimi ve kodumu bir kenara mı bırakmalıydım? Peh... Şu Sanraku denilen adam gerçektende beni ben yapan en temel taşlardan birisinin üzerine kendi lanetli lakabını kazımıştı. Bunun etkilerini bir süre daha hissedecektim.

Kendimi artık durduramazdım.

İki adam, onlardan da beklediğim üzere, hemen hünerlerini sergilemek üzere harekete geçtiler. Bellerinde taşıdıkları bıçakları birer birer çeken adamlar, savruk ve rahat bir tavra bürünmüşlerdi. Nefret duyuyorlardı, kazanamamak ve hırslarını üzerimde yaşayamamaktan. Ama, ben, çok daha fazla nefret duyuyordum. Bir önceki savaşımda bu denli aşağılanmaktan, arzularımın odağındaki yüceliğe bir parça bile dokunamamaktan ve kaybetmekten... Adamların gülünç silahları bile, gözümde daha ciddi bir tehdit gibi canlanıyordu. Onları gözümde büyütmüyordum. Fakat bu kapışmayı, ciddiye alacaktım. İşin komiği, Sanraku ile olan kapışmamızın başlarında bile göstermediğim bu kararlılığı şuan gösterecektim.

Derin bir nefes al, başlıyoruz.

Adamların yirmi santim boyutundaki bıçaklarını, karnıma saplamak üzere hızla savurdular. Herhangi bir stile veya düzenli bir harekete sahip değillerdi. Savruk, sokak işi ve son derece acınasıydı. Yine de zihnim, bu kapışmayı bir ölüm kalım mücadelesi olarak görecek şekilde eğitilmişti. Adamların hareketlerindeki en ufak bir defansif yönün olmaması, hemencecik zihnime kazınmış bir ipucuydu. Gelen saldırıya karşı tereddüt dahi etmeden, elimde tuttuğum kını aniden kendime doğru çektim. Katanamı kınından kurtardığım anda, çaprazıma doğru (saldırıdan kaçınmak üzere) adımlayacak; katananın kabzasına iki elim ile asılarak ve gelen saldırıyı dikey bir pozisyonda 'bloklamak' için karnıma doğru (yatay pozisyonda) savuracaktım.

Katanam, rakiplerimin silahlarına değdiği anda gelen saldırıyı püskürtmek için katanamı adamların üzerine doğru ittirecek ve onları geriye sendeletmeye zorlayacaktım. Hemen ardından katanamı bir anda elimin içinde çevirecek ve savunma hareketi yaptığım yönün 'tam tersine' doğru dar açılı bir kesme hareketi uygulamaya çalışacaktım. Rakiplerin defansif bir yön içermeyen saldırılarına bir anda karşı saldırı ile cevap verecektim. Katana'mın yönü, adamların halihazırda bıçak tutan elleriydi. Eğer planımı yeterince hızlı uygulayabilirsem, bana doğru uzattıkları kollarını daha geriye çekemeden önce tek bir hareket ile kesmeyi planlıyordum.

"Sizden ilk önce, o pis ellerinizi alacağım. İşlediğiniz günahlar yüzünden değil, bana karşı hadsizliğiniz cezasını ömrünüz boyunca vücudunuzda taşıyın diye."
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 1.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » October 30th, 2019, 9:20 am

Adamların bıçaklı saldırılarına karşılık olarak ilk olarak çaprazına doğru bir hamle yapıyorsun. Her ne kadar bu hamle seni uğradığın saldırıdan tam anlamıyla kurtarmaya yetecek gibi durmasa da, karşılaştığın kişilerin genel durumu sana bir sonraki hamleni yapmak için yeterli zamanı veriyor. Bu durumda içten içe seni bir şüpheye düşürüyor. Karşı karşıya olduğun saldırı anında birden zihnine düşen ve daha güçlü rakipler karşısında böylesine bir hamlenin hiçbir etkisi olmayacağı şeklinde düşünce dövüşüne etki etmese de, seni düşündürmeye yetiyor. Elbette daha güçlü rakiplere karşı daha farklı stratejiler belirleyebilecek olsan da, dövüşün başında göstermeyi planladığın kararlılıkla bağdaşmayan bu basit hamle, sonraki dövüşlerin için aklında tutacağın bir sır oluyor.

Katananı kınından ayırıp rakiplerinin bıçaklarını senkronize bir şekilde bloke etmenin ardından, katananla uyguladığın güçle adamların kollarının geriye doğru gitmesine ve zaten defansif bir duruş sergilemeyen vücutlarının saldırıya daha da açık bir konuma gelmesine neden oluyor. Bu noktada elinde çevirdiğin katananla sonraki hamleni yapmaya geçiyor ve savunma hareketi yaptığının tersi yönde bir savuruşla rakiplerinin bıçak tutan ellerini hedef alıyorsun.

Katananı savurmanla birlikte, senden para isteyen adamın bıçak tutan sağ elinde bir kesik atmayı başarıyorsun. Herhangi bir stilin izlerini barındırmayan, tamamen duruma uyarlayarak yaptığın bu hamle neticesinde elde ettiğin kesik ile adam elinden bıçağını düşürüyor. Fakat bu kesik adamın elini vücudundan ayırmaya yetecek nitelikte de olmuyor.

Aldığı kesik darbesiyle bir bağırış atan adam, içgüdüsel olarak diğer arkadaşının yanına sokulurken, bu kez iki adamın da ilk anda gösterdikleri tavırdan uzaklaşmaya başladıklarını görüyorsun. İkiliden eli bıçak tutanı, bıçağını sana yöneltmiş bir halde dururken, bir yandan da yanındaki arkadaşını kollayarak yavaş adımlarla geriye doğru hareketleniyor. Henüz adamların kaçtığını söylemek güç ve dövüşe devam edecekler gibi görünüyor. Fakat bu kez bilinçsiz bir saldırı yapmak yerine, daha temkinli hareket edecekleri bir gerçek. Bunun yanından sağ elini kestiğin adamdan saldıracağını yönünde bir tavır sezmiyorsun. Son olarak, iki adam da bu kez daha dikkatli ve daha öfkeli bir şekilde bakışlarını sana kilitlemiş bir şekilde duruyorlar. Aranızdaki mesafe ise 5 metreden biraz daha fazla ve çevrenizde herhangi bir değişiklik bulunmuyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”