[Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 121
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » March 20th, 2020, 4:18 am

İki pespaye adamın, kılıklarına ve kim olduklarına bakmaksızın, söylediklerini ilgiyle dinledim. Dışarıdan umursamaz ve neredeyse önem vermez gibiydim. Akan kanlara, beyazlamış tenlere karşı umursamazdım. Katanam hala kızıl kan ile bulanmıştı, hala ıslak ve kirliydi. Hala alay etmeye hazır, ölüme ve yaşama karşı son duruşumu yapmak üzereydim. Ama... Bir shinobi, her zaman shinobiydi. Kaçak bir örgütü avlamak ile görevlendirilmiş shinobi ile, o kaçak örgütü kendi çıkarları için kullanmaya çalışan kaçak bir suçlunun izlediği yollar tıpatıp aynı olacaktı:

I- Yerel halktan, en pespaye ve en kirli olanları seç; onları konuştur.
II- İlk maddeyi yapana kadar tekrar et.
III- İlk maddeye göre, kaçak ekibi bul. Duruma göre aralarına karış yada uzaktan izle.
IV- Bu da dahil olmak üzere, asla hiçbir plan tam olarak yürümez. Unutma.
V- Unutma, sende bir gün öleceksin.


Bende, öyle yaptım. Bir shinobi disiplininden çıkmadım. Yollarım çarpık, dar ve düzensizdi. Ama, kendi itikatımdan ödün vermeyecektim. Hatta, bir shonibiden daha disiplinli olmak zorundaydım. Sadece daha özgürdüm, bu özgürlüğü eğip bükmeyi öğrendiğim süre boyunca. Bu da bizi, bu iki gerizekâlı ile ne yapmam gerektiği konusuna getiriyordu. Onları öldürebilirdim, ki bu bariz çözüm olurdu. Ne var ki, bu iki adamın ölümünden bir şey kazanmayacaktım. Kibachi gözünde en ufak bir değerleri olsaydı, sadece bir saniye bile bu iki salağın önemli olduğunu yakalasaydım... Sırf Kibachi'nin dikkatini çekebilmek için bu iki adamı öldürecektim. Yavaş yavaş, tek bir kılıç darbesiyle değil. Birden çok, yavaş ve acılı kesikler ile...

Shigure stili, bir kuşun kanat çırpışından ismini alır. Hızlıdır, teknik ve kısa hamleler içerir. Fakat daha önemlisi, rakibi kanlar içinde yere düşmeye zorlar. Küçükken bilmezdim ama, bu stile yatkın olmamın sebebi buydu: rakiplerime üstünlüğümü belli edene kadar, onlar üzerinde dominasyon kurmamı sağlayan yegane Katana tekniğiydi.

"Katanam boğazına dayalıyken, bana ne yapıp yapmayacağımı mı söyledin sen?"

Arkadaşı için endişelendiğini biliyordum elbette. Yaralı olanın en kısa sürede müdahale edilmesi gerekiyordu. Ben onun yerinde olsam, yarayı dağ... Eh! Beni ilgilendirmezdi sonuçta. Bu ikiliyi öldürmeyecek olmak, kendi diyetimde bir anlık hile yapamamak canımı fazlasıyla sıkıyordu. Ama, elden bir şey gelmezdi. Bu iki avanağı, öyle yada böyle bırakmak zorundaydım. Kibachi beni beklerdi, hele hele şu Mai denilen hatun. Acaba güzel mi?

"Cebinizdeki tüm parayı, tüm değerli eşyalarınızı yere bırakın; sonra gidebilirsiniz. Arkadaşın bayılacak olursa, onun pis ceplerini de sen karıştıracaksın! Bir kuruş bile kaçırdığınızı görürsem, bu sefer yalancılığınız yüzünden dilinizi keserim. Kararlılığımı tekrar test etmek istemezsiniz."

Mai denilen kadınla görüşmeye gideceksem, cebimde biraz para olmasını istiyordum. Bukalemunun hangi suretine bürüneceğimi seçemesem de, parasız bir hergele yerine; karnı tok ve sırtı pek bir katil olarak karşısına çıkmanın daha 'temlinki' bir hareket olacağı kesindi. Hem... Üç kuruş paranın kimseye zararı dokunmaz.

Adamların bana verdiği şeyleri, eğer bu işe bir hile karıştırmazlarsa, alacak ve ardından (pis bir sırıtışın hemen sonrasında) bu ara sokaktan ayrılacaktım. Bana tarif edilen 'iş kadınını' bulmak için, bu kadının işlettiği ramenciyi bulmak üzere köyün merkezine doğru adımlayacaktım. Bu 'karşılaşma' için, katanamı tekrar savurarak kanlarını temizleyecek; onu dikkatli bir şekilde kınına yerleştirecek, üstüme başıma bir çekidüzen verecektim. Bir katilden ötekine nezaket dersleri.

Daha iyi katil, yada, daha zeki olanımız kazansın.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1674
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » April 5th, 2020, 8:10 am

Sana tamamen teslim olmuş ikiliden hala diri durabilenin sözleri bittikten sonra, net ve kesin bir tavırla otoriteni bir kez daha gösteriyorsun. Sözlerinle birlikte boğazına dayanmış katananın keskinliğinin bir kat daha fazla hisseden adamın yutkunduğunu ve alnından akan bir damla soğuk teri de net bir şekilde görebiliyorsun. Mutlak otoritenin altına ezilen adamın arkadaşı için endişelendiği bariz olsa da, şu anda kendi hayatını daha ön planda tuttuğunu da fark edebiliyorsun. Bu da kurduğun otoritenin bir getirisi olarak, her bir kelamının bir emre dönüşmesine vesile oluyor.

Adamlara karşı belki de şimdilik son emrini vermenin ardından, adam hızlıca ellerini ceplerine götürüyor ve cebindeki tüm parayı alelacele sana doğru fırlatıyor. Kendi ceplerini boşaltmasınn ardından ise arkadaşının ceplerini boşlatmaya başlıyor ve sonunda ayak ucunda yaklaşık 2.000 Ryo para ve bir adet altın yüzük duruyor. Altın yüzük sıradan bir alyans modelinden ibaret ve büyüklüğüne bakılırsa da bir kadına aitmiş gibi görünüyor. Üstlerindeki her şeyi sana vermiş adamlara keskin bir bakış atarak başkaca bir şeyleri olup olmadığını sorduğunda, karşılaştığın boş ve yalvarıcı bakışlar sana aradığın cevabı sunuyor.

Her şeylerini ayaklarının ucuna dökmüş olan adamların sundukları hediyeyi yavaşça yerden alıp kendi cebine indiriyorsun. Ganimetini almanın ardından adamları kaderlerine terk ederken, artık diğer adamın bayılmış olduğunu ve seninle konuşanın da adamı hızla bir yerlere götürmek için çabaladığını fark ediyorsun. Ancak genel shinobi tecrübene bakılırsa, kolunu kestiğin adamın bunca kan kaybından sonra yaşama ihtimali pek de varmış gibi durmuyor.


Rotanın Mai isimli kadının işlettiği ramenciye doğru çevirip köyün merkezine doğru ilerlemeye başlıyorsun. Dar ve düzensiz sokakları arşınlamaya başlarken katananı hızlı bir şekilde savurarak üzerine bulaşmış kanı temizlemeyi de ihmal etmiyorsun. Sokakların karanlığı, bir anda seni yürüyen bir gölgeye dönüştürürken, gözlerin bir anda gaspa uğrayan bir kişiye takılıyor. Tıpkı senin başına geldiği gibi iki adamın bir başka adama karşı yaptığı bu girişim, senin başına gelenin aksine olumlu bir seyirde ilerlerken, bu iki adamın sıradan berduşlar olduğu konusundaki düşüncelerin nedeniyle onlara pek takılmayı düşünmüyorsun. Adımların biraz daha devam ettiğinde, bu kez saatlik cinsel ilişki için pazarlık yapan bir hayat kadınına rastlıyorsun. Birkaç ryonun bile israf olacağı çirkinliktek kadın, yokluktaki adamla sıkı bir pazarlığın içindeyken, onları da bu çaresiz durumlarıya baş başa bırakıyorsun.

Kuromayu'nun loş sokakları, sana köydeki illegal olayların her bir köşe başında yaşanabileceğini ve insanların da bunu kanıksamış olduğunu anlatırken, bu kez ışıkların daha aydınlık durduğu ve köyün merkezi olduğu her halinden belli olan bir noktaya ulaşıyorsun. Geniş sayılabilecek bir meydanın etrafında toplanmış eski yapılardan süzülen ışıkların yanında, meydanın ortasında bulunan uzun direklerden gelen aydınlatma, bu noktanın köy merkezi olduğunu bağırıyor adeta. Bu aşamadan sonra ise, geriye Mai denilen kadının işlettiği ramenciyi bulmak kalıyor geriye.

İşletmenin tarzı ve mimarisini öğrenmiş olman nedeniyle, sokaktan gezinen serserilerle muhatap olmak yerine, kendin gözlemleyerek Mai'nin işletmesini bulmayı amaçlıyorsun. Bu doğrultuda da köy merkezindeki eski binalarda açılmış dükkanların, dükkanlardan daha eski duran tabelalarına ve dükkanların içlerine bakarak ilerliyorsun. Köyün merkezindeki hayat, ara sokaklardakine oranla daha sıradan bir görüntü çizse de, vaktin epey geç olması nedeniyle açık dükkanların genellikle içkili mekanlar olduğunu görebiliyorsun. Kendince eğlenen insanların arasından yavaşça ve kendini belli etmeden geçip giderek arayışlarını sürdürüyorsun ve birkaç dakikanın sonunda ise, yolun iki tarafından da dükkanlarla dolu olduğu bir noktada, konuşturduğun adamın tarif ettiği bir mimariye sahip ramenciyi görebiliyorsun. Etrafında gördüklerine nazaran daha yeni ve kaliteli üç katlı bir binanın zemininde bulunan ramenciye doğru ilerlemeye başlıyorsun.

Binanın ilk katından uzatılmış bir tentenin altında 6 adet taburenin bulunduğu ve bu taburenin de tezgahla buluştuğu bir dükkandan ibaret olan ramencinin içerisinde orta yaşlı bir adam ile orta yaşlı bir kadını görebiliyorsun. Dükkanda oturan tek bir kişi bulunuyor ve içerdeki hareketliliğe bakılırsa, henüz siparişini teslim almamış gibi duruyor. Adam ile kadının bulunduğu sınırlı alanın mutfak olarak kullanıldığını görebiliyorsun, ancak bu mutfağın arkaya açılan bir kapısının da bulunduğunu rahatlıkla görebiliyorsun. Şu anda dükkanda bulunan adam, koltukların en sağında oturmakta ve bu kısım kapının en uzak tarafı konumunda. Bunların dışında etrafında başkaca dikkat çekici herhangi bir detay veya ilgi çeken bir hareketlilik tespit edemiyorsun.
Off Topic
2.000 Ryo para ile altın yüzüğü imzana geçirebilirsin.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 121
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » April 11th, 2020, 5:30 am

Biraz para, altın bir yüzük... Kirli ganimeti cebe indirirken, bir saniye olsun tereddüte düşmemiştim. Bu iki avanağın, bir kadının kalbine sahip olamayacaklarından emindim. Adamların ganimetinin geri kalanı gibi, yüzük de bir başka zavallı ruhtan koparılmıştı. Kanlı para... Adamlara bu kadar işkence ediyor olmamın sebebi değildi elbette. Üç kuruş, muhtemelen hiçbir işime yaramayacak para da değildi ilgimi çeken. Sadece... Tekrar güçlü hissetmek istiyordum. Yaralanmam ve kaybedişim ile birlikte gelen hissi atmak, tekrar ayağa kalkmak ve bir tanrıyı kesmeye yetecek özgüveni geri kazanmak!

Arkamı dönüp gitmeden önce, kestiğim adamın çoktan öldüğünü fark etmiştim. Kalbi atıyordu belki ama, çok uzun sürmeyecekti. İki haydutu çok uzun süre boyunca sorgulamıştım. Bu köyde, bunca kan kaybını tedavi edecek herhangi bir hastanenin olmadığından emin gibiydim. Kendi kurallarıma karşı gelmiş, bir adamın canını (herhangi bir önlem olmadan) almıştım. Bu içimde, vicdandan tamamen uzak, bir sıkıntı hissi ile geri döndü. 'İzlerimi ortaya mı çıkarmıştım?' Bir katananın kestiği kolu, bir shinobinin hırpaladığı bedeni ve onun ötesinde yatan sır; yeterince dikkatli bir göz için hiçbir şeydi. Yine de...

Bulunduğum köyün kuralına göre davranmıştım. Kuromayu'da ya öldürürsün, ya da ölürsün denmişti. Kibachi için, köyün düzensizliğne hizmet etmeliydim. Gerekirse daha çok risk almalı, ismimin ve kalp atışımın fark edilmesine göz yummalıydım. Biraz risk almadan kazanamayacağım bir savaştaydım ve alın bandımı çizerken öğrendiğim gibi: kurallar her zaman daha fazla esnetilebilirdi. Ta ki kırılana ve parçalanana değin...

'Dükkanın dışına oturulup ramen yenilen bir yer.'

Eh, daha azından iyidir diye düşünüp yola koyuldum. Kuromayu'nun merkezi(?) denilecek bir açıklığa gelene kadar, gölgenin ve karanlığın içinde hareket ettim. Köşe başında bir başka suç, sinsice sürülüyor ve kendilerinden daha aşağı olana saldırmak için fırsat kovalıyordu. Hırsızlık, gasp, fuhuş, uyuşturucu... Halk için yeni bir şey değildi. Onların varoluşunun en temelini oluşturuyordu bu. Kimse yakınmıyor, kimse ağlamıyordu. Dünyanın sonu da böyle gelecekti, büyük bir bağırtı ile değil; sessiz bir inilti ile. Kuromayu bu fikri destekliyordu. Bir kez daha, evimde olduğumu hissediyordum. Ait değildim, var değildim. Ama yine de...

Durdurulmadan veya durmadan yolculuğuma devam ettim. Güneş ışınlarının ulaşmadığı, gökyüzünün karanlık ve zeminin tehlikeli olduğu sokakları geçtim. Uzun ve dar, pörsümüş ve kokuşmuş sokaklar beni görece daha geniş bir alana getirdi. Köyün bu noktası, kesinlikle köhneliğinden hiçbir şey kaybetmemişti. Sadece daha fazla insanın yan yana yürüyebileceği kadar genişti ve bir miktar daha fazla güneş ışığının yere değmesine izin veriyordu. Etrafta teker teker dizilmiş eski binalar ve onların hemen yanında sarkan uzun direklerden parlayan ışık, köyün merkezine ulaştığımı belirtiyordu. Bu noktadan sonra, sokağın gölgelerinden çıkıp, merkez boyunca hareket etmeye başladım. Köy merkezinin bir ucundan ötekine doğru yürüyecek ve bana tarif edilen ramenciyi bulmaya koyulacaktım.

Dar sokaklardan sonra, canlı işletmeler hoş bir değişiklik olmuştu. İşletme dediğim zaman, akla masumane hediyelik eşya dükkanları ve lüks restoranlar gelmesin. Pavyonlar, birahaneler belki de kumarhaneler... Hiçbir dükkan, bir diğerinden daha aşağıda değildi. Her binanın camlı yüzlerinin içinde, sarhoş ve bitap insanlar vardı. Eğleniyorlar yada acı çekiyorlardı, aradaki farkı anlayamayacak kadar umursamıyordum. Sadece alkolün ve bir avuç ışığın arasında, kıvrak ve hızlı adımlar arasında ilerliyordum. Herhangi biri değildim, hiçbiri değildim. Sadece bir gezgindim ve çevremdeki her bir değişkeni kullanarak, sessizlik içinde yol alıyordum. Nispeten daha zengin görünen bir binanın altına geldiğinde, farklı bir şey yapıp, durdum.

'Bu köy için fazla lüks, öyle değil mi?'

Daha yeni bir binanın altında olması dışında, herhangi bir farklı özelliğe sahip değilmiş gibi duruyordu. Tezgahın hemen önüne dizilmiş altı tabure ve bu taburelerin en sağındaki müşteri ile, göz alabildiğine sıradandı. Dükkanın içindeki mutfağı ve mutfağın içinde bulunan orta yaşlı iki kişiyi şimdiden seçmiştim. Acaba bu orta yaşlı kadın, Mai olabilir miydi? Yoksa, o kadına ulaşmaya daha çok mu vardı? Bu acı iki düşünceyi zihnimden silip, ramenciye doğru hareketlendim. Ramencinin içerisini en geniş açıyla gören tabureyi seçecek ve ona kıvrak bir hareketle oturuverecektim.

Ramenciye kurulduktan sonra, sıradan bir müşteri gibi etrafımı inceleyecektim. Özellikle, demin gördüğüm iki kişiyi kesecek; hangisinin diğerinden daha üstte olduğunu, orta yaşlı kadının bana bahsedilen kişi olup olmadığını kavramaya çalışacaktım. Eğer bir suç patroniçesinde(?) bulunmasını beklediğim(?) özellikleri çıkarabilirsem, kadın ile göz taması kuracak ve kibarca sipariş vermek istediğimi işaret edecektim. Eğer orta yaşlı adam benden önce davranır yada hareketlenmeye çalışırsa, ona izin verecektim. Şuan için görünümüm yeterince 'buralı olmadığıma' işaret ediyordu. Beni daha fazla 'yabancı' gösteren bir şey yapmamaya karar vermiştim.

Her şey, harikalar diyarına ulaşmak için.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1674
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » April 28th, 2020, 12:06 am

Vakit kaybetmeden dükkanın en solundaki tabureyi kendine seçiyor ve bu noktaya kuruluyorsun. Zaten küçük olan dükkanın içini görmek için herhangi bir tabureye oturman yeterli olsa da, arka kısma açılan kapının yarattığı gizem, seni bu kapının ardını görebileceğin tek tabure olan en soldaki tabureye yönlendiriyor. Tabureye oturmanın ardından ramencideki iki orta yaşlı ve müşteri sana bakıyor. Müşteri, tek bir kelam etmeden ve sana bakmaktan imtina edercesine bakışlarını kaçırıp eski noktasına çevirirken, orta yaşlı kadın zoraki duran ancak yine de bu köhnelikte insanı mutlu edecek bir şekilde öne doğru eğilerek seni selamlıyor. Orta yaşlı adam ise kafasıyla sana bir selam verdikten sonra, kaynayan tenceredeki uğraşına geri dönüyor. Bu noktada anladığın şey, dükkanı işleten ve yemekleri yapanın orta yaşlı erkek olduğu, kadının ise diğer işlerde adama yardımcı olduğu oluyor.

Orta yaşlı adam işine odaklanırken, orta yaşlı kadın usulca önüne geliyor ve "Hoşgeldiniz efendim. Siparişiniz nedir?" diye soruyor zoraki, ancak samimiyetsiz durmayan bir şekilde. Kadının bu sorusu üzerine orta yaşlı adam elinde işine devam ederken "Hoi Ako! Görmüyor musun, beyefendi burada yeni! Ona önce menüyü saymalısın." diyor. Bu uyarı üzerine yüzü hafiften ekşiyen kadın mırıldanarak ve sadece senin duyabileceğin bir şekilde "Sanki onlarca çeşit var da!" diye söyleniyor. Bu bıdırdanmasının senin tarafından duyulduğunu fark eden kadın mahcup bir şekilde ellerini önünde birleştirirken "Kusura bakmayın beyefendi! Tonkotsu, Miso ve Shio ramenlerimiz var! Bence Miso'yu tercih etmelisiniz. En paha... Şey yani en lezzetlisi odur! Ayrıca rameninize ekstra malzeme isteyebilirsiniz. Tabi bu ekstra ücrete ve malzemenin elimizde olup olmadığına da bağlı!" diyor hafifçe sırıtarak. Kadının bu cümleleri, erkekte belli belirsiz bir memnuniyetsizlik ortaya koysa da, işinin son kısımlarında olan adam beklemekte olan müşterinin ramenini hazır ediyor ve "Ako! Sipariş hazır! Müşterileri çok bekletme!" diyor. Adamın beklemekte olan müşteriyle arasında iki kol mesafesinden çok az daha fazla mesafe olmasına rağmen, senin önünde duran kadını çağırmış olması ile konuşma şeklini de dikkat aldığında, burada patronun erkek olduğu ve ikili arasında herhangi bir kan bağı bulunmadığı net bir şekilde anlaşılabiliyor.
Off Topic
Gecikme için sori, ama sen bekletme bu kadar :*
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1674
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 10th, 2020, 11:31 pm

Off Topic
Konuyu biraz hızlandıralım diyorum ve bu nedenle de konuya 48 saatlik pasiflik sınırı koyuyorum.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 121
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 16th, 2020, 9:30 am

Gözlerim, avını arayan aç bir akbaba misali taradı dükkanı. Köyün geri kalanından ne eksik, ne de fazlaydı... Ufaktı, içinde tepişen üç ruh haricinde neredeyse ıssızdı. Bir tanesi, aynı benim gibi taburelere çökmüştü. Bana bakmak istemiyor gibiydi, varlığımı en içten bir şekilde reddediyordu. Ötekisi yorgun gibiydi. Hayır, yorgun değil, isteksiz daha doğru bir tanım olurdu. Neyse ki bu orta yaşlı kadın, adâbın ne olduğundan haberdar idi, beni görür görmez eğilerek selam durmuştu. En sonuncusu ise, bu ikilinin tam ortasında yer arıyordu. Ne yerlere kadar eğilmiş, ne de umursamaz davranmıştı. Kafası ile basit bir selam vermiş, ardından işinin başına geriye dönmüştü.

'O zaman... Kadına oynuyoruz, değil mi?'

Tencerelerin başında oyalanan orta yaşlı adam, müessesenin sahibiydi. Belki, 'tam olarak' sahibi olmasa bile, burayı işleten oydu. Kadın ise, yaşına tezat bir şekilde, getir-götür işlerini yapan bir yardımcıdan ibaret olmalıydı. Hem beden dili, hemde beni selamlama tarzı bunu doğruluyordu. Bu da demek oluyordu ki, aradığım kadın burada yoktu. Amachi Mai'nin, basit bir ramenciyi işletmekten daha büyük işleri olmalıydı. Yine de, benim için bir şey değişmemişti. Eğer bir kralı öldürmek istiyorduysam, işe önce onun dilencisi ile konuşmaya başlamalıydım.

Kadın aheste fakat kibardı. Ne sipariş edeceğimi sorması üzerine, muhtemelen, patronu olan adam onu paylamaya başlamıştı. Ona, 'Ako' diye seslenmişti. Bunun üzerine Ako, sadece benim duyabileceğim bir ses ile adam ile alay etmiş; hemen ardından benim dinlediğimi fark etmesiyle utanarak lafı değiştirmeye çalışmıştı.


"Hayır, hayır hiç kusura bakmadım!"

Kadının bana sunduğu nezakete, aynı incelik ile cevap verdim. Zerafet ve tebessümün dünyasından uzak olabilirdim. Zerafete ve tebessüme ihtiyaç dahi duymuyor olabilirdim. En azından... Birkaç saniye için bu role bürünmek istedim. Sanki birkaç dakika önce, bir adamı yarı ölü halde bırakmamış gibi!.. İşler bu noktadan sonra karışmaya başlayacaktı ve yakın gelecekte, herhangi bir iyi niyet ve sıcak duygular ile iç içe olamayacağım hissine kapılmaya başlamıştım. Bir an önce, anın tadını çıkarmalıydım.

"Eğer en pahal... Yani en lezzetlisi Miso diyorsanız, ben bir Miso alayım. Sade olsun lütfen."

Hafifçe tebessüm ettim, Ako'ya doğru. Kadının siparişimi almasını bitirdikten sonra ise, yüzümdeki sıcak ifade çekiliverdi. Bir saniye için yalnız kaldığım anda, rolümden çıktım ve bir avcıya geri bürünüverdim. Bakışlarımı önce müşteriye doğru kaydırdım, beni görüp görmemesini önemsemeden adamı süzdüm. Hemen ardından ise, bakışlarımı aşçıya çevirdim. Yemeğimi hazırlarken ne yaptığını, Ako'ya nasıl davrandığına dikkat ettim. Ve dahasını isterseniz, sessiz kalıp neler yaşanacağını görmek için kendi kabuğuma çekilmiştim. Herhangi bir şey olmadan, daha fazla dikkat çekmemin bir anlamı yoktu. Burada yabancıydım, farklı bir surettim ve bunu biliyorlardı. Bu, yeterliydi.

Ne vakit ki, Ako siparişim ile geri dönerse, sadece onun duyabileceği bir ses ile fısıldayacaktım.
"Patronun tam bir baş belası, değil mi?" Hemen ardından ise, aynı demin Ako'nun yaptığı gibi, mahçup bir şekilde gülümseyecek ve siparişimi getirdiği için sesli bir şekilde teşekkür edecektim.

'Evet, tabii ki kadına oynuyoruz!'
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1674
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 17th, 2020, 1:15 pm

Ako'ya siparişini vermenin ardından, kadın hafifçe eğilerek yanından ayrılıyor. Her ne kadar orta yaşlı adam da vermiş olduğunu siparişi duymuş olsa da, yine de siparişinin Ako'dan duymak istercesine bakışlarını ona çeviriyor. Ako ise, sanki daha önce onlarca kez maruz kaldığı bu durumun yarattığı bezginlikle siparişini orta yaşlı adama iletiyor ve ardından da birkaç adım geri çıkarak adamın çalışmasını izlemeye koyuluyor.

Siparişin hazırlanmaya başlarken sen de bu boşluktan istifade ederek ilk olarak bakışlarını dükkandaki müşteriye çeviriyorsun. Önüne gelen yemeğini oldukça sessiz ve sakin bir şekilde yiyen, ancak pek aceleci bir tavır takındığı da söylenemeyecek olan adamın tipine baktığında, sıradan bir köylü olduğunu söylemek çok da yanlış değil gibi. Bakışları sadece önündeki yiyecekte olan ve çevresiyle olan irtibatını tamamen koparmış gibi duran adam, adeta yemeğinden başka hiçbir şeyle muhatap olmak istemiyor gibi duruyor. Adamın önemsiz ve senin açından iş çıkmayacak bir konumda olması, bakışlarını orta yaşlı adama yönlendirmene neden oluyor. Şu aşamada vermiş olduğun siparişi hazırlamakla meşgul olan ve suratına asık bir ifade takınmış olan adam, işini oldukça iyi ve profesyonel bir şekilde yapıyor gibi görünüyor. Tek odağı hazırlamakta olduğu yemekte gibi görünen adam, aslında zarif denebilecek hareketlerle çalışıyor. Bu sebeple, yiyeceklere saygı gösterdiği sonucunu çıkarabildiğin orta yaşlı adam, aynı saygıyı Ako'ya karşı gösteriyor gibi durmuyor senin gözünde. Nitekim, olduğu yerde öylee duran Ako, sadece orta yaşlı adamı izlemekle yetinirken, orta yaşlı adam Ako'yu hiç umursuyor gibi görünmüyor.

Kısa bir sürenin ardından siparişinin hazır olmasıyla birlikte, orta yaşlı adam tabağı Ako'ya veriyor ve "Siparişi müşteriye götür, hadi acele et!" diyor ters bir şekilde. Ako ise iki eliyle kavradığı geniş ve derin tabağı hızlıca sana doğru getiriyor, yavaş hareket etmiş olsa en fazla birkaç saniye kaybetmiş olacak olsa da. Siparişin önüne geldiği anda, henüz daha tadına bakmadan ramenin oldukça lezzetli olduğunu görüntüsünden ve kokusundan anlayabiliyorsun. Bakışlarını tabağından kaldırıp Ako'ya çevirdiğin anda, sadece Ako'nun seni duyabileceği bir şekilde cümleni kuruyorsun. Aslında dükkanın boyutları düşünüldüğünde, bu kısıklıkta konuşma diğerleri tarafında da duyulabilecek nitelikte olsa da, etrafındaki diğer iki kişinin ilgisinin üzerinizde olmaması, konuşmanın sadece ikiniz arasında kalmasını sağlıyor. Ako ise hafif kızarıp bakışlarını senden kaçırmakla yetinirken, sen de sesli bir şekilde teşekkürünü ediyorsun.

Teşekkürünün ardından Ako seni yemeğinle başbaşa bırakırken, diğer müşteri de yemeğini bitiriyor ve orta yaşlı adam Ako'ya "Hadi boşu al!" diye uyarıda bulunuyor. Müşterinin tabağını alan Ako tezgahın üzerine tabağı koyarken, müşteri "Eline sağlık Takuji-san, borcum ne kadar?" diye soruyor. Yemekleri hazırlayan orta yaşlı adamın isminin Takuji olduğunu öğrenmene vesile olan bu soruya karşılık Takuji "Mai-sama bugün için yiyeceklere değer biçmedi. Ne kadar istersen ver." diyor. Müşteri cebinden çıkardığı ryoları tezgahın üzerine bırakırken Takuji de önlüğünün ön cebinden bir defter çıkarıyor ve "Soyadın Ueda'ydı, değil mi Katai-san?" diye soruyor. Katai isimli müşteri olumlu bir şekilde başını sallamasının ardından Takuji de, adeta heceleyerek Katai'nin adını ve soyadını defterine yazıyor. Ardından tezgahın üzerindeki ryoları sayarak toparlıyor ve tüm parayı almasının ardından defterine bir şeyler daha yazdıktan sonra defteri tekrar önlüğünün ön cebine koyuyor. Katai'ye "Afiyet olsun, yine bekleriz." diyen Takuji, Katai'nin baş hareketiyle verdiği olumlu cevabın ardından, aldığı ryoları yemek yaptığı tezgahtaki çekmecelerden birine boşaltıyor ve sonrasında çekmeceyi kapatıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 121
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 19th, 2020, 4:44 am

Orta yaşlı adam, şef, müdür, yetkili... Çok fazla sıfat, çok az kimse. Sanırım bu karışıklığı çözmek için, bu orta yaşlı adama 'Kuromayu Kaymakamı' diyeceğim. Evet, kusursuz bir tercih oldu. Kuromayu Kaymakamı ve onun yardımcısı Ako!

Bu iklili, en azından kaymakam olan, işini fazlası ile ciddiye alıyordu. Sistematik ve neredeyse obsesif derecede kurallara uygun bir biçimde, adeta bir emir komuta zinciri altında bu ramenciyi işletiyorlardı. Ako'nun bu durumdan memnun olmadığı açıktı, herhalde kadın bir noktadan sonra saklama zahmetine girmeyi bırakmıştı. Burayı, birbirlerinden bıkacak kadar süredir işletiyor olmalıydılar. Yine de bir şey, onları devam etmeye zorluyordu. Boktan köy, zor yaşam şartları... İyi de bu disiplinin sırrı neydi? Kami-sama'nın asla bakmadığı bir köşede, tahta kurularının yavaş yavaş ziyafet çektikleri bir çatının altında dört garip ruhtan öte değildik. Bu, gerçekten saygı duyulası bir motivasyondu.

Yemeğimi beklerken, kendimi, varsayımlardan gerçeklere itmeye zorladım. Bakışlarım, bardağın dibinde kalan su misali, yavaş yavaş akmaya ve şekillenmeye başladı. Ramencinin genel çehresinden, boş taburelerden ve mekanı işleten ikiliden kendimi izole ettim. Yaşayanlara, nefes alan şu garip ruhlara odaklanacaktım. Yapacak daha iyi bir işim yoktu, en azından bir pratik olur diye düşünüyordum. Hayatta çok az gerçek ve somut bir şeye sahiptim, bunlardan en gerçek hissettireni ise zamandı. Zamanımı bir şeylere, herhangi bir şeye kullanmaya alışıktım. Mesela, şu önümde duran köylü adam gibi. Yemeğini sakin ve ağır bir biçimde yiyordu. Kafasını masadan kaldırmıyor, tamamen kurallara ve keskin çizgilere uyuyordu. Kıyafetleri, duruşu ve hatta çatalı tutuşu bile onun sıradan bir insan olduğunun nişanesiydi. Önemli değildi ve zaten, hangimiz öyleydik ki? Ama hayır, bu köy için olanını diyorum. Kibachi için, aradığım suç örgütü için önemli değildi. Yine de buradaydı, bilinen bir suç örgütü liderinin mekanında yemek yiyordu. Korkmadan, acele etmeden...

'Mai, tebaasına iyi davranıyor olmalı. Sıradan köylülerin burada yemek yemesine izin veriyor. Köylüler de ondan korkmuyor olmalı. Bir tabureye çöküp, ağızlarına ramen sokmaktan çekinmiyorlar.'

Bir yerden sonra sıkıldım. Ben, gizli değerleri ve cevherleri bulabilecek kadar sabırlı bir insan değildim. Gözüm daha parlak, daha şatafatlı şeyler tarafından cezbedilirdi. Köylü adam benim için değersizdi, kim olduğu veya yaşayıp yaşamadığı... Kuromayu Kaymakamı ise bambaşka bir hikaye. Buradaki dört kişiden, Mai'ye en yakın(?) olan tek kişi oydu. O, olmalıydı. Muntazam ve tutarlı tavırları, işine inanılmaz bir önem verişi ile onun bu hareketleri Mai için yaptığına ikna olmuştum. Belki kadına olan saygısından, belki de onun 'yanlışlıkla' kendisini görme korkusundan... Ne olursa olsun, adamın tavırlarını Mai ile ilişkilendirmek şuan için mantıklıydı. Hadi ama, baksanıza şu aptalın ne kadar ciddi olduğuna! Dünyadaki tüm ramenler bir araya gelse, bu adam kadar kendini ciddiye almazlar. Asık surat ve yıldırım hızında çalışan parmaklar bir araya gelmiş; bir dans adımını aratmayan cinsten kımıldanan bacaklar ile anlamsız bir bütün oluşturmuştu. İzlemesi bana acı veriyordu.

Adamın son ve keskin bir bıçak darbesinin ardından, yemeğin hazır olduğunu bildirmişti. Yine de, yetmez gibi, Ako'yu paylamaktan geri kalmamıştı. Buyurgan bir tavır ile, tabağı müşteriye götürmesi gerektiğini söylemişti. Ako, bir kucak köpeği gibi, kendisine buyurulan emre uydu. Kucağında tabak, bana doğru geldi. Ako'nun attığı her bir adım, ramenin güzel kokusu daha da yoğunlaştı. Usta işi bir ramendi, basit bir köyden beklenmeyecek zariflikteydi. Yemeğimi alıp, Ako'ya çoktan planladığım şeyleri fısıldadım. Bu riskli bir hareketti, ramencinin ufak boyutu düşünüldüğünde, herhangi biri tarafından duyulabilirdi. Gerçi, duyulsa da ne değişecekti ki sanki? Heh. Katanam hala ıslak olmalı.

-'Kadın seni reddetmedi, kaba davranmadı. Söylediğin şeyi kabul etti, bunun ne demek olduğunu biliyorsun Shun.'
-'Ama neden hep kadınlar olmak zorunda?'


Yemeğe gömüldüm bir süre, tadını çıkardım. Kaçak olarak yemek yemek büyük bir lütufdu, bunu yolda öğrenmiştim. Ama sonra, sonra ilginç bir şey oldu. Beni yemeğimden, o anki en büyük dünyevi zevkten koparan bir şey yaşandı. Diğer eleman yemeğini bitirmiş ve hesabını sormuştu, adının Tajuki olduğunu öğrendiğim herife. Ve Tajuki cevap vermişti: 'Mai-sama bugün için yiyeceklere değer biçmedi.' Zihnim düzenli işleyen bir tren istasyonundan, fazla gürültülü ve kızgın bir arı kovanına geçme sekansı sadece birkaç milisaniye sürmüştü. Mai, yemekler, Takuji... Adamın soyadının bir deftere yazıldığı defter, rastgele masaya konan ryolar...

'Eh, en azından kartlarını açık oynuyorlar. Bu da bir şeydir.'


"Mai-sama oldukça cömert birisi olmalı. Müşterileri onu çok seviyor olmalı."

Yemeğimden bir kaşık daha aldım. Neredeyse umursamıyormuş, havadan sudan muhabbet ediyormuş tavrımı sürdürmeye kararlıydım. En kötü şartlar için, orta yaşlı kadını işlemeye başlamış olabilirdim. Ama bu, kullanmaktan imtina edeceğim bir yoldu; yavaş ve yorucu. Onun yerine, dışarılardan gelmiş bir gezgin kimliğine sığınacaktım. Cahil ve aptal, Mai tarafından kolayca kandırılabilecek bir aptal. Bizim kaymakama böyle görünecektim, sakin ve kaygısız, bir kurban olarak götürülecek kadar umursamaz.

Bu kadar disiplinli bir adamın, kocaman bir 'basmayın' buttonu olduğunu biliyorum!
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1674
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 19th, 2020, 1:06 pm

Katai isimli müşterinin ayrılmasının ardından, tek müşteri olarak yemeğini yemeye devam ediyorsun. Doğru anın geldiğini hissettiğin sırada ise, yemeğine kısa bir ara veriyor ve cümlelerini savuruyorsun. Takındığın tavır ve cümlelerini kuruş tarzın, mevcut özelliklerin sayesinde direk Takuji'ye ve Ako'ya geçiyor. Ancak yine de, cümlelerine karşılık olarak Ako herhangi bir sözlü tepki göstermiyor ve yüzünde de değişen bir ifade tespit edemiyorsun. Takuji ise bir yandan ocağın üstündeki tencerelerle ilgilenirken seni hafifçe süzüyor ve temkinli bir tavır takınarak "Cömerttir." demekle yetiniyor. Sen yemeğinden yemeye devam ederken ise Takuji'nin bakışlarının ara ara sana çarptığını hissedebiliyorsun. Yine de istifini bozmadan yemeye devam ediyor ve avının oltaya gelmesini bekliyorsun.

Takuji ocağın başındaki işlerini hallettikten sonra Ako'ya bir el işareti yapıyor ve bunun tencerelerin kaldırılması olduğunu anlayabiliyorsun. Ako hızlıca tencerelere yönelirken Takuji de sana yaklaşmaya başlıyor. Bir konuşmanın başlayacağı bu anda belli olsa da ve hatta gidişatı konusunda bir fikrin bulunsa da, yine de büründüğün kişiyi oynamaya devam ediyorsun. Takuji elindeki bir bezle müşterilerin yemeklerini koyduğu bütünleşik masayı yavaşça silmeye başlarken "Buraya yemek yemeye gelebildiğine göre köydeki çapulcuların üstesinden gelmiş olmalısın. Mai-sama'nın buranın sahibi olduğunu da sana ötmüşlerdir kesin." diyor. Aslında Takuji tarafından pek de beklediğin türden bir konuşma başlamamış olsa da, işlerin daha hızlı ilerleyecek olması senin açından iyi gibi görünüyor. Öte yandan, Takuji'nin sözleri karşısında takındığın sahte tavırların pek de etkisi olmayacak gibi görünüyor. Bunun yanında, Takuji'nin herhangi bir soruyla konuşmayı bitirmemiş olması, aslında senin ne istediğinden ziyade kendilerinin gördüğü kadarıyla yetindiğini sana gösteriyor. Takuji'nin hali ve tavırlarındaki sakinlik ile sözlerinde kim olduğun, niye Mai'yi aradığın, buraya nereden geldiğin ve buna benzer başkaca hiçbir soru veya konuşmanın olmaması bir bütün haline geldiğinde, sergilemeye çalıştığın profilin Takuji açısından çok da işler nitelikte olmadığı gerçeğini sana fısıldıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 121
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 22nd, 2020, 8:12 am

Ağızımdan saçılan her bir sözcük, her bir ses, her bir düşünce zehirliydi. Katman katman ve yoğundu, ama nedendir bilinmez, bir o kadarda basitti. Artık yaşam biçimim haline gelmişti bu, sözcükler ile yaşamak ve sadece onlara tutunmak... Yalan söylemek benim için nefes almak kadar kolaydı. Hatta, eğer yalan söylemeyecek olursam bir daha nefes alamayacağımı düşünmeye başlamıştım. Adil veya onurlu bir hayat yaşamıyordum, hem de hiç. Bir samuray değildim, sadece, hayatta kalmaya çalışıyordum. Kalp atışından daha normal bir şeyi yapmış, yapıyor ve yapacaktım. Ve şimdi de, Ako ve Takuji'ye doğru savurmuştum yılansı dilimi. Onları hangi zehir ile sersemleteceğimi ve zihinlerinden hangi bilgiyi söküp alacağımı merak ediyordum.

"Cömerttir."

Takuji'nin bakışlarının üzerimde yoğunlaştığını hissediyordum. Kaçamak bakışlar, ama bunu saklamaya ihtiyaç duymuyordu. Ako ise şuana kadar bir tepki vermemişti. Hatta söylediğim şeyden sonra bile, yüzünde ufak bir mimik dahi oynamamıştı. Takuji'nin bana karşı olan dikkatinin arttığını hissetmiştim. Ne var ki, Takuji'de dahi herhangi bir değişiklik yaşanmamıştı. Sadece, bana daha fazla odaklanmaya başlamıştı. Sanki hep orada olduğumu biliyordu, ama, ama beni ilk defa 'görüyormuş' gibiydi. Yaptığı şeyi yapmasına, beni incelemesine ve söylediklerimi sindirmesini bekledim. Bu yolun bir nehir olduğundan emindim. Sadece, nehrin beni gitmek istediğim yere götürmesine izin vermem gerektiğini düşünüyordum.

Öyle de yaptım. Ramen'in keyfini çıkardım.

Takuji yavaş ama özenli bir şekilde mutfağıyla ilgileniyordu. İşini bitirdikten sonra, gayri ihtiyari bir el hareketi ile Ako'yu yanına çağırmıştı. Bunun üzerine Ako mutfağa yaklaşmış ve tencereleri bir o yana, bir bu yana doğru yerleştirmeye başlamıştı. Takuji ise... O ise bana doğru yönelmişti. Hemen önümdeki bütünleşik masaya doğru yaklamış ve elindeki bez ile onu ovalamaya başlamıştı. Beklediğimin aksine, benimle 'doğrudan' konuşmaya başlamıştı. Netti, hatta neredeyse korkusuz! Buraya kadar gelebilmemden köydeki ayak takımını yenmeme bağlamış, hatta mekanı da onlardan öğrendiğimi tahmin etmişti. Neredeyse etkileyiciydi, neredeyse...


"Demek uzun bir yoldan geldiğimi anladın. Güzel. O zaman bu soruyu sormakta bir beis yok. Efendin nerede?"

Takuji, nereden geldiğimi ve neden Mai'yi aradığımı sormamıştı. Ve ben de bunu ona söyleyecek değildim. 'Madem benim ne olduğumu, ne istediğimi bildiğini düşünüyor. O zaman, ona istediğini verelim.' diye düşünmüştüm. Neredeyse bitmiş yemeğimi bir köşeye koymuş, doğrudan Takuji'nin gözlerinin içine bakmıştım. Bir saniye önce olduğum kadar sakindim. Yine de, derinlerde bir yerlerde, daha buyurgan bir tona sarılmıştım. Tehditkâr değildim, ama, Mai'yi aradığım ifşa olduğu için onun hizmetkârına hiçbir şeyden anlamayan bir aptal taklidi yapmayı bırakmanın zamanı gelmişti.

Kadına kendi mekanında zarar vermeye gelmiş olamazdım. O yüzden, mantıken, Takuji'nin gidip Mai'yi çağırması için herhangi bir engel olmamalıydı. Eğer varsa bile... Kadını buraya çekmenin birden fazla yolu vardı. Ben ise şimdilik, zehirli sözcüklerin gücüne güvenmeliydim. Mai'yi bulduğum zaman, kadın ile ne yapacağımı hala tam olarak kestiremiyordum. Gerekmediği sürece, kadının hizmetkârlarını kesmeyecektim. Mai'yi nasıl ve ne şekilde kullanacağımı çözdükten sonra, gereği tekrar düşünülürdü elbet.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”