[Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 23rd, 2020, 12:16 pm

Cümleni kurup sorunu yöneltmenin ardından, Takuji'nin ağzının sağ tarafının hafifçe yukarı kalktığını ve küçümseme ile alaycılık arasında kalan bir tatta gülümsediğii görüyorsun. Bu anlık gülümsemesini burnundan verdiği hızlı hava ile taçlandıran Takuji yüzünü tekrar eski haline getirirken "Mai-sama nerede istersen oradadır. Esas sorman gereken onun nerede olduğu değil, onun karşısında nerede olduğun olmalı genç adam." diyor. Bir bilgenin sözlerinden ziyade, kılıç kuşanmaya hazır iki düşmanın ilk cümleleri tadındaki bu konuşmasının ardından elindeki bezi katlayıp kenara koyarken bakışlarını senden ayırmadan "Ako! Müşterimizin yemeği bitmiş, tabağı al!" diyor. Ako elindeki tencereyi bırakıp senin bulunduğun noktaya doğru gelirken, Takuji tam karşına geçiyor ve ardından önlüğünün ön cebinden, az önce Katai isimli müşterinin ismini yazdığı defterini çıkartıyor. Bakışlarını hala üstünde tutan Takuji "Olayı kavramışsındır, o yüzden adın ve soyadını öğrenebilir miyim?" diyor bu kez tam bir dükkan sahibi edasıyla.

Aynı sırada Ako da tabağını almak için hareketlenmiş duruyor. Ako ve Takuji ile aranda sadece bir tezgah bulunuyor ve bu tezgahın üstünde öbür tarafa atlamak senin için oldukça kolay bir aksiyon gibi görünüyor. Öte yandan Ako ve Takuji'nin herhangi bir gerginliğe ve saldırıya karşı hazırlıksız bir görünümü bulunuyor. Takuji, kendinden emin bir şekilde adını deftere yazmak için bekliyor, Ako ise bir an önce tabağını alıp işinin başına dönmek istiyor gibi görünüyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 120
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 24th, 2020, 6:59 am

'Hım... Neden her ama her defasında işleri zorlaştırıyorlar ki?'


Derince bir nefes aldım. Bu sinirli, öfkeli yada gözü dönmüş bir adamın nefesi değildi. Daha çok... Yılmış bir adamın nefes alışı gibiydi, yorgun ve çaresiz. Çünkü, günün sonunda, bıkmıştım. Efendilerinin köpeklerinin sesinin, efendilerinin bizzat-i kendilerinden bile daha çok çıkmasından tükenmiştim. Her bir kucak köpeğini ehlileştirmenin benim, bendeniz Shun'un işi olmasından sinir olmaya başlamıştım. Nedendi ki? Neden onu öldürebilecek, zarar verebilecek veya üç metre önünde duran (ve bir pislik gibi davrandığı) kadını ortadan ikiye bölebilecekken... Neden beni tahrik etmeye çalışıyordu ki? Silah elimin hafiften kaşındığını hissedebiliyorduysam da, bu güdüye karşı koydum. En azından, şimdilik.

'Ama, onu ilk sen kışkırttın Shun. Onun bir hizmetkâr olduğunu söyledin. Sadece havlamana karşılık veriyor.'

Eh, doğruya doğru! Adamın tasmalı bir it olup olmadığından da tam emin değildim. Ama örgütün yüksek seviyeli bir adamının, tüm gününü boş bir ramencide yemek yapmak olmadığını varsaymıştım. Belki sırdaşı, koruması ve o tip lanet bir şey olabilirdi. Hatta şu bahsi geçen Utagawa'lardan birisi bile olabilirdi. Ama... Bu neyi değiştirirdi ki? Bana verilen bilgiye göre, buralardaki en büyük isim Mai'ydi. Ondan bir santim bile geride olan herhangi bir aptal, dolandırıcı, suçlu, pezevenk, katil, hırsız yada düzenbaz ile işbirliği yapmayı reddediyordum. Ve gerekirse, örgütün üst kademelerindeki her bir adamı avlamam gerekse bile... Mai'yi yuvasından dışarıya çıkarabileceğime dair güçlü bir fikrim vardı.

'-Sana düzensizliğin bir çeşit düzen olduğu söylendi. Şu ihtiyarın boynunu kırmaya ne dersin? Kurallara boyun eğ.'
'-Kadını tanımıyorsun, örgüt hakkında en ufak fikrin dahi yok. İçgüdülerin son zamanlarda sadece öldürmeye yarıyor. Emin misin?'


Son zamanlarda bir bütün değil, birden fazla parçaya bölünmüş bir ayna gibi hissediyordum. Sanraku'dan beridir, parçalarımın yeterince doğru bir şekilde kaynamadığını biliyordum. Artık, kendimden daha fazla şüphe ediyordum. Mantığım ve içgüdüm iki farklı ses olmuş, evrenin bir köşesinden ötekisine doğru bağırıyorlardı. Plansızlık ise, en beteriydi. Hangi sesi dinleyecektim, onlarınkini mi? Mantıklı ve katana kadar soğuk olanı mı? Bir kalp atımı kadar canlı ve sıcak olan içgüdüyü mü? Yoksa... Kendiminkini mi? Ama tüm bunlar bir kenera... Takuji denilen bir ihtiyarın beni kışkırtmasına izin mi verecektim? Hele hele, bariz bir şekilde bunu yapmasına rağmen...

Hayır.


"Onun karşısında nerede olduğumu, 'sen' mi değerlendireceksin?"

Adamın gülüşüne reverans yaparcasına, gülümsedim. Bariz bir aşağılama duygusu ile, 'sen' kelimesine bastırabildiğim kadar bastırarak! Yok hayır, adamın gazına gelmemiştim. Sadece adamın deminki yaptığı konuşmanın ve takındığı tavrın gerçek olup olmadığını görmek istiyordum. Gerçekten beni küçümsüyor muydu, yoksa demin damarına bastığım için mi öyle viyaklamıştı bunu bilmek istiyordum. Ve bir de... Açıkçası bunu yapmak iyi hissettirmişti. Basit bir aşçı olup olmaması önemsiz, adı Mai kadar önemli olsaydı köylüler onu çoktan duyar ve bilirdi. Bir aşağılık sendromuna denk gelmiş olmayı, oldukça çok isterim!

"Köylüler bana, Kuromayu'nun sadece düzensizlik ile varolduğunu söylediler. Ki bu garip, köyün gerçek sahibinin mekanında her şey çok düzenli bir şekilde tutuluyor." -Birkaç saniyeliğine bakışlarımı, adamın elinde tuttuğu deftere odakladım. Sonrasında tekrardan, adamın gözlerinin içine bakmaya başladım.- "Mai-sama karşısında nerede olduğum, sadece o tarafından değerlendirilebilir. Şimdi iyi bir hizmetkâr ol ve efendin adına karar vermeyi KES!"

'Rakumei no Jutsu'

Bir anlığına, çok uzun süredir erişmediğim chakrama eriştim. Onu, gözle görülmeyen bir irade ile dövmeye çalıştım. Son sözcükler dudaklarımdan dökülürken, chakramı dışarıya salacaktım. Suratıma doğrudan bakan Takuji'nin zihnine bir saldırı yapacak, onun benden deli gibi korkmasını sağlamaya çalışacaktım. Ako'nun bu teknikten etkilenip etkilenmemesi çok umurumda değildi. Her iki durumda da, tekniğimin bu insanlara ne yapacağını gözlemleyecek ve ona göre hareket edecektim.

Eğer herhangi bir tehlike sezersem (buna yardım çağırmak da dahil) hemen savaş pozisyonu alacak ve bir karşı saldırı için fırsat kovalayacaktım. Yok eğer işler kusursuz gider ve tekniğim tam anlamı ile işe yararsa, çevik bir adım ile tezgahın dibine kadar gelecek ve yaşlı adamı yakasından nazik bir biçimde kavrayacaktım. Bu kavrama sırasında göz ucuyla tezgahın altında (daha önce göremediğim kısımda) herhangi bir şey saklı olup olmadığını kontrol edecek, ardından aynı işlemi Takuji'nin üstündeki olası tehlikeli cisimler için de yapacaktım.

Sonrasında ise... Eh, bu noktadan sonra adamın söyleyecekleri oldukça önemliydi. Eğer kibar bir şekilde konuşur, ilgimi çeken ve Mai'ye nasıl ulaşacağım hakkında bir bilgi verirse; adamın yakasını bırakacak ve dağıttığım kıyafeletleri zerafet ile düzeltecektim. Yok eğer deminki gibi bana saygısızlık yapmaya kalkarsa, adamın tuttuğum yakasını kendime doğru çekecek ve suratını masaya vuracaktım.

'Onu öldürmeye gerek yok, sadece konuşmaya gerek olmadığı gibi. Sadece konuşamayana kadar dövmeliyim, gerekirse Ako'yu saçından sürükleyerek Mai'ye götürürüm ve köpeğini en baştan eğittiğimi söylerim. Benim Mai'ye kazandırabileceklerimin yanında bir aşçı hiç!'
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 24th, 2020, 11:24 pm

Sorduğun soru karşısında, niyetinin ne olduğunu bariz bir şekilde anlayan Takuji, suratına seninkini andıran bir gülümseme konduruyor. Sözlerinden çok alınmış veya gocunmuş gibi durmayan Takuji hafifçe kafasını aşağı yukarı sallarken, sen de diğer cümlelerine geçiyorsun. Defter ile kendisi arasında gidip gelen bakışlarına tepki vermekten uzak kalan Takuji, cümlenin son kelimesiyle bir anda irkilirken genjutsun da devreye giriyor. Takuji'nin bir anda boşalan elinde kayıp giden defter ve Ako'nun elinde düşürdüğü tabak senkronize bir şekilde yerle buluşurken, kırılan tabağın yarattığı ses, oluşturduğun korku dolu auranın etkisi altında sessiz kalıyor adeta. Yüzündeki her bir kası gerilen Takuji bir an için kaçmak istercesine etrafına kaçamak bakışlar atıyor. Aynı esnada sen de çevreden gelen herhangi bir olası tehlikeye karşı kendini tetikte tutuyorsun. Ancak çevredeki en ufak bir hareketlilik dikkatini çekmiyor ve genjutsun kusursuz bir şekilde işleyerek Takuji'yi istediğin pozisyona getiriyor.

Tezgaha iyice yanaşarak Takuji'nin yakasını nazikçe kavrıyorsun. Yüzündeki korku dolu ifade, ilk andakine nazaran bir nebze silinmiş olan Takuji, yine de gözlerini gözlerine sabitleyebiliyor. Bu esnada sen her ne kadar tezgahın göremediğin kısmını görmeyi amaçlasan da, bunu tam olarak yapabilecek pozisyonda olmaman nedeniyle, tezgahın altında bir şey olup olmadığı konusunda emin olamıyorsun. Ancak genel itibariyle, Takuji'nin hareketlerinden de yola çıkarak, tezgahın altında seni sıkıntıya sokabilecek herhangi bir cisim olmadığını anlayabiliyorsun. Aynı şekilde, Takuji'nin üstüne baktığında ise sadece elindeki kalemin bir tehdit olduğunu, bunun dışında sana zarar verecek hiçbir materyale sahip olmadığını anlayabiliyorsun.

Takuji ile aranda yarattığın gerilim birkaç saniye daha devam etse de, adamın ağzından pek de bir şey dökülmüyor. Her ne kadar bir şeyler söyleyecek gibi dursa da, içten gelen bir dürtüsünün buna engel olduğunu düşünmeden edemiyorsun. Bu haliyle de, işlerin güzel güzel konuşmayla sonlanamayacağını anlıyorsun. Takuji'nin suratını önündeki masaya vurduğun anda, Ako'nun tiz bağırtısı kulaklarını tırmalarken, Takuji'nin de acı çığlığı kulakların değiyor. Kırılan bir burnun çıkardığı ses, tüylerini diken diken ederken Takuji'nin burnundan akmaya başlayan kanın tezgaha yayıldığını görebiliyorsun. Bununla birlikte Ako'nun da dehşete düşmüş görüntüsü, daha önce sergilediğin türden bir şey ile karşılaşmadığını sana anlatmaya yetiyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 120
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 25th, 2020, 1:11 am

'-Köyün düzensizliği, onların düzenidir.'
'-Buradan birine zarar versen ve hatta öldürsen bile, kimse peşine düşmez.'
-'Ama köye düzen getirmeye kalkarsan...'


Kulağıma çalınan düşüncelere kapımı açmıştım. Tüm bu söylenen şeylerin basit çapulculara ait olduğunun, doğruluğunun kanıtlanmadığının ve Mai'nin mekanını işleten adamlar için geçerli olup olmadığını elbette bilmiyordum. 'Ama' diye düşündüm, 'ama, Mai hakkındaki ilk izlenimim onun bir iş kadını olduğu. Eğer durum buysa, basit bir aşçıdan daha fazlasıyım. Onu öldürmemde bir sakınca yok. Ötekini de...' Köye uyum sağlamalıydım. Eğer onların arasına karışacak, yerleşik bir örgütü manipule edecek ve onları kendi çıkarıma kullanacaksam; sınırlarımı ve kurallarımı gevşetmeliydim. Bunun anlamı sebepsiz zalimlik olabilirdi, bunun anlamı öldürmek veya kan akıtmak olabilidi. Farketmeyecekti. Ekstrem şartlar, ekstrem çözümleri getirirdi.

Suratıma kondurduğum sırıtış, karşı taraftan cevaplandı. Aynı şekilde, aynı formda, aynı düzlemde. Onun sınırlarında gezinmiyor, hassas bir nokta bulamıyor veya ciğerinin yakınına saplanmış bir bıçağı yavaşça çevirmiyordum. Bunu defalarca yapmıştı ve defalarca yapacaktı. Belki de, gerçekten Mai'yi bulmaya çalışanlar için ilk önlemdi. Sonuçta Mai'nin adamıydı ve bunu herkes biliyor olmalıydı. Kimsenin kendisine zarar veremeyeceğine yönelik büyük bir kanısı olmalıydı. Sonuçta... Arkasında kendisinden daha büyükleri olduğunu biliyordu. Kim bilir... Yanılıyordu. En az benim kadar, hatta daha fazla.

Kendisiyle yalnız olduğum bir odada, onu benden koruyacak bir güç yoktu. Bunu, öğrenecekti.

Genjutsumun devreye girişi, bir tabak ve kitabın aynı anda yere düşme sesi ile tescillendi. Yaşlı adamın yüzündeki her bir kasın seğirdiğini, kalbinin hiç olmadığı kadar hızlı çarptığını görebiliyordum. Bir yerlere atlamak, zıplamak, sıçramak veya yüzük oyun yuvarlanmak için kaçamak bakışlar atıyordu. Ama, nafile! Herhangi bir hareket yapamayacak kadar şoktaydı. Adımladım, adımladım ve adamın yanına kadar girdim. Nazikçe, yakasından tuttum. Ona zarar vermeyi düşünmüyordum, son ana kadar düşünmemiştim. Şimdiye kadar çözülmesini bekliyordum. Bana Mai'ye giden yolu söylemek zorunda değildi. İstese, onu çağırabileceğini biliyordum. Gerekirse adamın cesedi ile birlikte bu dükkanı yakar ve tüm köy halkına Mai'nin gelmesi gerektiğini söyleyebilirdim sonuçta. Ama...

Ama, hayır. O, uslu bir köpek olmayı tercih etti. Ağzını açmadı yada... Açacaksa bile, pek hoş şeyler çıkmayacaktı oradan. Hayal kırıklığına uğradım, birazcık... İçimde bir yerlerde, vahşi bir dürtü kıpırdandı. Sanki bir noktada, işleri benim adıma kolaylaştırmadığı için sevinmiştim. Bana karşı koyması hoşuma gitmişti. Sonunda, belki de ilk defa, bana bakmıyor; beni görüyordu! Kalbinden pompalanan kan ivme almışken, aldığı nefes göğsüne sığmazken... Tüm gözbebekleri bana kilitlenmiş şekilde bana bakıyordu. Korkuyor muydu? Genjutsunun etkisi yitmesine rağmen, sonunda Ashikaga Shun'dan ötürü dehşete kapılıyor muydu? Yoksa, hala güveniyor muydu kendisine. Elinde tuttuğu kalemi bana saplayacak kadar cesur muydu, yoksa beni tehdit edip caydırmaya mı çalışacaktı.

Adamın aklından hangi saçmalık geçiyor olursa olsun... Buna izin vermedim! Onu yakasından kavradığım gibi kendime çektim ve masayı, adamın suratı ile dövdüm!

Yine eş zamanlı bir ses çıkıverdi. Adamın burnunun çıkarttığı iç gıdıklayan sese eşlik eden, bir çift çığlık duyuldu. Birisi acı doluydu, kalın ve yaralıydı. Ötekisi daha feminendi, acı olmasa bile korku doluydu. Takuji'nin burnundan akan kan masayı çepeçevre sararken, göz ucum ile Ako'yu inceledim. Tamamen dehşete düşmüştü, kıpırdayacak dermanı kalmamıştı. Daha önce böylesi bir şeye tanık olmuşa benzemiyordu, gafil avlanmış gibiydi. 'Yani, kimse burada böyle şeyler yapmıyor demek.' diye düşünmeden kendimi alamadım. 'Eh, bir yola girdik bakalım. Artık buradan geri dönüş yok, Shun.'


"Ako-chan, lütfen ses çıkarma ve hareket etme." dedim kibarca, hala bakışlarım Takuji'nin üzerindeyken. Sonrasında devam ettim. "Sana gelirsek, Takuji... Efendini son ana kadar savunuşun takdire şayan. Ama onu, olmayan bir düşmandan koruyorsun. Kendimi örgüte kanıtlamam gerekecekse, hala kalbin çarparken, omurganı söküp Mai-sama'nın önüne atarım. Bunu yapmak istemiyorum, elimi bir daha zorlama!"

Olayları kontrol altına almak için, dükkana hızlıca göz gezdirdim. İşlerin daha da çığrından çıkmasına izin vermek istemiyordum. Ako veya Takuji aptalca bir şey yapmaya kalkarsa, güç kullanarak onları durdurmaya çalışacaktım. Sakince konuşmama karşılık, verdiğim zarara rağmen, uslu bir şekilde emrime itaat etmelerini bekliyordum. "Sadece... İş arayan bir gezginim, efendin için yararlı olabilirim. Bana onu çağırır mısın Takuji-san?"

Tatlı tatlı konuştum ve ardından gülümsedim. Eğer hayır derse, adamı tekrar yakasından yakalayacak ve bir kere daha kafasını masaya vuracaktım. Elindeki kalemi bana karşı savurmasına hazırlıklıydım, eğer öyle bir şey yaparsa, bu sefer daha fazla güç kullanarak adamın canını yakacaktım. Öyle yada böyle, çözülecekti zaten. Neden uğraşıyordu ki?
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 25th, 2020, 9:41 pm

Ako'ya verdiğin talimatlar, takındığın tavır nedeniyle işe yaramış görünüyor ve korkudan buz kesmiş kadın kesik baş hareketiyle söylediklerini yapacağını onaylıyor. Takuji ise, elinin altında ezilen başıyla pek de sana direnebilecek gibi görünmüyor. Ancak bu kez genjutsunun etkisini yitirdiğini anlasan da, artık yarattığın tablonun oluşturduğu korku ile Takuji ve Ako'ya hükmetmeye başladığını fark edebiliyorsun. Hem Ako hem de Takuji yarattığın bu baskının altında pek de yerlerinden kıpırdayacak gibi durmuyor ve bu sayede sen de gereksiz bir güç kullanımının önüne geçmiş oluyorsun. Takuji'ye bir kez daha sorunu yöneltmenin ardından, Takuji hırlarcasına can havliyle bir ses çıkarsa da, bu sesin senin işine yarayan ve soruna cevap veren türden olmadığını biliyorsun. Bu sebeple de Takuji'nin kafasını bir kez daha masaya vurduğunda, bu kez daha derin bir acı haykırışı ile korkmuş bir kadının çığlıklarını sergileyen konçerto kulaklarına çalınıyor. Takuji'nin suratından akan kanları masadan damla damla aşağıya süzülürken, dükkanın arka kısmına açılan ve senin tam karşısına oturduğun kapı bir hışımla açılıyor.

Ellerini Takuji'nin kafası üzerinde tutmaya devam edip, her türlü ihtimale karşı gözlerin hızla açılan kapıya ilişirken, kapıdan çıkan oldukça iri ve kilolu, beyaz saçlarını geriye doğru toplamış, kulakların değerli oldukları her halinden belli olan büyük küpüler ile boynundan değerli taşlardan olduğu aşikar bir kolyesi olan ve yaptığı makyaja rağmen çok da ilgi çekici durmayan asabi bir kadın beliriyor. Aşağı yukarı 180 cm boya sahip kadın hışımla açtığı kapıdan, aynı sertlikteki yüz ifadesiyle kendisini belli ederken, yaşananlara pek de şahitlik etmemiş gibi "Eğer iki dakika rahat rahat uyuyamayacaksam, buranın benim mekanım olmasının ne anlamı var! Neler oluyor burada Takuji!?" diyerek dükkanda sizin bulunduğunuz yere giriş yapıyor. Kadının sözlerinden ise, kim olduğunu anlaman çok da zor olmuyor.

Amachi Mai
Image
Mai havaya savurduğu cümlelerinin ardından karşılaştığı tablo karşısında bir saniye kadar yüzünü ekşitiyor ve hemen ardından bakışlarını sana yöneltiyor. Yüzünde, mevcut becerilerin ile çok da anlam veremediği bir ifade bulunan Mai bir anda tekrar bakışlarını Takuji'ye yöneltirken "Takuji, şu lanet suratını masadan kaldır ve pis kanını dükkanımın içine akıtmaktan vazgeç!" diyor. Aslında üstü kapalı olarak sana da Takuji'yi rahat bırakmanı söyleyen Mai, konuşmasına hiç ara vermeden Ako'ya dönüyor ve "Sen de şu pisliği temizle bir an önce!" diyor gaddar bir ses tonuyla. Çalışanlarına verdiği net emirlerin ardından bakışlarını sana yönelten Mai, usulca ve huysuz bir yüz ifadesiyle Takuji'nin yan tarafına doğru gelip seni süzmeye başlıyor. Hemen ardından ise "Kimsin bakalım güzel çocuk? Benim mekanımda benim çalışanlarıma elini sürebildiğine göre, burasıyla ilgili ufak tefek bilgin var demek." diyor. Sözlerinin ardından üzerindeki kürkün iç kısmında bir paket sigara çıkaran kadın, ağzına bir dal sigarayı alırken paketten sana da bir sigara çıkarıp masanın üstüne atıyor. Nezaketten uzak ve zoraki bir ikram gibi görünen bu tavrın ardından sigarasını yakan Mai, aldığı nefesi havaya savururken, çakmağı da sigaranın yanına bırakıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 120
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 25th, 2020, 11:31 pm

Artık odada sadece tek bir kişi vardı.

Elimin altında tuttuğum kelleden oluk oluk kan gelirken, birkaç metre ötemizdeki titrek beden ise emrime âmâdeydi. Artık onlar Takuji ve Ako değildi, ben onlara ne isim vermek istersem o'ydular. Onlara ne yapmak istersem, o'na dönüşürlerdi. Onlara ne emredersem, o'nu yaparlardı. Yaşamları ve kaderleri, sadece ağzımdan çıkacak tek bir sözcük ile şekillenecekti. Bu bana sınırsız bir güç hissettiriyordu. Kim oldukları, ne oldukları önemli değildi. Sadece hayat bir podyumdu ve ben, onun ışığının huzmeleri etrafında hayat buluyordum. Ve dediğim gibi, artık odada sadece tek bir kişi vardı. Ben, bendeniz Ashikaga Shun!

Birkaç saniye önce beni küçümseyen adamın acı ile inleyişi, titrek kadının sözlerime tamamen bîat edişi keyfimi tamamiyle yerine getirmişti. İki aciz adama karşı bunca keyif gerekli miydi diye sormadan edemiyordum kendime. Ama ardından, bunun bir ego tatmini olmadığını hatırlıyordum. Amacım rastgele iki insanı kesmek ve biçmek değildi. Bana bakmalarından nefret ediyordum, beni görmeleri ise bambaşka bir meseleydi elbet... Beni, görüyorlardı! Ve bunun bende yarattığı etkiyi anlatacak kadar iyi bir şair ile daha önce hiç tanışmamıştım. Benim şairane yeteneklerim ise, o kadar yüce bir şeyi anlatacak kadar büyük bir günah işlemezdi. İşleyemezdi.

Eğer sonunda beni görüyorlarsa, daha ileriye gitmenin anlamı yok.

Adama tekrar sordum, Mai nerede diye. Onu öldürmeyecektim, kadına ise zor kalmadığım sürece dokunmayacaktım. Görülmeyen, değeri bilinmeyen ve bir kenara itilen karakterlere karşı kendimi hep empatik hissederdim. Belki de Ako'yu gördüğüm birkaç saniyede, ona yapılanlardan dolayı daha kızgındım Takuji'ye. Belki de sadece... Aksi bir ihtiyar olduğu için, bana başka birini yansıtıyordu. İblis sureti neden adama yapmak istediklerimi, bu adama yapıyor olabilir miydim? Sanmam. Hala yaşıyordu, hala parmakları ve dili yerindeydi. Hala ona sözünü verdiğim gibi, kalbi hala atarken omurgasını söküp çıkarmamıştım. Ama, bana ikinci kez yanlış yaptı. Bunu yapmamalıydı.

Adamın kafasını var gücümle masaya çarptım. İkinci kez, daha güçlü bir haykışır ve daha tiz bir çığlık eşlik etti. Buna ne kadar daha katlanabileceğini bilmiyordum. Üç, beki dört?.. Gerek yaşı, gerek ise sıradan bir köylü oluşu onu benim methodlarıma karşı daha savunmasız bırakıyordu. 'En azından sadece fiziksel acı hissettiriyorsun. Yeterince sinirlenseydin, zihni ile oynardın Shun.' Sağduyum bu sefer haklıydı. Fiziksel yaralar geçebilirdi, ama zihnine bırakılacak bir hasar onu daima izleyecekti. Ama ne vardı ki... Bu oyundan sıkılmaya başlamıştım. Takuji'ye bir kere daha sorumu yöneltecek ve ardından, ona söz verdiğim şekilde öldürecektim. Göğsünü tek bir katana darbesi ile yaracak ve Ako'nun gözlerinin önünde bedenini parçalayacaktım. Sadece tek bir soru kadar sonra.


"Tekrar so-"

Dükkanın kapısının var gücüyle açılması, sesimi bastırdı. O, gelmişti.

► Show Spoiler

Bir dev kadar iriydi, o. Gövdesine geçirdiği kıyafetler, bir gergedanın üzerine örtülmüş yemek örtüsü kadar gergindi. Fazla yemekten şişmiş gövdesi, bir ağaç gövdesi kadar kalınlaşmış boyna bağlanmıştı. Lop lop etin arasına sıkışıp kalmış bir kolye, hemen gözüme ilişmişti. Değerli taşlar ile bezenmişti, bu köy için fazlaydı. Aynı şekilde, kadının kulaklarındaki küpelerin pahada ağırlığı da en az kendisi kadardı. En az, kendisi kadar... Benimle eş boyda, iki kat fazla kiloda olan bu kadının, tahminen orta yaşlarında olduğunu düşünüyordum. Yüzüne yaptığı yoğun makyaj onun yaşını tahmini zorlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı. Üzülerek söylüyorum ki, Amachi Mai bir...

...Hilkat Garibesiydi!

Ortamın ambiyansı aniden değişmişti. Artık odada tek kişi yoktum, hayır, sahnemi bir başkası ile paylaşıyordum. Odada yarattığı aura, kendine olan güveni, onun aradığım kişi olduğunu gösteriyordu. Mai, bu odanın sahibiydi. Her ne kadar kadının görünüşünün bende yarattığı hayalkırıklığı hala tükenmemiş olsa da, onu bulmuş olmak yüreğimi ferahlatmıştı. Kadının yüzündeki sert ifadeye, haşin tavrına veya sert sözcüklerine takılmadım. Ona karşı edindiğim ilk izlenime göre... Kendimi kolayca kabul ettirebilir mişim gibiydi. İhtimallerden birisi kadının bir shinobi yada shinobilik ile bağlantısı olmasıydı. Yok hayır, o değildi. Yüzüne yaptığı yoğun makyaj ve muhtemelen kimsenin onunla flört edemeyecek kadar çirkin (veya korkunç) oluşu... Benim işime gelirdi.

'Bunu gerçekten yapıyor muyuz?'

Kadının üstü kapalı bir şekilde Takuji'yi bırakmamı söylemesine, içten içe gönülsüzce, itaat ettim. Adamı bıraktım ve kendimi, tam olarak Mai'ye doğru çevirdim. Şaşkın görünüyordu, sadece birkaç saniye için, bu durum değişmedi. Ardından, kontroli geri toparladı. Takuji ve Ako'ya ardı arkasına emirler yağdırmaya başladı. Sessizce onu izledim. En az içeriye girdiği andaki kadar haşindi. Adamlarına birer pislik gibi davranıyordu, onların kanının ne dükkanını kirlettiğinden bahsediyordu. Sanırım doğru hamleyi seçmiştim, onun adamlarını kesmek ve biçmek... Doğruydu. İlginç bir şekilde, onlara zarar vermeseydim, bu kadar 'iyi' bir imtiba bırakacağımdan şüphelenmeye başlamıştım.

Ardından kadın yaklaştı, sorusunu sordu ve bir sigara uzattı. Normalde sigara içen birisi değildim. Ama... İsteksizce bile olsa, uzatılmış sigarayı kabul etmemek bu diyarlar için bir küfür niteliğindeydi. Kadına herhangi bir cevap vermeden önce, kibarca, masaya uzandım ve paketten bir sigara çıkartıp yaktım.


"Güzellik uykunuzu böldüğüm için, en içten dileklerimle özür dilerim Mai-sama." dedim, tatlı tatlı, içten ve sıcak bir şekilde. Bu söylediklerimin ciddiyetini arttırması için, kafamla selam durdum kadına. Ardından, eski pozisyonumu geri aldım. Rahat bir vücut dili kullanacak, ama saygsızıca değerlendirilebilecek herhangi bir şey yapmayacaktım. "Uzaklardan geliyorum. Köyünüzün, organizasyonunuzun ve sizin namınızı duydum. Gelip bizzat tanışmak, iş konuşmak için geldim. Uykunuzun bölünmesini ve mekanınızın 'kirlenmesini' telafi edebilirim diye düşünüyorum."

Hafifçe tebessüm ettim. Konuşmamın dozajı, tamamen kadının vücut diline ve mimiklerine göre şekillenecekti. Doğrudan doğruya flörtöz değildim, ama, bir asker kadar donuk da kalmamıştım. Güler yüzlü, sakin ve bir miktar cana yakındım. Eğer söylediğim sözler kadının hoşuna gittiğine yönelik bir izlenim alırsam, bu 'flörtöz'lük dozajını ufak bir miktar daha yukarıya çekmeyi planlıyordum. Onun için çalışmak başka bir şeydi, 'ona' çalışmak başka bir şeydi sonuçta. Neden daha fazlasını alacakken, bu garip mahlukun komutasını kabul edeyim ki?
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 27th, 2020, 12:42 am

Mai'nin masay bıraktığı sigaradan almanın ardından, Mai de sigara paketini alıyor ve çıkardığı yere geri koyuyor. Takuji ise, elinden kurtulmuş olduğu için mutlu görünse de, dağılan burnuyla birkaç dakika önceki asaletini yitirmiş görünüyor. Takuji eline aldığı bir bezle burnuna tampon yapmaya çalışırken, arenayı devlere bırakan bir kedi gibi köşesine sinmiş bir şekilde sizi izlemeye başlıyor. Ako ise Mai'nin kati emrini bir an önce yerine getirmek adına hızla masayı temizlemeye koyuluyor.

Mai'nin sözlerine karşılık kurduğun cümlelerden yola çıktığında, Mai'nin ilgisini çekip çekemediğin konusunda bir hayli tereddütte kalıyorsun. Kadının değişmeyen yüz hatları ve umursamaz bakışları, parmakları arasındaki sigaranın senden daha değerli olduğu hissini doğuruyor içinde. Sigarasından derin bir nefes aldıktan sonra ise "Burası bir ramen dükkanı. Burada sadece yemek yenir. Niyetin iş konuşmaksa içeriye geçelim." diyor sağ elini baş parmağıyla biraz önce çıktığı kapıyı işaret ederken. Ancak Mai'nin yüzündeki değişmeyen ifadesi, ciddiyeti konusunda da seni muallakta bırakıyor. Ne var ki Mai'nin bu durumdan zevk aldığını rahatlıkla hissedebiliyorsun. Patron olmanın verdiği üstünlük hissini üzerinde oldukça etkili bir şekilde kuran Mai, sigarasından bir nefes daha aldıktan sonra Takuji'nin yere düşen defterini eğilerek alıyor. Sol elinde bu defteri tutarken, sağ elini Takuji'ye doğru uzatıyor. Takuji elinden düşmüş kalemi yerden hızla aldıktan sonra anında Mai'ye uzatmasının ardından tekrar köşesine çekilirken, Mai bakışalrını sana dikiyor ve "Adın neydi güzel çocuk?" diye soruyor sana. Her ne kadar Takuji'yi bertaraf etmiş olsan da, sanki Mai ondan devralarak hesabı ödetme konusunda ısrarcı görünüyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 120
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 27th, 2020, 10:09 pm

Flörtöz bir dil ve bıyık altından gülümseyen bir surat ile cümlelerimi ardı arkasına sıralamıştım. Bu tavrımın ne kadar etkili olduğunu görmeden, Mai'den bir geri dönüt almadan hemen önce; gözüm, işkence ettiğim iki ruh üzerinde sabitlenmişti. Takuji, birkaç saniye önce attığı çığlıklara bir ara vermişe benziyordu. Nispeten daha mutluydu, aldığı bir bez ile burnundan akan kanı durdurmaya çalışıyordu. Bana diklenirken gösterdiği cesaretten ve yiğitlikten eser kalmamış gibiydi. Memnun oldum. Adamın burnunu 'muhtemelen' kırmış olmak ve bu köyde o burnun hiçbir şeyin düzeltemeyeceğini bilmek, memnuniyetimi pekiştiriyordu. Artık Takuji, hayatı boyunca benden bir 'parça' taşıyacaktı! Ako ise, sadece yanlış zamanda yanlış yerde olan kurbanım, sessizce aldığı emre boyun eğmekteydi. Ona zarar vermemiş olmaktan mutluydum, nedensizce.

Bakışlarım, kadına döndü tekrardan.

Mai'nin surat ifadesi, bir saniye kadar olsun değişmişe benzemiyordu. Sanki, birileri, kadının yüzündeki tüm kasları sonuna kadar germişti. Bu gergin ve şişko surattan, en ufak bir mikro ifade dahi ölçemiyordum. Mutlu muydu, etkilenmiş miydi, rahatsız mı olmuştu?.. Hayır. Ne yapıyorsa ve şuana kadar ne yaptıysa, bu 'sarsılmaz' yüzünün ekmeğini bol bol yemiş olmalıydı. Anbu istihbaratında çalıştığı söylenen ve sıradan insanların, hatta shinobilerin bile, yüzüne tek bakışta anlayabilen bir shinobi olmamıştım. Ama iletişim konusunda aldığım temel shinobi eğitimine ek olarak insanları okumaktan, onları kandırmak ve manipüle etmekten amatör bir şekilde anlıyordum. Mai ise, yetkin bir shinobinin bakışlarından kaçabilecek kadar usta gibi görünüyordu. En azından, şimdilik.

'-Eğleniyor gibi görünüyor, değil mi?'
'-Kim bilir? Aç da olabilir.'


Şuana kadar sergilediği umarsız ve nispeten aşağılayan ifadesi bir yana, kadın içten içe sırıtıyor olmalıydı. Burasının, bu mekanın ve ötesinin patron olduğunu biliyordu. Hatta, benim bunu bildiğimden de fevkâlade emindi. O yüzdendir ki, ağzından çıkan bir avuç sözcük güç ve üstünlük kokuyordu. Bu etkiyi kabullenmekten başka bir şansım yoktu, tam olarak şuan ve tam olarak şu mekanda. Benden daha fazla şey biliyor, benden daha fazla insan tanıyordu. Patrondu ve organizasyonunun genişliği konusunda en ufak bir hâyalim dahi yoktu. Eli benden çok daha iyiydi ve işin üzücü tarafı, bunun farkında olacak kadar görmüş geçirmişti. Tam olarak birkaç dakika önce beni çileden çıkaran davranışa benziyordu. Podyumuma yeni gelen, ışıkları üstünde toplamaya başlamıştı.

'Ama en azından, beni görüyor. Bağışlanabilir bir günahkâr!'

Sözsüz bir biçimde, tamamen birbirimizin nefes alışverişine yakın bir düzlemde geçen güç oyunları sürerken... Kadın beklenmedik bir şekilde, yere düşmüş defteri almaya koyuldu. Elini savurarak verdiği emir, Takuji tarafından derhal yerine getirildi ve yerdeki kalem kadına uzatıldı. Ardından kadın bana döndü ve bu güzel çocuktan adını bahşetti. Bu, minor bir problemdi. Hayır, hesabı ödeyip ödememekten bahsetmiyorum. Hangi ismi kullanmam gerektiği, işte bu, esaslı bir olay. Şuana kadar, karşılaştığım önemli yada önemsiz her bir insana farklı bir isim bahşettim. Kimi zaman Giichi'ydim, kimi zaman Haku. Peki ya şimdi kim olmalıydım?


"Adım, Ashikaga Shun!"

Son anda, artık ismimi gizlememin bir anlam ifade etmediğini fark ettim. Artık, bingo kitabında ismi olan bir suçluydum. Yaralı olduğumda, çaresiz bir biçimde kervan soymuş ve adımın kirlenmesine izin vermiştim. Haftalar ve hatta aylar boyunca çabaladığım her şey, İblis Sureti tarafından benden alınmıştı. Artık, ismimi kullanabilirdim. Ve doğruyu söylemek gerekirse, sonunda gerçek ismimi zikretmek iyi gelmişti. Güçlü hissettiriyordu, şuan en çok ihtiyacım olan dirayeti sunarcasına...

"Dilerseniz, iş konuşmaya başlayalım Mai-sama." -Bir elimle, oldukça kibar bir şekilde, önden buyurmasını rica ettim.- "Hesabımı da orada kesersiniz. İkimizin de 'tatmin' olabileceği bir anlaşma yapacağımıza eminim!"
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1671
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » May 30th, 2020, 8:34 am

İsmini söylemenin ardından elindeki deftere ismini yazmaya hazır bir şekilde bekleyen ve bu yüzden suratı deftere dönük olan Mai, hafifçe bakışlarını kaldırarak yüzüne bakıyor. Bu bakış bir şeylerden şüphelenen veya tanıdık bir ismin anımsanmasından öte, senin doğruyu söyleyip söylemediğini ölçmek için atılmış bir bakışı andırıyor aslında. Anlık atılan bu bakışın ardından tekrar elindeki deftere odaklanan Mai ismini sesli bir şekilde tekrar ederek deftere not alıyor. Mai senin ismini deftere yazdıktan sonra bakışlarını defterin üst kısımlarına kaydırıyor ve muhtemel adının üstüne yazılan diğer isimleri hızlıca kontrol ediyor. Ardından defteri kapatıp Takuji'ye uzatan Mai, suratını bir kez daha sana döndüğünde "Arka tarafa dolan. Orada bir kapı var." diyor sana. Oldukça keskin ve net kurulan bu iki cümlenin ardından son bir kez Takuji'ye bakan Mai, ardından çıktığı kapıdan girmek üzereyken "Ako, bir doktor veya hemşire bul. Anlaşılan Takuji bu işin altından tek başına kalkamayacak." diyor. Takuji'nin bu laflara bozulduğu ancak belli etmemeye çalıştığı her halinden anlaşılırken, Ako da kendisine verilen emri anladığını gösterir bir şekilde başını sallıyor. Mai çıktığı kapıdan arka tarafa geçerken sen de kendine tarif edilen yere gitmek için hazırlanıyorsun. Tabi bu esnada Takuji'ni nefret dolu bakışlarının da üstünde dolandığını açık bir şekilde fark edebiliyorsun.

Dükkanın bulunduğu binanın arka tarafına geldiğinde, metal bir kapı seni karşılıyor. Aslında oldukça dar bir yola açılan bu kapının muhtemelen tüm dükkanın arka çıkışı olduğunu anlayabiliyorsun. Normal şartlar altında çalışanların molalarında sigara içmek için çıktığı veya mutfak çöplerinin boşaltıldığı bir alana açılan bu kapı, etrafta herhangi bir atık olmaması nedeniyle amacına uygun kullanılmıyor gibi geliyor gözüne. Etrafına bakınmaya devam ederken başkaca herhangi bir dikkat çekici ayrıntı gözüne çarpmazken, metal kapının kilidinin iki kez çevrilerek açıldığını duyuyorsun. Ardından kendisinden beklenilmeyecek derecede sessiz bir şekilde açılan kapının ardından beliren Mai yeni yakmış olduğu sigarası ile seni eliyle içeriye doğru davet ediyor.

Mai'nin bulunduğu odaya girdiğinde, seni karşılayan ilk şey büyük bir masa ve ardındaki sandalye oluyor. Ramen dükkanının duvar kısmına bitişik bir şekilde konumlandırılmış bu masanın hemen sağ tarafında, sana göre ise sol tarafından geniş üçlü bir koltuk olduğunu görüyorsun. Bu koltuğun önünde ve masayı ortalayacak nizamda konulan bir sehpa bulunuyor. Sehpanın sana yakın kısmındaki tekli koltuk ise odadaki oturulabilecek yegane mobilya olarak görünüyor. Genel itibariyle oda mobilyalarla zaten dolmuş gibi görünüyor ve bunların dışında, sağ tarafında gördüğün bir pencere dışında odada ilgi çekici başkaca bir detayı gözüne kestiremiyorsun.

Odaya adımını atmanın ardından Mai kendi masasına geçip sandalyesine kurulurken, sana da oturman için tekli koltuğu işaret ediyor. Sana gösterilen koltuğa doğru attığın ilk adımla birlikte Mai "Ne işi konuşacakmışsın bakalım Shun-kun? Beni tatmin edebilecek neyin var?" diyor. Normalde herhangi bir kadından duyulması halinde insanın içinde ufacıcık bir titreme hissettirse de bu son soru, Mai'nin ağzından döküldüğü sırada tamamen ciddi ve akıl karıştırıcılıktan uzak duruyor. Bunun tek sebebinin Mai'nin görünümü olduğunu bilmek ise sana fazlasıyla yetiyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 120
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » May 30th, 2020, 8:00 pm

Ağzımın kenarı hafifçe yukarıya kıvrıldı. İsmimi duymak, hele de bir yabancıdan duymak, beni ateşlemeye yetiyordu. Çok uzun süredir sakladığım ismi, sanki büyük bir sırrı ortaya çıkartıyormuş gibi Mai'nin diline pelesenk etmek, çok tehlikeli bir günâhın işlenmesi kadar keyif veriyordu bana. İsmimi zikrettikten sonra, kadın kafasını kaldırmış ve doğrudan doğruya suratıma bakmıştı. Sanki yüzümde yer etmiş her bir kasın ve her bir sinirin nerede olduğunu anlamaya çalışıyormuş gibi, büyük bir dikkatle bakmıştı. Sadece bir an için... Ardından da kafasını tekrar çevirmişti. Onun ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyordum, yalanımı ifşa etmeye çalışıyordu. İçinde yaşadığımız dünyanın kurallarını iyi anlıyordu, Mai. Sorun şuydu ki, Mai o dünyanın kurallarını, daha iyi bir patroniçe olmak için biliyordu.

Ben, o kuralları, hayatta kalabilme gâyesi ile öğrenmiştim!

Kadın hesap kitap işlerini bitirdikten sonra, defteri gerisin geriye Takuji'ye atmış ve bana bir kez daha dönmüştü. Çok spesifik, neredeyse bir emir gibi, nereye gitmem gerektiğini buyurmuştu. 'Arka taraf', 'kapı'... Bu sözcüklere, bir kez daha, boyun eğmeyi tercih edecektim. Emirlere ve kurallara karşı gelmek, kalbimin ilk gümbürtüsü ile kazandığım bir özellik olabilirdi. Kendimin daha iyi emirler koyabileceğini 'düşündüğüm' için, yazgım, beni buraya kadar sürüklemişti. Mai'ye ve onun iradesine boyun eğiyor olmak, benim için bir küfür ile eşdeğer gibi gelebilirdi. Ama... Mai'nin otoritesini sarsmanın yersiz olacağına emindim. Kadının kazandığına, onun patroniçeliğini asla sorgulama cüreti gösteremeyeceğime inanmasını istiyordum. Gerek ismimi ifşa etmek olsun, gerek kadına yaklaşım tarzım olsun... Kadının tuzaklar ve kirli suçlar ile kurduğu ağının içine, bizzat kendi rızam ile girecektim. Son ana kadar, basit bir av olduğuma onu inandıracaktım.

Kadın çıkmak için hareketlenmeden önce, tekrar Ako'ya döndü ve bir sağlık görevlisi bulmasını buyurdu. Bu sözlerin etkisi, Takuji için bir hâyli fazla olmuştu. Mutlak gururu ve herhalde Mai'nin en has adamı olarak gördüğü kendi benliği, feci bir şekilde incinmişe benziyordu. Ramen dükkanını terk etmeden önce, adam hala büyük bir kin ile bana bakmayı sürdürüyordu. Neden bu kadar bozulduğunu anlayamamıştım, hâlâ nefes alıyordu öyle değil mi? Dünyada hiçbir şey ölüm kadar pahalı veya aşağılayıcı değildi. Kendi mekanında, bizzat kendi kafasıyla dövdüğüm (kendi) masası üzerine çöküp ağlamadan önce... Bunu düşünmeliydi, Takuji. Hala hayattaydı ve bunun tek sebebi, Mai'nin birkaç dakika erken gelmesiydi.

Takuji'nin yüzüne dahi bakmadan, ramen dükkanından çıktım. Mekandan çıktığım andan itibaren, ne Ako ne de Takuji artık umurumda değildi. Onlardan elde edecek herhangi bir çıkarım kalmadığını anladığım anda, benim için tüm değerlerini(?) yitirmişlerdi. Bana buyur edilen kapının ötesindeki dünya, Mai ve onun örgütünün dünyası vardı. Bir de, ismi geçmesine rağmen hala ortaya çıkmamış olan Utagawa'lar... Kibachi'nin nelere kâdir olduğunu hala bilmesem de, hiç yoktan iyi olduklarını tahmin ediyordum. En azından, bir ramencinin arkasında, gözlerden uzakta kalmış bir mekanları vardı. Gizliliğe fazla uğraşılmamış gibi dursa da, dışarıdan gelen gözlerin dikkatini çekmeyecek bir yerdi burası. Normalde, mutfak çöpleri için kullanılan bir ambarı andıran bu dar alan; neredeyse boş görünüyordu. Kibachilerin yada Mai'nin gerçek mekanının önüne çöp koymaya kimse cüret edememişti, belli ki...

Metal kapı açılmadan hemen önce, bu boş ve karanlık ara bölmeyi lehime kullanmak istiyordum. İki elimi, önde birleştirecek ve 'Mi' mühürünü oluşturacak şekilde pozisyon alacaktım. Merkezi sinir sistemimden dışarıya doğru yayılan chakrayı, daha önce sıklıkla kullandığım bir jutsuyu yapmak için evirecek ve bükecektim!

'Teishi no Jutsu!'

Tekniğimi, Mai gelmeden hemen önce devreye sokmayı deneyecektim. Böylece o benim ne yaptığımı anlamadan, tekniğimin etkisine kapılmasını umuyordum. Kadın, şuana kadar yanlış değerlendirmediysem, bir kunoichi değildi. Belki çok 'sıradan' bir insan sayılmazdı, ama benim Genjutsu yeteneklerime karşı bir şansının olduğunu düşünmüyordum. Şuana kadar iyi bir izlenim yaratmış olabilirdim, jutsum ve yeni sıcak mekanın da etkisiyle; bu izlenimi bir kaç misli yukarıya taşımak istiyordum. Metal kapı açılıp, Mai beni buyur ettiği vakit; sessizce onu izledim.

Kadının eşliğinde, mobilyalar ile doldurulmuş bir odanın eşiğine geldim. Bu noktada Mai'nin, çirkin olduğu kadar, zevksiz birisi olduğunu kavramıştım. Neredeyse tek bir adım atılacak yerin bile olmadığı, büyük bir masa ve onu eşlik eden sandalyenin olduğu basık bir yerdi burası. Bir sehpa, bu sehpanın önüne yerleştirilmiş tekli bir koltuk... Ufak bir penceresi de olmasa, burası bir zindanı andırıyordu. Fakat burası, Mai'nin zindanıydı. Kadın gayet rahat tavırlar ile, kendi masasının başına çökmüş ve beni de koltuğa buyur etmişti.

'Saldırıya geçme zamanı geldi.'


"Kibachi ve onun patroniçesi, Amachi Mai. Bu köyde yaşayan -hayır- buranın ötesinde bile, yaşayan herkes bu iki ismi biliyor. Korkuyorlar yada övgüyle bahsediyorlar. Korkutuculuğunu yada 'güzelliğini' kendi gözlerimle görmek istedim." Muzip ama kibar bir şekilde gülümsedim. Bu oyunu olabildiği kadar yavaş, dikkatli ve rahat bir şekilde oynayacaktım. Kadının beni avucunun içine aldığından, beni kullanabileceğinden ve sonrasından benden rahatça kurtulabileceğinden emin olmasını istiyordum.

"Kibachi'nin operasyonlarına az çok aşinayım. Ve bu operasyonları genişletmek istiyorum, bunu yapabileceğimden eminim. Amegakure çok uzun süredir aktif değil, emriniz altında çok fazla yetkin 'shinobi' olduğunu sanmıyorum. Bu, fazlasıyla, içini doldurabileceğim bir boşluk."

Arkama yaslandığım koltuktan, yavaşça öne doğru kaykıldım. Oldukça önemli bir sırrı verirmiş gibi, kadının doğrudan gözlerinin içine doğru baktım. Birbirimizi tartıyorduk, ama bu sefer, ben bir kademe önde olmalıydım. Onun yüzünde değişen her bir mimiğe adapte olacak, söylediklerimin baskısını (vurgusunu) bu yönde arttırıp azaltacaktım.

"Delirtilemeyecek bir zihin, baştan çıkarılamayacak bir beden yoktur. Ama ben, sadece tek bir kişiyim. Sizin sahip olduğunuz imtiyaz, güç ve ağ bende yok. Eğer şuana kadar sizi tatmin edebildiysem, bir de ileride neler yapabileceğimi bir düşünün isterim... Mai-sama!"
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”