[Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1503
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

[Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » January 25th, 2020, 10:37 am

Shirakami Vadi Ormanı’nda yaşananların üzerinden geçen birkaç günlük sessizlik döneminin ardından, Ishichou’nun sizinle görüşmek istediği belirten bir haberciden aldığınız haberle, kendinizi doğrudan Ishichou’nun odasında buluyorsunuz. Ishichou’nun her zaman dağınık olan odası, bu halinden farksız bir şekilde karşınızda duruyorken, Ishichou ve yanında bulunan Juzo’yu selamlıyorsunuz. İkisi de hafif bir baş hareketiyle sizi selamladıktan sonra, vakit kaybetmemek istercesine doğrudan konuya giriyorlar.

Konuşmaya başlayan Juzo, kendine has surat ifadesi ve tok sesiyle “Kazetani Sozen…” diyor. Konuyla ilgili açıklamaları yapacak kişinin Juzo olduğunu anlamış olsanız da, Ishichou’nun yüzündeki sıkıntılı ifade dikkatinizden kaçmıyor. Bu durumu aklınızın bir köşesine yazarken Juzo “Adını birçok kez duydunuz veya okudunuz.” diyerek devam ediyor konuşmasına. Kısa ve kesik kesik cümlelerle konuşmayı tercih eden Juzo bakışlarını Ryu’ya sabitlediği anda “Hatta Shirakami Vadi Ormanı’nda yaşananlarda onun parmağının olabileceğini bile düşünmüşsün.” diyor. Konunun gidişatı noktasında artık pek de bir tereddüdünüz bulunmasa da, yapacağınız görevle ilgili bilgileri almak adına Juzo’nun açıklamalarını dinlemeye devam ediyorsunuz. Juzo “Ryu’nun Ishichou-sama’ya aktardığı düşüncesini değerlendirince, bu adamın faaliyetlerinin bizim için sıkıntı yaratacak boyutlara geldiğini düşünmemek elde değil. Önce Kuzuryu-gawa’daki zehirlenme olayı ve şimdi de Shirakami Vadi Ormanı… Her ne kadar bu olayda Sozen’in parmağının olduğuna dair en ufak bir işaret bile bulunmasa da, en azından güvenliğimiz adına ve daha önce yaptıklarını hesabını sormak adına, bu herifi etkisiz hale getirmemiz gerekiyor.” diyor.

Ishichou’nun yüzündeki sıkıntılı ifade halen varlığını sürdürürken Juzo da bir an bu sıkıntılı ifadeye kapılıyor ve “Aslında bu daha önce planlanan bir şeydi, ancak Sozen’in Yağmur Ülkesi içinde nerede olduğu konusunda pek bir fikrimiz yoktu. Dolayısıyla, bu işi ötelemek dışında bir şey yapamıyorduk. Ancak bazı bağlantılarımız Sozen’in lokasyonu konusunda bizlere yardımcı olacaklar. Bu bilgiler sayesinde de ikinizin Sozen’i etkisiz hale getirmesini istiyoruz.” diyor. Bir anda gözleri kaçamak bir şekilde Ryu’ya kilitlenen Juzo, bakışlarını hızlıca farklı bir yöne doğru savurduğu sırada ise “Aslında bu görevi Çakıllara vermemiz gerekiyordu, fakat Çakılların savaştan sonra tekrar yapılanması nedeniyle ve ayrıca Kageyasu-san’ın bu iş için ikinizin uygun olacağı yönündeki düşüncesiyle, bu görevi size veriyoruz.” diyor.

Juzo’nun konuşması devam edecek gibi durduğu sıralarda, iki elini masaya olması gerekenden daha hızlı bir şekilde vuran Ishichou, bu ani refleksinden dolayı pişman olmuşçasına yüzü kızarıp gizlemeye çalıştığı bir kıkırdamayla Juzo’ya bakarken “Pardon.” diyor haylaz bir çocuk edasıyla. Ancak birden keskinleşen bakışları size döndüğünde “Bağlantıyla Yağmur Ülkesi sınırında buluşacaksınız ve karşılaştığınız anda teyit cümleleriniz olacak. Size “Okyanusun dibindeki bataklığı gezdin mi?” diye sorduğunda cevap olarak Ryu “Bataklığın dibindeki okyanusu gezdim.”, Butsuo ise “Dibindeki bataklığın okyanusunu gezdim." diyecek.” diyor sanki bu konu hakkında çok da uzun uzadıya konuşmak istemiyormuş gibi. Bu faslı en azından kendisi için kapatan Ishichou “Duruma göre Sozen’i diri olarak Ishigakure’ye getirebilirsiniz, ancak yeterli bilgi aldığınızı düşünmeniz halinde onu infaz edebilirsiniz. Yolunuz açık olsun!” diyor.

Ishichou hızlıca açıklamalarını bitirdikten sonra aslında Juzo bazı eklemek yapmak ister gibi dursa da, Ishichou ile göz göze geldiği anda susmayı tercih ediyor. Aslında tüm bu ketumluğun bir şeylerin gizlenmesi olduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Fakat Ryu sahip olduğu becerileri sayesinde, Ishichou’nun bu tavırlarının arkasında tehlikeli olmasa da istenmeyen bir durumun var olduğunu hissedebiliyor. Öte yandan bu istenmeme halinin içinde garip bir sıcaklığı da fark ediyor. İstenmeyeni istemeyi istememe hali olarak da adlandırılabilecek bu durum, Ishichou tarafından da açıklanacak gibi görünmüyor Ryu’nun gözüne.
Off Topic
Konunuza bakan GM'niz bendeniz Fortius'tur. Pasiflik süresi 48 saat olarak planlanmaktadır. Konu ile ilgili her türlü sorun, sıkıntı ve şikayetlerinizde özel mesaj yoluyla bana ulaşabilirsiniz. Uzun zamandır gelmeyen bir dörtlükle konunuz hayırlı olsun diyeyim.
Bir kaçağın peşine takılır iki shinobi
Biri kaya gibi sert, diğeri gördü dibi
Bu işin üstesinden gelirler gibi
Beklenen kafiye gelsin o zaman, yaşasın PİPİ!
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 143
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » January 27th, 2020, 3:42 am

"...bir şeydi, ancak Sozen’in Yağmur Ülkesi içinde nerede..." Açıkçası biraz mutluyum biraz da endişeli. Ölürsem boşa ölmemiş gibi hissedeceğim ama ölme riskim olan bir işe atandım. Kötü mü? Değil. En azından kabiliyetlerime uygun bir iş yapacağım. Ayrıca tekrar Yağmur Ülkesine gidecek olmak da heyecanlandırıyor beni. Bilmiyorum, savaş, cinnet hali, korku, bok, sidik, ölüm, yaşam, Ganmaru, Kageyasu, Usagi, Kazuo, artık adını bile hatırlamadığım patlayan herif... Yağmur Ülkesinde geçirdiğim zamandan ne anladığımı anlatmak istesem pek bir şey anlatamam anlayacağınız. Yani, bir şeyler anladığımı zannediyorum aslında ama çok da emin olamıyorum kendimden. Bilincimde yüzen bazı düşünceler var ama sanki daha derinlerden benim irademin dışında gelen sesler daha inandırıcı. Suyun üstündekiler savaş kötüdür, ölüm olmasını istemiyorum, barışı ve halkımı korumak için bu savaşı veriyorum dese de derinlerden gelip su yüzünde patlayan baloncuklar patlamalarıyla içimde emirlere karşı gelmeye götün yemiyor, bu emirlere uyduğun için suçlusun, zaten bunları yapmanın sebebi emirler bile değil sen savaşmaktan ve birilerini öldürmekten zevk alıyorsun, emirler olmasa da suçlu olacaktın tarzı söylemler yankılandırıyor kafamın içinde. İşin özü nedir bilmiyorum, yine de beni oraya çeken bir şeylerin olduğunu hissediyorum. Belki de bu düğümün çözüleceği yer Yağmur Ülkesi topraklarıdır. Belki de gerçekten barışı, huzuru ve masum halkın güvenliğini korumak istiyorumdur. Belki de gerçekten savaşmayı ve hayatta kalmayı seviyorumdur.

Barışı ve huzuru korumak gibi bir şeyin üstünde çok durmanın bir manası olduğunu düşünmüyorum. Peki savaşmak, öldürmek ve hayatta kalmak? Gerçekten bundan zevk alıyor muyum ben? Kendimi test etmekten zevk aldığımı inkar edemem. Tsuchikage'yle dalaşma konusunda beni kamçılayan en önemli etmen buydu. Savaşı bir testten ziyade bir sahne olarak görüyorum. Savaş meydanı kendini test etmekten ziyade performans göstermen gereken bir yer. Peki Kuçikuçi'yle olanları nasıl tanımlamalı nereye konumlandırmalıyım? İşte bu kısımda aklım karışıyor! Savaş ciddi manada performans göstermem gereken bir yerken ormanın derinliklerinde, kimsenin varlığımdan bile haberdar olmadığı bir yerde Kuçikuçi'yle dövüşmek bana aynı hissi vermedi. Sanırım durum biraz daha kendi ölümümü görmem, bu ihtimalin varlığından haberdar olmamla alakalı. Kuçikuçi'yle olan savaşımda öleceğime ihtimal vermedim hiçbir zaman ve kendimi test etme amacındaydım savaş meydanında ölme ihtimalimin farkındaydım ve yegane amacım karşımdaki düşmanları yok ederek hayatta kalmaktı. Bu ayrımı yapmak önemli, çünkü kendimi test etmekten zevk almamda bir sıkıntı yok ama canımı terazinin bir kefesine bıraktığım karşılaşmalardan alacağım haz kendim hakkımda cevaplamam gereken yeni sorular doğuracak benim için. Açık konuşmak gerekirse o an pek keyif almıyor gibi hissetsem de ...onu infaz edebilirsiniz. Yolunuz açık olsun!” şu an geriye dönüp baktığımda az da olsa keyif aldığımı görebiliyorum. "Efendim, bağlantıyla tam olarak nerede buluşacağız ve onu nasıl tanıyacağız? Ayrıca Sozen'den öğrenmemizi istediğiniz bilgiler tam olarak hangi konuları içeriyor?" Peki gerçekten az mı keyif aldım yoksa bunca zaman kendimi buna mı inandırdım ve hala inandırıyorum? Belki de içimde derinlerde bir yerde şiddetten zevk alan bir canavar yatıyordur? Banno'yu neden öldürdüm ki? Onu öldürmek niyetinde değildim ve öldürmemek için her türlü araç gerece de sahiptim. Ama öldürdüm. Amacım bu değildi, öldürmemek elimdeydi ve iradem dışında öldürdüm onu. Peki kimin, neyin iradesiydi Banno'yu öldüren o zaman? Banno ölürken keyiflenmediğimi inkar edecek değilim, benim gözümde hepimizin uymak zorunda olduğu düzene uymayan bir çıkıntıydı kendisi o zamanlar. Şu an barış yolunda bir şehit olsa bile... Banno, bir test bile değildi aslında, pek kolay verdi canını. Patlayan Roku veya Kuçikuçi gerçek birer testti benim için. İki dövüşten de keyif aldım, ama bu keyif sadist bir can alma zevkinden ziyade kendi potansiyelimi gerçekleştirmekten aldığım keyifti. Ganmaru’yla karşılaştığımız bölüme kadar olanlar ise tam bir muamma. O kadar süre savaşıp ölmemenin beni tatmin ettiğini biliyorum ama öyle bir trans haliydi ki o durum, o an zevk alıp almadığım hakkında hiçbir fikrim yok. Ganmaru, ne bir testti ne de elimde sadistçe oynayabileceğim bir oyuncak. Ganmaru gerçek bir ölüm tehdidiydi ve kendisiyle yaşadığım tecrübeyi ne olumlu ne de keyifli olarak nitelendirebileceğim. Bende kişisel nefret uyandırmayı başaran birisi kendisi. Hem de sadece benden kat kat güçlü olarak yaptı bunu!

Boş konuşmalar! Sonuç ne olursa olsun rotamız Yağmur Ülkesi ve hedefimiz Kazetani Sozen. Eğer gerçekten barışı korumak istiyorsam Sozen'i avlamak bu amaca hizmet edecektir. Eğer gerçekten aradığım şey sadistçe bir zevkse Sozen'in bunu karşılayacağını düşünüyorum. İster kolay lokma olsun, ister bir test olsun, ister ölüm tehdidi olsun. Sadece çok üst düzey bir azrail olmasın.
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 198
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » January 28th, 2020, 6:08 pm

Shinobi, akan terlerin arasına sıkıştırdığı nefesi dışarıya doğru verirken, geliştiğini hissedebiliyordu. Son yaşananlardan sonra harcadığı efor, günlerini ve haftalarını verdiği bu ikonik süreç, sadece yoğun bir fiziksel çalışmanın içinde barındırdığı bir sadelik değildi. Nefesini, yediği lokmaları ve attığı adımları bile düzene soktuğu kocaman bir yeni düzenin sonucuydu ulaştığı bu nokta. Sevinçli ve Tanrı'nın ona açık olarak verdiği bir deliği daha yamalamış olmanın getirdiği gururla kutsanmış hissediyordu kendini.

Cebinden çıkardığı anahtarlık ile kapıyı açmak için kolunu uzatırken, ona doğru hızla yaklaşan siluetin dibinde form kazanmasına müsaade etti. Daha gelen kişi konuşmadan omuz üstünden attığı bakış ile ona 'hoş geldin' diyen Ryu, gelenin bir İshigakure shinobisi olduğunu ve amacının üst rütbeliler tarafından gönderilen bir mesajı ulaştırmak olduğunu çabucak anladı. Bu onun için alışılagelmiş bir şeydi artık. İshichou ya da başka birilerinin sürekli olarak habercilerle onunla iletişim kurması, artık onun shinobi'lik hayatının bir parçası gibi bir şey olmuştu.

Habercinin bu sefer bir mesajı iletmek yerine, bir emri iletmek için geldiğini öğrendiğinde ise bu arzuyu keskin bir ifade ile hızlıca onayladı ve kapıyı açmak için hareketlenen kolunu hızlıca geri çekip, İshichou'nun mekanına doğru süratle yol almaya başladı.

Sıradan insanlar gibi yolları kullanmaktansa, evlerin tepesinden bir shinobi'ye yaraşır şekilde ilerlemek ona daha hoş ve eğitimsel geliyordu. Belki de bu yüzden oldukça kısa bir süre içerisinde kendini İshichou'nun odasında, Butsuo'nun hemen yanında dikili bir şekilde bulmuştu. Göz ucuyla huzuruna çıktığı insanlara baktığında ise İshichou dışında ekstra olarak Juzo-san'ı da görmüş olmanın getirdiği tedirginliği hissetmişti. Kötü bir şey olduğunu düşününce ister istemez ürperirken, Juzo'yu son görüşünde onun bir savaş öncesi olduğunu anımsaması daha da ürpermesine neden olmuştu. Dağınıklığın tuhaf bir hava kattığı bu gergin ortam, Ryu'nun içinde keskin bir fırtına oluştururken, İshichou ve Juzo'nun aceleci tavırları adeta ateşi yelleyen bir yelpaze misali Ryu'yu daha da tedirgin etmeye uğraşıyordu; ama shinobi zaten sınırındaydı. Bu dışarıdan hiç belli olmasa bile, her bir hücresi ve siniri tam duyarlılıkta çalışıyordu.

Juzo, dudaklarından dökülmeye sabırsızlanan sözcükleri azat ettiğinde, bu sözcüklerin ilkinin bir isim olmasını ilk bir kaç saniye idrak edemedi Ryu. Sozen, diye düşündü hızlıca ve hemen akabinde bu silik düşüncesine, hangi Sozen, diye ekledi. Bir an bile bu bahsi geçen Sozen'in, Butsuo ile avlamayı düşündükleri Sozen olabileceğini düşünemedi ya da bu tarz bir rastlantının ne derece mümkün olabileceğine inanmak istemedi, ama Juzo'nun devam ettiği sözcükler, Ryu'nun göz bebekleriyle buluşacak bir noktaya kadar devam ettiğinde, Ryu kaderin bu kıvrak cilvesine karşı tebessümle karşılık vermek dışında hiçbir şey yapmadı.

Juzo'nun kendisine hitaben söylediği sözleri, kafa hareketi ile onaylarken doğruladı. Juzo'nun dediği gibi, Kuzuryu nehrinde olanlar ve hatta yanılmış olmasına rağmen vadideki ormanda yaşananların arkasında olanın Riaru'nun destekleri ile bu herif olduğunu düşünüyordu Ryu.

Bu yüzden ilk hedef olarak onlarca kaçacak arasından Sozen'i seçmişti. Şimdi ise onunla aynı düşünceleri paylaşan İshigakure'li yüksek rütbeli insanlar, bu herifin etkisiz hale getirilmesini açıkça belirtiyordu. Bu Ryu için basit bir av değildi... Onlarca, hatta belki de sayısı yüzlerceyi bulan İshigakure'li vatandaşlarının ahını olan bu herifin artık cezasının kesilmesi anlamına geliyordu.

Ryu, vuku bulan bu durumun mevcudiyeti için oldukça heyecanlı hissediyordu. Özellikle bu durumun planladıkları gibi, Butsuo ile birlikte gerçekleşmesi bu işi daha heyecanlı kılıyordu.

Bu noktada Ryu, istediği şeyi elde etmiş bir çocuk kadar heyecanlı ve sabırsızdı; fakat, konuşmanın devam eden noktası, onun bir hayvanın sezgisel güçlerini andıran diğer tarafını uyandırmaya itiyordu. Ortada bir sıkıntı olduğu konusundan emindi; fakat emin olamadığı nokta, bu sıkıntının kendisi olup olmadığıydı. Juzo'nun sorgulanmaya açık tavırları ve sözleri, Ryu'ya hitaben iletilen gizli bir mesaj gibiydi adeta. Hayatı boyunca insanları okumak ve onların gizli niyetlerini okumak üzerine uğraş vermiş olan Ryu için, oldukça açık bir tutumdu bu.

Ryu, Juzo'nun bu tutumunu, sarf ettiği cümleler ile birleştirince, sorunun kendisi olduğundan neredeyse emindi. Belli ki burada istenmiyordu ya da birileri ona güvenirken başka kimseler ona güvenmiyordu. Juzo-san ise bu tutumunu belli etmekten hiç mi hiç çekinmiyor gibi gözüküyordu. Ryu'nun keskinleşen bakışları, aynı orantı ile çelikleşen dürtülerine ayak uydururken, ortamdaki sıkıntı daha da belirginleşiyordu.

İshichou'nun sert ve ansızın girişi ile, Ryu'nun tüm odağı bir anda o tarafa kayınca, ortada bir sorun olduğu daha da belirginleşmişti Ryu için. Bir kulağı İshichou'nun bu konuşma faslını hızlandırma üzerine kurulu cümlelerine odaklanırken, diğer tarafı tamamen Juzo'ya odaklanmıştı.

İshichou'nun sözleri sonlandığında, bir tarafı tamamen Juzo'da olan Ryu, Juzo'nun söze devam etmek istediğini hızlıca fark etmiş, ama İshichou'nun buna müsaade etmeyişi ile biraz daha şaşırmıştı. Bu noktada hafif bir iç çeken Ryu, Butsuo'nun sorularına kulak misafiri oldu ve cevaplanmasını bekledi.

Sorular cevaplandıktan sonra, Ryu tereddütsüz bir şekilde söze girecekti. "İshichou-sama, tüm affınıza sığınarak fark ettiğim bir durumu belirtmek istiyorum." diyecekti. Eğer İshichou'nun aksini yapmaması gereken bir tavrını göremezse sürdüreceği konuşmasını, "Eğer ortada Juzo-san'ın beni bu görev için yetersiz görmesi dışında bir şey varsa belirtebilir misiniz? Bu göreve aklımda soru işaretleri ile çıkmak istemiyorum." diye sürdürecekti. Bu noktada Juzo-san'ın bu tutumunu pek umursamıyordu. İnsanlar istediğini düşünebilirdi. Onun asıl odaklandığı nokta, ortada başka bir şeyin olup olmadığıydı.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1503
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » January 29th, 2020, 9:45 am

Juzo’nun devam eden fakat Ishichou’nun taraftarı olmadığı konuşma isteği, Butsuo’nun sorusuyla bir zarurete dönüşüyor. Juzo kısa bir süre Ishichou’nun cevap verip vermeyeceğini bekledikten sonra ondan herhangi bir cevap çıkmayacağını anlayınca “Güzergahı size anlatacağım. Ancak kabaca söylemek gerekirse, bu kez Yağmur Ülkesi’nin kuzeyine denk gelen sınırını kullanacağız.” diyor. Kısa bir nefes arasında sonra ise Juzo “Oraya vardığınızda, bağlantımız olan…” şeklinde konuşmayı sürdürüyor, ancak cümlesini tamamlayamadan araya giren Ishichou kati bir ses tonuyla “Oraya vardığınızda bağlantımız olan kişiyle buluşacaksınız. Herhangi bir olumsuz ihtimale karşı, bağlantımızın kimliğini veya fiziki özelliklerini sizinle paylaşmayacağız. Ancak bağlantıya sizinle ilgili gerekli bilgileri aktardık. Teyit cümlelerinizi kurduğunuz zaman bu konuda bir sıkıntı yaşamayacaksınız.” diyor. Ishichou’nun bu sözlerindeki sıkkın ve çekingen tavrı bir kez daha sezen Ryu, her ne kadar söz konusu gerilimin kendisinin yetersiz olduğunun düşünülmesinden ileri geldiğini varsaysa da, aslında Ishichou’nun içinde başkaca sıkıntılar olduğunu sezebiliyor. Özellikle bağlantıyla ilgili açıklamalarda bu gerilim kendisini fazlasıyla gösterirken, Ishichou bir kez daha konuşma sırasını Juzo’ya veriyor.

Ishichou’nun ortaya koyduğu tavırlardan hoşnut olmadığı anlaşılan, ancak bu tavra büyük bir saygı duyduğu anlaşılan Juzo Butsuo’nun sorularını cevaplamak adına “Aslında ondan öğrenmenizi istediğimiz spesifik bir bilgi yok. Sadece neden Ishigakure shinobilerini hedef aldığı ve eylemlerini bağımsız mı yoksa başkalarıyla iştirak halinde mi gerçekleştirip gerçekleştirmediğini öğrenmeniz yeterli. Kendisi bizim için kapalı bir kutu olduğu için ayrıca bir şeyleri tespit etmeniz halinde onları da öğrenmeniz işimize yarayabilir. Bu konudaki sorumluluğu tamamen size bırakıyoruz.” diyor.

Butsuo’nu sorularına karşı başkaca bir cevap verecek gibi durmayan Ishichou ve Juzo’nun sessizliği, Ryu’nun konuşmaya girmesine olanak sağlıyor. Butsuo’ya nazaran daha resmi ve saygılı bir şekilde söze giren Ryu’nun sözleri Ishichou’nun yüzünde herhangi bir ifade değişikliğine neden olmazken, Juzo’nun sıkılgan tavırlarını fark edebiliyorsunuz. Ryu’nun sorusunu yöneltmesinin ardından ise derin bir nefes alan Ishichou “Ryu-san, neler saçmalıyorsun?” diyor gereksiz bir muhabbetin içinden hızla çıkmak istercesine. Yüzündeki ciddi ifadeyi bu sözleriyle bir nebze yumuşatan Ishichou “Eğer yetersiz görüldüğünü düşünüyorsan, yetersizliğini ortadan kaldırmaya çalış. Aklındaki soru işaretlerini benim avuntularımla değil, kendi gücünle yok et. Anlaşıldı mı?” diyor. Hemen ardından ise masaya koyduğu iki elinden güç alarak ayağa kalkan Ishichou “Ayrıca ikinize de söylüyorum, beni iyi dinleyin. Biriniz pataküte adam dövüyor, insanları çöpmüş gibi havaya uçuruyor; diğeriniz ise kendi aklıyla yargılara varıp görev ve köy için tehlikeli işlere giriyor. Size verilen emirler ve yapmanızı istediklerimiz ortada. Her ne şartta olursa olsun, bunlarda taviz vermeyeceğiz. Ishigakure halkı geleceklerini sizlerde görüyor olabilir, fakat köye itaat etmeyenin geleceği de olmaz. Bu yüzden sadece bu görevinizde değil, bundan sonraki tüm görevlerinizde size verilen talimatlar ve yetkiler çerçevesinde hareket edin.” diyor. Kısa bir nefes molasından sonra ise "Ancak esas önemli olan, geride bizden kimseyi bırakmamanız. Her görevin telafisi vardır. Telafisi olmasa bile, hep birlikte dibi boylarız. Fakat ardınızda birini bırakıyorsanız, işte o zaman Ishigakure'yi geride bırakmış olursunuz. Bu hassas bir dengedir ve bunun üstesinden geldiğiniz zaman..." diyor ve kısa bir duraksamadan sonra arkasındaki koltuğu işaret ederek "Kim bilir, belki de buraya siz oturursunuz." diyor. Aslında ağzından çok da sert çıkmayan bu sözlerin, belki de bu ortam için gereksiz olduğu söylenebilse de, Ishichou’nun da bunun farkında olduğunu görebiliyorsunuz. Sadece sizlere genel bir uyarıda bulunmak zorundaymış gibi hisseden Ishichou bu sözlerinin ardından kısa bir süre ikinizi de süzdükten sonra yüzünde beliren hafif bir tebessümle “Yani Sozen konusunda rahatsınız.” diyor. Bakışlarını bu anda Ryu’ya odaklayan Ishichou “Ona aklındaki her şeyi sorabilir ve öğrenmek istediğin her şeyi öğrenebilirsin.” dedikten sonra birden bakışları Butsuo’ya kayıyor ve “Sonrasında da patlatabilirsin.” diyor koca koca kahkahalarını içine içine bastırırcasına.
Off Topic
Eğer Ishichou veya Juzo'ya başkaca soracağınız bir soru veya onlarla konuşmanız gereken bir konu yoksa, Juzo'nun size gideceğiniz güzergahı verdiğini, bu güzergah üzerinden ilerleyerek Kaya Ülkesi ile Yağmur Ülkesi'nin kuzey kısmındaki dağlık bir alana vardığınızı belirtebilirsiniz. Söz konusu güzergah üzerindeki yolculuğunuzun bittiği nokta, Yağmur Ülkesi'ne girmek için aşmanız gereken dağların etekleri olup, yolculuk süreniz 1.5 gün civarında olduğunu varsayabilirsiniz. Geldiğiniz noktayla ilgili coğrafi detaylar GM mesajında belirtilecektir.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 198
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » January 29th, 2020, 9:49 pm

Shinobi sarf ettiği sözlerinin arkasında, doğal bir dağ gibi dururken, gram titremedi. Ortamdaki ters durumun, Juzo'nun göz bebeklerine sıkışan duygularda gizli olduğuna emindi ve o duygularla kaplı göz bebeğinin hedefinde olmak onu böyle düşünmeye itmişti. Yetersiz olmak... Neden böyle düşündüklerini az çok tahmin edebiliyordu Ryu; çünkü bu tahmin edilmesi pekte zor bir durum değildi. Onun içinde bulunduğu görevlerden doğan başarısızlık, onun yetersiz olduğunu söylemek için oldukça yeterli bir argümandı; fakat, o bunu kabul ettiği için bu kadar sert bir şekilde kendini eğitiyordu ve her gün ertesi günkü halinden biraz daha güçlü bir insan olarak güne merhaba diyordu. Bu onun sorunları aşmak için gerekli olduğuna inandığı çalışmalarının sonucuydu. Yetenek seni bir yere kadar getirirdi, ama Ryu'ya göre seni daha ileriye götüren şey ne kadar çalıştığın ve bunu ne kadar istediğinle alakalıydı.

Derin bir içle beraber odaya dağılan gerginlik, Ryu'nun ruhunu ele geçirmek isteyen bir istilacı ordu misali bedenini kuşatırken, bir zar misali ruhunu örten ve koruyan derisini aşmak mümkün gibi gözükmüyordu. Bununla birlikte Butsuo'nun sorduğu sorulara gelen cevapların ardından yaptığı konuşmasına gelecek tepkiyi az çok kestirebiliyordu; ama tüm varlığı ile orada öylece dikiliyordu işte. Bir adım dahi geri adım atmadan, o dağı andıran duruşundan bir gram kaybetmeden... Gözleri olabildiğince duru gözükürken ve gözlerini takip eden bu duruluğun, ruh denizine yansıyacak kadar keskin olması olabildiğince açık bir özet gibi dururken, İshichou Ryu'ya hitaben konuşmaya başladığında, Ryu tamamı ile oldukça korkutucu ve net bir tutum ile çizilmiş bir heykeli andırıyordu.

Herhangi bir değişikliğin olmadığı açıkta ortadaydı. Keskin bir kılıcı andıran bakışlarındaki o orantı, usta bir demircinin elinden çıkmışcasına kusursuz ve değişkensiz duruyordu. Adeta İshichou'nun ağzından çıkan her bir sözü saniyesinde parçalara ayıran bir bakıştı bu.

Ryu'yu gram etkilemekten uzaktı bu yüzden kelimeler. Bu, bir saygısızlık tohumunun açığa çıkardığı bir tepki değildi. Defalarca kez dövülmüş bir iskelete sahip Ryu'nun, oluşturduğu tutumdu. Eğer içinde bir yerlerde bu sözlerden etkilenen bir Ryu varsa bile bu yüzde ve bedende açığa çıkmak için asla yeteri kadar güçlü olamayacağı açıktı. O, tamamen bastırılmış bir arzunun, bir düşüncenin silik bir gölgesi olarak kalacaktı hep.

Buna rağmen, Ryu parçalara ayırdığı bu sözleri, kendi zihninde tekrardan bir araya getirerek yorumlamaktan çekinmiyordu. İshichou, en başta zaten onun yaptığı bir durumu dillendirmişti ve Ryu, bu yüzden bir nebze bile olsa doğru yolda olduğundan emin olmuştu.

Öte yandan İshichou'nun devam sözcüklerinde, kendisi hakkında söylediği şeylerden tam olarak neyi kast ettiğini anlayamamıştı. Anlamak için yeteri kadar kafa yorduğunu düşündüğü o anda ise son görev hakkında konuştuğunu düşünmüştü; ama net bir şekilde Ryu emindi ki, bu sorunun cevabı onun zihninde net değildi. Buna rağmen, kendisinde böyle bir potansiyel olduğunu ve İshichou'nun haksız olmadığını kabul ediyordu.

Konuşmanın rengi İshichou konuşmaya devam ettikçe değişirken, Ryu her bir sözcüğü hâlâ net bir tutum ile dinlemeye devam ediyor, ama bu sözcüklerden ne kazandığını veya ne düşündüğünü dışarıya kesinlikle belli etmiyordu. Ama tek bir an, tüm kontrolünü kaybettiğini hissetmişti. Geride bırakmak... İş bu sözcüklere vardığında, Ryu'nun hatıralarla dolan zihni acı bir şekilde sızlamış ve gözleri çok kısa bir anlığına küçülüp büyümüştü.

O, karşısındaki kişi ne kadar pislik olursa olsun, ezilmemesi gereken bir kuralı çiğneyen shinobi'ydi. Ryoken'i acımasızca geride bırakan, onun İshigakure'li kimliğine saygı duymayan adamdı. Bu sözlerin ona yöneltilmiş olduğundan şüphesi yoktu, ama bu onu üzmek yerine, yaptığı bir hatayı bir kez daha yüzüne vuran bir gerçekçi tokat olarak yansımıştı ona. Derin bir nefes almış ve bu tokadın sıcaklığını içtenlikle kabul etmişti.

İshichou'nun uzunca konuşmasının sonunda, bir nebze de olsa dağılan gerginlik, Ryu'nun ufak bir baş hareketi ile bu kocaman konuşması onaylaması ile onun nezdinde son bulmuştu. İlaveten herhangi bir soru sormak gibi bir niyeti yoktu ve göz ucuyla Butsuo'ya baktığında, onunda aldığı cevaplardan tatmin olduğundan şüphesi yoktu. Bu yüzden saygıda kusur etmeden selamını vermiş ve odayı terk etmişti.

Butsuo'nun eşliğinde hiç beklemediği bir anda, bir kez daha bir göreve çıkmanın getirdiği şaşkınla sokakları ezip geçerken, bir nebze dahi olsa şaşkındı. Zira Butsuo ile tüm bu şeyleri konuştuğu anları hatırlayınca, her zaman aklında bu görevi bizzat kendilerinin İshichou'dan istediklerini hayal etmişti; ama şimdi bizzat İshichou, adeta onları duymuş gibi bu göreve itmişti. Ama bunu yaparken ki tutumu, özellikle buluşacakları kişiden bahsederken ki o hali, Ryu için büyük bir soru işaretiydi. İshichou'nun sıkıntısının bu kişiyle alakalı olabileceğini düşünüyordu ve onun hakkında net detay vermemeleri Ryu için pek alışagelmiş bir şey değildi.

Bir çok soru Ryu'nun zihnine yuva yaparken, saniyelerin dakikaya, dakikaların saatlere ve saatlerin günlere evrildiği bir yolculuk hızla geçip gitmişti. Yağmur ülkesi ile Kaya ülkesinin kuzeyinde kalan dağ etekleri, kocaman bir sınır kapısı gibi ikilinin karşısında dururken, Ryu diri bir tutumla, "Butsuo sanırım sonunda, hiç olmadığımız kadar yakınız görevin başlangıcına." dedi, sanki bir buçuk günlük yolculuk onu oldukça sabırsız kılmış gibi, hemen ardından ise, "İshichou-sama'nın, bu muhbir ile ilgili tuhaf bir tutumunu sezdim odada. Ne ile karşılaşacağımızdan emin değilim, bu yüzden tetikte ol ve fevri hareketlerden kaçın." diye ufak bir uyarıda bulunma eğiliminde bulundu.

Butsuo'nun söyleyeceği şeyler varsa - ki olduğundan emindi, ilerlemeye devam ederken dinleyecekti bu sözleri. Bu dağ eteklerini aşmak, muhbir ile tanışmak istiyordu artık.

Out: Hastayım, okulumun başlamasının getirdiği bir uyku düzensizliği ile muzdaribim. Eğer RP olması gerektiğinden çok daha kötü ve düzensiz gelmişse gözünüze, kusuruma bakmayın lütfen.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 143
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » January 30th, 2020, 11:53 am

Acaba Ryu'nun olayı ne? Benim fark etmediğim neyi fark etti de böyle bir soru sorma gereği duydu? Belli ki köy yönetimiyle daha önceden yaşadığı bir şeylerle ilgili. Ishichou'ya benden daha saygılı olduğunu görebiliyorum ama bu saygı bir hayranlığın sonucu mu yoksa bir gereklilik mi şüpheye düşüyorum aralarında bazı sıkıntılar yaşanmış olabileceğini düşününce. Benim için pek bir fark yaratmıyor açıkçası, sadece merak ediyorum. Görevi başarıyla tamamladığımız sürece her şey yolunca gidecektir. Kimse sabana sürdüğü öküzün yemini eksik etmez, eğer biz de güçlü ve çalışkan öküzler olduğumuzu kanıtlarsak ne suyumuz ne yemimiz eksik kalır.

Ayrıca köy yönetimiyle arası kötü olmak konusunda ben de pek fena sayılmam. Daha yeni yeni bu durumu aşıyorum gibi. Köy gözünde eski prestijimi kazanmak istiyorum, böylece istediğim görevlere atanma fırsatım artar. Hatta belki Amegakure'de hizmet edebilirim bir süre. Tabii çobanlık görevimle çakışmazsa...

Ishichou yavaş yavaş deliriyor herhalde. Çok değiştiğini görebiliyorum, öyle ki asıl Ishichou öldü de yerine sahtesini koydular deseler inanırım. Kendisini pek yakından tanımıyorum ama savaşın bir lider olarak onu da etkilemiş olması olası. Yine de bu durum sadece ona olan saygımı arttırır. Bir sürü insan aldığı şaibeli bir karar ve kurduğu aynı şaibeli ortaklıktan sonra savaşa girmeyi kabul etti ve bu bir sürü insanın bir sürüsü hayatını kaybetti. Verdiği kararın ağırlığı onu etkiliyorsa bu vicdanı olan bir insan olduğunu gösterir ve ben böyle bir liderin altında çalışmak isterim. Bilemiyorum, belki biz daha küçük çarklar olarak bir şeyler yaşıyoruz, kendimize yükleniyoruz ama o daha büyük bir çark olarak bizden daha fazlasını yaşıyordur. Biz savaşırken savaş meydanında olmaması bile ona ağır geliyor olabilir.

Bunun haricinde başarısızlıkları onaylaması ve gerekirse bütün Ishigakure'nin bunun sonuçlarına katlanacağını söylemesi ilginç. Çünkü baktığımızda bu köyün lideri o ve her başarısızlık dolayısıyla bir yerde de liderin başarısızlığı, ama sonuçlara gerekirse tüm köy olarak katlanacağımızı ilk belirtişi değil. Daha önce sıçıp sıvayan bir shinobi olarak şikayet ettiğim bir durum değil, ama bu söylemler onun için de bir kaçış gibi geliyor. Çünkü kendisinin de hata yapabileceğinin farkında ve onun hatasının sorumluluğu bizimkilerden çok daha büyük olacaktır. Yine de Ishichou bana daha önce destek verdi, zamanı gelirse altta kalmayıp borcumu ödemek isterim. Kafasından neler geçtiğini anlamak oldukça zor. Oldukça genç biri, bizden çok da büyük değil yanlış değilsem, gidip Kirigakure'de eğitim alıyor, döndüğü gibi köyün liderliği ona bırakılıyor, sonrasında Kaoru ve tayfası, çakra taşları, Amegakure savaşı... Hiçbir şey olmasa bile köyün en genç ve ilk kadın lideri olarak zorluk yaşadığına ve baskı altında olduğuna dem vurabilirdim ama ona sıra gelmiyor bile. Yine de bizi bu zor günlerden çıkaracağına inanmaktan başka çaremiz yok ki ben bu seçeneğe tek seçenek olduğu için değil Shinkai Kurumi'nin ne kadar yetenekli olduğunu ve daha önce mertçe davrandığını gördüğüm için inanıyorum.

Ishichou'nun kahkahalarına hafif de mahcup bir gülümsemeyle karşılık verdim. Sıvarcasına sessizce "Patlatmamayı tercih ederim..." demeyi de ihmal etmedim.

Ryu'yla olan yolculuğumuz ise pek de bir heyecana sahne olmadı. Aslında biraz daha sohbetli muhabbetli geçmesini bekliyordum ama Ryu'nun kendi düşüncelerinde kaybolduğunu görebiliyordum. Ben de konuşmak için zorlamadım durum bu olunca. Daha önce başına ne geldi bilmiyorum ama daha önceki diyaloglardan da anladığım kadarıyla kendi içinde çözmesi gereken şeyler var, bu yüzden kendi kafasının içinde kaybolması iyi bir şey. Bana da aynısını yapmak için fırsat yaratılmış oluyor böylece hem.

Bağlantıyla tanışmamız için oldukça kısa bir yol kaldığında Ryu konuşmaya karar verdi. İlk cümlesine hafifçe sırıtarak yanıt versem de ikinci cümlesi karşısında kısacık bir an da olsa dondum. Gerçekten Ishichou bu konuda mı tedirgindi yoksa ortada olan bir tedirginliği kendi kafasında buna mı yordu Ryu? Fark etmez, ne olursa olsun tetikte olmak ve fevri hareketlerden kaçınmak faydalı olacaktır. Hiç ara vermemiş gibi başımı sallayarak onayladım Ryu'yu. Daha sonra da kendi eklemek istediğim noktayı belirttim. "Mümkünse Sozen'i canlı bir şekilde köye götürelim. Yine de önceliğimiz hayatta kalmak." Sozen'i ta köye kadar canlı götürme isteğimin kökeni bunun başarması daha zor bir şey olması ve bize daha fazla saygınlık kazandıracak olması. Ama bunun köye yardımcı olacağını da biliyorum ve belki Ishichou'nun daha rahat hissetmesini de sağlayabilir. Tehlikeli bir kaçak yakalandı diye değil ama etrafında güvenebileceği insanlar olduğunu göstereceği için.
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1503
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » February 1st, 2020, 10:39 am

Sessiz ve sorunsuz bir yolculuğun ardından, Kaya Ülkesi’yle Yağmur Ülkesi’nin kuzey sınırlarına varıyorsunuz. Yol boyunca size eşlik eden ormanlık alanların hüküm sürdüğü yeşil tonlarını uzun bir süre önce gerinizde bırakmış olmanızdan dolayı, artık kahverengi ve tonlarına bir hayli aşina olduğunuzu söylemek mümkün. Bu aşinalık, bozulan yollar için de geçerli elbette. Başta oldukça iyi düzenlenmiş yol hatları, giderek yükseltinin artmasıyla bozulduğu için taşlık zeminde ilerlemek artık sizin için pek de zor olmuyor. Yol boyunca yaptığınız tek duraklama sonrasında ise, şu anda oldukça dinç olduğunuzu söylemek mümkün.

Varmış olduğunuz nokta ise, yüksek rakımlı bir dağın etekleri oluyor. Kafanızı kaldırıp aşmanız gereken dağa baktığınızda, tepelerindeki kar sizi bir nebze tedirgin ediyor. Ayrıca, bulunduğunuz noktadan çıkışın sarp olması da ilerlemenizi sekteye uğratabilecek bir diğer etmen gibi duruyor. Her ne kadar ayaklarınızda topladığınız çakra sayesinde suyun üstünde bile gidebilen kişiler olsanız da, göreviniz kapsamında çakranızı bu şekilde bir olay için harcamak pek mantıklı gelmiyor. Dolayısıyla dağa tırmanarak Yağmur Ülkesi’ne girebileceğiniz bir patikayı arıyor gözleriniz. Kısa bir süre etrafınıza bakındığınızda ise, belki de aylarca kullanılmamış gibi gördüğünüz ve üzerine muhtemelen dağdan kopan taş parçalarının düşerek kapladığı bir patika görebiliyorsunuz. İçinde bulunduğunuz durum çerçevesinde, belki de yolunuzu uzatmanıza neden olacak olsa bile, en akılcı çözümün bu patikayı kullanmak olduğunu fark edebiliyorsunuz. Bu nedenle patikanın tam olarak hangi yöne doğru gittiğini tam olarak kestiremeden, patika üzerinden ilerleme başlıyorsunuz.

Yaklaşık on dakikalık bir ilerlemenin ardından, patikanın güzergahının aşağı yukarı dağın sarp yerlerinden kaçınarak oluşturulduğunu ve dağın zirvesine varmadan beliren bir düzlüğe gittiğini düşünmeye başlıyorsunuz. On dakikalık yürüyüşünüze rağmen, halen daha dağın eteklerinden kurtulamamak ise, bu patikanın sizi haddinden fazla yorup yormayacağını düşündürtüyor. Gözleriniz hala çevredeki diğer olası güzergahları keşfetmeye çalışırken, şimdilik önünüze üzerinde ilerlemekte olduğunuz patikadan daha makul bir yol çıkmıyor. Bu haliyle de ilerlemenize devam etme kararı alıyorsunuz.

Yukarıda doğru sertçe kıvrılan ve sizi adeta bir tırmanışa sokan patika üzerinden beş dakika daha ilerlemenizin ardından, bu kez düzlük bir alan sizi karşılıyor. Fazla efor sarf etmeden yaptığınız tırmanış, normal bir koşudan biraz daha fazla sizi yoruyor sadece. Bu noktada düzlük alana varmış olmak sizin için hem bir dinlenme şansı yaratıyor hem de etrafınızı daha iyi kolaçan etme imkanı veriyor. Düzlüğün ortalarına doğru ilerlediğiniz sırada, gözleriniz hala etrafı tararken arkanızdan gelen “Okyanusun dibindeki bataklığı gezdin mi?” sözleriyle irkiliyorsunuz. Sesin tanıdık olması, sizi ansızın sorulan bu sorudan daha fazla irkiltmişse de, ardınızda beliren birini hissedememek sizi daha da tedirgin ediyor. Sesin sahibi kişiye döndüğünüzde ise, parlak sarı saçlar ve keskin mavi gözleriyle Ogawa Kaoru’yla karşı karşıya geliyorsunuz.

Yakası dik ve diz kapaklarından biraz daha aşağı kadar uzanan haorisini sıkı sıkıya üzerine örtmüş, üşüdüğü her halinden belli olan Kaoru ikinizi de dikkatli bir şekilde süzerken, bakışlarındaki tehditkar tavrı sezebiliyorsunuz. Ancak Butsuo, şu an için Kaoru’nun çakra akışında herhangi bir hareketlilik sezemiyor. Yine de bu haliyle bile tırmanmanız gereken dağdan daha heybetli bir şekilde karşınızda duran Kaoru “Okyanusun dibindeki bataklığı gezdin mi?” diye yeniliyor sorusunu, sanki son kez konuşurmuşçasına.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 198
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » February 2nd, 2020, 11:55 pm

Kader, ağlarını köhne bir yolun üstüne, kayaları sırt sırta vererek örmüş gibiydi. Shinobi, bu gözleri önüne serilen görüntünün esrarengizliği ve farklılığına şaşırmak yerine, tamamen bu görüntüye alışık olmasına vurgu yapan bir şaşkınlık hissi ile beraberdi. Aylar öncesine kadar olabildiğince yabancı ve farklı gözüken bu topraklar, şimdi daha önce gördüğü bir habitatın parçasıydı. Kendi kendine istemsizce bu topraklarda ne kadar zaman geçirdiğini sordu, ama bu sorunun oluşturduğu o kanlı ve tatsız anılar cevabın o kadar da önemsenecek bir şey olmadığını fısıldadı ona... Aklının her bir köşesinden o görüntüleri soruyla birlikte silip attı.

Sarp dağın heybetli görüntüsü, Butsuo ve Ryu'nun konuşmasına şahitlik ederken, Ryu'nun keskin soğuk bakışları, dağın tepesindeki karlı noktaya odaklanmıştı. Kar... Bembeyaz ve saf hali ile karşılarında dikilirken, soğuk o ciğerde bıraktığı keskin hissiyat bulunduğu mesafeden bile hissedebileceği kadar yoğundu.

Ryu, Butsuo'nun sarf ettiği sözlere ufak bir kafa hareketiyle karşılık verdikten sonra, yüzünün alt kısmının büyük bir kısmını kaplayan peçeyi, soğuğa meydan okurcasına biraz daha yukarı çekti. Hemen ardından ise en az Butsuo kadar dikkatini çeken patikaya göz ucuyla baktı. Dağa tırmanmak her ikisi içinde oldukça kolay gözüken bir eylemdi; ama bu eylemi yaparken kaybedecekleri enerji ve chakra, daha sonra telafisi olmayan bir hata olarak karşılarına çıkabilirdi ve bundan mütevellit patika gibi uzun, ama daha güvenli olan yol tercihleri olmuştu ve asıl tuhaf olan şey Ryu için, bu tercihi yaparken ikisinin de ağzından tek bir kelime çıkmamış olmasıydı. Bu, Butsuo'nun bu göreve ne kadar odaklandığını gösteriyordu ve açık konuşmak gerekirse kafa atarak bir adamı öldürecek kadar kontrolsüz gözüken bir herifin, bu denli bir görevde bu kadar hassas takılması Ryu'ya bir kez daha iyi bir tercih yaptığını gösterirken, aynı zamanda tatlı bir şaşkınlık yaşamasına da vesile oluyordu. Zira o, Butsuo'dan daha farklı bir tepki gelmesini beklemese bile, geldiği taktirde de şaşırmayacağı bir ruh haline bürünmüştü. Garip bir ikilemin oluşturduğu uyumsuzluğun tam ortasındaydı.

İlerleyiş hızlı başlamasına rağmen zaman zaman temponun düştüğü bir kıvamda devam ediyordu. Zira, her ikisi de içinde bulundukları durumun, ters bir noktaya varabileceği endişesi ile doluydu. Patika'nın dikleşmesi ve göze görünenden çok daha uzunmuş gibi hissettirmesi bir sorun olarak gözükmüştü onlara. Zira daha az efor sarf etmek için seçtikleri bu yolun, dağı tırmanmaktan herhangi bir farkı olmazsa bu sıkıntı olabilirdi; ama buna rağmen, yola devam etmek ellerinden gelen tek seçenekti. Zira şimdilik, herhangi bir farklı yol görünmemişti gözlerine.

İlerleyişleri hız kesmeden sürerken, onları bu sefer durduran şey rüzgarın uğultusu ya da yanı başındaki adamın nefes alışverişinin sesinin temposu dışında, bir ses duymaları olmuştu. Bir insana ait olan, keskin ve en az hava kadar soğuk olan bu ses, tam arkalarından sessizce süzülen birinden gelmişti. Sesindeki o güçlü tona rağmen, bu kadar sessiz ve kendini hissettirmeden arkalarından kendilerine yaklaşması, Ryu'yu o an tedirgin ederken, asıl olayın bu tedirginliğin gölgesi altında kaldığını bir kaç saniye sonra idrak edebilmişti. Zira o ses, oldukça tanıdıktı... Asla unutmayacağı ses tonlarından biriydi ve kendi zihni bu ses tonunun rengini, altın sarısı bir renk olarak seçmişti. Nitekim, zihni ile uyuşan bir görüntü, shinobi omuz üstü bir bakış attığında karşısında dikilmişti.

Kaoru... Güneşe tapan ya da güneşin ona taptığı bu adam, karlı bir dağın zirvesinde, öylece karşılarında dikilirken, tüm o üşüyen görüntüsüne rağmen, oldukça keskin ve ölümcül bir şekilde kendilerini süzüyordu. Ve ikiliye yaşattığı şaşkınlığın sindirilmesine izin vermeden, İshichou'nun sözlerini aktararak bir tokat daha atıyordu. Bu noktada, Jirou Ryu... İshichou'nun casus konusundaki sıkıntısını net bir şekilde anlayabilmişti.

Sıkıntı, tam olarak sıkıntı kalıbına uyacak bir insandı.

Ryu, ne hissetmesi gerektiğini bilmediği bir donukluk ve boşlukta, sadece süzdü adamı ve bunun ölümcül bir hata olduğunu, Kaoru'nun son kez soruyormuş gibi aktardığı parolayı duyarken anladı. Keskinleşen bakışları, ıslak dilinin hakimiyetini Ryu'ya geri kazandırırken, ”Bataklığın dibindeki okyanusu gezdim.” dedi, İshichou'nun zihninde tekrarlan sözlerini aynı şekilde aktararak. Ekstra bir şey söylemedi ya da o an düşünmedi bile, topu Butsuo'ya attı ve sanki karşısındaki kişi, ilk kez gördüğü bir kişiymiş gibi, uzatmadan ilgi ve alakasını Kaoru'dan çekti.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 143
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » February 3rd, 2020, 12:29 am

Sahne 3
Karakterler:
Oita Butsuo: İnce ruhlu bir kütük
Jirou Ryu: Hüzünlü gözüken bir birey
Ogawa Kaoru: Dalyarak

Mekan: Siyasi sınır anlamında Kaya Ülkesi'nin Yağmur Ülkesi'nin kuzey sınırıyla kesiştiği ince çizginin yakınları. Bu siyasi sınır aynı zamanda bir doğal sınırla, bir dağ ile kesişecek şekilde çizilmiş. Yükseltinin artmasıyla bir buçuk günlük yol boyunca yaşam belirtileri veren yeşillik kendini çıplak kayalara bırakıyor. Oldukça dik bir eğim bu dağın eteklerinden göz korkutucu bir manzara sergiliyor. Dikkatli gözlerden kaçmayacak pek bakımsız, aynı izlenimden yola çıkarak nadir bir şekilde kullanılan, bir patika mevcut yine de. Bu patikanın takip edilmesi sonucunda ise varılacak yer dağın daha yüksek kesimlerinde ama hala dağın eteklerinde denebilecek mini bir plato.

Evveliyat: Oita Butsuo ve Jirou Ryu, bir buçuk günlük yolculuktan sonra enerjiden tasarruf etmek adına karşılarına çıkan dağı dikkatli gözlerinden kaçmayan patikayı kullanarak aşmaya karar verirler. Yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuktan sonra ise iki şeyle karşılaşırlar: Birincisi düzlük bir zemin, ikincisi ise dikkatli gözlerden ve her türlü duyudan kaçan, varlığını bağlantılarıyla kararlaştırılan teyit cümlesini söyleyerek belli eden Ogawa Kaoru. Kış mevsiminin sert havası kendisinin de pek sert olabileceği bilinen Kaoru'yu da etkilemiş olacak ki uzunca bir haori giyinmeyi ihmal etmemiş. Teyit cümlesini tekrar ederken tehditkar bir tavır içinde olsa da ters bir tavır sergilemeyeceği çakra yoluyla Butsuo tarafından anlaşılmaktadır.

Akıbet: Oita Butsuo'nun aklından çeşitli düşünceler geçmektedir. Jirou Ryu'nun kısa bir zaman önce yaptığı uyarı kafasının içinde tekrar tekrar yankılanırken en başından beri planlanan bağlantının gerçekten Ogawa Kaoru olup olmadığını merak etmektedir. Köyünün genç liderinin tuhaf tavırları olduğu görevdaşı Jirou Ryu tarafından sezilmiş olsa bile kafasına yatmayan şeyler vardır. Bağlantılarının Ogawa Kaoru olduğu bilgisinin gerçekten saklanmaya değer olup olmaması konusunda şüphesi vardır. Pek sevilmeyen kimseler olsa bile Ogawa Kaoru ve yoldaşları Ishigakure'nin müttefiki olarak kabul edilmiştir ve bu tarz bir gerçek göreve çıkmalarını engelleyecek bir şey değildir. Ayrıca Ogawa Kaoru namlı biridir ve kimliğinin gizlenmesi yoluyla korunmasına gerek olmayacak kadar güçlü biri olduğu Ishigakure shinobi eşrafı tarafından bilinmektedir. Ogawa Kaoru'nun yoldaşlarından bazılarıyla daha önce münasebeti olması sebebiyle kendilerine şüpheyle yaklaşmaktadır Oita Butsuo. Ayrıca bunun bir gönül ortaklığından ziyade zor bir zamanda yapılmış fayda odaklı bir iş birliği olduğunu da bilmektedir, dolayısıyla ilk uygun anda iki partiden birinin ötekini satacağı çıkarımını da yapmıştır.

Şüpheleri olsa bile teyit cümlesini söylemek dışında başka bir seçeneği olmadığını da bilmektedir. Ta en derinlerden ise içini kemiren, eğer doğruysa kişisel anlamda kendini başarılı hissettirecek ama bağlı bulunduğu köyü zor duruma sokabilecek bir ihtimal yatmaktadır. Ya Ogawa Kaoru bir şekilde, büyük ihtimalle bir köstebek yoluyla, bu operasyonun gerçekleşeceğini öğrendiyse ve Kazetani Sozen, Ogawa Kaoru'yla alakalı şu ana kadar bilinenlerle uyuşmayan ve Ishigakure ile yapılan ortaklığı bozabilecek bilgilere sahipse ve Ogawa Kaoru buna engel olmak için bir işler çeviriyorsa? Ya gerçek bağlantının cesedi bu insan geçmez dağın bir deliğinde çürüyorsa?

Kendisi de bu ihtimallerin pek yakın olmadığını tahmin etse bile şüphe etmekten kendini alamamaktadır. Yine de şu anlık yapabileceği bir şey yoktur. Jirou Ryu'ya kendi teyit cümlesinden sonra kısacık bir bakış attıktan sonra Ishigakure'yi temsil ettiğinin bilinciyle Ogawa Kaoru'yu eşiti sayan bir tavırla "Dibindeki bataklığın okyanusunu gezdim." der Oita Butsuo. Teyit cümlesi ağzından dökülürken gözlerini Ogawa Kaoru'nun gözlerine dikmiştir ve dimdik durmuştur onun karşısında. Ne köyünü ne de kendini ezdirmeye hiç mi hiç niyeti yoktur.

Şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul
Şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul
Şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul şorul


Herkes hayatımı yazsan roman olur der, bence benim hayatımdan olsa olsa oyun olur. Çünkü romanlar uzun olur, devamlılığı vardır. Ama benim hayatım sanki farklı perdelerden, sahnelerden oluşuyor. Bunlar kronolojik olarak birbirinin devamı olsa bile bir roman gibi bir devamlılığı, sürekliliği yok. Arada kopukluklar, boşluklar var. Ayrıca belirli bir olay üstünde de yoğunlaşmıyor gibi bu perdeler. Tek ortak payda benim. Yine de daha tamamlanmış değil hayatım, belki tamamlanınca roman olduğu ortaya çıkıyordur. Tabii olayın hiç sandığım gibi olmaması ihtimali de var. OYUN GİBİ BİR HAYAT!
*Oita Butsuo: Oyuncu bir birey
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1503
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » February 4th, 2020, 12:22 pm

Kaoru’nun sorusu üzerine ikinizin verdiği teyit cevapları, Kaoru’nun bakışlarındaki tehditkar tavrın yok olmasına neden oluyor. Bakışları daha ılımlı bir hale bürünen Kaoru’nun duyduğu teyit cevaplarıyla rahatladığını görebiliyorsunuz. Ancak bu hali bile, şimdilik müttefik konumunda olsanız dahi onu bir tehdit unsuru olmaktan alıkoymuyor gibi görünüyor. Bakışlarını ikinizin üzerinde kısa bir süre gezdirmesinin ardından hafifçe soğuk havaya ciğerlerine dolduruyor ve “Tekrar karşılaştık Ryu-san…” diyor. Cümlesi bir selamlama havasında olsa bile, dudaklarının kenarında beliren hafif bir tebessüm “Yanılmıyorsam bir tercih yapacağınızı söyleyerek sonlanmıştı en son konuşmamız. Üzerinden çok da zaman geçti denemez, öyle değil mi?” diyor. Tüm bu konuşmanın ve bu ortamda buluşmanın sanki o bahsettiği konuşmada planlanmış olduğu gibi bir tavırla Ryu’yu süzmeye devam eden Kaoru “En azından Kurumi de Chisa-san kadar sağduyulu ve temiz birisi… Doğru olanın yanında durduğu için şanslısınız.” diyor.

Yüzündeki tebessümü eksiltmeden bakışlarını Butsuo’ya çeviren Kaoru “Seninle daha önce tanışmamıştık Oita Butsuo, ama adını çok kez duyduğumu bilmelisin.” diyor. Her ne kadar ikiniz de Kaoru karşısında onun dengiymiş gibi durmaya çalışsanız da, Kaoru bu tavrınızı önemsemeden, sizlerden daha üstün olduğunu ortaya koymak istercesine Butsuo’ya bakarak “Vahşi tabiatın son derece korkutucu Butsuo-san. Kendine has tavırların ve güçlerin… Pek benim tarzım olmasa da sağlam bir müttefik olduğunu söylemezsem sana hakaret etmiş olacağımı düşünüyorum.” diyor. Bu cümlelerinden sonra, ne kendini takdim etme ne de bu bağlamda başkaca bir şey söyleme ihtiyacı hissetmiyor gibi duruyor Kaoru. Bu tavrının altında ise onu tanımanız gerektiği kadar tanıdığınızı bildiği düşüncesi yattığını fark edebiliyorsunuz.

Söylediği cümlelerin içtenliği ve düşüncelerini olduğu gibi yansıttığı konularında içinizde herhangi bir tereddüt uyandırmayan Kaoru “Kurumi, Sozen gibi aşağılık bir adamın peşine sizin gibi kalifiyeli iki shinobinin görevlendirileceğini söylediği anda şaşırmıştım.” diyerek tekrar söze giren Kaoru’nun cümlelerinden en dikkatinizi çeken konu, Ishichou’dan sanki kendisine denk bir arkadaşmış gibi bahsetmesi oluyor. Ancak bu tavrında kendince bir sorun görmeyen Kaoru “Tabi onun kararlarını sorgulamak ben ilgilendiren bir durum değil. Ancak bana kalırsa, içinizden birinin bile yeterli olması lazım.” diyor. Sözlerini son derece duru ve ciddi bir şekilde dile getiren Kaoru’nun sizin kapasiteniz konusunda neler düşündüğünü bu cümlelerinden anlayabiliyorsunuz. Ne var ki, bu cümlenin ardında saklanan, yetersiz olmanız durumuna karşı Kaoru’nun takınacağı tavrı da sezme imkanınız oluyor. Yine de derin bir nefes alıp, yüzüne kondurduğu tebessümden taviz vermeyen Kaoru kollarını sağ kolunu yukarı kaldırıp dağın zirvesini işaret ederken “Burada donmaktansa bir an önce yürüyüp şu dağın ardına geçmemiz daha iyi olacaktır.” diyor ve sizden gelen cevabı beklemeden, ikinizin arasından geçip gitmek için adımlamaya başlıyor. Rahat, dingin ve kendinden emin adımlarını size aldırış etmeden atmaya başlayan Kaoru’nun bu sözleri ise kulaklarınıza hem bir emir hem de bir rica gibi çalınıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”