[Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 193
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » February 4th, 2020, 11:05 pm

Bir yılanın başka bir yılanla karşılaştığında hissettiği o karmakarışıklığı, Kaoru'nun gözlerinin içine baktıkça hissediyordu Ryu... Karşısındaki adamın, ondan çok daha güçlü olduğunun bilincindeydi ve bu bilinçli halin onda anımsattığı anılar, pekte eski olmayan, toz kapmamış anılardı.

Kaoru, shinobi için tam olarak anlam kazanamamış bir figürden ibaretti. Eğer, eski kayıtsızlığı olsa, ona direk olarak kötü yakıştırmasını yapabilirdi; ama şimdi, gerçek anlamda tam olarak ona ne kötü adam diyebiliyordu ne de iyi adam. Kaoru'nun, büyük bir anlamsızlık barındırdığını düşünüyordu. Onu anlamak için yeteri kadar şey görmediğini ve yeteri kadar şey yaşamadığını da hissediyordu. Bu da onlarca küçüklü büyüklü savaşlar görmüş ve çoğunun içinde bulunmuş Ryu için büyük bir tereddüt konusuydu. Zira, tam olarak onu çözümleyememesi bir sorun halini almıştı artık... Sıradan, sivil insanları eline kirletmeleri için örgütleyen bu adam, aynı zaman da onları kurtarabiliyordu. Normal şartlarda bu Ryu'nun gözünde asıl oyun için, küçük bir parça olarak yapılmış bir işlemden ibaret olurdu; ama söz konusu Kaoru olunca, yapılan bu yardımın gerçek bir iyi niyet mi yoksa tamamen kurgusal bir amaç mı barındırdığını anlayamıyordu.

Bu noktada, bir gün Kaoru'yu anlayabileceğini düşündüğü o evreye geçene kadar, Kaoru gibi insanları anlamayı çalışmayı bırakmak, ona mantıklı bir seçenek gibi gözüküyordu.

Butsuo'nun kayıtsız bir şekilde aktardığı parola ile Kaoru'nun yumuşayan bakışlarını an ve an izleyen Ryu, adeta güneş görmüş bir buz kütlesinin eriyişini izliyormuş gibi hissetti; ama buna rağmen, ona karşı vücudunu ya da zihnini rahatlatmayı bir an bile aklından geçirmedi. Bunu, Kaoru'ya karşı hissettiği veyahut onunla yaşamış olduğu olayların sebep olmadığını da adı gibi biliyordu. Bu, tamamen Kaoru'nun, varoluşunun dışarıya yansıttığı auranın bir sonucuydu. Adeta, oldukça iyi bir sanatçı tarafından ortaya çıkartmış bir sanat eserinin, tamamen şeytani bir şeyi anlatması gibiydi bu. Etkileyici, ama buna rağmen oldukça tehlikeli ve korkutucu.

Kaoru'nun, kendisine hitaben sarf ettiği sözleri, en az atmosferdeki hava kadar öldürücü bir soğukluk ile takip ederken, bu soğukluk salt ve olabildiğince duygulardan arınmış bir formdaydı. Öfke, hüzün, kaygısızlık ya da adına duygu denilebilecek herhangi bir şey, Ryu'nun yüz hatlarında yer edinememişti. Sadece, sade ve olabildiğince kısa bir kafa hareketi ile Kaoru'nun selamına karşılık vermişti.

Kaoru, Ryu'nun aksine o salt soğukluğunu sıcak duygularla doldurabilirken, yayılan o ufak tebessümün gerekçelerini Ryu bilemiyordu. Buna rağmen, kapanan göz kapakları tekrardan açıldığında, Kaoru'nun sorduğu soruya pırıltılı bir bakışla karşılık verdi, ama buna rağmen herhangi bir karşılık vermedi sözlü olarak. Nitekim, sözlerine devam edecek gibi duran Kaoru, Ryu'nun bu hareketinin manasız kalmasına sebep olmadı.

Chisa ve İshichou-san benzer tipte insanlardı, ama buna rağmen Chisa ile İshichou'nun tamamı ile aynı türde insanlar olduğunu söyleyemezdi Ryu. Chisa, elini kirletmeye tamamen karşı, düşmana bile dost eli uzatabilecek müthiş bir insanken, İshichou-san yeri geldiğinde demir bir yumruk olabiliyordu.

Buna rağmen, Ryu, bu noktada Kaoru'ya katılıyordu. Aynı, Butsuo hakkındaki sözlerine katıldığı gibi. Adeta, Ryu'nun nazarında Kaoru, sadece duyduklarıyla Butsuo'yu kitap gibi okumuştu. Ama öte yandan, Sozen ve kendileri hakkında söylediklerine katılamıyordu. O, yapısı gereği hiç kimseyi küçümsemeyen, tetikte bir insandı, ama buna rağmen Sozen'in küçümsenecek biri olduğuna ihtimal vermiyordu... Zira, Kaoru'nun söylediği gibi onun iğrenç bir insan olduğuna inanıyordu ve yaptığı eylemler kesinlikle onursuz bir insanın tehlikeli hamleleriydi.

Kaoru'nun emir ve rica tonlamalarını karıştırdığı son sözlerini ise tepkisiz bırakırken, arasından geçip gittikten hemen sonra, ne ricayı kabul ettiği ne de emre itaat ettiği için değil, tamamen bunun bir ihtiyaç olduğuna inandığı için soğuğu arkasına almak istercesine Kaoru'nun peşine takıldı.

"Kaoru-san..." diye seslenirken arkasında usulca yürüdüğü adama, oldukça durgun ve sakin bir tonda yapmıştı bunu. "Size geçikmiş bir teşekkür borçluyum. Buna ihtiyacınız olmadığını bildiğim halde, o insanları kurtardığınız için teşekkür ederim. O gün, başarısızlığını tüccara yüklemiş bir çocuğa kıyasla, o insanları kurtardınız. Hoş, yapım gereği hâlâ o insanlardan ellerini kirletmesini istemenizi doğru bulmasam bile, o insanları kurtardığınız gerçeğini inkar edemem. Bugün arkanızda yürüyen bir adam olsam bile ve belki de yarın geçmişte olduğu gibi birbirimizi öldürmek isteyen birer düşman olsak bile, bu gerçek değişmeyecek. " diyerek devam ettirdiğinde konuşmasını ise istemsizce bir burukluk ve hayal kırıklığı kaplamıştı sesini. Pişmanlık, asla geri alınmayacak olayların bir sonucu olarak, Ryu'yu her şeyi ile geçirmiş ve saniyeler öncesine kadar buz kesilmiş adamı tamamen farklı bir şeye evirmişti. O, görev ve Kaoru'nun da nispeten içinde barındığı tüm o anlar, Ryu için kocaman bir pişmanlık ürünüydü çünkü.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 140
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » February 4th, 2020, 11:39 pm

İki insan birbirini ne kadar anlayabilir? Aynı dili konuşmak yeterli bir ortaklık mıdır anlaşmak için? Bence yeterli falan değildir, ama insan için de olmazsa olmazdır herhalde. Dil kullanmadan bir şeyler düşünmeyi denediğim zamanlar olmuştu, pek manasız lakırdılar türetmiştim. Daha sonra neden objelere o ismi verdiğimiz kafama takıldı. Mesela bize neden shinobi deniyor? Neden kedi demiyorlar bize? Hatta bana neden Butsuo diyorlar? Ben, benim. Butsuo kim o zaman? Bu dediğim saçma gözükebilir, ama bana kalırsa ince bir nokta var burada. Benim kendimi nasıl algıladığım, benim dışımdaki insanların beni nasıl algıladığıyla çatışabiliyor. Hatta kendimi nasıl algıladığım, daha objektif bakabildiğim zamanlarda nasıl biri olduğuma dair düşüncelerimle bile çatışıyor. Hangisi benim hangisi Butsuo? Demek ki bir ben var bende benden içeri. Belki de dışarı...

Acaba öteki insanlar böyle düşünüyorlar mı? Mesela Ryu, kendi kendine "ben böyle bir insan değilim." diyor, öyle bir insan olmadığına inanıyor ama aslında tam olarak da öyle bir insan olduğunun içten içe farkında. Ama insan kendini öteki insanların onu tanıyabileceğinden daha iyi tanımaz mı? Neden öteki insanların görüşünü dikkate almak zorunda olsun ki? O zaman bana deli desinler, ben de deli olayım. Gerçi zaten öyle gibi biraz. Öteki insanların sana taktığı sıfatı dolduruyorsun zamanla. Mesela küçükken beni daha vahşi, bıçkın bir çocuk olarak anarlardı, ben de daha vahşi ve bıçkın bir çocuk olurdum. Sonra Kumiko geldi, çok daha farklı sıfatlar ekledi bana, ben de bir süreliğine de olsa bu sıfatlara varlığımda yer verdim. Şimdi yine farklı sıfatlarla anılıyorum. Bu sefer durumun farkındayım, ama yine de içimden bir dürtü bu sıfatlara uygun davrandırmaya çalışıyor beni. Belki de gurur duyuyorum bu sıfatlarla, ama bence konu bu değil.

İnsanın kendi kendini algılaması her zaman bulanıktır. En basitinden, belirli hisler, duygular gelip geçiyor bedenimden, ruhumdan, zihnimden... Diyelim ki bu his toplumsal olarak üstünde anlaştığımız, adını öfke verdiğimiz duygu olsun. Ama yine de bu duygu bana özel, ötekilerin öfke dediği şeyle benim öfke dediğim şeyin aynı olduğunu ispat etmemizin hiçbir yolu yok, ki aynı olmalarına da ihtimal vermiyorum. İkimiz de öfke diyoruz ama bu duyguya. Ne kadar ifade ediyor ki ne hissettiğimizi bu kelime? İçimizde yaşadığımız şeyin karşılığını dışarıda hiçbir zaman bulamıyoruz. Bir yanımız her zaman eksik kalıyor adeta.

Gel gelelim sıfat işine. Neden içten içe bana yakıştırılan sıfatlara uymak istiyorum ben? Kişi kim olduğunu, ne olduğunu bilmek için her zaman ötekilere ihtiyaç duyar. Bu yüzden içten içe uymak istiyorum bu sıfatlara. Kendi kendime kim olduğumu, ne olduğumu bilecek kapasitem yok çünkü. Kimsenin yok! Hatta bir özüm, derinlerde yatan bir benliğim bile yok belki! Elimde olan tek şey bana atfedilen o sıfatlar. Yine de olay dönüp dolaşıp bana geri dönüyor, çünkü kelimeler yetersiz, insanların bir sıfatla bahsettikleri şey benim anladığım şey olmuyor. Sonuç olarak olduğumu sandığım kişi değilim. İnsanların sandığı kişi de değilim. İnsanların beni nasıl sandığını sanan kişiyim.


Hepinizin götünü sikeyim! İyi biriyim ben!


Ryu ile Kaoru arasında ne geçti bilmiyorum, Ryu'nun dediklerinden sonra bile hala tam olarak anlayamadım ama sanırım iyiyle kötüyü beraber barındıran bir olaymış. Şu an dikkatimi bu konuya vermek istemiyorum, her ne kadar Kaoru boklasa da daha Sozen'in yüzünü bile görmedik, rahatlamak için hiçbir sebebimiz yok.

İşin daha garibi Kaoru benim hakkımda bunca şeyi nereden duydu? Halk içinde vahşileştiğimi falan hatırlamıyorum, meydan muharebesini kastediyorsa da mahşer gibi bir yerdi orası, o meydandaki herhangi birinden daha vahşi değildim. Söylediği şeyler gururumu okşasa da her şeyin farkındayım ve memnun değilim. Mağrur olma oğlum Butsuo, eğ kafanı usulca işini yap. Yeri gelir vahşi olursun yeri gelir medeni olursun, yol usul bilen adamsın sen. Nasıl "Bilmukabele." dedin seni övdüğü son cümlesinde, işini bilen adamsın sen.

Ryu epeyce bir şey dedi, benim çenemi açmamı gerektirecek pek bir şey yok aslında ama kapalı da tutmak istemiyorum keratayı. Benim de merak ettiğim, öğrenmek istediğim şeyler var. Bir anda kardeş kardeş olmak hoşuma gitmese de Kaoru bizim hakkımızda detaylı bilgiye sahip, biz ise onun ağzından akacak bir damla bilgiye muhtacız. Gururu bir kenara bırakıp biraz muhabbet etmek işimize gelebilir bu bakımdan. "Sanraku-san ve Seka-san nasıllar?"

Yuttuğum ve ileride hazımsızlık yaşatabileceğine inandığım bir başka konu da bağlantının Kaoru olması. Hala içimden bir his asıl bağlantıya bir şeyler olduğunu söylüyor. Bizim hakkımızda bile bu kadar bilgiye sahip birisi, bu görevden bir şekilde haberdar olmuş olabilir. Kaoru'yu takip ediyorum etmesine ama tongaya düşmemek için de dua ediyorum bir yandan. Bir başka sebebi de gerçekten düşündüğüm gibi bir şey olsa bile ne kandırabilirim ne de dövüşebilirim Kaoru'yla. Şu anlık sözüne uyup bu tarz bir şüphem olduğunu belli etmemek en sağlıklısı. Bakalım nereye varacağız bu gidişle...
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1456
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » February 5th, 2020, 11:13 am

Kaoru ikinizin arasından geçip giderek, arkasından gelip gelmediğinizi umursamazca ilerlemeye başlıyor. Düzlüğün sonlarına doğru yaptığı yürüyüşten anlayabildiğiniz kadarıyla, Kaoru da yolu kolay kılacak ayrı bir güzergaha sahip değil gibi görünüyor. Bu yüzden onun adımlarını kendini içinizde yaşadığınız duygularla atmaya başlıyorsunuz. Birkaç adım sonra, Ryu’nun Kaoru’ya seslenmesinin ardından, Kaoru başını sol tarafına çevirerek omzunun üstünde Ryu’ya bir bakış atmakla yetiniyor sadece. Bu haliyle, içinizi dürten şeytan aslında Kaoru’nun arkadan gelecek bir saldırıya tamamen açık olduğunu size fısıldıyor. Özellikle Butsuo, Kaoru’da herhangi bir çakra hareketliliği sezmezken, Kaoru’nun tamamen kendisini savunmayacak bir halde ve sanki sırtını size vermiş olmasında herhangi bir sıkıntı yokmuş gibi ilerlemesinden dolayı, bu şeytani fısıltıyı daha derinden duyabiliyor.

Göz açıp kapayıncaya kadar içinizden geçen bu duygu, Ryu’nun konuşmaya başlamasıyla ve akabinde Butsuo’nun sorusuyla yerini sıradan bir hale bırakıyor. Kaoru, Ryu’nun cümlelerini dinledikten sonra yüzünün gördüğünüz kısmında hafif bir tebessüm oluştuğunu görüyorsunuz. Ancak bu tebessümün Ryu’nun ettiği teşekküre mi yoksa başka bir şeye mi olduğu konusunda ise pek emin olamıyorsunuz. Bu noktada Kaoru tekrar önüne dönerken “Menfur hadiselerle yazılan yazgıları beyhude avuntularla helak edemezsin. Melun sızmışsa yazgının boynuna usulca, yazgının sahibine musahip bile olsan yetmez. Sahih hislerle melunun mevcudiyetini ruha eriştirirsen, yazgı namütenahi düsturunda yeni bir melun yaratır. Bu yüzden, melunun katli ancak yazgı sahibine haktır ve hak uğruna takdir olunacak itisaf, sahih hislerinin celladı olmayacaktır.” diyor derinden gelen bir ses tonuyla. Sanki yüce bir varlığını sözlerini aktarıyor gibi yaptığı tonlama dikkatinizden kaçmazken, Kaoru “Bir teşekkürü hak etmiyorum, gereksiz bir yergiyi hak etmediğim gibi. Ancak haklısın Ryu-san, gerçek değişmez…” diyor. Hemen ardından derin bir nefes alıyor ve “Tabi gerçek, onu ne kadar bildiğinle de alakalı bir şey… Bu yüzden gerçek değişmese de, gerçeğin ancak bilindiği kadarının gerçek olarak addedilmesi ve bunun değişmez sanılması… İşte bu gerçek değil.” diyor. Her ne kadar bu cümleleri sırasında Kaoru’nun yüzünü göremeseniz de, Ryu daha önce bu ve benzeri türden konuşmaları sırasında Kaoru’nun ne denli mağrur bir duruş sergilediğini bildiği için, Karou’nun yüzündeki gurur dolu ifadeyi net bir şekilde hissedebiliyor.

Konu Butsuo’nun sorduğu soruya geldiğinde ise Kaoru biraz önceki ciddiyetinden hafifçe sıyrılarak “Sanraku-san gayet iyidir sanırım, onun kötü olma ihtimali olduğunu sanmıyorum. En son Yağmur Ülkesi’ndeki Tsuneboshi isimli bir köye gitmek için yola çıkarken görüşmüştük.” diyor. Hemen ardından ise “Seka-san ile ilgili bir şey diyemeyeceğim ama. Onu en son ne zaman gördüğümü bile hatırlamıyorum. Zaten kendisi istemediği zamanlarda onu görmek pek de mümkün olmuyor.” diyor ciddi bir şekilde. Kaoru’nun bu sözlerinde Ryu herhangi bir yalan veya aldatma sezmese de, Sanraku konusunda Kaoru’nun biraz daha gayri ciddi bir üslup seçtiğin, Seka isimli kişiden bahsederken ise ufak saygı parçalarını hissedebiliyor. Butsuo için ise bu konuşmada herhangi bir farklılık sezilebilmiş değil.

Kaoru eşliğinde yaptığınız yürüyüşü bir süre daha devam ediyor ve dağın yüksek kısımlarına çıktıkça havada hepten soğuyor. Dağın karlı bölgelerinde, zeminin de getirdiği dezavantajla zorlu bir yürüyüşün ardından ise, Yağmur Ülkesi’ne geçiş yapacağınız noktaya gelebiliyorsunuz. Dağın hemen eteklerinde kurulu ufak bir köyden gelen ışıklar, havanın giderek karanlığa gömüldüğünü size anımsatırken Kaoru “Burada duraklamak iyi olacaktır. Hem içimiz ısınır hem de dinlenmiş oluruz.” diyor sesindeki emir ve rica tınıları varlığını sürdürürken. Bu aşamaya kadar gözünüzün önünde beliren Kaoru figürü, konuşmaya ve iletişime açık görünüyor. Bu haliyle de gerçekten bağlantının kendisi olabileceği yönündeki düşünceleriniz güçlenmeye başlıyor. Yol boyunca hiçbir tehditkar hareket sergilememesi ve hatta size güvendiğini belli edercesine arkasına bile bakmadan yürümesi, bu düşüncenizin sağlamlaşmasına neden oluyor. Ancak yine de, geçmişte yaşananları da göz önünde bulundurduğunuzda, içinizdeki aksi düşünceler de varlığını korumaya devam edebilir gibi görünüyor. Kısaca bu noktada olay tamamen sizin yapacağınız çıkarımlar doğrultusunda şekillenecek demek çok da yanlış değil.

Son olarak, bulunduğunuz bölgeden aşağıya baktığınızda, dağlık bir alanın göstereceği tüm coğrafi unsurları taşıdığını görebiliyorsunuz. Patikanın aşağıya doğru devam ediyor olması sizin için büyük bir şans denebilir. Ayrıca, şimdilik etrafta shinobi veya benzeri herhangi bir güvenlik personeli de göremiyorsunuz. Bu noktada Butsuo, herhangi bir çakra hareketliliği de sezemiyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 193
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » February 5th, 2020, 11:30 pm

Bir yılanın tıslama lugatıyla seslenen şeytan, Ryu'nun beyninde açığa çıkıp, kalbinin en ücra köşelerine doğru hızla yol aldı. Hızlı bir el hareketi ve o el hareketini takip eden bir savurma işlemi, Kaoru'nun ense kökünden başlayıp, boğazına doğru devam eden net bir kesişe evrilmişti zihninde. Tek bir adım yeterliydi. Şeytanın tıslamalarına kulak asıp, o hareketi gerçekleştirmek için, tek bir adım; ama o adımı atmadı.

O şeytana kulak asmadı Ryu... Bunun olabildiğince gereksiz ve şuursuz bir hareket olduğunun bilincindeydi. Zira, Kaoru şu an yanında dost olarak yer alan ve İshichou tarafından onaylanmış bir şekilde karşına çıkan bir insandı; fakat öte yandan bu durum olmasa bile, Kaoru sinsi bir saldırı ile alt edilebilecek biri değildi. O, arkasına bakmadan attığı güvenli adımların tek sebebi, Ryu'ya göre kendisi ve Butsuo'ya duyduğu güven değil, aynı zamanda kendi gücüne duyduğu güvenden kaynaklıydı. Ryu, o güçle birebir tanışmıştı ve o gücün böyle bir güveni hak ettiğini biliyordu.

Kalbini fetih etmek isteyen şeytanın askerlerini tek tek def ederken, bir yandan ise Kaoru'nun kendisine hitaben verdiği cevabı dikkatli bir şekilde dinliyordu, ama sanki Kaoru o sözleri söylerken, Ryu onu değilde, başkasını dinliyormuş gibi hissetmişti. Bu, Kaoru ile sohbetlerinde sıkça olan bir şeydi. Bu gizemli adamın kalbinin derinliklerini fetih etmiş varlığın kim olduğunu gerçek anlamda merak ediyordu Ryu, ama ona ulaşamayacağını da adı gibi biliyordu. Nitekim bu yüzden onu kendi gibi etten kemikten bir insan olarak değil, cisimlendiremediği bir varlık olarak nitelendirmişti. Zira, Kaoru'yu bu denli etkileyen birinin, kendi dünyasının bir parçası olmadığını biliyordu. Bu, yıldızlarla alakalıydı ve Ryu, ellerini uzattığında o yıldızları tutacakmış gibi hissetse bile, avucunu kapattığında elde edeceği tek şey kocaman bir boşluk olacaktı.

Ciğerlerini donduracak kadar keskin ve soğuk olan havayı içine çekerken, Kaoru'nun verdiği tepkiyi beklemenin getirdiği bir duruluk ile takip etmişti konuşmanın devamını. Hafif bir tebessüm peçesinin altında silik bir şekilde belirginleşirken, Ryu ufak bir hareketi ile Kaoru'nun sözlerine onaylamıştı sadece.

Bu noktadan sonrası, Ryu'nun kulak misafirliği ile devam etmişti. Butsuo'nun, genç adamın pekte tanımadığı ama kim olabileceklerini az çok tahmin ettiği kişilerin hal hatırını sorması ile şekillenmişti. Bu noktada Shinobi, Kaoru'da isimlere göre değişen saygı parçacıkları sezse bile, bu sözlerin arasında en ufak bir yalan veya garipsenecek bir şey hissedememiş idi, ama dürüst olması gerekirse, gerçek anlamda Kaoru'nun da içinde barındığı bu ilginç ekibi merak ediyordu ve amaçlarının tam olarak ne olduğunu çözümlemek istiyordu.

Fakat bu şimdilik oldukça imkansız gözüküyordu.

Grubun ilerleyişi, Kaoru'nun baskın liderliği ile ilerlerken, Ryu kendi nazarında bunu oldukça kabullenmiş bir edayla ilerlemesini sürdürmekteydi. O, güç ve liderlik takıntısı olan biri değildi ve şu an içinde bulundukları görev, bu tarz gereksiz şeyleri kapsayabilecek kapasitede değildi. Eğer, Kaoru kendisinden daha deneyimliyse ve bu aşamada niyeti yardım etmekse, Ryu seve seve onu takip edebilirdi.

Nitekim de öyle yapmıştı. Patikayı tırmanan adımları, yorucu sayılabilecek bir ilerleyişin ardından Yağmur ülkesinin sınırlarının girişinde duraksamıştı. Kaoru'dan gelen üslubu tanıdık fikre, usulca ayak uydururken, hızlı bir bakışla etrafına bakmıştı. Herhangi bir terslik görememişti.

Öte yandan sadece bu terslik durumu, çevreyi kapsamamıştı. Çevreyi kolaçan ederken, aynı zamanda istemsizce Kaoru'yu da kolaçan etmişti... Esasen, en başından beri Ryu, Kaoru'dan pek şüphelenmiyordu. En azından birileri Kaoru'nun görünümünü kullanarak kendilerini kandırmıyor ise bu noktada bir sıkıntı yoktu. Kaoru, ucuz numaralara sahip olabilecek bir insan değildi. Eğer, düşman olmak isteseydi, o patikada dost taklidi yapan bir vasıfsız olarak değil, gerçek bir düşman olarak karşılarına çıkardı Ryu'ya göre.

Bu yüzden, Kaoru'nun fikrini ufak bir kafa hareketi ile onaylarken, Butsuo'ya dönmüştü hızlıca. Patlayıcı parşömen bağlı Kunailer'den üçünü Butsuo'ya uzatırken, "Kullanmadan önce iki kere düşün Butsuo-san..." dedi, oldukça dostane gözüken ve Ryu'da pekte görülmeyecek bir sıcaklık ile. Hemen ardından ise, "Alınbandımızı şimdilik çıkartalım Butsuo-san." diye ufak bir ekleme yaptı, kendi alınbandını çıkartırken.

Bu hareketinden sonra ise Kaoru'ya yönlendirdiği bakışlarını, "Kaoru-san, bu alınbandını size emanet edebilir miyim? Ters bir durum olursa, düşman eline geçmesini istemiyorum." diyerek net olan cümleleriyle devam ettirdi. Bu, aylar öncesinde ölümüne dövüştüğü bir insana yapılacak ilginç bir teklifti, ama bu noktada Ryu'nun bu teklifi yaparken Kaoru'ya karşı herhangi bir şüphesi yoktu. En azından güven konusunda, öbür türlü bir reddetme söz konusu olursa alınbandını kıyafetinde güvenli bir yere iliştirecekti istemeye istemeye.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 140
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » February 5th, 2020, 11:53 pm

Teyzesi defterdar olan faytonla damda dolaşır...
Hayır.

Kış geliyor ört hocam yorgan yorgan üstüne...
Hayır.

Bekçi hurşitin eline lüverver vermişler...
Hayır.

Kara karı, kuru karı, keçi eti, durgun at;
Mazarratül, mazarratül, mazarratül mazarrat.
Beyaz karı, şişman karı, kuzu eti, yürük at;
Faidattün, faidattün, faidattün faidat.

Evet.
Hayır...
Evet?
Evet!
Hayır, hayır...

Birader ne diyorsun amına koyim, keşke sırtına takaydım hançeri fırsatım varken. Yok anacım yok, iletişim denen şeyin imkansızlığı konusunda artık çok daha eminim kendimden. Millet neler neler içiyor, ne kafalar yaşıyor, neler neler! Ulan sırlı adamsın, büyük ihtimalle kötü adamsın, güçlüsündür de eminim, bilgine görgüne de diyecek yok ama sen bu lafları edecek ne yaşamış olabilirsin ki ya! Biz ölümlüler senin kaçırmadığın neyi kaçırmış olabiliriz? Kabul ediyorum, elbet bir şeyler kaçırmışızdır senin yakaladığın ama bu kadar mı be! Puh! Rezil herif! Şaklaban! Ulan kız düşürmek için hangi lügatı buldun da karıştırdın lan! Amcık!

Yine de sözlerinden sonra sessizce "Ohh, ohh..." demekten alamadım kendimi. Üstüne afiyet, soytarı Kaoru! Soykarı falan gibi rezil bir şaka yapma niyetim vardı ama hiç girmiyorum bile. Soytarı Butsuo.

Ne malum ulan gerçek diye bir şey olduğu? Kim kanıtlayacak lan bana rüyada olmadığımı? İbiş, sen bizden daha çok şey biliyorsun diye hakikate ulaştım falan mı sanıyorsun? Siktir git! Bu manaya gelen cümleler kurmamış olsan bile ben anlarım adamın halinden tavrından. Ben kendi haklılığına sonuna kadar inanan adamdan korkarım aga. Senden korkulur Kaoru, hepimizi yakacaksın bu gidişle.

Şip şak değişir her şey
Hayat böyle bir şey...


Sen şairsen biz de aşığız Kaoru efendi! Köylünün, mazlumun aklıyla oynamaya kalkma, bu son uyarım!

Daha sonra da benim soruma cevap verdi. Yine, ama bu sefer daha sesli bir şekilde, "Ohh, ohh..." dedim. Ayrıntıya falan girdi ama pek inanasım gelmiyor. Ölmez sağ kalırsam eğer, gerekli makamlara bu bilgileri bildiririm.

Bu konuşmalar devam ederken bizim seferimiz de devam ediyordu. Kaoru da bizden daha bilgili olmasa gerek ki yolculuğumuz iki kişilikken olduğu zorlukta devam etti. Biz dağı aşmaya çabaladıkça dağ da bize kendi imkanlarınca direndi, ne var ki dağın bu çabası üç fareye pek de tesir edemedi. Gökyüzü ziyaretçi sevmiyor olacak ki biz ona yaklaştıkça perdelerini çekti. Perdeleri de pek bir güzel, sormayın. Danteli yoksa da yaldızı var. Ziyaretçilerle arası daha iyi olabilecek, bulunduğumuz yerden perdedeki yaldızlara benzeyen, kimsenin dönüp bakmaya tenezzül etmediği ama tüm kimseleri doyurup büyüten yeryüzünde ise bir köy görünüyordu. Kimselerin bakmaya tenezzül etmediği yeryüzüne Kaoru'nun bakması ise akıl karıştırıcı bir ironi olarak anılarda yerini buldu.

Kaoru hain bir kancık mıdır bağlantı mıdır? Tüm tavırları, hareketleri bağlantı olduğunu gösterse de bizi kandırma kapasitesine sahip biri olduğunun hepimiz farkındayız. Neden kendini takip ettirerek bizi bir şeylerden uzaklaştırmak istemediğini düşünelim ki? Neden bizi bir şeylere yönlendirmek istemiyor olsun? Bağlantı dediğin bilgiyi verip kendi yoluna gitmez mi, neden bize bebek bakıcılığı yapmak istesin ki koca Kaoru? Mecbur boyun eğeceğiz dediğine ama nereye kadar gidecek bu böyle?

Gelelim Ryu'ya. Alınbandını neden Kaoru'ya vermek istediği konusunda aklım karışık, ama böyle yapıyorsa vardır bir bildiği. Kaoru'yla aralarında ne geçti bilmiyorum, bu bir tuzak mı onu da bilmiyorum ama daha önce de göreve çıktığım ve ikinci kez takım arkadaşlığını yaptığım birisi, kendisine güveniyorum. Ayrıca bana verdiği patlayıcı parşömen bağlanmış kunaileri alıp çantama koyarken takasın bana düşen kısmına riayet etmeyi ihmal etmedim. Çantamdan çıkardığım hapları bir şey demeden uzattım ona. Bu hapların ne olduğunu, ne işe yaradığını bildiğine eminim, bir açıklama yapmaya gerek yok. Hapçı Ryu. Alınbandımı da çıkarıp münasip bir yerime sokmayı ihmal etmedim.

Ticaret işi bittikten sonra ise Kaoru'nun lafına uyarak takıldım peşine. Takıldım takılmasına ama yolda aklıma takılan şeyi kendisine sormaktan da geri durmayacağım. "Daha ne kadar beraber yolculuk edeceğiz Kaoru-san?" Elbette bu sorunun arkasında belirli bir şüphe var, ama aynı zamanda bir merakın da meyvesi bu soru. Elimden geldiğince şüphemi bastırıp, merakıma yenik düşerek sordum bu soruyu, Kaoru'nun yanlış anlamamasını umuyorum. Bize verilen bir görevde kontrolü tamamen başkasına devretmek hoşuma gitmiyor. En azından bu durumun ne zaman sona ereceğini bilmek hoş olacaktır. Bize istediği gibi boyun eğdirebileceğini biliyor olsa da iradesi zayıf, güç karşısında yılan shinobiler olduğumuzu düşünmesini istemem. Terso yaparsa da uygun bir dille açık açık söylerim derdimi. En azından bir kısmını.

Out: Ryu'ya verdiğim haplar:
Kan Hapı(İyi Kalite)
Kondisyon Hapı(İyi Kalite)
İyileştirici Hap(İyi Kalite)
Chakra Hapı(İyi Kalite)
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1456
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » February 7th, 2020, 3:27 pm

Kaoru’nun cümleleri üzerine Butsuo’nun vermiş olduğu tepki, bir anda Kaoru’nun şimşek gibi bakışlarını Butsuo’ya çevirmesine neden oluyor. Kaşları olabildiğince çatılmış ve ardından volkanların saklandığı bu bakışlarla Kaoru ölümcül bir aurayı etrafına yaymaktan çekinmezken, sanki kutsal saydığı bir değere bir küfür edilmişçesine öfkelendiğini görebiliyorsunuz. Bu anlarda, Butsuo ilk kez Kaoru’nun çakrasında anlık bir dalgalanma hissediyor ve Butsuo, bu dalgalanma karşısında bir anda kaskatı kesilerek istemsizce vücudunu savunma pozisyonuna sokuyor. Bu bir anlık dalgalanma dahi Kaoru’nun sıradan biri olmadığını rahatlıkla Butsuo’ya iletirken, Kaoru’nun bakışları sanki Butsuo’nun bu durumunu anlamasını ister gibi keskinleşiyor. Ryu ise, daha önce Kaoru’yla karşılaşmış, münakaşaya girmiş ve hatta dövüşmüş olsa bile, hissettiği bu aurayı daha önce hiç yaşamamış olmasından dolayı, tıpkı Butsuo gibi savunma pozisyonu alıyor ve wakizashisine doğru yönlendiriyor. Tüm bu olanlar, sanki birkaç dakikalık zaman diliminde gerçekleşmiş anlar gibi hissedilse de, göz açıp kapayıncaya kadar Kaoru eski bakışlarına dönüyor ve bu haliyle de vermek istemek istediği mesajı vermiş bir havada tekrar önüne bakıyor.

Butsuo’nun ilkine benzer, ancak bu kez daha yüksek olan ikinci tepkisi karşısında, Kaoru sadece omzunun üstünden ona acıyan bir bakış atmakla yetiniyor. Bu kez bu tepkiyi çok da önemsemiş gibi görünmeyen Kaoru ile ilerlemeniz esnasında, bunun dışında başkaca bir hadise de yaşanmıyor şu ana kadar.

Kaoru’nun göstermiş olduğu dağ eteğinde bulunan köye doğru ilerlemeye başlıyorsunuz. Bu esnada aranızdaki alışverişi yapıyor ve hemen ardından da Ryu alınbantlarını Kaoru’ya vermek için uzatıyor. Bu teklif karşısında şaşırdığı belli olan Kaoru, usulca alınbantlarını alıp haorisinin içine sokarken, bu kez Butsuo’nun sorusuyla bakışlarını ona çeviriyor. Kaoru ise, aslında hiç de konuşmak istemediği biriyle muhabbet etmek zorunda kalmış gibi asılan yüz ifadesiyle “Merak etme Butsuo-san, köye geldiğimizde size Sozen ile ilgili bilgileri vereceğim. Sonrasında yollarımız ayrılacak.” diyor. Ancak bu kez eline bir fırsat geçmişçesine sinsi bir şekilde gülmeye başlarken “Tabi bu işi vahşi bir yaratık gibi saldırmaktan ibaret eylemlerinle çözemeyeceğini düşünüyorsan, sana düşünme konusunda da yardımcı olabilirim Butsuo-san. Ne de olsa, önemli olan Kurumi’nin isteklerinin yerine gelmesi, öyle değil mi?” diyor Butsuo’ya karşı sesindeki aşağılayıcı tonu olabildiğince ön plana çıkarmaya çalışırken.
Off Topic
Köye varmanıza etki edecek bir hadise planlamıyorsanız, RP'lerinizi dağın eteğindeki köye vardığınızı belirterek bitirebilirsiniz. Yazacağını RP'lere göre köye varıp varmadığınız hususu değişkenlik gösterebileceği için, şimdiden bu kısmı iptal etme ihtimalim olduğunu da belirtmek isterim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 140
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » February 8th, 2020, 10:24 pm

"Bu işi vahşi bir yaratık gibi saldırmaktan ibaret eylemlerimle çözebileceğimi düşünüyorum. Teşekkür ederim."

Bana takılan bu vahşi yaratık etiketinden sıkılmaya başladım artık keza düşmanlarıma korku salmaktan ziyade insanların benle dalga geçmesine ve başımın belaya girmesine sebep oluyor. Ama bir yandan da özel hayatımda, öyle bir şey varsa, pek de yeri olmayan insanların laflarından rahatsız olmayı kendime yediremiyorum. Kaoru'nun lafları neden etkilesin ki kim olduğumu? Dostum değil, arkadaşım değil. Beni tanımıyor, kim olduğuma dair pek de bir fikri yok, aynı şekilde ben de onu tanımıyorum, neden sözleri beni değiştirecek güce sahip olsun ki? Ooofff, ne yapacağım ben, vahşi bir yaratık olmaya devam mı edeceğim medeni bir insan mı olacağım!

Erkek olduğum için göt kıllarım dahil vücudumdaki tüm tüyleri diken diken eden olayı zihnimin en ücra köşelerinden birine attım.

Nasıl becerdim ben de tam anlamadım ama Kaoru'yu sinirlendirmeyi başardım. Bu bir başarı mı ölüm fermanım mı tam emin değilim ama yine de bir şeydir. Yani evet, dalga geçtim geçmesine ama aşağılayan bir dalga geçmek falan da değildi. En azından bence... Düşüncelerimi falan okuyorsa ayrı tabii. Sonuç olarak herif öyle bir hava yayıyor ki süt dökmüş kediye dönüyorsun. Buradan çıkarılabilecek ders bizim pek anlamadığımız lisanla söyledikleri onun için önemli. Yoksa benim gibi bir çömezin söylediklerine bu kadar sinirlenmezdi herhalde. Tüm havamız indi en azından bir ders çıkaralım da ileride işimize yarar belki.

Yine de Kaoru'dan korkan vücudum ve duygularımdı. İkisi de belirli ölçüde benim kontrolümde belirli ölçüde benim kontrolümde olmayan şeyler. Ama zihnimin içinde biliyorum ki verecek bir canım var, onu da vermekten korkmuyorum. Kaoru'nun beni istediği zaman gebertebileceğini de yeni fark ediyor falan değilim. İstiyorsa gebertsin! Daha önce ölümden de döndüm, ölümlerin en acılısını da yaşadım. Görmediğim bir tek ölümden sonra ne olduğu kaldı, ondan da çekinmiyorum. Ben geberip gider huzura kavuşurum, Kaoru hayatta kalır ve kendine yeni müttefikler bulmakla uğraşır. Kim, nasıl güçlü oldu bilmem ben, ama güçlü biri beni ezmek isterse de kenara pısıp istediğini yapmasına izin vermem!

Bu yüzden de soruma verdiği cevaba da aynı tepkiyi verdim. Bu hem bir test hem de sinmeyeceğimi belli etme şeklimdi. Bu sefer önceki gibi büyük bir tepki vermedi, daha çok artık benim onun için bir toz kadar değerim olmadığını ifade eden bir bakış attı.

Acilen güçlü olmam lazım. Egoma da hırsıma da yediremiyorum bu hale düşmeyi. Ortalama olmaya tahammülüm yok, en tepeye çıkmalıyım. Siktiğimin hayatından bir şey anlamıyorum bu şekilde. Hepsine boyun eğdirmeliyim, hepsine! Kaoru, Sanraku, Seka, Tsuchikage, Ganmaru, Riaru hatta Ishichou'ya bile! Sessiz ve derinden ilerlemeliyim. Kimse yılanın büyüdüğünü fark etmemeli, başım küçükken ezilmemeli. Sistematik bir şekilde hareket etmeliyim, bir gazla olacak iş değil bu. Sadece ve sadece kendi gücümle önüme çıkan her engeli yok edebilecek seviyeye geleceğim. Zaman, sabır, irade, dirayet, akıl ve çalışma. Potansiyelimin farkındayım, sabırlı olmam ve doğru adımları atmam lazım.

Derin bir nefes aldım ve soğuk havanın etkisiyle ağzımdan çıkan buharı izleyerek yavaşça nefes verdim. Köy artık daha net görülürken ben de vücudumda ve zihnimde bir sakinlik hissetmeye başladım.
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
User avatar
Jirou Ryu
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 193
Joined: September 1st, 2018, 8:08 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Jirou Ryu » February 10th, 2020, 8:41 pm

Soğuğu acımasızca ve hiddetle yaran öldürme arzusu, dağın yamacını aşmış ikilinin hiç beklemediği bir hamleydi. Tamamı ile Butsuo'nun üzerine odaklanmış o keskin bakışlardan yayılan öldürme arzusu, Ryu'nun bedenini ısıran soğuğun ısırıklarını umursamayacak kadar sıcak ve alevli bir ortama sokmuştu. Ryu, o an zihninin derinliklerinde kendini istemsizce elinde patlamaya hazır parşömen tutuyormuş gibi hissetmişti. Kaoru'nun yoğun ve baskın öldürme arzusu, Ryu'nun tanıdık olduklarından çok daha güçlü ve keskindi. Hatta, onunla savaşmış olmasına rağmen, onun için bile ilk olabilecek tatsız bir seviyenin parçasıydı bu. Eli, istemsizce silahına doğru yönlenirken, çelikten dostunun bu aşamada bu soğuğu tadacağına hiç hazırlıklı olmayarak bunu yapmıştı. Tamamen içgüdüsel bir tepkiydi ve bu tepki tamamen Kaoru'nun sergilediği öldürme arzusuna bir tepkiydi; ama Ryu, bunun yersiz bir çaba olduğunu biliyordu. Eğer Kaoru, Butsuo'yu öldürmek istese, gerçekten onu durdurabilir miydi? Bundan gram emin değildi... Emin olabildiği tek şey, bunu şuursuzca deneyecek olduğundan emin oluşuydu. Yutkundu... Ortamın gerginliği, adeta boğazında toplanmış gibi, her birini yutkunarak midesine indirdi.

Saniyeler, soğuk tarafından dondurulmuş gibi, ağırlaşmaya ve yavaşça akmaya başladığında, Ryu her an saldırmaya ve her an savunmaya hazırdı, ama umduğu o lanet durum gerçekleşmemişti. Bu, onun için ciğerlerini kocaman bir soğuk havasıyla doldurması anlamına gelse bile, derin nefes almasına sebep olmuştu. Bu noktada, Kaoru ile savaşma fikri ona hiç iç açıcı gelmiyordu ve bir gün rövanş gerçekleşecek olsa bile, Ryu o günün bu gün olmasını hiç mi hiç dilemiyordu. Bu noktada, Kaoru'nun sakinleşmesi, kesinlikle sevindirici bir haberdi.

Ryu, bu noktada Butsuo'ya kızamadı. Butsuo'nun bunu kasten yaptığını düşünmüyordu. Kaoru'nun, o sözlerin asıl sahibine duyduğu hassasiyetin oldukça büyük olduğunu düşünen Ryu, bu olay hadisesiyle hayal ettiğinden çok daha büyük bir saygının ortada olduğunu anlamıştı.

Ama buna rağmen, bu noktada bu tatsız olaya daha fazla kafa yormak istemediğinden, kafasının bir köşesine atıp vücudunu rahatlatmıştı. Wakizashi'nin kabzası, ellerinden sıyrılıp, en az Ryu'nun vücudu kadar gevşerken, Ryu, yolculuğun Kaoru ile olan kısmın, bir an önce bitmesini umuyordu.

Buna rağmen, tüm bu olanlara rağmen, Ryu planladığı gibi alın bandını Kaoru'ya emanet etmişti. Kaoru'nun neden şaşırdığını az çok tahmin edebilse bile, o an odaklandığı şey Kaoru'nun bu teklifini kabul etmiş olmasıydı. İçi rahatlayan Ryu, derin bir nefes alırken, Butsuo'nun kendisine uzattığı haplara baktı. Ryu, bu tarz şeyler taşımaya pek alışkın olmayan bir shinobi sayılırdı, ama buna rağmen yok demek için herhangi bir sebep göremediği için kabul etmişti içtenlikle. Her bir hapı, daha önce kullanmamasına rağmen, gayet iyi tanıyordu ve işlevsel olacaklarına şüphe yoktu.

Bu noktada, yolculuğuna sessizlikle devam etti Ryu. Öyle ki, Kaoru ve Butsuo arasındaki laf dalaşlarına müdahale bile etmedi. O an odaklandığı tek şey, ödemesi gereken bedeldi.
Künye
İsim: Jirou Ryu
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0 Ryo
Prestij: 0 PP
Ün: 29
Kullanılabilir GP: 5 GP
Motivasyon
Tek adam olmak: Tüm dünyayı tek bir çatı altında toplama hedefi onun motivasyonudur. Bu sayede dünyadaki tüm gereksiz savaşları sonlandıracağına inanmaktadır ve gerekirse bunun için bir savaş daha çıkartmaya hazırdır.
Komplikasyon
Kanayan yara: Ailesinin ölüp ölmediğini bilmemek onun kalbine saplanmış bir hançer gibidir. Sürekli kanamasına, sürekli acımasına sebep olmaktadır. Her zaman aklının ucunda bu soruyla yaşamasına sebep olmaktadır ve kim bilir belki bu soru onun sonu olacaktır.


Özellikler
Temkinli Davranışlar: Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobiler tarafından karaktere temkinli yaklaşıldığı, karakter tarafından net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Bu durum karakterin shinobi aktivitelerine herhangi bir engel teşkil etmese de, karakter tarafından bu tutumun son savaş sonrasında oluştuğu ve görevlere bu yüzden verilmediğini düşündürtmektedir. Herhangi bir güvensizlik belirtisi barındırmayan bu tutum yine de karakterin Ishichou ve yanında bulunan yüksek seviyeli shinobilere kendini kanıtlama ihtiyacı hissettirmektedir.

Bu özellik geçicidir ve konu sonu ödüllerine etki etmemektedir. Özelliğin ne zaman ortadan kalkacağı karakterin ilerleyişine bağlıdır.


Profil
Güç: 10
Çeviklik: 11
Kondisyon: 6
Potansiyel: 5
Varlık: 3
Zeka: 4

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 10
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
*[Kondisyon] Form: 10
*[Potansiyel] Ninshuu: 5
[Varlık] Aldatma: 1
*[Varlık] Empati: 3
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Shunshin, D-rank
Otonaku Ashi Jutsu, D-rank
Girigiri, D-Rank
Kizetsu no Jutsu, C-Rank
Choune no Jutsu, C-rank
Jintei, C-Rank
Raiton no Yoroi, A-rank
Raiyata, A-rank


Taijutsu
Musatsu Stili, B-Rank

Genjutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
-Kaderin cilvesi sonucu elde edilen Wakizashi (Sırtında bulundurur)
-Özel Üretim Tantou (Belinde, ulaşımı oldukça kolay bir yerde bulundurur)
-Ryu'nun ekstra shinobi ekipmanlarını koymak için kullandığı özel üretim ekipman çantası (Sağ bacağında ulaşımı kolay bir yerde asılıdır.)
-Patlayıcı Parşömen Bağlanmış Kunai x6 (Ekstra malzemeleri koymak için satın aldığı ekipman çantasının içindedirler.)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1456
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by GM - Naruto » February 13th, 2020, 10:24 am

Butsuo ve Kaoru arasındaki laf dalaşı, bu aşamada daha fazla uzamazken yolculuğunuzun geri kalan kısmını sessiz bir şekilde gerçekleştiriyorsunuz. Bir süre sonra ise, dağın eteklerindeki köye varıyorsunuz.

Oldukça az nüfuslu olduğu her halinden belli olan köyün, derme çatma yapılaşması ve unutulmuş havası sizi doğrudan içine çekiyor. Yağmur Ülkesi’ne girdiğiniz anda karşınıza çıkmış olan bu köyün, Yağmur Ülkesi otoritesinin var olduğu dönemlerde bile aynı havaya sahip olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Unutulmuş ve kendi kendine yeten bir köy gibi duran bu yere ilk adımınızı attığınız anda Kaoru “Bu köyün adı Karappo… Yani halk adından bilinen adı. Eski adı ise Mosuso. Onlarca yıl önce Yağmur Ülkesi’nin sınır korumalarının bulunduğu köydü, ancak zamanla önemini kaybederek kendi köylerinden kaçan insanların sığınağı oldu.” diyor. Kaoru’nun bu açıklamalarının üzerine köyün genel mimarisine bir kez baktığınızda, birçok binanın küçük camlarıyla karargahvari bir şekilde dizayn edilmiş olduğunu ve köyün etrafında birkaç yıkık kulenin bulunduğunu fark edebiliyorsunuz. Kaoru “Şu anda köy kendi kendine yetmekle meşgul ve parayla birçok şeyin yapılabileceği bir yer. Ancak köydekiler kesinlikle aranan insanlardan veya shinobilerden değil. Zaten bir şeylerden kaçıp buraya sığınan insanlar olduğunu düşündüğünüzde, onların kötü kişiler olmadığını söylemek mümkün.” diyor. Köyün boş sokaklarında adımlamaya başladığınız anlarda, hiçbir binada tabelaya rastlamamanız, burada ticari bir faaliyetin olmadığını da düşündürtüyor size. Dolayısıyla insanların nasıl ve ne şekilde geçindiği gibi sorular aklınızda dolanmaya başlıyor. Kaoru ise siz bu soruları daha sormadan “İnsanlar geçimlerini diğer kasabalarda ve köylerde çalışıp birikim yaparak sağlıyor. Ailelerin erkek fertleri köye çok az uğruyor ve köye dönüşlerinde yanlarında erzak da getiriyorlar. Huzurlu, sıradan ve tasasız bir hayatları var gibi.” diyor. Kaoru’nun siz daha soruları sormadan cevaplar vermesinin ise herhangi bir akıl okuma gibi şeyle alakalı olmadığını, shinobi sezilerinizin ve düşünceleriniz hemen hemen aynı olmasından ileri geldiğini de anlayabiliyorsunuz.

Karappo’nun dar ve askeri sokaklarını adımladığınız anlarda, Kaoru diğerlerine nispeten daha büyük olan bir binanın önünde duruyor ve “Burada yemek yiyip dinlenebiliriz. Köyde bir han bulunmasa da insanların misafirperver…” diyor. Konuşmasının son kısmında hafifçe yukarıda bükülen dudakları ve kalkan kaşlarıyla size dönen Kaoru “En azından bana karşı öyleler.” diyor. Bu cümlesinin ardından binanın kapısını tıklatan Kaoru’yla beraber birkaç saniye beklemenizin ardından, binanın kapısı gıcırtılı bir şekilde açılıyor ve kapıda beliren 30 yaşlarında, kızıl saçlı ve nispeten güzel sayılabilecek bir kadın sizi karşılıyor. Kaoru’yu gördüğü anda gözleri büyüyen kadın “Kaoru-san! Seni görmeyi hiç beklemiyordum!” diyor şaşkın bir şekilde. Kaoru ise her zamanki duruşundan pek taviz vermeden kadına hafifçe gülümserken “Acil bir durumdu.” diyor ve sizi işaret ederek “Ama bu kez yalnız değilim.” diyor. Kadın hafifçe uzattığı başıyla sizi baştan aşağı hızla süzmesinin ardından “Sorun yok Kaoru-san! Hadi içeri geçin, üşümüşsünüzdür.” diyor.

Kadının kapıyı ardında kadar açmasının ardından içeriden gelen sıcak hava direk yüzünüzü okşuyor. Kapı, doğrudan genişçe bir salona açılırken kadın “Karnınız açtır, hemen yiyecek bir şeyler hazırlayayım. Ayrıca bugün burada kalıyorsunuz. Gece tipi çıkacağı söyleniyor.” diyor kati bir ses tonuyla. Kadının önderliğinde geniş salonun tahta parçalarıyla ayrıldığı bir bölüme geçtiğiniz sırada, buranın mutfak olarak tasarlanmış olduğunu görüyorsunuz. Aslında muhtemelen önceden toplantı noktası olarak kullanılan geniş bir karargah binası olduğunu düşündüğünüz bu binanın, sonradan tahta parçalarıyla odalara ayrıldığını ve merdivenle çıkılan yukarı katta da benzer bir şekilde odalara bölündüğünü düşünüyorsun. Salonun ortasındaki büyükçe soba da aslında bu düşüncelerinizi doğruluyor.

Mutfak bölümüne geldiğinizde kadın bir masaya buyur ediyor sizi ve ardından odun fırınına benzer bir fırına, buzdolabından çıkardığı koca bir et parçasını hiç düşünmeden atıyor. Kaoru bu süre zarfında sessiz bir şekilde beklerken kadın “Kaoru-san, Machi-obaasan için getirdiğin ilaçlar baya işe yaradı. Ama kendisi şu anda uyuyor ve yarın sabah seni görünce epey mutlu olacaktır.” diyor. Kaoru ise, daha önce Ryu’nun da karşılaştığı, önemsiz bir işi yapmış tavırlarıyla “İyi olmasına sevindim Fumiya-san. Başka bir ihtiyacınız olursa muhakkak söyle.” diyor. İsminin Fumiya olduğunu öğrendiğiniz kadın başıyla bu durumu onayladıktan sonra “Yemeğin pişmesi zaman alabilir. Sizin de konuşacağınız meseleler vardır. Ben odalarınızı hazırlayayım.” diyerek saygılı bir şekilde eğilerek selam vermesinin ardından yanınızdan ayrılıyor. Siz de, pişen etten gelen hoş koku ve yanan fırın ve sobanın yaydığı sıcaklık ile baş başa kalıyorsunuz.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Oita Butsuo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 140
Joined: September 1st, 2018, 2:42 pm

Re: [Oita Butsuo & Jirou Ryu] Panzehir

Post by Oita Butsuo » February 15th, 2020, 1:15 am

Yeni yerleri tanımak her zaman ilginç bir tecrübe olmuştur. Sana görünen şey bitmiş bir eser gibi gözükse de bu eserin ardında bir oluşma süreci vardır, hatta hala devam etmektedir bu süreç. Bu yerin senin hiç bilmediğin bir tarihi, gelenekleri, görenekleri vesaire vesaire vardır. Hepsinden önemlisi ve hepsinden önce gelen insanları da es geçmemek gerekir. Bu insanların hepsinin kendi hayatları, sıkıntıları, dertleri, mutlulukları, hayalleri, hedefleri vesaire vesaire vardır. Bu insanlar kendilerinden önce yaşayanlardan sadece yaşadıkları bu yerleşkeyi değil onların günahlarını, sevaplarını, kişiliklerinin bir kısmını ve önceki cümlede saydıklarımı miras almışlardır. Sonuç olarak bitmiş bir ürün, bir bütünlük olarak kendini sana gösterir bu yer. Sanki hep böyleymiş, insanlar zaman başladığından beri burada, bu şekilde yaşıyorlarmış gibi.

Farklı bir yerin insanlarını tanımak ise daha da ilginçtir. O insanlar oradadır, kendilerine ait bir dilleri vardır, birbirlerini anlarlar. Çoğu belirli kodlar üstünde fikir birliği kurmuştur, birbirlerinin aynısıdır. Çoğu hiç çıkmamıştır doğduğu yerden, dışarıyı bilmez. Çıkmış olan da bir daha hiçbir şekilde tam olarak dönemez zaten. Dönse bile artık onların dilinden anlamaz olur, bir kere açılmıştır gözü. Eskilerin dediği gibi, "Evi sadece bir kere terk edersin, bir daha geri dönemezsin." Döndüğünde ne aynı kişi olarak dönersin ne de yurdunu bıraktığın gibi bulabilirsin. Ya sonsuza kadar güvenli sınırların içinde kalıp bir aidiyet hissi taşır kendini bir bütün gibi hissedersin ya da o hudutlardan kafanı çıkarırsın ve hayatının sonuna dek yarım kalmanın huzursuzluğuyla lanetlenirsin. Tabii bu bir lanet midir izzet midir bu kişinin bakış açısına göre değişir. Gel gelelim yuvayı terk etsen de etmesen de tercih hakkını senden farklı kullananları hor görürsün.

Bu tarz tanrının bile elini eteğini çektiği yerler bende her zaman garip bir his uyandırmıştır. Sahte bir yuva hissi gibi. Sanki böyle bir yere aitim. Annesi babası olmayan bir çocuktum. Daha sonra bana kendimi bir yerlere ait hissettiren bir kişi oldu, ama onu da kaybetmem pek uzun sürmedi. Sanki kucağını açmış bekliyor beni Karappo Köyü. Tüm dünyadan kopuk, kendi içinde yaşıyor, ölüyor, çürüyor.

Ama biliyorum ki bu his de bir aldatmacadan ibaret. Burada yaşamaya başladığımı varsayalım. Bir yıl geçmeden burada yaşama sebebim olan aidiyet hissini kaybedeceğim, çünkü buraya da ait değilim. Hiçbir yere ait değilim, hiçbir yere ait olmama da gerek yok. Beklediğimi bulmaya gelmedim bu dünyaya, ne bekliyor olursam olayım, bulamayacağım. Huzursuzum. Huzursuzluğum huzur veriyor bana. Her zaman huzursuz olacağım.

Üstüme çöken sakinlik köyün havası yüzünden mi Kaoru'nun sebep olduğu adrenalin etkisini mi kaybediyor bilmiyorum. İlginç bir huşu halinde olduğumu biliyorum ama. Yağmur Ülkesinin burada daha önce yaşadıklarımdan sonra üstümde daha farklı bir etkisi olur diye hayal etmiştim. Yine de hala bu konuda bir şeyler söylemek için erken.

Uysal bakışlarla takip ettim kadının büyükçe et parçasını fırına atışını. Niye böyle bir şey yapıyor ki? Bir toplumun neden misafirperverlik gibi bir özelliği olur ki? Bana her zaman samimiyetsiz ve kibirli bir özellik gibi gelmiştir misafirperverlik. Zor günlerde hayatını kurtarabilecek ya da özel günler için sakladığın şeyleri misafire sunarsın aptal gibi. Hiç tanımadığın, dost veya düşman olduğunu bilmediğin birisine en değerli kaynaklarını feda edersin. Ne için? Gücünü göstermek ve üstünlük kurmak için değilse nedendir bu gelenek? Bir işine yaramayacaksa kim niye misafirsever olsun?

Kadının yanımızdan ayrılmasından sonra tekrar etrafa kısaca göz attım. Aslında sobayı biraz incelemek istiyordum ama hareket edesim yok. Kısaca Ryu ve Kaoru'nun yoluna da birkaç kesik bakış attıktan sonra önüme dönüp sessizce oturacağım. Keyifli bir varlığım var şu an.

Tüm hikayelerin iki şekilde başladığı söylenegelmiştir, ya birisi bir yolculuğa çıkar ya da bir şehre bir yabancı gelir. Acaba içinde bulunduğumuz hikaye başlamış mıydı yoksa şu an mı başlıyor? Peki hikaye bizim hikayemiz mi yoksa Karappo köyünün hikayesi mi?
Image
Künye
İsim: Oita Butsuo
Yaş: 18
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 365.000
Prestij: 3
Ün: 26
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Hayaletin peşinde…

Butsuo, çocukluk aşkına adını duyurmak, hatta tekrar bir araya gelmek için yaşamaktadır. Bunun en kolay yolunun da ünlü olmak olduğuna karar vermiştir. Kumiko’nun duyduğunda gurur duyacağı, hoşuna gideceği hatta peşinden koşacağı bir ün.
Komplikasyon
-
Özellikler
Korucu
Karakter, Shirakami Vadi Ormanı'nda yaşanan hadise neticesinde, tüm dünyadan izole bir şekilde bu ormanda yaşayan halkın koruyucusu konumuna gelmiştir. Bizzat Ishichou tarafından bu göreve atanması neticesinde, söz konusu halk nazarında güvenilir ve her işlerini halledecek kişi olarak görülmektedir. Aynı zamanda, söz konusu halkın istekleri olması halinde, karakter bu görevlere öncelikli olarak atanacak kişidir. Bu sebeple, karakter başka kurguların içinde olsa dahi, söz konusu halktan talep gelmesi halinde, durum ne olursa olsun bu halka yardım etmek zorundadır.
Gelir Kaybı
Karakter gerçekleştirdiği eylemler neticesinde, karakterin bundan sonra atanacağı görevlerde kazanacağı gelirden kesinti yapılmaktadır. Bu kesintiler RP içerisinde karakterin gerçekleştireceği diğer eylemler de dikkate alınarak Ishichou tarafından yapılmaktadır. Ishichou’nun bir sonraki emrine kadar bu kesintiler devam edecektir. Bu özelliği kaldırılması için karakterin kendisini Ishichou’ya ispat etmesi gerekmektedir.
Profil
Güç: 11
Çeviklik: 7
Kondisyon: 9
Potansiyel: 2
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm(Favori): 12
[Çeviklik] Akrobasi: 7
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form(Favori): 6
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
Doton: Domu
Doton: Doryuu Shiki
Taijutsu
B-Rank Juudaichi
C-Rank Oukashou
Sensör
A-Rank Meishou-Dou
Genjutsu
-

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Kan Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Kondisyon Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
İyileştirici Hapı*2 (Normal Kalite+İyi Kalite)
Chakra Hapı (İyi Kalite
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”