[Taichi Dazai] Zorun Öyküsü

User avatar
Taichi Dazai
Kaçak
Kaçak
Posts: 33
Joined: January 5th, 2019, 8:03 pm

Re: [Taichi Dazai] Zorun Öyküsü

Post by Taichi Dazai » June 11th, 2019, 7:18 am

Hafiften alışmakta olduğum bu şehrin içinde yaptığım yürüyüşe herhangi bir anlam yüklemek istemiyordum.

Buradaki anılarım, şayet kötü şeylere dönüşürse bir rüya olmasını tercih ederdim. Gözlerimi açtığım anda yok olmasını ve ne kadar çok hatırlamak istesem de hatırlayamayacağım olan bir rüya olmasını isterdim.

Karanlığın içine öylece dalıvermiştim. Bana kucak açan bir şey yoktu oysa ki. Sadece kendi amaçlarımın uğruna buralara gelmiştim. Kimseyi temsil etmiyordum. Belki kendimi? Belki de hırslarımı? Cevabı tam olarak bilmiyordum, belki ileride bilecektim. Ama şu an bunları düşünmenin çok da bir anlamı olmadığının farkındaydım.

Her ne kadar düşüncelerimin anlamsız oluşunun farkında olsam da, engel olamıyordum. Bu izbe, garip ve daha önceden hiç tatmadığım bir havaya sahip şehirde, istemsiz bir şekilde tanındık olan düşüncelerime sarılıyordum. Bu belki de kendimi koruma mekanizmamdı. Bilmiyordum. Bilmek istiyor muydum? Onu da bilmiyordum. Aslında şu an bildiğim hiçbir şey yoktu. Ama bir isteğim vardı. Üzerimde bulunan bu yabancılığın verdiği nahoş havayı atmaktı o da.

Fikirlerime ve düşüncelerime istemsizce sarılırken, ayaklarımın gösterdiği ufak ama beni rahatsız edecek kadar olan durgunluğuna karşı geldim. İlerlemeliydim. İlerlemek tek seçeneğimdi. İlerlemezsem, kaybederdim. Ya da diğer bir bakış açısıyla, kazanamazdım. Ben kazanmak istiyordum. Hayallerimi gerçeğe dönüştürmek istiyordum. Daha doğrusu, gerçekliği yazmak istiyordum. Bana ait olan, benim yorumladığım o gerçekliği. Ve bunu herkese anlatacak kadar, herkese ulaştıracak kadar gerçek ve dolu olmasını istiyordum. Çok şey istiyordum. O yüzden çok da çabalamalıydım.

Ayaklarımı zapt etmiş vaziyette ilerlerken, göğsüme yapışık olan iç cebimdeki kitabı elimle yokladım istemsizce. Bir kez daha kontrol etme gereksinimi hissettim. Oradaydı. Bana güç verdi. Rahatladım biraz. Elimi alıp, sıkmak istedim kitabımı. Ama sonrasında durdum. Ve tekrar ilerlemeye devam ettim. Düşüncelerimin kafamın içinde oluşturduğu duvarı görmezden gelerek. Yapmak da olduğum şeyin büyüklüğü hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ne yapacaktım? Onu bile bilmiyordum. Bu yüzden kaçamak bakışlarımın ardından kendim için bir duvar ördüm. Sahte bir isim, sahte bir kişilik ve sahte bir hikaye uydurdum. Sağlamdım. Ayaklarım dirense de yer yer, hala oldukça sağlam bir şekilde yere basıyordu. Şimdilik bu yeterdi...

Zihinsel durumum biraz karışık olsa da, hiç tanımadığım bu havanın sonucu olarak oluştuğunu söyleyebilirdim. Geçici bir şeydi bence. Bu havayı, bu atmosferi yeteri kadar içime çekince ona karşı da bağışıklık kazanacaktım. Yeteri kadar burada kalırsam, ben de o havayı salabilecektim. Bu, benim de diğerleri gibi kan kokusuyla dolacağım anlamına mı geliyordu? Bunu düşününce şaşırdım. Belki de öyleydi. Fakat ne önemi vardı ki? Gerçeklerin yolundan şaşmadığım sürece. Zihnim de ufak bir karmaşa olsa da, vücudum hala eskisi gibiydi. Güçlü ve sağlam. Bir dağ gibi durmak istersem, bir dağ gibi olurdum. Bir okyanus gibi şiddetli olmak istersem, bir okyanus gibi olurdum. Şu an bedenimin bana söylediği şeyler, bunlardı. En güçlü halimde olmayabilirdim. Ama en kötü durumumda hiç değildim. Bunu biliyordum.

İlerledim, ilerledim ve daha fazla ilerledim. Kaç adım attım, saymadım. Kaç farklı şey düşündüm, onu da saymadım. Gözlerim kaç kez etrafı kolaçan etti, onu dahi saymadım. Tek yapması gereken birkaç hareketten ibaret olan bir makine gibi, o birkaç hareketi tekrar ettim. Onlarca kez, yüzlerce kez. Belki de daha fazla. Fakat her yolun bir sonu vardı. Sonu olmayan yolun varlığını daha önce hiç duymadım. Belki vardır. Kim bilir? Duymam yetmezdi belki. Ama görsem kendi gözlerimle, sonsuz olan yolu, belki de inanırdım. Belki de değil. Çok yüksek ihtimalle inanırdım. Kulaklarımın duyduğu şeyleri çok önemsemiyor olabilirdim. Ama gözlerimin gördüğü şeyleri önemserdim. Gözlerime güvenirdim. Gerçeği görmelerini istediğim gözlerim, benim yegane parçamdı çünkü.

Bu düşüncelerin içerisinden sıyrılırken, sonunda yürümekte olduğum bu yolun sonuna vardığımı fark ettim. Çevrede insanlar ve diğer bazı şeyler vardı. Gözlerim kaptan denilen kişiyi ararken, akabinde üç kişiden oluşan bir grubun farkına vardım. Verdikleri hava itibariyle, aradığım kişiler olma ihtimalinin yüksek olduğu düşüncesi içerisine girdim. Farklı gözüküyorlardı. Ve ilgi çekici duruyorlardı. Kaptan onlardan biri olmalıydı. Maskeli kadın olabilir, diye düşündüm. Büyük ihtimalle öyleydi. Nedendir bilinmez ama bana verdiği hava, yanındaki diğer ikisinden de farklıydı. Kel olan ve sopalı olan. Nasıl insanlardı bilmiyorum. İlk izlenimimi, hiçbir zaman önemsemezdim. İnsanların doğalarının ne olduğunu fark edebilmek, yetenek isteyen bir işti bence.

Çünkü insanlar, duygusal oldukları kadar mantıksal da varlıklardı. Bazen bir kurt, koyun postuna bürünüyor olabilirdi. Aslında ben de şu an öyle yapmıyor muydum? Biraz dediğim şeye benziyordu yaptığım. Biraz değil, oldukça çok. Fakat önemi yoktu. Görünüş ve verdikleri hava itibariyle, shinobi olduklarını düşündüm bir an. Büyük ihtimalle shinobilerdi. Diğer ayakçı tayfadan farkları da bu olabilirdi herhalde. Bilmiyordum. Ama temkinli olmak şarttı.

Ayaklarımın henüz hareketini kesmeden, yönümü o üç kişiye doğrultacaktım. Bir an için olsun, ayaklarımın hareketini durdurursam, bir daha kaldırmanın zor olacağı düşüncesi içerisine girmiştim nedensizce. Velakin, bunu bir tedbir olarak görmekte hiçbir sakınca görmedim. Riskler, eğer kaybedeceğin çok bir şey yoksa alınmamalıydı bence. Böyle önemsiz bir an için, kafamın içinde var olan şüpheye boyun eğemezdim. Kendimle durdurduğum yerde savaşamazdım. Savaşmamalıydım da. İçimde vereceğim savaşlar gizli, kapaklı olmalıydı. Kimsenin duyumayacağı ve kimsenin göremeyeceği, gözlerden ırak ve sakin yerlerde olmalıydı.

Adımların, üçlü grubun önüne gelip durduğu anda, avucumun içindeki armayı gösterebileceğim şekilde ortaya çıkaracaktım. Daha sonra üçünden herhangi birine de yöneltilebilirmiş gibi görünen bir ses tonuyla konuşacaktım. “Merhabalar. Kaptanı aramaktayım.”

Tabii ki bu kelimeleri kendimden emin ve tok bir şekilde iletecektim karşıya. Omuzlarım dik, duruşum sivri bir şekilde karşılarında duracaktım. Suratımda herhangi bir ifade olmaksızın.
Image
Künye
İsim: Taichi Dazai
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chunin
Ryo: 79.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: -
Motivasyon
En İyi Roman: Maceralarını içeren romanı yazmak için elbette bir sürü materyal gerecektir. Kitabı da, kendi maceralarına yaraşır bir şekilde, dünyanın en iyi romanı olmalıdır. Dünyanın en iyi romanına sahip olmak içinse, dünyanın en iyi yerlerine gitmeli ve hiç bilinmeyen, anlatılmamış mekanlarına gitmelidir. Bunu başarmak için elinden geleni yapmak bile, kendisini heyecanlandırmak için yeterlidir.
Komplikasyon
Değerli Defter: Maceralarını içeren sıklıkla not aldığı bu defter, onun için en değerli eşyalardan bir tanesidir. Yok olmasına dahi katlanabilir. Ama başkasının eline geçmesi, asla kabul edemeyeceği bir şeydir. Göğsünde bulunan iç cebine koyduğu bu defteri sıklıkla kontrol eder. Eğer ki bir gün defterini kaybederse, elinde bulunan her şeyi boş verip, defteri bulmak için gereken tüm fedakarlıkları gösterecektir. Maceralarını içeren bu defter, tıpkı bir yazarın yazdığı bir hikayenin, orta yerinde içindekilerinin çalınıp ortalığa yayılması gibi his yaşatacaktır kendisine.
Özellikler

Profil
Güç: 9
Çeviklik: 9
Kondisyon: 8
Potansiyel: 8
Varlık: 3
Zeka: 3
Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Favori Beceri][Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1

Ninjutsu
Raijin no Jutsu - B Rank
Raiton no Yoroi - A Rank
Taijutsu
Kendou - D Rank
Genjutsu
-
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar:
Temel Shinobi Çantası
Orta Seviye Katana
5 Adet Patlayıcı Parşömen, 5 Adet Sentetik Kartona yapışık.
Koruyucu Şemsiye
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1027
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Taichi Dazai] Zorun Öyküsü

Post by GM - Naruto » June 12th, 2019, 1:16 am

Sen yanlarına yaklaşınca, konuşma duruyor ve diğer ikisi de sana doğru dönüyor. Kelin suradı sert hatlara sahip, uzun saçlı olan ise yumuşak olduğu kadar da garip bir sertlik içeriyor. Yaşının sahip olmaması gereken bir görmüş geçirmişlik silsilesi seziyorsun.

Armanı gösterip lafını etmenin ardından maskeli kadın konuşuyor; "Buldun bile. Rangeki."

Bu laflar boğuk ve mekanik bir şekilde maskenin ardından gelirken kadın seni güzelce bir süzüyor bakışlarıyla. Gözlerinin bir yukarı, bir aşağı hareket ettiğini seçiyorsun. Bir kaç defa tekrarlanıyor bu. Ardından etrafına bakınıyor, geldiğin yöne doğru göz gezdiriyor. Başka gelen birisini göremediğinden emin olduğunda üçünüze doğru dönüyor.

"Fazla bir vaktimiz yok, o yüzden üçünüzün de yola çıkması gerekiyor. Farkındasınızdır, 'ufak' bir çarpışma içerisindeyiz. Buradan yola çıkacak bir grup ön cephelerden birine ikmal yapacak, ancak erzaklardan bazılarını temin etmekte geciktik. Daha da fazla zaman kaybedemeyiz. Bir kaç kilometre doğuda bulunan ve yerlilerin 'Taşköy' dediği bir köyden üç çuval pirinç 'elde etmeniz' ve onları gittiğiniz köyün kuzey tarafında kalan eski taş kulenin oraya getirmeniz gerekiyor. Siz onlarla uğraşırken ben de geri kalan ihtiyaçları tamamlayacağım ve ikmak vagonunu yükleyeceğim. Sizinle bahsettiğim kulede buluşacak, çuvalları teslim alacağım. Üç, dört saat sonra orada olacağımı tahmin ediyorum. Vardığımda çuvalların hazır olması gerekiyor, dediğim gibi, vakit kaybedemeyiz. Anlaşıldı mı?"

Herkesin gözüne birer saniye kadar bakıyor. Eğer sen bir şeyler söylemeyeceksen, kel olan konuşacak gibi görünüyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Taichi Dazai
Kaçak
Kaçak
Posts: 33
Joined: January 5th, 2019, 8:03 pm

Re: [Taichi Dazai] Zorun Öyküsü

Post by Taichi Dazai » June 15th, 2019, 12:12 am

Adımlarımın duraksaması ile aynı anda düşüncelerim de durmuştu.

Kadına bakarken sözcükler, sıralı bir şekilde ağzımı terk etmişti. Akabinde aldığım cevaptan; tahminimin doğru olduğunu anlamıştım.

Elbette zor bir tahmin değildi benimkisi. Sadece değişkenleri olabilitesi yüksek pozisyonlara atadım. Ardından tetiği çektim. Cevap doğruydu. Cevabın doğru olması beni pek sevindirmedi. Üst düzey bir zeka problemi değildi zaten. Biraz fikir sahibi olan herhangi bir kişinin çözebileceği bir soru ya da tahmin denilebilirdi.

Gerçi bunları düşünmenin bir anlamı da yoktu. Kadının sahip olduğu metalik ve donuk sesinin, ortamın boğucu havasıyla olan uyumu benim için daha anlamlıydı. Ya da şöyle diyeyim, daha ilgi çekiciydi. Bu ve bunun gibi ortamlarda zihninin dövülmüş olma ihtimalinin bir hayli yüksek olduğunu düşündüm hemen. Bu tarz bir tavır, her insanın üzerinde kolayca bulabileceğin bir şey değildi. Kadının kendisi de kolay değildi bence.

Kafamın içinde insanlara bir değer verirken, kulaklarım dışarıda olup biteni dinliyordu. İlgimi çeken kadının ağzından çıkan sözleri işitirken, olayın ne kadar hızlı geliştiğini konusunda ister istemez bir şaşkınlık yaşamıştım. Formalite icabı da olsa en azından bir şeyler konuşulurdu. Yeni gelmiş, yeteneği ve ismi belirsiz bir kimseydim ben. Onların aklında bazı sorular olmalıydı. Bu kesin bir şeydi. Az önce saydığım sebeplerden ötürü.

Öteki taraftan benim de sorularım vardı. Böyle birkaç kelime ile idare edilebilecek cinsten de değil. Bir anda bu şekilde dalmak pek hoşuma gitmedi. İşlerin bu şekilde hızlandırılıyor olması, yaşanan şeylerin farkındalığına erişmeden, beni başka bir sirkülasyona sokmasından endişeleniyordum. Zihinsel olarak dışarı doğru kurduğum duvarlar aşılabilirdi. Kendimi ne yaptığımı bilmediğim bir olaylar silsilesi içinde de bulabilirdim. Olabilecek en kötü senaryo bu şekildeydi. Her türlü ihtimale karşı, tedbiri de elden bırakmamak gerekirdi bence. Özellikle şu an için.

Tüm bu fikir fırtınasına rağmen, kadına karşılık olarak bir şey söylemeyecektim. Sadece başımı sallamak ile yetinecektim. Acemi birinin, bilmediği ortamlarda yapması gereken bir numaralı olan taktiği uygulayacaktım. Basitçe; sessiz kalacaktım. Sessizliğin birçok anlamı vardır. Ben de bu anlamlar arasında geziniyormuş gibi yaparak yoluma bakacaktım. Gerçekten neden sessiz kaldığım sorularına bir cevap vermeyecek, kafasına ilerlemeyi koymuş birinin dış görünümü çizmeye çalışacaktım. Sanırım böylesi iyi olurdu. Daha iyi…

Suskun tavrımı takınma konusunda emindim. Fakat ilerisi hakkında çok da emin değildim. Görevin içeriğine bakınca karmaşık hiçbir şey söz konusu değildi. Her şey oldukça basit ve düz bir şekilde anlatılmıştı. Görevin kendisi de oldukça düz ve basitti. Üç çuval pirinç için, bir shinobi ve iki ne idüğü belirsiz savaşçı gibi görünen kişilerin yollanması, bana çok garip geldi o an. Elbette, benim bir shinobi olduğumdan haberleri yoktu. Yapabilirsem haberdar da etmeyecektim. Fakat diğer iki kişi hakkında yaptığım gözlemler sonucunda, o kadının bu iki kişiyi sıradan görmediğinden emindim. Bana da pek tabii sıradan gelmemişlerdi. Ama böylesi bir göreve atanmışlardı.

Bir an için bu görevden şüphe ettim. Sonrasında o şüphe alevi içimde kök saldı. Belki de görev sanıldığı kadar basit değildi? Kim bu zalim dünyada, yeterli gücü yokken savunmasını indirirdi ki? Kim demek yerine, hangi salak olsa daha iyi olurdu. Bunu ancak bir salaklar yapardı çünkü. Zihnimin içinde oluşmuş tüm hengameye rağmen, dışarıda oluşan her şeye tüm duyu organlarımla odaklanmıştım. Başım sallayarak bir cevap versem de, görevin bir elemanıydım sonuçta. Ortaya konacak bir şey varsa, konuşulacak bir şey varsa şu saatten sonra dinlemek benim de hakkımdı. Hem bu konuşmalar neticesinde bazı bilinmeyen şeyleri aydınlatabilirdim.
out: Geç kaldığım için özür dilerim. Rpyi de hangi kafayla yazdım, bilmiyorum. Kusuruma bakmayın lütfen. :lol:
Image
Künye
İsim: Taichi Dazai
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chunin
Ryo: 79.500
Prestij: 5
Ün: -
Kullanılabilir GP: -
Motivasyon
En İyi Roman: Maceralarını içeren romanı yazmak için elbette bir sürü materyal gerecektir. Kitabı da, kendi maceralarına yaraşır bir şekilde, dünyanın en iyi romanı olmalıdır. Dünyanın en iyi romanına sahip olmak içinse, dünyanın en iyi yerlerine gitmeli ve hiç bilinmeyen, anlatılmamış mekanlarına gitmelidir. Bunu başarmak için elinden geleni yapmak bile, kendisini heyecanlandırmak için yeterlidir.
Komplikasyon
Değerli Defter: Maceralarını içeren sıklıkla not aldığı bu defter, onun için en değerli eşyalardan bir tanesidir. Yok olmasına dahi katlanabilir. Ama başkasının eline geçmesi, asla kabul edemeyeceği bir şeydir. Göğsünde bulunan iç cebine koyduğu bu defteri sıklıkla kontrol eder. Eğer ki bir gün defterini kaybederse, elinde bulunan her şeyi boş verip, defteri bulmak için gereken tüm fedakarlıkları gösterecektir. Maceralarını içeren bu defter, tıpkı bir yazarın yazdığı bir hikayenin, orta yerinde içindekilerinin çalınıp ortalığa yayılması gibi his yaşatacaktır kendisine.
Özellikler

Profil
Güç: 9
Çeviklik: 9
Kondisyon: 8
Potansiyel: 8
Varlık: 3
Zeka: 3
Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Favori Beceri][Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1

Ninjutsu
Raijin no Jutsu - B Rank
Raiton no Yoroi - A Rank
Taijutsu
Kendou - D Rank
Genjutsu
-
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar:
Temel Shinobi Çantası
Orta Seviye Katana
5 Adet Patlayıcı Parşömen, 5 Adet Sentetik Kartona yapışık.
Koruyucu Şemsiye
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”