Su Kadar Nazik

Matsuoka adlı ağaca ev sahipliği yapan meydan.
Post Reply
User avatar
Kitamura Fuu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 20
Joined: January 3rd, 2019, 5:36 pm

Su Kadar Nazik

Post by Kitamura Fuu » April 7th, 2019, 8:22 pm

Gün ışıkları yavaş yavaş gökyüzünden çekilmeye hazırlanıyordu. Bir kaç saat içinde ay tüm güzelliğiyle insanoğlunun karşısına çıkacaktı. Güneş ve ayın bitmek bilmeyen dansının en belirgin olduğu evredeydiler. Bu güzel tablo turuncu renklerle doluydu, Kusagakure meydanına çökmüş pastel turuncu rengi her insana her dükkana ve her cama sinmişti. İnsanlar sakinlemiş, evlerine dönecek olmanın huzurunu yüzlerine taşımışlardı. Güzel ve sakin bir gündü. Arada esen rüzgar saçlarını dans ettiriyor ve çok istenen o serinliği bahşediyordu yaralı vücuduna. Devriye partneriyle kalabalığın içinden yürüyorlardı ağır ağır. Devriyeleri de sakin geçmişti aslında. Pek patırtı gürültü olmadan atlatmışlardı bir günü. Raporuda verdikten sonra özgürdü Fuu, günün geri kalanı için. Gidip biraz kahve yapacak günün yorgunluğunu attıktan sonra evi biraz toparlayacaktı. Susumu geldiğinde temiz bir eve gelmesini istiyordu. Her gün Susumu'nun odasının tozunu alıyor, havalandırıyordu. Çocuk evde olduğu zaman bu kadar iş yapmıyordu. Hatta bulaşık, aralarındaki en büyük sıkıntıydı. Islak yemek kalıntılarına dokunma fikri çok iğrençti. Tabi insan aylarca evinden uzak, tutsak hayatı yaşayınca bulaşık yıkamayı bile bir nebze özleyebiliyordu.

Kalabalığın içinden süzülerek Chou binasının önüne geldiler. Hızlarını kesmeden içeri girdiler ve taş merdivenleri bir bir çıkmaya başladılar. Bir kaç basamak, bir iki adım sonra gün sona erecekti. Dinlenebilecek olma fikri bile ayaklarındaki ağrıyı dindiriyor ve güzel bir rahatlama hissinin bedenini doldurmasını sağlıyordu. Merdivenleri çıkarken göz göze geldiği Misa'ya belli belirsiz gülümsedikten sonra rapor yazıp vermeleri gereken odanın kapısını tıklattı ve içeri girdi. Masanın üzerine bırakılmış kalemlerden ve dosyalardan alıp raporunu yazmaya koyuldu. Parmakları kelimeleri yazmak için kalemi titretirken gözleri ne ara olduğunu anlamadığı bir şekilde Misa'ya çevrilmişti. Devriye sırasında etrafı kesmekten kızın ne kadar güzel gözüktüğünün farkına varamamıştı. Pencereden içeri sızan akşam güneşi kızın bembeyaz saçlarına dokunup oradan güzel gözlerini ve tenini parlatıyordu. Bu görüntüyü incelerken daha bir tane kelime bile aksettirememişti kağıda. Gözlerini kapatıp başını sağa sola salladı hızlıca konsantrasyonunu kağıda odaklamalı ve bir an önce eve gitmeliydi. Fakat, beş dakika öncesine göre daha az eve gitmek istiyordu sanki. Sanki bu zamanda bu yerde tıkılı kalıp bir kaç saniye daha izlemek istiyordu Misa'yı. Gamzelerini ve saçlarını bir kaç saniye daha görmek, güneş ışığının o beyaz teniyle olan buluşmasını izlemek. ''Hey Fuu, nasılsın? İyileşme süreci nasıl gidiyor yardımcı olabileceğim bir şey var mı?''

''Hı?''

Gözlerini hızlıca Misa'dan alıp masa başında bekleyen shinobiye çevirdi. Çocuğun bu sorusu her ne kadar saf bir amaç gütsede, az önce çok iyi hisseden Fuu'yu çok rahatsız etmişti. Çocuğun sormasından değil, olayları hatırlamış olmaktı problem. Az önce hissedilen sıcaklık tekrar yerini ayaza bırakmıştı. ''Teşekkür ederim, iyiyim.'' dedi belli belirsiz ve hızlıca. Ardından hızını kesmeden raporu yazmaya koyuldu. Zaten sakin geçen bir gündü ve yazacak bir şey yoktu pek hızlıca bitirdi, imzaladı ve çocuğun masasına koydu. ''İzninizle.'' Eve doğru yürümeye, daha doğrusu kaçmaya başladı.
Image
İsim: Kitamura Fuu
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişi
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0
Prestij:
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 10

Motivasyon

Herkes için adalet, eşitlik, özgürlük!

Başına gelen talihsiz olaydan sonra, kendi bile farkına varmadan etrafındaki adaletsizliklere eşitsizliklere kayıtsız kalamaz hale gelmiş bunu fark ettikten sonra da nerede bir problem gördüyse nerede birilerinin hakkının yendiğini düşünse orada olmuştur. Yaşadığı şeyleri kimsenin yaşamasını istememekte, bunun engellemek için elinden geleni yapmaktadır. Belki ütopik bir rüya ama, adaletsizliğin, eşitsizliğin olmadığı bir dünya bir köy yaratana kadar da durmayacaktır.

Özellikler
-

Güç:7
Çeviklik:9
Kondisyon:5
Potansiyel:2
Varlık:3
Zeka:4

Beceriler

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
(F)[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu

Fuuton Tobikoshu no Jutsu
Kullanıcı Tori mührünü yapar ve ayaklarına odaklanır. Havayı ayaklarının altında sıkıştırır ve ani bir şekilde aşağıya verir. Bu, kullanıcının aşırı yüksek mesafeleri zıplayabilmesine olanak sağlar, ayrıca eğer kullanıcı düşerken bu tekniği uygularsa düşme hızını yavaşlatır ve nispeten daha rahat bir iniş sağlar. Teknik sadece 1 defa kullanılabilir, ardından mührü tekrar uygulamak gerekir.

Shunshin
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Yami no Me
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından karanlıkta görebilme yetisini kazanır. Kullanıcı bu teknik ile önündeki 50 metreye kadar zifiri karanlıkta görebilir, ancak renkleri ayırt edemez. Teknik kullanıcı istediği sürece açık kalır ve hafif bir chakra yer.

Taijutsu

Yumi-dou Stili B-Rank
Kullanıcının yayı efektif bir şekilde, yani güç kaybı olmadan, germesi için gereken süre aşırı derecede kısalır. Her bir ok atışı arasındaki süre de buna bağlı olarak azalır. Ayrıca kullanıcı, görüş mesafesini kısıtlayan hava durumlarında da odaklanarak bu durumları yoksayabilir. Ne var ki bu eğitimin sonuçları, durumdan duruma farklılık gösterecektir.

Kaguya
Kullanıcı, yayı tuttuğu eliyle, yayı bırakmadan 3 ayrı tek el mührü uygular. Ardından elini boş olan yayda, hayali bir oku geriyormuş gibi çeker. Bu sırada, saf chakradan oluşmuş bir ok kullanıcının elinde oluşmaya başlar. Bu ok şekilsizdir ve mavi bir ışık hüzmesinden ibarettir. Okun oluşturulması 2-3 saniye kadar sürer, ardından anında atılabilir, zira oluşturulması tamamlandığında yay zaten gerili bir durumdadır. Ok herhangi bir şey ile temas edene kadar formunu bozmaz ve normal bir oktan daha yüksek hasar potansiyeline sahiptir. Hedefine çarptığı anda, hasar verdikten sonra mavi bir ışık huzmesi ile yokolur. Delici hasar verir. Ardı ardına kullanılmak üzere tasarlanmış bir tekniktir, lâkin chakra rezervlerini çabuk yorar.

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Yumi Yayı (Normal Kalite)
20 Adet Ok (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 25
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: Su Kadar Nazik

Post by Akane Misa » April 7th, 2019, 10:33 pm

Güneş, gündüze elveda değişini turuncu ışıklar ile kutluyordu. Masmavi gökyüzünden eser kalmamış, gölgeler bir tiyatro oyunu gibi üzerimize düşmeye başlıyordu. Kuşların birbiriyle yarış eden sesleri yavaş yavaş durmaya başlarken havaya hafif bir esinti girmesi ise beni akşam moduna sokmayı kolaylaştırıyordu. Yorulmuş ayak bileklerim ile omzum devriyenin sonu geldiğini hatırlatıyordu bana. Ayın mütevazi ışığı etrafı sarmadan önce rapor vermek için yola koyulurken attığım her adımda yüklerimi bizim aksimize mesaisi başlayan aya teslim ediyordum sanki. Fiziksel olarak gerçekten rahatlıyordum ama mental olarak?.. Her devriyenin sonu gibi bugün de yalnızlığımda boğulduğum bir geceyi selamlayacaktım. Dışarıdan ne kadar öyle gözükmesede kafamı yaslayabileceğim bir omuz olmadığını bilmek beni üzen şeyler arasında sayılı olanlardandı. Bu gece de her zaman ki gibi tek başıma, yalnız..

Rüzgarın esintisi ile birlikte ağaçların, toprağın hatta Fuu’nun kokusunu bile hissediyordum. İçimi doyuran bu koku neden kendimi huzurlu hissetmemi sağlamıştı? Kokunun geldiği yöne baktım. Gün boyunca onun yüz hatlarını ve fiziğini incelemeden duramamıştım. Neden? Belki de devriye boyunca yapacak bir şey kalmadığındandır. Fakat daha net baktığımda vücudunda bir gariplik görüyordum. Yaralar mı? Ezikler mi? Her ikisi? Bunlar sadece olasılıklardan birkaç tanesiydi. Yaralarını neden gizlemeye çalışıyor? Anlayamadım. Beni kendisine bakarken görmemesi için kafamı önüme çevirdim. Bunları gün içinde de görmüştüm fakat anlam verememiştim. Neden bir şey anlatmıyordu? Rahatsız mı bu durumdan? Bilemiyordum.

Chou binasını girişimiz ile klişe bir günün daha sonuna gelmeye yaklaşıyordum. Günün yorucu olduğunun kanıtı merdivenleri çıkan ayaklarımın sızlamasıydı. Merdivenleri birlikte katetmemiz ile göz göze gelmemiz bir olmuştu. Kalbim 3 şişe şarap içmiş gibi seri seri atması ise cabasıydı. Kahküllerinin altındaki göz bebeklerinin içinde kaybolup gitmiştim. Ama... Ama neden?! İlk defa böyle oluyordu. Neden diye sordum kendime! Neden bir kız beni bu kadar heyecanlandırıyordu? Sağda solda erkekler ile eğlencesine flört eden ben neden şimdi bir kız için kalbi böylesine atıyordu? Bana gülümserken şaşkın yüz ifadem ile karşılık verdim. Aptal gibi gözüktüğüme emindim!

Utancım ile birlikte yazacağım rapora dikkatimi verdim. Fuu’ya bakmak istiyordum fakat durdurmak zorunda kaldım kendimi. Yapamazdım zaten aptal durumuna düşmüştüm. Tekrar? Hayır olmaz!! Acaba o bana bakıyor mudur? Tekrar bakarsam yine salak gibi gözükür müyüm? Şansımı deneyeceğim!! Hayır denemeyeceğim. Korkuyorum. Şimdi bile kıpkırmızı olmuşumdur, eminim!, yapamam!! Ama belk--.

Düşüncelerimi Fuu’nun ismini zikreden shinobi kesiyordu. İyileşme sürecinden bahsediyordu. Ne iyileşmesi? Ne süreci? Yoksa bugün gördüklerim mi? Yüksek bir ihtimal. Yüzümü bir açıklama beklermişcesine Fuu’ya çevirdim. Kalbim merdivenlerde bakıştığımız gibi tekrar atmaya başlıyordu. Fakat rahatsız olduğunu söyleyip raporuna geri koyuluması kalbimin ani heyecanlanmasını boşa çıkarmıştı. Yine de beklediğim cevap buydu. Fakat bu shinobinin bilipte benim bilmediğim ne olabilirdi? Shinobi ile arasındaki geçen mecazi soğukluk yerini gerçeğe bırakıyordu. Havanın soğukluğu işime dönmemi emrediyordu. Olayın etkisiyle yarım yamalak olan raporumu noktalamaya yakın Fuu müsadesini istemişti. Bu gidiş aslında beni sarsmıştı. Belki birlikte giderdik evlere? Bu konu hakkında tartışırdık falan? 3 saniye kadar daha pencereye boş boş baktıktan sonra raporumu verip ekledim,’’İyi çalışmalar.’’

Fuu’nun rahatsız olduğunu kanıtlayan hızlı adımlarına yetişmek için ben de hızlandım. Refleks olarak onu takip etme isteği doğmuştu içimde. Bu geceyi tek geçirmek istemiyordum ve konuşmaya ihtiyacı olan tek ben değildim. Arkasından çaresizlik ve yardıma ihtiyacım varmışcasına seslendim,’’Fuu..’’ Derin bir nefesin ardından gözlerinin içine baktım. Yeşil gözlerinin içinde kendimi ısıtacak bir köşe bulabiliyordum. Ya da beni hapseden bir hapishane.. Fakat şuan ikisi de aynı şeydi benim için. Gözlerinin içine biraz daha boş boş baktıktan sonra ekledim, ’’Ne-Neden biraz takılmıyoruz dışarıda? Hem iyi gelir ikimize de.’’ Yanaklarım kızarmamıştır diye umdum içimden. Yoksa ayın ışık vermesine gerek kalmayacaktı.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler
-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu
-

Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
Kitamura Fuu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 20
Joined: January 3rd, 2019, 5:36 pm

Re: Su Kadar Nazik

Post by Kitamura Fuu » April 9th, 2019, 5:30 pm

Denizdeki rüzgarlar gibi zalim ve soğuk. Dalgaların ötesinde ve mavinin derinliklerinde. Bir denizcinin engin dalgaların içinde sonsuzluğa karışmadan bir kaç saat önce söylediği cümlelerdi bunlar. Küçükken eline geçen bir hikaye kitabında okumuştu bu hikayeyi. Rivayetlere göre çok uzun zaman önce, çok yetenekli bir denizci varmış. Gittiği her limanda tanınırmış ve onu tanıyan herkes ondan çekinirmiş. Siyah gözleri her zaman alev alev parlarmış ve kılıcından kan tadı asla eksik olmazmış. Günün birinde bu denizci bir hanıma vurulmuş. Onun bembeyaz tenine dokunmak uğruna köyleri yakmış yıkmış. Sayısız gemiyi denizin dibine gömmüş. Fakat beyaz hanım için bunlar yetersizmiş, beyaz hanım denizcinin ruhunu istemiş ve denizci bir saniye bile düşünmeden ruhunu teslim etmiş beyaz hanıma. O gece beyaz hanım ile birlikte olmuşlar ve denizci son nefesini vermiş. Uyandığında ise bir insandan farklıymış, sıcağı yada soğuğu hissetmiyormuş. Sadece ama sadece beyaz hanımı düşünüyor sadece o gözlerinin önüne geldiğinde durmuş kalbi atmaya başlıyormuş. Yıllar yılları kovalamış ve denizci artık özgür olmak istemiş. Beyaz hanım ona özgürlüğünü vermiş ama tek bir şartı varmış. Eğer ona olan aşkından cayarsa deniz onun canını alacakmış. Denizci bunu kabul etmiş çünkü beyaz hanımı çok ama çok seviyormuş ona olan aşkının biteceğine imkan vermiyormuş. Özgürlüğünü alan denizci tekrar yollara düşmüş, tekrar yakmış yıkmış çalmış. Ama bir şeyler eksikmiş. Beyaz hanımın dokunuşunu özlüyormuş. Onunla geçirdiği zamanlar aklına geldikçe üzülüyormuş. Kendisini kamarasına kapatıyor ve günlerce çıkmıyormuş. Bazı geceler insanlar onun ağladığını ve beyaz hanımın adını haykırdığını duyarmış. Böyle geçen ayların sonunda denizci bir gece kamarasından çıkmış ve tekrar denizlere açılmış, beyaz hanımı bulmakta kararlıymış. Aramadığı yer kalmamış ama beyaz hanımın izini bulamamış. Pes etmiş, onu unutmaya ant içmiş. Eskisinden daha acımasız daha vurdumduymaz bir hal almış. Sonra çok ama çok sonra, beyaz hanıma çok benzeyen genç bir kızı kestirmiş gözüne. Hiç düşünmeden kızı takip ettirmiş evine girmiş anne ve babasını öldürttükten sonra kızı alıp gemisine götürmüş! Orda kıza söylenemeyecek şeyler yapmış ve sıkıldıktan sonra da kızı bir limanda atmış gemiden. O gece, beyaz hanımı görmüş. Beyaz hanım onu yatağından kaldırmış, ellerini tutmuş ve güverteye çıkarmış. Elleri soğukmuş ''Denizdeki rüzgarlar gibi, zalim ve soğuk.''Deniz adamı almış, çünkü beyaz hanıma verdiği sözü tutamamış.

Bir çocuk kitabına göre çok karanlık olan bu hikayeyi Fuu ne zaman hatırlasa karmakarışık hislere bürünürdü. Bu kadar garip bir aşk hikayesinin onu böyle etkilemesine mi şaşırıyordu yoksa suçlu bir insana karşı böyle sempati beslemesine mi şaşıyordu anlamıyordu. Ancak bu öyküyü çok seviyordu. Evet, köyde az kırıştırmamıştı. Onun yüzünden abisi bir sürü kavgaya karışmış ve bir çok insanda Fuu'ya orospu damgasını yapıştırmıştı. Fakat bir tarafı gerçek aşk denen şeye inanıyor ve bir gün karşına çıkacağını düşünüyordu. Düzen, denge ve huzur kavramlarına anca o zaman ulaşacağını düşünüyordu. Bunun sebebi pek tabii düzen denge ve huzurdan uzak bir çocukluk geçirmiş olmasıydı. Özetle, bazen dışarıdan tam bir kevaşe gibi gözüksede perdelerini kaldırdığında minnoş bir kediye benziyordu Fuu. Tabii köy dışında geçirdiği o kabusumsu 3 aydan sonra buda değişmişti. Zaten o olay hayatında bir milat olmuştu. Bir çok şeye karşı bakışı değişmişti. İnsanlara dokunmaktan çekinmeyen Fuu şimdi ona dokunulduğunda direk alarm durumuna geçer olmuştu. Shinobilikle ilgili görüşleri de değişmişti. Köyü korumak, insanları korumak fikri ikinci plana atılmış kendini koruma, güvende hissetme dürtüsü başa geçmişti. Köy içinde basit getir götür işlerine atanıyor ve rutin devriyelere katılıyordu sadece, bundan da oldukça memnundu. Köy dışına çıkıp, ön saflarda kendini atmaya korktuğunu çoktan kabul etmişti.

Kabul edemediği şey ise, yaşadığı şeylerin hala onu etkiliyor oluşuydu. Evet iyileşme süreci iyi gidiyordu, ama örneğin sigara içen birini gördüğü zaman otomatikmen geriliyordu. Bu yüzden mesela sigara içilen ortamlara girmiyordu. O günleri ona hatırlatan her türlü tetikleyici etmenden uzak duruyordu. Korkunun üzerine gitmek, korkuyu yenmek için en etkili yöntemdi kimilerine göre ama Fuu korkularından uzakken mutluydu. Hatta beyaz saçlı kızın sesini tekrar duyduğunda, isminin onun dudaklarının arasından çıkışını işittiğinde çok mutlu olmuştu. Odadaki sinir bozucu soruyu ve onun artçı depremlerini unutturmuştu kızın sesi, şaşırılacak kadar kısa bir sürede. Kaçarcasına attığı adımları yavaşlamıştı ve merdivenlerin başında durmuştu. Arkasını döndü ve merdivenlerin üst başında duran Misa'ya baktı. ''Çok güzel.'' Kızın ürkek sesini çok tatlı bulmuştu. Zaten ofise girdiği andan itibaren kızla ilgili her ufak detay çok hoşuna gidiyordu. Çok garipti, akademide bu kızı görmüştü, ara sıra yine devriyeye çıktığını da hatırlıyordu. Hatta bugün koca bir günü birlikte geçirmişlerdi ama şu ofise girene kadar böyle hissetmemişti. Ofisin içinde ne olmuştu da kalbi pıt pıt atar olmuştu bu kızın karşısında. Anlam veremiyordu, belkide anlam aramamalıydı. Mutlu hissediyordu ve dibini deşerek kaçırmak istemiyordu. ''Aslında evi temizlemem gerekiyordu...'' dedi. Düşünmeden konuşmuştu, bir tarafı ne kadar eve gitmek istese de bir tarafı bu teklife evet demek istiyordu. Belki onu eve davet etmeliydi? Hem güvende hissettiği bir yerde olurdu hemde Misa ile daha çok vakit geçirirdi. ''Hayır, hayır kötü fikir.'' Bir şeyler söylemeliydi, şu an kızı bir nevi reddetmişti ve bir daha böyle bir fırsat bulamayabilirdi. Tekrar aklına gelen ilk şeyi söyledi. ''Ama öncesinde bir şeyler atıştırabiliriz, karnım aç, eh aç karnına da temizlik yapılmaz.'' demişti cümlesinin sonuna bir gülücük ekleyerek. Sebepsiz yere Susumu'nun köy dışı bir görevde olmasına sevinmişti. Bu randevuyu bozacak bir etken otomatikmen ortadan kalkmıştı. ''Randevuyu mu? Hemde bir kızla?''
Image
İsim: Kitamura Fuu
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişi
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0
Prestij:
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 10

Motivasyon

Herkes için adalet, eşitlik, özgürlük!

Başına gelen talihsiz olaydan sonra, kendi bile farkına varmadan etrafındaki adaletsizliklere eşitsizliklere kayıtsız kalamaz hale gelmiş bunu fark ettikten sonra da nerede bir problem gördüyse nerede birilerinin hakkının yendiğini düşünse orada olmuştur. Yaşadığı şeyleri kimsenin yaşamasını istememekte, bunun engellemek için elinden geleni yapmaktadır. Belki ütopik bir rüya ama, adaletsizliğin, eşitsizliğin olmadığı bir dünya bir köy yaratana kadar da durmayacaktır.

Özellikler
-

Güç:7
Çeviklik:9
Kondisyon:5
Potansiyel:2
Varlık:3
Zeka:4

Beceriler

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
(F)[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu

Fuuton Tobikoshu no Jutsu
Kullanıcı Tori mührünü yapar ve ayaklarına odaklanır. Havayı ayaklarının altında sıkıştırır ve ani bir şekilde aşağıya verir. Bu, kullanıcının aşırı yüksek mesafeleri zıplayabilmesine olanak sağlar, ayrıca eğer kullanıcı düşerken bu tekniği uygularsa düşme hızını yavaşlatır ve nispeten daha rahat bir iniş sağlar. Teknik sadece 1 defa kullanılabilir, ardından mührü tekrar uygulamak gerekir.

Shunshin
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Yami no Me
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından karanlıkta görebilme yetisini kazanır. Kullanıcı bu teknik ile önündeki 50 metreye kadar zifiri karanlıkta görebilir, ancak renkleri ayırt edemez. Teknik kullanıcı istediği sürece açık kalır ve hafif bir chakra yer.

Taijutsu

Yumi-dou Stili B-Rank
Kullanıcının yayı efektif bir şekilde, yani güç kaybı olmadan, germesi için gereken süre aşırı derecede kısalır. Her bir ok atışı arasındaki süre de buna bağlı olarak azalır. Ayrıca kullanıcı, görüş mesafesini kısıtlayan hava durumlarında da odaklanarak bu durumları yoksayabilir. Ne var ki bu eğitimin sonuçları, durumdan duruma farklılık gösterecektir.

Kaguya
Kullanıcı, yayı tuttuğu eliyle, yayı bırakmadan 3 ayrı tek el mührü uygular. Ardından elini boş olan yayda, hayali bir oku geriyormuş gibi çeker. Bu sırada, saf chakradan oluşmuş bir ok kullanıcının elinde oluşmaya başlar. Bu ok şekilsizdir ve mavi bir ışık hüzmesinden ibarettir. Okun oluşturulması 2-3 saniye kadar sürer, ardından anında atılabilir, zira oluşturulması tamamlandığında yay zaten gerili bir durumdadır. Ok herhangi bir şey ile temas edene kadar formunu bozmaz ve normal bir oktan daha yüksek hasar potansiyeline sahiptir. Hedefine çarptığı anda, hasar verdikten sonra mavi bir ışık huzmesi ile yokolur. Delici hasar verir. Ardı ardına kullanılmak üzere tasarlanmış bir tekniktir, lâkin chakra rezervlerini çabuk yorar.

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Yumi Yayı (Normal Kalite)
20 Adet Ok (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 25
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: Su Kadar Nazik

Post by Akane Misa » April 10th, 2019, 8:18 pm

6 yıl önce,

Güneşin batışının eve getirdiği ışınlar, evin içini sarı bir loş ışık ile kaplıyordu. Ocağın yaydığı ısı ise gökyüzünü kaplayan güneşi pek aratmıyordu. Su buharı ise ortamı tam olarak kaplıca havasına döndürmüştü. Havanın kararması böylelikle bana yemek yapma zorunluluğumu hatırlatıyordu. Normalden farksız olmayarak yine meydanda abim yoktu ki buna şaşıracak durumu çokdan atlatmıştım. Fakat endişelerim şaşkınlığımla aynı yeri paylaşmıyordu. Yine beynimin bir yanında onu düşünüyordum. Her gün olduğu gibi bugünün de sonu aynı olacaktı. Kafamı kafamın içindeki düşüncelerden uzaklaştırmaya çalıştım, yemeğe odaklandım. Pirinçleri tuzlamak için tuzluğu aramaya koyuldum. Ardından abimin dün akşam arkadaşlarıyla içtiği tekilayı hatırladım. Tuzun yeri belliydi..

Salona doğru adım alırken abimin adım sesleri beni olduğum konuma kilitlemişti. Onun varlığı beni kokutuyordu. Yavaş , düzensiz ve paytak.. Anlaşılan abim bir şekilde evin yolunu bulabilmişti. Öyle ki son zamanlarda oldukça şaşırdığım bir durum haline gelmişti bu. Normalin aksine sabahları içip akşamı evde yatardı. Genel olarak alışıldık bir şey değildi fakat hayatımın içinde normal bir durum olduğu pek söylenemezdi.

Abimin gelmesini beklermişcesine tüm kuşlar suskunluğa bürünmüştü, güneş ise köşesine çekilmişti. Anahtarı deliğe 4-5 defa tutturma denemelerinden sonra bir şekilde kapıyı açabilmişti. Endişelerimin getirdiği duygular ile birlikte ayaklarım abime doğru yönelmeye başladı. Ne diyeceğimi bilmiyordum fakat endişeliydim!! Zaten bir şey dememe de gerek kalmamıştı. Yanımdan hiçbir şey yokmuşcasına sahoş ağızıyla, ‘’Ben açım’’ diyerek mutfağa yönelmişti. Onun için birinin görüş beyan etmesine gerek yoktu. Kendini özgür bir birer sanıyordu ve haliyle kimse ona karışmayacaktı. Sonuçta ben kimim? Hızımı alamayarak yine yanına gittim. Hiçbir zaman kolay bir kız olmamıştım. Kolundan çekiştirdim.. ‘’Neredesin sen sabahtan beri?’’ Nefes alışverişim hızlanmıştı, ‘’Kız başıma evdeyim. Sen nasıl abisin be!!’’ Cevap beklercesine gözlerimi onun üzerine dikmiştim fakat o aksine etrafta yiyecek bir şey arıyordu. Dayanamadan kesik bir nefes ile bağırdım, ‘’CEVAP VERSENE!!’’ Ardından sert ve emirsel bir ses tonu,''KES SESİNİ''

Gözlerimi açtığımda içeride abimin arkadaşlarının sesi gelirken yerde ışıksız ve karanlıkta yatıyordum. Gözlerim bulanık görüyor ve ağzımda değişik bir tad vardı.. Ağzıma kan tadı geldiğini elim ile yoklayarak anlamıştım. Ağzım mı kanıyordu? Hayır ağzım değildi. Ayağa kalktım. Tezgahta kana bulanmış olan bıçağı gördüm. Aynaya koştum dengemi sağlamaya çalışarak. Korkuyorum, aynada görebileceğim şeyler için. Kendime baktım, yavaşça kaldırdım suratımı. Ardından tekrar bayılmak istedim...

Ağzım kanamıyordu. Gözümün altından ağzıma kadar bir yarık vardı. Kör olmadığım için şanslıydım çünkü gözümü sıyırmıştı. Kanın akması durmuştu fakat akan kısımda iğrenç bir yapı oluşmuştu. Bu yaranın üstüne akan gözyaşlarım ise acıyı katlanılamaz hale getiriyordu. Ağlamamalıydım fakat dayanamadım. Ağladıkça daha fazla ağlamama neden olan yaranın acısı artıyordu. İçeride abimin kahkasına hıçkırıklarım eşlik ediyordu.

İşte! İşte ilk o zaman sorguladım bu acımasız Dünya’nın adaletini. İlk o zaman anlamaya başladım, her şeyin kolay olmayacağını. İlk o zaman anladım...




Fuu.. Sen de yaşamış olabilir misin? O yara izleri.. Sende benim gibi miydin? Acı çektin mi? Birini gerçekten çok önemseyip karşılığını bir yara ile aldın mı? Birine gerçekten değer vermeye benim kadar korkuyor musun?... Yeşil gözlerinden kurtulmaya çalışarak düşüncelerimden sıyrılmaya çalıştım. Büyülü iki göze sahip olduğunu söylerse inanabilirdim. Sanırım hapsetme konusunda yalan söylememiştim..

Mutluydum. Şuan Fuu ile konuşmak bile beni mutlu ediyordu. Onun yanında durmak, varlığı, huzur saçan kokusu.. Bir dakika, bir dakika!! Kendime gelmeliydim. Ne huzuru? Ne kokusu? Kız bir arkadaşım ile dışarıda takılacaktım bu kadar. Ama yine de mutluyudum işte! Fakat bu mutluluğum uzun sürmemişti. Kendisi evi temizlemesi gerektiğini söylediğinde yıkılmıştım diyebilirim! Kalbimde oluşan heyecan sönmüş, gözlerim ağırlaşmıştı. Acaba yanlış bir şey mi yaptım? Yoksa aceleci mi davranıyorum? Ya da.. Ya da benden nefret mi etti? Ama bir şey yapmadım kii!!! Diye düşünürken karnının aç olduğunu söylemesi beni hemencecik mutlu duruma çevirmişti!!

Yavaş ve uyumlu adımlar ile yolun üzerinden yürürken ona ne yakın ne uzak olmaya çalıştım. Çünkü ne yapacağım konusunda kararsızdım!! Yaklaşsam korkabilirdi. Anladığım kadarıyla insanlar ile çok yakın durmamaya çalışıyordu. Uzaklaşsam ise samimiyeti kaçardı. Akademiden tanıdığım kadarıyla sessiz sakindi. Ben adım atmadan o atmazdı.

Yollarda insanların olmayışı Kusagakure topraklarında barışı temsil ediyordu benim için. Herkes evlerinde aileleriyle ile birlikte vakit geçiriyordu. Şehrin ışıkları, birkaç insan ile bizim gölgelerimize hükmediyordu. Güneş’in tam olarak batmaması sayesinde havada koyu mavi bir renk tonu oluşuyordu. Yıldızlar sahaya çıkmak için yerini alırken Ay onlara önderlik ediyordu. Kusagakure huzurlu bir akşama daha kucak açıyordu... Bu huzurlu akşamda yol üstünde mutlu ve sevecen bir tezgahtara denk geldiğimize çok memnundum! Süslü bir restorant yerine başbaşa ve doğa içinde yemeğimizi yerken sohbet etmek daha mantıklı geliyordu. Ayrıca adamın mütevazı ve şirin tezgahı çok tatlıydı! Fuu’ya tebesüm ederek ekledim, ‘’Bekle hemen geleceğim!!’’ Ardından tezgahtardan iki adet Yakitori yapmasını rica etmiştim.

Ben ne yapıyordum? Bir kız ile mi çıkıyorum. Hayır!! Sadece birbirimizin derdini dinleyecek yakın arkadaşlar olacağız. O kadar!! Başka bir şey yok! Yani Herhalde yoktur. Sanırım.. Yakitori olurken kaçamak bakışlar ile Fuu’ya baktığımda gözgöze gelebilmemizden çok korkmuştum. Kafasını bana doğru çevirdiğinde mırıldanarak gökyüzüne bakıyordum. Anlamış mıdır!!?!! Bilmiyordum...

Satıcıya parasını verip teşekkürlerimi sunduktan sonra Fuu’ya Yakitorisi ile dönüyordum. Yürümeye devam ederken ekledim, ‘’Herhangi bir baharat koydurtmadım. Çünkü asıl lezzet etinde!!’’ Gülümsememe engel olamadım. Bulunduğum ortamda çok rahattım ve hareketlerimi kısıtlamak istemiyordum. Fakat gülümserken ağzımı açmasa mıydım? Diye düşünmeden de duramadım!! Yakitorimden bir parça ısırdıktan sonra ısınmış etin ağzımdan parçalanmasına izin verdim. Ardından kafamı ona çevirdim ve gizlicie onu izlemeye koyuldum. Minik ağzıyla lokmasını ısırması minik bir bebeğin ilk adımlarını atması kadar tatlı geliyordu gözüme. Kendimi toplayarak ekledim, ‘’Neden kendinden bahsetmiyorsun? Seni daha iyi tanımak istiyorum.’’
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler
-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu
-

Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
Kitamura Fuu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 20
Joined: January 3rd, 2019, 5:36 pm

Re: Su Kadar Nazik

Post by Kitamura Fuu » April 17th, 2019, 3:32 pm

Neydi bir insanın gerçekten ihtiyacı olan şey ? Su, yiyecek ve giyecek gibi temel ihtiyaçlarını karşılayınca her şey tam olur muydu ? Tüm bu yeme içme giyinme uyuma ritüellerinin arasına biraz da nefes almayı katınca formül tamamlanıyor muydu? İnsan ihtiyacı denen şeyin bu kadar basite indirgenmemesi gerektiğini elbette Fuu da biliyordu. Bu ihtiyaç, istek gibi kavramlar çok komplike olmakla birlikte her insandan insana farklılık, öznellik gösteren kavramlardı. Az önce yanından geçtikleri yaşlı kadın, yemeyi içmeyi, yorulmuş ciğerleriyle daha rahat nefes almaya takas edebilirdi hiç düşünmeden. Çünkü o kadın için ihtiyaç kavramı çoktan 'nefes alırken ciğerlerim acımasın, bıçak saplanıyor gibi olmasın' şeklinde evrimleşmiş olabilirdi. Peki Fuu için neydi ihtiyaç ? Kazandıklarıyla her istediğini yiyemese de güzel şeyler yiyip içebiliyor, takıp takıştırabiliyordu kendine. Eh daha gençti ve vücudundaki izleri saymayınca fiziksel hiç bir sorunu yoktu. E o zaman neden tam hissetmiyordu, neden bir şeylere ihtiyacı varmış gibi dolanıyordu ortalarda. Susumudan bu kadar uzun süre kalmış olmanın açtığı boşluk muydu bu ? Peki bu boşluğu doldurabilir miydi yanında yürüyen, parlak yıldızların bembeyaz saçlarının üzerine ışığını yaydığı kız? Şüphesiz Susumu'nun yerini alamazdı ama, onun dolduramadığı ve asla dolduramayacağı boşlukları doldurabilir miydi ? Sarı yeşil renkleri arasında gidip gelen masum bakışları ve yanağına kondurulmuş gamzelerine misafirlik eden yara izi.

Henüz gelecek çok bulanıktı. Sadece bir kaç dakika önce hemcinslerinden biriyle bir randevuya çıktığını kabul etmişti. Tabi ortada öyle bir şey yoktu görünürde, iki arkadaş günün yorgunluğunu atmak için biraz yürüyüş yapacak ve yemek yiyecekti sadece, klasik her gün sıradan insanlarca yapılan sıradan bir aktivite. Şuan bile gözlerini Misa'nın üzerinden çekip etrafını incelediğinde örneğini görebileceği bir şeydi. Tabii bu ikisinin yaşadığı böyle sıradan bir şey değildi ve Fuu da gözlerini kızdan çekmek istemiyordu. Lakin Misa müsade isteyip hızlıca yanından ayrılmıştı. Bunun bir takım avantajları yok değildi. Misa'nın yüzü çok güzeldi, çok masum çok sevilesi bir yüzü vardı. Ancak kızın vücududa bu güzellikten payını almıştı. Kısacık şortlarının içinde sergilediği bacakları sütun gibiydi, kıvrımlı olmasada vücut hatları oldukça çekiciydi. Göğüsleri ise... doğrusu göğüslerini kıskanmıştı Fuu. Kendi kendini sırıtırken bulmuştu bir anda. Çok değil bir kaç ay önce erkek keserdi, şimdi ise oturmuş abisi gibi kız kesiyordu! Ellerinde iki çubuğa tutturulmuş Yakitorilerle gelen kıza doğru sırıta sırıta bakıyordu. Bu, tamda düşündüğü gibi bir akşamdı. Tecrübeliydi Fuu, bir çok kez yemek ısmarlanmış, bir çok kez bir şeyler ikram edilmişti ona. Tüm bunların nasıl devam edeceğinide kestirebiliyordu. Çok değil bie kaç dakika sonra gelecekti o malum soru, ve o soruyu oluşturan kelimeler silsilesi. Geldiğinde de belli belirsiz bir gülücüğü saklayamadı. Hoşuna gitmişti. Bir çok erkek ona bir şeyler getirip, seni daha yakından tanımak istiyorum temalı konuşmayı yapmıştı ama tüm bunların arasında Misa tartışmasız en tatlısıydı. Bir kızdan bunları duymak o kadar ilginçtiki. ''Demek beni tanımak istiyorsun! Söylesene Misa, sen her devriyeye çıktığın kıza yakitori ısmarlayıp onları yakından tanımak istiyor musun ?''dedi hınzır bir şekilde. Gülmemek için zor tutuyordu kendisini, sözlerini etkilemişti bu.'' Şaka yapıyorum şaka...'' dedi artık tutamayarak içindekini. Hoşuna gitmişti, uzun zamandır ilk kez gerçekten gülüyordu artık.'' Çok hoşsun Misa-chan yada Misa-kun?''gözlerini meraklı meraklı yukarıya dikti. Bu sırada yakitorisini bitirmişti ve çubuğu parmaklarında bir tur hızlıca çevirdikten sonra hızlıca yakındaki çöp kutusuna fırlattı. Sonra kıza doğru bir adım attı, sonra bir tane daha. ''Söylesene, ilk kez mi bir kızla randevuya çıkıyorsun? ''
Image
İsim: Kitamura Fuu
Yaş: 17
Cinsiyet: Dişi
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 0
Prestij:
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 10

Motivasyon

Herkes için adalet, eşitlik, özgürlük!

Başına gelen talihsiz olaydan sonra, kendi bile farkına varmadan etrafındaki adaletsizliklere eşitsizliklere kayıtsız kalamaz hale gelmiş bunu fark ettikten sonra da nerede bir problem gördüyse nerede birilerinin hakkının yendiğini düşünse orada olmuştur. Yaşadığı şeyleri kimsenin yaşamasını istememekte, bunun engellemek için elinden geleni yapmaktadır. Belki ütopik bir rüya ama, adaletsizliğin, eşitsizliğin olmadığı bir dünya bir köy yaratana kadar da durmayacaktır.

Özellikler
-

Güç:7
Çeviklik:9
Kondisyon:5
Potansiyel:2
Varlık:3
Zeka:4

Beceriler

[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
(F)[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu

Fuuton Tobikoshu no Jutsu
Kullanıcı Tori mührünü yapar ve ayaklarına odaklanır. Havayı ayaklarının altında sıkıştırır ve ani bir şekilde aşağıya verir. Bu, kullanıcının aşırı yüksek mesafeleri zıplayabilmesine olanak sağlar, ayrıca eğer kullanıcı düşerken bu tekniği uygularsa düşme hızını yavaşlatır ve nispeten daha rahat bir iniş sağlar. Teknik sadece 1 defa kullanılabilir, ardından mührü tekrar uygulamak gerekir.

Shunshin
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.

Yami no Me
Kullanıcı kısa bir el mührü dizisinin ardından karanlıkta görebilme yetisini kazanır. Kullanıcı bu teknik ile önündeki 50 metreye kadar zifiri karanlıkta görebilir, ancak renkleri ayırt edemez. Teknik kullanıcı istediği sürece açık kalır ve hafif bir chakra yer.

Taijutsu

Yumi-dou Stili B-Rank
Kullanıcının yayı efektif bir şekilde, yani güç kaybı olmadan, germesi için gereken süre aşırı derecede kısalır. Her bir ok atışı arasındaki süre de buna bağlı olarak azalır. Ayrıca kullanıcı, görüş mesafesini kısıtlayan hava durumlarında da odaklanarak bu durumları yoksayabilir. Ne var ki bu eğitimin sonuçları, durumdan duruma farklılık gösterecektir.

Kaguya
Kullanıcı, yayı tuttuğu eliyle, yayı bırakmadan 3 ayrı tek el mührü uygular. Ardından elini boş olan yayda, hayali bir oku geriyormuş gibi çeker. Bu sırada, saf chakradan oluşmuş bir ok kullanıcının elinde oluşmaya başlar. Bu ok şekilsizdir ve mavi bir ışık hüzmesinden ibarettir. Okun oluşturulması 2-3 saniye kadar sürer, ardından anında atılabilir, zira oluşturulması tamamlandığında yay zaten gerili bir durumdadır. Ok herhangi bir şey ile temas edene kadar formunu bozmaz ve normal bir oktan daha yüksek hasar potansiyeline sahiptir. Hedefine çarptığı anda, hasar verdikten sonra mavi bir ışık huzmesi ile yokolur. Delici hasar verir. Ardı ardına kullanılmak üzere tasarlanmış bir tekniktir, lâkin chakra rezervlerini çabuk yorar.

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Yumi Yayı (Normal Kalite)
20 Adet Ok (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 25
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: Su Kadar Nazik

Post by Akane Misa » April 17th, 2019, 10:28 pm

Aşk, her insanın için aynı değeri mi taşır? Aşk, her insan için sevgi adı altında mı toplanır? Yoksa bir başkası bağlandığı birine sevgi duymadan aşık olmuş olur mu? Aşkın tanımını herkes aynı çizgide verebilir mi? Veremez. Her ırk maviye mavi demez. Güneş’e Güneş demez. Öyledir ki karıncanın benliği bile başka bir kültürden aslana eştir. Bu sebeple aşkın tanımı da her insan için farklı olabilecek bir kavramdır. Fakat her şeyin yanında sorulması gereken soru bu mu? Asıl soru şu; Her insan aşık olabilir mi? Taş kalpli bile birgün taşa aşık olur demişti okuduğum bir yazar. Yaratılan bizler için içimizde bulunan bu duygu herkese eksiksiz bahşedilmiş miydi? Yoksa duygusuz bir savaşçının şehvet ile kılıcını sallayıp dövüşmesi onun görevine duyduğu aşk mıydı? Herkesten uzak kitap aşığı biri gerçekten cansız bir cisme sevgi mi besliyordu? Yoksa ona bağımlı mıydı? ‘’Aşk, karşılıklı yanlış anlamadır.’’ Bu söz bir insanın aşktan kör olmasıyla bağdaştırılabilir miydi? Sevgiye duyulan bağımlılığın insanın algıları değiştirmesi, öldürmesi doğru mu? Öyle ki aşkından ve sevgisinden canını vermiş olan çoğu insanın olması kanıtlıyordu bunu. ‘’İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez. Aşk bizi tüm çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkünlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür.’’ Bu son cümleler ile zaten aşkın genele en yakın tanımını çıkarılabilirdi.


Senin yanındayken kalbimin bu kadar fazla tepki göstermesi ve içim içime sığmamasını aşktan başka neye bağlayabilirim? Yapabileceğim en iyi şey kendimi aksi duygularla avutmak. Fakat biliyorum. Bu duyguyu biliyorum.. Dudağının her kıvrılışında, kirpiklerinin her iç içe girdiğinde, konuşmaya girmeden önce aldığın her nefeste, saçlarını dalgalandıran her rüzgarda... Senin yanındayken içimi ısıtan o kadar çok sebep vardı ki! Onun yanında tüm gardımı indirmiş, savunmasız bir halde buluyordum kendimi. Eskiden bir erkekle buluşurken bile bu kadar rahat olamıyordum. Fakat erkeklerin aksine şuan daha özenli konuşmaya çalışıyordum. Söyleyeceğim her kelimeyi içimden 5 kere tekrar ettikten sonra dudaklarımdan dökülüyordu. Yapacağımız her aktiviteyi şimdiden kafamda kuruyordum. Seni tanıştıracağım arkadaşlarım, tanıdıklarım... Senin ile birlikte böyle yürüyüşlerimiz olacak mıydı? Daha fazla görecek miydim seni? Düşünceler ile kısılıp kalmıştım. Normalde bu kadar kasmazdım kendimi. Aşk dedikleri şey?...

Sorumu sorduktan sonra Fuu’nun cevabıyla birlikte ne kadar klişe ve saçma bir soru olduğunu anlamıştım. Beni sorguladığından açıkçası ağzım açılmamıştı neredeyse. Gözlerimi başka yöne çevirerek, ‘’E-ee.., şey ben..’’ Gibisinden saçma ve anlamsız sözcük dizeleri çıkmıştı ağzımdan. Nasıl durumu kurtarırım diye düşürken şaka olduğunu açıkladıktan sonra dışarıya bir oh çekebilmiştim. Hoş olduğumu söylemiş ve bana nasıl hitap edeceğini konuşuyordu kendince. Bunu duyduğumda olduğum yerde durmak istedim. Ama bu biraz garip kaçabilirdi. Kalbimi dizginlemeye çalıştım. Küçük bir kız gibi utanmayacaktım artık. Kendime gelmeliydim. Ne demeliydim? Seksi bir tavırla, ‘Misa yeterli.’ mi? Ya da usulca, ‘Sen nasıl istersen.’ mi? Hayır, hayır, hayır!!... Bunlar ben değilim özgün davranma--. Yanıma adım alarak ve ben daha diğer sorunun düşünme evresindeyken başka bir soru yöneltmişti. Salak gibi gözüküyordum kesin! Utanmış küçük bir kız gibiydim. Of! O da bunu anlamış, acemi olduğumu dile dökmüştü. Özgünce konuşmalıydım onun ile. ‘’Evet Fuu-chan. Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyorum. O yüzden şey.. Biraz heyecanlıyım.’’ Son kısmı söylerken birazcık utandığımdan ses tonuma yansıması hayal kırıklığına uğratmıştı beni. Fakat beni yanlış anlamaması için düzeltme gereğinde bulundum. Yüzümü aniden ona çevirerek, ‘’Lütfen yanlış anlama! Senin ile vakit geçirmekten rahatsız değilim. Sadece ilkler alışkanlıkların kalıbına uymuyor değil mi?’’ Yakitoriyi bitirip çöp kutularının içine attıktan sonra Fuu’nun yanına geri döndüm. Elim ile saçımı bukle yaparmışcasına oynarken meraklı bir sesle onun sorusunu ona geri yönelttim, ‘’Peki ya sen Fuu-chan? Sen daha önce bir kızla randevuya çıktın mı?’’
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler
-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu
-

Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
Post Reply

Return to “Köy Meydanı”