[Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
Okawa Ringo
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 35
Joined: February 25th, 2019, 1:04 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Okawa Ringo » September 14th, 2019, 1:50 am

Karşımda zerre haz etmediğim ve en ufak bir sempati beslemediğim bir güruhun temsilcisi vardı. Kötüler, ve kötülüğün takipçileri. Shinobi olduğum zaman kendime bir söz vermiştim. Bu yüce öğretinin yaşamıma ve anlamsız hayatıma kattığı her güzelliğe şükredip, bunun bedeli neyse ödeyeceğim. Çoğu zaman ise ödüyorum. Bundan asla gocunan birisi olmadım. Karşımda her kim olursa onu ezip geçmek için ayrım yapmayacak, mazeret dinlemeyecek biriydim. Karşımdaki adam dövüşmekten anlayan, shinobilere karşı tecrübe sahibi biriydi. Ancak daha önce hiç benimle karşılaşmamıştı. Birazdan yapacaklarımla belki onun karşısında kaybeden bir shinobi varsa onu gururlandırmak istiyordum. Hamlelerimi aklımda çok kısa bir süre dizayn etmiştim. Ancak stresli değildim. Gülümsemem sürüyor, hava değişmiyordu. Omzundan desteği alarak soluna doğru atılmıştım. Kendimi ivmelendirerek saldırısından kurtulmuş, sol elimi ise ondan kurtarmıştım. Daha çevik olduğum ortadaydı. Benim yapacaklarımı öngörmüş olsa bile aklıma direkt olarak onu öldürmeyi koymuştum. Bu mesafeden ıskalamam da mümkün değildi. Kunai elimden çıktığı gibi adamın ense köküyle buluşmuş ve az önce canlı olarak karşımda duran bu haydut bozuntusu bir anda yere devrilmişti. Keyifliydim açıkçası. O piç, masumları öldürmekten çekinmeyen ve soygunculuktan başka bir yola sapmayacak birisiydi. Böyle pisliklerin ölümü beni üzmezdi.

Rakibimden kurtulduğum gibi kendimi topladım ve kafamı kaldırdım. Az önce bir savaş planı yapmıştım. Onu uygulamak üzere sırtımı döndüm ve etrafı taramaya başladım. Tam o anda içimde garip bir kıpırtı hissetmiştim. Tarifi zordu. Sanki büyük bir gücün etrafımda yükselişi, tarif edemeyeceğim ve sınıflandıramayacağım türden bir güçtü bu. Huzursuzluk vermesi, tarifinin zor oluşu mu desem… O an gördüklerim beni şaşkına çevirmeye yetmişti. İçimdeki duygunun aslında anlamlandıramadığım bir huzursuzluk olduğunu farkettim. Bizim gemide olan biten bütün olayların herhalde en garip olanıydı. Zaten lehimize işleyen rüzgar artık daha da kuvvetliydi. Yarılan kafalar, uçan kafalar, kan içinde yerde zıplayan kafalar.. Kafalar da değil sadece! Vücutlar, yarık vücutlar ve kan.. Çok fazla kan. Sanki basit bir sokak kavgası bir anda meydan muharebesine dönüşmüştü. Açıklamak çok zor. Benim için bile zor. Fakat bir adım attım ve kaynağını, bunu yapanın kim olduğunu öğrenmek istedim. Yosuke ve Kanji yeteneklilerdi, kabul etmiştim bunu. Oldukça da yardımları dokundu fakat yeteneklerinin sınırını bu kısa zaman içinde anlamıştım. Ryoken olabilir miydi? Bu sarı pipinin içinde yatan bir cevher miydi? Emin değildim. Böyle bir seviyedeyse eğer, bu göreve yanına beni vermeleri ve üstüne üstlük yetkiyi bana vermeleri oldukça mantıksız olurdu. Geriye kalan… Dediğim an etrafı tarayan gözlerim nihayet Ryokenle buluştu. Hareketsiz, bir heykel gibi izliyordu her şeyi. Baktığı yöne doğru baktım. Bir şeyler vardı. Hareket eden bir şey… Hareket eden minik bir şey…

“Siktir lan, genjutsu bu.” Diyerek kafamı çevirmiş. Ryoken’e bakarak tekrar söylenmiştim. Gözlerimi ovuşturarak arkamı tekrar çevirdiğim an, gördüğüm görüntünün silineceğini düşünmüştüm. Ryoken dalga falan geçiyor olmalıydı. Kafamı bir hışımla çevirdiğimde ise görüntünün gerçekliğinden tüm Shinobi kariyerimle emindim artık. Hayat sürprizlerle doludur. Böylesine masum, küçük ve geveze bir kızın içinde bir canavarın olduğunu kabullenmek oldukça zor oldu benim için. Ancak bu hayata atıldığım günden beri normal olan tek bir olay bile bulmamıştı beni. Zar zor kabullenecek de olsam bazı şeylerin doğası tümüyle doğaya tersti. Fakat şaşkınlığımı artık daha fazla yaşamamam gerekiyordu. Kızı izledikçe ardı arkası kesilmiyordu yaptıklarının. Kocaman kılıcı çok seri kesikler atarak ve her vurduğunu param parça edecek şekilde kullanıyordu. Böyle bir tekniği daha önce gördüğümü söyleyemezdim. İzledikçe izleyesim geliyor, sanki bitmesini de istemiyor gibiydim. Bu esnada kalan 3-5 korsanın da atlayarak kaçtığını gördüm. Tam o an düşündüm, bu kız çok net bir şekilde bizden 3 gömlek daha üstündü. Bu gücün kaynağının saf bir şekilde ‘eğitim’ olabilmesi çok zordu. Ya bu kız doğuştan dahi seviyesindeydi, ya da bilmediğimiz bir şey vardı…

Az önce ateşlenen toplar sonunda gemiyi vurmuştu. Sallantıya kendimi hazır tuttuğum için fazla sarsılmamıştım. Fakat gemi pek öyle söylemiyordu. Gıcırdıyor, sallanıyor ve çatırdamaya başlıyordu. Tahtalarn çatırdadığı her an içimi huzursuzluk kaplamaya devam ediyordu. Kaotik bir ortamdaydık. İsabet eden toplardan biri yerde ölü yatan bir korsanı hedef almıştı. Her tarafa sıçrayan kan, durumun iyi bir özetiydi aslında. Kana doyduğumuz günlerden birini yaşıyorduk fakat bu sefer bunun nedeni biz değildik. Az önce gözümü ayıramadığım Yukiko ise geminin sarsılması nedeniyle bir anlığına dengesini yitirmiş, dizlerinin üstüne düşmüştü. Aslında buradan çok şey çıkarabilirdim. Herkesin gözü kızın üzerindeydi, herkesin… Dizlerinin üzerinde durduğu yer, bir ceset yığınının tam ortasıydı. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini kimse gibi bende bilmiyorum. Lakin bilmediğim bir şey daha var aslında. Kendinde miydi? Çünkü düşündüğüm şey, Yukiko’da farklı bir şey olduğuydu. Bir stille alacağı eğitimin bu yaşta bu denli sağlam olması çok zordu. Üstelik irade gerektiren bir olaydı. Fakat Yukiko’nun bedeni yeterinde konsantre değildi ve bir çocuğun kondisyonuna sahipti. Yere düşüşü o kadar Yukiko gibiydi ki, aklımda artık başka bir olasılık kalmamıştı diyebilirdim. Tam o anda ise kulaklarımı hızlıca kapatma ihtiyacı duymuştum. Çığlık… Çığlıklardan nefret ederim fakat bu karanlıktı. İçimi ürperten ve az önce içimde tohumlarını ekmeye başlamış huzursuzluğu şaha kaldıran büyük bir çığlıktı. Biri çıkıp bana bu çığlığı iblis atıyor dese, ona inanırdım. Adımlarım geri gidecek gibi oldu, buna izin vermedim. Aksine Yukiko’yu gözlemlemeye devam ettim. Dışarı doğru ilerleyen halkasal dalgaları keşfetmiştim tam o an. Bunun ne anlama geldiğini bilecek kadar tecrübeye ve bilgiye ise vakıf değildim. Fakat bu benim için acil bir durumdu. Yukiko her ne kadar bizi kurtarsa da, onda ters giden bir şey olduğundan emindim. Yukiko yere düşüp hareketsiz kaldığı anda ise harekete geçtim. İlk olarak aklıma alınbandımı takmak geldi. Takıntılı olmamak gerekir bazen, en azından shinobi olduğumuzu herkes öğrenmişti. Ishi shinobisi olduğumuzu da bilmeyiversinler dedim. Boşverdim. Sonuçta zaten bir fire vermiştik, görevi riski sokmamak adına ikinci bir fire vermek istemedim.

Birkaç adım ileri doğru attıktan sonra üzerimdeki şaşkınlığı ve baskıyı atmaya başlamıştım. Derin bir nefes alarak kollarımı geri attım ve ilerlemeye devam ettim. Yukiko’ya doğru ilerliyordum fakat temkinli yaklaşmalıydım. Küçük kıza 4-5 metre kala duracak, durumuna daha yakından bakma fırsatım olacaktı. Fakat buradaki insanlar merak edeceklerdi. Nasıl karşılayacaklarından emin değildim. Artık savaşın sonundaydık ve onları boş bırakmamam, işimi de zorlaştırmazdı. Yukiko’ya doğru ilerlerken “Kanji! Yosuke! Güvende olduğumuzdan emin olana kadar bekleyin! Güllelere karşı dikkatli olun.. Bunak-amca, adamlarını organize et. Kıza kimsenin yaklaşmasını istemiyorum. Herkes geri çekilsin!” Sözlerim, anlaşılır ve netti. Sıkıcı olmayan ve biraz da emreden cümlelerden ibaretti. Fakat meraklarından dolayı başımda kalabalık etmelerini istemiyordum. Ryoken ise şu anlık dilediğini yapmakta özgürdü. Fakat şu an yanımda olması işime yarayabilirdi. Bir an göz ucuyla ona baktım. Bakışımdan anlayabileceği pek çok şey vardı. Lakin benim anlatmak istediğim şey: “N’oluyor lan?” idi. Şaşkınlığımı içimde zaten yaşamaya devam ediyordum. Fakat Yukiko’nun az önceki yaptıklarının sonuçlarının ne olduğunu bilmiyordum. Medikal bir yardıma ihtiyacı olacaksa onu sağlayabilir miydik? Temkinli yaklaşacak, ondan garip bir his alıp almayacağıma bakacaktım. Yayacağı bir chakra, dalga beni alarma geçirip geriye sıçramama yetebilirdi. Fakat ben onu tükenmiş olarak gördüm. Temkinli olmama gerek kalmadığı zaman ise yanına tamamen yaklaşarak onu kendine getirmeye çalışmam gerekiyordu. Böyle bir durumda onu uyandırmak için biraz konuşmaya çalışmam mantıklıydı. “Yuki-chan!” dedikten sonra bir tepki alamazsam tekrardan: “Yuki-chan!” diyecektim ve tekrarlayacaktım! “Yukiko! Ben Tanosuke… Beni duyuyorsan elimi sıkmanı istiyorum.” Ardından elimi Yukiko’nun minik ellerinin arasına koyacak ve bekleyecektim. Bu sırada nabzını ve nefesini gözlemlemeyi ihmal etmeyecektim. Eğer onu kendine getirmem beni aşarsa, yardım alması gerekecekti. Bunun şu an bulunduğumuz konumda olması ise en son isteyeceğim şey olurdu.
Image
Künye
Image
İsim: Okawa Ringo
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 500
Prestij: -
Ün: -
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Savaşçının Gururu
Shinobiliğe, köyüne, kendi ideallerine, yoldaşlarına büyük bir gururla bağlıdır. İnandığı bu değerler karşısında hakarete uğramak, küçük düşürülmek onun için zıvanadan çıkmaya yeter de artar. Bir görevi başarıyla tamamlamak, emirlere uymak, her zaman her durumda ne gerekiyorsa koşulsuz şartsız onu yapmak için hareket eder. Çok değer verdiği ve ona yeniden yaşadığını hissettiren shinobi felsefesi, hiç bir koşulda geri adım atmamasına ve karşılaştığı her problem karşısında sonuna kadar hırsla savaşmasını sağlar.
Komplikasyon
Esaret
Henüz doğru düzgün cümleler bile kuramayan küçücük bir çocuk iken yaşadığı ağır ve derin travmalar; dünyayı çok geç tanıması ve hiç bitmeyeceğini sandığı esaret, kurtuluşundan sonra bile bir çok psikolojik sıkıntıyı beraberinde getirmiştir.
Bu sorunları büyüdükçe aşmasına karşın özgürlüğünün kısıtlanması onun için kabus gibidir. Esir alınmak, hapsedilmek, bağlanmak, işkence görmek gibi durumlar onun tekrar eski anılarının canlanmasına neden olmaktadır. Unutulması zor olan bu derin yaralar, ona büyük acı verir ve düzgün düşünememesine, paniklemesine, ağlamasına, sinir krizleri geçirmesine neden olur.
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 7
Kondisyon: 6
Potansiyel: 6
Varlık: 3
Zeka: 3

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 4 - Favori Beceri
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Ninjutsu
Fuuton - Furyuu - D Rank
Fuuton - Gyuki - C Rank
Fuuton - Kaiten Shuriken - C Rank
Fuuton - Renkuudan - B Rank

Ninpou - Shurikenshin - C Rank
Ninpou - Karasu Bunshin - C Rank
Ninpou - Shunshin - D Rank


Taijutsu
Ninja Ekipman Ustalığı - C Rank
Kullanıcı antremanlarını ilerletir ve fırlattığı kunailerin hızını bir üst seviyeye taşır. Kunaileri döndürerek atmayı tercih ederse, havada onlara falso verdirtebilir. Kunai ile daha rahat defansif hamleler yapmaya başlar ve başarılı defansif hamlelerin oranı yükselir. Fırlatılan shurikenlerin hızları da artmaya devam eder.
Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar

Standart Shinobi Çantası (3 Kunai, 5 Shuriken, 2 Sis Bombası, 1 Patlayıcı Parşömen, 5 mt. Sentetik Misina)
Özel Üretim Cüppe
Kunai(İyi Kalite) x3
Shuriken(Normal Kalite) x10
Shuriken(Düşük Kalite) x5
Image
User avatar
Jin Ryoken
Ishigakure
Ishigakure
Posts: 142
Joined: August 31st, 2018, 5:11 am

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by Jin Ryoken » September 15th, 2019, 1:32 am

Zihnimde planını kurduğum hareketleri vücuduma aktarabilmiş olmam sayesinde yaşıyordum. Kafama geçecek olan mızrağı hızla yanıma doğru aktarmış, saçımdan bir tutam alarak gitmesini sağlamıştım. Bir anlığına bile o noktada o durumda kalmış olsaydım, yüksek ihtimalle kafası dağılmış bir et yığınından ibaret olacaktım. Bunu hak eden ben miydim? Öfkem damarlarımda delice akarken yerde yatan et yığını olacak kişiyi seçmiştim bile. Bana mızrağını kaldırmaya cüret eden, beni öldürmeye çalışan bu adam benim kurbanım olacaktı. Bir top atışının eşliğinde ayaklarımla hareketime başlamış, ayaklarım çapraz bir şekildeyken gerilen kaslarımı bir anda salarak hareketimi tamamlamaya çalıştım. Dönüşümü tamamladığımda yarılan etin sesini duydum. Arkama bakmama gerek duymuyordum, özellikle böyle sefil bir yaratığı kontrol edecek kadar düşmemiştim. Onun hareketini fark ettiğim anda, kimin daha yüce olduğu belli olmuştu. Şuanda nefes alan kişi, ben...

Adamla ilgili olmayan ancak içimi huzursuz eden, gözüme takılan bir şey vardı. Bir şeylerin normal olmadığı çok belirgindi. Ne olduğunu anlamak üzere odaklanmam gerekti. Gözlerim, tamamen Yukiko'ya odaklanmış bir şekildeydi. Bütün bedenim, zihnim ona yönlenmiş bir şekildeydi. Gözlerindeki değişiklik, zincirleme başlayan olayların ilk tepkisiydi sanırım. Yumuşak tonlu, konuşurken gözleri gülen, tatlı bir çocuk olan Yukiko gitmiş, yerine bir canavar geçmişti. Göz bebekleri küçülmüş ve keskinleşmiş, bedeni ise zangır zangır titremiyordu. Başlarda korkuyu attığını ve öfke dolduğunu düşünmüştüm, ancak olaylar bundan ibaret değildi. Benim tahmin ettiğim gibi, onun içinde başka birisi yatıyor olmalıydı. Kılıcını hala iki eliyle kavramış şekildeydi ve bu sefer öncekine göre daha korkutucu duruyordu. Nelerin döndüğünü o anlığına anlayamadan, birden ileri fırlayan Yukiko ile karşılaştım.

Kılıcını başının tepesine kaldırdığını gördükten sonra, üç metre uzaktaki korsanın yarılan kafasıyla karşılaştım. Tepeden giren kılıcın, o acı verici sesini duyduğumda bir canavarı izlediğimi anladım. Sonrasında ise tekrardan başka bir hedefe sıçradı. Bir heykel gibi olanları izlerken kafamı sallayarak kendime gelmeye çalıştım. Gördüklerim karşısında başta şaşırmış olsam bile, tahmin ettiğim bir şeye karşı adımlar elde etmiş olmanın sevinciyle hafifçe gülümsedim. Gemiye isabet eden topla birlikte, yerde yatan ölü bir korsanın vücudu etrafı kan gölüne çeviriyordu. Ancak bunlar önemli değildi, ondan daha önemli bir şey vardı bu gemide. Geminin sallanmasıyla birlikte Yukiko, dizlerinin üstüne düşüyordu. Herkesin gözleri Yukiko'nun üzerindeydi, cesetlerin ortasında dizlerinin üstünde durmuş bir şekilde yarım saniye kadar bekledi. Ardından büyük bir çığlık, karanlık ve şeytani bir çığlıkla kulaklarımı kapatıyordum. Bu sesin ondan çıkmayacağını düşünüyordum, ancak sesin kaynağı o gibi gözüküyordu.

Ses dalgasının gücüyle önce saçlarımız uçuşuyor, ardından halkasal dalgalar beliriyordu denizde. Muhteşem bir güç içinde yatıyor olmalıydı, ancak bu nasıl bir güçtü? Bunları keşfetmek istiyordum ama buna pek zamanım olmayacağını dahi biliyordum. Genede bu durum beni oldukça meraklandırıyordu. Onun sakladığı sırlar, muhteşem olmalıydı. Dalgalar bir süre ilerledikten sonra durdu, ancak ardından Yukiko yere yığıldı. Hareketsiz bir şekilde duruyordu. Kılıcımı hafifçe ayağıma sildikten sonra Ringo'nun onunla ilgilenmeye gittiğini gördüm. Benim işim onla ilgilenmek olmamalıydı o zaman. Bu kanlı gemide kan dökmeye devam etmeliydim. En azından olaylar durulmaz ise, savaşmaya devam etmeliydim. Yinede, hiç denemediğim ve denemek istediğim bir şey vardı. Sol elimde mühür olmasına rağmen, oraya çakra vermeyi hiç denememiştim. Mührü etkisiz hale getirebilecek bir gücü olup olmadığını test etmeliydim. Bunun için çakra vermek gibi şeyler deneyeceğim. Ancak işe yaramazsa düşmanlarımız hala varsa onlara doğru ilerleyeceğim.

"Ee, parti devam ediyor mu yoksa bırakıyor muyuz?"

Diye soracağım gördüğüm ilk korsan piçine.
Image
Image
Künye
İsim: Jin Ryoken
Yaş: 19
Cinsiyet: Erkek
Element: Katon
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 10.000 Ryo
Prestij: 6
Kullanılabilir GP: 70

Motivasyon

Başarı & Güç

Bir şeyleri başarmak, güçlenmek için her sabah yatağından kalkar Ryoken. Bu köyün en güçlülerinden biri sayılmak, ardından küçük geninleri güçlendirmek için yaşar. Kendi başarısını ve gücünü katladığında, geninleri bu yolda eğitecek ve onları en güçlü yapmak için uğraşacaktır. Onun amacı, güç ve başarıdır, ona her gün bir şeyler yapma gücünü verende budur!



Komplikasyon

Büyük Korku: Ağabey ! (Ağır komplikasyon)

Abisinden ne kadar nefret etse ve onu öldürmek istese bile, içinde ona karşı koyamadığı bir şey vardır. Bunu kendisi anlamlandıramasa bile, ağabeyini gördüğü anda öncelikle karnına çok keskin bir ağrı saplanır, sonrasında elleri, kolları ve ayakları uyuşmaya başlar. Bir süre sonra, ayakları vücudu tutamaz hale gelir ve kendini bırakır. Yere düşen Ryoken, zar zor ve kekeleyerek konuşmaya başlar. Ağabeyi gidene ve kendisine görünmeyene kadar, vücudu hareket etmemeye, titremeye devam eder. Ryoken'in öldürmeden önceki ilk amacı, ağabeyinin korkusundan kurtulmaktır.

Özellikler
Özellik: Ölümsüz Kol

Kola çakra verildiğinde, ilk olarak kolun ve elin fiziksel özellikleri sayesinde, bir insanın veya derisi kalın olmayan bir hayvanın eti kopartılabilir. Koparma işlemi, çakranın yönlendirilmiş olduğu elin deriye teması ile başlar. Elden çıkan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, deriyi çürüterek eti normalden daha yumuşak bir kıvama getirir. Bu sayede pençeye benzer el yapısı sayesinde çürüyerek yumuşamış olan et koparılabilir. Daha kalın derisi olan canlılar açısından ise, çürüme işleminin gerçekleşmesi daha uzun süreceği için, temas süresinin de arttırılması gerekir.

Etin koparılması halinde, kopan kısımda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı ince bir tabaka olarak varlığını korur. Bu sayede kopan kısımdan dışarı kan sızmaz, kişi acı hissetmez, önemli bir kas dokusu zarar görmediği sürece hareket sınırlaması olmaz. Koparılan kısma yapışmış olan bu sıvı, 5 dakika sonunda çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sıvının yok olması halinde, et kopmasına bağlı yaşanması gereken bütün semptomlar varlığını göstermeye başlar.

Kola çakra verilmesi neticesinde oluşan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, katı cisimlerin çürümesinde de kullanılabilir. Ancak bu çürüme işlemi, katı cismin boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Avuç büyüklüğünde bir taşın çürütülerek yok edilmesi, 1 dakika kadar sürerken, kalın bir duvarın çürütülerek yok edilmesi saatleri bulabilir.

Kola verilen çakra sayesinde, kullanıcı vücudunda oluşan herhangi bir yarayı geçici olarak iyileştirebilir. Kullanıcı elini yarasına temas ettirdiği anda, siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı yarayı kapatmaya başlar. Temas ne kadar uzun sürerse, yara üzerindeki yayılma artar. Küçük kesiklerde sadece temas etmek yaranın geçici olarak iyileştirilmesi için yeterli olsa da, daha derin yaralanmalarda temas süresinin uzatılması gerekmektedir. Yaranın üzerinde ince bir tabaka olarak yayılan siyah ve yoğun kıvamlı jölemsi sıvı, 5 dakika boyunca oluşan yaranın yaratacağı semptomları ortadan kaldırır. Ancak yaralanma önemli bir kas dokusunda ise, kullanıcının hareket kabiliyeti kısıtlanır, sadece kan sızması ve acı hissetmeme gibi durumlar varlığını korur. Kullanıcı tarafından söz konusu sıvı tekrar tekrar yenilenebilir, ancak her bir yenileme çakra harcar. 5 dakika sonunda ise, siyah ve yopun kıvamlı jölemsi sıvı çakra yoğunluğunu kaybeder ve buharlaşarak yok olur. Sonrasında yaranın boyutuna göre oluşturacağı semptomlar kendisini gösterir.

Kolun kullanımına bağlı olarak, kola bir başka insanın kanın sürülmesi gerekmektedir. Bu gereklilik karakter tarafından bir pansuman yapılır gibi gerçekleştirir. Karakter bir başka insanın kanını bu pansuman için kullanmalıdır, hayvan kanı veya kendi kanını kullanamaz.

Bu gereksinim kendini oyun içerisinde iki şekilde gösterir, RP içi ve RP dışı. RP içi durumlarda karakterin o anda kan bulup pansumanı gerçekleştirmesi gerekir, RP dışı durumlarda ise karaborsadan veya bir başkasından zorla kan temin etmesi gerekmektedir. İlk durum RP içerisinde o anda oynanılarak çözülür, ikinci durum ise kamera arkasında gerçekleşir ve karakterin para ve benzeri kaynaklarını kullanmasını gerektirebilir. Karakterin kamera arkasında yapacağı illegal aktiviteler de onu pektabii takip edecektir. Kolunun kan ihtiyacı köy tarafından ücretsiz olarak karşılanacaktır, ancak kan ihtiyacının ne zaman ortaya çıkacağı henüz net olarak bilinmediği için, bu durum ancak köy sınırları içerisindeyken gerçekleşebilir.

Bu kol herhangi bir şekilde GP veya PP harcayarak geliştirilemez. Kol üzerinde yaşanacak geliştirmeler, GM inisiyatifinde ve oyuncunun genel gidişatı, RP kalitesi vb. kriterler dikkate alınarak, kurgusal durumlara göre RP içerisinde olabilir.
Profil
Güç: 3
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 2
Varlık: 10
Zeka: 10

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma:
[Varlık] Empati: 1 (Favori)
[Varlık] Sosyalleşme: 6
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu
-
Taijutsu
-
Genjutsu
Kokuangyou no Jutsu. A-Rank
Magen: Bunshin, B-Rank
Jubaku Satsu, B-Rank
Shibou no Jutsu, B-Rank
Rishuu, C-Rank
Jigoku no Ban'nin, B-Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
3 Kunai (Normal Kalite)
5 Shuriken (Normal Kalite)
5mt. Sentetik Misina (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
2 Sis bombası (Normal Kalite)
Katana (İyi Kalite)
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Jin Ryoken & Okawa Ringo] Dalgalar

Post by GM - Naruto » September 16th, 2019, 7:54 pm

Son saldırganlar karşılaştıkları manzara karşısında şok içinde denize atlayıp gemiyi terk ederken, onlara kimse karışmıyor. Daha doğrusu, kimse bunu umursamıyor gibi görünüyor. Küçük kızdan gelen korkunç çığlık herkesi adeta şoka sokmuş durumda. İlk hareketlenen Ringo oluyor. Kızı birkaç kez dürttükten sonra, elini sıkması için komut veriyor kıza. Herhangi bir yanıt alamıyor. Refleksif olarak, kızın hala yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için elini kızın kulağının altına; çene kemiğinin ucuna yerleştiriyor. Parmaklarının ucundaki nabzı hissettiğinde ister istemez rahatlıyor Ringo. Nabız oldukça güçlü, bu da kızın herhangi bir hayati tehlikesi olmadığını gösterir nitelikte. Yalnızca bilincini kaybetmiş olmalı, bir sebepten.

Ryoken, Ringo'nun kızla ilgilendiğini farkettiği anda gemide herhangi bir düşman kalıp kalmadığını kontrol etmek adına çevreye göz atıyor önce. Yaşayan tüm yüzler tayfa üyelerine ait. Bir kısmı yaralı olsa da, yarısına yakınında ciddi bir hasar yok gibi görünüyor. Tayfa üyeleri yavaş yavaş kendilerine gelmeye başlıyorlar. O esnada, kaptanın gür sesi duyuluyor: "Siz ikiniz! Aşağı inip geminin su alıp almadığını kontrol edin, gerekirse yama yapın! Siz, yaralıları bir köşeye toplayın ve kanayan yerlerini kapatın! Siz, korsanların üzerlerini arayın ve faydalı şeyleri aldıktan sonra leşlerini denize sallayın! Siz, bizimkileri dikkatli bir şekilde kenara çekin. Karaya az kaldı, onları düzgün bir şekilde gömelim." Komutları oldukça net, ve kendini ilk toplayanlardan biri olduğu belli oluyor. Kafasını çevirip uzaklaşan gemiye göz atarken, küfürler saydırdığını ve ceketinin iç cebine uzanarak bir sigara çıkardığını görebiliyorsunuz. Omzunda, hala kanlar akan ancak pek umrunda olmayan bir kılıç yarası var gibi görünüyor.

Yosuke ve Kanji, ne olup bittiğine emin olmadıklarından olsa gerek Ringo'nun dediklerini sorgulamadan yerine getiriyorlar. Korsanların cesetlerini dürtüyorlar birkaç kez, hepsinin öldüğüne emin olduktan sonraysa zincirleri sökmeye başlıyorlar. Bir yandan da, ara ara hala yerde olan Yukiko'ya bakmayı ihmal etmiyorlar yan gözle. Korkmamış olsalar dahi, şüpheci olduklarını sezebiliyorsunuz. Bu esnada Ringo, Yukiko'yu dikkatli bir şekilde kaldırıp geminin hasarsız bir bölgesine götürüyor ve sırtüstü yatırıyor. Kızın bir şeyler mırıldandığını duyuyor, ancak ne söylediğini tam olarak çözemiyor. Gemideki gürültünün bu konuda pek yardımcı olmadığı da aşikar. Kulağını yaklaştırıyor kıza doğru, dediklerini daha iyi duymak adına: "Anne... Baba..." Yalnızca bu kadar, birkaç kez daha söyleniyor kız, yeniden sessizliğe bürünüyor hemen ardından.

Ryoken, geminin güvende olduğunu gördükten sonra içindeki bir dürtü sol koluna chakra vermesi gerektiğini söylüyor. Bir an, yalnızca bir an, aptallığının esiri olup koluna chakra vermeye karar veriyor. Ancak ortalamanın üzerindeki 'zekası' bunu yapmasının önüne geçiyor. En nihayetinde, bunu yapmaması gerektiğine dair aldığı emirlere karşı gelmesinin alenen 'aptallık' olduğunun farkında. Mühürün açılması halinde olabilecek şeyler hakkında bir fikri olmaması bir yana, kendisine verilen emri direkt olarak reddetmenin sonuçlarının ne olacağını kestiremiyor. Dahası, emri altında olduğu Ringo'yu zor duruma düşürme ihtimali bile bundan vazgeçmesi için yeterli oluyor. En nihayetinde, Ryoken bir aptal değil.

Tayfa üyeleri yavaş yavaş kendilerini toparlarken, yelkenler yeniden açılıyor ve gemi denizin üzerinde ilerlemeye başlıyor. Bir süre sonra, korsan gemisi ufukta kayboluyor. Gemidekilerin kendi aralarındaki konuşmalarından, karanın yakın olduğunu anlayabiliyorsunuz. Yukiko ise hala uyanmış değil. Kanji ve Yosuke, kasti olarak güvertede yatmakta olan Yukiko'dan ve onun başında bekleyen Ringo'dan uzak duruyor gibi görünüyorlar. Normalde oldukça muhabbetşinas olan bu ikilinin tavırları son derece çekingen.

Nihayetinde, uzaklarda bir yerlerde kara görünüyor. Tayfa üyelerinden biri, Ringo ve Ryoken'i güverteye çağıran kekeme, Ringo'ya yaklaşıyor dikkatli bir şekilde. Bir yandan Yukiko'yu kesiyor hala uyuyor olduğuna emin olmak için: "Bahsettiğiniz ada, ııı. İleride kalıyor. Sizi, ııı, limana kadar, ııı. götüremeyiz. Iıı, ama sığ bir yerde, ııı, bırakacağız. Suda, ııı, yürüyebiliyorsunuz değil mi?" Shinobi olduğunuzun anlaşıldığı çok bariz. Cümlesini bitirmiş, geri gitmeye hazırlanırken son anda bir şey hatırlayıp dönüyor geri: "Iıı, kızı siz alacaksınız. Onu, ııı, gemide istemiyoruz. Kaptanın emirleri."
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”