[Akane Misa] Esaret

Diğer ninja köylerine sahip ülkeler.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1146
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

[Akane Misa] Esaret

Post by GM - Naruto » June 24th, 2019, 5:00 pm

Karanlıkta geçen saatler, ayın batışı ve güneşin turunculuğunun ortaya çıkışıyla birlikte yavaş yavaş kayboluyor gözden. İçinde bulunduğun yerde, duvarların birinin tepesindeki minik pencere tek ışık kaynağın. Bileklerindeki kelepçeler bir zincirle büyükçe bir direğe bağlı olduğu için hareket alanın kısıtlı. Beynin hala bulanık, parça parça hatırlıyorsun yaşanan olayları. Görev için Takigakure'ye gittiğinizi biliyorsun, ve pusuya düşürüldüğünüzü. Karanlığı ve acıyı hatırlıyorsun, gerisi bomboş. Ne kadar zaman geçti? Emin değilsin. Çok aç hissediyorsun, susuz, hasta. Üzerinde köyde kamufle olmak için giydiğin kıyafetler var hala, ancak üzerindeki tüm ekipmanlar alınmış. Bununla birlikte, çirkin ve ekşi bir koku yükseliyor üzerinden. Bilincinin olmadığı süreçte ihtiyaçlarını nasıl karşılamış olduğun konusunda bir fikir veriyor sana bu koku. Gün ışığı, içinde bulunduğun yeri en azından görülebilir bir hale getirmeye başladığında, etrafını inceliyorsun. 3 metreye 3 metre, üç tarafı duvarlarla kaplı bir hücredesin. Dördüncü duvar yerine sert çelikten parmaklıkları görebiliyorsun. Parmaklıkların karşısındaki duvarın ulaşamayacağın kadar yüksek bir noktasında yegane ışığını sağlayan minik pencere bulunuyor. Hücrenin ortasında, kelepçelerinin bağlı olduğu bir metrelik zincirin çivilendiği sağlam görünümlü bir sütun var. Zemin ve duvarlar tamamen betondan yapılmış ve herhangi bir şey bulunmuyor odada. Sütun, zincirler ve sen. Hücrenin parmaklıklarla kaplanmış kısmının arkası seçemediğin bir karanlık. Etrafta herhangi bir ses yok.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 33
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by Akane Misa » June 25th, 2019, 7:33 pm

Karanlık artık gerçeklikten uzak gelmeye başlıyordu. Ortamın siyahlığının yanında kafamın içindeki düşünceler de karanlığa batmıştı. Başarısız olmak istemiyordum. Bir şekilde ayağa kalkabilmeliydim. Fakat kalksam bile kayda değer ne yapabilirdim ki? Zaten bedenim benim ile aynı fikirde değildi. O çoktan pes etmişti. Ellerim hissizleşmiş nefes alışverişim derinleşmişti. Gözkapaklarım ise gözümü yavaş yavaş kapatmaya başlıyordu. Bir süre sonra karanlıktan gözlerim açık olduğunu bile hissedemez hale gelmiştim. Ne kadar olmuştu? Bilemiyordum. Zaman mefhumunu kaybettiğimi bu soruda anlamıştım. Belki saatler geçmişti. Birilerinin bizi kurtarmasını dilemekten başka ne yapabilirdim ki? Artık başarılı olmaktan ziyade kafamda yeni bir görev belirlenmişti. Hayatta kalmak.

Kaba bir şekilde kulağa duyulan sesler birkaç oktav iniyordu. Salak-Kagami’ye neler olmuştu kim bilir. Belki de herkesi öldürüp beni kurtaracaktı? Neden olmasın? Hafiften ayılmaya başladığımı hissettim. En azından beynimde bir şeyi odaklayabiliyordum. Tam Kagami’nin sesini duymayı beklerken başka bir ses duyuyordum. Bu kalbimin daha hızlı atmasına sebep veriyordu. En azından az önce tutsaktım. Şimdi ise hedef. Peki ya şimdi Kagami’ye bir şey olduysa bana ne yaparlar? Kabaca atılan adımları hissedebiliyordum. Bu son şansım olabilirdi, bir şey yapmalıydım! Arka tarafa koş-. Sert bir darbe. Yoğun bir acı… Acıyı hissetsem bile o adrenalin ile vücudumun sinirleri durmuştu sanki. Verdiğim tek tepki elimi kafamın arkasına götürüp karşılaştığım ıslaklıktı. Zaten zor direnen vücudum bu ödülün karşısında dayanamamıştı. Bir daha açamama korkusuyla kapamıştım gözlerimi.
-
-
-
-
Gözümü yeniden açtığımda içime su serpen bir durum vardı. En azından kör değildim. Fakat beynimde hala bir uyuşukluk vardı. Dinlenmek ister gibiydi. Fakat el bileklerimin ve durumun getirdiği çaresizlik ile birlikte kafamı sallamaya koyulmuştum. Fakat bunu yaptığıma da çok geçmeden pişman olmuştum. Kafamda inanılmaz bir acı vardı. Sanki birisi kafamı birçok kez mermere vurmuş gibiydi. Kendime yeni yeni gelmem ile birlikte her tarafı algılayamasam da bana bağlı olan metal parçacıklarını dokularım sayesinde az çok görebiliyordum. Her tarafım metal ile kaplanmıştı. Bana bağlanan metaller ise başka bir direğe bağlanmıştı. Anlaşılan hareket etmem istenmiyordu. Anlayışla karşılayabilir miydim? Kafamı duvarlarda gezdirdim. Ardından minnak bir pencereye takıldı gözüm. Yarım ay şu son zamanlarda bana yardımcı olan sayılı kişilerdendi. Kendisi çizgi çizgi ışınlarını usulca pencerenin içinden yolluyordu. O da benim gibi kısıtlıydı. Fakat yine de özgürdü. Ellerimi kafama götürmüştüm. En son kafamda ıslaklık bırakan kanlar, bu kez saçlarımı yapış yapış yapmıştı. Ardından ellerimi birbirine kenetledim. Üşüyordum. Belki de ölüyordum, kim bilir? Fakat zaman gibi tüm belirsizlikler kafamın içindeyken içimde biriken kine ve üzüntüye veda edemiyordum bir türlü. Kagami yoktu. Ona sinirlenirdim fakat ölmesi? Bir zararı yoktu sonuçta. Belki o da masumdu? Kurtarılması gereken biriydi, olamaz mı? Bağırmak istedim. Çılgınlar gibi boğazım patlayasıya kadar. Öyle ki boğazım gerçekten patlamış olmalıydı, öksürerek çıkmıştı bu eylemim. En azından istemsizce yapabildiği bir şeyi yapmak istedi bedenim. Ay ışığının altında yere damlayan gözyaşlarım bensiz özgürlüklerine kavuşuyorlardı.
-
-
-
-
Ay görevini usulca yerine getirip çulsuza ve zengine, haine ve askere ışığını sermişti. Gecenin pisliğini çıkaran ay yerini daha neşeli olan güneşe bırakıyordu. Anlamsızdır ki içimde umut ışıkları doğmuştu. Alt tarafı içeriye turuncu ve sarı renk cümbüşü giriyor diye… Kusagakure’de olan arkadaşlarım neler yapıyordur? Beni özlüyorlar mıdır? Kagami… Kagami ile gelmiştik göreve o neredeydi? Ona ne olmuştu? Az buçuk şey biliyordum. Takigakure’ye görev için gelmiştik ve işler sarpa sarmıştı. Sonra ise bulunduğum yere atılmıştım. Zincirlerin tuttuğu bileklerimden yükselen acı da ‘’Aynen.’’ Diyerek onaylıyordu beni.

Zamanın ne kadar ilerlediğini hala bilmesem de midemin getirmiş olduğu his bu sürenin bir hayli uzun olduğunu söylüyordu. Fakat keşke sadece hastalık olsaydı diye düşündüm. Susuzluk, hastalık… Üzerime başıma baktım. Üstümdekiler aynıydı fakat ekipmanlar gitmişti. Diğer konuların yanında buna pek üzüldüğümü söyleyemezdim. Uzun bir aradan sonra tekrar selamlaştığım bir diğer duyu organım ise burnumdu. Anladığım kadarıyla tuvalet bulmak dert olmamıştı benim için. Üzerimden ekşi bir koku yayılması ile birlikte dışarıdan erkek gibi gözüktüğüme emindim. Hal böyleyken şuan şaşıracak durumda değildim. Eğer yaşarsam şuan yaşadıklarımı günlüğüme falan eklerdim bilemiyorum.

Güneş bana biraz daha umut aşılamak için midir bilinmez içeriye ışınlarını yolluyordu. Bulunduğum odayı tam anlamıyla tasvir edebilecek duruma gelmiştim. Klasik bir hücredeydim. Etrafımda kırılabilecek hiçbir şey yoktu. Her şey yaşadıklarım gibi sertti. Kaçma girişimleri şuanlık imkansız gözüküyordu. Belki de ebediyen burada tutsak kalacaktım. Kimse beni sormayacak, herkes beni unutacaktı. Etrafın sessizliği aksine kafamın içi böyle sorularla doluydu. Hücrede korkutucu bir sessizlik vardı. Rahatsız olmuştum ve ister istemez bu sessizliği kendimce bozmak istemiştim. ‘’HEEEY!’’ Demeye çalışacaktım. Öksürsem bile kafi. Öyle ki kendime ölmediğimi gösterme ihtiyacındaydım. Hala... hala bir umut olmalıydı.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler

-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu

-


Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1146
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by GM - Naruto » July 2nd, 2019, 11:36 pm

Fazlasıyla yorgun olan gözlerinle bu esrarlı ortama alışma çabasına bürünüyorsun. Zayıf ışık kaynağının gösterdiği o ufak ayrıntılar ile baş başa olduğunu ise seslendikten hemen bir kaç saniye sonra anlıyorsun. Fazlasıyla boğuk ve bir o kadar da güçsüz bir tınıda çıkmış olmasına rağmen, yine de yankılanarak uzaklaşan sesine herhangi bir cevap gelmiyor. Zincirlerini çekiştirmeye çalışıyorsun hal böyle olunca ama o kadar güçten düşmüş bir haldesin ki, buna yeltenmeye başladığın anda tüm vücudunu saran bir ağrı ve uyku hissini aynı anda hissediyorsun. Ama zincirlerden çıkan o ufak tıngırtı sesleri bile bu fazlasıyla sessiz ortamda sana yaşadığını hissettirip, içini bir nebze olsun rahatlatıyor. Sanki bu hayatta en sevdiğin ezgiyi dinliyor gibi hissediyorsun kısa anlığına.

Saniyeler geçiyor, belki de dakikalar. Zamanın ne kadar hızlı ya da ne kadar yavaş geçtiğini anlamayadığın bir tandemde, sessizliğin ağına düşmüş bir sivrisinek misali tedirgin bir şekilde bekliyorsun.

Bazen duyduğun seslere karnından yayılan gurultu sesleri, bazen de istemsizce titreyen vücuduna bağlı zincirlerin tıngırtıları eşlik ediyor; ama bir an çok farklı bir ses duyuyorsun. Tam olarak sesin neye ait olduğunu ya da nereden geldiğini anlayamıyorsun ama bir kaç kez daha tekrarlanıp, netleşince duyduğun şeyin adım sesleri olduğunu fark ediyorsun. Hücrene önce devasa bir gölge yaklaşıyor, ardından ise bir el fenerinin karanlığı kovan ışıktan askerleri.

Kafanı yavaşça kaldırıp seyre düşüyorsun bu görüntüyü. Çok gergin hissediyorsun kendini, her bir adımda sanki ölüme biraz daha yaklaşıyormuşsun gibi. Gölge yaklaştıkça küçülürken, eski tip bir gaz lambasını andıran el fenerinin etkisi daha da güçleniyor. Bir kaç saniye sonra el fenerini yüzünün yanında tutan, göbekli bir adam görüyorsun. Kemerine asılı olan anahtarları alıp, seçemediğin bir tanesini anahtar deliğine yerleştirip tek seferde açıyor.

Temkinli bir şekilde yaklaşıyor sana. Yaklaştıkça onunla ilgili detayları daha iyi görüyorsun. En fazla 1.70 boylarında, iri kemikli ve yağlı bir adam. Seyrek siyah saçlarını arkaya doğru yatırmış, koca ve geniş anlı bu yüzden açığa çıkmış. Kemerli bir burnu ve göz altı torbaları olan çirkin kahverengi gözleri var. Göz göze geldiğiniz an pis bir şekilde sırıtıyor, o an kırık dökük, çürümüş sapsarı dişlerini görüyor ve istemsizce iğreniyorsun.

Adam el fenerinin ışığını iştahlı bir şekilde üzerinde gezdirip, elini pantalonun içine sokarak sana bir mesaj vermeye çalışıyor sanki; ama eylemlerini daha fazla sürdüremeyip: "Birazdan seni çözüp patronun yanına götüreceğim kaltak." diyor sert bir tonda. Ardından kemerinden sarkan küçük el baltasını gözüne sokmak istercesine gerilip: "Uslu durmazsan cezalandırırım seni, anlaştık mı?" diye devam ediyor. Sevecen olmaya çalışır gibi bir hali var, ama bunda ne kadar başarılı olduğunu mideni saran bulantı hissinden az çok anlıyorsun. Adam bir cevap bekler gibi seni süzüyor, cevabı aldıktan sonra muhtemelen seni çözecek. Hoş sen yürüyebilecek olduğundan emin bile değilsin; ama karşındaki herif bunun farkında değil gibi gözüküyor.

Off Topic
Pasiflik süresi 48 saattir.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 33
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by Akane Misa » July 5th, 2019, 3:40 pm

Çekiştirdiğim zincirler ''umut yok'' dermişcesine kıpırdamıyorlardı. Fakat çıkan bu sesler gayet hoşuma gitmişti. Mazoşist olma olasalığımı düşünmeden edememiştim. Burada yavaş yavaş kafayı yediğimi hissedebiliyordum. Ya da henüz yememiştim. Belki de yemişimdir de haberim yoktur? Hapsedildiğim bu yerde artık cansız varlıklara bile hayat yüklemiştim. Kendi kafamda onları konuşturur ve kişiliklerini yazar olmuştum. Mesela karşımda dikilen sütun, asabi biri ama babacan. Sevdikleri için her şeyi göze alır. Kollarımda duran zincirler ise gıcık bir ağabey. Ne dersem onaylamaz ve her zaman sataşır. Etrafa yansıyan az sayıda ışıklar ise anneyi anımsatıyordu bana. İmkansız bir durumda bile her zaman iyiyi ve umutu aşılar. Umut.. Hayattaydım ve evet, umut yanımda olmalıydı! Sonuçta yaşıyordum. Bunu kanıtlayan şeyler ise zincirlerden çıkan sesler, vücudumun donması ve halsizliğiydi.

Zaman akıyor muydu? Yoksa çoktan durmuş olupta sonumumu bekliyordum? Bunları yaşayacak kadar günahkar mıydım?
[???] : ''Evet öylesin.''
İçimde yankılanan bu cevaba şaşırmam gerekirdi. Fakat artık bir şeylere vereceğim tepkilerin eşik değeri bir hayli yükselmişti.
''Sen kimsin?''
[İç ses 1] : ''O kadar aciz bir durumdasın ki kendini bile tanıyamıyorsun. Buradan kurtulabileceğini sanıyor musun?''
[İç ses 2] : ''İnsanları kandırıp onlarla alay ettin. Sence bunların bir cezası olmayacak mıydı?''
[İç ses 3] : ''Salaktan başka bir şey değilsin!''
Salak...
Aptal..
Beceriksiz..


Halsiz olan vücuduma başka bir eklenti eklenmişti. Kafamın içinde benden izinsiz dönen konuşmaları bir hayli geç anlamıştım. Öyle ki öncesinde kim konuşuyor diye etrafa baktığımda kendimi salak hissetmiştim. Hal böyle olunca kafamın içindeki konuşmalara dur demek istiyordum. Fakat ellerim bağlıydı ve bağırarak kendimi kendime daha fazla rezil etmek istemiyordum. Yine de dayanmakta zorlanıyordum. Bu protestoya midemin guruldaması da katılınca en son dayanamayıp bağıracaktım. Fakat bir ses kulağıma ilişmişti. Hafif ve zarif bir şekilde duyuluyordu. Yavaşça bekledim sesin kaynağını. Bana doğru geliyordu. Adım sesleri... ''Herhalde Kami-sama yürüyerek yanıma gelmezdi.'' Diye düşündüm. Sesler iyice yaklaştığında ayak adımları pek zarih ve hafif gelmiyordu. Ayrıca masum ve anne şefkatini besleyen ışığımı kendisi kaba bir el feneriyle örtmüştü. Ona bunun için sinirlenecektim ama şimdi değil. Kafama not etmiştim.

Sanırım ölüme yaklaşıyordum ve bu gelende benim cellatımdı. Adamın gölgesi küçülürken bana yarattığı korku o derece büyüyordu. Yaklaştırdığı el feneri ise tüm şefkatli ışıklarımı yokederek herhangi bir umut kırıntısı kalmadığını söylüyordu bana. Yanıma gelip anahtarıyla zincirlerimi çıkarıyordu. Daha önce kilolu bir cellat görmemiştim. Ne güzel başka bir ilk yaşıyordum.

Adam yanıma gelip onun yüzünü gördüğümden itibaren pek cellata benzemediğini anlamıştım. Öyle ki adam bir yaratığa benziyordu ve böyle pis yaratıkların ağzında garip bir gülümseme varsa işim zordu. Normalde erkeklerin bu azgın duygularından korkmazdım fakat esir biriyken karşı koyabileceğim herhangi bir şey yoktu. Şuan onların kölesiydim.

Adam lambasını üstümde gezdirirken kendimi kullanıyormuş gibi hissediyordum. Öyle ki adam ellerini apış arasına attığından itibaren ne yapacağımı bilememiştim. Bana akademideki utanmalarımı anımsatıyordu bu durum. Adam ile göz göze gelmemeye çalışmıştım. Onun gözlerine bakarak istediğini veremezdim. Zaten midem ağrıyordu birde onun yüzüne bakarak kusmayı riske atamazdım. Adam konuşmaya başladığında beni patronuna götüreceğini söylemişti. Buradan anladığım kadarıyla henüz ölmeyecektim. Henüz... Ardından belindeki baltasını gösterip bana ceza verebileceğini söylüyordu. Haliyle bundan da çok korkutğum söylenemezdi. Öyle ki bu tutsaklıkta ruhani ve fiziki olarak daha korkunç şeyler yaşamıştım.

Adam benden bir cevap beklermişcesine orada dikilmişti. Ne diyeceğimi biraz düşündükten sonra söyledim. ''Çöz.'' Yürüyebileceğimi sanmıyordum fakat umurumda değildi. Lakin o an bu lanet yerden çıkmak istedim. İster emekleye emekleye, isterse sürünerek.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler

-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu

-


Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1146
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by GM - Naruto » July 6th, 2019, 10:41 pm

Cevap verme sürecini pis bir sırıtış ile bekleyen adamın gözleri göğüslerin ve bel altın arasında gidip geliyor. Ne kadar pis bir halde olduğunu düşününce ister istemez bir iç çekiyorsun bu durum karşısında. En azından kıyafetlerine sinip, tüm hücreye yayılmış idrar kokusundan adamın da senin ne kadar pis bir hale düştüğünün farkında olduğundan emin olarak bunu yapıyorsun; ama bu kadar şehvet doluyken sana karşı neden hâlâ bir hamle yapmadığını da istemsizce merak ediyorsun. Bir talimat almış olabileceğini düşünüyorsun sadece, fazlasını da düşünmeye de yeltenmiyorsun zaten. Sadece fiziksel olarak değil, mental olarak da çökmüş bir vaziyette olduğunun farkına varıyorsun çünkü. Kalbindeki o basık his, vücudunu sarmış o ağrılardan çok daha kötü hissettiriyor sana.

Ardına bile bakmadan kaçmak, bu zincirlerden kurtulmak istiyorsun ama bunu yapamayacağından o kadar eminsin ki, denemeye bile yeltenmiyorsun. Ağzından çıkan tek bir kelime ile kendini bu pis herifin kollarına bırakırken tek düşündüğün şey geceden kalmış olman ve tüm bu yaşananların birer kabus olması; ama bunun boş bir arzu olduğunu azat edildiğin zincirlerin gürültülü bir tıngırtı ile zemine düşmesinin ardından bileklerini sarmış olan o gerçekçi acıdan anlayabiliyorsun. Haline gülmek geliyor içinden... Çünkü aklına erkeklerin duyguları ile oynadığın anlar geliyor. Kami'nin seni cezalandırıp cezalandırmadığını düşünüyorsun bir anlığına ve belki de normal şartlarda umursamayacağın bu düşünce bu psikolojide fazlasıyla mantıklı geliyor sana.

Adamın yardımı ile ayaklanıyorsun. Bacakların titriyor ve vücudun normal bir insanın vücuduna kıyasla kamburu olan hastalıklı bir insanınkini andırıyor. Adam ellerini çekiyor senden. Kendi kendine ayakta durmanın daha önce bu kadar zor olabileceğini hiç düşünmediğini fark ediyorsun. Her an düşecekmişsin gibi ya da dünyada çok büyük bir deprem oluyormuş gibi hissediyorsun.
Adam usulca arkana geçip eliyle ittiriyor seni ve hemen önündeki hücrenin parmaklıklarına doğru yalpalanıp onlara tutunarak ayakta kalmayı beceriyorsun. Tüm vücudun bu sırada fazlasıyla acıyor bu ani hareket karşısında. "Acele et lan sürtük!" diye haykırıyor adam seni beklemekten bunalmış bir şekilde.

Parmaklıklardan destek alarak kendini hücrenin dışına atıyorsun. Adam hemen arkadan çıkıp hücrenin kapısını kapatıyor ve seni takip etmeye başlıyor. Gözlerinin üzerinde olduğunu hissedebiliyorsun. Seni uyarmış olmasına rağmen sana tam olarak güvenmiyor gibi, jutsu tarzı şeyler yapabileceğinden korkuyor olabileceğini düşünüyorsun kendi kendine.

Loş bir koridorda ilerliyorsunuz. En fazla iki kişinin yan yana geçebileceği bir koridor bu. Taştan bir mimariye sahip ve duvara monte edilmiş meşaleler aracılığı ile aydınlatılıyor. Yol ileride yukarıya doğru çıkan merdivenlere doğru evriliyor. Çok dik bir merdiven değil ve merdivenlerin sonunda demir parmaklıkları andıran demirden başka bir kapı var. Onun önünde ise sırtı size dönük maşka bir muhafız. Normal bir tempoda ilerliyorsunuz, zaman zaman herif arkadan ittiriyor seni. Çoğu zaman duvarlardan destek almak zorunda kalıyorsun.

Normalde yarım saniyeden az bir sürede yürüyerek kat edeceğin yolu adamın ittirmelerinin yardımı ile bir dakikadan fazla sürede bitirip merdivenleri tırmanaya başlıyorsun. Demir kapının önüne vardığınızda muhafız size dönüyor. Bir kaç saniye seni buraya getiren tatsız adam ile kesişiyor ve anahtar ile kapıyı açıyor.

Göz ucuyla seni süzüyor ve öbür adama dönüp, "Nagato, bu kız bu haliyle dövüşemez ki. Patron neden onu istiyor?" diye söyleniyor meraklı bir şekilde. İsminin Nagato olduğun öğrendiğni eleman elini iki yana açıp: "Ben ne bileyim? Patron getir dedi sadece bana. " diye hayıflanarak cevap veriyor.

İkili konuşmaya devam edecekmiş gibi gözükürken senin aklında iki soru beliriyor. Ne dövüşü? Patron dedikleri kim?
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 33
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by Akane Misa » July 8th, 2019, 12:18 pm

Adama karşı olan tek savunmam benden ve ortamdan gelen pis kokulardı. Fakat yine de adamın gözü vücudumu tarayınca kendimi silahsız ve bir o kadar kıırlgan hissetmiştim. Kagami nerelerde bilemiyordum. Mallar satıldı mı? Onu bile bilmiyordum. Görev başarısız olmuştu. Uzun zamandır ilk defa bir göreve çıkıyordum ve onu da başaramıyordum. Böylelikle hayatımda iyi bir şey gitmediğinin farkına vardım. Bu durum ise mental anlamda kalbimin fazla yorulduğunun göstergesiydi. Adama doğru baktım. Bu herifin tek amacı insanları taciz etmek mi? Bir insan neden böyle yaşar ki? Adam istese beni zorla istediği duruma getirebilirdi. Yine de bir şey ona engel oluyordu. Bir şey onun önünü kesiyordu ve bu şey patronu olabileceğini biliyordum. Öyle ki bu adamda patrona karşı çıkacak bir tip yoktu.

Bir an evimde olmayı hayal ettim. O sıcak evimde elimde sakemle huzurlu bir akşam... Fakat esaretimin tapusu olan zincirler ile kenetlenmiş olup bana sanki ''Asla seni bırakmayacağım Misa-chan!'' Dermişcesine tutulmuşlardı. Belki her şey rüyadır? Belki de yatağımdan baş ağrısıyla kalkıp tuvalete kusmaya gideceğimdir? Fakat bu kadar gerçekçi bir rüyada yaşadağımı sanmıyordum. Öyle olsa bile bu ne zamana kadar sürecek? Sonsuza kadar bu evrende kısılıp kaldım mı? Rüya olmasa bile her türlü burada kısılıp kalmıştım. Kimsenin başarısız olduğumdan haberi yoktu ve evet.. bu Kami-sama'nın bana olan cezasıydı. ''Keşke daha fazla inançlı biri olsaydım.'' diye umdum içimden.

Bulunduğum ortam eski günleri hatırlatıyordu bana. Geçmişte abimin bir tutsağı olup hapishanem ise evimdi. O ne isterse yapar ya da dayak yerdim. Kendimi en son orada çaresiz hissettiğimi hatırlıyordum. Fakat o günleri atlatınca bunları tekrar yaşayacağımı düşünmezdim. Sanki geçmişten bir parça önüme konulmasının sebebi bana bazı şeylerden ders almam içinmiş gibi geliyordu. Ya da Kami-sama beni sevmiyordu. Bu durum beni moralmetre de 1 tık aşağı düşürüyordu.

Ne kadar istemesem de adamın yardımıyla birlikte ayağı kalkmaya çalışıyordum. Bacaklarım sanki -10 derecedeymişim gibi titrerken sırtımda ise kambur çıkınca kendimi yaşlı bir teyze gibi hissediyordum. Ya da Notre Dame'da olan Quasimodo gibi. Kafam o kadar gidikti ki aynı yola çıkan düşüncelerimin arasında bile dağlar kadar fark vardı. Adam ellerini üzerimden çekince işler daha da zorlaşıyordu. Sanki yer yerinden oynuyordu. Hücrenin parmaklıklarına tutunmak en büyük avantajımdı o sırada. Fakat adamın ittirmesi ise daha büyük bir dezavantajdı ki o da bunu bildiğinden emindim. Hal böyle olunca aldığım tüm yaralar tekrar canlanmış gibi olmuştu. Sanki hepsi tekrar yarılmış gibiydi. Lafını duymazdan geliyordum çünkü bu acı beni bitiriyordu.

Parmaklıklardan kendimi iterek hücrenin dışında buluyordum kendimi. Sonunda başka bir yerde bulunmaktan gözlerim dolacaktı neredeyse. Fakat gelin görün ki öyle bir şey olmadı. Adamın gözleri üzerimde olduğunu hissedebiliyordum. Zaten sakattım birde onun için jutsu falan mı atacaktım? Ölüm fermanını imzalardım resmen. Zaten gücüm olmadığından o kalemin mürekkebi boştu.

Loş bir ortamda yavaş yavaş ilerliyorduk. Adamın bu durumdan hoşnut olduğunu sanmıyordum. Öyle ki habire arkamdan ittirip beni duvarda sürünmeye maruz bırakıyordu. Düşe kalka gidiyorduk ve arkası bize dönük bir muhafız görmüştüm. Merdivenlerin üstünde başka bir kapının önünde duruyordu. Sanırım varış noktam orasıydı. Merdivenleri yolu geldiğim gibi ite kalka 1-2dakika da anca çıkabilmiştik. Belli bir süre sonra arkadan ittirilmek refleks olmuştu. Demir kapıya vardığımda ikisi birbiriyle bakışıp kapıyı açıyordu. Ardından sohbet ediyorlardı ve böylelikle kafamda birçok soru beliriyordu.

Dövüş dediklerine göre burası paralı asker topluluğu olabilirdi. Ya da fakir, yoksulları yanlarına alarak onları zorunlu dövüşçü yapıyor olabilirlerdi. En kötüsü ise sırf eğlencesine herkesi bir arenaya atıp onları dövüştürmekti. Hepsi olabilirdi fakat hiçbiri iyi bir iş değildi bana göre. Asıl önemli soru ise bunları kimin yapıyor oluşuydu. Sanırım onu öğrenmek her şeyi öğrenmekti.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler

-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu

-


Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1146
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by GM - Naruto » July 10th, 2019, 9:06 pm

Sen sorularla boğuşup onlara bir kılıf uydurmaya çalışırken, muhafızlardan demir kapıda sizi karşılayan konuşuyor: "Neci ki bu kadın? Leş gibi de kokuyor he! Altına mı işemiş?" Hem bir nebze meraklı, hem de bir nebze senden yayılan kokudan tiksinmiş gibi durmakta. Nagato bu cümleler karşısında başta gülmekle yetiniyor sadece. Gülmesi durulunca ise: "Embesil herif bu kadın bir shinobi. Senle beni ne olduğumuzu anlamadan keser, ruhumuz duymaz." diyor sana göz ucuyla temkinli bir şekilde bakarken. Bunun üzerine öbür herifin gözlerinin senin üzerinde olduğunu hissediyorsun. İlk defa bu an kafanı kaldırıp herifin yüzüne ve kendisine bakıyorsun ayrıca.

Herifin Nagato isimli diğer muhafıza kıyasla sıska ve hastalıklı bir görünümü olduğunu görüyorsun. Oldukça çelimsiz görünüyor, zayıflıktan dolayı yüzündeki tüm kemikleri net bir şekilde sayabiliyorsun. Gözleri bayık, saçları seyrek ve Nagato'nunki gibi geriye doğru yatırılmış bir vaziyette. Beline asılı olan ince bir katana dikkatinden kaçmıyor. Ayrıca hastalıklı görünümüne rağmen, tehditkar bir aurası olduğunu da seziyorsun. Sanki bu zayıf görüntüsünün altında gizlediği bir şeyler var gibi; ama bu çok ani bir his oluyor senin için, hissetmenin hemen ardından kayboluyor. Bu noktada içinde bulunduğun bu tutsaklığın boş insanlar tarafından gerçekleştirilmediğini hissediyorsun. Basit bir muhafızın bile aniden sana hissettirdikleri, aslında yakın gelecekte seni neyin beklediğine dair başka ipuçları oluşturuyor aklında.

Adam ile göz göze geldiğiniz anda adam kısılmış gözleri ile seni bir kaç saniye süzüyor sadece. Ardından alaycı bir gülümsemenin eşliğinde: "Koskoca shinobinin düştüğü hale bak. Muhtemelen beceriksiz olanlarından biridir buralara kadar düştüğüne göre. Hangi köydensin?" diyor alaycı bir tonda ve bu durumdan fazlasıyla zevk almış gibi gözükerek. Sorusunu meraktan değil de, öylesine sormuş gibi hissediyorsun ama bir cevap beklediğini üzerine kilitlenmiş bakışlarından anlayabiliyorsun. Gene de cevap verip vermemek senin elinde.

Off Topic
Out: Shinobi dünyasında Fransa adında bir ülke, dolaylı olarak Notre Dame Kilisesi, ve dolaylı olarak da Notre Dame'ın kamburu adında kimse bulunmamaktadır. Rplerinizi içinde bulunduğumuz evrenin şartlarını ve gerçekliğini göz önüne alarak yazarsanız hep beraber çok mutlu oluruz. Sevgilerimle.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 33
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by Akane Misa » July 11th, 2019, 5:02 pm

Üstüme sinen kokudan tek rahatsız olan ben değildim anlaşılan. Öyle ki olunmayacak gibi değildi. Koku, alıştığım için beni bir nebze etkilemiyordu. Yine de onlar için üzüldüğüm söylenemezdi. Diğer herifin yanında bizim şişko herif benim yaratabileceğim tehlikenin farkındaydı. En azından küstah değildi. Hal böyle olunca shinobi rütbesini şahsımı nitelendirirken kullanılması beni memnun etmişti. Doğru ya ben bir shinobiydim. Klasik sıkıcı nöbetler tutar, onlar hakkında rapor verirdim. Fakat uzun bir aradan sonra göreve çıkmıştım. Bunun için heyecanlıydım çünkü diğer arkadaşlarım uygun görülürken ben her zaman sona kalmıştım. Bazılarına bu durum daha güzel gözükebilirdi fakat ben bir işe yaramak istiyordum. Bu evren beni tanımalıydı ki hayalime erişebilmeliydim. Göreve çıktıktan sonra arkadaşlarımın savaşa girdiğini öğrenmiştim. Onlar için çok üzülmüştüm fakat şimdiye kadar bitmiş olmalıydı. Savaşa giremediğim için hala kalbimde bir burukluk vardı. Kayıp vermiş miyizdir? Acaba Kusagakure hala aynı yerinde midir? Yoksa soyumuzu bu Dünya'dan sildiler mi? Sanırım bir tutsağa göre çok soru soruyordum. Belki de daha fazla sormalıydım. Kafamı kaldırdım. Diğer herifin bakışları da ''Hadi ya?'' Dermişcesine üzerimdeydi. İlk defa adama bakmıştım.

Adam kuru bir dal parçasına benziyordu. Kuru ve sıskaydı. Büyük ihtimalle hastalıklıydı. Tüm kemiklerin dışarı çıkması kendisini saf bir iskelet gibi tasvirlememe yardımcı oluyordu. Saçı, kaşı, bıyığı.. Adamın belinde asılı olan kılıçtan başka hiçbir şey ilgimi çekmiyordu. Tam bunu dediğim anda içimde dolaşan korkumsu bir şey hissediyordum. Bu hisse şey dememin sebebi ise kısa bir zaman sonra hemen kaybolmasıydı. Çözememiştim. Anlaşılan beni tutan herifler sağdan soldan toplanma kişiler değildi. Sanırım benden aşağı kalan yanları yoktu. Öyle ki onlara herhangi bir ters yapmamaya özen göstermeliydim. Yaparsam eğer şu durumumdan daha beter bir vaziyet olacağını anlayabiliyordum.

Adam ile bakıştığımızı farkettiğimde kendisi alaycı bir havaya girerek sözleri ile beni aşağılamaya çalışıyordu. Yani böyle bir durumda daha ne kadar aşağılanabilirdim bilinmez fakat köyümü satma gibi bir durum olamazdı elbet. 1. olarak bunu yapamazdım çünkü bu beni kötü hissettirirdi. O kadar ekmeğini yemiştim oranın ve iki hayduta ispiyonlayamazdım. 2. olarak ise onlara köyüme olan sadakatimi göstermezsem beni daha ezik görüp fiziksel aşağılamalara geçebilirlerdi. Gerçi her türlü geçebilirlerdi yine de görüşüm buydu. Adama biraz daha bakıp, ''İshigakure, Kusagakure, Konohagakure... Ne fark eder?'' Diyecektim. Köyümü öğrenseler bile bir şey yapabileceklerini sanmıyordum fakat yine de benim gibi başarısız bir shinobinin Kusagakure'yi kötülemesini istemiyordum.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler

-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu

-


Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1146
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by GM - Naruto » July 13th, 2019, 10:55 pm

Sözlerini tamamlayan yılgın bakışların, adamın yüzünde durakladığında tatmin olmamış bir ifade ve hayal kırıklığı karşılıyor seni. Bir kaç saniye seni dikkatlice süzen adam: "Öyle çok merak ettiğimden değil, sadece hangi köyün bu denli kötü standartlara sahip olduğunu öğrenmek istiyordum. Kim bilir bu yaşımdan sonra belki beni de shinobi yaparlar, ha?" diyor ve hemen ardından öbür eleman ile birlikte sekronize bir şekilde kahkaha atmaya başlıyorlar. Bu can sıkıcı durum bir kaç saniye içinde sonlansa da, o kahkalar beyninde sonsuza kadar yankılanacakmış gibi rahatsız hissediyorsun.

Gülmeleri bittiğinde kapının önünden çekiliyor adam ve gene sen önde olacak şekilde kapıdan geçip, başka bir koridora adım atıyorsunuz. Bu koridorun önceki koridora göre daha geniş olduğunu fark ediyorsun. İlerledikçe sağında ve solunda karşılıklı demir kapıların olduğunu görüyorsun. Bu demir kapıların sadece üst kısmında, diktörtgen şeklinde bir açıklık var. Bu açıklıklardan içeriye bakmaya çalıştığında, kafası öne eğik bir kaç kafa görüyorsun sadece, bazıları ise boş; ama çoğu odanın ortak yönü olarak, hepsinde garip bir sessizliğin hakim olduğunu fark ediyorsun. İçi boş da olsa dolu da olsa odalardan tek bir ses bile çıkmıyor. Bu sana ölüm sessizliği diye tabir edilen o gergin atmosferi anımsatıyor.

Koridorda biraz daha ilerledikten sonra kulağına bir kalabalığın belli belirsiz uğultuları gelmeye başlıyor. Bunun üzerine göz ucuyla arkandan seni takip eden adama bakma ihtiyacı duyuyorsun; ama gördüğün tek şey pis pis sırıtan bir surat oluyor.

Biraz daha ilerleyince, sırtını duvara dayamış bir silüet görüyorsun. Yaklaştıkça bu silüet netleşiyor ve tanıdık bir görüntü halini alıyor. Emin olmak için bir kaç kez daha bakıyorsun, öfke, hüzün ve tiksinti gibi tüm duyguları bir arada hissetmeye başladığın anda ise, o beyaz saçların ve keskin bir katanadan farksız bakan sarı gözlerin, o günkü ile aynı olduğuna emin oluyorsun.

Kenichi... Belki de şu sıralar en çok nefret ettiğin adam. Seni görünce gülümsüyor. Belki de hayatında ilk defa yakışıklı bir yüze bakınca bu kadar tiksindiğini hissediyorsun. Nagato, Kenichi'yi görünce başı ile usulca bir selam verip: "Patron getirdim getirmesine ama biraz perişan, emin misin?" diye soruyor. Bu sorusunun üzerine ise, senin üzerinde gezinen o keskin bakışlar, kısa bir anlığına Nagato ile buluşuyor. Nagato cevabını almış gibi başını öne eğip, bir adım geri çekilirken Kenichi tekrardan sana dönüyor, alaycı gülümsemesi bir kez daha yüzüne yayılıyor.

"Misa-chan... Seni burada bekliyor olacağım, umarım beni fazla bekletmezsin." diyor o alaycı gülümsemeye kıyasla sinsi ve bir o kadar da ciddi bir tonda. Nagato'ya bir kez daha bakış atıyor ve sen konuşmaya fırsat bulamadan ittirilerek tekrardan ilerlemeye başlıyorsun. O sırada ise arkandan: "İyi şanslar." diyor Kenichi, bu sefer tüm alaycılığı ile.

Bir müddet daha ilerledikten sonra koridorun bitmek üzere olduğunu tam karşıdaki loş ışıktan anlıyorsun. Bir mağara çıkışını andıran bu yere yaklaştıkça, uğultuların sesi artıyor ve netleşmeye başlıyor. Bazen bir tezahürat halini alırken bazen de yuhlama halini alıyor. Az çok nereye gittiğini kafanda canlandırmaya başlıyorsun ama tam olarak bunu kabullenmek istemiyorsun.

Ama o loş ışığa yaklaştığında, Nagato tarafından bir anda itilince kendini o istemediğin gerçeklikte buluyorsun. Spot bir ışık üzerine geliyor, gözünü istemsizce kapatıp, elini siper ediyorsun anlık olarak. Gözlerin alıştığında ise, bariyerlerin arkasına dizilmiş yüzlerce gözün üzerinde olduğunu hissediyorsun. O gözlere tek tek bakmaya yelteniyorsun ama bir anda, kendi ismini duyunca kafanı sesin geldiği yöne doğru çeviriyorsun. Tam karşında, kare şeklinde, en az beş metre uzunluğunda olduğunu tahmin ettiğin demirlerle çevrili bir bir kafes ve kafesin tam ortasında, elinde megafon tarzı bir şey tutan bir adam: "Akane Misa! Bir shinobi'ydi eskiden ve şimdi bizim dövüşçümüz! Bugün ilk dövüşüne siz değerli seyircilerimizin önünde çıkacak!" diyor. Bir anda kulağını sağır edecek kadar güçlü "OOO" tezahüratı yükseliyor. Etrafına bakıyorsun, kaçacak bir yer arıyorsun ama bunun imkansız olduğunu o an fark ediyorsun. Adımların istemsizce geriye doğru gitmeye başlıyor. O an bir kaç insanın: "Bu nasıl shinobi? Yürüyecek mecali yok be bu kadının!" gibi sistemlerini duyuyorsun. Tam o sırada ise sana buraya kadar eşlik eden Nagato bir kez daha seni ittiriyor. Bir kaç kez tekrar eden bu olay sonucunda kendini bir anda kafesin içinde buluyorsun.

İstemsizce kendi etrafında dönüp çevrene bakıyorsun. Her yana yayılmış bir kalabalık ve bu kalabalığın arasına girmiş para alıp, bunun karşılığında bir kağıt veren onlarca adam dikaktini çekiyor. Bahis oynadıklarını tahmin ediyorsun.

Kafanı biraz daha yukarı kaldırdığında, yukarıda balkon tarzı yapılar dikkatini çekiyor. Bu yapılarda yüzleri karanlıkta gölgelenmiş bir kaç kişinin oturduğunu görüyorsun. Hepsinin sana baktığının farkındasın.

Biraz daha etrafına bakmak istediğin sırada, kapının sertçe kapatıldığını duyup, dikkatini oraya çeviriyorsun. Ama o an kapıya değil de, kapının tam önündeki adama odaklanıyorsun. Garip bir ürperti ile sana bakan bu adam, otuz yaşlarında, hafif yapılı biri. Saçı sakalı birbirine girmiş. Eski yırtık pırtık bir elbise var üzerinde. Yırtıklardan görünen bir kaç morluk yada yara izi dikkatinden kaçmıyor. Ayrıca o an adam da seni süzüyor ve senin o yorgun duruşunu fark edince, bir anda o ürkekliği üzerinden atıp üstüne doğru koşmaya başlıyor. Yumruk atmaya hazırlandığını fark ediyorsun ve aranızda en fazla üç metre var. Kaslarının titrediğinin ve bu halinle çok absürt bir hamle yapamayacağının farkındasın. Hatta o yumruğu yersen, kendini kalkamamak üzere yerde bile bulabileceğini hissediyorsun. O yüzden tüm dikkatini adama ve atmak üzere olduğu yumruğuna veriyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Akane Misa
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 33
Joined: February 28th, 2019, 8:04 am

Re: [Akane Misa] Esaret

Post by Akane Misa » July 15th, 2019, 5:19 pm

Adam istediğini alamayışını tatmin olmayan ve haral kırıklığı ile dolu bakışlarıyla belli ediyordu. Açıkçası pek umrumda değildi neler hisettiği. Fakat kısa bir süre sonra bu hayal kırıklığını bir kenara bırakıp espiri yapıyor ve gülüşüyorlardı. Normalde o ana kadar sadece yürüyüp ölmemeye çalışıyordum. Fakat köyümün benim yüzümden kötülenmesi beni biraz kızdırmıştı. Böyle söylemlere alıştığımı sanıyordum fakat yine de damarıma basıldığı oluyordu. Kafamın içinde dönen kahkalara karşı sadece dışımdan tıslayabilmiştim. Zaten başka bir şey yapmaya da mecalim yoktu. Tam o sıra da söz verdim kendime. Buradan çıktığımda o ikisinden bunun hesabını soracaktım. Bu dünyanın esaretinden kurtarıp onları sonsuz bir yaşam döngüsüne bile sokabilirdim. Bir amacım da buydu.

Sahi neydi benim amacım? Ne diye bu yollardan geçiyordum? Neden bu zorluklara katlanıyordum? Elbette bu yola girmeden önce kolayca pes edebilirdim. Kız arkadaşlarım ile oyunlar oynar, erkekler hakkında konuşurduk. Fakat neden başımı derde sokuyordum? Kendim bile esirken, köle durumundayken nasıl olurda esaret altındakileri kurtarabilirdim? Nasıl ön plana çıkıp toplumda örnek olunan bir insan olabilirdim ki? Özgürlüğü düşleyen birinin sonu esaret ile mi bitecekti? Belki de evren ironileri seviyordu. Belki de evren benden nefret ediyordu. Kim bilir? Kendimi hiçbir şey gibi hissediyordum. Hiç...

Bunları düşünürken nihayet adamların gülüşmeleri de bittiğinde yola çıkıyorduk. Şimdikine nazaran daha büyük bir koridora giriş yaptığımızın farkındaydım. Sağda solda duran demir parmaklıkları görüyordum. Üstlerinde bir açıklık vardı ve oraya baktığımda ise perişan halde birkaç adam görüyordum. Az önce düşündüğüm şeyleri yüzüme vuruyordu sanki bu durum. Gerçekten kendimi işe yaramaz gibi düşünmekten alıkoyan hiçbir şey yoktu. Ortamda olan ölüm sessizliği ise düşünceler ile boğuşmamı istermişcesine bir hal alıyordu. İçimde hiddet biriktiğini hissedebiliyordum. Yine de bulunduğum durum gereği hiçbir şey yapacak halde değildim. Bİr yumruk atmaya çalışsam bile parçalara bölüneceğimin farkındaydım. Düşüncelerimin ardından sessizliği bozan garip uğultular olmuştu. Bir yerde topluluk vardı ve ben sanırım oraya götürülüyordum. Arkamdaki adama bakma ihtiyacı duymuştum fakat ona baktığımda ise daha kötü hissetmeye başlamıştım.

O alana daha fazla yaklaştığımda ise tanıdık birini görüyordum. İlk başta çok mutlu olmuştum. Öyle ki beynimde, ''tanıdık bir kişi'' sinyalini uzun zamandır almıyordum. Fakat her şey saniyelik gerçekleşmişti. Sıcaklıyordum fakat ortamın sıcak olmadığını biliyordum. Nefes nefeseydim fakat kendimi yormadığımı da biliyordum. Ağzım tutuklu kalmıştı. Karşıda duran adam Kagami'nin belirsizliğini ve görevin başarısızlık durumunu taşıyordu. O an sonuna kadar bağırmak istemiştim. Fakat ağzımın açılamayacağını biliyordum. Düşene kadar yumruk sallamak istiyordum fakat tek yumrukta düşen ben olacağımı da biliyordum. Kendi çaresizliğimi kendime vurunca midemden gelen tiksintiye engel olamadım. Kenichi bana bakmaya devam ediyordu. Yakışıklı olması ilk defa bir insanın kişiliğini çözmeme yardım etmiyordu. Şuan gözümde dünyanın en çirkin adamıydı.

Ben arkamdan ittirilmeden kısa bir süre önce Kenichi denilen yavşak beni bekleyeceğini söylüyordu. Ardından şans dilemişti. Sanırım gerçekten birisi ile dövüşecektim. Kenichi'ye cevap verme gibi bir zorunlulukta hissetmemiştim kendimi. Nagato beni biraz daha ittiğinde yanan bir spot ışığın altında girmiştim. Uzun zamandır ilk defa bu kadar yoğun bir ışık hüzmesine maruz kalmıştım. Hal böyle olunca gözümü koruma amaçlı elimi siper etmiştim. Ardından her şey normale dönünce barikatların arkasında beni izleyen yüzlerce olan insanı farketmiştim. Buraya getirildiğim de paralı bir askeri üs olacağını düşünmüştüm. Fakat şuan kafamda dolaşan bu belirsizliği diğer tüm belirsizlikler rafına kaldırmıştım. Ardından tüm dikkatim adımı zikreden, kafes gibi bir alanın ortasında mikrafon gibi bir şey tutan adama kaymıştı. Sonrasında ise gözlerimden sonra kulaklarımı etkisizleştirebilecek seslere maruz kalmıştım.

Korkuyordum. Uzun zamandır ilk defa korkuyordum. Nasıl savaşabilirdim? Buradan nasıl sağ çıkabilecektim ki? Bİtmiş haldeydim. Bir yumrukta zaten yere kapaklanacaktım. Kenichi ölmemi zevkleştirmeye mi çalışıyordu? Hal böyle olunca ayaklarım da benim ile aynı fikirdeydi ki geri geri gitmeye başlamıştı. Fakat Nagato gitmeme izin vermeyerek beni birde kafese ittirmişti. Sanırım başka çarem yoktu.

Etrafa baktığımda tıklım tıklım olan insanlar para alışverişi yapıp benim üzerimden iddia oynuyorlardı. Balkonlarda olan insanların olduğunu görmek, bana burada insanların başka bir eğlencesi olmayacağını söylüyordu. Kafamı başka yerlere döndürdüğümde kapını kapatıldığını duymuştum. Kafamı tekrar önüme çektiğimde kapının karşısında bir adam duruyordu. Adam da, benim gibi diyemesem de birkaç morluk ve yara izi bulunuyordu. Orta yaşlarında kalıplı olmayan biriydi. O da benim gibi esir olabileceğini tahmin etmiştim. Ardından adamın üstüme doğru koşması analizini bitirdiğini belli ediyordu.

Adam yumruk atmaya hazırlanıyordu. Fazla çevik olamazdım bunu farkındaydım. Yani adam ile aşağı yukarı eş durumlardaydım. İlk önce savunmaya çekilecektim. Adamın her darbesini savuşturmaya veya engellemeye çalışacağım. Eğer bir anlığına açık verirse vurabilirim. Vuracağım yer önceklikleri, yara izi ve morluklar olacaktı.
Image
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory

Künye
İsim: Akane Misa
Yaş: 19
Cinsiyet: Dişi
Element: Raiton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 15.000
Prestij: -
Ün: 10
Kullanılabilir GP: -

Motivasyon

Sefilsizlik
Chuunin olunca Misa amaç belledi kendisine. Özgürlüğü kısıtlananların bir temsilcisi olacaktı. Biliyordu.. Çoğu çocuğun şiddet gördüğünü, istemeden çalıştırıldığını.. Kendisi gibi olan çocukları, özellikle kız çocuklarını, kurtarmak ve gerekirse bu köyün adalet bağlamında kılıcı olmak istiyordu. Fakat sözünü bir şekilde başkalarını dinletebilmeliydi. Çıkıp kendini yırtsa bile onu dinleyecek kaç kişi vardı? Şuan ki haliyle kimse onu umursamazdı. Kendisi ne başarmıştı ki? Kim güvenecekti ona? Önemli bir şey başarırsa birileri onu dinlerdi. Yüksek makamlara gelmek istedi. Böylelikle önemli çalışmalar yapıp amacını tüm dünyaya duyurabilecekti.

Önemli bir konuma gelmenin zaman alacağını biliyordu. Boş boş bekleyemezdi. Şimdiden başlayacaktı çalışmalarına. Yardıma ihtiyaç çocukların kurtarıcısı olup özgürlüğüne kavuşturacaktı. Annesiz çocukların annesi olacaktı Misa. Tek amaçladığı şey buydu.


Özellikler

-


Profil

Güç: 9
Çeviklik: 8
Kondisyon: 5
Potansiyel: 3
Varlık: 3
Zeka: 2


Beceri Listesi

[Güç] Atletizm: 4
[Çeviklik] Akrobasi: 2
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 2
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1



Ninjutsu

Shunshin - Ninpou
Kullanıcı bir elinin işaret ve orta parmağını dışarı açar ve vücudundaki chakraya odaklanır. Ardından, kullanıcı aşırı hızla hareket etme kabiliyetini kazanır. Genelde kullanıcıya bakan kişiler onun birden yokolduğunu görür, ancak teknik sadece aşırı hızdan oluşmaktadır. Kullanıcı çevresel etmenleri kullanarak hareketini gizler ve birden yerinde varolduğu izlenimini verir. Kullanıcı teknik ile chakrası yettiği sürece istediği mesafeyi katetebilir, ancak teknik süresince başka teknikleri kullanamaz ve saldırı yapamaz, bütün odağı tekniği açık tutmak üzerine olmalıdır. Teknik havada hareket etmek için kullanılamaz. Teknik kullanılarak rakibe hızlıca yaklaşılabilir ve uzaklaşılabilir, ancak avantajlı bir pozisyona geçmek aşırı derecede zordur, zira bir çok kişi Shunshin ile yapılan hareketi görebilir ve farkedebilir.


Raiton no Yoroi - Raiton
Kullanıcı normal bir el mührü serisinin ardından vücuduna elektrik akımı salar. Bu akım, kullanıcının sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar ve motor fonksiyonların performasını arttırır. Kullanıcı'nın refleksleri keskinleşir, daha hızlı hareket etmeye başlar. Algısında herhangi bir değişiklik olmaz fakat planladığı hamleleri daha hızlı yerine getirir. Teknik açık olduğu sürece Raiton dışında herhangi bir ninjutsu kullanamaz. Suiton saldırılarından ekstra hasar alır. Kullanıcıya teknik süresice aşırı yaklaşan kişiler bir elektrik akımı ile çarpılır. Teknik açık kaldığı sürece normal tekniklerden daha fazla chakra yer.

Taijutsu

Kendou - B Rank
Stilin disiplinini kavramaya devam eden kullanıcı kılıç ve benzeri silahlar ile nasıl blok yapılacağını öğrenir. Kullanıcının defans kabiliyeti yüksek derecede artar ve bir saldırıyı savunduktan sonra genelde sarsılmaz ve karşı saldırıya hazır olur.

Genjutsu

-


Sahip olunan eşyalar

-Katana(Orta kalite)

-Shinobi çantası
Post Reply

Return to “Diğer Ülkeler”