[Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 71
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

Post by Ashikaga Shun » September 5th, 2019, 4:58 am

Her şey göz açıp kapayana kadar bitmişti. Elimi çantamdan çektiğim anda başlayan momentumum, soluğu Sanraku'nun dibinde almam ile sonuçlanmıştı. Üç aşağı beş yukarı, fırlattığım shuriken ile eş zamanlı olarak hasmımın önüne adımlamayı başarmış; katanamı dilediğim yön ve doğrultuda savurmayı başarmıştım. Ne var ki yaptığım hareketin kompleksliği, Sanraku açısından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Sanki bu her gün karşılaşılabilecek bir hamleymiş gibi havaya sıçramış, adama yönelik gerçekleştirdiğim tüm saldırının boşa çıkmasına neden olmuştu. Fakat adamın bu hamlemi savuşturmasına hazırlıklıydım. Daha ikinci soluğumu vermeden, katanamı yerden göğe doğru sert bir şekilde savurmuş; dar bir kesme hamlesi ile adamı tehdit etmiştim. Ne var ki, bu hamlenin de Sanraku üzerinde bir etkisi olmayacaktı.

Eğer bu gerçek bir savaş olsaydı, sadece üç saniye içinde bitmiş olurdu. Ve açık konuşmak gerekirse, Sanraku şuana kadar sadece hamlelerimi savuşturmak ile yetinmişti. Eğer Sanraku beni bir saniye için bile ciddiye alsaydı, etimi keseceğimi ve ardında yatan hayatı tehdit edebileceğine gönülden inanıyordum. Geriye kalan tek açıklama... Adamın avıyla oynamaktan büyük bir keyif aldığıydı. Beni defalarca öldürecek pozisyona sahip olmuştu, hem bugün; hem de defalarca olan karşılaşmamızı sayarsak. Ama Sanraku beni öldürmekten imtima etmişti. Adam üzerinde bir etki de yaratamadığıma göre, onun oynadığı bir oyuncak olduğuma gittikçe daha çok emin oluyordum.

Dahası, bu düşüncelerimi duyarcasına konuşmaya başlamıştı bahsedilen adam! Shigure demişti, eğer yeterince ehil değilsem... İhtiyarın her bir sözcüğü, her bir tonlaması ayrı bir aşağılama içeriyordu. Bunu dert edecek bünyede hiçbir zaman olmamıştım, adamın hakaretleri üzerimden su gibi kayıp geçiyordu. Yine de... Söylediklerindeki haklılık payını görebiliyordum. Bu ilk hamlesinde beni dilediği gibi doğrayabilirdi. Sanraku asla devrilmeyecek bir rakip gibi, gittikçe önümde daha da devleşiyordu. Ona karşı henüz bir hamlede bulunmuş olsam bile... Adamı yakın dövüşte yenme ihtimalimin olmadığı su götürmez bir gerçekti. Yapmam gereken şey, bir şaşırtmaydı.

  • 'Hadi, Shun! Katana konusunda kendine güvendiğini biliyorum. İnsanların sıcak kanının derine değmesinden, gözlerindeki ışığın gitmesini gözlemekten keyif alıyorsun. Ama sen, insan zihnine hükmedebilecek alengirli yolları ondan daha iyi biliyorsun! Kullan, adamın zihnini adama karşı kullan!'
  • 'Bunu yapma. Adamın söylediklerini hatırla, eline katananı alıp neler yapabildiğini göstermeni bekliyor. Şimdi bir de kalkıp Genjutsu mu kullanacaksın? Peki o işe yaramazsa ne olacak, bu seferde veletlerin kullandığı basit teknikler ile bir taştan ötekine yer mi değiştirip duracaksın?'
  • 'Bu ikisi de aptal. Adam demin senin hamleni engellemekten daha fazlasını yaptı. Sana, kendi dövüş stili hakkında en ufak şey göstermeden hamleni engelledi. Ve sen ne yaptın? Ona Shigure kullanıcısı olduğunu açık ettin. Şimdi bir de Genjutsu kullanabildiğini mi ilan edeceksin? Bundan sonrasını düşün. Dövüş profilini çıkarmasına izin verme, gerekirse bu uğurda ölümü göz al!'

Geçen onlarca olumlu ve olumsuz düşünce akışının arasından, birbiriyle çarpışan onlarca fikrin vızıltısından sıyrıldım. Son düşünce doğruydu, sadece bir dövüş kazanmak için hakkımdaki her şeyi ifşa etmemeliydim. Risk almalı ve sadece en basit shinobi becerisi ile adamı alt etmeliydim. Ama bir gerçek vardı, Sanraku sadece Shigure tekniğinin getirdiği beceri ile yenilemeyecek kadar güçlüydü. Hakkımda başka bir şey ilan etmeden onu yenmenin yöntemi...

İhtiyarı, hakkımda düşündüğü kadar güçsüz olduğuma ikna etmekten geçiyordu!

Halihazırda kullanıma açık olan ekipman çantamdan hızlıca bir kunai çekip, ikinci raund için harekete geçtim! Amacım, üç aşağı beş yukarı, demin yaptığım hareketlerin bir benzerini yapmaktı. Sanraku beni küçümsüyordu, bende bu açıklığı kullanmak istiyordum. Adamın ne kadar üstün ve güçlü olduğu gram umurumda olmadı, tek yapmam gereken, basit bir shinobi gibi sürekli kendisine öğretilen doğrulara saplanıp kalmış; kolay tahmin edilebilir bir adam numarası yapmaktı.

Bu uğurda, adamın üzerine koşturmadan hemen önce, elimde tuttuğum kunaiyi herifin tam olarak göğsüne doğru fırlattım. Ne çok yukarı, ne de çok aşağıya; tam olarak adamın gövdesinin ortasına doğru fırlatacaktım. Eğer doğru nişan alırsam, saldırının yakınlığı ve doğrultusu sebebiyle, Sanraku ondan zıplayarak yada vücudunu doğru yönde çevirerek kaçamayacak; ondan kaçınmasının tek çözümü olarak, katanası ile hamleyi 'bloklamak' zorunda kalacaktı.

Ama ben kunainin ne yaptığını görmek için durmayacak, zaten bir kaç metre önümde duran herifin üzerine doğru atılacak / koşturacaktım. Aynı geçen seferki gibi, silah menziline girdiğim an, katanam ile adamın karın bölgesine -yere parelel doğrultuda- bir saplama hareketi yapacakmış gibi elimi ileri doğru götürecektim. Ama aslında bu bir kandırma hamlesi olacaktı, katanamı asla herife saplamaya çalışmayacak, bir anda silahımı elimin içinde döndürecektim. Eğer Sanraku deminki kandırmacama inanıp gelen saplama hareketini 'kendi silahı ile' engellemeye çalışırsa, elimde döndürdüğüm katanayı bir anda yerden yukarıya doğru hilal şeklinde çevirecek ve adamın silahı savuran koluna ters açıdan bir kesme hareketi uygulayacaktım.

Eğer adam silahını kullanmadan, geçen seferki gibi bir vücut hareketi deneyecek olursa (yada saldırıma kanmazsa) bu sefer havada yaptığım şaşırtmacadan kazanacağım ivme ile, Sanraku'nun en açık bıraktığı bölgeye doğru uzanan parelel bir kesik atmayı deneyecektim.

Koşarak gerçekleştirdiğim bu hamlenin işe yaramama ihtimali vardı. Eğer katana ile yapacağım hamle boşa çıkarsa, koşmamı durdurmayacak, bir anda katanayı yere saplayacaktım! Bu saplama hareketinin bana kazandıracağı merkezkaç kuvveti ile, katanamın sapına sıkı sıkı yapışacak ve vücudumu, katanayı merkez kabul ederek, onun çevresinde döndürecek ve Sanraku'ya beklenmedik bir çift tekme çıkartacaktım! Ancak ve ancak, ilk hamlem başarısız olursa ve bana karşı saldırıya geçerse, bir karşı saldırı olarak bu hamleyi uygulamayı planlıyordum. Zira ilk amacım Sanraku'yu kesmekti ve bu tekme ile tek amacım onu geriye doğru itip sendeletmek; eğer başarabilirsem bir açık vermesini sağlamaktı. Açıkçası bu, Sanraku'ya karşı son kozum olacaktı. Çünkü ona gösterdiğim Shigure stilinden tamamen çıkıp, hiç bilinmemiş bir akrobasi ile hasmımı şaşırtma girişiminde bulunacaktım.
Image
Künye
► Show Spoiler

Profil
► Show Spoiler

Teknikler
► Show Spoiler

Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

Post by GM - Naruto » September 6th, 2019, 3:32 pm

Ekipman çantandan çıkardığın kunai ile Sanraku’yla yaptığınız dövüşünüzün bir diğer perdesine geçiş yapıyorsun. Kunaini Sanraku’nun göğsüne doğru fırlattığın anda, Sanraku’nun dudağının sağ tarafını daha yukarıya büktüğünü görüyorsun. Bir öncekine benzer hamle ile karşılaştığını düşündüğün Sanraku’nun bu hareketi, içindeki inancı yükseltirken bir yandan da ona doğru koşmayı ihmal etmiyorsun. Üzerine doğru gelen kunaiye karşı, elindeki katanayı kullanan Sanraku, yerden yukarıya doğru savurduğu katanasıyla kunainin güzergahını değiştiriyor. Kunain gökyüzüne doğru harekete geçtiği anda ise, bu kez sahne sana kalıyor. Sanraku’nun karın bölgesine doğru bir saplama hamlesi görünümlü saldırını yapmaya başladığın anda, Sanraku da sağ eliyle tuttuğu ve hemen önünde sabitlediği katanasını hafifçe eğiyor. Bu haliyle saldırını karşılamaya hazır görünen Sanraku’ya karşı, elindeki katanayı döndürmenin ardından Sanraku’nun katanasını tuttuğu sağ kolunun iç kısmına denk gelecek savurma hamleni yapıyorsun. Ancak Sanraku sağ bileğini iç doğru bükerek katanasını aşağı doğru yönlendiriyor ve bu şekilde senin aşağıdan yukarıya doğru olan savurma hamleni bloklamayı başarıyor.

Savurma hamlenin Sanraku tarafından bloklanmasının ardından ise, bu kez katananı yere saplayarak tekme hamlene geçmek için hareketleniyorsun. Bu uğurda katananı yere sapladığın anda ayakların yerden kesiliyor ve dönerek ivmeni arttırmak için hareketleniyorsun. Ne var ki aradaki yakın mesafe, Sanraku’nun yeni bir hamle yapması için yeteri açığı yaratıyor. Yere sapladığın katanaya sağ ayağıyla tekme atmasının ardından, çamurlu zemine çok da tutunamamış olan katanan yere düşmeye başlıyor. Bu düşüş senin de bütün dengeni alt üst ederken, havadaki dönme hamlen tamamen bir savrulmaya dönüşüyor. Vücudunun hemen hemen arka kısmı Sanraku’ya dönük bir halde havada dengesizce savrulduğun sırada, Sanraku’nun kıyafetinin sırtından tutup seni aşağıya çektiğini hissediyorsun. Sırt üstü bir şekilde çamurlu zemine yapıştığın anda ise, Sanraku’nun az önce bloklayarak havaya yönlendirdiği kunaini yere düşerken havada kavradığını görüyorsun. Kavradığı kunainin açısını sana doğru çeviren Sanraku, savunmasız bir pozisyonda kalmış olman nedeniyle sert bir şekilde kunaiyi sol köprücük kemiğinin hemen altında, sol kolunla vücudunun birleştiği noktaya saplıyor! Elindeki kunainin kesici bölgelerini tamamen vücuduna saplayan ve sadece sap kısmı açıkta kalan kunainin halinden çok memnun görünen Sanraku “Ufaktan başlamak gerek değil mi zibidi? Ama merak etme, bundan sonra nereni kesmemi istiyorsan oranı keseceğim.” dedikten sonra geri geri attığı birkaç adımın ardından “Katananı al ve sonra nereni kesmemi istediğini söyle. Bakarsın bu kez seni kesmek için katanamı kullanırım.” diyor yüzündeki keyif verici gülümsemeyle ve alaycı bir tonla. Ancak sen bu gülümsemenin altındaki iblisi rahatlıkla görebiliyorsun. Hatta bu iblisin seni bir an önce yemek için akıttığı salyaları bile…

Kunainin saplandığı bölgede büyük bir acı hissi yaşasan da, bu şimdilik dövüşmene engel teşkil edecek gibi durmuyor. Kunainin saplandığı noktada sızan kan şu anda seni sıkıntıya sokacak nitelikte değil. Fakat senin için kötü olan, sol koluna dair yaşadığın ufak hissizlik duygusu. Bu duygu ise her geçen an daha da artacak gibi duruyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 71
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

Post by Ashikaga Shun » September 9th, 2019, 2:58 am

Kunai ve shuriken, yüzlerce yıldır bizimleydiler. Zihni ve bedeni bu süreçten geçmeye hazır olan her birey, shinobilik hayatının bir noktasında, onları kusursuz bir biçimde kullanmayı öğrenirlerdi. En az Shinobiliğin kendisi kadar eskiydiler, ölümcüldüler. Tabii ki geçen yılların ardından eskimişlerdi, ama henüz yitmeye hazır değillerdi. Belki biz Shinobiler olarak, amansızlığın ve ölümcüllüğün zirvelerine farklı yollarla ulaşmayı keşfetmiş: Ninjutsu, Taijutsu ve Genjutsu denilen üç devasa basiliskin gücüne hakim olmayı seçmiş olabilirdik. Ama en temel ekipmanlarımız hala bizimleydiler, gerek basit kimseler ile dövüşürken; gerek basit düşünerek yenilebilecek devasa rakipler karşısında... Bir noktada, ikisi de aynı şeydi.

'Bu sefer olacak!'

Kunaim elimden fırladığı anda... Sanraku'nun dudağının kıvrılışını, bir saniye için bile olsa, yakalamayı başarmıştım. Bu dövüşe olan motivasyonumu arttıran, daha bir şevk ile dövüşmeye yönlendiren anlardan birisiydi. Sanraku, tam olarak da istediğimi yapıyor ve beni feci halde küçümsüyordu. Yapabileceğim her hamleyi tahmin edebileceğini sanıyor, sadece tecrübesi ile her bir santimimi okuduğuna yürekten inanıyordu. Adamın yaşını ona karşı kullanmamın tek yolu, bu inatçı özgüvenini pohpohlamaktan geçiyordu. Evet, benden çok daha tecrübeliydi. Katanası ile benim kesmiş olduğumdan daha fazla ruhu kesmiş, benden tonlarca fazla kan akıtmıştı. Kesilmiş uzuvlardan bir yol da yapmış olabilirdi, adına lakaplar uydurulmuşta... Ama bu hayatta sadece bir Sanraku olduğu gibi, sadece bir Shun vardı. Küçümsenmemin bedelini ağır ödetmek üzere ileriye atılıverdim! Düşündüğüm şeyi gerçekleştirme ve ihtiyara kanıtlama zamanıydı.

  • İlk saniye. Her şey beklendiği gibi gitmişti. Hayâl meyâl, adamın kunaimi -beklediğim gibi- katanası ile blokladığını görmüştüm. Kunainin mesafesi tamamen gökyüzü istikametinde değişmişken, ben olaya anında müdahil oluvermiştim!
  • Üçüncü saniye. Sanraku'nun menzilinde, onun güvenli alanın içindeki bir istilacıydım. Etini kesmeye olan arzum katanama aktarılmış, dikey doğrultuda giden bir saplama hareketiydi bu. Fakat saniyenin ufak bir bölümünde yaptığım şaşırtmaca başarılı olmuş, silahımı elimin içinde döndürerek; Sanraku'nun bir önceki yaptığım hamleyi karşılamak için beklettiği hamlesine ters doğrultuda bir harekete başladım.
  • Altıncı saniye. İşler ufak ufak çığırından çıkmaya başlamıştı. Adam en başından beri hareketimi okumuş muydu, yoksa şaşkınlık bile adamın reflekslerini parçalayacak bir unsur değil miydi?.. Çünkü benim yaptığım şaşırtmaca, adamın ince bir bilek hareketi karşısında eriyip gitmiş; Sanraku son anda değişen dar açılı hamleme karşılık vermeyi başarmıştı!
  • Dokuzuncu saniye. İlk anda hissettiğim başarmışlık hissine tutunmayı seçtim. Hamlemi bloklamayı başarmış olmasını önemli bulmadım, hala onun menzilinin içindeydim. Kandan ve kemikten inşaa edilmiş bedeninin içinde, ufacık bir sıyrık bırakmanın zor olmayacağı büyüklüğe sahip Sanraku'nun tamamen dibindeydim! Katanamı yere saplayacak ve onun etrafında dönecek hamleme anında başladım. İlk defa dövüş stilimden bu kadar uzaklaşacak ve moruğu gafil avlayacaktım.
  • On ikinci saniye. Güçlü bir elin beni sırtımdan tutup yere bastırdığını hissediyordum. Önceleri, bunun başarısızlık kadar acıtmadığını hissettim. Sanraku beni tuttuğu gibi yere fırlatmayı başarmıştı, hem de tek eliyle! Sadece yarım milisaniyede yaşanan bu olay, bir sonraki yarıda ise tamamen değişecek; gördüğüm ve hissettiğim şeyler bana ihanet edeceklerdi. Kendi kunaimin omzuma saplanışı ile beraber, dövüşümüzün ikinci perdesinde de yenilgi aldığıma emin oldum. Acı bir şekilde...

Yine insan zihninin algılamakta zorlanacağı kadar kısa sürede bitmişti. Çamur içinde aciz bir şekilde yatarken, ilk seferkinden bile daha ağır bir yenilgi aldığımı kabullenmek zorundaydım. Adamı şaşırtmam yada şaşırtamamam hiçbir anlam ifade etmiyordu, katanasını o denli muntazam bir hızla çeviriyordu ki; onun defansını aşmanın herhangi bir yolu yoktu sanki! Benim kitaba uygun olmayan hareketlerime karşılık, Sanraku ise çok daha bariz savunma hatalarını görüyor ve onları kusursuz bir şekilde cezalandırıyordu. Hatta bana soracak olursanız, beklenilenden çok daha hafif cezalardı bunlar. Evet, bunları köprücük kemiğimin hemen üstündeki çıkıntıya rağmen söyleyebiliyordum. Adam kendini tutuyordu ve açıkçası, bundan nefret ediyordum! Adamın yarı gücüne, hayır çeyrek gücüne rağmen...

-Ona çizik atmak imkansız!

-Hayır değil. O omzuna saplanan kunainin ne kadar orada duracağını düşünüyorsun? Bu bir taktik savaşı değil, Shun. Öyle olmasını istediğini biliyorum, ama değil. Katana becerileriniz arasında bir uçurum var ve hangi ekipmanını kullansan da; hangi taktiği zihninin kıvrımları arasından söküp getirsen de... Olmayacak. Ve sanırım, ne yapman gerektiğini biliyorsun?



"Demek öyle.."

Yerde sere serpe yatıyor olduğumdan, hemen baş ucumda duran adamın kötücül niyetini görebiliyordum. Beni kesmek için hazır beklediğini, katanamı alabileceğini söylüyordu. Karar verdiğim hamleyi uygulamak için beklediğim şey, tam olarak böyle bir 'müsamahaydı.' Becerilerimi saklamak ve onları sadece lâyıkı olan dövüşlerde ortaya çıkarmak üzerine bir kuralım vardı, bunu uymaya da son ana kadar kararlıydım. Fakat, eğer disiplinimden bir an için bile şaşacaksam... İşte o an, tam olarak şimdiydi!

Adamın kalkmama izin vermesini fırsat bilecek, yerden kalkarken el mühürlerimi girmeye başlayacaktım! Ellerimi pozisyonal olarak adamın göremeyeceği bir noktada tutacak, eğer başarabiliyorsam, onları saklamaya çalışacaktım. Saklasam da, saklamasam da hareketime ara vermeyecektim. Son el mührü de girilip, jutsu için gereken chakra da bu eller vasıtasıyla mühürlediğinde... Aniden adama doğru dönecek ve onun gözlerinin içine bakarak, iki elimi birbirine çarpacaktım.

'Raigen!'

Teknik tamamlandığı anda, adamın etkilenip / etkilenmediğini görmek için durmayacaktım. Kazanacağımı düşündüğüm 'ani hamle şansını' kaybetmeden, hemencecik katanama doğru uzanacak ve onu saplandığı yerden kurtardığım gibi; Sanraku'nun üzerine koşmaya başlayacaktım. Hedef yönüm, tam olarak Sanraku'nun üzeri değil; onun hemen sol yanıbaşıydı. Eğer hesapta gitmeyen bir şey olmazsa, adamın tam sağ yanından geçip gidecek bir doğrultuda koşacak ve onun yanından 'geçip gitmeden' hemen önce katanamı savurucaktım! Silahımın burnu yere bakarken, onu dikey bir şekilde göğsüme doğru kaldıracak ve tam adamın yanındayken, Sanraku'nun kol hizasından başlayarak - bacaklarına doğru inen, dikey bir kesiş hamlesi yapacaktım. Bu dar açılı kesme hareketim başarılı olsa da / olmasa da, koşturmaya devam edecektim.

Amacım, hedefin kör olan sol gözünü kullanmaktı. Eğer Genjutsum bu mesafede işe yararsa, adamın sağlam olan sağ gözü ciddi seviyelerde kör edilmiş olması gerektiğini düşünüyordum. Yani bu demek oluyordu ki, halizırda kör olan sol gözü ve bu gözün görüş açısı, normalde olduğundan daha savunmasız! Böylece, adamın kör noktası diyebileceğimiz bölgeden gelen hamlemi yapacak ve onun savunmasında bir gedik yaratmaya çalışacaktım.

Fakat bu sefer, hamlemi yaptıktan sonra adamın karşısında kalmayacak ve ilerlemeye bir metre kadar daha devam edecektim. Böylece, gelebilecek bir karşı saldırıdan uzaklaşmış olacak, Genjutsu ve hamlemin de etkisiyle; ekstra bir hamle şansı kazanmış olacaktım(?) Eğer yaptığım hamle adamı keserse ve Sanraku'da aksi bir hareket yapmazsa, dövüşmeyi orada bırakmayı planlıyordum. Ama adamın yanından geçerken yaptığım kesme hareketi yine boşa çıkarsa, hız kaybetmeyecektim. Zaten Genjutsu etkisindeki adama karşı, onun arkasına-yanına geçebilirsem ekstra bir hamle şansı bulmaya çalışacaktım. Bu hamle şansı sağlanırsa, elimin içindeki katanayı sadece tek bir el mührü yapmak için serbest bırakacak (elimle bir mühür girecek kadar sürede, katananın kınını tutmayı bırakacak) ve chakramı son bir kere daha Sanraku'nun üzerine yönlendirecektim!

'Shibou no Jutsu!'

Tekniğim başarılı olursa, yaşlı adama kendi seçtiğim bir ölüm gösterecektim. Tam benim bulunduğum yerde duran Shun, adamın üzerine doğru koşacak ve katanasını onun böbreğine saplayacaktı. Böbreğine sapladığı katanayı yukarıya doğru çekecek ve onu tam olarak ortadan ikiye ayıracaktı. Ve bu illüzyon devreye girerken, yarattığım sahte görüyle eş zamanlı olarak, ben de hasmıma doğru harekete geçecektim! Aynı illüzyondaki gibi, adamın üzerine doğru hamle edecektim. Fakat benim katanam, adamın sağ böbreğini hedef alacaktı, yani illüzyonun tam zıttına doğru... Genjutsumun da yardımıyla, adamın gerçeklik ile arasındaki bağı kırmak istiyordum. Bu ikinci zihinsel saldırımdı, daha ağır ve güçlü olan bir teknikti. Tekniğin kullanım alanına uygun olarak, illüzyonun saldırısının mı; yoksa gerçek Shun'un saldırısının mı doğru olan olduğunu bulamamasını ve böylece; herifin meşhur savunmasında bir gedik oluşturup, bundan faydalanmayı planlıyordum!

Ve açıkçası...

'BU...
BENİM...
SON KOZUM!'
Image
Künye
► Show Spoiler

Profil
► Show Spoiler

Teknikler
► Show Spoiler

Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1287
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

Post by GM - Naruto » September 12th, 2019, 12:42 pm

Zeminde sırt üstü yatar bir vaziyette seni terk eden Sanraku, geriye doğru attığı adımlar sayesinde yüzü hala sana dönük bir şekilde duruyor. Yerinden hafifçe doğrulurken yapacağın hamlelerin planlamaya başlıyorsun ve sonunda ne yapacağına karar veriyorsun. El mühürlerini gizlemek adına, yerden kalkarken sırtını hafifçe Sanraku’ya dönüyorsun ve bu sayede ellerin Sanraku’nun görüş açısının dışında kalıyor. El mühürlerini tamamlayıp Sanraku’ya döndüğün anda, iki elini önünde birbirine çarparak Raigen’i kullanıyorsun. Vücudundan çıkan ışığın, yakın mesafede bulunan Sanraku’yu oldukça fazla etkilediğini, adamın kısılan gözünden anlayabiliyorsun. Bu sayede, yerinden fırlayıp Sanraku’nun attığı tekme ile yere düşen katananı kavrıyor ve ardından Sanraku’ya doğru koşmaya başlıyorsun. Boştaki elini kamaşan ve belki de geçici körlük yaşayan gözünün üstüne koyan Sanraku, senin bu hamleni fark etmiş gibi görünse de tepki verebileceği konusunda emin olamıyorsun. Sanraku’nun yanından yapacağın koşu hamlesi devam ederken, Sanraku’nun buruşan suratından akan hoşnutsuzluk, içinde yapacağın hamlenin başarılı olacağını sana söylemeye yetiyor. Ne var ki sıra katananı savurmaya geldiği sıralarda, Sanraku’nun dudağından dökülen “Peh!” sözcüğü ile esas olayın başladığını anlıyorsun. Havada hareketlenen katanana karşı, Sanraku elindeki katanasını gelişigüzel bir şekilde sağ alttan sol yukarıya doğru savurduğu anda, sanki gözlerinin önündeki dünya, bu kesme açısıyla bir çarşaf gibi yırtılıyor! Görüş açın içindeki katanan da bu yırtılmadan nasibini alırken, katananın boşta kalan ucu adeta dalgalanmaya başlıyor. Bu durum senin tüm planlarını ve hamlelerini ortadan kaldırmaya yeterken, Sanraku katanasını bu kez dümdüz aşağıya doğru indirirken, gördüğün dünyada bir yırtık daha açılıyor! Bu kez vücudunun resmen ikiye ayrılmış olması seni dehşete düşürürken, vücudunun neredeyse kütlesizleştiğini ve dalgalanan bir çarşafın yüzeyindeki resim işlemesinden ibaret olduğunu düşünmeye başlıyorsun. İçine düştüğün durum seni gördüklerine inanmamaya iterken, gözlerini hızla kapatıp geri açıyorsun.

Gözlerin açıldığı anda bir çarşaf parçası gibi doğranmış dünyadan kurtulup kendini Sanraku’yla ilk kez iletişime girdiğin büyük binanın içinde buluyorsun. Her zamanki gülüşüyle karşında duran Sanraku’nun az önce hafifçe oynattığı, keskinliğini yitirdiği ve köreldiği her halinden belli olan katana, neredeyse can çekişircesine ellerinde dururken, Sanraku “Kürek diyorsun, ha? Bak o daha iyi olurmuş aslında!” diyor ve yüzündeki gülümsemeyi arttırırken “İhtiyarlık işte, gençler gibi pratik olamıyoruz.” diyor. Gözlerin hızla etrafını taradığında, tüm bu binayı ve zemini incelediğine adın gibi emin oluyorsun. Hatta bu konuşmadan sonra yaşananları zihninden tekrar tekrar geçiriyorsun. Sanraku'nun bir sonraki cümlesini, sana vereceği cevabı, bu binadan ayrılışını, Tsuneboshi'ni diğer yerlerine gidişini ve Sanraku ile tekrar karşılaşmanı... Bunları onlarca kez zihninden geçirmene rağmen, halen her şeyin başladığı noktada olmanın dehşeti içine adını ancak senin koyabileceğin kötücül hisler yayıyor. Ciğerlerinden midene inen ve hazmı mümkün olmayan bu hisler eşliğinde gözlerinle ne kadar etrafı tarasan da, tüm bu yaşanılanların gerçekliği yüzüne tokat gibi çarpıyor. Ancak yine de burada olmak...

Bir anda aynı şeylerin tekrar yaşanması içinde kötü şeylerin gerçekleştiği ve gerçekleşmeye devam edeceği hissini sana verirken Sanraku “Ufak gezinden hoşlanmış olmalısın. Kıçını kaldırmadan görebileceğin her yeri gösterdim sana, daha ne istiyorsun?” diyor kekremsi bir gülümsemeyle. Neler olup bittiği konusunda halen daha kafan karmaşık bir haldeyken Sanraku’nun kunaini saplayarak sende açtığı yaraya gözün kaydığında, herhangi bir yaranın olmadığını görüyorsun. Sanraku bu durumun gerçekliğini tasdik edercesine kafasını sallarken “Kiminle dalaştığını bilmiyorsun zibidi, ama merak etme bir daha unutmayacaksın!” diyor. Bir anda bulunduğu noktadan parazitli bir görüntü bırakarak kaybolan Sanraku’yu, karaciğerine sapladığı katanasıyla gördüğün anda ağzından gelen kanlarla cümlelerin tıkanıyor. Hemen suratının karşısında duran Sanraku, sapladığı katanasını biraz daha ittirerek vücudunun arkasından çıkmasını sağlarken “Sana en son nereni kesmemi istediğini söylemeni istemiştim. Madem sen söyleneni yapmak yerine saldırmayı seçtin, o zaman seçim şansı da bana ait oluyor, öyle değil mi zibidi?” diyor. Tüm bu karmaşadan oldukça zevk aldığı belli olan Sanraku vücuduna sapladığı katanasını hızla geri çekerken, yaşadığın acıyı ilk kez hissediyorsun. Katanasına bulaşan kanını, senin kıyafetlerine sürterek temizleyen Sanraku “Benim gerçekliğim senin boyunu aşar zibidi… Şimdilik burada işim bitti ve gidiyorum. Ama burada kalmaya devam edersen, sen de geberip gidersin.” diyor. Cümlelerine ufak bir kahkaha eklemeyi ihmal etmeyen Sanraku arkasını dönüp binanın açık kapısından dışarıya doğru yürümeye başlarken “Tekrar görüşmemek üzere, zibidi!” diyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 71
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Kimsesiz Diyarın Hükümdarları

Post by Ashikaga Shun » September 14th, 2019, 3:14 am

İş, güç ve telekomun internetimi ekstrem dalgalı göndermesi gibi sebepler yüzünden odaklanıp rp yazamadım. Cumartesi günü içerisinde yazacağım, sevgili gmimden mazur görmesini rica ediyorum : )

Edit2: Valla yazamadım, yazacak aralıkta da elimden hiçbir şey gelmedi doğrusu. O yüzden pazartesiye kaldı efenim, pazartesi öğleden sonra - akşama doğru kesin yazılmış olacaktır. İlk ve son defa yapacağım gecikme için üzgünüm.
Edit3: Salıya kaldı. Pasifliğe razıyım, yemezsem tatlı olur. Salı yazarım, eğer ölmezsem.
Image
Künye
► Show Spoiler

Profil
► Show Spoiler

Teknikler
► Show Spoiler

Ekipmanlar/Eşyalar
► Show Spoiler
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”