[Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Gizli Kütüphane'nin tozlu raflarındaki unutulmuş hikayeler.
User avatar
Seiko Aren
Posts: 32
Joined: January 24th, 2019, 3:39 am

[Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by Seiko Aren » July 18th, 2019, 12:44 am

Adını bile anmak istemediğim lanet mağarada geçirdiğim bana sonsuzluk gibi gelen süreçten sonra ne İto ne ben hiçbir şey elde edememiştik sadece kendi götümüzü kurtarmakla kalmıştık bunun üzerine işleri daha fazla zorlamayıp kaya ülkesindeki yakın bir kasabadaki sıradan bir handa kısa bir süre dinlendikten hemen sonra kaya ülkesini terk etmek üzere yola koyulmuştum.

Amacım Yağmur Ülkesi ’ne gitmekti çünkü Amegakure yönetiminin başına ödül, daha doğrusu “çok büyük bir ödül” koyduğu Hokuto adlı bir adam ve Eski Suwa nehir yatağı yakınlarında saklandığıyla alakalı söylentiler duymuştum. Çok büyük bir ödül deniyordu ve ben de bu ödülün harbiden büyük olmasını beklerken aynı zamanda herifin başına böyle bir ödül konulmasını hak edecek bir mahluk olmasını diliyordum. Güçlü kimselerle dövüşmenin beni güçlendireceğine inanırdım hep, hala da inanıyorum bu yüzden boşa geçtiğini hissettiğim… hayır, kesinlikle boşa geçen mağara keşfi sekansı ve ona ayırdığım değerli zamanımı bu Hokuto denen adamla çarpışarak telafi edebilirim diye düşünüyordum. Her şey bir kenara paraya da ihtiyacım vardı. Şu anda ise Güneş anlımın çatına vururken yürüyorum ve bir yandan da bunları düşünüyorum.

Günbatımı yaklaşırken aklıma İto geliyor. Benimle aynı köyden kaçmış bir tanıdık, bir yoldaş olarak ve belki de bir arkadaş olarak saygı duysam da mağaralarda yaşadıklarımızı ve israf edilen zamanı hatırlayınca sövmeden edemiyorum. Yaşanan her şey belki de onun suçu değildi ama ben yine de tek başıma devam etmeye karar verdim. Her zaman olduğu gibi tek başıma savaşacaktım zaten birlikte savaştığım insanlarla hiçbir zaman anlaşamamışımdır yani en iyisi tek takılmamdı her halde.

Alnıma vuran Güneş ışınları yok olup hafif bir esinti şakalarıma vurmaya başlayınca düşüncelerden sıyrılıp bir süre esintinin rahatlığına kapılıyorum ve adımlarımı fazlasıyla yavaşlatıyorum. Göklerinde ötesindeki devasa parlak küre yerini sonsuz karanlığa bırakırken gökyüzüne gerilmiş berrak, simsiyah kubbenin ardındaki yıldızlar göz kırpmaya başlıyor ve bu karanlığın içinde bambaşka bir diyara gitmeye çalışan kanunsuz shinobi, yani ben, yorgunluğa dayanamayıp kendini yol kenarındaki çimlerin üzerine bırakıyor.

Yıldızların parlayıp sönmesini adeta hipnotize olmuş bir şekilde izlerken aklım yine düşüncelerle doluyor. Köyünden kaçmış efendisiz bir savaşçı, bir kaçak… “kaçak bir shinobi olarak hala bu tür şeylerin keyfini çıkartabilirim her halde, değil mi?“ diye fısıldayarak soruyorum beni pek de dinliyor gibi durmayan yıldızlara ve tabi cevap alamıyorum. “Bir yerlerde, ölenlerin göklerde parlak bir yıldıza dönüştüğünü duymuştum, acaba o da mı göklerde bir yıldız oldu ve şuanda oğlunu izliyor?” Diye cevap alamayacağım bir soru ile daha sorguluyorum gökyüzünü ve hemen ardından aklımda bir soru daha beliriyor, bu sefer kendime yöneltiyorum bu soruyu. "Yanımızda olmadığı için Guren’i suçlayıp durdum ama acaba o zamanlar daha güçlü olsam onu tedavi ettirebilir miydim?" Aklımda beliren bu soruya fazla takılmıyorum çünkü cevabı bariz. Nasıl olursa ve ne olursa olsun güçleneceğim ve kendi istediğim gibi öleceğim, sonum ne annem gibi olacak, ne de babam gibi hiçliğe karışacağım.

Uyuklamaya başlayınca “iyi değil” diye mırıldanıyorum kendi kendime ve uyuya kalmadan harekete geçmek üzere ayağa fırlıyorum. Gece hareket etmek rahatsız eden bir Güneş olmadığı için daha kolay diye düşünüyorum ve zaten birkaç saatimi burada harcadığım için daha fazla zaman harcamak da istemiyorum o yüzden oyalanmadan tekrar yürümeye koyuluyorum.

Kendimi düşüncelere içinde kaybettiğim belirsiz bir zamanın sonunda kafama birer, ikişer düşen yağmur damlaları kendime gelmemi sağlıyor ve yılın her zamanı yağmur yağan, bilinmezliklerle dolu Yağmur Ülkesine girdiğimi anlıyorum.

Yağmur beni derin düşüncelerden çekiyor ve kafamı berraklaştırıyor. Hiçbir şeyle zaman kaybetmeden Hokuto’nun civarında saklandığı söylenilen nehir yatağına doğru gitmek üzere harekete geçiyorum.

Fazla araştırma yapmama gerek kalmaz diye umuyorum ve Hokuto’nun beni hayal kırıklığına uğratmasını da istemiyorum, -yüzümde manyak bir sırıtış oluşuyor- en azından biraz aksiyon olsun şimdilik o da olur diye geçiriyorum aklımdan ve yüzümdeki ifadeyi toparlıyorum.
Image
- SO AS I PRAY -
Künye
İsim: Seiko Aren
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 6.500
Prestij: 0
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Güç istiyorum
Rahat yaşamak için güçlenmek istemiş, shinobi olmuş ancak daha sonra bu değişmiştir. Güçlü olmak için güç istemektedir. Güçlü bir shinobi olmayı istemektedir. Bir şey uğruna güç istememekte sadece güçlenmek istemektedir. Bu güç arayışında onu en güçlü shinobi olmak bile tatmin edemez.
Komplikasyon
Gergin Sinirler
Genel olarak sinirli biridir. Derdini anlatamazsa sinirlenebilir ve bu sebeple bir dakika önce dost olmak istediği kişiyle düşman olup ölümüne kavga edebilir. Bir şeyi başaramadığında veya biriyle zıtlaştığında çabucak sinirlenir.
Özellikler
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 6
Kondisyon: 4
Potansiyel: 10
Varlık: 1
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 3 FAV
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Jutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Chakra Hapı ( İyi Kalite )
Yemek Hapı ( Normal Kalite) x3
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by GM - Naruto » July 27th, 2019, 7:10 pm

Bastıran uykunu def etmeye çalışarak uzanmış olduğun çimenlerden kalkıyor ve ilerlemeye başlıyorsun. Gündüzün, sıcaklık olarak geceden çok kalır yanı olmasa da kış mevsiminin sonuçlarını en çok bu vakitlerde hissediyorsun. Serin hava yer yer esen bir rüzgarla iliklerine işliyor, burnunu ve kulaklarını acıtarak yolculuğuna eşlik ediyor. Yolculuğun sakin, fakat yolun uzun. Yüzüne çarpan şey rüzgardan yağmura evrildiği anlarda da gece karanlığı yavaştan geri çekilmeye başlıyor.

Ortalık yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor, sen ilerledikçe de hissettiğin yağmur damlalarının sayısı aydınlıkla doğru orantıda artmaya başlıyor. Çok geçmeden de tüm kıyafetlerin havadan nasibini alıyor. Ayaklarının altında, toprağın iyice yumuşamaya başladığını hissedebiliyorsun. Yer yer ayakkabılarını silkelemek için duraksıyorsun, bazen de şiddeti anlık artan yağmurdan sakınacak bir ağaç arıyorsun. Çok uzaklardan gelen, yankısı yağmur sesine karışan kuş seslerinden başka bir yaşam belirtisi yok etrafında: Uzaktan kuzeybatı yönünde seçebildiğin bir ormanı saymazsan tabi. Etrafındaki ağaçlar orman yönünde gittikçe sıklaşıyor, ve sonunda birlik oluyorlar. Duyduklarına göre aradığın nehir yatağı bu ormanın ötesinde, bu sebepten ötürü orman yönünde yardırıyor ve beş on dakikalık çamurlu deparın sonrasında içine dalıyor, ilerliyorsun.

Ormanın dokusu, doğal bir şemsiye görevi üstlenmeye başlasa da hava şartları hala çok belirgin senin için. Yine de yağmurun şiddetinin kısmen azalması seni biraz rahatlatıyor. Yerdeki bitkiler ve kökler nedeniyle iyice engebeli bir hal almış olan zeminde ilerlemeye başlıyorsun, bazen ise daldan dala atlamayı tercih ediyorsun ağaç yapıları el verdikçe. Yine de tempon ormana girmeden önceki hızına göre yavaşlıyor, bir bilemedin iki saatini de bu ormanda geçiriyorsun. Ağaçların sıklığı azalmaya başladığı vakit ormanın ötesine yaklaştığını anlıyorsun. Göğün aydınlığı daha belirgin bir hale geliyor ve açıklığa yaklaştıkça gözlerini çok hafif acıtıyor. Son bir kaç ağacı da geride bırakıp etrafı inceleyebileceğin bir yere ulaştığında çoktan alışmış oluyorsun ama güneşin tamamen doğmuş olmasına. Zaten göğü sarmış olan gri bulutlar, bir filtre misali gücünü bir hayli azaltmış durumda güneş ışıklarının. Tahminlerine göre bir bir buçuk saat sonra güneş en tepende olacak, artık o da seni ne kadar ısıtırsa.

Bulunduğun açıklıktan yağmur el verdiği kadarıyla etrafını incelemeye başlıyorsun. Bir kaç adım ileriden sonra ayaklarının altındaki zemin, bir on on beş derecelik açıyla eğim kazanıyor aşağıya doğru. Eğimin başladığı noktadan tekrar düzlüğe ulaştığı yere kadar olan mesafe kuş uçuşu bir beş yüz metre kadar falan vardır gibi görünüyor. Bu eğim, kabaca dairesel bir ovada sonlanıyor. Ovanın diğer kenar kısımlarında da bu eğimi görüyorsun, yani ova resmen bir tabağın zemini gibi çöküntünün içerisinde duruyor.

Tüm bu detayların daha da ötesinde, sağ taraflarda Ishigakure'de kalmış dağları seçebiliyorsun. Bunların biraz soluna doğru da Kaya Ülkesi'nin dağları daha heybetli bir şekilde görünmekte. Arkanda bıraktığın orman var iken, karşında da bir başka orman var. Fakat bu çok uzakta ve aşağıdaki ovanın taa karşı kısmındaki eğimde, yani en sonunda. Hayal meyal seçilen bir orman. İçerisinden kıvrıla kıvrıla gelen nehir yatağını seçebiliyorsun. Bu nehir yatağı ise ormandan çıkıp ovanın ortalarına doğru gelirken dallanıp budaklanıyor, kılcal damar gibi etrafından çıkmış ufak çaylarla ovanın çeşitli noktalarına ulaşıyor.

Kolları takip eden kafan ovanın etrafındaki diğer yapıları seçmeye başlıyor. Etrafa rastgele saçılmış ağaçları kesiyor gözlerin, ardından pirinç tarlalarını fark ediyorsun uzaklarda. İlk gördüğün pirinç tarlasının yakınlarındaki yerleşim yeri dikkatini daha çok çekiyor; görebildiğin kadarıyla beş altı adet ev bir arada bulunmakta. Kafanı çevirip ovayı tekrar taradığında bunun gibi hane gruplarının etrafa düzensiz bir şekilde dağıldığını fark edebiliyorsun. Birbirlerinden bağımsız kurulmuş gibiler ve bu küçük kasabalardaki ev sayısı beş altıyı geçmiyor. Bu grupların toplam sayısı da görebildiğin kadarıyla altı.

Bir tanesi o uzaklarda gördüğün ormanın yakınlarına kurulmuş, bir tanesini ise sağında kalan pirinç tarlalarının yakınında görmüştün. Bir başkası, bu sefer sol tarafında kalan ve nispeten daha uzak bir tarlanın yakınında. Çayı da tarlaları da sırtına almış, kendisine yüz yüz elli metre uzaklıkta olan bir başka gruba bakıyor. Bu grup da bir başka çayı kendisine siper etmiş durumda. Kalan ikisi daha ortalara kurulu, fakat aralarında epey bir mesafe var ve ikisi de kendisine bir çay seçmiş gibi görünüyor.

Evlerin kimisinin bacası tütüyor, kimisinden ise insanların çıktığı ufak ufak seçilebiliyor. Net görünüyor olmasalar da hareketlerinde bir telaş olmadığını anlayabiliyorsun, günlük işlerine bakıyorlar gibi. Kasabalar etrafa rastgele dizilmiş olsalar da hepsinin sana olan uzaklığının aynı süreyi alacağını düşünüyorsun, gerek önündeki uzun ve eğimli yol nedeniyle, gerek ise hava ve zemin şartları yüzünden.
Off Topic
Cynic ile keyifli kaçaklıklara hoş geldiniz. Her türlü sıkıntıda bana ulaşabilirsiniz.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Seiko Aren
Posts: 32
Joined: January 24th, 2019, 3:39 am

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by Seiko Aren » July 31st, 2019, 12:55 am

Zaman zaman artan ve azalan ama hiç durmayan yağmurun altında arda sırada duraklayarak adım adım hedefime doğru yürüyorum. İleride, ağaçların sıklaşmaya başladığı kuzeybatı yönünde bir orman gözüme ilişiyor. Aradığım nehir yatağını bu ormanın hemen ötesinde bulacağımı duyduğum için zaman kaybetmeden, hızlı bir şekilde, çamura bata çıka ilerliyorum ve kısa sürede ormana ulaşıyorum.

Ormanın dokusunun, yağmurun şiddetini kısmen azaltması beni biraz rahatlatıyor. Çeşitli sebeplerden dolayı yürümeyi zorlaştıran zeminde veya ağaçların şekli el verdikçe, bir daldan diğerine atlayarak ilerlemeye devam ediyorum ancak ormana girmeden öncekine kıyasla da hız kaybettiğimin farkındayım. Bir iki saat sonra ağaçların sıklığı azaldığı zaman ormanın diğer tarafına yaklaştığımı fark ediyorum. Açığa çıkan gökyüzünden yayılan ve gözümü biraz olsun acıtan ışığı fazla umursamadan geriye kalan ağaçları da geçiyorum ve etrafı inceleyebileceğim bir yere ulaşıyorum. Bu safhada gözüm doğan güneşe alışmış durumda zaten göğü sarmış olan gri bulutlar da güneş ışığının gücünü bayağı bir azaltmakta. Tahminen bir buçuk saat sonra güneş tam tepeye ulaşacak ancak bunun bile şu anki durumu pek değiştireceğini zannetmiyorum.

Etrafı incelemek için attığım bir iki adımdan sonra ayağımın altındaki zemin hafif bir eğim ile aşağıya doğru ilerlemeye başlıyor. Eğim bu noktadan yaklaşık beş yüz metre sonra son buluyor ve düzlüğe dönüşüyor. Eğimin bittiği noktadaki düzlük, dairesel yapıda bir ovaya benziyor ayrıca bu ovanın her yönünden aynı şekilde bir eğimin indiğini görüyorum.

Ova haricinde uzaklarda, sağ tarafımda, Ishigakure’de bulunan dağları ve onun biraz solunda da Kaya Ülkesi’nin dağlarını görebiliyorum. Arkamdaki ormandan başka, ovanın diğer tarafında bulunan eğimde, bana epey bir uzak başka bir orman da az çok seçilebiliyor durduğum yerden. Bu ormanın içinden kıvrılarak gelen nehir yatağı ise ovaya kadar ulaşıyor, bir ağacın kökleri gibi parçalara ayrılıyor ve etrafından çıkan küçük çaylarla ovanın çeşitli yerlerine dağılıyor.

Nehir yatağının kollarını takip ederken ovanın etrafındaki yapıları fark etmeye başlıyorum. Etrafa rastgele saçılmış ağaçlar ve uzaklardaki pirinç tarlaları… Sonra gözüme ilk takılan pirinç tarlasının etrafında bir yerleşim yeri görüyorum. Burada aşağı yukarı beş altı tane ev bir arada bulunuyor daha sonra odağımı biraz genişletince ovanın tamamında bunun gibi, rastgele dağılmış yerleşim yerlerini seçebiliyorum ayrıca bunlardan altı tane olduğunu zannediyorum.

Ovanın diğer tarafındaki ormanın yakınlarına kurulmuş bir tane var. Sağımda kalan pirinç tarlalarının yakınında az önce gördüğüm yerleşim yeri var. Sol tarafımda kalan ve nispeten daha uzak bir tarlanın yakınında çayı da tarlaları da arkasına almış bir tane var ve kendisine yüz, yüz elli metre uzaklıkta olan bir başka gruba bakıyor. Bu grubun önünde de siper olmuş başka bir çay bulunmakta. Kalan ikisi ovanın daha orta kısımlarına kurulmuş, fakat aralarında epey bir mesafe var ikisinin de kendine ait birer çayı var.

Ovanın çeşitli yerlerine dağılmış bu yerleşim yerlerinde insanlar günlük rutinlerinde devam ediyorlarmış gibi görünüyorlar. O buralarda bir yerlerde olmalı, önce bu evleri kontrol etmeliyim hiç yoksa bu insanlardan biri “Hokuto” ismini duymuş olabilir diye düşünüyorum. Araştırmaya en sağdaki, ilk gördüğüm pirinç tarlasının yanındaki gruptan başlamaya kara veriyorum ve oyalanmadan harekete geçiyorum.
Image
- SO AS I PRAY -
Künye
İsim: Seiko Aren
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 6.500
Prestij: 0
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Güç istiyorum
Rahat yaşamak için güçlenmek istemiş, shinobi olmuş ancak daha sonra bu değişmiştir. Güçlü olmak için güç istemektedir. Güçlü bir shinobi olmayı istemektedir. Bir şey uğruna güç istememekte sadece güçlenmek istemektedir. Bu güç arayışında onu en güçlü shinobi olmak bile tatmin edemez.
Komplikasyon
Gergin Sinirler
Genel olarak sinirli biridir. Derdini anlatamazsa sinirlenebilir ve bu sebeple bir dakika önce dost olmak istediği kişiyle düşman olup ölümüne kavga edebilir. Bir şeyi başaramadığında veya biriyle zıtlaştığında çabucak sinirlenir.
Özellikler
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 6
Kondisyon: 4
Potansiyel: 10
Varlık: 1
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 3 FAV
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Jutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Chakra Hapı ( İyi Kalite )
Yemek Hapı ( Normal Kalite) x3
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by GM - Naruto » August 4th, 2019, 10:47 pm

Önündeki eğimli zemini yavaş ve dikkatli adımlarla aşmaya başlıyorsun.

Başlarda cıvık toprakta aşağı doğru iniyor olmak biraz zorluyor seni. İlk bir kaç adımın pek güven verici olmayıp seni biraz kaydırsa da çok süre geçmeden adapte oluyorsun bu duruma da. Kendine bir tempo tutturuyorsun, yaklaşık yarım saat süren iniş serüvenini tamamlıyorsun kazasız belasız bir şekilde. Bir yirmi dakikan da hedeflediğin ev grubuna ilerlemekle geçiyor: Senin sağ tarafında kalan, pirinç tarlalarının yanına kurulmuş yerleşke.

Sen ilerledikçe zemin düzgünleşiyor, yürümek kolaylaşıyor. Kendi halinde takılan bir kaç yalnız ağacın yanından geçiyorsun, bir süre sonra da yolunu tahta çitler çevrelemeye başlıyor. Çevren daha derli toplu bir hal almaya başlıyor. Salt doğa yerine insan eliyle daha yaşanır hale getirilmiş alanlar sarmaya başlıyor etrafını. Daha büyük çitlerle çevrelenmiş, içinde çeşitli kış sebzelerini seçebildiğin çok ufak bir bahçenin yanından geçiyorsun ve yerleşkeye resmen giriş yapıyorsun.

Evler Yağmur Ülkesi'nin geneline nazaran daha geleneksel yapıda bu bölgede. Tasarımlarında ahşap bolca kullanılmış fakat çatıları kiremitten. Tüm evlerde ortak olan bir başka şey ise, hepsinin çatısının önünden bir veranda çekilmiş olması. Bu veranda kimisinde muşambadan, kimisinde ise girintili çıkıntılı bir metalden. Özellikle metal olanlar sağolsun, yağmurun şiddeti artmasa da gürültüsü bir hayli hissedilir hale geliyor. Fakat sen yürüdükçe kulağını buna da alıştırıyorsun, karşılıklı üçer evin arasındaki yolda ilerlemeye devam ediyorsun.

Evlerin her birinin arasında hatrı sayılır bir mesafe var. Bu ufak yerleşkede bir arada yaşıyor olsalar da, özel alan da seçmiş haneler kendilerine, belli. Kimisi evinin yanına ilk gördüğünki gibi bahçe dikmiş, kimisi ise bir veranda daha gererek oturacak alan oluşturmuş. İki yaşlı kadın görüyorsun mesela solundaki ilk ev ile ikincisi arasında oturan. Patır patır ses çıkaran verandanın altında hararetlice muhabbet ediyorlar. Seni gördüklerinde şöyle bir baksalar da muhabbetleri daha önemli geliyor, konuşmaya geri dönüyorlar. Bir tanesi elinde ufak bir krem tüpü sallayıp duruyor diğerine doğru.

Sağ tarafındaki evlerin sonuncusundan çıkan birileri, dikkatini teyzelerden alıyor. Kafasında geniş çaplı bir bambu şapkayla, orta yaşlarının sonunda uzun boylu bir adam çıkıyor bu evden. Çıkmadan evvel şapkasıyla uğraşıp evdekilere laf yetiştirmekle oyalanıyor biraz. Ardından yola çıkıp sana doğru yürümeye başlıyor. Dikkatini yola verdiği anda ilk gördüğü şey sen olduğun için hafiften bir şaşırıyor. Sonuçta bu ufak yerleşkede tanınmayan birisin. Ardından, ikinizi de şöyle hafiften bir zıplatacak bir an yaşanıyor.

Tam senin solundaki evde ufak bir cümbüş kopuyor. Bir kadının bağırtısına çocuk sesleri karışıyor ve evden bir köpek yavrusu ışık hızıyla fırlıyor. Önünüze atlayıp sizi umursamadan basıp giderken iki de çocuk fırlıyor evden, köpeğin peşinden koşmaya başlıyorlar. Annelerinden kaçıyor da olabilirler pek tabii, zira bir kadın pencereyi hızlıca açıp beline kadar camdan sarkıyor ve çocuklara doğru ahşap bir tabak fırlatıyor. Bağırıyor, çağırıyor.

Karşındaki adam olayın şokuyla bir adım geriye sıçrasa da postürünü hızlıca düzeltiyor. Kafasını sağa sola sallayıp seslice gülerek yolunda ilerlemeye, sana doğru gelmeye devam ediyor. Solundaki kadın ise içeri geri giriyor fakat pencereyi kapatmadığı için hala görülebilir bir durumda. Pencerenin önündeki tezgahta bir şeyler doğramakla meşgul, ufaktan da mırıldanıp söyleniyor sanki. Teyzeler ise kadının bulunduğu ev ile arkanda kalan ilk ev arasındaki boşlukta oturmakta. Onlar da aynı şekilde sol tarafında kalıyorlar. Tüm bunların dışında çocuklar sizden epey uzaklaşmış durumda. Pirinç tarlalarına doğru koşturuyorlar hala.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Seiko Aren
Posts: 32
Joined: January 24th, 2019, 3:39 am

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by Seiko Aren » August 9th, 2019, 4:40 pm

Eğimin başladığı yerden adımlamaya başlıyorum. Sürekli yağan yağmurdan dolayı cıvık cıvık olan eğimli zeminde attığım ilk adımlarda bir miktar kayıyorum ancak hemen ardından dengemi sağlıyorum ve duruma alışıyorum. Belirli bir tempoda yaklaşık yarım saatimi alan iniş faslından sonra da önceden hedeflediğim gibi en sağımda bulunan yerleşkeye doğru ilerliyorum ve bu da bir yirmi dakikamı falan alıyor.

Ovaya dağılmış bazı ağaçların yanından geçiyorum daha sonra etrafım çitlerle çevrilmeye başlıyor ve belirli bir düzen alan doğa yerini yavaşça yerleşkenin beşeri unsurlarına bırakıyor. Yoluma devam ediyorum ve en son yanından geçtiğim, büyükçe çitlerle çevrelenmiş bahçeden sonra yerleşkeye varmış oluyorum.

Etrafımda karşılıklı üçer tane ev var ve aralarındaki mesafe de oldukça çok ayrıca evler de Yağmur Ülkesinin geneline göre daha gelenekseller. Çoğunlukla ahşaptan yapılmışlar ancak çatıları kiremitten ayrıca her evin çatısının önünde, muşamba veya metalden yapılmış bir veranda var.

Uzaktan bakınca bir grup olarak görünse de herkes kendine bir yaşama alanı seçmiş. Bunu evlerin arasındaki mesafeden anlamak mümkün. Bazı evlerin yanında bahçesi var ve bazılarının ise verandaları diğerlerine kıyasla daha geniş veya uzun.

Solumdaki ilk ve ikinci evin arasında oturan iki yaşlı kadın görüyorum. Yağmurun gürültüsünü misliyle yansıtan bir verandanın altında hararetle muhabbet ediyorlar ve bir tanesi elindeki ufak krem tüpünü diğerine doğru sallayıp duruyor. Beni fark ettiklerinde bir anlığına bana baksalar da hemen konuşmalarına geri dönüyorlar.

Sağ tarafımdaki evlerin sonuncusundan, kafasında geniş çaplı bambu şapkası olan bir adam çıkıyor. Evden çıkan adam orta yaşlarının sonunda ve uzun boylu. Şapkasıyla ve evdekilere laf yetiştirmekle oylandıktan sonra yola çıkıp bana doğru yürümeye başlıyor. Yolda beni görünce doğal olarak şaşırıyor çünkü böyle ufak bir yerleşkede tanımadığı bir insanım.

Solumdaki evden ansızın bir gürültü kopuyor. Bir kadının bağırtısına çocuk sesleri karışıyor ardından evden bir köpek yavrusunun ışık hızıyla fırladığını görüyorum. Evden iki tane de çocuk fırlıyor ve önümden geçip giden köpeğin peşinden koşmaya başlıyorlar. Sonrasında bir kadın, bağırıp çağırarak evin penceresinden sarkıyor ve çocukların arkasından ahşap bir tabak fırlatıyor.

Biraz önce evden yola çıkan adam olayın şokuyla bir adım geriye sıçrasa da hemen duruşunu düzeltiyor. Kafasını sağa sola sallayıp sesli gülerek bana doğru gelmeye devam ediyor.

Ben de olayı komik bulmuşum gibi yüzüme bir gülümseme yerleştirdikten sonra adama doğru yürümeye başlıyorum. Önce, az önceki olaydan yararlanıp bir konuşma başlatmayı düşünüyorum sonra da laf arasında Hokuto söylentisini sormayı planlıyorum. Yürürken, tamamen yabancı olduğun biriyle nasıl konuşma başlatılır acaba diye düşünüyorum kendi kendime. Gülümsememi hafif genişleterek “Burası hep böyle gürültülü müdür?” diye konuşmaya başlamayı daha sonra da “Buradaki yerleşim yerlerinin kafa dinlemek için birebir olduğunu duymuştum oysa ki” diyerek devam etmeyi düşünüyorum. Daha sonra ne diyeceğimi de muhabbetin gidişatına göre karar verecektim artık.
Image
- SO AS I PRAY -
Künye
İsim: Seiko Aren
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 6.500
Prestij: 0
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Güç istiyorum
Rahat yaşamak için güçlenmek istemiş, shinobi olmuş ancak daha sonra bu değişmiştir. Güçlü olmak için güç istemektedir. Güçlü bir shinobi olmayı istemektedir. Bir şey uğruna güç istememekte sadece güçlenmek istemektedir. Bu güç arayışında onu en güçlü shinobi olmak bile tatmin edemez.
Komplikasyon
Gergin Sinirler
Genel olarak sinirli biridir. Derdini anlatamazsa sinirlenebilir ve bu sebeple bir dakika önce dost olmak istediği kişiyle düşman olup ölümüne kavga edebilir. Bir şeyi başaramadığında veya biriyle zıtlaştığında çabucak sinirlenir.
Özellikler
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 6
Kondisyon: 4
Potansiyel: 10
Varlık: 1
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 3 FAV
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Jutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Chakra Hapı ( İyi Kalite )
Yemek Hapı ( Normal Kalite) x3
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by GM - Naruto » August 10th, 2019, 6:19 pm

Adamla aranızdaki mesafe iyice azalıyor. O sana yaklaştıkça karakteristik özelliklerini de seçebilmeye başlıyorsun. Omzuna ancak ulaşan kahverengi saçlarını ense hizasında toplamış, alnının iki yanından ise birer ince perçemin sarkmasına izin vermiş. Özellikle favorilerinde ve alnındaki saçlarda rengin epey bir grilenmiş olduğunu görebiliyorsun. Suratında ise gözlerinin altına yerleşmiş koyu kahverengi, belirgin çizgiler var. Aynı şekilde ağzının kenarında da, özellikle konuştuğunda beliren kırışıklıklar mevcut. Muhtemelen 48-49 yaşlarında bir adam olmalı diye düşünüyorsun. Üzerine muşambamsı yapıda bir kumaştan, onu yağmurdan koruduğunu tahmin ettiğin bol bir pelerin geçirmiş, kafasındaki geniş bambu şapkayı ise zaten görmüştün. Altında da yer yer yamalı bol bir pantolon ile oldukça pis, dizinin az aşağısında biten yağmur botları var. Pantolonunun paçalarını bunlara sokuşturmuş.

Normalde sen ses etmesen yanından geçip gidecek gibi bir hali var. Adam kafasını indirmiş yürümeye devam ederken iyice yaklaştığında lafa giriyorsun. "Hı?" diye bir şaşırıyor tekrardan, bakışlarını kaldırıp sana bakıyor yürüyüşünü sonlandırarak. Sanki onla muhattap olacağını çok tahmin etmemiş gibi, kaşları da kalkık bir biçimde dinliyor seni. Konuşman bittiğinde ise dudaklarını şöyle bir kıvırıp havaya bakmaya başlıyor, bir şeyler düşünürmüş gibi.

"Eeee..." diye lafa giriyor bir ya da iki saniye sonrasında, çenesini kaşımaya başlıyor. Bakışları tekrar sende, "Gürültüden ne kastettiğine göre değişir aslında." diyor gülümseyerek. "Bence yeterince sakin."

Adam karşında durmaya devam ediyor. Kıpır kıpır değil ancak devam etmezsen de çekip gidecekmiş gibi. Suratında nezaketen bir gülümseme ve merak dolu bakışlar var. Yanınızdan ise kadının doğradığı şeylerin sesi gelmeye devam ediyor. Ara ara sizi kestiğini ve bunu saklamaya çalışmadığını hissedebiliyorsun. Kısacası oldukça rahat davranıyor her ikisi de.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Seiko Aren
Posts: 32
Joined: January 24th, 2019, 3:39 am

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by Seiko Aren » August 10th, 2019, 9:18 pm

Bambu şapkalı adamla birbirimize yaklaştıkça adamın kılık kıyafetini ve suratını daha net görüyorum. Ense hizasında topladığı kahverengi saçları omzuna kadar uzanıyor ve de alnının iki yanından birer parça sarkıyor ayrıca alnından sarkan bu saçlarda ve özellikle favorilerinde saçının rengi iyice griye dönmüş. Suratına odaklanınca gözlerinin altında bulunan koyu kahverengi, belirgin çizgileri ve ağzının kenarındaki kırışıklıkları fark ediyorum. Muhtemelen 48-49 yaşlarında olmalı. Muşambayı andıran bir kumaştan yapılmış yağmurluk benzeri bol bir pelerin geçirmiş üzerine, altına ise kirli görünen yağmur botlarının içine sokuşturduğu yamalı bol bir pantolon giymiş.

Adam kafasını indirmiş yürümeye devem ediyor, seslenmesem sanki yanımdan geçip gidecekmiş gibi görünüyor. İyice yaklaştığında konuşmaya başlıyorum, buna karşın önce “Hı?” diyerek ufaktan bir şaşırıyor sonra durup bana bakıyor. Söylediklerimi kaşları havada dinledikten sonra dudaklarını kıvırıp havaya bakmaya başlıyor sanki bir şeyler düşünüyormuş gibi.

İki cümle ile bana karşılık veriyor ve karşımda durmaya devam ediyor. Acelesi varmış gibi durmuyor ama konuşmaya devam etmezsem de yoluna gideceğini düşünüyorum. Yanımızdaki evden, kadının doğradığı şeylerin sesi gelmeye devam ediyor ayrıca arada bir hiç gizlemeden bizi dikizlediğini fark ediyorum. Adamın ise suratında nezaketen bir gülümseme ve merak dolu bakışlar var. Ben hariç herkes çok rahat gibi anlaşılan. Eskiden beri insanlarla konuşurken rahat olamamışımdır.

Bir iki saniye düşündükten sonra, sesimin net çıkmasına özen göstererek “Aslında haklısın, düşününce burası gördüğüm birçok yerden daha sakin -daha ciddi bir yüz ifadesine geçerek- ama öyle kalacak mı acaba?” diye sorduktan ve etrafı şöyle bir taradıktan sonra sesimi biraz alçaltarak “Söylentilere göre Amegakure yönetiminin başına büyük bir ödül koyduğu Hokuto adında bir adam buralarda saklanıyormuş.” şeklinde duyduğum söylentiden bahsedip, son olarak da “Sen de duydun bu söylentileri? Eğer doğruysa onun peşindeki kimselerin bölgedeki sakinliği iyi etkileyeceğini sanmıyorum” dedikten sonra adamın diyeceklerini beklemeye karar verdim.
Image
- SO AS I PRAY -
Künye
İsim: Seiko Aren
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 6.500
Prestij: 0
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Güç istiyorum
Rahat yaşamak için güçlenmek istemiş, shinobi olmuş ancak daha sonra bu değişmiştir. Güçlü olmak için güç istemektedir. Güçlü bir shinobi olmayı istemektedir. Bir şey uğruna güç istememekte sadece güçlenmek istemektedir. Bu güç arayışında onu en güçlü shinobi olmak bile tatmin edemez.
Komplikasyon
Gergin Sinirler
Genel olarak sinirli biridir. Derdini anlatamazsa sinirlenebilir ve bu sebeple bir dakika önce dost olmak istediği kişiyle düşman olup ölümüne kavga edebilir. Bir şeyi başaramadığında veya biriyle zıtlaştığında çabucak sinirlenir.
Özellikler
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 6
Kondisyon: 4
Potansiyel: 10
Varlık: 1
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 3 FAV
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Jutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Chakra Hapı ( İyi Kalite )
Yemek Hapı ( Normal Kalite) x3
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by GM - Naruto » August 11th, 2019, 12:01 am

İlk cümlen ile adamın gülümsemesi biraz daha genişliyor. "Öyle... Öyle." diye mırıldanarak kafasını sallamaya başlıyor. Fakat ciddileşip sesini alçalttığın anda, adamın iyice genişleyen gülümsemesi donup kalıyor. Sen konuştukça dudakları daha düz bir hal alıp, daha da rahatsızlaşıyor. Bir kaşı da epey bir yukarı kalkmaya başlıyor. Araya tekrar girmeden, veya bir hareket etmeden dinliyor seni. Lafını bitirdiğinde hiç de hoşnut kalmadığını görebiliyorsun suratından.

Kadından gelen sesler de yavaşlıyor, fakat tamamen durmuyor. Sesini alçalttığın için ilk cümlen haricindekileri duymadığına az çok eminsin. Sakinliğin aynı kalıp kalmayacağını merak ettiğin cümlenden itibaren yani. Gözleri ise hala üzerinizde.

Adamın kalkık tek kaşı iniyor bir iki saniye sonra, çatık bir hal alıyor. Fazla sert veya öfkeli bir çatış değil ama bu. Önce kafasını sağa sola sallıyor bir, "Hayır." diyerek. Ardından ellerini pelerininin ceplerine sokuyor ve "Öyle bir şey duymadım." diyor. "Buraya yakınlarımızdan başka gelen giden olmaz zaten."

Yavaş adımlarla ilerlemeye başlıyor, aranızdaki mesafe tamamen kapanıp yanından geçtiği sırada ise "İyi günler dilerim." diyor. İfadesiz, ne düşündüğünü kestiremediğin bir ses tonu mevcut. Adamın hareketlenmesiyle birlikte kadından gelen sesler de eski ritmine ulaşıyor. Bir kaç saniye daha bir şeyler doğrayıp, tencere tavalarla uğraşmaya başlıyor gürültülü bir şekilde. Bakışlarının üzerinizden çekildiğini hissedebiliyorsun.

Bununla beraber, amacına giden yola resmen çıktığını da biliyorsun. Eğer bir şeyler öğrenmek istiyorsan epeyce uğraşman gerekiyor gibi görünüyor.


Eski Suwa Nehir Yatağı

Image

Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Seiko Aren
Posts: 32
Joined: January 24th, 2019, 3:39 am

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by Seiko Aren » August 12th, 2019, 12:03 am

Adam beni sessiz ve bir o kadar da rahatsız bir şekilde dinliyor. Suratından ve beni dinlerken ki tavırlarından anlıyorum ki söylediklerimden hoşlanmamış. Kadından gelen sesler ise sanki dediklerimi duymaya çalışıyormuş gibi yavaşlıyor ancak duymasını istemediğim yerleri duyamadığından az çok eminim. Kadının işine odaklanmak yerine bizi izlemeye devam ettiğinin de farkındayım.

Öfkeli bir hali olmayan hafif çatık kaşlarla söylentiyi duymadığını ve buraya buradakilerin yakınlarından başka gelenin gidenin olmadığını söylüyor. Yine de beni dinlerken ve cevap verirken takındığı tavır ve yüz ifadelerinden dolayı cevabına pek güvenemiyorum. Cevabına güvenemiyorum ancak yapabileceğim bir şey de yok adamı sokak ortasında kaçırıp konuşturtamam ya.

Yavaşça ilerliyor ve tam yanımdan geçerken ifadesiz bir ses tonuyla iyi günler diliyor. Ben de hemen ardından “İyi günler.” desem de beni duydu mu duymadı mı emin değilim. Kadın, adamın harekete geçmesi ile eski ritmine geri dönüyor ve bir süre sonra gürültülü bir şekilde kap kacak ile uğraşmaya başlıyor.

Yağmurun altında sağımdaki evden gelen gürültülerin eşliğinde şimdi ne yapacağımı düşünürken aklıma az önceki adama adını sormayı unuttuğum geliyor. Benim aradığım adam hakkında bildiğim tek şey adının Hokuto olması. Peki ya Hokuto, az önce konuştuğum bu adamsa ve hakkındaki söylentileri duyunca bir şey bilmiyormuş gibi davranıp uzaklaştıysa... Kulağa komplo teorisi gibi geliyor ancak doğru da olabilir.

Etrafıma bakınıp adamı bulmaya çalışıyorum. Eğer fazla uzaklaşmadıysa nereye gidiyor diye izlemeye karar veriyorum. Gittiği yer bu yerleşkenin dışındaysa saklanarak takip etmeyi planlıyorum. Gittiği yer bu yerleşkedeyse veya adamı bulamıyorsam daha sonra tekrar uğramak üzere yakındaki başka bir yerleşkeye doğru gitmeyi düşünüyorum. Gitmeyi düşündüğüm yerleşke ovanın orta kısımlarında kalan ama diğerine kıyasla bu tarafa daha yakın olan yerleşke.
Image
- SO AS I PRAY -
Künye
İsim: Seiko Aren
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Doton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 6.500
Prestij: 0
Ün: 10
Kullanılabilir GP: 0

Motivasyon
Güç istiyorum
Rahat yaşamak için güçlenmek istemiş, shinobi olmuş ancak daha sonra bu değişmiştir. Güçlü olmak için güç istemektedir. Güçlü bir shinobi olmayı istemektedir. Bir şey uğruna güç istememekte sadece güçlenmek istemektedir. Bu güç arayışında onu en güçlü shinobi olmak bile tatmin edemez.
Komplikasyon
Gergin Sinirler
Genel olarak sinirli biridir. Derdini anlatamazsa sinirlenebilir ve bu sebeple bir dakika önce dost olmak istediği kişiyle düşman olup ölümüne kavga edebilir. Bir şeyi başaramadığında veya biriyle zıtlaştığında çabucak sinirlenir.
Özellikler
Profil
Güç: 5
Çeviklik: 6
Kondisyon: 4
Potansiyel: 10
Varlık: 1
Zeka: 5

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: 1
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 3 FAV
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 1
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1
Jutsu

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Chakra Hapı ( İyi Kalite )
Yemek Hapı ( Normal Kalite) x3
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1349
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Seiko Aren] Hokuto Denen Adam

Post by GM - Naruto » August 17th, 2019, 4:44 am

Yolun ortasında birkaç saniye dikilerek düşünmeye başlıyorsun. Adamla ilgili teorilerin beynine dolmaya başlıyor, fakat oturup tartmıyorsun ne kadar mantıklı olduklarını. Bunun yerine arkana bakınıp adamın şu an için nereye gittiğini izliyorsun. Çok uzaklaştığı yok, teyzelerin yanına gidip bir şeyler konuşmaya başlıyor. Evlerin arasındaki aralığa girdiği için görüş alanından çıkmış durum da ancak bölük pörçük duyabildiğin sesinden anladığın kadarıyla keyfi tekrar yerine gelmiş gibi. Duyduğun kısımlarda ise ilgini çekebilecek bir şey yok. Boş muhabbetlerine ortak oluyor sadece.

Sağındaki kadın ileriye, hafiften yukarı doğru uzanıp penceresinin tahta pervazını indiriyor gürültüyle. Bunu yaparken bu sefer, sana özellikle bakmamaya çalıştığını fark ediyorsun. Fakat bu durum da, adama karşı planladığın fikirler gibi akıl süzgecinden şimdilik geçmiyor. Bunun yerine, hiç tanımadığın bu sessiz, sakin köyün ortasında yavaş adımlarla yürümeye başlıyorsun. Saklanabileceğin bir yer bulduğun söylenemez, fakat adamı gözünden kaybetmemek adına bu dört tarafı açık köyde yapabileceğinin en iyisi de hareket halinde olmak.

Fakat, ilerleyişin ne kadar yavaş da olsa dikkat çekmemek konusunda çok başarılı olduğun söylenemez. Abartı bir durum değil, ne de olsa sabahın daha ilk saatleri olduğu için çok insan yok etrafta. Fakat adamın evinin önünden geçerken, evin yanındaki ufak bahçede genç bir oğlanın seni izlediğini fark edebiliyorsun. Seninle gözgöze geldiği anda kafasındaki, babasınınkine kıyasla daha yeni görünen şapkasını indirip gözlerini kaçırıyor senden. Yere çömelip yerdeki bitkiler ile uğraşmaya başlıyor acele hareketlerle. Soldaki evlerin arasından elinde bir testi ile çıkıp gelen adam ise evine girmeden önce, sana omzunun üzerinden bir bakış atıyor. Bu adamın deminki çocuğa tezat bir şekilde gözlerini kaçırmadığını, hatta seni baştan aşağı süzdüğünü hissedebiliyorsun. Evine girdikten sonra kapısını hızlıca çarpıyor, kuvvetli bir "Bam!" sesi çıkıyor.

Bir on-on beş dakika geçiyor. Yerleşkenin ufak oluşu nedeniyle, yavaş adımlarının seni köy dışına çıkarmasına engel olamıyorsun. Adam ise hala teyzelerin yanında. Artık seslerini duyabileceğin bir mesafede olmasan da oradan ayrılmadığının da farkındasın. Burada daha fazla takılıp adamı izlemeye devam edersen, insanların huzurunu daha bariz bir şekilde bozacağının da. Bu iki durumu aklında tekrar tartmanla fikirlerin konusunda en başa dönüyorsun. İşlem sırasında atladığın düşünme aşamasını fark edip, şu an içinde bulunduğun durumu tekrar tartmaya başlıyorsun: Hokuto'yu bulmaya adadığın uzun bir yolculuğun ardından girdiğin ilk yerleşkede, gördüğün ilk adam hakkında böylesine komplo teorilerine üretmenin aslında ne kadar saçma olduğunu fark edebiliyorsun. Hatta bu durum nedeniyle kendine karşı hafif bir kıl olmaya başlıyorsun. Ufak bir paranoyayı büyütüp dakikalarını harcamış olmak ve olası bilgiler edinebileceğin bir halkın şimdiden güvenini sarsmış olmak bu kıl oluşunu perçinlemeye başlıyor. Başına oldukça büyük ödül konulan Hokuto'nun çat diye karşına çıkabilecek olmasını düşünmüş olman da, bu kıl oluşunu minik bir utanç ile süslüyor.

Çocukların tarlalara koşarken tercih ettiği yolun ortasındasın. Hala yavaş adımlarla yürüyorsun kafanda bu düşünceler misafirin iken. Köyden de çıkmış bulunmaktasın. Gidebileceğin diğer yerleşkelere, köyün içine tekrar dalmadan gidebiliten mevcut. Pek tabii köyün içinden tekrar geçmeyi de tercih edebilirsin.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Locked

Return to “Role Play Arşivleri”