Mirau Danzeirakuda

Onaylanmış olan karakterler buraya taşınır.
Post Reply
User avatar
Mirau Danzeirakuda
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 20
Joined: July 31st, 2019, 1:51 am

Mirau Danzeirakuda

Post by Mirau Danzeirakuda » August 2nd, 2019, 6:21 pm

Künye
İsim: Mirau Danzeirakuda / Maezawa Yuusaku
Yaş: 17
Cinsiyet: Erkek
Boy: 1.74
Kilo: 62
Köy: Kusagakure
Element: Suiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin



Portre
Görünüm: Kusuriuri/Medicine Seller - Ayakashi: Samurai Horror Tales

Image


Ten rengi, birkaç dakika önce kan kaybından ölmüş birisini andırır; çok az buğdaya çalan beyaz rengindedir. Platin sarısındaki saçları morcivert bandanasının iki yanından süzülmektedir. Yüzünün -kendine göre- solundaki perçeminde herhangi bir aksesuar bulunmazken sağ perçeminde 4 boğumluk bir mavi toka bulunur. Kulakları diğer insanlara göre biraz daha uzun ve sivri uçludur.
Gözlerini ve burun kemiğini kırmızı boyayla süslemekte ve farklı desenler yapmaktadır ancak en çok kullandığı ve favorisi olan kombin burnuna düz bir çizgi ve kirpiklerinden uzanan iki anahtardan oluşan "Lana" desenidir.

Giyecek olarak genelde kimono biçiminde daha kültürel elbiseleri tercih etmektedir. Her zaman Güneş Diski kolyesini boynunda bulundururken yanına zaman zaman farklı kolyeler takmaktadır.

Kişilik:

Hayaller Dünyasında, soyutlukta kaybolan birisidir Danzeirakuda. Kendi içinde daima yeni idealler yaratır ve daha iyi idealler düşünerek Fildişi Kulesine bir briket daha ekler. Bu kulenin içinde bir başına sonsuz haz denizinde yüzer. Somut Dünya onun için sudan çıkınca kurulanmak için kullanılan bir havluya dönüşmüştür.


Dünya'nın değişmesini ister Danzeirakuda. Korku, öfke, kin ve nefret gibi nice iğrenç duyguların varlığının bulunduğu dünyayı reddeder. İnsanların en ufak korkuyla yaşamasını, bir insanın canının basit ihtiraslar uğruna elinden alınmasını reddeder. Ancak Danzeirakuda gerçekçi bir insandır. Dünyanın hiçbir zaman kendi ideallerine varamayacağını bilir ve artık bundan acı duymamayı kendi kendine öğrenmiş, kabullenmiştir.

Danzeirakuda büyük bir sanatseverdir. Lir, Demir Kopuz ve Shakuhachi enstrümanlarında 'usta' denilebilecek seviyede iken, Taiko Davulunda orta seviyededir. Pek iyi olduğunu düşünmese de hobi olarak parşömenlere minimal resimler yapmaktan büyük bir haz alır. Kendi ideal dünyasını bu parşömenlerde ya da ezgilerde yansıtarak dışa vurur. Somut dünyadaki iki gözün gördüğü resim onun için bir tablo hatta bir mekanın kendisidir.

Fazla konuşmak isteyen ama kendini frenleyen birisidir. Bir konu hakkında fikri varsa içinde kelimeler fırtınasını koparmakta ancak iki dudağının arasından yalnızca hafif bir esinti çıkartır. Sözlerini özenle seçer ve "en çok iş yapacak" kelimeyi bulmaya büyük gayret gösterir. Kimseyi sözleriyle kırmak ya da gücendirmek gibi bir hedefi salt kötü olarak tanımladığı bir insanla karşılaşmadıkça yoktur. Ancak bugüne kadar hiç kimseyi salt kötü olarak tanımlamamış, herkesin içinde bir iyiliğin olduğuna inanmıştır.

Danzeirakuda'nın arkadaşlık ilişkileri çok geniş değildi. Gündelik insanların çoğu ile derin bir muhabbeti hiçbir zaman olmamıştı. Sıradan insanlarla patatesin fiyatını, bir gencin bir kızla birlikteliğinin dedikodusunu yapacak birisi hiçbir zaman olmamıştı. Bu yüzden kendisine yakın arkadaşlar bulmakta her zaman zorlanmıştı. En yakın arkadaşı yavruyken bulduğu "Mimiku" adlı Lirkuşu idi. Bundan gayri olarak da Kusagakure yerleşiminde terk edilmiş bir binada ara sıra toplanan, 'yakın' saydığı dört müzisyen arkadaşı daha bulunmaktadır. Belirli günlerde toplanıp, bazı konular hakkında tartışırlar ya da "Jimen ni Sakura no Hana" adı altında bazı besteler oluştururlar.

Onlarla her ne kadar güzel bir arkadaşlık muhabbeti kuramasa da sıradan insanları dinlemeyi çok sever Danzeirakuda. Bu ya birebir konuşmada olsun ya da bir ramencide otururken kulağına çalınan bir kaç cümle olsun; yüksek haz alır. Hiç tanımadığı insanların ne gibi sorunları olduğunu duymak, aşklarını, üzüntülerini bilmek Danzeirakuda'yı her zaman kendi dünyasından bir nebze uzaklaştırmaktadır. Kendi kabuğundan çıkmak, kendi dertlerini bir süre unutmak, ona çok iyi gelmekle beraber kendisini somut dünyaya yeniden bağlarken soyutlukta kaybolmasını önlemektedir.

Sinirlenmeyi uzun zamandır unutmuş birisidir. Zira kendisini sinirlendirecek ya da uğrunda savunmak için köle edecek değerleri, kültleri ya da tabuları hiçbir zaman olmamıştır. Bazen bunun baş ağrıtacak başka bir derdin daha olmadığı için bir avantaj mı yoksa insanı insan yapan bir gerçeklikten uzak olmaktan dolayı bir dezavantaj mı olduğunu bilemez. Ancak her iki sonuçta da bulunduğu durumdan memnundur.

Danzeirakuda'nın Shinobilik felsefesi elinden geldiğince insan odaklıdır. Rakiplerini öldürmeyi hiç tercih etmez, Genjutsu kullanıcısı olması sebebi ile rakiplerini etkisiz hale getirmeye çalışır. Ancak bunu bir kırmızı çizgi olarak görmez. Birisinin canını almak, bir nefesi kesmek, bir ruhu bedeninden ayırmak her ne koşulda olursa olsun Danzeirakuda için bir cinayettir. Ancak içine doğduğu bu yalan dünyanın, Shinobi dünyasının kurallarını kendinin koymadığının ve bir gün önünde sonunda birisinin canını alacağının farkındadır.
"Her şeyin olması gerektiği gibi; insanlığa yararlı bir cinayet olsun, bana kâfi."

Özgeçmiş:

Mirau Danzeirakuda'nın hikayesi kendisinden önce başlıyor. Belki hayatında birbirlerini bir kez olsun görmeyecek iki kişinin aşkı ile. Heyhat, zaten yetim ve öksüz birinin kendi başına ne hikayesi olabilirdi ki?

Akatsuki'nin Dördüncü Shinobi Dünya Savaşını ilan etmesi ile oluşturulan Shinobi Birleşik Güçleri oluşturulmuş, Beş Büyük Ulus ve Demir Ülkesinin neferleri bu gücün yapı taşları olmuştu. Kirigakureli Mirau Teira ile Sanroulu Hirata Sirota da; birbirlerini savaş olmasa hiçbir zaman göremeyecek bu iki genç de burada tanışmıştı.

Mirau Teira, 23 yaşında, çiçeği burnunda yeni bir Jounin Kunoichi idi. Mei Terumi Reformlarının büyük bir destekçisi olan Teira, Kirigakure'nin kanlı geçmişinden sıyrılması için çok çaba harcayan onlarca Kiriliden birisiydi. Çünkü Yagura Karatachi'nin döneminde Kanlı Sis onlarca gencin shinobilik hayatını başlamadan bitirmiş, Sis'in Yedi Kılıcının tamamı tasfiye etmiş ve Kekkai Genkai sahibi klanların neredeyse tüm üyeleri katledilmişti. Mirau Hanesi de bu dehşete pek uzak ya da gayri şahid bir hane değildi. Zabuza Momochi'nin ünlü "mezuniyet" kutlamasında katledilen yüzden fazla shinobilerden birisi de Mirau Teira'nın ablası Mirau Hisa idi. Üzerinden yaklaşık 20 yıl geçmesine rağmen Teira ablasının artık silikleşmiş yüzünü her gün anımsamaya çalışıyor ama artık başarılı olamıyordu. Üç yaşında gördüğü ablasını artık gözünün önüne getirmekte zorlanıyor ve Yagura'ya, Chigiri'ye, geçmişe her gün bir kez daha lanet okuyordu.

Shinobi Birliklerine katıldıktan sonra da yıllardır bırak konuşmayı, yüz metre yakınlaşamayacağı, konuşamayacağı binlerce insanlarla bir araya gelmiş, hayatında ilk kez bir Iwagakure Shinobi Üniformasını da burada görmüştü. -Son yıllarda nadirleşse de- Ne zaman bir Konohalı, Kumolu görse boğaz boğaza geldiği insanlarla şu an yan yana hatta ortak bir hedef için bir aradaydı. Gençti, aşk denen ihtiras da kördü. Sanrou'lu Samuray Hirata Sirota ile de burada tanışmıştı...

Üçüncü Bölüğe atanan Teira, Yu No Kuni üzerinde yapılan çatışmadan sağ kurtulmayı başarmıştı ancak hafif yaralıydı. Zetsu Ordusunun kullandığı bir Mokuton tekniğinde sol kolu ve ayağı yaralanmış bu yüzden de gecesinde medikal tedavi almaya başlamıştı. Her ne kadar kendisi bunun gerekli olmadığını düşünse de Üçüncü Bölüğün parlak yıldızlarından ve Sannin Tsunade'nin öğrencisi olan Haruno Sakura tarafından "Güçlü Kunoichinin tam gücünde olması gerektiği" motivesi ile geceyi Medikal Çadırda geçirmeye karar vermişti. Ancak başına ne geleceğini tahmin edemezdi.

Haruno Sakura'nın yüksek eforu sayesinde hayata geri döndürülmüştü Teira. Söylenene göre dün gece Teira da Zetsu'ların kurbanı olmuştu. Bir shinobinin kılığına giren Zetsu, Teira'nın serumuna yüksek dozda zehir karıştırmış ve çakra sistemini durma noktasına getirmişti. Sakura ve Üçüncü Bölük Medikalleri zehrin çoğunu emilmeden çıkarsa da yine de vücudu komaya sokacak kadarı çoktan özümsenmişti. Yine de ölümcül risk tek haneli yüzdelere indirilmişti ancak komadan uyanması haftaları bulabilirdi. Haliyle Yıldırım Ülkesi üzerine ilerleyen birliklere bırakılarak en yakın köylerden birine Teira'nın bırakılması istendi. Kusagakure ise yollarının üstündeydi.

Bir gece sonra, Mugen Tsukuyominin gerçekleşmesi ile zaten düzensizleşen çakrası emilince, Teira'nın gözleri bir daha açılmamak üzere kapanıyordu. Kalbi atıyor, ama o, o anda insanları içine çeken tatlı rüyaların tekini bile görmüyordu. Mugen Tsukuyomi sonlandığında, Teira'nın durumu iki hafta kadar fark edilmemişti. Çünkü değil köydeki, dünyadaki herkes yaralı statüsünde idi. Teira'nın iyileşme sürecinin durduğu fark edildiğinde fişi çekilmek üzere belgeler imzalanıyordu ancak bir sorun vardı. Hastanın ne adı biliniyordu ne de bir yakını. Bilinen tek şey Kirigakureli olduğu idi. Hastanın adını bilen tek kişi, hastanın teslim edildiği hemşire Kanna, Tsukuyomi sırasında bilincini kaybedenler arasındaydı. İsimsiz sıfatıyla Kirigakure'ye yollanmasına karar verilmiş hatta nakliye ve defin giderlerini Birleşik Shinobi Güçleri bile üstlenmişti. Ancak acemi ve biraz da meraklı bir Iryou-nin olan Ivarebiko'nun şaşkın seslenişiyle bütün planlar suya düşüyor Birleşik Shinobi Birliğinin kasasında birkaç bin ryo kalmaya devam ediyordu.

" Efendim! Galiba bu kadın hamile!"


Sekiz ay boyunca öylece bekledi Danzeirakuda. Artık naftalinli bir yorgandan farksız birisinin bedeninde tek bir şefkat sözü duymadan, sıvıların beslediği bir yığıntının içinde sessizce ve sabırla bekledi.

Gözlerini açtığında ilk gördüğü kişi yine Iryo-Ivarebiko olmuştu. Kendisini şans eseri hayata bağlayan bu adam, yine onu bu dünyaya taşımıştı. Ne adını koyacak, ne de o doğdu diye mutluluktan uçacak, bugünü sırf Danzeirakuda doğdu diye özel bir gün addedecek tek kimsesi yoktu. Uzun ağlamadı Danzeirakuda, yorgundu, kolayca uykuya dalmıştı. Doğarken ağladı, bu son olsun istedi. Sarı saçlı, grimsi gözlere sahip bu sevimli bebeğin adlandırılma işi Ivarebiko'ya düşmüştü. Ivarebiko savaşta kaybettiği kardeşinin anısına bebeğe onun adını verdi. Maezawa Yuusaku.

Gözlerini kelimenin tam anlamıyla açtığı ilk yer Kusagakure Yetimhanesi idi. İlk anıları da burada şekillenmişti. Yetimhane annelerinden biri olan Nenneke kendisine yazmayı ve okumayı öğrettiğinden beri eline ne geçtiyse okumaya çalıştı. Çünkü bu dört kapalı duvar arasında başka türlü zaman geçiremiyordu. Diğer çocukların oynadığı oyunlarda pek iyi değildi. Aslında iyi olmamasının sebebi oyunlarda kötü olması değil, fazla iyi olmasıydı. Saklambaç oyununda bulunmaz, Yakartopta turu rakibe geçirtmezdi. Ahval-i yetimhane beşeriyeti böyle olunca oyunlardan ne o zevk alır oldu ne de arkadaşları.

Maezawa 6 yaşına geldiğinde her yetimhane görevlisi ona Shinobilik hakkında bazı bilgiler veriyor ve onu akademiye hazırlıyordu. Sonuçta o bir shinobinin oğluydu ve genel kanıya göre shinobi birinin çocuğu da shinobi olmalıydı. Kusachou Nise nasıl biridir, çevre köylerin kageleri, liderleri kimdir, Shinobi Felsefesi nedir her şey onun rızası dışında anlatılıyordu. Ancak o bu durumdan rahatsızlık da hissetmiyordu. Yine Nenneke Ana'nın derslerinden teneffüse çıktığında Nenneke onu yanına çağırmıştı. Bu Maezawa'nın pek sık yaşadığı bir durum değildi. Çünkü o genelde hep "yaramazlık" yapanları çağırırdı. Maezawa'nın ise bugüne kadar böyle bir vukuatı olmamıştı.

Nenneke'nin odasına girdiğinde karşısında orta yaşlı bir kadın ile Nenneke duruyordu. Başlangıçta birisinin kendisini evlatlık edindiğini sanmıştı Maezawa. Gülerek "Hayır." dedi. "Etiketli değilim. Üzülerek şansınızı başkasında denemenizi isteyeceğim." Nenneke'nin genelde cam kıran çocuklara gösterdiği gözleri ve ses tonunu Maezawa da tatmıştı. "Yuusaku Maezawa!" diye kükredi. "Büyüklerini dinlemeden peşin cevap verme." sesi nispeten yumuşadı. " Bu hanım senin Anneannen." Maezawa şaşırmıştı, "Neyim?" diye söylendi. 'Anneannesi' ona yaklaştı ve eğilerek aynı boya geldi. Saçları kendisininki kadar açık renkte olmasa da o da sarışın sayılırdı. Gözleri kendisininkinden daha maviydi. Bir süreliğine sanki kendisinin yetişkin haline bakıyor gibi oldu. Maezawa sarılmak istedi. O ana kadar hiç ağlamamıştı, demiştik ya, doğarken ağladı; bu son olsun! Olmamıştı. Bugüne kadar hiç aile özlemi çekmemişti Maezawa. Kendine bunun zincir olduğuna inandırmıştı. İnanmıştı çünkü başka bir çıkış yolu bulamamıştı. O güne kadar kederlenip de bir damla göz yaşı dökmemişti Maezawa. Ama artık rahatça dökebilirdi hem de bir damla değil düzinelerce dökebilirdi. Hıçkıra hıçkıra dökebilirdi. Gözünde fer kalmayana kadar dökebilirdi.

"Çok bekledim" dedi. "Çok bekledim!"

~~

Danzeirakuda ilk enstrümanı olan Demir Kopuz'unu anneannesinden almıştı. İyi bir müzisyen olacağını tahmin etmişti Mirau Hairi. Ne de olsa kendisinin torunuydu.

Danzeirakuda Nenneke'nin kapısından çıkarken Shinobilik hakkında ne şüphesi kalmıştı ne de başka bir şeyi. Bir yanlışlık sonucu geldiğini, eğreti bir çocuk olduğunu hissettiği bu hayatında yeterince bir şeyler kaybettiğini fark etmişti. Dünya ne uğrunda ağlanacak ne de ağlatılacak bir yerdi. Kendi kaderini hatta tüm kaderleri reddedecek ve mutlu olmak için, mutlu etmek için yaşayacaktı.

"Ateşi söndürmeme gerek yok, zaten söndürmeye yeten gücüm de yok. Bir damla su ile tarafım belli olsun, bana kâfi. "



Motivasyon:
Bir Hikaye! Gururla anlatmak için!

Danzeirakuda sanatın bir çok dalıyla ufaktan ufağa uğraşsa da yegane amacı bir kitap yazmaktır. Bu kitap kendisinin başından geçenleri üçüncü bir ağızdan anlatmayı hedefler. Kitabın kahramanının bir çok insana ilham vermesini, kibri, öfkeyi ve nefreti, insanı zehirleyen her şeyi terk etmesini toprağa gömüp hayatına devam edebilmesini ister. Kitabın sonuna bir de şunu ekleyecektir. Büyük bir puntoyla "Ben!" yazacaktır. "İşte bu kitaptan fazlası değilim!"

Lirkuşu

Danzeirakuda günün birinde beste ve şarkılarının Kiri'den Suna'ya Konoha'dan Iwa'ya kadar herkes tarafından bilinmesini ister.


Komplikasyon:
Bir Hikaye! Utanmadan Anılabilmek İçin!

Danzeirakuda, bu hikayesinde hiçbir insanı kırmamak, gücendirmemek ve üzmemek ister. Danzeirakuda iyi niyetine inandığı birisi tarafından kötü biri olarak tanınmamak ister.


Profil
Güç: 2
Çeviklik: 3
Kondisyon: 6
Potansiyel: 3
Varlık: 7
Zeka: 9[/font]
Image
User avatar
Cynic
Laplace
Laplace
Posts: 374
Joined: August 24th, 2018, 10:41 pm

Re: Mirau Danzeirakuda

Post by Cynic » August 10th, 2019, 11:00 pm

Selamlar. Hala buradaysanız karakterinizi onaylayacağız fakat kontenjanda yer olmadığı için şu anda size GM ayıramıyoruz. Şimdilik tek başınıza veya birileriyle Free RP yapabilir, GP veya Ryo harcayabilir, lejant doldurabilirsiniz. Kontenjan açılınca ilk sıradan sizi alacağız.
Image
User avatar
Mirau Danzeirakuda
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 20
Joined: July 31st, 2019, 1:51 am

Re: Mirau Danzeirakuda

Post by Mirau Danzeirakuda » August 10th, 2019, 11:05 pm

Tamamdır, şimdilik bir köşede kendi kendime oynayayım ben. Teşekkürler!
Image
Post Reply

Return to “Onaylanan Karakterler”