[Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 2nd, 2020, 12:21 pm

Mai'nin odasının bulunduğu yere girmeden önce el mührünü yapıyor ve tekniğini aktif hale getiriyorsun. Bu aşamadan sonra Mai ile sosyal bir etkileşime girmek senin en büyük önceliğin ve gerekliliğin olsa da, bunun kısa bir süre sonra gerçekleşeceğini bilmek seni bir hayli rahatlatıyor. Kapının açılması, içeriye girmen, koltuğa oturmanın işaret edilmesi ve ardından gelen soru... Tüm bunların Mai'nin zihnine saldırıya geçmen için adım adım izlenen ve Tanrı tarafından sana bahşedilen yollar olarak görebiliyorsun. Ne var ki, Tanrı'nın sadece senin için var olduğunu düşündüğün vakit, aslında tüm bunların bir bahşedilme değil olması gerekenler olduğunu da düşünmeden edemiyorsun. Ya da belki daha farklı... Belki de Tanrı... Bu düşünceler kafanda hızla dönüp dolaşıyor Mai'ye saldırmadan önce sanki seni rahatlatırcasına.

Söz sırasının kendine gelmesinin ardından Teishi no Jutsu'nun da yarattığı etkiyle konuşmaya başlıyorsun. Özenle seçtiğin kelimelerle kurduğun özenli cümleleri büyük bir dikkatle dinleyen Mai'nin genel hatlarında gözüne batan bir değişiklik sezemesen de, konuşmanın tamamını sukünetle dinlemesi karşısında tekniğinin etkili olduğunu düşüyorsun. Elbette mevcut yeteneklerin de konuşmanın etkili olmasını sağlarken, Teishi ile desteklediği bu yeteneklerin daha kaçınılmaz bir sonu hazırlıyor. Konuşmanın sonlanmasının ardından ise Mai'nin kalkan tek kaşı, konuşmalarında ilgi çekici noktalar tespit ettiğini sana anlatmaya başlıyor.

Oturduğu yerde hafifçe toparlanan ve muhtemelen poposunu daha rahat bir konuma getiren Mai senin hafifçe süzdükten sonra "Öyle alelade biri olmadığını düşünüyorum Shun-kun ve ben düşüncelerinde kolay kolay yanılan biri değilimdir. Açıkçası bir shinobinin organizasyonuma çok şey katacağı bariz bir gerçek. Ancak kafama takılan iki şey var Shun-kun..." diyor. Bu noktada bakışlarını bir nebze sertleştiren ve bu haliyle daha ciddi bir görünüm elde eden Mai "Kibachi'nin operasyonlarına ne şekilde aşinasın? Kibachi tarafından gerçekleştirilen hangi operasyona şahit oldun? Bu operasyonlarla ilgili neler biliyorsun?" diyor. Sorularının bunlarla sınırlı olmadığını aldığı hafif nefesle belli eden Mai, verdiği anlık molanın ardından "Ve en önemlisi... Delirtilemeyecek bir zihin, baştan çıkarılamayacak bir beden olmadığını söylüyorsun... Buna sen de dahilsin o zaman. Seni ne delirtir, ne baştan çıkarır?" diye soruyor. Ardından ise bakışlarını adeta bakışlarına kenetliyor. Mai'nin genel hali sorgulayıcı olsa da, ilk karşılaşmanıza ve konuşmalarınıza nazaran daha rahat ve ciddi görünüyor. Bu haliyle konuşmanın senin açından şimdilik negatif bir yöne doğru yol aldığını söylemek pek de mümkün değil. Diğer bir deyişle, Teishi ile desteklediğin konuşmanın seyri şu anda oldukça olumlu görünüyor. Ancak yine de atılacak olumsuz bir adımın veya söylenecek bir cümlenin, konuşmanın seyrini değiştirmesi oldukça olası.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 115
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » June 3rd, 2020, 3:40 am

Dünyanın sadece benim için yaratıldığına ve geriye kalan her şeyin; her bir insanın, her bir hayvanın, her bir canlının, her bir duygunun, her bir düşünce va hâyalin... Her hayalkırıklığı ve her başarının, büyük bir saat dişlisinin, daha küçük parçaları olduğundan neredeyse emindim. Değiştirilebilir, kırılabilir veya tamir edilebilirlerdi. Tek başına hiçbir şey ifade etmezler, ancak büyük bir çoğunluk olduğu vakit, kaide değer bir anlam oluştururlardı. Bu geniş mekanizmanın merkezinde ise, ben vardım; Tanrı'mın hemen yanında. Belki de ikimiz de aynı şeydik, belki ikimiz aynı anda asla varolmamalıydı ve bir noktada ikimizden birisi kazanacaktı. Belki de, ben onun tam zıttıydım.

Her iyi hikaye, onun kötüsü kadardır.

Derince bir nefes almış, zihnimin susmasına ve bu suskunluğun motivasyona dönüşmesine izin vermiştim. Her bir sözcüğüm, tahtakuruları gibi kadının zihnini oyduğunu, altında yatan yaşlı ve yozlaşmış benliğe nüfuz ettiğini biliyordum. Her bir ifadem, her bir fikrim kadına doğrudan aşılanıyor; onun asla anlayamayacağı bir boyutta, kadının gerçek fikirleri ile yer değiştiriyordu. Gerçek, sadece benim bu kadına söylediğim sözlerdi. Gerçek, yazılabilir ve değiştirilebilir bir şeydi. Gerçek, onu ne kadar inandığımız kadardı. Ben, kadının inandığı her şeyi lehime çevirecek sözcükleri fısıldıyordum. Sakin, sabırlı ve emin; kadının her bir cümlem ile istediğim kıvama getirilebileceğinin bilincindeydim. Sözcüklerimden ve fikirlerimden kaçamazdı, benden ise, asla!

Son sözcüklerim de ağzımdan döküldüğünde, arkama yaslandım ve kadına müsade ettim. Tüm bu süreç boyunca beni durdurmamış, sadece, spesifik tondaki bir yüz ifadesi ile beni süzmüştü. Bunun iyiye işaret olduğunu biliyordum, kalkan tek kaşa rağmen, kadının içine dolan chakramdan kurtulamazdı. Ardından, beklediğim gibi de oldu. Kadın, eskisinden daha rahattı; daha ciddi ve sakin. Beni, ciddi bir hedef olarak görüyordu. Söylediğim her bir cümleyi, kafasında evirip çeviriyor, tartıyor ve biçiyordu. Kadının terziliğini yapmasına, benim için kusursuz bir kaftan dikmesine izin verecektim. Tüm bu süreçte, kontrolün onda olduğunu hissettirecek ve benden asla şüphe duymamasını sağlayacaktım. Bunun anlamı ise,

..beni sorgulamasına izin verecek olduğumdu.

Onun zihnini sadece doğrular, mutluluklar ve hevesler ile dolduramazdım. Yer yer meraklanmalı, şüphe duymalı ve sorgulamalıydı. Her bir şüphenin altını yarı yanlış (yada yarı doğru, bu sizin felsefi bakış açısınız ile ilgili bir problem) bilgiler ile kapatmalı, güven bağlarının yavaşça kurulmasına izin vermeliydim. Mai bana, Kibachi hakkında ne bilip bilmediğimi; ne görüp görmediğimi sormuştu. Gerçek aslında o kadar basit, anlamsız ve ufaktı ki... Bu soruyu cevaplamama fırsat vermeden, kadın ikinci sorusunu sormuştu ve bu soru... Daha dürüst davranabileceğim türdendi, saf ve vahşi. Belki de ne kadar insan olduğumu ölçüyordu, ne kadar kırılabilir ve ne kadar yıpratılabilir olduğumu... Ona zayıf noktamı söyleyecek miydim?


"Sadece söylentiler ve ikinci görgü tanıkları kadar aşinayım, Mai-sama. Dinlemesini bilenler için, orada çok cevherler yatıyor." dedim, dürüstçe, ilk sorusuna cevap olarak. Kadının içini, eşit derecede doğrular ve yanlışlar ile dolduracaktım. İnce ve ipeksi bir berraklıkta seçilmiş cümlelerin arasından, yalanları, ufak ve beyaz örümcekler vasıtası ile geçirecektim. "...son zamanlarda bir kervan işi yaptığınızı biliyorum. Demek ki, karaborsa ile içli dışlı olduğunuzun söylentisi buraya dayanıyor. Söylentiler katlanarak artıyor ama, aynı yere bağlanıyor: etkileyici bir ağınız var Mai-sama. İnsanlar konuşur ve ben onları iyi dinlemesini bilmeseydim asla tanışamazdık."

Kısa bir süre duraladım. Kadın ağının ne kadar ifşa olduğunu, ne kadar iyi araştırmacı yada ajan olduğumu bilmek istiyor olabilirdi. Mümkün olan en doğruları, en sakin ve en oturaklı kelimeler ile ifade etmeye çalışmıştım. Zaten kadına, her bir söylentiyi ve ipucuyu teker teker takip ederek buraya geldiğimi söylemiştim. Ve bu plana, bu gerçeğe, tutunarak bir konuşma gerçekleşmiş; şuana kadar kadına sunduğum 'özgeçmişe' aykırı gelmeyecek şeyleri sıralamıştım. Ardından sıranın, daha şahsi bir soruya geldiğinin farkındaydım. Bu beni hafifçe keyiflendirmişti, çünkü sonunda, benim 'kim' olduğum sahne ışıkları altında ortaya çıkacak; gürültücü bir sahnenin merkezinde, orkestramı yönetecektim.

"Bana gelecek olursak... Evet, elbette, her insan gibi bende dahilim!" Hafif ve kibar bir şekilde güldüm. -Yalan. Ben kendimi ne bir insan, ne de yaşayan basit bir canlı olarak görüyorum. Ama, bir yandan da doğru. Ben de delirtilebilir veya baştan çıkarılabilirim. Sorun şu ki, kendi deliliğimin ve arzularımın tam ortasındayım. Buraya senin kadar şişman biri giremez, domuz.- "Size söylediğimi hatırlıyor musunuz, sadece tek bir kişi olduğumu söylemiştim. Pek çok şeye kâdir olsam da, asla sahne ışıklarının önünde duramıyorum. Yaşantım gereği, her bir hareketim suskunluk yeminine mahkûm edildi. Bu hayat stili, adımı vereceğim bir işe girişmeme izin vermiyor ve bu, beni delirtiyor! Bu noktada, sizin devreye girmenizi umuyorum."

Pozisyonumu değiştirip, daha rahat ve huzurlu bir konuma geçtim. Bu biraz, iş konuşmasından çıktığımın, daha çok 'zevk' konuşacağımın kanıtı gibiydi. Daha flörtöz ama haddini bilen, temkinli bir tonda devam edecektim. Flörtün doğası gereği, bunu bir oyun haline getirecektim, rakibimin çirkin doğasına rağmen. "Deliliğimin sebebini ve hedefini anlattıysam, sıra 'zevkte.' Aslında, anlayacağınız üzere, gayet sıradan zevklerim var. Her şeyi görmek, bilmek ve bunun verdiği gücü; daha fazlası için kullanmak istiyorum. Sizin gibi güçlü kadınlara, kim olduğumu ve neyi nasıl yapabileceğimi göstermek istiyorum! Tercihen, üçünü aynı anda ve pek çok defa; her an istiyorum."

Söylediklerimi şöyle bir değerlendirdim. Sarf ettiğim herhangi bir sözcünün kadını tetiklemeyeceğinden emindim. Hiçbir sözcük onu endişeye düşürmemeli, negatif bir tutum olarak görülmemeliydi. Teishi ve konuşma yeteneklerimin öncülüğünde seçilmiş kelimelerim, bu yalnız odada, kadını azdırmaya yetmiş olmalıydı. Tabii hala kadını bu odada öldürüp, onu arkaya gömmek ve kadının görüntüsünü çalmak da bir seçenekti. Kadının cüssesini düşününce, bu, girmek istemeyeceğim bir toptu. Kadının şu pencereden sığacağını bilsem, bir kere daha düşünürdüm tabii.

"Peki ya siz, Mai-sama. Haddimi aşmak istemem, ama, aynı dürüstlüğü sizden de beklerim. Elinizde bulundurduğunuz güç ile, kimi delirtmek ve nasıl zevkleri tatmak istiyorsunuz? Her pozisyonda, bunu halledebileceğimize eminim!"
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 5th, 2020, 12:07 pm

Sana yöneltilen sorunun ardından kendini ve içindeki duyguları her zamankine nazaran bir nebze daha özgür bırakarak konuşmaya başlıyorsun. Ses tonun, mimiklerin ve genel tavırların tam da istediğin şekilde oluyor. Teishi ile yarattığın suni ortamın da etkisiyle Mai'nin üzerindeki olumlu imajını iyiden iyiye arttırmaya başlıyorsun. Mai her bir cümleni dikkatle dinliyor, sanki ağzından dökülen her bir kelimeye ihtiyacı varmış gibi. Ancak bu noktada işlerin istediği kadar iyi ilerleyip ilerlemediğinden şüphe etmeye başlıyorsun. Zira verdiğin cevaplar karşısında Mai'nin yüzünde belirmesini beklediğin veya en azından umduğun parıldamayı bir türlü yakalayamıyorsun. Kendinle ilgili söylediklerin karşısında, daha açık -en azından Mai açısından anlaşılır- cevaplar vermeni umuyormuş gibi duran Mai, derin bir nefes almakla yetiniyor. Mai'nin sorularına cevap vermenin ardından, zihninden geçen düşüncelere saniyeleri ayırıyorsun. Bu sırada gözün odadaki pencereye iliştiğinde, Mai'nin pencereye sığabileceğini, en azından ufak bir zorlamayla bunu yapabileceğini düşünüyorsun.

Konuşmaya tekrar odaklandığın sırada, bu kez sözü Mai'ye getiriyorsun. Mai'nin sorusunu bu kez ona yönelttiğin anda ise, Mai'nin yüzünde beliren ekşimeyi rahatlıkla fark edebiliyorsun. Geçmemen gereken sınırı geçtiğinin sinyalini veren sorun karşısında Mai geriye doğru yaslanırken yüzündeki ekşi ifadeyi değiştirme gereği duymuyor. Her ne kadar Teishi hala etkisini göstermeye devam etse de, sorduğun sorudan hoşlanmadığı her halinden belli olan Mai tok bir sesle "Haddini aşmak istemesen de aştığın aşikar. Burada seninle konuşuyor olmam, senin bana sorular sorabileceğin anlamına gelmiyor." diyor net bir ifadeyle. Ardından hafifçe bir nefes alan Mai "Ayrıca halledebileceğimizden bahsediyorsun, fakat burada biz diye bir şey göremiyorum. Sen ve ben varız." diyor. Sanki esas söylemek istediğini sona saklamış gibi görünen Mai yüzüne hafif çarpık bir gülümseme eklerken "Ve ben istediğim için burada oturup konuşabiliyorsun." diyor, patronun kim olduğunu sana hatırlatmak istercesine.

Aranızda beliren bu ufak gerilimin etkisi birkaç saniye süren sessizlikle devam ediyor. Ne var ki, karakterin ve Teishi ile kurduğun baskının devam etmesi konuşmanın sürmesini sağlayan yegane şey oluyor. Aslında Mai'nin sözlerine ne kadar itibar ettiğini henüz net olarak çözememiş olsan da, "varlığın" Mai'yi konuşmaya devam etmeye zorluyor. Bu kez masaya iri cüssesini yaslayan Mai "Her ne kadar anlattıklarından aslında bizimle ilgili çok şey bildiğini düşünmesem de, sende bir ışık görüyorum. İşime yarayabileceğini düşünüyorum, tereddütlerim olsa da... Kibachi olarak şu an her şey istediğimiz gibi gidiyor aslında. Kurduğumuz düzen, kurulu düzenlere pek benzemiyor ve bu da senin gibi insanları cezbediyor. Düzensizlik her zaman iyidir ve bu düzensizlik sayesinde insanlar sınırlarını daha iyi görür. Benim yaptığım da sadece bu... İnsanlara sınırlarının ne kadar olduğunu göstermek." diyor. Lafı bir şekilde sana getireceği belli olan Mai hırıltılı bir nefesin ardından "Sen de farklı değilsin, sınırlarını görmek istiyorsun. Bunun için de en uygun yerdesin. Ama bu düzensizlik içinde yer edinmek istiyorsan, düzensizliği sarsman gerekiyor. Düzensizliği daha düzensiz hale getirmen gerekiyor. Yoksa diğerlerinden ne farkın kalır ki?" diyor. Olayların akışına kendini bıraktığın bu anlarda, Mai'nin cümlelerinin nereye gideceğini merakla bekliyorsun ve Mai sonunda ağzındaki baklayı çıkarıyor. Mai hafifçe sana yaklaşırken "Ne yapmak istersin? Bu köyü yakıp yıkmak mı? Varlığını ortaya koymak için ne kadar ileriye gidebilirsin? Söylesen Shun-kun... Kibachi'den biri olmak için yapabileceğin en uçuk, en düzensiz şey ne olurdu?" diye soruyor. Bu sorunun ardından kaderinin, en azından Kibachi açısından, belli olacağını az çok anlayabiliyorsun ve bu yüzden kelimelerini ve aksiyonlarını buna göre ayarlamak zorunda hissediyorsun kendini.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 115
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » June 12th, 2020, 5:20 pm

Sözcükler birbirini izledi, düzenli ve şâirane. Sıralı ve isterik, kadının kulaklarının içine doldu ve ilerledi; öteye doğru, dar zihnin uçlarına kadar!.. Yine de, söylediğim şeylerin kutsallığı kadının yüzüne yansımadı. Hayır efendim, beklediğim kadar iyi değildi. İçini doldurduğum histerik duygu, Teishi'nin de etkisiyle arşa çıkmalıydı. Mai önümde eğilip, ne kadar muhteşem bir insan olduğumdan söz etmeliydi. Belki de abartıyordum elbette, her iki şartta da, beklediğim tepki bu değildi. Kadın neredeyse donuk, katatonik bir tonda beni dinlemeye devam ediyordu. Fısıldadığım kelimelerin etkisinin gittikçe düştüğünü, o şişman ve pelte suratta kolay bir şekilde okuyabiliyordum. İşte o noktada, hatamı biraz fark eder gibi olmuştum.

Kadın, söylediğim şeylerin çoğunu anlayamayacak kadar aptaldı!

Neyse ki bu korkunç gerçek ile, tek başıma yüzleşmedim. Hayır efendim, bu soğuk ve sinsi gerçek beni kaplarken; gözüm pencereye ilişti tekrardan ve onu bir kere daha değerlendirdi. Yanılmıştım, bir kere daha! Bu pencere, Mai'yi alabilecek kadar genişti doğrusu. Bu, bana dirayet verdi. Eğer işler ters giderse, kadının cesedini bir çöp gibi fırlatıp atabilecek ve onun yerine geçebilecek olmak... İşlerin gidişatını değiştirirdi. Hele hele, sorduğum soru yüzünden iyiden iyiye bozulduğunu düşününce.

Evet, karşımdakinin sınırını bulmuştum. Otoritesinin hiçbir şekilde sarsılmasını istemiyordu, kısacık bir an için bile. Ona bir soru yönelttiğim anda, yüzünü iyiden iyiye çirkinleştirmişti (sanki böylesi bir şey mümkünmüş gibi!). Hemen ardından bana haddimi bildirmek için söze girişmişti, boyun eğmek ile yetineceğim sesler ve göz korkutmalar... Göz ucumla pencereye bakmayı sürdürdüm, sanki gözlerimde bir şeyleri hâyâl ediyormuşum gibi. İçimden bir ses, bu fikre gittikçe daha çok aşina oluyordu. Sanki, sanki bir şeyler kadını daha fazla zorlamam gerektiğini söylüyordu. Zorlamalıydım ki, onu öldürecek bir sebebim olsun.

'Aceleci olma!'

Kadın tekrar odaklandı, sanki görünmez bir el onu zorluyormuş gibi, kafasını ilgi ile bana çevirdi. Jutsum hala devredeydi ve ben, bendeniz Ashikaga Shun, hala podyumun ortasında duruyordu. Bir şeyleri kaybetmiş değildim, elimi ne kadar zorladıysam da, hala istemediğim bir konuma gelmemiştim. Aramızdaki gerilimin etkisi geçtiğinde, kadın söze girmişti. Her bir sözü, her bir kelimesi ve derin soluklanışı bir şeyleri ortaya koyuyordu. Konuşmasının sonuna geldiğinde, bana beklemediğim bir şey sordu. Bana, yapabileceğim en uçuk, en düzensiz şeyi sordu. Kibachi için elbette.

Derinlerde bir yerlerde, ufak bir Shun kahkaha attı.
Diğerleri ona eşlik etti, birbiri ardına.
Ardından hepsi durdu ve söyledi,
Kim takar Kibachi'yi?

Ama sorunun haklı olduğu bir yön vardı: yapacağım en uçuk şey ne olurdu? Bu dünyayı, kadının dünyasını ve onun kurduğu örgütü önemli bulduğumdan değil; ama eğer yapmak isteseydim, ne yapardım? Bu soruya hemen cevap vermedim. Arkama yaslandım tekrardan, iyiden iyiye kuruldum. Söyleyeceğim şeylerin, son sözlerim olabileceğinin bilincinde, derince bir nefes aldım. Düşünceleri kafamda doğru yerlere, doğru nota ve dizilere oturtmak için kendime fırsat tanıdım. Tekrardan söze başlamadan önce, pencerenin varlığını kendime hatırlattım ve öyle giriştim şairane bir diziye;


"Köyü yakıp yıkmak ne kadar da faydasız olurdu. Kuromayu'ları öldürmek bana ne kazandırır ki? Düzensizliğin efendileri, kendi içinde bir düzene sahip olan Kibachi'den başkası değil mi? Yapılacak şey çok açık-" Bir an için durup, dramatik bir etki yaratmaya çalıştım. Zira bir sonraki söyleyeceklerim, ya kelle alacak yada kelle aldırtacaktı. Bundan eminim. "-onun yerine, Kibachi'lilerin peşine düşerdim. Tek tek, emir komuta zincirindeki avlardım. Düzensizliği köyün ötesine, bizzat örgütün içine ve dünyanın geri kalanına taşımak için, önümde duran her bir Kibachi'liyi öldürürdüm. Ve gerekirse...

...sizi bile! Düzensizliğin en başında duran kadını da."


Tebessüm ettim. Tehditkâr değildim, gerçekten de düzensizliğin ancak böyle arttırılabileceğine inanıyordum. Ama kadının zeka seviyesi de düşünülünce, nasıl bir tepki vereceğinden emin değildim. Sakin ama dikkatli bir postürde, kadının vereceği tepkiyi izleyecektim. Eğer kadın kendini tehdit altında hissedip, aptalca bir şey yapmaya kalkarsa, ani bir shinobi refleksi ile onu durdurmaya çalışacaktım. Fakat sakin sakin konuşmaya devam ederse, ne söylerse söylesin, olduğum yerde kalacak ve onun söylediklerini bir tebessüm ile dinleyecektim. Bu noktadan sonra talihimin ne yönde izleyeceğine, Mai'nin dudaklarından çıkan sözcükler karar verecekti.

Sözcükler ve tatlı bir dil,
yada
Kılıç ve soğuk bir şıpırtı.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 12th, 2020, 10:55 pm

Mai'nin konuşma sırasını sana devretmesinin ardından iyice koltuğuna yaslanıyorsun. Aslında bu tutumunun Mai'yi rahatsız ettiğini yüzünden okuyabilsen de, yine de sana bir şey söylemiyor. Ya da söyleme gereği hissetmiyor... Bundan emin olamasan da Mai'nin senden gelecek cevabı duymak istediğini bilmek senin için yeterli oluyor. Kelimelerini ve cümlelerini istediğin şekilde Mai'ya savurduğun anda, Mai'nin yüzünde beliren herhangi bir değişiklik göremiyorsun. Biraz öncesine kadar kadının yüzünden çıkardığın sonuçları, şimdi suratındaki yağ tabakasının altına gömmüş gibi duran Mai, yaptığın konuşmanın sonuan eklediğin tebessümü kopyalarcasına yüzüne hafif bir tebessüm yerleştiriyor. Kendisini koltuğunda yavaşça geriye doğru bırakırken tebessümü bir gülümsemeye ve akabinde de bir kahkahaya dönüşüyor. Zevkten mi sinirden mi olduğunu pek de anlayamadığım bu kahkaha, böylesine durumlar için becerilerini geliştirmen gerektiğini sana fısıldarken, Mair'nin de kahkahaları nihayete eriyor.

Birkaç saniyelik kahkaha faslının ardından Mai, keskinleştirdiği gözlerini üzerinde gezdirmeye başlarken Teishi'nin hala ne derece etkisini gösterdiği sorusunun zihninde yankılanmasına neden oluyor. Seni süzmeyi bitiren Mai derin ve hırıltılı bir nefes almasının ardından "Düzensizliğin en güzel yanı da budur işte! İnsanlara sınırlarını zorlamaya teşvik edersin ve sınırları olmadığını düşünen insanlar, sınırlarının ötesini hedefler. Ancak bu insanlar düzensizliğin destur edinildiği bir yerde, düzensizliği sağlayan düzeni unuturlar!" diyor bir nevi sana haddini bildirmek istercesine. Sanki aranızdaki konum farkını bir kez daha suratına çarpmak istercesine konuşan Mai'nin sana olan ilgisini epey kaybetmiş gibi göründüğün bu anlarda, Mai aldığı bir nefesi hızla odadaki havaya karıştırırken "Sen de bunlardan biriymişsin Shun-kun. Seni daha zeki ve mantıklı biri olarak düşünmüştüm. Neyse, bu kez de yanılan ben olayım." diyor önemsiz bir detaydan bahsedercesine. Elbette bu noktada da bahsettiği önemsiz detayın sen mi yoksa yanılması mı olduğu konusunda da net bir fikrin oluşmazken Mai "Bu seferlik yediğin yemek benden olsun. Kendi yoluna git, çünkü ne Kibachi ne de Kuromayu barınabileceğin bir yer değil." diyor aranızdaki tüm konuşmalara nokta koyduğunu belli eden tok bir sesle.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 16th, 2020, 12:53 pm

Off Topic
Ashikaga Shun ilk pasiflik uyarısını almıştır.

Nur topu gibi yeni pasifliğin hayırlı olsun, güle güle kullan. Konu sonunda ödül yerine senden alacaklı çıkacağız haberin olsun. :lol:
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 115
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » June 22nd, 2020, 2:48 am

"Eh, denediğim için özür dilememe gerek yok sanırım. Yine de bir şans verdiğiniz için teşekkürler, Mai-sama."

Kadının verdiği tüm tepkileri olabildiğince olgun karşıladım. Yani, en azından, görünürde. Zaten halihazırda ne kadar devrede olduğunu kestiremediğim jutsuma chakra ayırmayı bıraktım ve tekniğin resmi bir şekilde sonlandığına emin oldum. Hemen ardından, derin bir iç çekerek ayağa kalktım. Mümkün olduğunca yenilmiş ve boyun eğen görünümümü sürdürdüm. Kadını ilk gördüğüm andan itibaren yaptığım gibi, onun sözlerine boyun eğmiştim. Oturduğum dip koltuktan kalkarak, kapıya (ve biraz da kadına doğru) yaklaştım.

"Ama, bugün asla yanılmadınız, Mai-sama. Ve ben de asla yalan söylemedim!"

Ses tonum tatlıydı, keten kanatları olan kelebeğin kanat çırpışı kadar nârindi. Yüzüme kondurulmuş olan gülümseme, sakin ve içtendi, sanki yeni doğan günü kutlarcasına şendi. Kapıya yönelmiş bedenimi bir saniye kadar durdurmuş, sanki bir şey söyleyecekmiş gibi kadına bakmıştım. Bir adım kadar kadına atmış, yeni bir tirada başlıyormuş gibi derin bir nefes almıştım. Bir sonraki söyleyeceklerim kadını ikna edecek, bu organizasyona alınmama sebep olacaktı. Hatta öyle tatlı şeyler fısıldayacaktım ki, kadının ağzı bir karış açılacaktı. Bundan emindim, ve bu his, eyleme döküldü.

Aniden kadının üzerine doğru hamle yaptım. Bu hamle sırasında, sol kolum ile belime gizlenmiş olan katananın kabazından tuttum ve eylemime eşzamanlı olarak çekiverdim. Zaten çaktırmadan, kapıya yönelmek için yapmış olduğum yürüyüşten ötürü kadına olabildiğince yaklaşmıştım. Bu ileriye atılma hamlemle birlikte, tahminimce, kurbanlık koyunuma bir katana mesafesinde olacaktım. Bu menzile girdiğim anda, katanayı yere paralel olacak şekilde soldan sağa doğru savuracak; oldukça dar açılı bir kesme hareketi yapacaktım. Katananın sivri ucunu tam kadının gırtlağına, ses tellerine gelecek şekilde nişan alacak ve onu tek bir harekette yarıp geçmeye ve kadına en ufak fırsat vermemeye çalışacaktım. Eğer bu hareketim başarısız olursa, iyice dibine girmiş olduğum kadının ciğerlerine doğru sağ elimle bir yumruk atarak sesini kesmeye çalışacak ve tekrardan kadının boğazına doğru bir kesme hareketi deneyecektim.

Ne yaparsam yapayım, menziline girdiğim kadını oracıkta ve sessiz bir şekilde öldürmeye odaklanmayı amaçlamıştım! Kadın öldüğüne dair en ufak bir ses çıkarmadan ölmesi için elimden geldiği kadar uğraşacaktım. Hiçbir şey söylemeden, hiçbir şey düşünmeden, sessiz ve temiz bir şekilde. Eylemimi gerçekleştirirken, bu plan ne kadar saçma ve zorlama olursa olsun, tereddüt etmeyecektim. Sadece planı uygulayacak ve geri kalan her plansız eylemin, bundan daha kötü olacağına inanacaktım. Kadın sıradan bir insan olduğu için, bana çok fazla karşı koyamamasını umuyordum.

Eğer kadını tek hamlede, ses çıkarmadan öldürmeyi başarırsam, derhal kadının ölü bedenini tutacak ve düşerken ses çıkarmamasını sağlayacaktım. Ardından kadının cesedinin üstünü arayacak, değerli bulduğum (kolye ve küpe dahil) her şeyi hızlıca cebime atacaktım. Bu noktadan sonra ise, doğaçlama yapmak zorundaydım. Önce kadının cesedini bırakıp, pencereye yönelecek ve dışarıya bakacaktım. Dışarıda kadının bedeninin sığabileceği bir çöp tenekesi yada bedeni arkasına koyabileceğim büyük bir cisim olup olmadığına bakacaktım. Şayet arkası tamamen çıplak bir açıklık ise, kadını odanın içerisinde en görülmeyecek / en saklanabilecek noktaya koymaya çalışacaktım.


"Mai'nin yardımı ile yada tek başıma, fark etmez. Sırada, Kibachi'ye sahip olma zamanı."

...diye fısıldayacaktım, artık boş olan bedene doğru. Bu noktadan sonra, ilk hedefim kadının bedenini mümkün olduğu kadar iyi bir şekilde saklamaktı. Zaten burayı açarken bir anahtar kullanmış olmalıydı, bu anahtara rağmen, bu bedeni olabildiğince iyi saklamak istiyordum. Henge tekniği ile kadının görünümü almadan önce, etrafı bir kolaçan edecek ve herhangi bir tehdit unsuru olup olmadığına bakacaktım.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 24th, 2020, 10:15 am

Konuşmanı ve ayağa kalkışını galip bir komutanın muzaffer hissiyle izleyen Mai bir şeyler söyleyecek gibi durmuyor. Senin gidişini izlemeyi bekleyen Mai, son andaki duruşun ile bakışlarını keskin hale getirse de, senin bir anda masanın üstünde atlayıp katananı kınından ayırışına ve boğazında muntazam bir kesik açmana engel olamıyor. Mai’nin boğazına açtığın kesik, net ve ölümcül oluyor. Etrafa saçılan ve üstüne, yüzüne sıçrayan kanın sıcaklığı bir anda seni sararken, Mai’nin boğazından kesik kesik fışkıran kanları bir sanat eseri gibi izliyorsun sadece. Kadının boğuk çığlıkları kanla dolan boğazına gömülürken, Mai’nin gözündeki yaşam feri de sönüp gidiyor.

Gözleri yukarı yuvarlanan ve başı da sandalyenin arkasına doğru düşen Mai’nin kanı hala dışarıya fışkırmaya devam ederken sen de kadının üzerini aramaya başlıyorsun. Öncelikle boynundaki kolyeyi ve kulaklarındaki küpeleri almakla işe başlıyorsun. Hemen ardında ise kadının üzerinde başkaca bir şey olup olmadığını arıyorsun. Ancak Mai’nin üzerinde, iki tane anahtarın olduğu basit bir anahtarlık dışında, tek bir ryo veya başkaca bir şey bulamıyorsun.

Bu aşamadan sonra Mai’nin koca cüssesini saklama işine girmek maksadıyla ilk olarak pencereden dışarıya bakıyorsun. Odanın sağına düşen pencere, başkaca binaları görebildiğin bir açıya sahip duruyor. Aynı şekilde binaların da bu pencereden içeriyi görmeleri muhtemel görünüyor. Ancak aradığın türde bir şeyi, pencereden bakarak görmen mümkün olmuyor. Bu aşamada, odaya girdiğin yerin durumunu da düşünerek kapıdan ufak bir göz atma gereği hissediyorsun. En azından aradığın türden bir cismin bu bölgede olabileceğini düşünüyorsun. Odanın kapısını hafifçe aralayıp dışarıya baktığın sırada ise, odaya girmeni sağlayan yolun sağa doğru ilerlemeye devam ettiğini ve yaklaşık 300 metre uzağında büyük bir çöp yığını olduğunu görüyorsun. Her ne kadar Mai’nin vücudunu alabilecek büyüklükte bir çöp tenekesi mevcut olmasa da, çöp yığınının Mai’nin vücudunu gizleyebileceğini düşünüyorsun. Etrafına son bir kez daha bakmanın ardından ise herhangi Mai’nin görünümüne bürünmene neden olacak herhangi bir tehdit sezemiyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Ashikaga Shun
Kaçak
Kaçak
Posts: 115
Joined: June 18th, 2019, 2:57 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by Ashikaga Shun » June 27th, 2020, 2:33 am

Odaya girdiğim yolun hemen ilerisindeki çöp yığınına şöyle bir göz attıktan sonra, hızlıca cesedin başına geri döndüm. Cesedi yerden birkaç santim yukarıya kaldırıp, ne kadar ağır olduğunu ve 300 metrelik bir mesafeyi bu ceset ile çok hızlı bir şekilde aşıp aşamayacağımı test edecektim. Eğer ola ki cesed, onu görünmeden 300 metre mesafeye koşturabileceğim kadar hafif ise; derhal bunu yapmaya girişecektim. Ama Mai'nin durumunu düşününce, bunun çok da mümkün olmayacağından neredeyse emin gibiydim.

Eğer cesedi çöplerin arasına saklamanın fazla riskli yada yavaş olacağına kanaat getirirsem, cesedi odanın içinde muhafaza etmeyi düşünüyordum. Kadını, kendi masasının altına sokacak ve dışarıdaki pencereden içeriye bakılınca görülmeyecek bir pozisyona getirecektim. Hemen ardından, kadından aldığım takıları cebime koyacak ve el mührüm ile birlikte chakrama konsantre olacaktım. Bunu yaparken, kadınnı ölü suratına bakmayı ihmal etmeyecek; sanki ölü bir sıfatı zihnime kazımak istercesine onu inceleyecektim.

'Henge no Jutsu!'

Kadının görünümüne bürünmeyi başardığım anda, odanın kapısını açacak ve dışarıya çıkacaktım. Kadından aldığım anahtarları tek tek, ama mümkün olduğunca sessizce, deneyecek ve doğru olanı bulduğumda kapıyı sonuna kadar kilitleyecektim. Bu noktadan sonra, tam olarak nerede olduğumu anlamaya çalışacak ve içinde bulunduğum binanın daha derinlerine gidip gidemeyeceğimi test edecektim. Mümkün olduğu kadar yeni görünümümün kimliğine bürünmeye çalışacak, Mai kadar rahat ve patronvari bir tavır takınarak hareketlerimi sürdürecektim.

Kadının bedeni ile ne yaparsam yapayım, bu noktadan sonra hedefim aynı olacaktı. Etrafımı inceleyip nerede olduğumu, burasının Kibachi ile olan ilişkisini arayacaktım. Herhangi birini görürsem hemen etkileşime geçmeyecek ve bana nasıl bir tepki vereceklerini anlamaya çalışacaktım, tabii eğer yabancı gözlerden uzak durmayı başaramazsam. Onun dışında, sessizce inceleyecek ve anlamaya çalışacak; Kibachi'yi nasıl içeriden fethedeceğimin yollarını keşfetmek üzere hareket edecektim.
Image
Künye

İsim: Ashikaga Shun
Yaş: 20
Cinsiyet: Erkek
Element: Fuuton
Seviye: C-Rank
Rütbe: Chuunin
Ryo: 3.000
Ün: 10
GP: 0
PP: 3



Motivasyon
Egosantrizm: Shun, hayatı tamamen tek kişilik yaşayan bir insandı. Bu hayatı, sadece kendisinin oynaması için oluşturulmuş bir oyun bahçesi olarak görüyordu. Tek gerçek insan oydu, her zaman oydu ve her zaman o olacaktı. Kendi arzularının peşinde koşmak, onun yaşama amacı haline gelmişti. Arzuladığı şeyleri söküp almak için güne uyanır, ertesi gün yine bu bilinçle uyanabilmek için uykuya dalardı. Değişken ruh hali ve sofistike zevkleri, o an için ne arzuladığını belirlerdi. Ama buradaki odak, Shun'un ne arzuladığı değil, arzuladığı şeyi elde etmek için gittiği yoldu. Bu yolda yürürken acı çekmek, hayal kırıklığına uğramak veya yolun sonunda coşkun bir mutluluğa kavuşmak... Yolun tümünden mutlu olan bir insandı Shun, yolu bitirebildiği ve arzusunu söküp alabildiği senaryolarda tabii. Geri kalan hiçbir şey veya hiçkimse önemli olmazdı. Düşündüğünü yapmalıydı, çünkü o tek ve özeldi. Ne olursa olsun, ne feda edilmesi gerekiyorsa edilsin. Her şeyin ve herkesin üstünde olmak, yaşama bilinciydi.

Galaksi Rehberi: Hangi yolu, nasıl yürümesi gerektiğine bu sayede karar verebilmişti Shun. Sofistik ve sanatsal zevkleri vardı bizimkinin, daha önce hiç görmediği bir yücelik karşısında erirdi. Yüce ve zengin şeylere sahip olmak, sanat eserlerinin doğumuna şahit olmak, kimsede ait olmayana sahip olmak gibi nice tutkuya sahipti. Fakat bunu asla ve asla, aynı yerde bağlı kalarak yapamazdı. Yepyeni şeyler görmeli ve her gördüğü muhteşem şeyi kendisine katmalı ve sahip olmalıydı. Bunu yapabilmek için yürürdü Shun, bir şeyler öğrenmek ve bunları kazanabilmek için. Kimsenin görmediğini görebilmek ve kimsenin sahibi olamadığı güzelliklere sahip olabilmek için. Zevkleri konusunda çok seçiciydi, paylaşmaktan da pek hoşlanmazdı Shun. Ama her zaman, ama her zaman onları göstermekten ve sahip olduğunun bilinmesinden hoşlanırdı. Onun galaksi rehberi de buydu işte, yüceliği söküp almak ve kendisine katmak!



Komplikasyon
Güvenli Alan; Varlık: Shun, kitleler arasında ki en dikkat çekici insan olması gerektiğini düşünür. Çünkü diğer insanlardan daha 'farklı' ve pekala daha özeldir. Shun'un güvenli alanı, en çok ilgi duyulanın, sözü dinlenilen ve akılda kalan insanın kendisi olduğu ortamlardı. Fakat normal insanlar gibi, aynı güvenli alanda yaşayabilen bir insan değildi o. Sürekli yoluna devam eden bir missing-nin olarak, ne yaparsa ve nereye giderse gitsin; kendi güvenli alanını da beraberinde getiren bir adamdı. En çok ilgi toplayanın (en etkileyicinin) Shun olmadığı, sözleri verenin ve tutanın o olmadığı her an, bu psikolojik ve toplumsal üstünlüğü geri almak için hemen hemen her şeyi yapabilir.



Özellikler
Ciğer Yarası: Karakter her ne kadar karaciğerindeki yaralanmayı iyileştirmişse de, tedavi sonrası rehabilitasyon süreci içerisinde kondisyon bakımından olumsuz etkilerle karşılaşması muhtemeldir. Bu nedenle karakter, eşit özellikteki kişilere nazaran daha çabuk yorulmakta ve yorgunluğu arttıkça direnci de düşmektedir. Karakterin aksiyonları rehabilitasyon sürecine doğrudan etki etmektedir. Tüm bu durum karakterin rutin hayatında herhangi bir engel oluşturmamaktadır.



Profil

Stat Listesi
Güç: 3
Çeviklik: 5
Kondisyon: 3
Potansiyel: 3
Varlık: 11
Zeka: 9

Beceri Listesi
Atletizm: 1
Akrobasi: 1
El Hassasiyeti: 1
Saklanma: 1
Form: 1
Ninshuu: 1
Aldatma: 1 {Favori}
Empati: 1
Sosyalleşme: 1
Tıp: 1
Farkındalık: 1
İzcilik: 1



Teknikler

Taijutsu
Shigure: C Rank

Genjutsu
Rakumei no Jutsu
Shibou no Jutsu
Magen: Bunshin
Teishi no Jutsu
Raigen

Ninjutsu
Shunshin



Ekipmanlar/Eşyalar
Yuna no Katana
2 Sentetik Misina, 5mt (Normal Kalite)
1 Patlayıcı Parşömen (Normal Kalite)
4 Sis Bombası (Normal Kalite)
3 Kunai (Normal Kalite)
3 Shuriken (Normal Kalite)
Altın Yüzük
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1628
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Ashikaga Shun] Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

Post by GM - Naruto » June 29th, 2020, 10:19 am

Off Topic
Herhangi bir şeyin riskli olup olmayacağından bahsederken, karakterinin risk olarak görebileceği durumları belirtmen gerekiyor. Diğer türlü mevcut ve olası tüm riskleri GM olarak değerlendirerek karakterini hareket ettirme durumuna düşüyoruz. Ancak bu riskleri değerlendirmek, hangilerinin mevcut olup olamayacağı ihtimallerini tartmak karakterinin bir işi. Dolayısıyla bundan sonraki turlarda, benzer şekilde genellemeler içeren hamleleri iptal edeceğim.
Mai’nin cesedini kaldırabilecek kadar güçlü olduğuna inansan da, cesedi çöplerin arasına saklama noktasında düştüğün tereddüt, cesetten elde ettiğin anahtarlarla birlikte daha güvenli bir yola doğru itiyor seni. Dolayısıyla, Mai’nin cesedini masanın altına mümkün olduğunca pencereden görülmeyecek şekilde yerleştirerek bu odayı terk etmeyi daha mantıklı buluyor ve bunun için harekete geçiyorsun. Mai’nin cüssesi nedeniyle biraz zahmetli olsa da bu işin üstesinden gelmeyi başarıyorsun. Bu esnada Mai’nin görünümüne dair en ufak bir detayı bile aklına kazıyor ve tüm işini bitirdikten sonra Henge no Jutsu sayesinde yeni görünümüne kavuşuyorsun.

Mai görünümünde devam edeceğin hayatının ilk adımını, içeriye girdiğin odadan çıkarak yapıyorsun. Birbirine benzeyen anahtarlardan ilkini kapının kilidine sokuyor ve sorunsuz bir şekilde kapıyı kilitleyebiliyorsun. Diğer anahtarı da her ihtimale karşı kapıya sokup çevirmeye çalıştığında, kilit mekanizmasının hareket etmediğini görüyorsun. Bu durum da ikinci anahtarın başka bir yer için olduğunu sana gösteriyor.

Kapıyı kilitlemenin ardından Kuromayu’nun sokaklarında ilerlemeye başlıyorsun. Bu aşamada ilk olarak ramen dükkanının önüne doğru ilerliyorsun. Ramen dükkanında hiçbir müşteri bulunmuyorken, Takuji’nin bir köşede halen daha burnuna bir bezle baskı uyguladığını görüyorsun. Ako’nun ise henüz daha dükkana geri gelmemiş olduğunu fark ettiğin sırada Takuji hafifçe ayağa kalkıyor ve bakışlarını mahcup bir şekilde sana kilitlerken “Mai-sama, bağışlayın. O herifin sıradan biri olmadığını fark etmiştim, ancak sizin yerinizde bu kadar alçakça hareket edebileceğini düşünememiştim. Lütfen beni bağışlayın.” diyor. Takuji’nin bu sözlerinin ardında, sana karşı yönelen bir öfkenin varlığını hissetsen de, Mai’ye karşı derin bir utanç duyduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsun. Bakışlarını, eğdiği başıyla önündeki tezgaha kilitleyen Takuji, bir an önce bağışlanmak arzusuyla yanıp tutuşuyor gibi görünüyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Post Reply

Return to “Yağmur Ülkesi”