[Asakura Midori] Bal Arısı

Kusagakure'nin liderinin konakladığı bina.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 46
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by Asakura Midori » March 2nd, 2020, 3:02 am

Beynim ve midem arasında bir öncelik belirlemem gerekiyordu ve kahvaltımı hızlıca bitirerek buna bir son vermiştim. Muhtemelen çok lezzetlilerdi.. fakat o kadar karmakarışık duygular yaşıyordum ki hiçbirinin tadını alamamıştım neredeyse. Amari Inaho.. önce adını, sonra soyadını, sonra tekrar adını kafamın içindeki sistem veritabanından tekrar aramayı denedim. Hayır.. bu şekilde bir yere varamayacağımı görebiliyordum. Bu kadının ailem ile bir bağlantısı vardı ve bunu her ne olursa olsun bir an önce çözmeliydim.

"Elinize sağlık.. her şey mükemmel olmuş."

Yalan söylemiyordum, muhtemelen gerçekten gözüktükleri kadar lezzetliydiler. Aklıma gelen en mantıklı şeyi yaptım ve köy meydanına gittim. Burayı seviyordum.. yalnızca köy halkına olan sempatimden dolayı değil, izole bir halk olsak da burası nedense bana capcanlı geliyordu. Birkaç esnafla merhabalaştık. Severlerdi beni. Dangoları hemen çiğnemek yerine üst damağımda eriterek şekerin tadını iyice dilimle sömürürken kafamda hala aynı isim yankılanıyordu.

"Amari Inaho.. Kimsin sen?"

Biraz daha vakit geçirdikten sonra hızlı adımlarla eve doğru yürümeye, hatta son raddede koşmaya başladım. Karın pek fazla etkilemediği yolları seçmeye çalışsam da bazı noktalarda çatılar yine işime yaramıştı. Apar topar kapıyı açtıktan sonra içeri girecek ve annemi arayacaktım.

"ANNEAAAA! Amari Inaho ismi hakkında anlatabileceğin HER ŞEYE ihtiyacım var.. sanırım kendime bir kılıç ustası buldum."
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1587
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by GM - Naruto » March 5th, 2020, 9:44 am

Akşam vakitlerine doğru, Amari Inaho’yu köy içerisinde arayışın veya onunla buluşma gayen sonuçsuz kalınca, artık evine dönmeye karar veriyorsun. Kafanda, Inaho ile ailenin bağlantısının ne olabileceğine yönelik düşünceler dönüp dururken, kısa süre sonra evine varıyorsun. Inaho’nun kim olduğuna dair cevabı ancak aile üyelerinin verebileceği düşüncesiyle evine giriyor ve doğruca annenin olabileceği odaya yöneliyorsun. Bu esnada çoktan cümlelerini yüksek bir sesle kurmaya başlıyorsun bile.

Annenin evin en geniş odası olan salonda olabileceği düşüncesiyle adımlarını hızlı bu odaya yönelttiğinde, cümlelerinin de sonuna geliyorsun. Odanın girişinden kafanı uzattığın anda ise, cümlelerin sanki boşluğa yayılmış gibi oluyor ve gecenin tüm karanlığı sanki içine doluyor. Gözlerin giderek büyümeye başlarken, kapının karşısındaki duvarın dibinde, yere yığılmış halde olan anneni, babanı ve ablanı görüyorsun. Üçünün de göğsünde katananın açtığı soldan sağa doğru eğimli dikey ve “ / ” şeklindeki yarayı rahatlıkla görebiliyorsun ve yine her üçünün de belki de yıllardır kullandıkları katanalarının salonun ortalarında durduğunu fark ediyorsun.

Aile üyelerinin göğüs kısmındaki yaraların ölümcül nitelikte olmadığını fark etmen çok güç olmuyor senin için. Ancak genel durumlarına baktığın zaman, her birinin de hırpalanmış olduklarını anlayabiliyorsun. Yüzlerindeki birkaç morluk, bu kısımlara da darbeler aldığını gösterse de herhangi bir kesik izi bulunmuyor. Bu durumda da, genel olarak her üç aile bireyinin de önce yorgun bir hale getirildiğini ve ardından da göğüslerine aldıkları yara ile dövüşemeyecek duruma geldikleri çıkarımını yapabiliyorsun. Tüm bu sonuçlara birkaç saniyelik bakışınla ulamışken, doğruca aile üyelerine yardım etmek için harekete geçiyorsun. Odadan girdiğin anda tam suratına inen bir tekme ise, seni neredeyse geldiğin noktadan daha geriye fırlatıveriyor!

Evin duvarlarından birine çarparak durmanın ardından, aile üyelerini bu duruma getiren kişinin hala evin içinde olduğu gerçeğini anlayarak, salon kapısına doğru bakışlarını kilitliyorsun. Öncelikle kapının sağ tarafından beliren bir bacak ve onu takip eden gümüş saçların salınımını görüyorsun. Kapıda 26 yaşlarında, gümüş rengi uzun saçları olan, yeşil gözleri adeta parıl parıl parlayan, yumuşak yüz hatlarına sahip ve oldukça güzel sayılabilecek, 170 cm boylarında, omuzlarına attığı dik yakalı haorisi ile havalı bir görünüm kazanmış olan kadını ve elindeki katanasını gördüğün anda, aile üyelerini bu hale getiren kişiyle yüzleşmiş oluyorsun.

Olduğun yerden yavaşça kalkmaya başlarken, karşında duran kadın hafif ve içten bir tebessümle sana bakarak, tıpkı bakışları gibi yumuşak bir ses tonuyla “Aisu-chan eğitilecek biri olduğunu söylediğinde, bunun Asakuralar’dan biri olacağı aklıma gelmemişti Midori-kun.” diyor. Kadının bu cümlesiyle, neredeyse tüm gün aradığın Amari Inaho’nun şu an karşında durduğunu fark ettiğin anda, burada neler olup bittiğine dair düşüncelerin daha da karmaşık bir hale geliyor.

Amari Inaho
Image
Inaho, omuzları üstünden ardında kalan aile bireylerine bakmasının hemen ardından bakışlarını bir kez daha sana çevirdiğinde “Asakuralar köyde katana kullanma konusundaki yetenekleriyle tanınıyorlar. Açıkçası daha ufak yaşta elime ilk katana aldığımda, bana Asakuralar’ı örnek almam söylenmişti. Bu yüzden her zaman Asakuralar’ı bir rakip olarak görmüştüm Midori-kun.” diyor. Inaho’nun tüm bu yumuşak bakışları ve ses tonuna rağmen yaydığı auranın karanlığı, seni onun cümlelerini dinlemeye zorlarken Inaho “Bu yüzden onları geçebileceğim umuduyla çalıştım hep. Muhtemelen sen hatırlamıyorsun Midori-kun, ancak yaklaşık 10 sene önce Asakuralar’ın hepsini geçtim! Ablan, annen ve hatta baban bile birkaç dakika içinde bana kaybetmişlerdi. İşte o gün, senin yaşlarındaydım. Bugün, yani yaklaşık 10 yıl sonra, bu birkaç dakikayı birkaç saniyeye indirdim Midori-kun! Fakat hala katanalarımızın çarpışmadığı bir Asakura var…” diyor. Son cümlesiyle, kastettiği kişinin sen olduğu son derece açıkken, Midori’nin yüzünde beliren tebessüm yaydığı auranın daha da karanlık olmasına neden oluyor.

Inaho yüzündeki tebessümü korumaya devam ederken elindeki katanasını yavaşça kınına sokuyor ve “Yarın sabah gün doğumunda Akademi Binası’nda bulunan antrenman alanında ol. Seninle ilk kez katanalarımızı orada çarpıştıracağız. Eğitim konusunu da ondan sonra konuşacağız.” diyor. Bu cümlelerinin ardından yanından geçip gidip evden çıkmak için yavaş adımlarını atmaya başlıyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 46
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by Asakura Midori » March 7th, 2020, 10:09 pm

İçime düşmekte kararlı olan umutsuzluğa karşı verdiğim mücadelenin bugünlük sonuna gelmiş gibiydim. Belli ki Aisu-sama ile ufak bir iletişim problemi yaşamıştık ve kastettiği zaman dilimi kesinlikle bugün değildi. Eh.. en azından tadını tam alamamış olsam bile güzel bir portakal suyu içebilmiştim ve elimde kalan tek teselli parçacağının bu olduğunu fark ettiğimde yüzüm biraz daha asıldı. Amari Inaho.. nerede ve ne zaman bilmiyrdum fakat onu mutlaka bulacaktım.

"Sensiz bu köy çok lezzetsiz bir yer olurdu.. kolay gelsin dango'cu amca."

İçimdeki minik burukluğu bastırmaya çalışırken yol boyunca köy halkı ve esnaf ile selamlaştım ve başka şeyler düşünmeye çalıştım. Belli ki uzun bir süre uyku bana yüzünü göstermeyecekti. Normal zamanlarda bile kafasını yastığa koyar koymaz uyuyabilen biri değilken şimdi bu iyice imkansız hale gelmişti! Şimdiden hayaller, senaryolar yazılmaya başlamıştı bile zihnimde. Yapacaktı.. öğretecekti bana! Kimsenin tanıyamayacağı kadar mükemmel bir kılıç ustası olacaktım.

Eve varıp omuzlarım çökmüş bir şekilde anneme bağırdığımda her zamanki gibi melodik bir tonda "sen mi geldin" diye bağırmasını bekledim. Bağırmadı. Yürümeye devam ettim. Bu saatte uyumazdı. Hatta.. bu saatte hiçbiri bu kadar sessiz bırakmazdı evi. Doğum günü süprizi falan mı yapılıyordu bana? Hayır.. daha aylar var. Neler oluyor? İçimdeki his giderek kötüleşirken o manzara ile karşılaştım.

"ANNN-"

Ne olup bittiğini anlayamadan suratıma aldığım darbe ile beynim birkaç saniyeliğine kendini kapatıp yeniden başlattı. Hırsız? Hayır.. çok daha tuhaf şeyler oluyordu. Her şeyden önce, katanalarının ne işi vardı evin orta yerinde? Karşılık verdikleri halde kaybetmiş olamazlardı! Kükredim. Ani ve agresif bir refleks ile elim belimdeki kılıca gitti.. fakat çekemedim. Gördüğüm surat karşısında en az gözlerim kadar kaslarım da boşluğa düşmüştü.

"Sen..?"

Anlamıyordum.. hiçbiri mantıklı gelmiyordu. Amari Inaho karşımdaydı ve ben donakalmış halde dişlerimi sıkarak ona bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Sapını sımsıkı tuttuğum kılıcım hala belimde dururken, çektiğim anda elimin titreyeceğinden korkuyordum belki de. Hiçbir tepki vermeden kadının söylediklerini dinledim. Zihnim beni yanıltmamıştı.. gerçekten de ailemle bir bağlantısı vardı bu kadının, ve bu bağlantı 'aile dostu' niteliğinde değildi.. hırs ve rekabet dolu bir kan davasına benziyordu.

Söylediği son cümle tekrar beynimde yankılandı. "..birkaç saniyeye indirdim.." bir kaç saniye... Bu.. bu olabilir miydi? Ablamla yaptığım antreman dövüşlerini hatırlıyorum, gardını kırmam bile dakikalarımı alıyordu. Evet, aile içi antremanlarında hiçbir zaman eforumuzun yüzde yüzünü kullanmazdık, zaten daima elimizde tahta kılıçlar olurdu.. fakat.. birkaç saniye? Yıllar sonra bile hala etkisini atlatamadığım bir travma olarak kalacak mıydı emin değildim, fakat bir erkek çocuğu için babasın yerde yenilmiş halde görmenin unutulacak bir an olmadığına yemin edebilirdim. Omuzlarımdaki ağırlığa bir isim vermekte zorlanıyordum.. korkudan çok daha fazlasıydı.

"Orada olacağım."

Sesimin titreme ihtimalinden korktuğumdan olsa gerek, tek bir cümle çıkmıştı ağzımdan. Kadın yanımdan geçip giderken bakışlarımı önümdeki duvarda sabitleyerek yumruğumu sıkmaya devam ettim. Saniyeler saatler gibi geçmişti. Evden çıktığında koşarak yerde yatan ailemin vücutlarını kontrol ettim. Yaraları varsa önce ilk yardım yapacak, durumları aşırı ciddiyse koşarak hastaneye gidecek, kendiliğinden kalkarlarsa hiçbir şey anlatmayıp Aisu konusunu açmayacaktım.

Yarın uzun bir gün olacak. Sabah hazırlanıp belime katanamı koyduktan sonra savaş kıyafetimi giyeceğim ve akademi binasına gideceğim.

Bunun için iyi bir uykuya ihtiyacım vardı. Yatağıma yöneldiğimde artık okun çoktan yaydan çıkmış olduğunun ve bu noktadan sonra geri dönülemeyeceğinin farkındaydım. Dönmeye niyetim de yoktu zaten. Hislerimi kontrol etmeye çalışmıyordum, olabildiğince mantıklı bir şekilde zihnimi boşaltmayı deniyordum. Fakat hissettiğim şey.. kesinlikle nefret değildi. Ailemin güvende olduğuna emin olduktan sonra kendimle başbaşa kaldığımda biraz daha sindirmeyi başarabilmiştim her şeyi. Bu hissin adı.. hayranlık olmalıydı.


Image
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1587
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by GM - Naruto » March 9th, 2020, 10:55 am

Inaho’nun evden çıkmasının ardından, hızlıca aile üyelerinin yanına gidiyor ve onların yaralarına ilk yardım babında pansuman yapıyorsun. Hiçbirinin durumunun kötü olmadığını ve aldıkları yaraların kendilerini sadece dövüşmekten alıkoyacak nitelikle olduğunu anlaman, senin açından sevindirici bir haber oluyor. Ancak her üçünün de aldığı küçük düşürücü mağlubiyet yüzlerinden okunuyor. Inaho’nun konuşmasını her biri duymuş olsa da, içlerinden hiçbiri ağzını açıp tek kelime etmiyor. Ne var ki, her birinin yüzünde aslında onlarca şey söylemek isteyen fakat buna yüzlerinin olmadığını anladığın ifadeleri net bir şekilde görebiliyorsun. Pansuman sonrasında ise tıpkı senin gibi herkes kendi odasına çekiliyor ve dinlenmeye geçiyor. Fakat, kendin dahil hiçbir aile üyesinin rahat bir uyku çekemeyeceğini biliyorsun.

Geceyi oldukça rahatsız bir şekilde geçirsen de, bir shinobi olarak uykusuzluk çok da sana zarar vermiyor. Vücudunun oldukça dinç ve enerjik olduğunu hissedebiliyorsun. Bunun yanında, dün yaşananlar senin için ayrıca bir motive kaynağı olduğu için uykusuz bir gece senin için çok da önemli olmuyor. Inaho’nun verdiği vakitte hazır olabilmek için hızlıca hazırlıklarını yapıyorsun ve ardından derin bir sessizliği çöktüğü evinden çıkıp antrenman alanına doğru yola koyuluyorsun.

Gün doğumunda, sessiz Kusagakure sokaklarını ardında bırakıp, şimdilik sessiz olan Akademi Binası’na varıyorsun. İlerleyen saatlerde akademi öğrencilerinin cıvıltısıyla dolacak olan alanlardan geçip antrenman alanına vardığında ise, karşıda Inaho’yu görebiliyorsun. Halinden yeni gelmediğini anladığı Inaho, antrenman alanının ortasına oturmuş bir halde dururken, gözleri seninkilerle kesişiyor. Bağdaş kurmuş ve uzun haorisi kenarlara doğru açılmış bir vaziyette, oldukça rahat bir ruh haliyle oturan Inaho, herhangi bir selamlaşma faslına gerek duymadan “Madem bu kadar hazırlık yapmışsın, başla bakalım.” diyor. Ağzından çıkan bu cümleye rağmen Inaho, sadece katanasını hafifçe öne alarak çekmeye hazır hale getirmekle yetiniyor. Bunun dışında, ayağa kalkmak veya bir duruş almak gibi bir niyeti olmadığını rahatlıkla görebiliyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 46
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by Asakura Midori » March 12th, 2020, 1:13 am

Adrenalinin göz bebeklerim ve atar damarlarım üzerindeki etkisi geçmek bilmiyor, hatta giderek kendini iyice hissettirmeye başlıyordu. Evdekilerin yaralarını sararken sanki maraton koşmuşumcasına nefes nefese kaldığımı fark ettim. Dizlerim titriyordu.. daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Evet, akademi hayatımın neredeyse tamamı benden iri çocuklardan -hemen hemen tamamı yani- dayak yiyerek geçmişti, eve bir gün bile bir yerim morarmadan döndüğümü hatırlamıyorum.. fakat bu.. bu başka bir şeydi.

Evime girip ailemi kılıçtan geçirmek? Aslında.. pek de ekstrem bir durum sayılmazdı. Asakura'lar nesiller boyunca kılıç sanatına hayatlarını adamışlardı ve aile kültürü gereği duelloyu yaşamlarının bir parçası haline getirmişlerdi. Eğer kılıç çarpıştırılması gerekiyorsa, çarpıştırılırdı. Yalnızca, bunu neden evin orta yerinde yaptıklarına bir anlam verememiştim. Bizim için böylesine kutsal bir savaş sanatı.. vay canına. Gerçekten bu kadar ileri gitmiş olabilirler miydi?

Gün boyunca yaraları ve ağrıları haricinde herkesle iletişimi minimal tutmaya çalıştım. Ertesi sabaha kadar kafama gereğinden fazla yük sokamazdım, zaten patlayacak gibiydi. Kendimi rahatlatmam gerekiyordu.. imkansız olduğunun farkındaydım, ama en azından denemeliydim. Daha da önemlisi, kendimi Inaho'ya kanıtlamak için tek bir fırsatım vardı. Oraya sahip olduğum 'her şey' ile gidecektim. Bu sadece benim için değil, uzun vadede ailem için de önemliydi. Asakura'lar olarak katanaların ruhları olduğuna, kılıç ustalığının bir savaş sanatından çok daha fazlası olduğuna inanıyorduk. Kimsenin yüzünü kara çıkaramazdım.

Böylece minik omuzlarımdaki tonlarca sorumluluk yüküne bir yenisi daha eklenmiş oldu. Hata yapamazdım. Herkesin medikal durumunun stabil olduğuna emin olduktan sonra yatağıma gittim ve uyuyamayacağımdan yüzde yüz emin olsam bile en azından vücudumu, gözlerimi ve olabildiğince zihnimi dinlendirmek amacı ile gözlerimi kapattım. Rüya mıydı gördüklerim emin değildim, fakat çarpışan çelik sesleri ve havada uçuşan kıvılcımlar zihnimden çıkmıyordu.

"ROAH!"

Gökyüzü siyahtan griye dönerken zıplayarak indim yataktan. Vakit gelmişti.. dün yaşananların bir kâbus olmadığına emin olmamayı çok istesem de bütün gerçekliği ile karnımdaki sancı giderek büyüyordu. Savaş kıyafetimi büyük bir özenle giydim. İçinde kendimi hiç olmadığı kadar güçlü hissediyordum. Sanki.. sanki her şeyi yapabilirmişim gibi.

Katanamı da aynı dikkatle belime koyduktan sonra isli ve soğuk sokağa doğru adımlarımı hızlandırdım. Bu saatlerde köy meydanı gibi akademi yolu da bomboş olurdu genellikle. Zihnimdeki düşüncelerden arınmayı deniyordum.. kafamı boşaltabilirsem bu enerjiyi kaslarıma yükleyebilirdim. Yol, tahmin ettiğimden çok daha kısa sürmüştü. Onu gördüm.

Kanım çekilmiş gibi hissediyordum.. neden benden önce gelmişti ki? Onun için şimdilik yalnızca değersiz bir öğrenci değil miydim? Beni yok etmeyi kafasına koymuş olabilir miydi? Neden bu kadar hırslıydı? Daha da önemlisi.. bugün ölme ihtimalim neydi? Tahta kılıçlarla yaptığımız antreman dövüşlerine asla benzemeyeceğinin farkındaydım. Hayatımda ilk defa kılıcımı birine doğru kendimi frenlemeden savuracaktım. Çelikten yapılmış, keskin kılıcımı. Düşüncesi bile tuhaf hissettiriyordu. Bugün her şeyin başlayacağı gündü. Bugün benim günüm olacaktı. EN SEVDİĞİ ÖĞRENCİSİ BEN OLACAKTIM!

"Özellikle mi burayı seçtin bilmiyorum ama.. akademi ile ilgili tek bir iyi anım bile yok biliyor musun?"

Gözlerimi gözlerine kilitledim. Yavaş ve sakin adımlarla yaklaştım. Gardını almamıştı.. neyi bekliyordu? Açık konuşmak gerekirse bu beni biraz rahatlatmıştı. Yani.. kafamda deliliğe doğru sürüklenen onca paronayak düşüncelerin arasında, beni görür görmez öldürmek için üzerime atlamasına kadar bütün senaryolar yazılıydı. O ise bütün rahatlığı ile oturmuş benim hamle yapmamı bekliyordu. Sesimin titrememesi için ekstra çaba sarfediyordum ve bu şuan benim için havada çift parande atmaktan daha zorlayıcıydı.

"Baştan anlaşalım.. ninjutsu ve genjutsu kullanmak yok."

En zayıf anında saldırmak istemiyordum. Gövdemi hafifçe eğerek küçüldüm, avına atlamaya hazır bir panter gibi kaslarımı gerdim ve yerimden bir anda azgın bir tavşan gibi fırlayarak çakramı bacak kaslarıma aktarırken bütün kas gücüm ile koşmaya başladım. Enerjimin, çakramın ve gücümün tamamını tek bir saldırı için harcayacaktım.. bütün kartlarımı ilk turda oynayarak resti çekecektim. Ya şimdi ya hiç. En azından potansiyelimi hissetmeliydi! Koşarken ivmenin tamamını kullanarak belimden çektiğim kılıcı, Inaho'nun yanından geçip giderken alt gövdesine doğru savuracaktım.

"TSUKIKAGE NO MAI!"
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1587
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by GM - Naruto » March 12th, 2020, 10:05 am

Karşında oturmakta olan Inaho’ya karşı cümlelerini kurmaya başladığın sırada, Inaho’nun yüzünden konuşmalarını pek de önemsemediği sonucunu çıkarabiliyorsun. Ninjutsu ve genjutsu kullanılmayacağına dair cümlelerine ise basit bir omuz silkme hareketi dışında bir karşılık vermeyen Inaho, senden gelecek saldırı dışında hiçbir şeyi umursamadığını göstermiş oluyor sana. Hal böyle olunca, sen de daha fazla konuşmaya gerek duymadan duruşunu almaya başlıyorsun. Giderek küçülüyor ve ardından stilinin getirdiği disiplin çerçevesinde yerinden hızla fırlıyorsun. Tsukikage no Mai ile yaptığın saldırı esnasında zig-zaglar çizerek ardında bıraktığın silüetlerle Inaho’ya yaklaşmaya başlıyor ve göz açıp kapayıncaya kadar uygun mesafeye geldiğin sırada, Inaho’nun gövdesinin alt kısmını kesmek amacıyla sağdan sola yere paralel bir şekilde katananı savuruyorsun. Katanan Inaho’nun oturma pozisyonunda olması nedeniyle, yere bir hayli yakın bir mesafede ilerlerken, gözlerini diktiğinin Inaho’da hiçbir değişiklik veya hareketlilik sezemiyorsun. Ancak doğru zamanda doğru hamleyi yapacağını oldukça emin duran Inaho, katanan vücuduna yaklaştığı anda ilk kez harekete geçiyor ve yere paralel bir şekilde gelen katanana karşı, kendi katanasını ucu yere bakacak şekilde ve yere dik bir açıyla tutarak savunmasını yapıyor.

Yere paralel savrulan katanana karşı yere dik açıyla bakan katana hamlesiyle karşılık veren Inaho, saldırını hiçbir zorluk çekmeden durdurmayı başarıyor! Hatta bununla yetinmeyen Inaho, keskin ucu sana dönük olan katanasını hızlıca yukarıya doğru kaldırarak katananın havaya doğru hareketlenmesine neden oluyor. Kendou eğitimin kapsamında aldığın tüm öğretilerden, vücudunun en savunmasız anının katananın kontrolünü kaybettiğin zamanlar olduğunu bildiğin için Inaho’nun tek bir hamlesiyle tüm vücudunun olası bir saldırıya karşı açık bir şekilde kalmış olması bir anda içini titretiyor. Inaho katanasıyla yaptığı ve sürdürdüğü hamlesiyle katananı kontrol etmeni imkansız kılarken, boştaki sol eliyle katanasının kınını tıpkı senin yaptığın gibi yere paralel bir şekilde ve diz bölgene gelecek şekilde savuruyor. Inaho’nun adeta eş zamanlı yaptığı iki saldırısına karşı tepki verme imkanın olmuyor ve birden yere düştüğünü hissetmeye başlıyorsun. Tam bu esnada, Inaho katanasını yükseltmeyi durduruyor ve ters bir durumda olan bileğini düz pozisyona getirerek katanasını ters tutuşunu düzeltiyor. Adeta eşsiz bir gösterinin parçasıymış gibi Inaho’nun hamlelerini izlerken, ona karşı herhangi bir tepki veremeyişini düşünmüyorsun bile. Basit hareketlerinin her birinden akan zarafet ve mistiklik sana kadim bir duyguyu pompalarken, sırtının yere değdiğini ve Inaho’nun katanasının ise 45 derecelik bir açıyla inerek sol omzunun boynunla birleştiği noktadan başlayarak karaciğerine doğru savrulduğunu görüyorsun. Saldırının ölümcüllüğünü iliklerinde hissetmene rağmen, yaşadığın duygu ölümü sana bir iltifat gibi gösterirken Inaho katanasını sol omzunun boynunla birleştiği noktada durduruyor ve sonrasında sanki hareketine devam etmesi halinde seni nasıl kesebileceğini göstermek için katanasını kıyafetlerinin üzerinde karaciğerinden sağ kalçana kadar indiriyor.

Tsukikage no Mai ile yaptığın saldırının ardından sadece saniyeler içerisinde iç organları dışarıya fışkıracak bir konuma geldiğini anlaman, birkaç saniye sürüyor. Inaho’nun oturarak pasif bir halde dahi ortaya çıkardığın “sanat” karşısında, bu başarısızlık hissinin üzüntüsünü bile duymuyorsun. Aslında ailenin nasıl birine yenildiğini ilk elden tatmış olmak bir anlamda seni de kamçılamaya başlıyor.

Inaho katanasını kucağına alıp yavaşça ayağa kalkarken “Kendou stilinde yüksek bir seviyedesin. Ofansif kapasiten de öyle, fakat beklediğimin çok altında.” diyor. Senin ayağa kalkmanı ve toparlanmanı bekleyen Inaho, sen hareketlenirken “Ancak Kendou sadece saldırmaktan ibaret değildir. Savunmanın da en az saldırı formlarındaki etkinliği ve yeterliliği barındırması gerekir.” diyor. Bu cümleler ile bu kez saldıran tarafın kendisi olacağının sinyallerini veren Inaho tam anlamıyla ayağa kalkmanın ardından birkaç adım geri çekiliyor ve tıpkı senin gibi bir duruşa geçtikten sonra hafifçe gülümseyerek “Tsukikage no Mai!” diyor. Bir anda yerinden fırlayan Inaho seri zig-zag hamlelerle sana doğru yaklaşmaya başlıyor. Bu anda sanki sadece sana özgü bir saldırının sana karşı kullanıldığı hissini yaşamaya başlıyorsun. Ancak Inaho'nun seri hareketleri ve duruşu, aranızdaki farkı da sana anlatmaya yetiyor. En azından bugüne kadar aldığın öğretiler Inaho'nun aynı saldırıyı senden daha seri ve geçişleri de daha yumuşak bir şekilde yapabildiğini sana gösteriyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 46
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by Asakura Midori » March 13th, 2020, 2:54 am

Bazı insanlar vardır.. onlar için mutlak amaç kazanmak değildir. Mantıklı kararları verip galibiyete realist bir şekilde ulaşmayı seçmezler bu insanlar. Onlar için tek ama tek bir haz vardır hayatta.. rakibini gözlerin içine bakarak yok etmek. Devasa bir egoyu doyurmanın verdiği inanılmaz zevk ile kendilerinden geçerler. Çok iyi hatırlıyorum.. akademide de vardı böyle bir çocuk. Mükemmel satranç oynardı, fakat diğerlerinden daha farklı bir stili vardı. Tek hamlede mat edebilecekken bile bunu yapmaz, rakibin vezirinden piyonlarına kadar bütün taşlarını sömürerek, son kalan şah'a acı çektirircesine kazanırdı. Aldığı zevki gözlerinden okuyamamak imkansızdı.. hatırladıkça tüylerim ürperiyor.

Şimdi anlıyorum işte.. Inaho da bu insanlardandı. Başarının kendisi ile değil, başarırken rakibinin içine düştüğü çaresizlik ile ilgileniyordu. İsteseydi beni çoktan kılıcının kabzası ile bayıltıp oracıkta terk edebilirdi. Bir daha yüzümü bile görmezdi muhtemelen. Ama yapmadı. Hayır.. tek sebebi bu olamaz. Ona inanmak istemiyorum. Hala burda oluşumuzun sebebi, yenemediği tek Asakura olmam olamaz! Hissetmiş olmalı.. kesinlikle bende bir şeyler görmüş olmalı. Başka bir açıklama kabul etmiyorum! Aisu-sama onun çocukları sevmediğini söylemişti.. bunu değiştiremem fakat bir istisna yaratacağım. Benim yaşlarımdayken pes etmediği için şuan bu kadar güçlü. Bende kendi gençliğini görmesini sağlamak zorundayım!

"Bir de en iyi savunmanın saldırı olduğunu söylerler.."

Kendou stilinde yüksek bir seviyede olduğumu zaten biliyordum. Duymaya ihtiyacım olan şey bu değildi. Beklentisinin altında kalmış olmamın verdiği anlık öfke ve üzüntüyü bastırmak için çenemi sıktım. Fikrini değiştirmesini sağlamalıydım. Aramızdaki güç farkı uçurum olmasaydı elbette işim çok daha kolay olurdu, fakat ona kendimi kanıtlamam için varımı yoğumu ortaya koymam gerekiyordu ve üç gün yataktan çıkamayacak hale gelmem gerekse bile bunu yapacaktım. Okuduğum çizgi romanlardaki hikayeler dışında hiç kimseye bu kadar hayranlık beslememiştim hayatım boyunca. Inaho mükemmeldi. Inaho gibi olmalıydım, olacaktım.

"Voav!"

Üzerime doğru atıldığında bir an için karşımda bir ayna varmış gibi hissettim. Benim tekniğim bana karşı kullanılıyordu, fakat kendimi hiç dışarıdan görmemiş olsam bile bunu yaparken aynı gözükmediğimize emindim. Benim hareketlerim daha sert ve basitken o sanki ahenkle dans eden bir ölüm tanrıçası gibiydi. Bütün uzuvları birbiriyle muazzam bir uyum içindeydi.. o mu kılıcı yoksa kılıç mı onu kontrol ediyordu emin değildim ve eğer birkaç saniye sonra paramparça olma riskim olmasa oturup saatlerce bu anı izleyebilirdim.

Sol dizimi öne doğru kırdım ve ağırlık merkezimi tamamen yere doğru verdim. Kılıcımı sağ omzumun hizasında yere dik hale getirerek defansif pozisyona geçtim. Fizik kuralları gereği, aslında büyük bir avantajım vardı. Olduğum yerde daha da küçülerek duruşumu sağlamlaştırdığım için hem daha küçük bir hedef haline geliyor, hem de savurma hamlesini aşağı doğru yapmak zorunda bırakıyordum. Yerdeki bir cisme yere paralel bir savurma hamlesi yapmak için gücünü kolundan değil, bileğinden almak zorunda kalacaktı. Ben ise vücut dengemi lehime kullanarak bu saldırıyı anlık olarak bloklayacaktım, bloklarken de kendi etrafımda yarım tur dönerek yüzümü daima ona dönük hale getirecektim, böylece kılıçlarımız çarpıştığında keskin çelik, omzuma gelmek yerine havada birbirine teğet geçecekti.


"Demek böyle hissettiriyor.."

Kendi tekniğimin bana karşı uygulanması gerçekten tuhaf bir histi. Ailemin aksine benim dövüş tarzım fazlası ile ofansif ve agresifti. Ancak savunma yaparken tekniğimdeki açığı, yere yakınlığım, yerçekimi ve ağırlık merkezim ile dengeliyordum. Tıpkı şuanda yaptığım gibi. Inaho'nun daha önce çok daha güçlü rakiplerle çarpıştığına eminim, fakat bu kadar küçük bir rakip ile karşı karşıya geldiğini hiç sanmıyordum. Ne de olsa Tsukikage No Mai tekniğinin temeli kılıcı yere tam paralel savurmaktı fakat bunu yaptığında kılıç kafamın bir hayli üzerinden kayıp gideceği için vuruş açısını daraltmak zorundaydı. Bu savunma, onu etkilemem için önemli bir şanstı ve bu şansı tepmeye hiç de niyetim yoktu. Onun öğrencisi olmayı her şeyden çok istiyordum.
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1587
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by GM - Naruto » March 20th, 2020, 12:23 pm

Off Topic
GM - Naruto wrote:
August 26th, 2018, 2:56 am
Boy: Aşırıya kaçmamanız önerilir. RP'de bir avantaj veya dezavantajı bulunmaz.
Bu durumu bir hatırlatayım dedim.
Inaho’nun saldırısına karşılık olarak defansif bir pozisyona geçerek, nereden ve nasıl geleceğini bildiğin saldırıya karşı aklındaki en iyi duruşu ortaya koyuyorsun. Inaho sergilediği birkaç zigzagın ardından, Kendou konusunda eğitimli biri olmanın getirdiği avantajla da, onun hareketlerini son derece iyi bir şekilde takip edebiliyorsun. Bu da, sana yönelen saldırının ne şekilde olabileceğini daha iyi anlamana yardımcı olurken, aldığın defansif duruşta tam olarak Inaho’nun saldırısını bloklayacak şekilde ufak hamleler ve değişiklikler yapmanı da sağlıyor. Inaho katanasının yere paralel ve kafa hizana doğru gelecek şekilde savurduğu anda, aslında zihninde çoktan bu saldırıyı bloklamış oluyorsun. Sadece zamanın akıp gitmesi için beklemeye koyulduğunda, Inaho’nun katanası seninkiyle çarpışıyor!

Inaho’nun saldırısını son derece başarılı bir şekilde bloklamayı başarıyorsun. Ancak ilginç bir şekilde, Inaho’nun katanasından gelen baskının tahmininin çok altında olduğunu fark ediyorsun. Bir anlık bakışınla dahi, shinobi eğitimi almış olman vesilesiyle, Inaho’nun yeterli güç kullandığını kollarının ve vücudunun gerginliğinden anlayabiliyorsun. Bu durum sana iki şeyi anlatmaya yetiyor. Bunlardan ilki Inaho’nun güç bakımından beklediğinin altında olması, bir diğeri ise ikinci bir sürpriz saldırı. Katanalarınızın çarpıştığı anda aklında beliren bu düşüncelerden hangisinin veya her ikisinin de gerçek olup olmadığını kafanda tarttığın sırada ise, Inaho’nun yüzündeki gülümsemeyi fark ediyorsun. Bunun sıradan bir gülümseme olmadığına adın kadar emin olduğunda, ikinci bir saldırı ihtimali düşüncesi zihninden tüm kaslarına pompalanmaya başlıyor. Ancak tam bu sırada, Inaho’nun sol elinde tuttuğu katanasının kının çoktan katanasına paralel bir şekilde, ancak ters bir açıyla karın boşluğu bölgene temas etmiş olduğunu fark ediyorsun!

Ne zaman ve ne şekilde geldiği konusunda hiçbir fikrin olmadığı bu ikinci saldırının, gerçek bir katanayla yapılmış olması halinde ölümcül bir yara alacağını fark etmen çok da zor olmuyor. Inaho yavaşça hem katanasının hem de kınını indirip dik bir duruşa geçerken, zihninde Inaho’nun gerçekleştirdiği saldırıyı tekrar tekrar oynatıyorsun. Ancak her tekrarda seni aynı son bekliyor, zira Inaho’nun saldırısı sırasında kınını hareket ettiğine dair hiçbir görüntü zihninde belirmiyor.

Inaho yavaş adımlarla geriye doğru çekilirken “Defansın yerlerde… Hayal kırıklığı demek daha doğru olur.” diyor. Yüzündeki memnuniyetsiz ifade ile söylediği cümlelerindeki anlamı güçlendiren Inaho, bu kez ayakta durmaya devam ederken yavaşça vücudunu yan yapıyor ve katanasını yere dik bir şekilde havaya kaldırdıktan sonra 45 derecelik bir açıyla sana doğru yöneltiyor. Kendou stilinin temel duruşlarından birini kusursuz bir sanat tablosu gibi sergileyen Inaho “Dilediğin zaman saldırabilirsin.” diyor. Ancak bu sözünün arkasında, senden sadece bir saldırı beklemediğini sezebiliyor ve Inaho’nun kafasında farklı fikirler olup olmadığı düşüncesine kapılıyorsun.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Asakura Midori
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 46
Joined: June 26th, 2019, 12:22 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by Asakura Midori » March 26th, 2020, 2:54 am

Hareketlerini dışarıdan bir göz olarak izlemek o kadar keyif ve huzur vericiydi ki, bir an için elimizdekilerin saf çelikten dövülmüş kılıçlar değil de makarna çubukları olmasını istedim. Ölüm kadar keskin dansını bütün ahengi ile yaparken izlemek mükemmel olsa da kendimi fazla kaptırırsam ciddi yaralar almam içten bile değildi. Bu benim için büyük bir ikilem sayılırdı. Inaho'yu izlemek ve yaptığı her bir hamleyi beynime kazıyarak analiz etmek mi yoksa kendimi tamamen dövüşe ve kendi hareketlerime odaklayıp bir şekilde ayakta kalmak mı?

Anlık bir refleks sonucu beynim ikinci şıkkı seçti. Zaten beni eğitmeye karar verdiği zaman her şey için bolca vaktimiz olacaktı.. şimdilik tek yapmam gereken bu dövüşte her şeyimi ortaya koyarak kendimi ona kanıtlamamdı. Ancak.. zorlanıyordum. Kılıçlar birbirine değmeden önceki her yarım saniyede "bu sefer oldu" diye düşünüyor, fakat daha savurmam bile bitmeden hüsrana gömülüyordum. Inaho gerçekten hızlıydı!

Ancak zayıflıkları hakkında da ufak da olsa fikirlerim vardı artık. Chuunin olana kadar bolca temel kas ve anatomi bilgisi edinmiştim. Bu kadın kılıcını kullanırken uzuvlarına güç uygulamak için büyük kas gruplarını kullanıyordu. Yani katananın ağırlığı hesaplandığında, ufak bir bilek hareketi bile yeterli olabilecekken o gücünü kollarından, hatta omzundan almak durumundaydı. İnce vücudunun getirileri ve götürüleri olmalıydı bunlar. Anlayabiliyordum, çünkü bu sanata başladığımdan beri stilimi ben de kendi hacmime göre uyarlamak ve ona göre şekillendirmek durumunda kalmıştım. Karşımdaki bir ayı değildi, panterdi.

"Defansım kötü değil. Sadece sen.. fazla hızlısın."

Motivasyonumu kırmasını istemiyordum. Amacının bu olduğunu da düşünmüyordum zaten.. fakat bir usta gözüyle gerçekleri yüzüme çatır çutur vurması canımı yakmıştı. Ninjutsu kullanamayan bir shinobi olarak, üzerime gelen bütün saldıralara karşı verebileceğim tek cevap kılıcımdı. Bu durumda da savunma stilimi geliştirmek zorundaydım. Kötü hissediyordum.. içten içe bildiğim fakat kendime tam anlamı ile daha önce hiç itiraf edemediğim zayıflıklarımı cımbızla çekip masaya koyuyordu çünkü.

"Tamam.. defansımın da biraz gelişmesi lazım.."

Inaho yavaşça savunma pozisyonu alırken ben de yeniden duruşumu düzelttim. Saldırma sırası bendeydi.. geri kalan enerjimi ve çakramı çok doğru kullanmalıydım. Yalnızca tekniğim ve gücüme değil, kondisyonuma da göz kırpmaya başlayacaktı bu dövüş. Bunun olmasına izin vermeli miydim? Muhtemelen duellonun uzaması onun daha fazla işine gelirdi. Bütün ailemi pert edip gözlerime baktığı anı hatırlıyorum da.. hiç de öyle soluk soluğa kalmış bir hali yoktu. Ya da psikolojik olarak bana öyle gelmişti. Emin değildim.

Çakramı yoğun bir şekilde ayaklarımda topladım. Yüz metre koşmaya hazırlanan bir koşucu gibi dizimi kırarak vücudumu gerdim ve yeniden ok gibi fırlayarak Inaho'ya doğru atıldım. Yine yanından geçip giderken kesmeye yönelik bir hamle yapacaktım, fakat bu kez bir süpriz olarak, hemen sonrasında vücudumu tekrar ona çevirip bu kez de dikey bir savurma hamlesi gerçekleştirecektim. Böyle bir kombo kendou stilinde yoktu, çünkü bu plan anlık olarak kafamda oluşturduğum bir plandı. Başarabilmem için, ezberini bozmak zorundaydım.
Image
Image
İsim: Asakura Midori
Yaş: 16
Cinsiyet: Erkek
Ryo: 75.000
Prestij: 0
Ün: 10
Element: Raiton
Seviye: C - Rank
Rütbe: Chuunin
Kullanılabilir GP: 0


Motivasyon:

Boyu değil işlevi!
Midori dünya üzerindeki herkese, karşısındakinin görüntüsünün bir önemi olmadığını, güç ile kalıbın aynı anlama gelmediğini kanıtlamaya yemin etmiştir. Hem kendisi, hem de diğer 'ucube'ler için bu önyargıyı kırmakta kararlıdır.

Sırt kaşıyan
Midori'nin en büyük değerlerinden birisi de arkadaşlıktır. Kendisini koruyan arkadaşları olması ona büyük mutluluk verirken, yaşamayı en çok sevdiği his ise arkadaşlarını korumak için savaşmaktır.


Komplikasyon:

Fare tuzağı
Boyu ile ilgili yapılan dostça şakaları kaldırabilir, hatta yeterince komik ve zekice ise gülmelerine eşlik bile edebilir.. fakat bu tanımadığı veya sevmediği biri tarafından yapıldığında, eğer bunu hakaret olarak algılarsa mantığını ve rasyonelliğini bir anda rafa kaldırıp yarın yokmuşasına öfke patlamaları yaşayarak karşısındaki saldırabilir.


Özellikler: -

Güç: 6
Çeviklik: 10
Kondisyon: 8
Potansiyel: 2
Varlık: 6
Zeka: 3

Beceri Listesi:

[Güç] Atletizm: 3 [FAVORİ]
[Çeviklik] Akrobasi: 1
[Çeviklik] El Hassasiyeti: 1
[Çeviklik] Saklanma: 1
[Kondisyon] Form: 1
[Potansiyel] Ninshuu: 1
[Varlık] Aldatma: 1
[Varlık] Empati: 1
[Varlık] Sosyalleşme: 2 [FAVORİ]
[Zeka] Tıp: 1
[Zeka] Farkındalık: 1
[Zeka] İzcilik: 1


Ninjutsu: -

Genjutsu: -

Taijutsu:

Kendou Stili - A Rank
Tsukikage no Mai - B Rank

Ekipman/Eşya: Katana (İyi Kalite)

User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 1587
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Asakura Midori] Bal Arısı

Post by GM - Naruto » April 10th, 2020, 7:48 am

Ayaklarında topladığın çakrayı bir anda harekete geçirmenle birlikte, bir şimşek gibi fırlıyorsun yerinden. Pozisyonunun Inaho'nun yanından geçerken kesmeye yöenlik bir hamleye göre ayarlıyorsun ve bu doğrultuda tavizsiz bir tavırla ilerliyorsun. Inaho ise sergilediği Kendou stilinin temel duruşunu bozmaksızın, gözleriyle seni takip ediyor. Hızın ve inancınla Inaho'ya yaklaşıp katananı savurduğun anda, yaptığın saldırı hamlesini katanasını bir parça aşağıya indirmekle karşılıyor Inaho. Aslında düşündüğün anda, saldırına karşılık yapılabilecek en iyi savunmanın bu olduğunu, sana benzer bir saldırı yöneltilmesi halinde aynı şekilde bir savunma yapacağını düşünüyorsun. Ne var ki, kafandaki planlar sadece bu aşamada kalmadığı için, bu kez katananı hızlı bir şekilde ilerletiyor, sol ayağını yere basmanın ardından bedenini Inaho'ya doğru çevirip katananı hızla yukarı kaldırıyorsun. Bu hamlenle Inaho'yu tamamen savunmasız yakaladığına inanıyorsun ve katananı hızla aşağı doğru indirmeye başlıyorsun. Bu kez Inaho'ya bir darbe indirebilecek olmanın yarattığı duygu ile katananı daha coşkulu bir biçimde savurduğunu fark ediyorsun. Bir kılıç ustası olarak nadiren tadabildiğin ve içini büyük bir hazla kaplayan bu duyguya sonuna kadar kendini kaptırmak istesen de, karın boşluğunda hissettiğin keskinlik tüm duygularının ve hareketlerinin yok olmasına neden oluyor.

Inaho'ya doğru katananı yukarıdan aşağıya doğru yaptığın savurma hamlesini, katanan ile Inaho'nun omuz bölgesi arasında kısa bir mesafe kala kesmek zorunda kalıyorsun. Zira Inaho'nun katanasınn yere paralel bir şekilde karın bölgen üzerinde duruyor olması, aslında çoktan kesildiğini sana anlatıyor. Inaho yavaşça katanası ile karın bölgende derin bir kesik açtığını katanasını yavaşça ve tenine bastırmadan yaptığı kesme hareketiyle sana gösterdikten sonra katanasını yavaşça kınına sokuyor. Tüm hareketlerinde insanı hayran bırakan bir zarafetin ve akıcılığın bulunduğu Inaho "Sana saldırmayacağımı söylemedim, bu yüzden yanlış bir düşünce içinde olmayacağını düşünüyorum." diyor. Bu cümlesinin ardından baştan aşağıya seni süzen Inaho, katananı ve onu tutan kolunu dikkatle inceledikten sonra "Yeteneklisin ve gelişime müsaitsin. Ancak Kendou'da ustalaşmak istiyorsan, ailenin sana öğrettiklerinden fazlasına ihtiyacın var. Benden önce veya benden başka tanışacağın ustalar belki de içinde bir şeylerin eksik olduğu ya da ne bileyim katanayla bütünleşmediğin gibi zırvalıkları sana sıralayabilirler. Fakat sahip olman gereken şey bunlar değil." diyor. Inaho'nun sözleriyle bir yola girdiğini fark etsen de, bu yolun sana altın bir tepside sunulmayacağını anlayabiliyorsun. Bu yüzden Inaho'ya bir şeyler söylemek veya soru sormak yerine onun konuşmasını bitirmesine izin veriyorsun. Bu bekleyişin ise karşılık buluyor ve Inaho birkaç saniyelik sessizliğin ardından tekrar konuşmaya başlıyor. "Bak, seni öğrencim olarak kabul ettiğimi söylemiyorum." diyerek söze giren Inaho "Kendou stili geleneksel bir yapıyı korusa da, bu geleneksel yapı yüzyıllar boyu devam ettiği için artık öngörülebilir bir stil halini almış durumdadır. Bu sebeple saldırı konusunda Kendou diğer stillere nazaran daha kısıtlı bir kapasiteye sahiptir. Ancak savunma konusunda, her zaman bir adım önde olmuştur. Zira her ne kadar Kendou stilindeki hamleler öngörülebilir olsa da, Kendou'nun yarattığı savunma da gelecek saldırıları öngörülebilir hale getirir. Bu yüzden Kendo'nun zirvesi kırılamayacak bir defans yaratmaktan ve saldırı hamlelerinindeki isabet oranını da olabildiğince üst seviyeye çıkarmaktan geçer." diyor. Sözlerinin ardından kollarını göğüs bölgesinde bağlayan Inaho kısa bir süre bekledikten sonra "Ama bunu nasıl yaparım diye sorarsan, orası senin bileceğin iş. Artık katananla mı birleşirsin, katananı öpüp okşar mısın, oraya buraya boş boş sallar mısın beni bağlamıyor." diyor. Bu cümlelerini bariz bir küçümseme edasında sarf ederken sana arkasını ödenen Inaho yavaş adımlarla ilerleyerek senden uzaklaşmaya başlarken "Fakat sana tek tavsiyem, ailenin yaptıklarını yapma. Sonlarının ne şekilde olduğunu biliyorsun." diyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Locked

Return to “Kusa-Chou Binası”